• AntiDogmatik
    Sorgulamaktan korkmayanlar için özgür düşünce platformu.
  • Din toplumun afyonudur.
    Karl Marx
  • Din; sıradan insanlar için gerçek, aydınlar için yalan, iktidarlar içinse kullanışlıdır.
    Lucius Annaeus Seneca
  • Din, sıradan insanları pasif ve sessiz tutmak için bulunmaz bir kaynaktır.
    Napoléon Bonaparte
  • Sorgulamayan insan cahildir, sorgulatmayansa zalim!
    Mustafa Kemal Atatürk
  • Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir.
    Carl Sagan
  • Aptal bir şeyi 50 milyon kişi de söylese, o hala aptal bir şeydir.
    Anatole France
  • Aydınlanma; kişinin kendi aklını kullanmaya cüret etmesidir.
    Immanuel Kant
  • Dünyada iki çeşit insan var: Aklı olan ve dini olmayanlar, dini olan ve aklı olmayanlar.
    Ebu Ala el Maarri
  • İnsanı yaratmak mı tanrının büyük hatası, tanrıyı yaratmak mı insanın büyük hatası?
    Friedrich Nietzsche
  • İmana sarılmak, aklı terk etmektir.
    George Smith
  • İnsanlar gerçek olmasını diledikleri şeylere inanırlar.
    Julius Caesar
  • En tehlikeli insan tipi az anlayan, çok inanandır.
    Anton Chekhov

18. Lema

Mete Turan

☆☆☆☆☆
Divan Kurulu Başkanı
Mesajlar
1,789
Tepki puanı
1,050
Düşünce
Agnostik
18-lema.png

Mahremdir, herkese gösterilmez

Otuz Birinci Mektubun On Sekizinci Lem'ası

Risale-i Nur şakirtlerine işaret eden Hazret-i Ali'nin (r.a.) bir keramet-i gaybiyesidir.

Cay-ı dikkat: Şu acip lem'anın ehemmiyeti üç noktadan geliyor.

Birincisi ve en mühimi: Gizli kalmış gaybî mühim bir mucize-i Ahmediyeyi (a.s.m.) beyan eder ki, cevamiu'l-kelim nev'inden iki cümleden ibaret bir hadis-i şerifi iki sayfa kadar hakaik-i tarihiyeyi ve iki devlet-i azime-i İslâmiyenin hatimelerini ifade ediyor.

İkincisi: Keramet-i evliya hak olduğuna kat'i bir burhan gösteren Hazret-i Ali'nin (r.a.), latin harfinin kabulünü tam tarihiyle ve tarz-ı tatbikini iki kelimeyle göstermesidir.

Üçüncüsü: Risale-i Nur şakirtlerine ve naşirlerine karşı Hazret-i Ali'nin (r.a.) irşadkârane ve teveccühkârane bakması ve işaret etmesidir. (...)

Hazret-i Cebrail'in, Âlâ Nebiyyina (a.s.m.) huzur-u Nebevide getirip Hz. Ali'ye Sekine namıyla bir sayfada yazılı İsm-i Âzam, Hz. Ali'nin (r.a.) kucağına düşmüş. Hz. Ali diyor: "Ben Cebrail'in şahsını yalnız alâimü's-sema suretinde gördüm. Sesini işittim, sayfayı aldım, bu isimleri içinde buldum" diyerek bu İsm-i Âzamdan bahs ile bazı hadisatı zikirden sonra tahdis-i nimet suretinde diyor ki:

"Evvel-i dünyadan kıyamete kadar ulum-u esrar-ı mühimme bize meşhud derecesinde inkişaf etmiş, kim ne isterse sorsun, sözümüze şüphe edenler zelil olur."

(Sikke-i Tasdik-i Gaybi, On Sekizinci Lem'a, Kaynaklı-İndeksli Risale-i Nur Külliyatı, Bediuzzaman Said Nursi, Yeni Asya Yayınları, İstanbul, 1995, c. 2 s. 2078-2079)


Yorum:

Cebrail, Halife Ali'ye bir kitap getirdiyse, Ali'nin de peygamber olması gerekir. Eğer o kitapta dünyanın başlangıcından kıyamete kadar var olacak ilimler ve önemli sırlar çok açık ve net bir şekilde bildirilmişse İslam dini açısından Ali'nin Muhammed Peygamberden üstün olması gerekir. Çünkü Muhammed Peygamber kendisine böyle bir bilgi geldiğini iddia etmemiştir. Buna inanan, Muhammed Peygamberin son peygamber olduğunu, Kuran’ın da son kitap olduğunu kabul etmemiş olur. Burada böyle bir saçmalığa yer verilmesinin sebebi, son paragrafta belirtildiği gibi Risale-i Nur şakirtlerini kutsallaştırma arzusudur.

