"Allah Her Kavme Kendi Diliyle Seslenir"

Mete Turan

☆☆☆☆☆
Divan Kurulu Üyesi
ÖDG Üyesi
Mesajlar
1,717
Beğeniler
973
Düşünce
Agnostik
#1
Allah Kuran'da "Her kavme sadece o kavmin kendi diliyle seslenir. O kavimden olan birini peygamber yollarız." (İbrahim/4) demektedir. Kuran Arapça olduğuna göre, Allah sadece Araplara kendi diliyle seslenmiş oluyor.


Bu ayetten hareketle;

Kuran sadece Araplara mı gönderilmiştir?
Eğer, Kuran sadece Araplara gönderilmiş ise, Kuran evrensel değildir.

Yok tüm insanlığa gönderilmiş ise, Kuran neden Arapçadır?
Allah, İslam dinini kabul etmiş olan diğer kavimlere neden kendi dilleriyle seslenmemektedir?
 
Mesajlar
6
Beğeniler
4
Düşünce
Deist
#2
1-) Biz her kavme başka değil, sadece o kavmin kendi diliyle sesleniriz, o kavmin kendi içinden olan bir peygamberle yaparız bunu. Mesajını onlara anlatabilmesini bu şekilde sağlarız - İbrahim 4

2-) Biz her peygamberi başka değil, sadece kendi kavminin diliyle kendi kavmi için göndeririz. Böylece onlara anlatabilmesini mümkün kılarız - İbrahim 4

İbrahim 4 için bu ikisi çevirinin ikisi de doğrudur. Bu ayet kavmi merkeze alırsanız 1. şekilde,peygamberi merkeze alırsanız ikinci şekilde tercüme edilir. İkisi de doğrudur. Her iki çeviride de aynı sonuç çıkıyor. :p Peygamberin diliyle kavmin dili aynı olmalıdır, farklı olmamalıdır.

Kuran senin için ve kavmin için bir öğüttür. Sen ve Kavmin ondan sorumlu tutulacaksınız - ZUHRUF 44

Bütün kavimler içindir demiyor. Bütün kavimler ondan sorumludur demiyor. Neden?

Senide ataları uyarılmamış olan ve bu sebeple GAFLET (bilgisizlik) içinde kalmış o bir kavmi uyarman için gönderdik - Yasin 6

Bütün kavimleri uyarman için gönderdik demeyi unutmuş olmalı :)

Eğer onu Arapça bir Kuran kılmasaydık; 'neden dilimizde inmedi, Arap olana Arapça olmayan bir Kuran olur mu hiç' diyeceklerdi - Fussilet 44

Yabancı dilde inen mesaja itiraz hakkını sadece Araplara mı tanımıştır? O zaman adaletsiz ve Arapları kayıran biridir. Eğer bu hakkı sadece Araplara tanımadıysa; o zaman Japon kavminin de Japonca inmeyen bir kitap için "neden dilimizde inmedi" deme hakları vardır. Japon olana Japonca inmeyen kitap olur mu hiç deme hakları vardır. Yabancı dilde inen mesaja itiraz hakkı tanıyan bir ayet. Evrensellik karşıtı.

Ve Muhammed ‘mahşer günü’ sadece kendi kavminden şikayetçi olacakmış:
Peygamber der ki: Ey Rabbim! Benim KAVMİM bu Kur’an’ı terk etti. - Furkan 30
Görüldüğü gibi diğer kavimler Muhammed'in gündeminde yoklar.
http://cernomirdinxxxx.blogspot.com/2018/07/fussilet-3-hangi-kavimden-soz-ediyor.html
 

Mete Turan

☆☆☆☆☆
Divan Kurulu Üyesi
ÖDG Üyesi
Mesajlar
1,717
Beğeniler
973
Düşünce
Agnostik
#3
Evet bu ayetleri harika açıklamışsın. Diyecek söz yok. Ben de diyorum ki ey inananlar kitabınızı okuyun! Okumadığınız için bu kitaba inanıyorsunuz. Okusanız inanma olasılığınız çok düşüktür.
 

NoTThingLosE

☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
908
Beğeniler
239
Düşünce
Sünni
#4
Allah Kuran'da "Her kavme sadece o kavmin kendi diliyle seslenir. O kavimden olan birini peygamber yollarız." (İbrahim/4) demektedir. Kuran Arapça olduğuna göre, Allah sadece Araplara kendi diliyle seslenmiş oluyor.


Bu ayetten hareketle;

Kuran sadece Araplara mı gönderilmiştir? Eğer, Kuran sadece Araplara gönderilmiş ise, Kuran evrensel değildir.

