+18 Hadisler

Lafimur

Ayrıldı
Mesajlar
528
Tepki puanı
302
Düşünce
Sünni
Ekstra bir açıklama yapmak istiyorum Hz. Aişe(r.a) annemiz ile evliliği konusunda.

Peygamber efendimiz 25 yaşında kadar kendisini muhafaza etmiş ve zina etmemiş, harama girmemiş. Namahreme dahi haram gözle bakmamış. Düşünmemiş bile haramı. Çünkü Peygamber günahsız.

Şimdi şehvetini muhafaza eden Peygamber efendimiz 40 yaşında nasip oluyor Hz. Hatice(r.a) annemiz ile ilk evliliğini yapıyor bu doruk noktasında olan şehveti koruyan biri sizce bu evliliği şehvet için yapmış olabilir mi? Peygamberliğinden önce, şehvet için evlenmiş denilir mi? 25 yıl muhafaza etmiş bildiğimiz kadarı ile 20-25 şehvetin tavan yaptığı yaş. Sadece zinadan bahsetmiyoruz bu arada, diğer haram yollar, harama bakmak dahil.

Şimdi Hz. Aişe(r.a) annemiz ile yaptığı evlilik ( @bilgelikyolunda açıklamıştı) 17 yaşında hatırladığım kadarı ile, En doğrusunu Allah(c.c) bilir. Peygamber Efendimiz ise 50 küsur(tam bilmiyorum) yaşında idi. Şimdi 20-25 yaşında harama düşmeyen biri 50 küsur yaşında haşa şehvet için evlendi demek akıl karı olmuyor.

Demek ki burada yapmamız gerek hikmeti nedir? Araştırması yapmalı.


Rütbesiz reis yeniden gelmişsin hoş geldin.
 

Cellius

ll ☆
Yazar
Mesajlar
1,386
Tepki puanı
1,340
Düşünce
Ateist
Başımın belası yine mi geldin hoş geldin. :D
b. Şayet Peygamber (s.a.), Hz. Aişe'nin dilini emdiğinde oruçlu idiyse, ağzında toplanan tükrüğü yutmamış tükürmüştür. Dolayısıyla Efendimizin midesine, Hz. Aişe'nin tükrüğü gitmemiştir.

c. Bu, Hz. Peygamber'e mahsûs bir ruhsattır. Ancak bu son îzah pek yaygın değildir.

îlim adamları, oruçlu iken başkasının tükrüğünü yutmanın orucu bozduğunda görüş birliği içindedir. Yukarıdaki izahlara göre hadîste bu görüşün zıddına delâlet edecek bir yön yoktur.

Başka birisinin tükrüğünü yutan oruçluya Şafiî ve Hanbelî mezheble-rinde sadece kaza gerekir. Mâlikîlere göre, bilerek ve kasden yutmuşsa keffâret gerekir, aksi halde sâdece kaza icâb eder.

Hanifîlere göre ise, kişi sevdiği birinin tükrüğünü yutarsa hem kaza hem.de keffâret îcab eder. Çünkü bundan zevk alır. Bir başkasının tükrüğünü yutması halinde ise, sâdece kaza îcâb eder.
Bunları okurken midem bulandı senin yazarken bulanmadı mı?
Bu hadisten anladığınızı anlamadım. Meni var iken namaz kılınmaz o dönemde çamaşır makinesi yoktu.
Tüm insanlığa örnek olacak bir insanın kıyafetinde meni ne arıyor? Ayrıca diğer hadiste üstündeki meni ıslak haldeyken bile namaz kıldığı söyleniyor.
Bulamadım, bulursanız bana da linkini veriniz.
Bu link yeterli değil mi?
Bir Yahudi Peygamber Efendimiz (asm)'e sihir yapmış; Efendimiz onun tesiriyle sıkıntı duymaya başlayınca, sihir malzemesi, meleğin işaretiyle içine atıldığı kuyudan çıkarılmış ve Muavvizeteyn'in okunmasıyla Allah (celle celâluhu), o musibeti Efendimiz (asm)'den defetmişti.
Bu cevap hadisi açıklar nitelikte değil.
Öncelikle bu hadis bir hüküm değil tavsiyedir. Dinimiz kadın olsun erkek olsun dul olması halinde onunla evlenmeyi yasaklamamıştır.
Bu hadisteki sorun peygamberin düşünce yapısı. Bir adam peygambere evlendiğini söylüyor peygamberin zihne bak ''Niye bakire değil?'' diye soruyor.
Şimdi Hz. Aişe(r.a) annemiz ile yaptığı evlilik ( @bilgelikyolunda açıklamıştı) 17 yaşında hatırladığım kadarı ile
Ayşe'nin yaşı hakkında yakında detaylı bir paylaşım yapacağım.
 