18. Lema'nın bir Müslümanın aklında uyandırdığı sorulara, 18. Lema Hakkında Nurculara Sorular adlı yayından ulaşabilirsiniz.
 
Moderatör tarafından düzenlendi:

yeniçeri

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
927
Tepki puanı
621
Düşünce
Ateist
Mesele şudur: Hiç bir İbrahimi peygamber yaşamadığı gibi Ali de yaşamamıştır. Ali aynı Harun gibi çift taraflı düşünce olan iradeyi külliyeyi temsil eder. Muhammed de aşkı sevgiyi. Bunları bilen sofiler bunları isimlendirerek (Ali, Muhammed, Lut, İbrahim, Musa, Harun vs.) dogmalar hazırlamışlar ve bu dogmalarda gerçek bir tarih gibi halka verilmiştir. Aynen İsrail tarihi gibi. Saidi Nursi medrese mezunu olmakla beraber Nakşı bendi tarikatı salikidir aynı zamanda. Tarikatlar ise ne kadar dogma (İsrailiyat da denir doğmalara) varsa onları okurlar. O zaman doğru olan gerçek İslamı şu bu temsil eder diyemeyiz çünkü Kuranda dahil hepsi birer dogmadır. Kuran neyse cevşende hadiste hep aynıdır. Ali akıl Muhammed aşk olduğuna göre her birinin kendine göre elbette farklı fonksiyonları olacaktır. Ancak insan bu iki fonksiyonun beraberliği neticesinde başarıya ulaşır. Onun için Aleviler Şiilerden farklı olarak Muhammed Ali bir bütündür demişlerdir.

Şu cihana daim gelip gidenler
Birisi Muhammed Birisi Ali
Cümlemize daim ihsan edenler
Birisi Muhammed birisi Ali

Dikkatle düşünün, bu iki insanın 1400 yıl önce öldüğünden bahsedildiği halde şu cihana daima gelip giderek bizlere ihsanda bulunuyorlar?
 

Mete Turan

☆☆☆☆☆
Divan Kurulu Başkanı
Mesajlar
1,789
Tepki puanı
1,050
Düşünce
Agnostik
Geçenlerde bi Nurcuya 18. Lema da Cebrail in Ali ye "sayfa" vermesini anlattım ama adam kabul etmedi. Sonra 18. Lema da ilgili yerleri gösterince Said Nursi öyle demek istememiş dedi. Peygamber haricinde bir kişi Cebrailden vahiy almış diyen kafir oluyor, fakat Said Nursi derse olmuyor. Bunlarda akıl diye bişey kalmamış.

Dogmalara inanan insanların ne kadar tehlikeli olduğunu bir kere daha anladım. Bu adamlar o kadar radikal insanlar ki yarın Said Nursi gibi bir sapık bu adamları iç savaşa yönlendirirse gözünü kırpmadan iç savaş çıkarır bu beyinsizler. Dogmalardan insanları uzaklaştırmak lazım.
 

yeniçeri

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
927
Tepki puanı
621
Düşünce
Ateist
Zaten Ehli Sünnet bir birine girdi o başlığınız yüzünden. :D Yapılacak iki şey var ya:
1 -Bu dogmaların insanlar tarafından hazırlanmış edebi teşbihi kıssalar olduğunun açıklanarak misallerle izahları.
2-Ya da hepsinin tümden reddi ki bu en kolayıdır. Ama bunu yaparsanız şayet dini tümden bir anda reddedersiniz ki bunu da kaldıramaz bu insanlar.
 

