1. 1 dakikada üye olup sitede yazmaya başlayabilirsiniz
    anında üyelik için TIKLA

18. Lema

'Mezhep, Tarikat, Cemaat' forumunda Mete Turan tarafından 5 Aralık 2016 tarihinde açılan konu

  1. Mete Turan

    Mete Turan Divan Kurulu Başkanı

    Mesaj:
    1,397
    Alınan Beğeniler:
    768
    Cinsiyet:
    Erkek
    Düşünce:
    Agnostik

    Özel Mesaj
    lemalar.png

    Mahremdir, herkese gösterilmez

    Otuz Birinci Mektubun On Sekizinci Lem'ası

    Risale-i Nur şakirtlerine işaret eden Hazret-i Ali'nin (r.a.) bir keramet-i gaybiyesidir.

    Cay-ı dikkat: Şu acip lem'anın ehemmiyeti üç noktadan geliyor.

    Birincisi ve en mühimi: Gizli kalmış gaybî mühim bir mucize-i Ahmediyeyi (a.s.m.) beyan eder ki, cevamiu'l-kelim nev'inden iki cümleden ibaret bir hadis-i şerifi iki sayfa kadar hakaik-i tarihiyeyi ve iki devlet-i azime-i İslâmiyenin hatimelerini ifade ediyor.

    İkincisi: Keramet-i evliya hak olduğuna kat'i bir burhan gösteren Hazret-i Ali'nin (r.a.), latin harfinin kabulünü tam tarihiyle ve tarz-ı tatbikini iki kelimeyle göstermesidir.

    Üçüncüsü: Risale-i Nur şakirtlerine ve naşirlerine karşı Hazret-i Ali'nin (r.a.) irşadkârane ve teveccühkârane bakması ve işaret etmesidir. (...)

    Hazret-i Cebrail'in, Âlâ Nebiyyina (a.s.m.) huzur-u Nebevide getirip Hz. Ali'ye Sekine namıyla bir sayfada yazılı İsm-i Âzam, Hz. Ali'nin (r.a.) kucağına düşmüş. Hz. Ali diyor: "Ben Cebrail'in şahsını yalnız alâimü's-sema suretinde gördüm. Sesini işittim, sayfayı aldım, bu isimleri içinde buldum" diyerek bu İsm-i Âzamdan bahs ile bazı hadisatı zikirden sonra tahdis-i nimet suretinde diyor ki:

    "Evvel-i dünyadan kıyamete kadar ulum-u esrar-ı mühimme bize meşhud derecesinde inkişaf etmiş, kim ne isterse sorsun, sözümüze şüphe edenler zelil olur."

    (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, On Sekizinci Lem'a, Kaynaklı-İndeksli Risale-i Nur Külliyatı, Bediuzzaman Said Nursi, Yeni Asya Yayınları, İstanbul, 1995, c. 2 s. 2078-2079)


    Yorum:

    Cebrail, Halife Ali'ye bir kitap getirdiyse, Ali'nin de peygamber olması gerekir. Eğer o kitapta dünyanın başlangıcından kıyamete kadar var olacak ilimler ve önemli sırlar çok açık ve net bir şekilde bildirilmişse İslam dini açısından Ali'nin Muhammed Peygamberden üstün olması gerekir. Çünkü Muhammed Peygamber kendisine böyle bir bilgi geldiğini iddia etmemiştir. Buna inanan, Muhammed Peygamberin son peygamber olduğunu, Kuran’ın da son kitap olduğunu kabul etmemiş olur. Burada böyle bir saçmalığa yer verilmesinin sebebi, son paragrafta belirtildiği gibi Risale-i Nur şakirtlerini kutsallaştırma arzusudur.

    Risale-i Nurda bulunan 18. Lemanın bir Müslümanın aklında uyandırdığı sorulara Nurculara 18. Lema Hakkında Sorular adlı yayınından ulaşabilirsiniz.
     