Yazan tarafından düzenlendi:

siradan1mumin

Ayrıldı
Mesajlar
1,098
Tepki puanı
339
Düşünce
Tarihselci
Hocam orası öyle fakat, dediğim gibi; hadisleri reddedince elimizde islam tarihine ve diğer şeylere dair bir şey kalmıyor. Bu yüzden sordum.
Hocam, bildiğimiz ilk İslam tarihçisi, İbn-i İshak. O da hadislerin yazımından daha önce yaşamış birisi. Ardından gelen, İbn Hişam, İbn Sad, Taberi gibi tarihçiler İslam tarihini oluşturmuştur. Hadislerden en fazla ayetlerin nüzul sebebini öğrenebiliriz. Hadisleri çöpe atarsak İslam tarihini öğrenemeyiz demek doğru değil.
 

Beşer

Süresiz Yasaklı
Mesajlar
329
Tepki puanı
47
Düşünce
Sünni
Bunları okurken midem bulandı senin yazarken bulanmadı mı?
Hayır.
Tüm insanlığa örnek olacak bir insanın kıyafetinde meni ne arıyor? Ayrıca diğer hadiste üstündeki meni ıslak haldeyken bile namaz kıldığı söyleniyor.
Böyle bir durumda kalanlara örnek olmuş oldu bu vesile ile.

Meni ıslanmış. Direkt meni ile namaza durulmuyor.
Bu link yeterli değil mi?
Değil.
Bu cevap hadisi açıklar nitelikte değil.
Okumanız gerekiyor.
Kadı Iyaz, "Sihir Hz. Peygamber (asm)'in sadece vücudu ve azaları üzerinde tesirini gösterdi, onun temyiz gücünde ve düşüncesinde (yani aklında, fikrinde) bir etki göstermedi." demektedir.(2)

Kafirler, Rasulullah (asm)'ı sihirlenmiş olarak nitelerken, O'nun sihirden etkilenerek hastalanmasını kastetmiyorlardı. Kafirler Rasulullah (asm)'ın sihir etkisi altında mecnun olduğunu ve nübüvvet iddiası ile cennet ve cehennem efsaneleri anlattığını söylüyorlardı. Tarihen sabit olduğu üzere, Rasulullah (asm)'ın sihirden etkilenmesi sadece şahsi yönüyle sınırlı kalmış, nübüvvet görevi bundan kesinlikle etkilenmemiştir. Zaten kafirler de O'nun sihir etkisi altında kalmasını birinci anlamda anlamıyorlardı.(3)

Bu açıklamalara göre Peygamber Efendimiz (asm) kendisine yapılan sihirden şahsi olarak etkilenmiş ve bundan rahatsız olunca da Muavvizeteyn Sureleri olarak bilinen Nas ve Felak Suerelerin inmesine neden olmuştur. Ayrıca yapılan sihrin Peygamberimiz (asm)'e bildirilmesiyle Onun bir mucizesi gerçekleşmiş; Allah'ın izniyle sihrin yerini, onu yapanı bildirmiş ve Muavvizteyn surelerinden okuduğu her ayet ile sihrin tesiri tek tek yok olmuştur. Böylece bu surelerin sihir ve büyü gibi şeylere şifa olduğu da uygulamalı olarak gösterilmiş oldu.
(2) bk. İbn Hacer, Fethu'l-Bari, X, 185.
(3) bk. Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte, 8/98-99; Tefhim, Nas ve Felak Tefsiri.
Ben hadis-i şerifi aradığım kaynaklarda bulamadım, Buharide’de zayıf hadis var uydurma var mı bilmiyorum.
Anlıyoruz ki hadis-i şerif sahih değil.

Bu hadisteki sorun peygamberin düşünce yapısı. Bir adam peygambere evlendiğini söylüyor peygamberin zihne bak ''Niye bakire değil?'' diye soruyor.
Okumanız gerekiyor.
Öncelikle bu hadis bir hüküm değil tavsiyedir. Dinimiz kadın olsun erkek olsun dul olması halinde onunla evlenmeyi yasaklamamıştır.

Açıklamadan önce konuyu açmadan önce araştırma yapmanız;

Açıklama:

1. Burada, bazı vecihlerinde başka teferruat bulunan bir hadisin bir kısmı yer almaktadır. Kısaca özetlemek gerekirse: Hz. Cabir'in babası öldüğü zaman geride yedi (veya dokuz) kız çocuğu bırakmıştır. Hz. Cabir, kendi ifadesiyle "çocukları ayarında beceriksiz bir bâkire ile evlenmeyi [kızlarına bir yenisini eklemeyi] uygun bulmayarak bunlara analık yapacak, terbiye ve bakımlarını iyi îfa edecek, onlar üzerinde otorite kurabilecek tecrübeli bir dulla evlenmiştir." Bir sefer dönüşü Hz. Cabir, Medine'ye yaklaşınca, evine bir an önce varmak için hayvanını hızlandırınca, oradaki acelecilik Aleyhissalâtu vesselâm'ın dikkatini çeker. Cabir'den sebebini sorar. Cabir, yeni evlendiğini söyleyince, Aleyhissalâtu vesselâm, "dulla mı, bakire ile mi evlendin" diye tekrar sorar. Cabir (radıyallahu anh) dul deyince, Aleyhissalâtu vesselâm, sadedine olduğumuz tavsiyede bulunur. Hz. Cabir, niçin dulla evlendiğini açıklayınca da: اصَبْتَ "İsabetli davranmışsın." buyurarak takdir eder. Hz. Cabir'in aldığı kadının adı Sahle Bintu Mes'ûd İbni Evs İbni Mâlik el-Ensâriyye'dir.

