+18 Hadisler

FSociety

Deneyimli
Mesajlar
349
Tepki puanı
246
Düşünce
Agnostik
Hocam aslında Satanizm dininde iblis taparlar tayfası bulunuyor onlar bile hadisler kadar kadar kafayı yememiş durumdalar. Sehabeler peygamberin kanını sidiğini içiyor bu nedir ya? Ben çok merak ediyorum o zamanlar gerçekten bu denli "ilginç miydi"? Yani insanlar ne bileyim abi bunları o yıllarda yazdıklarına göre o zamanlar Arap toplumu cidden bunları benimsemiş mi anlamadım. :D
 

FSociety

Deneyimli
Mesajlar
349
Tepki puanı
246
Düşünce
Agnostik
Senin paylaşım da güzel de kaynakların hepsi sahih değil. Ben sahihlerden seçiyorum.
Ve paylaştıkların hepsi sahih hadis ama Sünniler o denli kıvırmak istiyor ki taptıkları mezhep kurucularının cümlelerini bile inkar edip Sünni dininden çıkmayı göze alarak sahih hadislere yalan diyebiliyorlar. Sahih hadisler oysa onların kitaplarında mevcut sanki biz bir yerimizden uyduruyoruz.
 

Masterpiece

☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
971
Tepki puanı
1,120
Düşünce
Ateist
Hocam siz hadisleri ret mi ediyorsunuz? Pek mantıklı bulduğum bir şey değil açıkçası. Hadisleri reddedince elimizde islam tarihine dair bir şey kalmıyor.
 

Knightwalker

☆☆☆☆☆
Deneyimli
Mesajlar
6,438
Tepki puanı
2,014
Düşünce
Tarihselci
Hocam siz hadisleri ret mi ediyorsunuz? Pek mantıklı bulduğum bir şey değil açıkçası. Hadisleri reddedince elimizde islam tarihine dair bir şey kalmıyor.
Evet hocam tüm Kur'ancı ve tarihselciler hadisleri reddeder. En eski hadisler Hz. Muhammedin ölümünden tam 200 yıl sonra yazılmıştır.

 

Masterpiece

☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
971
Tepki puanı
1,120
Düşünce
Ateist
Evet hocam tüm Kur'ancı ve tarihselciler hadisleri reddeder. En eski hadisler Hz. Muhammedin ölümünden tam 200 yıl sonra yazılmıştır.

Hocam orası öyle fakat, dediğim gibi; hadisleri reddedince elimizde islam tarihine ve diğer şeylere dair bir şey kalmıyor. Bu yüzden sordum.
 

leonlucas

Deneyimli
Mesajlar
377
Tepki puanı
207
Düşünce
Ateist
1- ''Peygamber oruçlu iken eşini öpüp dilini emerdi.'' (https://sunnah.com/abudawud:2386)

2- ''Peygamberin giysisinden meni temizlerdim. Peygamber onun içinde dua ederdi.'' (https://sunnah.com/abudawud:372)

3- ''Âişe'den rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir: “Ben Rasûlullah -sallallahu ve sellem-’in elbisesine bulaşan meniyi yıkıyordum. O, elbisesinde ıslak kısım (kurumamış) olsa dahi namaza giderdi. Başka bir rivayette şöyle gelmiştir: ''Kurumuş meni bulaşığını Resulah'ın çamaşırından tırnağımla kazıyarak çıkarıyordum. O da bu elbiseyle namaz kılıyordu.” (https://hadeethenc.com/en/browse/hadith/3388)

4- ''Peygamber cenabet banyosundayken önce eliyle özel yerini temizleyip sonra elini duvara sürterdi.'' (https://sunnah.com/bukhari:260)

5- ''Peygamber sihir etkisindeydi ve eşleriyle cinsel ilişkiye girdiğini zannederdi ama aslında girmezdi...'' (https://sunnah.com/bukhari/76/79)