Orhan Yolcu

☆☆☆☆
Yönetim Kurulu Başkanı
Mesajlar
552
Tepki puanı
385
Düşünce
Agnostik
Direk reddetmeyi insan tabiatı kabul etmekte zorlanıyor. Mantıklı izahlar yapıp mantıklarına hitap etmek daha faydalı oluyor. Emin olun ilk olarak kabul etmiyorum türü cevaplar verseler de, mantıklı yapılan izahlar insanların bilinç altına işliyor ve zamanı gelince ortaya çıkıyor. Günümüzde dindar bir aileden gelip de dinden uzaklaşan çok sayıda insan var ve sayıları da gittikçe artıyor. Bu durum söylediğim sebepledir. İnsanlara gerçekleri anlatmamız lazım. Bunun için hep beraber organize bir ekip oluşturalım. :D
 

Kemal

☆☆☆☆
Disiplin Kurulu Başkanı
Mesajlar
434
Tepki puanı
272
Düşünce
Agnostik
Nurculara 18. Lemadan bahsedince canları çok sıkılıyor. :D
 

Devil-F

Üye
Mesajlar
52
Tepki puanı
24
Düşünce
Muvahhid
Nurcular sapkın bir yolun yolcusudur. Uzak durmanızı tavsiye ederim.
 
Mesajlar
1
Tepki puanı
0
Düşünce
Sünni
Bir konu hakkında yorum ve tahlil yaparken, o konuyu doğru okuyup doğru anlamak ve doğru bilmek esastır. Bilmediği bir konu hakkında yorum yapmak; su-i zana sebebiyet verir ve o kişiyi “Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme; çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.” (İsra,17/36) gereği mesul eder.

İlgili metin 18. Lema’da geçmektedir. Bediüzzaman Hazretleri bu Lema’nın ön sözünde: “Risale-i Nur şakirtlerine işaret eden Hazret-i Ali'nin (r.a.) bir keramet-i gaybiyesidir.” Gizli kalmış gaybî mühim bir mucize-i Ahmediyeyi (a.s.m.) beyan eder” diyerek konunun öncelikle Efendimiz (SAV)’in bir mucizesi ve “Ben ilmin şehriyim. Ali ise, onun kapısıdır."(1) işaretine mazhar Hz. Ali (K.V)’nin bir kerameti olarak takdim etmektedir. Soruda sorulan metin şu şekildedir; “Sonra Hazret-i Cebrail'in, Âlâ Nebiyyina (a.s.m.) huzur-u Nebevide getirip Hz. Ali'ye Sekine namıyla bir sayfada yazılı İsm-i Âzam, Hz. Ali'nin (r.a.) kucağına düşmüş. Hz. Ali diyor: "Ben Cebrail'in şahsını yalnız alâimü's-sema suretinde gördüm. Sesini işittim, sayfayı aldım, bu isimleri içinde buldum" (18. Lema). Görüldüğü üzere, Hz. Ali’ye (K.V.) inen bir Sekine’den bahis vardır, yoksa haşa- Peygamberane bir vahiyden değil! Bahse konu Sekine, Mecmuatü'l-Ahzabta “Kaside-i Ercûze” şeklinde geçmektedir. (2) Allah’ın altı İsm-i Azamı olan “Ferd, Hayy, Kayyûm, Hakem, Adl, Kuddûs” isimleri ile bir dua-yı münacattır. Bediüzzaman Hazretleri bu "Sekîne" tâbir edilen İsm-i Âzamın okunma şeklini de “yetmiş bir âyet ile yüz yetmiş bir defa dâimî vird edinmeli” (Lemalar: Sayfa 425) şeklinde dile getirmektedir.

İtiraz edilen husus; ifadede geçen “Sekine namıyla bir sayfa” ise Sayfa’dan murat İlahi bir ilhamvari mesajdır, yoksa Efendimize (SAV) inen “vahiy sayfaları” ile karıştırılmamalıdır. Şayet itiraz Cebrail'i(AS) görmüş olma Keyfiyeti ise, başta Hz. Aişe, Hazret-i Ömer, İbni Abbas, Üsame bin Zeyd, Ümmü Seleme, Sa’d ibni Ebî Vakkas gibi pek çok Sahabe, Cebrail (AS)'ı Dıhye veya bir süvari veya başka keyfiyette gördüklerini ilan etmektedirler. (3)