2. HADİSTEN ÇIKARILAN BAZI FAYDALAR:

* Bakire ile evlenmeye teşvik var. İbnu Mâce'nin bir rivayetinde daha sarih olarak "Size bekârları tavsiye ederim. Onların ağızları daha tatlı (kabasaba, kırıcı söz söylemezler...), rahimleri daha hareketlidir (daha çok çocuk yapar), (aza daha kolay razı olurlar)" buyurmuştur.

* Hz. Cabir, kız kardeşlerine karşı müşfik davranışı ve onların maslahatını şahsî hazzına tercih etmesiyle fazilet örneği vermiş, Aleyhissalâtu vesselâm da takdir etmiştir.

* İki maslahat çakışırsa, hangisi daha çok ehemmiyet taşıyorsa o tercih edilir. Nitekim Cabir öyle yapmış ve Resûlullah'ın takdir ve dualarına mazhar olmuştur.

* İmam, arkadaşlarının şahsî meseleleriyle de ilgilenmeli, sual etmeli, hayra, daha doğruya irşadda bulunmalıdır. Bu, nikah meselesinde de olabilir, zikrinde haya duyulan meselelerde de olabilir.

* Kadının kocasına hizmet etmesinin meşruiyyeti, sadece kocaya değil, kocanın kardeşi, ailesi, çocuklarına da hizmet meşrudur, fazilettir. Kocanın bu maksadla evlenmesinde kocaya bir mahzur yoktur, kadın da aslında bunu bir mecburiyet olarak yapmaz. Fakat beşerî hayatta âdet böyle cereyân etmektedir. Bundan dolayı Resûlullah Cabir'in kasdını kınamadı, yadırgamadı, dahası takdir etti.

Ayşe'nin yaşı hakkında yakında detaylı bir paylaşım yapacağım.
Size iki adet kaynak attım lütfen okuyunuz.
Hadislerden en fazla ayetlerin nüzul sebebini öğrenebiliriz. Hadisleri çöpe atarsak İslam tarihini öğrenemeyiz demek doğru değil.

İlk dört sitede solda en sonunca ilk fihrist çıkıyor.

Sadece nüzul vesilesi değil.
 

siradan1mumin

Ayrıldı
Mesajlar
1,098
Tepki puanı
339
Düşünce
Tarihselci

Beşer

Süresiz Yasaklı
Mesajlar
329
Tepki puanı
47
Düşünce
Sünni
Bunlardan önce yazılmış tarihi veri zaten var. İbn İshak'ın başlattığı, İbn Sad, İbn Hişam ve Taberi'nin genişlettiği siyer var elimizde.
Anlamadım biraz daha geniş açıklar mısınız?
@Knightwalker Allah aşkına gel al şunu başımdan. 😂
10 adet hadis attınız, 10 tanesini de açıkladık. Anlamadı iseniz kaynakları ve fazladan öneri, alıntı yapmadığım baktığım siteleri attım.

Bunu yazmanız hoş değil, doğruda değil gerçekten. Forumda mesajlarımı görmek istemiyor iseniz engelleyebilirsiniz. Sünneti kabul etmeyen birini neden çağırıyorsunuz? Size açıklamaları attık, okumamışsınız veya anlamadınız. Kaynaklara bakabilirsiniz daha uzun.
 
Yazan tarafından düzenlendi:

Cellius

ll ☆
Yazar
Mesajlar
1,386
Tepki puanı
1,340
Düşünce
Ateist
10 adet hadis attınız, 10 tanesini de açıkladık.
Cevabınız var tabi ki siz Müslümanların her şeye cevabı var olmak da zorunda zaten ama cevap ne kadar tutarlı sorun orada. Kötü içerikli hadise bu sahih değildir vs. demekle bir şey açıklamış olmuyorsunuz. Paylaştığım bütün hadisler sağlam, sahih hadislerdir.
 

Beşer

Süresiz Yasaklı
Mesajlar
329
Tepki puanı
47
Düşünce
Sünni
Cevabınız var tabi ki siz Müslümanların her şeye cevabı var olmak da zorunda zaten ama cevap ne kadar tutarlı sorun orada. Kötü içerikli hadise bu sahih değildir vs. demekle bir şey açıklamış olmuyorsunuz. Paylaştığım bütün hadisler sağlam, sahih hadislerdir.
10 tane hadisin ikisi sahih olmadığını hadisler, alimler, kaynaklar vererek bu vesilesi ile anlattık. Sahih olduğuna dair delilinizi buyurun söyleyin lütfen.

Şunu unutmayın Buhari'de de zayıf hadis var, uydurma var mı bilmiyorum araştırmak gerek, Allah'u alem.
Konu şu idi: Hadisleri çöpe atarsak elimizde İslam tarihi kalır mı?
Bende dedim ki: hadisleri baz almasak da İslam tarihi öğrenebiliriz dedim. Mesele bu yani.
Tefsirlerin çoğu sünnet ile birlikte açıklanır zaten sünnete yer vermeyen sallamış oluyor. Çünkü vahyi alan ve tefsir eden, en iyi müfessir son Nebi(sav).
 