6- Evlendiğim zaman Resulullah (sav) bana: "Nasıl biriyle evlendin (dulla mı bakire ile mi?)" diye sordular. Bir dul aldım!" dedim. "Niye bakire değil? O senin sen de onunla mülatefe ederdiniz!" buyurdular. (https://sunnah.com/muslim:715e)

7- "Ben, annem ve teyzemle birlikte Hz. Aişe radıyallahu anha'nın yanına girdim. Onlar Hz. Aişe'ye: "Hayızlı iken, sizlerle Aleyhissalatu vesselam ne şekilde mübaşerette bulunurdu?" diye sordular. Aişe validemiz: "Hayız olduğumuz zaman bize, geniş bir izar giymemizi emreder, sonra sine ve göğsümüze iltizamda (temasta) bulunurdu." (http://sufizmveinsan.com/hadisler/hayz.htm)

8- Bir rivayette ise şöyle denmiştir: "Kişi hayızlı hanımına, hayız halinin başlangıcında, kan kırmızı renkte iken temas ederse bir dinar tasadduk etsin. Kanın kesilmeye yüz tutup akıntının sarardığı zaman temas eden, yarım dinar tasadduk etsin." (http://sufizmveinsan.com/hadisler/hayz.htm)

9- Resulullah (sav), ben altı yaşında iken benimle evlendi. Medine'ye geldik. Beni'l-Haris İbnu'l-Hazrec kabilesine indik. Ben hummaya yakalandım. Saçlarım döküldü, (İyileşince) saçım yine uzadı. Annem Ümmü Ruman, ben arkadaşlarımla salıncakta oynarken, bana geldi, benden ne istediğini bilmeksizin yanına gittim. Elimden tuttu. Evin kapısında beni durdurdu. Evimizde, ensardan bir grup kadın vardı. "Hayırlı, bereketli olsun!", "Uğurlu mübarek olsun!" diye dualar, tebrikler ettiler. Annem beni onlara teslim etti. Onlar kılık-kıyafetime çeki düzen verdiler. Beni, [kuşluk vakti aniden] Resulullah (sav)('ın gelişinden) başka bir şey şaşırtmadı. Annem beni O'na teslim etti. O gün ben dokuz yaşında idim. (https://www.halveti.tc/hadisler.php?pid=884)

10- Resulullah (sav) Huneyn seferi sırasında Evtas'a bir ordu gönderdi. Ordu düşmanla karşılaştı ve çarpıştılar. Müslüman askerler onlara galebe çaldı, bir miktar kadını da esir etti. Resulullah (sav)'ın Ashabından bir kısımları, ele geçirilen cariyelere teması, müşrik kocaları sebebiyle sanki günah addettiler. Bunun üzerine aziz ve celil olan Allah şu ayeti inzal buyurdu. (Mealen): "Evli kadınlarla evlenmeniz de haram kılındı. Maliki bulunduğunuz cariyeler müstesna..." (Nisa 24) Yani "bunlar (esir aldıklarınız) iddetlerini doldurunca size helaldir." (https://www.halveti.tc/hadisler.php?pid=660)

Umarım bir mü'min kardeşim gelip tek tek bunları çürütür! Çok eğlenceli olur.
 
Moderatör tarafından düzenlendi:

Beşer

Süresiz Yasaklı
Mesajlar
329
Tepki puanı
47
Düşünce
Sünni
''Peygamber oruçlu iken eşini öpüp dilini emerdi.'' (https://sunnah.com/abudawud:2386)
Hadîs-i şeriften, Hz. Peygamber'in, muhabbetinden dolayı Hz. Aişe'yi oruçlu iken bile öptüğü ve dilini emdiği anlaşılmaktadır. Ancak hadîs pek kuvvetli değildir.