Yok tüm insanlığa gönderilmiş ise, Kuran neden Arapçadır? Allah, İslam dinini kabul etmiş olan diğer kavimlere neden kendi dilleriyle seslenmemektedir?
Kendi dilleriyle seslenmedi, ama çeviriler mevcut. Diğer dilleride yaratan Allah olduğuna göre, Allah böyle olacağını biliyordu ve diğer dillere çeviriyi mümkün kıldı. O Yüzden sadece araplara seslendi diyemezsin. Bir hadise göre dünya'ya 124.000 peygamber gelmiştir. Coğuda farklı farklı kültürlere. Belki çoğundan bizim haberimiz olmadı.
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

Şarlo

☆☆☆
ÖDG Üyesi
Mesajlar
261
Beğeniler
198
Düşünce
Agnostik
#5
Kendi dilleriyle seslenmedi, ama çeviriler mevcut. Diğer dilleride yaratan Allah olduğuna göre, Allah böyle olacağını biliyordu ve diğer dillere çeviriyi mümkün kıldı. O Yüzden sadece araplara seslendi diyemezsin. Kuran'a göre dünya'ya 124.000 peygamber gelmiştir. Coğuda farklı farklı kültürlere. Belki çoğundan bizim haberimiz olmadı.
Kuran da yazmaz 124 bin peygamber. Hadis yazacaktın herhalde.
 
Mesajlar
13
Beğeniler
3
Düşünce
Agnostik
#7
Kendi dilleriyle seslenmedi, ama çeviriler mevcut. Diğer dilleride yaratan Allah olduğuna göre, Allah böyle olacağını biliyordu ve diğer dillere çeviriyi mümkün kıldı. O Yüzden sadece araplara seslendi diyemezsin.
Eğer dediğin gibi olsaydı Kuran'da şöyle bir ayet görmemiz gerekirdi:Kuran bütün kavimler içindir,ondan bütün kavimler sorumludur.Diğer kavimlerde tercüme edip kullanmalılar.

Ama böyle bir ayet yok. Tek kavim içindir diyor ve ondan tek kavim sorumludur diyor.

''Kuran senin için ve kavmin için bir öğüttür. Sen ve kavmin ondan sorumlu tutulacaksınız. Zuhruf 44''

Eğer sen haklı olsaydın bu ayet böyle olmazdı.Bütün kavimler içindir derdi. Bütün kavimler ondan sorumludur derdi. Ama demiyor.

Bütün kavimler için olması demek Kuran'ın kendi koyduğu prensiplere aykırı olurdu zaten. Çünkü kavmin diliyle peygamberin dili aynı olmalıdır, farklı olmamalıdır (İbrahim 4) diyen ayet var. Ve yabancı dilde inen mesaja itiraz hakkınız var, neden dilimizde inmedi deme hakkınız var (Fussilet 44) diyen ayet var. Bu 2 ilkeye rağmen evrensel olması demek kendi koyduğu ilkeleri çiğnemesi ve kendi kendisiyle çelişmesi demektir.

Ve Arap kavmine özelim demesi, sadece Arapların anlamasını önemsiyor olması Arapça olmasıyla aynı şey değildir.
http://maddaresaw.blogspot.com/2018/06/yusuf-2araplara-ozel-arap-dini.html
 

NoTThingLosE

☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
908
Beğeniler
239
Düşünce
Sünni
#8
Eğer dediğin gibi olsaydı Kuran'da şöyle bir ayet görmemiz gerekirdi:Kuran bütün kavimler içindir,ondan bütün kavimler sorumludur.Diğer kavimlerde tercüme edip kullanmalılar.

Ama böyle bir ayet yok. Tek kavim içindir diyor ve ondan tek kavim sorumludur diyor.

''Kuran senin için ve kavmin için bir öğüttür. Sen ve kavmin ondan sorumlu tutulacaksınız. Zuhruf 44''

Eğer sen haklı olsaydın bu ayet böyle olmazdı.Bütün kavimler içindir derdi. Bütün kavimler ondan sorumludur derdi. Ama demiyor.

Bütün kavimler için olması demek Kuran'ın kendi koyduğu prensiplere aykırı olurdu zaten. Çünkü kavmin diliyle peygamberin dili aynı olmalıdır, farklı olmamalıdır (İbrahim 4) diyen ayet var. Ve yabancı dilde inen mesaja itiraz hakkınız var, neden dilimizde inmedi deme hakkınız var (Fussilet 44) diyen ayet var. Bu 2 ilkeye rağmen evrensel olması demek kendi koyduğu ilkeleri çiğnemesi ve kendi kendisiyle çelişmesi demektir.

Ve Arap kavmine özelim demesi, sadece Arapların anlamasını önemsiyor olması Arapça olmasıyla aynı şey değildir.
http://maddaresaw.blogspot.com/2018/06/yusuf-2araplara-ozel-arap-dini.html
bu ayette Kur’an sadece sana ve kavmine bir öğüttür.” demiyor, “Sana ve kavmine bir öğüttür.” diyor. Kur’an’ın onlar için bir öğüt olması, başkası için olmadığı manasına gelmez. Ayrıca bazı alimlere göre, bu ayette yer alan “kavim=topluluk”tan maksat, Hz. Peygambere iman eden bütün ümmettir.(bk. Maverdî, Kurtubî, ilgili ayetin tefsiri).