Masterpiece

☆☆☆☆
Deneyimli
Mesajlar
965
Tepki puanı
1,104
Düşünce
Ateist
10 tane hadisin ikisi sahih olmadığını hadisler, alimler, kaynaklar vererek bu vesilesi ile anlattık. Sahih olduğuna dair delilinizi buyurun söyleyin lütfen.

Şunu unutmayın Buhari'de de zayıf hadis var, uydurma var mı bilmiyorum araştırmak gerek, Allah'u alem.

Tefsirlerin çoğu sünnet ile birlikte açıklanır zaten sünnete yer vermeyen sallamış oluyor. Çünkü vahyi alan ve tefsir eden, en iyi müfessir son Nebi(sav).
Hoş geldin @Rütbesiz!
 

Cellius

ll ☆
Yazar
Mesajlar
1,386
Tepki puanı
1,340
Düşünce
Ateist
Peki o zaman detaylı açıklama yapayım.
a. Peygamber (s.a.)'in Hz. Aişe'yi öpmesi, oruçlu olmadığı zamanda olmuştur. Çünkü hadîste, dilini emmesinin oruçlu iken olduğuna dâir bir açıklık yoktur.

b. Şayet Peygamber (s.a.), Hz. Aişe'nin dilini emdiğinde oruçlu idiyse, ağzında toplanan tükrüğü yutmamış tükürmüştür. Dolayısıyla Efendimizin midesine, Hz. Aişe'nin tükrüğü gitmemiştir.
a. Hadiste açıkça oruçlu olduğu yazıyor. ''The Prophet used to kiss her and suck her tongue when he was fasting.'' Bu cümleden o işi yaparken oruçlu olduğu anlaşılıyor.
b. Tükürüğü yutup yutmaması umurumda değil eleştirdiğimiz şey yaptığı faaliyet zaten.
Bu hadisten anladığınızı anlamadım. Meni var iken namaz kılınmaz o dönemde çamaşır makinesi yoktu.
Dediğim gibi bunlar tüm insanlığa örnek gönderilmiş bir insana yakışmayacak şeyler. Ve diğer hadiste üstündeki meni ıslakken namaz kıldığı açıkça söyleniyor anlamamakta diretmeyiniz. '' “Ben Rasûlullah -sallallahu ve sellem-’in elbisesine bulaşan meniyi yıkıyordum. O, elbisesinde ıslak kısım (kurumamış) olsa dahi namaza giderdi.'' Her şey açık değil mi?
Bulamadım, bulursanız bana da linkini veriniz.
Ben Sunnah sitesinden link attım bu gayet yeterli bir delil zaten. Türkçesini bulmakla uğraşamam üzgünüm.
Bir Yahudi Peygamber Efendimiz (asm)'e sihir yapmış; Efendimiz onun tesiriyle sıkıntı duymaya başlayınca, sihir malzemesi, meleğin işaretiyle içine atıldığı kuyudan çıkarılmış ve Muavvizeteyn'in okunmasıyla Allah (celle celâluhu), o musibeti Efendimiz (asm)'den defetmişti.(1) (1) bk. Buhârî, tıbb 47, 49, 50; bed'u'l-halk 11; cizye 14; edeb 56; daavât 58; Müslim,

Kadı Iyaz, "Sihir Hz. Peygamber (asm)'in sadece vücudu ve azaları üzerinde tesirini gösterdi, onun temyiz gücünde ve düşüncesinde (yani aklında, fikrinde) bir etki göstermedi." demektedir.(2)

Kafirler, Rasulullah (asm)'ı sihirlenmiş olarak nitelerken, O'nun sihirden etkilenerek hastalanmasını kastetmiyorlardı. Kafirler Rasulullah (asm)'ın sihir etkisi altında mecnun olduğunu ve nübüvvet iddiası ile cennet ve cehennem efsaneleri anlattığını söylüyorlardı. Tarihen sabit olduğu üzere, Rasulullah (asm)'ın sihirden etkilenmesi sadece şahsi yönüyle sınırlı kalmış, nübüvvet görevi bundan kesinlikle etkilenmemiştir. Zaten kafirler de O'nun sihir etkisi altında kalmasını birinci anlamda anlamıyorlardı.(3)

Bu açıklamalara göre Peygamber Efendimiz (asm) kendisine yapılan sihirden şahsi olarak etkilenmiş ve bundan rahatsız olunca da Muavvizeteyn Sureleri olarak bilinen Nas ve Felak Suerelerin inmesine neden olmuştur. Ayrıca yapılan sihrin Peygamberimiz (asm)'e bildirilmesiyle Onun bir mucizesi gerçekleşmiş; Allah'ın izniyle sihrin yerini, onu yapanı bildirmiş ve Muavvizteyn surelerinden okuduğu her ayet ile sihrin tesiri tek tek yok olmuştur. Böylece bu surelerin sihir ve büyü gibi şeylere şifa olduğu da uygulamalı olarak gösterilmiş oldu.
Bu açıklama paylaştığım hadisteki eleştirdiğim kısmı açıklamıyor ki? Alakasız.
2. HADİSTEN ÇIKARILAN BAZI FAYDALAR:

* Bakire ile evlenmeye teşvik var. İbnu Mâce'nin bir rivayetinde daha sarih olarak "Size bekârları tavsiye ederim. Onların ağızları daha tatlı (kabasaba, kırıcı söz söylemezler...), rahimleri daha hareketlidir (daha çok çocuk yapar), (aza daha kolay razı olurlar)" buyurmuştur.