Çünkü Muhammed b. Dînar ve Sa'd b. Evs, rivayetlerine i'tibâr edilen râvilerden değildirler, îbn Maîn; bu zâtlar için "zaîf" demiştir. Nesâî ve îbn Adiyy, bu hadîsteki "dilini emerdi" sözünü, Muhammed b. Dinar'dan başka kimsenin rivayet etmediğini söylerler. Aynî de; sözü mahfuz değildir. Bunun isnadı da zayıftır. Kusur Muhammed b. Dînar, Sa'd b. Evs ve Mısda' isnâdındadır. Bu hadîsi (Kütüb-i sitte içinde) sadece Ebû Dâvud rivayet etmiştir" der.

Ebû Davud'un bâzı nüshalarında hadîsin sonunda, Îbnü'l-Ârâbî'nin şu sözleri de yer almıştır: "Bana, Ebû Davud'un; bu isnâd sahîh değildir, dediği ulaştı."

îbn Hâcer el-Askalânî de bu hadîsin isnadının zayıf olduğunu söyleyenlerdendir.

Bu naklettiklerimizden üzerinde durduğumuz hadîsin ahkâmına esâs teşkîl edebilecek kuvvete sahip olmadığı anlaşılmaktadır.

Hadis-i Şerif sahih sayılır ise alimlerimizden yorumlar.

Hadîsin sübûtu(sübut sahih sayılmak anlamına geliyor anladığım kadarı ile) kabul edildiği takdirde, ilim adamları tarafından birkaç türlü izahı yapılmıştır. Buna göre;

a. Peygamber (s.a.)'in Hz. Aişe'yi öpmesi, oruçlu olmadığı zamanda olmuştur. Çünkü hadîste, dilini emmesinin oruçlu iken olduğuna dâir bir açıklık yoktur.

b. Şayet Peygamber (s.a.), Hz. Aişe'nin dilini emdiğinde oruçlu idiyse, ağzında toplanan tükrüğü yutmamış tükürmüştür. Dolayısıyla Efendimizin midesine, Hz. Aişe'nin tükrüğü gitmemiştir.

c. Bu, Hz. Peygamber'e mahsûs bir ruhsattır. Ancak bu son îzah pek yaygın değildir.

îlim adamları, oruçlu iken başkasının tükrüğünü yutmanın orucu bozduğunda görüş birliği içindedir. Yukarıdaki izahlara göre hadîste bu görüşün zıddına delâlet edecek bir yön yoktur.

Başka birisinin tükrüğünü yutan oruçluya Şafiî ve Hanbelî mezheble-rinde sadece kaza gerekir. Mâlikîlere göre, bilerek ve kasden yutmuşsa keffâret gerekir, aksi halde sâdece kaza icâb eder.

Hanifîlere göre ise, kişi sevdiği birinin tükrüğünü yutarsa hem kaza hem.de keffâret îcab eder. Çünkü bundan zevk alır. Bir başkasının tükrüğünü yutması halinde ise, sâdece kaza îcâb eder.

Sâdece Öpmekten dolayı orucun bozulmadığı daha evvel belirtilmişti.[266]
''Peygamberin giysisinden meni temizlerdim. Peygamber onun içinde dua ederdi.'' (https://sunnah.com/abudawud:372)
Bu hadisten anladığınızı anlamadım. Meni var iken namaz kılınmaz o dönemde çamaşır makinesi yoktu.
- ''Âişe'den rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir: “Ben Rasûlullah -sallallahu ve sellem-’in elbisesine bulaşan meniyi yıkıyordum. O, elbisesinde ıslak kısım (kurumamış) olsa dahi namaza giderdi. Başka bir rivayette şöyle gelmiştir: ''Kurumuş meni bulaşığını Resulah'ın çamaşırından tırnağımla kazıyarak çıkarıyordum. O da bu elbiseyle namaz kılıyordu.” (https://hadeethenc.com/en/browse/hadith/3388)
Bu hadisten ne anladığınızı anlamadım. Meni var iken namaz kılınmaz o dönemde çamaşır makinesi yoktu ve anlıyoruz ki bu vesile ile tekrar, meni varken namaz kılınmaz.