Biz her peygamberi, ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara (Allah’ın emirlerini) iyice açıklasın. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. (İbrahim,4) Bu ayetten ''kavmin diliyle peygamberin dili aynı olmalıdır'' bu çıkarımı yapamazsın. Maksat, insanlara Allah'ın emirlerini daha kolay anlatması için.

Eğer biz onu başka dilde bir Kur’an yapsaydık onlar mutlaka, “Onun âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?” derlerdi. De ki: “O, inananlar için bir hidayet ve şifâdır. İnanmayanların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur’an onlara kapalı ve anlaşılmaz gelir. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor (da anlamıyorlar).” (Fussilet,44) Bu ayettede ''yabancı dilde inen mesaja itiraz hakkınız var, neden dilimizde inmedi deme hakkınız var'' bu çıkarıma varamazsın. 2 Ayettede kafana göre birşeyler çıkartmışsın. Anlatılan Kuran başka dilde, peygamber başka dilde olsaydı itiraz ederlerdi. Ayette ''geçen ayetleri genişçe açıklanmalı'' diyor. Arapça bir kitabı, Türk bir peygamber genişçe açıklayabilir mi?
 
Mesajlar
13
Beğeniler
3
Düşünce
Agnostik
#9
bu ayette Kur’an sadece sana ve kavmine bir öğüttür.” demiyor, “Sana ve kavmine bir öğüttür.” diyor. Kur’an’ın onlar için bir öğüt olması, başkası için olmadığı manasına gelmez. Ayrıca bazı alimlere göre, bu ayette yer alan “kavim=topluluk”tan maksat, Hz. Peygambere iman eden bütün ümmettir.(bk. Maverdî, Kurtubî, ilgili ayetin tefsiri).

Biz her peygamberi, ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara (Allah’ın emirlerini) iyice açıklasın. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. (İbrahim,4) Bu ayetten ''kavmin diliyle peygamberin dili aynı olmalıdır'' bu çıkarımı yapamazsın. Maksat, insanlara Allah'ın emirlerini daha kolay anlatması için.
Her peygamber sadece kendi kavmin diliyle gönderiliyorsa,diğer kavimlerin diliyle gönderilmiyorsa;o zaman her kavmin ayrı bir dili var demektir. Japon kavminin dili Japonca, Alman kavminin dili Almanca, Arap kavminin dili Arapça. Bu durumda nasıl oluyor da kavim ümmetle aynı şey oluyor?

Artı Zuhruf 44; Kuran sana ve kavmine öğüttür, sen ve kavmin ondan sorumlusunuz demiyor. Senin için ve kavmin içindir diyor. Lİ harfi ceri İÇİN anlamına geliyor. Lİ KAVMİKE (لِقَوْمِكَ )=KAVMİN İÇİN. Şimdi neden bütün kavimler içindir demediğini, neden bütün kavimler ondan sorumludur demediğini birazcık merak et istersen. Artı bir kavim demekle yetinmiyor. O kavmin özelliklerini de veriyor.
Ataları uyarılmadığı için gaflet içinde kalmış bir kavmi uyarman için indirdik. Yasin 6

Demek ki diğer kavimlerin ataları uyarılmış. Örneğin İsrail kavminin ataları Musa ile uyarılmış. O halde Yasin 6 hangi kavimden bahsediyor? Ve Yasin 6 kavmin atalarla ilgili olduğunu belirtmiş oluyor. İbrahim 4. ayette kavmin aynı dili konuşmakla ilgili olduğunu söylüyor. Ve şu aşağıdaki linkteki kısacık yazıyı oku lütfen
http://cernomirdinxxxx.blogspot.com/2018/07/kavim-nedir.html
Kuranı anlamanız için Arapça indirdik. Yusuf 2

Sence Yusuf 2. ayet hangi kavme seslenmiş oluyor? Japon kavmine mi? Arapça inmeseydi Japon kavmi onu anlamayacaktı şeklinde ele alabilir misin bu ayeti. Arapça hangi kavmin dilidir?
Onu pürüzsüz Arapçanın dışında yapmadık ki korunabilsinler. Zumer 28

Gördüğün gibi Arapça olması bile yetmiyor, pürüzsüz Arapça inmesi gerekiyor. Yani pürüzsüz Arapça inmese korunamayacaklardı. Hangi kavmin korunabilmesi için pürüzsüz Arapça kitabın inmesi gerekiyor? Japon kavminin korunabilmesi için mi pürüzsüz Arapça inmesi gerekiyordu? Demek ki Arap olmayanın korunmasını umursamıyor. Sadece Arap kavminden olanın korunmasını umursuyor.

Arap kavminin korunabilmesi için pürüzsüz Arapça bir kitabın inmesi gerekiyorsa, Japon kavminin korunması içinde pürüzsüz Japonca bir kitabın inmesi gerekiyordur. Kafanda iki noktayı birbirine bağlayamıyorsan ben yapayım.