* Hz. Cabir, kız kardeşlerine karşı müşfik davranışı ve onların maslahatını şahsî hazzına tercih etmesiyle fazilet örneği vermiş, Aleyhissalâtu vesselâm da takdir etmiştir.

* İki maslahat çakışırsa, hangisi daha çok ehemmiyet taşıyorsa o tercih edilir. Nitekim Cabir öyle yapmış ve Resûlullah'ın takdir ve dualarına mazhar olmuştur.
''Bakire ile evlenmeye teşvik var.'' :D Gerisini cevaplamıyorum bile zırvalık hepsi.
Bu hükmün diğer bir gerekçesi ise Peygamber (asm)'in "Ay başı iken hanımımdan bana helal olan nedir?" diye soran Abdullah b. Sa'd'e: "İzarın üstü sana helaldir." (Ebu Davud) demesidir. İzarın altından faydalanmak cimaya davet eder. Numan b. Beşir'den gelen ve Buhari ve Müslimde yer alan haber dolayısıyla haram kılınmıştır. Orada şöyle denilmektedir: "Her kim yasak bölgenin çevresinde dolaşacak olursa, ona düşme ihtimali de yüksektir."

Burada geçen "izar" ise vucudun belden aşağısını örten kısımdır ki bu da göbek ile diz kapağı arasındaki kısımdır. Bunun dışındaki kısımlardan erkeklik organı ile yahut, öpmek, sarılmak, dokunmak ve buna benzer davranışlarla yararlanmak caizdir. (Prof. Dr. Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi)

Ancak İmam Muhammed, "Kan gelen yerden sakınılması şartı ile her taraftan faydalanılması helaldir." demiştir. İmamı-ı Şafi'de bu görüştedir. Bu durumda kan gelen yerin örtülü olması, açık olmaması lazım. Bunu yapan kimselerin de kendilerinden emin olması gerekir. (Rauf Pehlivan, Büyük Kadın İlmihali, Gonca Yayınevi, 1993)
[/SPOILER]
Bunlar da paylaştığım hadise ters düşen bir şey yok zaten? Ayrıca bunlar Bakara 222 ile çelişiyor. Ayette ''aybaşı halinde kadınlara yaklaşmayın'' diyor.
Öncelikle bu hadis bir hüküm değil tavsiyedir. Dinimiz kadın olsun erkek olsun dul olması halinde onunla evlenmeyi yasaklamamıştır.
Yasakladığını iddia eden yok zaten o nereden çıktı?
136- İbn Abbâs (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Hayızlı iken hanımına cinsel ilişki için yaklaşan kimse yarım dinar sadaka vermelidir.” (Nesâî, Hayz: 9; İbn Mâce, Tahra: 123)

137- Yine İbn Abbâs (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdular: “Kan kırmızı ise bir dinar sarımtırak ise yarım dinar sadaka vermelidir.” (İbn Mâce, Tahara: 123; Dârimî, Tahara: 112)

Tirmîzî: Hayızlı kadına cinsel ilişki için yaklaşma konusundaki keffâret hadisi hem merfu hemde mevkuf olarak rivâyet edilmiştir.

Bazı ilim adamlarının görüşü bu hadise göredir. Ahmed ve İshâk’da bunlardandır. İbn’ül Mübarek; “Rabbinden bağışlanması için istiğfar eder keffâret gerekmez” demektedir. Tabiinden bazı kimselerin İbn’ül Mübarek’in görüşünde oldukları rivâyet edilmektedir. Pek çok ilim adamı ve Saîd b. Cübeyr, İbrahim en Nehaî bunlardandır.
Yine benim paylaştığımla zıt düşen bir şey yok?
@bilgelikyolunda cevabını vermişti. Anlamadı iseniz tekrar anlatsın lütfen.
Yakında Ayşe'nin yaşı ile ilgili paylaşım yapacağımı söyledim. Sizin argümanlarınızı da çürüteceğim. Oraya bilgelikyolunda ile siz de davetlisiniz beklerim.
Sünneti kabul etmeyen birini neden çağırıyorsunuz?
Siz iyi anlaşıyorsunuz ya onun için özlemişsinizdir birbirinizi. :D
 

siradan1mumin

Ayrıldı
Mesajlar
1,098
Tepki puanı
339
Düşünce
Tarihselci
10 tane hadisin ikisi sahih olmadığını hadisler, alimler, kaynaklar vererek bu vesilesi ile anlattık. Sahih olduğuna dair delilinizi buyurun söyleyin lütfen.