- ''Peygamber cenabet banyosundayken önce eliyle özel yerini temizleyip sonra elini duvara sürterdi.'' (https://sunnah.com/bukhari:260)

Bulamadım, bulursanız bana da linkini veriniz.
- ''Peygamber sihir etkisindeydi ve eşleriyle cinsel ilişkiye girdiğini zannederdi ama aslında girmezdi...'' (https://sunnah.com/bukhari/76/79)
Bir Yahudi Peygamber Efendimiz (asm)'e sihir yapmış; Efendimiz onun tesiriyle sıkıntı duymaya başlayınca, sihir malzemesi, meleğin işaretiyle içine atıldığı kuyudan çıkarılmış ve Muavvizeteyn'in okunmasıyla Allah (celle celâluhu), o musibeti Efendimiz (asm)'den defetmişti.(1) (1) bk. Buhârî, tıbb 47, 49, 50; bed'u'l-halk 11; cizye 14; edeb 56; daavât 58; Müslim,

Kadı Iyaz, "Sihir Hz. Peygamber (asm)'in sadece vücudu ve azaları üzerinde tesirini gösterdi, onun temyiz gücünde ve düşüncesinde (yani aklında, fikrinde) bir etki göstermedi." demektedir.(2)

Kafirler, Rasulullah (asm)'ı sihirlenmiş olarak nitelerken, O'nun sihirden etkilenerek hastalanmasını kastetmiyorlardı. Kafirler Rasulullah (asm)'ın sihir etkisi altında mecnun olduğunu ve nübüvvet iddiası ile cennet ve cehennem efsaneleri anlattığını söylüyorlardı. Tarihen sabit olduğu üzere, Rasulullah (asm)'ın sihirden etkilenmesi sadece şahsi yönüyle sınırlı kalmış, nübüvvet görevi bundan kesinlikle etkilenmemiştir. Zaten kafirler de O'nun sihir etkisi altında kalmasını birinci anlamda anlamıyorlardı.(3)

Bu açıklamalara göre Peygamber Efendimiz (asm) kendisine yapılan sihirden şahsi olarak etkilenmiş ve bundan rahatsız olunca da Muavvizeteyn Sureleri olarak bilinen Nas ve Felak Suerelerin inmesine neden olmuştur. Ayrıca yapılan sihrin Peygamberimiz (asm)'e bildirilmesiyle Onun bir mucizesi gerçekleşmiş; Allah'ın izniyle sihrin yerini, onu yapanı bildirmiş ve Muavvizteyn surelerinden okuduğu her ayet ile sihrin tesiri tek tek yok olmuştur. Böylece bu surelerin sihir ve büyü gibi şeylere şifa olduğu da uygulamalı olarak gösterilmiş oldu.
(2) bk. İbn Hacer, Fethu'l-Bari, X, 185.
(3) bk. Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte, 8/98-99; Tefhim, Nas ve Felak Tefsiri.
Ben hadis-i şerifi aradığım kaynaklarda bulamadım, Buharide’de zayıf hadis var uydurma var mı bilmiyorum.
Anlıyoruz ki hadis-i şerif sahih değil.
 

Beşer

Süresiz Yasaklı
Mesajlar
329
Tepki puanı
47
Düşünce
Sünni
- Evlendiğim zaman Resulullah (sav) bana: "Nasıl biriyle evlendin (dulla mı bakire ile mi?)" diye sordular. Bir dul aldım!" dedim. "Niye bakire değil? O senin sen de onunla mülatefe ederdiniz!" buyurdular. (https://sunnah.com/muslim:715e)
Öncelikle bu hadis bir hüküm değil tavsiyedir. Dinimiz kadın olsun erkek olsun dul olması halinde onunla evlenmeyi yasaklamamıştır.