Fussilet 44. ayete gelirsek; onu Arapça kılmasaydık, neden dilimizde değil, Arap olana yanancı dilde bir kitap olurmu derlerdi diyor. Yani Arapça inmemesi sorun olurdu diyor. Arapça inmemesi sorun olmayacaktıysa, o zaman eğer Arapça indirmeseydik diye başlayan bir ayete gerekte kalmazdı. Demek ki Arapça indirmemesi sorun olurdu. Hatta Zumer 28. ayete bakarsan Arapça olması bile yetmiyor, pürüzsüz Arapça olmalı ki Arap kavmi sorumlu tutulabilsin. Pürüzsüz Arapça olmasaydı korunamayacaklardı ve korunamayacakları içinde sorumlu tutulamayacaklardı. Pürüzsüz Arapça inmeyen Arap kavmine uygun olmuyorsa, pürüzsüz Japonca inmeyen de Japon kavmine uygun olmayacaktır. Pürüzsüz Arapça inmeyenden Arap sorumlu tutulamazsa, Arapça inenden de Arap olmayan sorumlu tutulamaz.

وَلَوْ جَعَلْنَاهُ قُرْآنًا أَعْجَمِيًّا لَّقَالُوا لَوْلَا فُصِّلَتْ آيَاتُهُ أَأَعْجَمِيٌّ وَعَرَ
1. ve lev: ve eğer, şâyet 2. cealnâ-hu: onu kıldık, yaptık 3. kur'ânen: Kur'ân 4. a'cemiyyen: yabancı dil, Arapça olmayan 5. le: elbette, mutlaka 6. kâlû: dediler/derlerdi 7. lev: olsa 8. lâ: değil 9. fussilet: açıklandı 10. âyâtu-hu: onun âyetleri 11. e: mi 12. a'cemiyyun: yabancı dil, Arapça olmayan 13. ve arabîyyun: ve Arap olana... Fussilet 44
http://cernomirdinxxxx.blogspot.com/2018/07/fussilet-3-hangi-kavimden-soz-ediyor.html
http://cernomirdinxxxx.blogspot.com/2018/07/kuran-arap-kavminden-olmayana.html
 

NoTThingLosE

☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
908
Beğeniler
239
Düşünce
Sünni
#10
Her peygamber sadece kendi kavmin diliyle gönderiliyorsa,diğer kavimlerin diliyle gönderilmiyorsa;o zaman her kavmin ayrı bir dili var demektir. Japon kavminin dili Japonca, Alman kavminin dili Almanca, Arap kavminin dili Arapça. Bu durumda nasıl oluyor da kavim ümmetle aynı şey oluyor?

Artı Zuhruf 44; Kuran sana ve kavmine öğüttür, sen ve kavmin ondan sorumlusunuz demiyor. Senin için ve kavmin içindir diyor. Lİ harfi ceri İÇİN anlamına geliyor. Lİ KAVMİKE (لِقَوْمِكَ )=KAVMİN İÇİN. Şimdi neden bütün kavimler içindir demediğini, neden bütün kavimler ondan sorumludur demediğini birazcık merak et istersen. Artı bir kavim demekle yetinmiyor. O kavmin özelliklerini de veriyor.
Ataları uyarılmadığı için gaflet içinde kalmış bir kavmi uyarman için indirdik. Yasin 6

Demek ki diğer kavimlerin ataları uyarılmış. Örneğin İsrail kavminin ataları Musa ile uyarılmış. O halde Yasin 6 hangi kavimden bahsediyor? Ve Yasin 6 kavmin atalarla ilgili olduğunu belirtmiş oluyor. İbrahim 4. ayette kavmin aynı dili konuşmakla ilgili olduğunu söylüyor. Ve şu aşağıdaki linkteki kısacık yazıyı oku lütfen
http://cernomirdinxxxx.blogspot.com/2018/07/kavim-nedir.html
Kuranı anlamanız için Arapça indirdik. Yusuf 2

Sence Yusuf 2. ayet hangi kavme seslenmiş oluyor? Japon kavmine mi? Arapça inmeseydi Japon kavmi onu anlamayacaktı şeklinde ele alabilir misin bu ayeti. Arapça hangi kavmin dilidir?
Onu pürüzsüz Arapçanın dışında yapmadık ki korunabilsinler. Zumer 28

Gördüğün gibi Arapça olması bile yetmiyor, pürüzsüz Arapça inmesi gerekiyor. Yani pürüzsüz Arapça inmese korunamayacaklardı. Hangi kavmin korunabilmesi için pürüzsüz Arapça kitabın inmesi gerekiyor? Japon kavminin korunabilmesi için mi pürüzsüz Arapça inmesi gerekiyordu? Demek ki Arap olmayanın korunmasını umursamıyor. Sadece Arap kavminden olanın korunmasını umursuyor.