Şayet itiraz Sayfa’nın kucağına düşme keyfiyeti ise, İmamı Gazali bu hususu veciz bir şekilde açıklamıştır: "Onlar vahiyle Peygambere (a.s.m.) nazil olduğu vakit, İmam-ı Ali’ye (r.a.) emretti, “Yaz”; o da yazdı, sonra nazmetti."(Şualar:635) Konuyu özetlemek gerekirse; Cebrail (AS) Peygamberimizin (SAV) huzuruna geldiği vakit, altı İsm-i Azam’lı münacat duasını, murad-ı ilahi gereği, İlim Şehrinin Anahtarı Hz. Ali’ye (K.V.) nazmetmesi için getirmiş, Efendimiz de (SAV) Hz. Ali’ye Sekineyi bir Kaside şeklinde düzenlemesi için bildirmiştir. Murad-ı İlahi, nazmetme işlevini Hz. Ali’nin yapması istediğinden, Bediüzzaman Hazretleri “Hz. Ali'nin (r.a.) kucağına düşmüş” şeklinde belirtmektedir.

“Sekine” hakkında Kur’an-ı Kerimde geçen; “Mü'minlerin kalplerine, imanlarına iman katıp-arttırsınlar diye, Sekine (güven duygusu ve huzur) indiren O'dur.” (Fetih Suresi, 4) Ayetin tefsirinde Elmalı Hamdi Yazır; Hz. Ali'nin “Sekine” ile neyi kast ettiğini şöyle açıklamaktadır:

"Sekîne müminin kalbine sakin olup onu güvenli kılan melektir." “Sekine” ifadesini pek çok Hadis-i Şerifte de görmek mümkündür: Bir zat Kehf suresini okuyordu. Yanında da iki uzun iple bağlı olan atı duruyordu. Derken etrafını bir bulut kapladı. Ve bu bulut ona yaklaşmaya başladı. At da bu durumdan huysuzlanmaya, ürkmeye koyuldu. Sabah olunca adam Resulullah (sav)'a gelip vak'ayı anlattı. Hz. Peygamber (sav) ona şu açıklamada bulundu: "Bu sekine idi, Kur'an için inmişti" (4)

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Bir grup, Kitabullah'ı okuyup ondan ders almak üzere Allah'ın evlerinden birinde bir araya gelecek olsalar, mutlaka üzerlerine sekine iner ve onları Allah'ın rahmeti bürür. Melekler de kanatlarıyla sararlar. Allah, onları, yanında bulunan yüce cemaatte anar." (5)

Ben şehadet ederim ki Ebu Hüreyre ve Ebu Said (ra) Resulullah (sav)'ın şöyle söylediğine şehadet ettiler: "Bir cemaat oturup Allah'ı zikrederse, mutlaka melekler etraflarını sarar, Allah'ın rahmeti onları bürür, üstlerine sekine iner ve Allah onları yanında bulunan (büyük melek)lere anar." (6)

Netice olarak, Hz.Ali’nin Sekine mahiyetinde İsm-i Azam duasını nazmetme keyfiyetine mazhar olmasının Ehl-i Sünnet perspektifinde bir sakıncası yoktur. Bu Hz. Ali’ye inen bir vahiy değildir, Efendimiz (SAV)’e inen İsmi Azam duasının, Hz. Ali’ye bildirilerek onun nazmetmesidir...

(1) Tirmizî, Menâkıb: 20; el-Hakim, el-Müstedrek, 3:126
(2) Ahmet Gümüşhanevi Hazretleri, Mecmuatul Ahzab , Sayfa 582-597.
(3) Buhârî, Fedâilü’l-Eshâb: 30; el-Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, 9:276-277; Ahmed İbni Hanbel, Fedâilü’s-Sahâbe (tahkik: Vasiyyüllah), no. 1817, 1853, 1918; Müsned, 1:212; el-Askalânî, el-İsâbe, 1:598. ; Buharî, Mağâzî: 18, Libas: 24; Müslim, Fedâil: 46, 47, no. 2306; Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:361. ; Buharî, İmân: 37; Müslim, İmân: 1-7.
(4) Buhari, Fedailu'l-Kur'an 11; Müslim, Müsafirin 240, 241, (795); Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 6, 2887
(5) Ebu Davud, Salat 349, 1455
(6) Müslim, Zikr 39, (2700); Tirmizi, Da'avat 7, (3375)
 

Coolumsu

Üye
Mesajlar
151
Tepki puanı
35
Düşünce
Muvahhid
Bu kitaplarda gizli bir şirk vardır. Çoğu kişi anlamıyor. Eğer derinlikli okunursa, anlaşılır.
 