    Son düzenleme: 5 Aralık 2016
    Orhan Yolcu ve yavuz bunu beğendi.
  2. yavuz

    yavuz Disiplin Kurulu Üyesi

    Mesaj:
    611
    Alınan Beğeniler:
    434
    Cinsiyet:
    Erkek
    Düşünce:
    Ateist

    Özel Mesaj
    Mesele şudur: Hiç bir İbrahimi peygamber yaşamadığı gibi Ali de yaşamamıştır. Ali aynı Harun gibi çift taraflı düşünce olan iradeyi külliyeyi temsil eder. Muhammed de aşkı sevgiyi. Bunları bilen sofiler bunları isimlendirerek (Ali, Muhammed, Lut, İbrahim, Musa, Harun vs.) dogmalar hazırlamışlar ve bu dogmalarda gerçek bir tarih gibi halka verilmiştir. Aynen İsrail tarihi gibi. Saidi Nursi medrese mezunu olmakla beraber Nakşı bendi tarikatı salikidir aynı zamanda. Tarikatlar ise ne kadar dogma (İsrailiyat da denir doğmalara) varsa onları okurlar. O zaman doğru olan gerçek İslamı şu bu temsil eder diyemeyiz çünkü Kuranda dahil hepsi birer dogmadır. Kuran neyse cevşende hadiste hep aynıdır. Ali akıl Muhammed aşk olduğuna göre her birinin kendine göre elbette farklı fonksiyonları olacaktır. Ancak insan bu iki fonksiyonun beraberliği neticesinde başarıya ulaşır. Onun için Aleviler Şiilerden farklı olarak Muhammed Ali bir bütündür demişlerdir.

    Şu cihana daim gelip gidenler
    Birisi Muhammed Birisi Ali
    Cümlemize daim ihsan edenler
    Birisi Muhammed birisi Ali

    Dikkatle düşünün, bu iki insanın 1400 yıl önce öldüğünden bahsedildiği halde şu cihana daima gelip giderek bizlere ihsanda bulunuyorlar?
     
    Mete Turan bunu beğendi.
  3. K B
    K B
    Mete Turan

    Mete Turan Divan Kurulu Başkanı

    Mesaj:
    1,397
    Alınan Beğeniler:
    768
    Cinsiyet:
    Erkek
    Düşünce:
    Agnostik

    Özel Mesaj
    Geçenlerde bi Nurcuya 18. Lema da Cebrail in Ali ye "sayfa" vermesini anlattım ama adam kabul etmedi. Sonra 18. Lema da ilgili yerleri gösterince Said Nursi öyle demek istememiş dedi. Peygamber haricinde bir kişi Cebrailden vahiy almış diyen kafir oluyor, fakat Said Nursi derse olmuyor. Bunlarda akıl diye bişey kalmamış.

    Dogmalara inanan insanların ne kadar tehlikeli olduğunu bir kere daha anladım. Bu adamlar o kadar radikal insanlar ki yarın Said Nursi gibi bir sapık bu adamları iç savaşa yönlendirirse gözünü kırpmadan iç savaş çıkarır bu beyinsizler. Dogmalardan insanları uzaklaştırmak lazım.
     
    Orhan Yolcu ve yavuz bunu beğendi.
  4. yavuz

    yavuz Disiplin Kurulu Üyesi

    Mesaj:
    611
    Alınan Beğeniler:
    434
    Cinsiyet:
    Erkek
    Düşünce:
    Ateist

    Özel Mesaj
    Zaten Ehli Sünnet bir birine girdi o başlığınız yüzünden. :D Yapılacak iki şey var ya:
    1 -Bu dogmaların insanlar tarafından hazırlanmış edebi teşbihi kıssalar olduğunun açıklanarak misallerle izahları.
    2-Ya da hepsinin tümden reddi ki bu en kolayıdır. Ama bunu yaparsanız şayet dini tümden bir anda reddedersiniz ki bunu da kaldıramaz bu insanlar.
     
    Orhan Yolcu ve Mete Turan bunu beğendi.
  5. Orhan Yolcu

    Orhan Yolcu Yönetim Kurulu Başkanı

    Mesaj:
    302
    Alınan Beğeniler:
    256
    Cinsiyet:
    Erkek
    Düşünce:
    Agnostik

    Özel Mesaj
    Direk reddetmeyi insan tabiatı kabul etmekte zorlanıyor. Mantıklı izahlar yapıp mantıklarına hitap etmek daha faydalı oluyor. Emin olun ilk olarak kabul etmiyorum türü cevaplar verseler de, mantıklı yapılan izahlar insanların bilinç altına işliyor ve zamanı gelince ortaya çıkıyor. Günümüzde dindar bir aileden gelip de dinden uzaklaşan çok sayıda insan var ve sayıları da gittikçe artıyor. Bu durum söylediğim sebepledir. İnsanlara gerçekleri anlatmamız lazım. Bunun için hep beraber organize bir ekip oluşturalım. :D
     
    yavuz bunu beğendi.
  6. Kemal

    Kemal Disiplin Kurulu Başkanı

    Mesaj:
    206
    Alınan Beğeniler:
    157
    Cinsiyet:
    Erkek
    Düşünce:
    Ateist