Açıklamadan önce konuyu açmadan önce araştırma yapmanız;

Açıklama:

1. Burada, bazı vecihlerinde başka teferruat bulunan bir hadisin bir kısmı yer almaktadır. Kısaca özetlemek gerekirse: Hz. Cabir'in babası öldüğü zaman geride yedi (veya dokuz) kız çocuğu bırakmıştır. Hz. Cabir, kendi ifadesiyle "çocukları ayarında beceriksiz bir bâkire ile evlenmeyi [kızlarına bir yenisini eklemeyi] uygun bulmayarak bunlara analık yapacak, terbiye ve bakımlarını iyi îfa edecek, onlar üzerinde otorite kurabilecek tecrübeli bir dulla evlenmiştir." Bir sefer dönüşü Hz. Cabir, Medine'ye yaklaşınca, evine bir an önce varmak için hayvanını hızlandırınca, oradaki acelecilik Aleyhissalâtu vesselâm'ın dikkatini çeker. Cabir'den sebebini sorar. Cabir, yeni evlendiğini söyleyince, Aleyhissalâtu vesselâm, "dulla mı, bakire ile mi evlendin" diye tekrar sorar. Cabir (radıyallahu anh) dul deyince, Aleyhissalâtu vesselâm, sadedine olduğumuz tavsiyede bulunur. Hz. Cabir, niçin dulla evlendiğini açıklayınca da: اصَبْتَ "İsabetli davranmışsın." buyurarak takdir eder. Hz. Cabir'in aldığı kadının adı Sahle Bintu Mes'ûd İbni Evs İbni Mâlik el-Ensâriyye'dir.

2. HADİSTEN ÇIKARILAN BAZI FAYDALAR:

* Bakire ile evlenmeye teşvik var. İbnu Mâce'nin bir rivayetinde daha sarih olarak "Size bekârları tavsiye ederim. Onların ağızları daha tatlı (kabasaba, kırıcı söz söylemezler...), rahimleri daha hareketlidir (daha çok çocuk yapar), (aza daha kolay razı olurlar)" buyurmuştur.

* Hz. Cabir, kız kardeşlerine karşı müşfik davranışı ve onların maslahatını şahsî hazzına tercih etmesiyle fazilet örneği vermiş, Aleyhissalâtu vesselâm da takdir etmiştir.

* İki maslahat çakışırsa, hangisi daha çok ehemmiyet taşıyorsa o tercih edilir. Nitekim Cabir öyle yapmış ve Resûlullah'ın takdir ve dualarına mazhar olmuştur.

* İmam, arkadaşlarının şahsî meseleleriyle de ilgilenmeli, sual etmeli, hayra, daha doğruya irşadda bulunmalıdır. Bu, nikah meselesinde de olabilir, zikrinde haya duyulan meselelerde de olabilir.

* Kadının kocasına hizmet etmesinin meşruiyyeti, sadece kocaya değil, kocanın kardeşi, ailesi, çocuklarına da hizmet meşrudur, fazilettir. Kocanın bu maksadla evlenmesinde kocaya bir mahzur yoktur, kadın da aslında bunu bir mecburiyet olarak yapmaz. Fakat beşerî hayatta âdet böyle cereyân etmektedir. Bundan dolayı Resûlullah Cabir'in kasdını kınamadı, yadırgamadı, dahası takdir etti.

- "Ben, annem ve teyzemle birlikte Hz. Aişe radıyallahu anha'nın yanına girdim. Onlar Hz. Aişe'ye: "Hayızlı iken, sizlerle Aleyhissalatu vesselam ne şekilde mübaşerette bulunurdu?" diye sordular. Aişe validemiz: "Hayız olduğumuz zaman bize, geniş bir izar giymemizi emreder, sonra sine ve göğsümüze iltizamda (temasta) bulunurdu." (http://sufizmveinsan.com/hadisler/hayz.htm)
Aslında hadiste var cevap. Sorulmuş bir soruya bir cevap.
"Sana hayızlı ile cimayı soruyorlar. De ki, bu (her iki tarafâ da) eziyet verici bir şeydîr. Onlar âdetli iken onlardan ayrılın ve temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. İyice temizlendiklerinde Allah`ın size emrettiği yerden onlara gidin. Allah çok tevbe edenleri ve tertemiz olanları sever." (Bakara, 2/222)