Mete Turan

☆☆☆☆☆
Divan Kurulu Başkanı
Mesajlar
1,789
Tepki puanı
1,050
Düşünce
Agnostik
Bir konu hakkında yorum ve tahlil yaparken, o konuyu doğru okuyup doğru anlamak ve doğru bilmek esastır. Bilmediği bir konu hakkında yorum yapmak; su-i zana sebebiyet verir ve o kişiyi “Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme; çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.” (İsra,17/36) gereği mesul eder.

İlgili metin 18. Lema’da geçmektedir. Bediüzzaman Hazretleri bu Lema’nın ön sözünde: “Risale-i Nur şakirtlerine işaret eden Hazret-i Ali'nin (r.a.) bir keramet-i gaybiyesidir.” Gizli kalmış gaybî mühim bir mucize-i Ahmediyeyi (a.s.m.) beyan eder” diyerek konunun öncelikle Efendimiz (SAV)’in bir mucizesi ve “Ben ilmin şehriyim. Ali ise, onun kapısıdır."(1) işaretine mazhar Hz. Ali (K.V)’nin bir kerameti olarak takdim etmektedir. Soruda sorulan metin şu şekildedir; “Sonra Hazret-i Cebrail'in, Âlâ Nebiyyina (a.s.m.) huzur-u Nebevide getirip Hz. Ali'ye Sekine namıyla bir sayfada yazılı İsm-i Âzam, Hz. Ali'nin (r.a.) kucağına düşmüş. Hz. Ali diyor: "Ben Cebrail'in şahsını yalnız alâimü's-sema suretinde gördüm. Sesini işittim, sayfayı aldım, bu isimleri içinde buldum" (18. Lema). Görüldüğü üzere, Hz. Ali’ye (K.V.) inen bir Sekine’den bahis vardır, yoksa haşa- Peygamberane bir vahiyden değil! Bahse konu Sekine, Mecmuatü'l-Ahzabta “Kaside-i Ercûze” şeklinde geçmektedir. (2) Allah’ın altı İsm-i Azamı olan “Ferd, Hayy, Kayyûm, Hakem, Adl, Kuddûs” isimleri ile bir dua-yı münacattır. Bediüzzaman Hazretleri bu "Sekîne" tâbir edilen İsm-i Âzamın okunma şeklini de “yetmiş bir âyet ile yüz yetmiş bir defa dâimî vird edinmeli” (Lemalar: Sayfa 425) şeklinde dile getirmektedir.

İtiraz edilen husus; ifadede geçen “Sekine namıyla bir sayfa” ise Sayfa’dan murat İlahi bir ilhamvari mesajdır, yoksa Efendimize (SAV) inen “vahiy sayfaları” ile karıştırılmamalıdır. Şayet itiraz Cebrail'i(AS) görmüş olma Keyfiyeti ise, başta Hz. Aişe, Hazret-i Ömer, İbni Abbas, Üsame bin Zeyd, Ümmü Seleme, Sa’d ibni Ebî Vakkas gibi pek çok Sahabe, Cebrail (AS)'ı Dıhye veya bir süvari veya başka keyfiyette gördüklerini ilan etmektedirler. (3)

Şayet itiraz Sayfa’nın kucağına düşme keyfiyeti ise, İmamı Gazali bu hususu veciz bir şekilde açıklamıştır: "Onlar vahiyle Peygambere (a.s.m.) nazil olduğu vakit, İmam-ı Ali’ye (r.a.) emretti, “Yaz”; o da yazdı, sonra nazmetti."(Şualar:635) Konuyu özetlemek gerekirse; Cebrail (AS) Peygamberimizin (SAV) huzuruna geldiği vakit, altı İsm-i Azam’lı münacat duasını, murad-ı ilahi gereği, İlim Şehrinin Anahtarı Hz. Ali’ye (K.V.) nazmetmesi için getirmiş, Efendimiz de (SAV) Hz. Ali’ye Sekineyi bir Kaside şeklinde düzenlemesi için bildirmiştir. Murad-ı İlahi, nazmetme işlevini Hz. Ali’nin yapması istediğinden, Bediüzzaman Hazretleri “Hz. Ali'nin (r.a.) kucağına düşmüş” şeklinde belirtmektedir.