Arap kavminin korunabilmesi için pürüzsüz Arapça bir kitabın inmesi gerekiyorsa, Japon kavminin korunması içinde pürüzsüz Japonca bir kitabın inmesi gerekiyordur. Kafanda iki noktayı birbirine bağlayamıyorsan ben yapayım.

Fussilet 44. ayete gelirsek; onu Arapça kılmasaydık, neden dilimizde değil, Arap olana yanancı dilde bir kitap olurmu derlerdi diyor. Yani Arapça inmemesi sorun olurdu diyor. Arapça inmemesi sorun olmayacaktıysa, o zaman eğer Arapça indirmeseydik diye başlayan bir ayete gerekte kalmazdı. Demek ki Arapça indirmemesi sorun olurdu. Hatta Zumer 28. ayete bakarsan Arapça olması bile yetmiyor, pürüzsüz Arapça olmalı ki Arap kavmi sorumlu tutulabilsin. Pürüzsüz Arapça olmasaydı korunamayacaklardı ve korunamayacakları içinde sorumlu tutulamayacaklardı. Pürüzsüz Arapça inmeyen Arap kavmine uygun olmuyorsa, pürüzsüz Japonca inmeyen de Japon kavmine uygun olmayacaktır. Pürüzsüz Arapça inmeyenden Arap sorumlu tutulamazsa, Arapça inenden de Arap olmayan sorumlu tutulamaz.

وَلَوْ جَعَلْنَاهُ قُرْآنًا أَعْجَمِيًّا لَّقَالُوا لَوْلَا فُصِّلَتْ آيَاتُهُ أَأَعْجَمِيٌّ وَعَرَ
1. ve lev: ve eğer, şâyet 2. cealnâ-hu: onu kıldık, yaptık 3. kur'ânen: Kur'ân 4. a'cemiyyen: yabancı dil, Arapça olmayan 5. le: elbette, mutlaka 6. kâlû: dediler/derlerdi 7. lev: olsa 8. lâ: değil 9. fussilet: açıklandı 10. âyâtu-hu: onun âyetleri 11. e: mi 12. a'cemiyyun: yabancı dil, Arapça olmayan 13. ve arabîyyun: ve Arap olana... Fussilet 44
http://cernomirdinxxxx.blogspot.com/2018/07/fussilet-3-hangi-kavimden-soz-ediyor.html
http://cernomirdinxxxx.blogspot.com/2018/07/kuran-arap-kavminden-olmayana.html
Konuyu çarpıtmak adına “Li-Kavmin” kelimesini “tek kavim için”şeklinde tercüme etmişsin. Asıl doğru olan şudur: “li” için anlamındadır. “kavim / kavmin” kelimesi nekre (belirsiz bir şekilde) olduğundan hiçbir zaman “tek kavim” anlamına gelmez. Bilakis milyonlarca kavimleri içine alan “herhangi bir kavim” manasına gelir. Türkçede bunu bazen “herhangi” kelimesini kullanmadan, sadece “bir kavim” şeklinde tercüme edilir ve bununla yine de herhangi bir kavimkastedilir.

“Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün sürelerinin değişmesinde, insanlara fayda sağlamak üzere denizlerde gemilerin süzülüşünde, Allah’ın gökten indirip kendisiyle ölmüş yeri canlandırdığı yağmurda ve yeryüzünde hayat verip yaydığı canlılarda, rüzgarların yönlerini değiştirip durmasında, gökle yer arasında emre hazır bulutların duruşunda, elbette aklını çalıştıran kimseler (aklını kullanan bir kavim) için Allah’ın varlığına ve birliğine nice deliller vardır.”(Bakara, 2/164).

Ayetin son cümlesi olan “Elbette aklını çalıştıran / aklını kullanan kimseler için Allah’ın varlığına ve birliğine nice deliller vardır.” ifadesinin “aklını kullanan bir kavim için” mealindeki cümlenin Arapçası: “Li Kavmin Ya’kılûn”dur. Eğer bu ayetin bu ifadesini adamın talimatı doğrultusunda tercüme edersek manası: “aklını kullanan tek kavim için…” şeklinde olur. Bu durumda akıllı olan tek kavim var, o da Arap kavmidir. Oysa “kavim” kelimesi Arapçada “kavim” manasında olduğu gibi, “topluluk” manasında da kullanılır. Nitekim, kelam, fıkıh, hadis, tefsir, tasavvuf gibi değişik ilim disiplinlerinde bazen “kavim böyle diyor” ifadesini görüyoruz. Ancak bu ifadelerde kavim kelimesi “el-kavm” şeklinde marife / belirtili olarak kullanılır ve ilgili ilim dalının alimleri kast edilir. Yani buralarda “kale el-kavmu”derken bir kavmi / milleti değil, “ilgili ilim dalındaki alimler topluluğu / grubu”nu kast ediyorlar.
Bundan da anlaşılıyor ki, “kavim” terim olarak çoğu zaman “millet” değil topluluk anlamında kullanılır. Onun içindir ki, yukarıdaki ayetin mealinde haklı olarak “aklını kullanan bir kavim” yerine “kimseler” sözcüğüne yer verilmiştir. “Akıllı kimseler” aynı zamanda “akıllı gruplar/topluluklar” manasınadır.