Şunu unutmayın Buhari'de de zayıf hadis var, uydurma var mı bilmiyorum araştırmak gerek, Allah'u alem.

Tefsirlerin çoğu sünnet ile birlikte açıklanır zaten sünnete yer vermeyen sallamış oluyor. Çünkü vahyi alan ve tefsir eden, en iyi müfessir son Nebi(sav).
Yahu, tefsir ne alaka. Biz İslam tarihi diyoruz, sen hâlâ hadis sünnet tefsir diyorsun. Tarih başka bir alan, tefsir başka bir alan, hadis başka bir alan. Bunlar birbiri ile bağlantılı olsa da ayrı şeyler.

Hadis = peygamberin sözleri diyorsunuz. Peygamberin sözü olan bir şeyde tarihi bilgi ne arar?
Peygamber, bir hüküm verdiğinde bu tarih alanına mı giriyor, hayır. Peygamberin sözü olduğu iddia edilen hadisler de belli başlı râviler tarafından aktarılmış bir şey. Peygamber şöyle demiyor: X olayı şu tarihte oldu,
Y olayı şu tarihte oldu. Sen nasıl olur da hadisler olmadan İslam tarihi olmaz dersin.
 

Cellius

ll ☆
Yazar
Mesajlar
1,386
Tepki puanı
1,340
Düşünce
Ateist
Yahu, tefsir ne alaka. Biz İslam tarihi diyoruz, sen hâlâ hadis sünnet tefsir diyorsun. Tarih başka bir alan, tefsir başka bir alan, hadis başka bir alan. Bunlar birbiri ile bağlantılı olsa da ayrı şeyler.

Hadis = peygamberin sözleri diyorsunuz. Peygamberin sözü olan bir şeyde tarihi bilgi ne arar?
Peygamber, bir hüküm verdiğinde bu tarih alanına mı giriyor, hayır. Peygamberin sözü olduğu iddia edilen hadisler de belli başlı râviler tarafından aktarılmış bir şey. Peygamber şöyle demiyor: X olayı şu tarihte oldu,
Y olayı şu tarihte oldu. Sen nasıl olur da hadisler olmadan İslam tarihi olmaz dersin.
Zaten bu din rivayetlere dayanıyor. Kuran okuyoruz bir ayete denk geliyoruz yaşanmış bir olay üzerine inmiş ayet normal olarak anlamıyoruz. Anlamak için tefsir okuyoruz tefsirde ''o öyle dedi, bu böyle dedi, şu şöyle dedi...'' Sonra rivayetler arasından birini seç beğen al. Hiçbir konuda görüş birliği yok, din rivayetler üzerine kurulu.
 

Beşer

Süresiz Yasaklı
Mesajlar
329
Tepki puanı
47
Düşünce
Sünni
a. Hadiste açıkça oruçlu olduğu yazıyor. ''The Prophet used to kiss her and suck her tongue when he was fasting.'' Bu cümleden o işi yaparken oruçlu olduğu anlaşılıyor.
b. Tükürüğü yutup yutmaması umurumda değil eleştirdiğimiz şey yaptığı faaliyet zaten.
Hadis pek kuvvetli değil imiş lakin sahih kabul edersek üç görüş çıkıyor.

Ebû Davud'un bâzı nüshalarında hadîsin sonunda, Îbnü'l-Ârâbî'nin şu sözleri de yer almıştır: "Bana, Ebû Davud'un; bu isnâd sahîh değildir, dediği ulaştı."

Sahih sayıldığı varsayılarak alimlerimiz açıklama getirmiş.

Bu arada oruçlu iken "dil emme" net anlaşılmamakta.

Araba sürerken telefona bakıyordu ve aracın bagajına bakardı.

Bagaja arabayı sürerken baktığı anlamı çıkmamakta.

Dediğim gibi bunlar tüm insanlığa örnek gönderilmiş bir insana yakışmayacak şeyler. Ve diğer hadiste üstündeki meni ıslakken namaz kıldığı açıkça söyleniyor anlamamakta diretmeyiniz. '' “Ben Rasûlullah -sallallahu ve sellem-’in elbisesine bulaşan meniyi yıkıyordum. O, elbisesinde ıslak kısım (kurumamış) olsa dahi namaza giderdi.'' Her şey açık değil mi?
Bizim meni yıkanmamış halde olduğunda namaza durulmaması gerektiğini bu vesile ile anlamış oluyoruz. Her hali ile bize örnek.
Ben Sunnah sitesinden link attım bu gayet yeterli bir delil zaten. Türkçesini bulmakla uğraşamam üzgünüm.
Değil demiştik.
Bu açıklama paylaştığım hadisteki eleştirdiğim kısmı açıklamıyor ki? Alakasız.
Bu hadisten ne anladığınızı anlamadım. Meni var iken namaz kılınmaz o dönemde çamaşır makinesi yoktu ve anlıyoruz ki bu vesile ile tekrar, meni varken(direkt yıkanmamış, temizlenmemiş meni) namaz kılınmaz.
''Bakire ile evlenmeye teşvik var.'' :D Gerisini cevaplamıyorum bile zırvalık hepsi.
Okumazsanız, anlamak için.
 