Bu hükmün diğer bir gerekçesi ise Peygamber (asm)'in "Ay başı iken hanımımdan bana helal olan nedir?" diye soran Abdullah b. Sa'd'e: "İzarın üstü sana helaldir." (Ebu Davud) demesidir. İzarın altından faydalanmak cimaya davet eder. Numan b. Beşir'den gelen ve Buhari ve Müslimde yer alan haber dolayısıyla haram kılınmıştır. Orada şöyle denilmektedir: "Her kim yasak bölgenin çevresinde dolaşacak olursa, ona düşme ihtimali de yüksektir."

Burada geçen "izar" ise vucudun belden aşağısını örten kısımdır ki bu da göbek ile diz kapağı arasındaki kısımdır. Bunun dışındaki kısımlardan erkeklik organı ile yahut, öpmek, sarılmak, dokunmak ve buna benzer davranışlarla yararlanmak caizdir. (Prof. Dr. Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi)

Ancak İmam Muhammed, "Kan gelen yerden sakınılması şartı ile her taraftan faydalanılması helaldir." demiştir. İmamı-ı Şafi'de bu görüştedir. Bu durumda kan gelen yerin örtülü olması, açık olmaması lazım. Bunu yapan kimselerin de kendilerinden emin olması gerekir. (Rauf Pehlivan, Büyük Kadın İlmihali, Gonca Yayınevi, 1993)
 

Beşer

Süresiz Yasaklı
Mesajlar
329
Tepki puanı
47
Düşünce
Sünni
Bir rivayette ise şöyle denmiştir: "Kişi hayızlı hanımına, hayız halinin başlangıcında, kan kırmızı renkte iken temas ederse bir dinar tasadduk etsin. Kanın kesilmeye yüz tutup akıntının sarardığı zaman temas eden, yarım dinar tasadduk etsin." (http://sufizmveinsan.com/hadisler/hayz.htm)
136- İbn Abbâs (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Hayızlı iken hanımına cinsel ilişki için yaklaşan kimse yarım dinar sadaka vermelidir.” (Nesâî, Hayz: 9; İbn Mâce, Tahra: 123)

137- Yine İbn Abbâs (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdular: “Kan kırmızı ise bir dinar sarımtırak ise yarım dinar sadaka vermelidir.” (İbn Mâce, Tahara: 123; Dârimî, Tahara: 112)

Tirmîzî: Hayızlı kadına cinsel ilişki için yaklaşma konusundaki keffâret hadisi hem merfu hemde mevkuf olarak rivâyet edilmiştir.

Bazı ilim adamlarının görüşü bu hadise göredir. Ahmed ve İshâk’da bunlardandır. İbn’ül Mübarek; “Rabbinden bağışlanması için istiğfar eder keffâret gerekmez” demektedir. Tabiinden bazı kimselerin İbn’ül Mübarek’in görüşünde oldukları rivâyet edilmektedir. Pek çok ilim adamı ve Saîd b. Cübeyr, İbrahim en Nehaî bunlardandır.

"Sana hayızlı ile cimayı soruyorlar. De ki, bu (her iki tarafâ da) eziyet verici bir şeydîr. Onlar âdetli iken onlardan ayrılın ve temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. İyice temizlendiklerinde Allah`ın size emrettiği yerden onlara gidin. Allah çok tevbe edenleri ve tertemiz olanları sever." (Bakara, 2/222)
Biraz araştıralım lütfen.
Resulullah (sav), ben altı yaşında iken benimle evlendi. Medine'ye geldik. Beni'l-Haris İbnu'l-Hazrec kabilesine indik. Ben hummaya yakalandım. Saçlarım döküldü, (İyileşince) saçım yine uzadı. Annem Ümmü Ruman, ben arkadaşlarımla salıncakta oynarken, bana geldi, benden ne istediğini bilmeksizin yanına gittim. Elimden tuttu. Evin kapısında beni durdurdu. Evimizde, ensardan bir grup kadın vardı. "Hayırlı, bereketli olsun!", "Uğurlu mübarek olsun!" diye dualar, tebrikler ettiler. Annem beni onlara teslim etti. Onlar kılık-kıyafetime çeki düzen verdiler. Beni, [kuşluk vakti aniden] Resulullah (sav)('ın gelişinden) başka bir şey şaşırtmadı. Annem beni O'na teslim etti. O gün ben dokuz yaşında idim. (https://www.halveti.tc/hadisler.php?pid=884)
@bilgelikyolunda cevabını vermişti. Anlamadı iseniz tekrar anlatsın lütfen.(evet ben rütbesiz artık eskisi gibi olmamaya çalışacağım hatalarımı gördüm @PUSAT ın eleştirisini anladım temelden devam etmek gerek).
 