Kur’an’da açıkça vurgulanan bir başka hakikat de vardır ki, o da: Kur’an’ın yalnız Arap kavmine değil, bütün insanlara / bütün kavimlere gönderilmiş bir kitap olduğu gerçeğidir. Daha Mekke devrinde, peygamberliğin ilk yıllarında bu gerçeğe vurgu yapılmıştır:

“Resulüm, biz seni bütün insanlar / almler için sırf bir rahmet vesilesi olman için gönderdik.”(Enbiya, 21/107)
“Resûlüm! Biz seni bütün insanlığa / insanlara bir müjdeci ve bir uyarıcısı olarak gönderdik, lâkin insanların ekserisi bunu bilmezler.”(Sebe, 34/28).
 

yeniçeri

☆☆☆☆☆
ÖDG Üyesi
Mesajlar
927
Beğeniler
570
Düşünce
Ateist
#11
Kavimden kasıt nedir? O belli değil. Mesela Kurana (Maide 32) göre bir insanı öldürmekle bütün insanlığı öldürmüş sayılıyor? Ya da bir can kurtarmakla bütün canları kurtarmış sayılıyor? İnsandan kasıt nedir? Homo sapiens mi yoksa homo sapiensi insan haline sokan beyninin ortaya çıkardığı manevi unsurlar mı? Bu unsurlardan biri yok olursa diğerleri de zincirleme yok olur. Mesela bir şeye karşı olan sevginiz öldü mü artık o şeyi düşünmezsiniz düşüncenizde ölür, çalışmanızda ölür, sabrınız da ölür, hatıralarını da ölür, sadakatınız da ölür, merhametiniz de ölür. Yani sizi yaşamda başarıya götüren ve diğer canlılardan farklı kılan düşünsel mefhumlar sizin insanlığınızdır. Ve o zaman her insanın beyninde bir insanlık kavmi vardır. Bakın Torada öyle kavimlerden bahseder ki bu kavimler ne tarihte nede bugün yoktular. Mesela Lutun büyük ve küçük kızlarını döllemesinden doğan erkek çocukların oluşturduğu kavim? Keza Kuranda da bu kavimler vardır. Hud ve Ad kavmi? Ad kavmi dağlarda yaşayan dev gibi insanlardan oluşan bir kavimmiş! Şüphesiz ki bir masal anlatılıyor. Ama neyin masalı? Nedir 124000 peygamber? Bir şifremi yoksa? Şifreyse neyin şifresi?
 
Mesajlar
2
Beğeniler
3
Düşünce
Deist
#12
Eğer biz onu başka dilde bir Kur’an yapsaydık onlar mutlaka, “Onun âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?” derlerdi. De ki: “O, inananlar için bir hidayet ve şifâdır. İnanmayanların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur’an onlara kapalı ve anlaşılmaz gelir. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor (da anlamıyorlar).” (Fussilet,44) Bu ayettede ''yabancı dilde inen mesaja itiraz hakkınız var, neden dilimizde inmedi deme hakkınız var'' bu çıkarıma varamazsın.
Fussilet 44 ayetinde peygamber kelimesi yoktur. Rica etsem ayetin Arapça metninde peygamber kelimesini gösterebilir misin acaba.
http://www.kuranmeali.org/41/fussilet_suresi/44.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx

Ayettin Arapça metninde peygamber kelimesi yoktur. Bu ayette peygamber kelimesini varmış gibi göstermeye çalışmak, böyle bir şey uydurmak boş bir çabadır.

Ve ayrıca bütün çevirilerde şu iki cümleyi görürsün.
1- Eğer onu Arapça yapmasaydık, 2- Arapça olması gerekmez miydi derlerdi, Arap olana yabancı dil olur mu derlerdi.
http://www.kuranmeali.org/41/fussilet_suresi/44.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx

Bütün çevirilerde bu iki cümle vardır,bu anlam vardır. Neden? Çünkü ayet acemiyyun (أَعْجَمِيًّا) kelimesini kullanır. Acemiyyun (أَعْجَمِيًّا) Arapça olmayan dil, Arapça dışı diller anlamına gelir. e a’cemiyyun ve arabîyyun = Arap olana Arapça olmayan dil mi? derlerdi.