Beşer

Süresiz Yasaklı
Mesajlar
329
Tepki puanı
47
Düşünce
Sünni
Bunlar da paylaştığım hadise ters düşen bir şey yok zaten? Ayrıca bunlar Bakara 222 ile çelişiyor. Ayette ''aybaşı halinde kadınlara yaklaşmayın'' diyor.
Sana kadınların aybaşı hallerini soruyorlar. De ki: O bir rahatsızlıktır. Bu sebeple âdet günlerinde kadınlardan ayrı durun, temizlenmedikçe onlarla cinsel ilişkide bulunmayın. İyice temizlendiklerinde onlara Allah’ın emrettiği şekilde yaklaşın. Allah çok tövbe edenleri sever ve içi dışı temiz olanları sever. Bakara Suresi 222. Ayet.

Medine’de yaşayan müslümanların yahudilerle yakın ilişkileri vardı ve bazı örf ve âdetlerinde Medineliler’in tamamı veya bazı kabileler onlardan etkilenmiş bulunuyorlardı. Bunlardan biri de aybaşı hallerinde kadınlarla ilişki meselesi idi. Yahudiler Tevrat hükümlerine uyarak ay halindeki kadınları pis sayarlar, onlardan her mânada uzak dururlardı. Âdet geçiren kadına dokunan hatta onun yatağında yatan, minderinde oturan kimseleri bile pis sayarlar, yıkanmaları gerektiğine inanırlardı (Levililer, 15). Yahudilerin tesirinde kalan bazı kabileler de âdet halindeki kadınlara buna yakın bir şekilde davranıyorlardı. Hz. Peygamber Medine’ye hicret edince bu durum kendisine vâkıa ve soru şekillerinde intikal ettirildi, gelen âyetler meseleyi çözüme kavuşturdu.

Açıklayıcı hadislerden (meselâ bk. Müslim, “Hayz”, 16) ve uygulamadan anlaşıldığına göre bu âyetlerde geçen “uzak durma ve yaklaşmama” emirleri, bedenlerin birbirinden uzak ve ayrı olmasına değil cinsel ilişkiye yöneliktir. Cinsel ilişkide bulunmamak şartıyla aybaşı halindeki kadın ile kocası arasında başkaca bir sınırlama yoktur.

Âyette geçen ve “rahatsızlık” diye çevirdiğimiz ezâ kelimesi, “aşırı olmayan zarar” mânasında kullanılmaktadır. Allah Teâlâ kadın kullarına mahsus kıldığı aybaşı halini onlar için az da olsa “zarar ve zararlı” olsun diye takdir buyurmamıştır. Aybaşı hali birleşme kabiliyetini yitiren yumurtaların atılmasını, erkeğin spermi ile birleşecek yeni bir yumurtanın gelmesini beklemek ve aşılanma sonrası beslenmesine zemin olmak üzere kadın rahminin hazırlanmasını sağlayan tabii ve gerekli bir oluşumdur. Bu durumda vücudun dengelerinde bazı değişiklikler yaşanmakta, bu da kadının fizyolojisi yanında psikolojisini de etkilemektedir. Eski yumurtanın atılması ve rahimin temizlenmesi kan vasıtasıyla olmakta, aybaşı devam ettiği müddetçe rahimden üreme organı yoluyla dışarıya kan atılmaktadır. Bu durumda kadınla cinsel ilişkide bulunulması halinde bundan hem erkeğin hem de kadının çeşitli rahatsızlıklar kapması ve genel olarak rahatsız olmaları, tiksinti duymaları ihtimali galiptir. Hem böyle bir zarara (ezâ) meydan verilmemesi hem de Allah’ın buyruğuna uyarak şehvete karşı direnme imtihanı verilmesi ve irade egzersizi yapılması için “âdet gören kadınla cinsel ilişki” haram kılınmış, bunun dışında kalan ilişkiler serbest bırakılmıştır.

“Temizlenmedikçe” ve “iyice temizlendikten sonra” kayıtları, okuma farkları da göz önüne alınarak yorumlanmış ve hangi temizlenmeden sonra cinsel ilişki yasağının ortadan kalkacağı konusunda farklı hükümler ortaya çıkmıştır. Kanama sona erinceye kadar temasın yasak olduğunda ittifak vardır. Âlimlerin büyük çoğunluğuna göre kanama bitince birleşmenin câiz olması için gusül abdesti gerekir (konuya ilişkin başka ayrıntılar için bk. Yunus Vehbi Yavuz, “Hayız”, DİA, XVII, 51-53).

Kaynak : Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 1 Sayfa: 353-354


Yasakladığını iddia eden yok zaten o nereden çıktı?
Açıklama yapıyoruz. Bir şey yazmamışsınız ki.
Yine benim paylaştığımla zıt düşen bir şey yok?
Hadisten ne anladığınızı anlamadım işte haram olduğu için kefaret açıklanıyor.
Siz iyi anlaşıyorsunuz ya onun için özlemişsinizdir birbirinizi. :D
Müslüman olduğu için hal hatır sormak isterim tabi, sorun yok.