“Sekine” hakkında Kur’an-ı Kerimde geçen; “Mü'minlerin kalplerine, imanlarına iman katıp-arttırsınlar diye, Sekine (güven duygusu ve huzur) indiren O'dur.” (Fetih Suresi, 4) Ayetin tefsirinde Elmalı Hamdi Yazır; Hz. Ali'nin “Sekine” ile neyi kast ettiğini şöyle açıklamaktadır:

"Sekîne müminin kalbine sakin olup onu güvenli kılan melektir." “Sekine” ifadesini pek çok Hadis-i Şerifte de görmek mümkündür: Bir zat Kehf suresini okuyordu. Yanında da iki uzun iple bağlı olan atı duruyordu. Derken etrafını bir bulut kapladı. Ve bu bulut ona yaklaşmaya başladı. At da bu durumdan huysuzlanmaya, ürkmeye koyuldu. Sabah olunca adam Resulullah (sav)'a gelip vak'ayı anlattı. Hz. Peygamber (sav) ona şu açıklamada bulundu: "Bu sekine idi, Kur'an için inmişti" (4)

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Bir grup, Kitabullah'ı okuyup ondan ders almak üzere Allah'ın evlerinden birinde bir araya gelecek olsalar, mutlaka üzerlerine sekine iner ve onları Allah'ın rahmeti bürür. Melekler de kanatlarıyla sararlar. Allah, onları, yanında bulunan yüce cemaatte anar." (5)

Ben şehadet ederim ki Ebu Hüreyre ve Ebu Said (ra) Resulullah (sav)'ın şöyle söylediğine şehadet ettiler: "Bir cemaat oturup Allah'ı zikrederse, mutlaka melekler etraflarını sarar, Allah'ın rahmeti onları bürür, üstlerine sekine iner ve Allah onları yanında bulunan (büyük melek)lere anar." (6)

Netice olarak, Hz.Ali’nin Sekine mahiyetinde İsm-i Azam duasını nazmetme keyfiyetine mazhar olmasının Ehl-i Sünnet perspektifinde bir sakıncası yoktur. Bu Hz. Ali’ye inen bir vahiy değildir, Efendimiz (SAV)’e inen İsmi Azam duasının, Hz. Ali’ye bildirilerek onun nazmetmesidir...

(1) Tirmizî, Menâkıb: 20; el-Hakim, el-Müstedrek, 3:126
(2) Ahmet Gümüşhanevi Hazretleri, Mecmuatul Ahzab , Sayfa 582-597.
(3) Buhârî, Fedâilü’l-Eshâb: 30; el-Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, 9:276-277; Ahmed İbni Hanbel, Fedâilü’s-Sahâbe (tahkik: Vasiyyüllah), no. 1817, 1853, 1918; Müsned, 1:212; el-Askalânî, el-İsâbe, 1:598. ; Buharî, Mağâzî: 18, Libas: 24; Müslim, Fedâil: 46, 47, no. 2306; Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:361. ; Buharî, İmân: 37; Müslim, İmân: 1-7.
(4) Buhari, Fedailu'l-Kur'an 11; Müslim, Müsafirin 240, 241, (795); Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 6, 2887
(5) Ebu Davud, Salat 349, 1455
(6) Müslim, Zikr 39, (2700); Tirmizi, Da'avat 7, (3375)
Destan gibi anlatmışsın. Okumasınlar diye mi yapıyorsun nedir. :) Bu kadar uzun anlatacağın şeyin özeti Ali'ye Cebrail'in getirdiği şey vahiy değil, ilhamdır. Söyleyeceğin buydu, uzatıp durmuşsun.

İslam'da Cebrail'in Ali'ye getirdiğinden başka getirdiği ilhamlar da var mı? Cebrail'in ilham getirme görevi var mı? Ayrıca bu 18. lema'yı nurcular neden saklama gereği duymuşlardır? Hala da saklıyorlar. Bu sorulara kısa cevaplar verirsen konu aydınlanacaktır. Aksi halde yukarıda tonla yazdığın yazılar bu meseleyi halletmiyor.
 