Beşer

Süresiz Yasaklı
Mesajlar
329
Tepki puanı
47
Düşünce
Sünni
Resulullah (sav) Huneyn seferi sırasında Evtas'a bir ordu gönderdi. Ordu düşmanla karşılaştı ve çarpıştılar. Müslüman askerler onlara galebe çaldı, bir miktar kadını da esir etti. Resulullah (sav)'ın Ashabından bir kısımları, ele geçirilen cariyelere teması, müşrik kocaları sebebiyle sanki günah addettiler. Bunun üzerine aziz ve celil olan Allah şu ayeti inzal buyurdu. (Mealen): "Evli kadınlarla evlenmeniz de haram kılındı. Maliki bulunduğunuz cariyeler müstesna..." (Nisa 24) Yani "bunlar (esir aldıklarınız) iddetlerini doldurunca size helaldir." (https://www.halveti.tc/hadisler.php?pid=660)
Rica ediyorum araştırın.

Huneyn, Mekke ile Taif arasında, Mekke'ye aşağı yukarı on mil uzaklıkla bulunan bir vadinin adıdır. Huneyn gazvesi, Mekke'nin fethinden sonra, hicretin 8. yılında, şevval ayında cereyan etmiştir. İslam tarihinde huneyn gazvesi olarak bilinen bu savaşın sebebi Hevâzın kabîlesinin müslüman topraklarına saldırmak amacıyla Huneyn'de toplanıp harp hazırlıklarına başlamalarıdır. Düşmanın bu niyeti, iyi ta'lim ve terbiye görmüş disiplinli İslam ordusu karşısında gerçekleşme imkanı bulamamış, savaş müslümanların zaferiyle neticelenmiştir. Evtas: Hevâzin ülkesinde bir vâdîdİr. Bu vadi Huneyn vadisinden başka bir vâdîdir. Evtas hâdisesi ise, Huneyn savaşından sonra cereyan etmiştir. Huneyn gazvesinde müslümanlardan kurtulup kaçmaya muvaffak olan, Hevâzin kabilesinden bir kuvvet Taife kaçarak Sakiflilerle birlikte prada mevzilenmişierdi. Bunun üzerine Peygamber (s.a.) onların üzerine Ebü Musa el-Eş'arî'nin amcası Ebû Amir el-Eş'arî kumandanlığında bir askeri kuvvet gönderdi. İslam askerleri Taif'i 18 gün kadar kuşattı, fakat bir sonuç alamadığından kuşatma kaldırıldı. Bir sene sonra Taif halkı kendiliklerinden müslüman oldular.

Hadîs-i şeriften anlaşılıyor ki Evtas savaşında müslümanlar müşriklerden pek çok kimseleri esir almışlar, fakat esir edilen kadınların kocaları olduğunu düşünen bazı ashab günah olur korkusuyla onlarla cinsî münasebette bulunmaktan çekinmişlerdir. Bunun üzerine yukarıda tercümesini sunduğumuz âyet-i kerîme inerek iddetlerinden çıkmış olmaları şartıyla esir alınan kadınlarla cinsi münasebette bulunmakta herhangi bir sakınca yoktur. Bu kadının müşrik kocasının hayatta olmasının da önemi yoktur. Önemli olan iddetten çıkmış olması gebe olmaması ve cinsi münasebette bulunmak isteyen kimsenin hissesine düşmüş olmasıdır. Çünkü bir kimsenin başka bir kimsenin cariyesiyle birleşmesi de zina olur.