Detaylı bir şey yazmamışsınız lakin detaylı okumanızı tavsiye etmekteyim.

hadisler de belli başlı râviler tarafından aktarılmış bir şey.
Kur'an-ı Kerim vahiy katipleri vesilesi ile yazılmış ve sahabi efendilerimiz ezberlemiş, Kur'an-ı Kerim'i ezberlediklerini aktara aktara hafızalara kazıyarak rivayet ederek Allah(c.c)'ın izni ve yardımı ile korunmakta.

Bize Kur'an-ı Kerim'i rivayet edenler ile hadisleri rivayet edenler aynı sahabeler biz sahih olanı uydurma olanı zayıf olanı hasen olanı ilmi bir dalda hadis ilmindeki alimler vesilesi ile öğrenmiş oluyoruz, Allah(c.c)'ın izni ile.

Sahih olup olmadığı @bilgelikyolunda nın dediği gibi 1000 küsur yıl önce zaten açıklandı.

Sen nasıl olur da hadisler olmadan İslam tarihi olmaz dersin.
@bilgelikyolunda abi senin bir fikrin var mı? Ben bilmiyorum.
 

siradan1mumin

Ayrıldı
Mesajlar
1,098
Tepki puanı
339
Düşünce
Tarihselci
Kur'an-ı Kerim vahiy katipleri vesilesi ile yazılmış ve sahabi efendilerimiz ezberlemiş, Kur'an-ı Kerim'i ezberlediklerini aktara aktara hafızalara kazıyarak rivayet ederek Allah(c.c)'ın izni ve yardımı ile korunmakta.

Bize Kur'an-ı Kerim'i rivayet edenler ile hadisleri rivayet edenler aynı sahabeler biz sahih olanı uydurma olanı zayıf olanı hasen olanı ilmi bir dalda hadis ilmindeki alimler vesilesi ile öğrenmiş oluyoruz, Allah(c.c)'ın izni ile.
Konunun bunla bir alakası yok. Buradan yola çıkarak hadislerin güvenilirliğini ispatlamak istiyorsan yanılıyorsun. Vahiy katipleri ile hadis ravilerini bağdaştırman saçma. Şuan okuduğun Kuranda 28 harf var. Orijinal Kuran Arapçasında 15 harf var. Noktalama ve harekeleme işlemi Peygamberden yıllar sonrasına dayanan bir işlem. 7-10 sahih kıraatin oluşması da baya baya uzun sürüyor. Hatta Buhariden bile sonra. Kuran'ın günümüze gelmesinde hadis ravilerinden çok 4 halife ve emevi dönemindeki insanların etkisi var.
 

Cellius

ll ☆
Yazar
Mesajlar
1,386
Tepki puanı
1,340
Düşünce
Ateist
Bu arada oruçlu iken "dil emme" net anlaşılmamakta.

Araba sürerken telefona bakıyordu ve aracın bagajına bakardı.

Bagaja arabayı sürerken baktığı anlamı çıkmamakta.
Peygamber oruçlu iken eşini öpüp dilini emerdi. Bu cümlelerin bir benzerliği bile yok. İlk cümlede 2 ayrı fiil ile anlatım bozukluğu var saçma bir örnek olmuş. Hadisin sağlamlığı konusunda pek bir bilgim yok ama çoğu yerde sahih kabul ediliyor.
Hadis pek kuvvetli değil imiş lakin sahih kabul edersek üç görüş çıkıyor.
Tükürük yutmayla ilgili açıklamaların umurumda olmadığını söylemiştim.
Bizim meni yıkanmamış halde olduğunda namaza durulmaması gerektiğini bu vesile ile anlamış oluyoruz.
Demek üstüne meni bulaştırıyordun ve bu hadis sayesinde yıkaman gerektiğini öğrendin. Bravo.
Ne dediğinin bir önemi yok ben kanıt olarak link verdim.
Bu hadisten ne anladığınızı anlamadım. Meni var iken
İlgili hadis meniyle alakalı bile değil.
Okumazsanız, anlamak için.
Okuyorum ama metinler bomboş ve genelde dediğimle zıt bir şey geçmiyor.
Sana kadınların aybaşı hallerini soruyorlar. De ki: O bir rahatsızlıktır. Bu sebeple âdet günlerinde kadınlardan ayrı durun, temizlenmedikçe onlarla cinsel ilişkide bulunmayın. İyice temizlendiklerinde onlara Allah’ın emrettiği şekilde yaklaşın. Allah çok tövbe edenleri sever ve içi dışı temiz olanları sever. Bakara Suresi 222. Ayet.
Görüldüğü gibi ayette kadınlara yaklaşmayın, ayrı durun diyor. Bu durumda hadislerle çelişmiş olur.
Açıklama yapıyoruz. Bir şey yazmamışsınız ki.
Konuyla alakasız açıklamalara gerek yok ben hadisleri de müfessirlerin açıklamalarını da gayet iyi biliyorum.
Müslüman olduğu için hal hatır sormak isterim tabi, sorun yok.
Müslüman olmayanlara hal hatır sorulmaz mı yani? :)
 

Son konular

Üst