Şarlo

☆☆☆
Üye
Mesajlar
268
Tepki puanı
215
Düşünce
Agnostik
Veli kulların Allah'tan ilham aldığına inanıyorlar. Sadi Nursi de risalelerde kendisi için bana ilham edildi, bana bunlar yazdırıldı gibi cümleler kullanır. Kendini veli risaleleri de kuranın gerçek açıklaması olarak anlatır.
 

yeniçeri

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
927
Tepki puanı
621
Düşünce
Ateist
Ali yi de Muhammedide onları yazan insanlar konuştururlar
 
Moderatör tarafından düzenlendi:

yeniçeri

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
927
Tepki puanı
621
Düşünce
Ateist
Bazı sofilere göre Ali Allahtır. Yani çok yönlü düşünce o insanın gerçek rabbidir. Ve Muhammed konuşturulur: "Ben Rabbimi sakalsız bıyıksız (şadı emret ayva tüyleri çıkmış :)) Ali şeklinde gördüm.
 
Moderatör tarafından düzenlendi:

NoTThingLosE

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
2,048
Tepki puanı
394
Düşünce
Muvahhid
Bazı sofilere göre Ali Allahtır. Yani çok yönlü düşünce o insanın gerçek rabbidir. Ve Muhammed konuşturulur: "Ben Rabbimi sakalsız bıyıksız (şadı emret ayva tüyleri çıkmış :)) Ali şeklinde gördüm.
Muhammed'mi demiş bunu?
 

Macit

☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
120
Tepki puanı
68
Düşünce
Agnostik
Nurcularla bi konuşun din konusunda çok iddialı olduklarını görürsünüz. Herşeyi biliyoruz modu bu. Bunun sebebide risalede her şey var düşüncesidir. Diğer dini grupları ve kişileri aşağı olarak görürler. Onlara göre risalei nur okumadan tam müslüman olunamaz. Hatta kurandan çok daha fazla risale okurlar.
 

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
855
Tepki puanı
155
Düşünce
Deist


18. Lema hakkında yukarıdaki başlıkta yer alan her bir soruya, Cevdat Akbay isimli bir yazar tarafından, risalehaber.com sitesi üzerinden cevap verilmiş:

 
Yazarı tarafından düzenlendi:

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,570
Tepki puanı
733
Düşünce
Ateist
Ali'ye sayfa indiği iddiası Kuran'a aykırı.

74/52 nolu Kuran pasajında, kafirlerin yazılmış sayfalar inmesini istedikleri yazar ve hayır denerek bu istek reddedilir. Ardından da bu istekte bulunan kafirlerin öte dünyadan hiç korkmadıkları ithamı gelir.

Bunu hiçe sayıp sayfa indi demek muslimlerin Kuran cahili olduklarını kanıtlıyor. Muslim olup da Kuran'da hayır diye reddedilen bir isteğin nasıl olup da allaha inat gerçekleştiği söylenir artık bilemem. Onu kendileri düşünecekler. Yalnız benim istediğim, Kuran'dan bu kadar habersiz olup nasıl muslimiz diye iddia edebildiklerini düşünmeleri. Muslimler Kuran'dan apayrı bir inanç besliyorlar. Onların inandığı şey her neyse o, Kuran'da yerden yere vuruluyor.

Vahiymiş ilhammış o ayrı. İddiada anahtar olan yazılı sayfa indi denmesi. Bu, Kuran'da reddedilmiş. Bel (hayır) kellla (asla) diye çok kesin bir dille reddedilmiş.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
4,213
Tepki puanı
337
Düşünce
Sünni
Kuran’da kafirlerin mucize istekleri de reddedilir ama Allah istediği zaman peygamberine mucize verir. Demek ki anahtar olan, kafirlerin isteğine göre değil Allah’ın muradına göre olmasıdır
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,570
Tepki puanı
733
Düşünce
Ateist
Hurafe inançlar insanı nasıl dogmatik yapar sorusunun canlı yanıtı muslimlerdir. Bunların kafası öyle kireçlenmiş, öyle dumura uğramıştır ki, saplanıp kaldıkları dogma batağından çıkmamak için en temel kaynakları, Kuran'ı bile çarpıtır, görmezden gelirler. Bu çok yaygındır ve her konuda kendini gösterir. Muhammed'i allahın yanına ikinci tanrı olarak koymaya kadar gider. Muslimler ayrı bir gezegende yaşarlar, Kuran ayrı bir gezegendedir. Muslimlerin Kuran ile bir alakaları yoktur. Kitabımız dedikleri şeyi nasıl okumuyorlar, okuyorlarsa nasıl anlamıyorlar, bunun normal bir durum olmadığı apaçıktır. Bunun dogmanın şaşmaz belirtisi olduğu güneş gibi ortadadır.