Müslümanlar, Hayber'de aldıkları esir kadınlarla birleşmek isteyince Hazret-i Peygamber, birinin şöyle bağırmasını emretmişti: "Kim Allah'a ve âhiret gününe inanıyorsa rahminde çocuk bulunan esir kadınla yatmasın."[711]

Ayet-i kerimede geçen muhsena'dan murad, evli kadındır. Bu kelimenin aslı olan ihsan, gerek lügatte ve gerekse Kur'ân-ı kerimde İslam, hürriyet, evlenmek ve iffet manalarında kullanılmıştır. Bu manalar muvacehesinde âyet-i kerimedeki "Muhsaneler"den muradın ne olduğunu anlamak, Alûsî'nin dediği gibi, müşkildir. Hatta Mücâhid: "Bu âyet-i kimin tefsir ettiğini bilsem, ona deve ile giderdim" demiştir. İbn Ebî Şeybe'nin Ebü Sevdâ'dan tahric ettiği bir rivayette Ebû Sevdâ'nın "İkrime'ye bu âyetin mânâsım sordum da "bilmiyorum" cevabını verdi" dediği biliniyor.[712]


 

Hannibal

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,418
Tepki puanı
1,034
Düşünce
Agnostik
@bilgelikyolunda cevabını vermişti. Anlamadı iseniz tekrar anlatsın lütfen.(evet ben rütbesiz artık eskisi gibi olmamaya çalışacağım hatalarımı gördüm @PUSAT ın eleştirisini anladım temelden devam etmek gerek)
Çok inandırıcı bir açıklama olmuş gerçekten. Atalarımız ne demiş?
Huylu huyundan vazgeçmez.

Ayrıca senin bu hadisleri savunan fasulye beynine... Umarım seninle yüz yüze karşılaşmayız. Bu hadisleri savunacak kadar sapık biri, beni yolda görse neler yapar kim bilir. Sapık herif!
 

Beşer

Süresiz Yasaklı
Mesajlar
329
Tepki puanı
47
Düşünce
Sünni
Ekstra bir açıklama yapmak istiyorum Hz. Aişe(r.a) annemiz ile evliliği konusunda.

Peygamber efendimiz 25 yaşında kadar kendisini muhafaza etmiş ve zina etmemiş, harama girmemiş. Namahreme dahi haram gözle bakmamış. Düşünmemiş bile haramı. Çünkü Peygamber günahsız.

Şimdi şehvetini muhafaza eden Peygamber efendimiz 40 yaşında nasip oluyor Hz. Hatice(r.a) annemiz ile ilk evliliğini yapıyor bu doruk noktasında olan şehveti koruyan biri sizce bu evliliği şehvet için yapmış olabilir mi? Peygamberliğinden önce, şehvet için evlenmiş denilir mi? 25 yıl muhafaza etmiş bildiğimiz kadarı ile 20-25 şehvetin tavan yaptığı yaş. Sadece zinadan bahsetmiyoruz bu arada, diğer haram yollar, harama bakmak dahil.

Şimdi Hz. Aişe(r.a) annemiz ile yaptığı evlilik ( @bilgelikyolunda açıklamıştı) 17 yaşında hatırladığım kadarı ile, En doğrusunu Allah(c.c) bilir. Peygamber Efendimiz ise 50 küsur(tam bilmiyorum) yaşında idi. Şimdi 20-25 yaşında harama düşmeyen biri 50 küsur yaşında haşa şehvet için evlendi demek akıl karı olmuyor.

Demek ki burada yapmamız gerek hikmeti nedir? Araştırması yapmalı.


 
Yazan tarafından düzenlendi:

Son konular

Üst