    Özel Mesaj
    Nurculara 18. Lemadan bahsedince canları çok sıkılıyor. :D
     
    Mete Turan bunu beğendi.
  7. Devil-F

    Devil-F Üye

    Mesaj:
    54
    Alınan Beğeniler:
    24
    Cinsiyet:
    Erkek
    Düşünce:
    Sadece Kuran

    Özel Mesaj
    Nurcular sapkın bir yolun yolcusudur. Uzak durmanızı tavsiye ederim.
     
  8. hikmet sever

    hikmet sever Üye

    Mesaj:
    2
    Alınan Beğeniler:
    0
    Düşünce:
    Sünni

    Özel Mesaj
    Bir konu hakkında yorum ve tahlil yaparken, o konuyu doğru okuyup doğru anlamak ve doğru bilmek esastır. Bilmediği bir konu hakkında yorum yapmak; su-i zana sebebiyet verir ve o kişiyi “Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme; çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.” (İsra,17/36) gereği mesul eder.

    İlgili metin 18.Lema’da geçmektedir. Bediüzzaman Hazretleri bu Lema’nın önsözünde: “Risale-i Nur şakirtlerine işaret eden Hazret-i Ali'nin (r.a.) bir keramet-i gaybiyesidir.” Gizli kalmış gaybî mühim bir mucize-i Ahmediyeyi (a.s.m.) beyan eder” diyerek konunun öncelikle Efendimiz (SAV)’in bir mucizesi ve “Ben ilmin şehriyim. Ali ise, onun kapısıdır."(1) işaretine mazhar Hz.Ali (K.V)’nin bir kerameti olarak takdim etmektedir. Soruda sorulan metin şu şekildedir; “Sonra Hazret-i Cebrail'in, Âlâ Nebiyyina (a.s.m.) huzur-u Nebevide getirip Hz. Ali'ye Sekine namıyla bir sayfada yazılı İsm-i Âzam, Hz. Ali'nin (r.a.) kucağına düşmüş. Hz. Ali diyor: "Ben Cebrail'in şahsını yalnız alâimü's-sema suretinde gördüm. Sesini işittim, sayfayı aldım, bu isimleri içinde buldum"(18.Lema) Görüldüğü üzere, Hz.Ali’ye (K.V.) inen bir Sekine’den bahis vardır, yoksa haşa- Peygamberane bir vahiyden değil! Bahse konu Sekine, Mecmuatü'l-Ahzabta “Kaside-i Ercûze” şeklinde geçmektedir.(2) Allah’ın altı İsm-i Azamı olan “Ferd, Hayy, Kayyûm, Hakem, Adl, Kuddûs” isimleri ile bir dua-yı münacattır. Bediüzzaman Hazretleri bu "Sekîne" tâbir edilen İsm-i Âzamın okunma şeklini de “yetmiş bir âyet ile yüz yetmiş bir defa dâimî vird edinmeli” (Lemalar:Sayfa 425) şeklinde dile getirmektedir.

    İtiraz edilen husus; ifadede geçen “Sekine namıyla bir sayfa” ise Sayfa’dan murat İlahi bir ilhamvari mesajdır, yoksa Efendimize (SAV) inen “vahiy sayfaları” ile karıştırılmamalıdır. Şayet itiraz Cebrail'i(AS) görmüş olma Keyfiyeti ise, başta Hz.Aişe, Hazret-i Ömer, İbni Abbas, Üsame bin Zeyd, Ümmü Seleme, Sa’d ibni Ebî Vakkas gibi pek çok Sahabe, Cebrail (AS)'ı Dıhye veya bir süvari veya başka keyfiyette gördüklerini ilan etmektedirler.(3)