Kuran'ı görmezden gelmelerinin çok örneği var ama tipik örneklerden birisi mucizedir. Kuran çok kesin net bir dille Muhammed'e verilen tek mucizenin Kuran olduğunu belirtir. Önceki peygamberlere verildi ama Muhammed'e niye verilmiyor sorusunu ise "bizi mucize göndermekten alıkoyan, öncekilerin mucizeleri inkar etmiş olmalarıdır" şeklinde yanıtlar.

Kuran'da Muhammed'in mucize gösterdiğine dair tek bir anlatım yoktur. Ay yarıldı ve sen atmadın allah attı ifadeleri netlikten son derece uzak, mucize anlattıkları iddia edilmesinin hiç bir yolu olmayan kapalı ifadelerdir. Bunlara dayalı mucize iddia ediliyor demenin en küçük yolu yoktur. İsa açıkça ölüleri diriltti, körleri gördürdü, çamurdan kuşu canlandırdı diye hiç bir üstü kapalılık içermeden net söyleyen Kuran, Muhammed'e gelince niye bu kadar ketum olsun?

Kuran'da Muhammed'e Kuran'dan başka mucize verilmediği apaçık, net, kesin söylenir. Buna rağmen, Kuran'a rağmen muslimlerin mucize anlatımlarında Keloğlan masallarına açık ara fark atmaları nedir?

Nedir bu, apaçık olarak, kabak gibi nedir? Bu çok net, bariz yani! Muslimlerin Kuran ile hiç bir alakaları yok. Kuran ayrı bir gezegende, bunlar ayrı bir gezegende. Bu yani o kadar açık ve net ki bunu görememek için sadece muslim olmak lazım. Başka türlü kör bile görür bunu. Sadece muslim olan göremez.

Kuran'ın tek mucize olarak lanse edilmesi, Kuran'ı büyük çok büyük bir olay olarak lanse etme, başka mucizeye gerek bırakmayan çok büyük bir mucize olarak tanıtma amacı vardır. Güneş varken Ay'ın bir işe yaramaması gibi. İşte muslimler Kuran'daki bu amacı anlayacak kapasitede dahi değiller. Yani bu o kadar komik ve aptalca ki, muslimler Kuran'ın amacını zerre kadar anlamıyorlar, biz ateistler onlara Kuran'ı öğretiyoruz! Çok acayip komik ve acınası bir hâl ama gerçek!

Aşırı komik, muslimlerin Kuran'dan hiç ama hiç haberleri yok, gösteriyoruz bak Kuran işte bu diyoruz, muslimler hortlak görmüşten beter oluyorlar! Ben dünyada bundan komik bir şey bilmiyorum. Apaçık gösteriyoruz yani, yorum değil, tevil değil tefsir değil. Bak Kuran'da apaçık net yazan bu diyoruz. Yani bunun artık daha başka nasıl göstermesi olur, gözüne mi sokacağız? Bunun artık gözüne sokmaktan başka yolu yok! Dünyada böyle olay olamaz yani, öğlen vakti havada tek bulut yok, muslim hani güneş nerde ben göremiyorum diyor! Yani artık güneş dünya yörüngesine girip alçalıp gözüne mi girsin be!

Yani şimdi gökten sayfa indi Ali'ye kondu! İddianız bu yani ha! Size yazıklar olsundan öte söylenecek çok laf var ama yeri değil. Sizde aklın zerresi varsa ben Andromeda galaksisiyim! Sizin aklınızı başınıza devşirmeniz olasılığı olabilir mi, bu zeka düzeyi ile olanaksız gibi görünüyor. Olmayan şey nasıl devşirilecek.
 
Üst