    Şayet itiraz Sayfa’nın kucağına düşme keyfiyeti ise, İmamı Gazali bu hususu veciz bir şekilde açıklamıştır: "Onlar vahiyle Peygambere (a.s.m.) nazil olduğu vakit, İmam-ı Ali’ye (r.a.) emretti, “Yaz”; o da yazdı, sonra nazmetti."(Şualar:635) Konuyu özetlemek gerekirse; Cebrail (AS) Peygamberimizin (SAV) huzuruna geldiği vakit, altı İsm-i Azam’lı münacat duasını, murad-ı ilahi gereği, İlim Şehrinin Anahtarı Hz.Ali’ye (K.V.) nazmetmesi için getirmiş, Efendimiz de (SAV) Hz.Ali’ye Sekineyi bir Kaside şeklinde düzenlemesi için bildirmiştir. Murad-ı İlahi , nazmetme işlevini Hz.Ali’nin yapması istediğinden, Bediüzzaman Hazretleri “Hz. Ali'nin (r.a.) kucağına düşmüş” şeklinde belirtmektedir.

    “Sekine” hakkında Kur’an-ı Kerimde geçen; “Mü'minlerin kalplerine, imanlarına iman katıp-arttırsınlar diye, Sekine(güven duygusu ve huzur) indiren O'dur.” (Fetih Suresi, 4) Ayetin tefsirinde Elmalı Hamdi Yazır; Hz. Ali'nin “Sekine” ile neyi kast ettiğini şöyle açıklamaktadır:

    "Sekîne müminin kalbine sakin olup onu güvenli kılan melektir." “Sekine” ifadesini pek çok Hadis-i Şerifte de görmek mümkündür : Bir zat Kehf suresini okuyordu. Yanında da iki uzun iple bağlı olan atı duruyordu. Derken etrafını bir bulut kapladı. Ve bu bulut ona yaklaşmaya başladı. At da bu durumdan huysuzlanmaya, ürkmeye koyuldu. Sabah olunca adam Resulullah (sav)'a gelip vak'ayı anlattı. Hz. Peygamber (sav) ona şu açıklamada bulundu: "Bu sekine idi, Kur'an için inmişti"(4)

    Resulullah (sav) buyurdular ki: "Bir grup, Kitabullah'ı okuyup ondan ders almak üzere Allah'ın evlerinden birinde bir araya gelecek olsalar, mutlaka üzerlerine sekine iner ve onları Allah'ın rahmeti bürür. Melekler de kanatlarıyla sararlar. Allah, onları, yanında bulunan yüce cemaatte anar."(5)

    Ben şehadet ederim ki Ebu Hüreyre ve Ebu Said (ra) Resulullah (sav)'ın şöyle söylediğine şehadet ettiler: "Bir cemaat oturup Allah'ı zikrederse, mutlaka melekler etraflarını sarar, Allah'ın rahmeti onları bürür, üstlerine sekine iner ve Allah onları yanında bulunan (büyük melek)lere anar."(6)

    Netice olarak, Hz.Ali’nin Sekine mahiyetinde İsm-i Azam duasını nazmetme keyfiyetine mazhar olmasının Ehl-i Sünnet perspektifinde bir sakıncası yoktur. Bu Hz.Ali’ye inen bir vahiy değildir, Efendimiz (SAV)’e inen İsmi Azam duasının, Hz.Ali’ye bildirilerek onun nazmetmesidir...

    (1) Tirmizî, Menâkıb: 20; el-Hakim, el-Müstedrek, 3:126
    (2) Ahmet Gümüşhanevi Hazretleri, Mecmuatul Ahzab , Sayfa 582-597.
    (3) Buhârî, Fedâilü’l-Eshâb: 30; el-Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, 9:276-277; Ahmed İbni Hanbel, Fedâilü’s-Sahâbe (tahkik: Vasiyyüllah), no. 1817, 1853, 1918; Müsned, 1:212; el-Askalânî, el-İsâbe, 1:598. ; Buharî, Mağâzî: 18, Libas: 24; Müslim, Fedâil: 46, 47, no. 2306; Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:361. ; Buharî, İmân: 37; Müslim, İmân: 1-7.
    (4) Buhari, Fedailu'l-Kur'an 11; Müslim, Müsafirin 240, 241, (795); Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 6, 2887
    (5) Ebu Davud, Salat 349, 1455
    (6) Müslim, Zikr 39, (2700); Tirmizi, Da'avat 7, (3375)
     
Yükleniyor...

Bu Sayfayı Paylaş