Acemiyyun kelimesi Nahl 103 ayetindede var. Bunu Fussilet 44 ayetiyle karşılaştır.
Kuranı ona bir insan öğretiyor dediklerini biliyoruz. Oysa bahsettikleri o kişi ve onun dili Arap'a yabancıdır (acemiyyun - أَعْجَمِيٌّ). Bu ise dili apaçık Arapça olan bir kitaptır (Nahl 103)
http://www.kuranmeali.org/16/nahl_suresi/103.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx

Nahl 103 diyorki: ileyhi a’cemiyyun. Yani o kişi acemiyyun halindedir, dili Araba yabancıdır. Fussilet 44 ise acemiyyun olsaydı neden acemiyyun / neden Arapça dışı bir dil derdiniz diyor. Bu da açıkça yabancı dilde inmiş mesaja itiraz hakkı vermektir.
Konuyu çarpıtmak adına “Li-Kavmin” kelimesini “tek kavim için”şeklinde tercüme etmişsin. Asıl doğru olan şudur: “li” için anlamındadır. “kavim / kavmin” kelimesi nekre (belirsiz bir şekilde) olduğundan hiçbir zaman “tek kavim” anlamına gelmez. Bilakis milyonlarca kavimleri içine alan “herhangi bir kavim” manasına gelir.(Sebe, 34/28).
Bir kavim için Arapçadır dediğimizde; burada kavim kelimesi nekredir (cins isimdir) derler. Nekre belirsizdir derler. O sebeple hangi kavmin kestedildiği belli değildir derler. Oysa bu saçma bir savunmadır. Nekre tek başına kullanılınca belirsizdir. Örneğin kavim dediğinizde bu belirsizdir. Ama Musa'nın gönderildiği kavim dediğinizde İsrailoğulları kavminin kastedildiği anlaşılır. Nekre belirsizlikten çıkar. Kavim nekredir. Ama bir kavmin bilmesi için Arapçadır (fussilet 3) dediğinizde; Arapça konuşan bir kavmi kastettiğiniz anlaşılır. Nekre belirsizlikten çıkmış olur. Arapça, Arap kavminin dilidir.Japon kavminin dili değildir.

Ve İbrahim 4 ayetinde İLLA (إِلاَّ) olumsuzluk eki vardır. İLLA(إِلاَّ) kural koyar. Başka türlü olmaz, bunun dışında olmaz anlamına gelir.
Ve mâ erselnâ min resûlin İLLA bi lisâni kavmihî li = Başka türlü göndermeyiz, kendi kavminin lisanı dışında
http://www.kuranmeali.org/14/ibrahim_suresi/4.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx

Alem kelimesi ve Sebe 28 ayeti size daha önce verilmiş olan linklerde zaten var. Onlara hiç bakmıyor musunuz?
http://cernomirdinxxxx.blogspot.com/2018/07/sebe-28-butun-insanlar-demiyor.html
http://cernomirdinxxxx.blogspot.com/2018/07/alem-ve-alemler-ne-anlama-geliyor.html
 

NoTThingLosE

☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
908
Beğeniler
239
Düşünce
Sünni
#13
Fussilet 44 ayetinde peygamber kelimesi yoktur. Rica etsem ayetin Arapça metninde peygamber kelimesini gösterebilir misin acaba.
http://www.kuranmeali.org/41/fussilet_suresi/44.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx

Ayettin Arapça metninde peygamber kelimesi yoktur. Bu ayette peygamber kelimesini varmış gibi göstermeye çalışmak, böyle bir şey uydurmak boş bir çabadır.

Ve ayrıca bütün çevirilerde şu iki cümleyi görürsün.
1- Eğer onu Arapça yapmasaydık, 2- Arapça olması gerekmez miydi derlerdi, Arap olana yabancı dil olur mu derlerdi.
http://www.kuranmeali.org/41/fussilet_suresi/44.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx

Bütün çevirilerde bu iki cümle vardır,bu anlam vardır. Neden? Çünkü ayet acemiyyun (أَعْجَمِيًّا) kelimesini kullanır. Acemiyyun (أَعْجَمِيًّا) Arapça olmayan dil, Arapça dışı diller anlamına gelir. e a’cemiyyun ve arabîyyun = Arap olana Arapça olmayan dil mi? derlerdi.

Acemiyyun kelimesi Nahl 103 ayetindede var. Bunu Fussilet 44 ayetiyle karşılaştır.
Kuranı ona bir insan öğretiyor dediklerini biliyoruz. Oysa bahsettikleri o kişi ve onun dili Arap'a yabancıdır (acemiyyun - أَعْجَمِيٌّ). Bu ise dili apaçık Arapça olan bir kitaptır (Nahl 103)
http://www.kuranmeali.org/16/nahl_suresi/103.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx

Nahl 103 diyorki: ileyhi a’cemiyyun. Yani o kişi acemiyyun halindedir, dili Araba yabancıdır. Fussilet 44 ise acemiyyun olsaydı neden acemiyyun / neden Arapça dışı bir dil derdiniz diyor. Bu da açıkça yabancı dilde inmiş mesaja itiraz hakkı vermektir.
Ayeti diyanet işlerinden aldım. Arapçalarına dikkat etmedim. Boş bir çaba gösterdiğim falan yok. Kuranı Kerim"in Arapça olması nedendir diye sormuştuk. Böyle bir sorudan önce aslında neden Hz. Muhammed(sav) Arap milletinden seçilmiştir diye sormak lazım. Çünkü bir peygambere gelen kitap elbette onun diliyle gelmiş olacaktı. Kuranı Kerim Arapça olarak geldi, çünkü Hz. Muhammed Arap milletindendi ve ilk muhatapları Arap"tı. Kuranı Kerim"in de vurguladığı gibi, eğer o başka bir dille gelmiş olsaydı, onlar; "Arap bir peygamber ve yabancı dille gelmiş bir kitap, bu nasıl olur!" (41/44) diyeceklerdi. Bilindiği gibi tarihte en çok peygamber Yahudilere gelmiştir, çünkü yoldan en çok çıkanlar onlardı. Hz. Peygamber"in Araplardan gelmiş olması bir övünme vesilesi değildir, ama bütün insanlığa gelmiş olması herkes için bir şereftir. Araplar da herkes gibi konunun ancak bu yönüyle şeref duyabilirler. O halde ne kimseden yana olunmuş, ne kimseye haksızlık edilmiştir.
Kuranı Kerim"in Arapça olarak indirildiğini onun kendisi tam on bir yerde vurgular ve sebep olarak bu söylediğimizle beraber şu iki şeye daha dikkat çeker: "Ta ki, anlayabilesiniz" (12/2), "ta ki, emir ve yasakları bilip korunabilesiniz diye" (39/28). Demek ki, Kuranı Kerim"in indirilmesinden gaye, onun anlaşılıp mucebince amel edilmesidir. Demek ki, öncelikle ilk muhatapları Arap olduğu için Kuranı Kerim Arapça gelmiştir.
Allah"ın vahyi olarak o ilk önce Ruhu"l-emîn olan Cibrîl"e verilmiş böylece, tabirimiz yanlışsa affola, bu zipli dosyanın açılma süreci başlamıştır. Sonra Hz. Peygamber"in kalbine konmasıyla, efdalü"l-beşer/beşerin zirvesi idrakine indirgenmiş, sonra onun onu Mekke ve havalisindekilerin anlayacağı dil ile okumasıyla onların idrakine indirgenmiş, ardından anlaşılması Kureyş lehçesine göre biraz farklı olan Medine gibi diğer Arapça konuşanların bölgelerine doğru yayılmış. Bu ikinci derecede Arapça konuşanlara ulaştırılırken onu daha iyi anlayan ilk muhatapları elbette onun diğerlerince anlaşılmasına yardımcı olmuşlardır. Sonra Bu ilk Arap davetçiler gittikleri bölgelere, onu bölge halkının anlayacağı dille açıklamışlar.

https://www.yenisafak.com/yazarlar/farukbeser/evet-neden-kuran-i-kerim-arapcadir-50686
 

NoTThingLosE

☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
908
Beğeniler
239
Düşünce
Sünni
#14
Bir kavim için Arapçadır dediğimizde; burada kavim kelimesi nekredir (cins isimdir) derler. Nekre belirsizdir derler. O sebeple hangi kavmin kestedildiği belli değildir derler. Oysa bu saçma bir savunmadır. Nekre tek başına kullanılınca belirsizdir. Örneğin kavim dediğinizde bu belirsizdir. Ama Musa'nın gönderildiği kavim dediğinizde İsrailoğulları kavminin kastedildiği anlaşılır. Nekre belirsizlikten çıkar. Kavim nekredir. Ama bir kavmin bilmesi için Arapçadır (fussilet 3) dediğinizde; Arapça konuşan bir kavmi kastettiğiniz anlaşılır. Nekre belirsizlikten çıkmış olur. Arapça, Arap kavminin dilidir.Japon kavminin dili değildir.

Ve İbrahim 4 ayetinde İLLA (إِلاَّ) olumsuzluk eki vardır. İLLA(إِلاَّ) kural koyar. Başka türlü olmaz, bunun dışında olmaz anlamına gelir.
Ve mâ erselnâ min resûlin İLLA bi lisâni kavmihî li = Başka türlü göndermeyiz, kendi kavminin lisanı dışında
http://www.kuranmeali.org/14/ibrahim_suresi/4.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx

Alem kelimesi ve Sebe 28 ayeti size daha önce verilmiş olan linklerde zaten var. Onlara hiç bakmıyor musunuz?
http://cernomirdinxxxx.blogspot.com/2018/07/sebe-28-butun-insanlar-demiyor.html
http://cernomirdinxxxx.blogspot.com/2018/07/alem-ve-alemler-ne-anlama-geliyor.html
Evet bütün kavimlere gelen peygamberlerin dilleri kavimleri ile aynıydı. Ama bu demek olmaz ki bizide ilgilendirmez. Gelen kitaplar evrenselliğini koruyamadı. Değiştirildi, saptırıldı. Kuran gelen son kitap olarak tüm insanları ilgilendiren bir kitaptır.

“Resulüm, biz seni bütün insanlar / almler için sırf bir rahmet vesilesi olman için gönderdik.”(Enbiya, 21/107)
“Resûlüm! Biz seni bütün insanlığa / insanlara bir müjdeci ve bir uyarıcısı olarak gönderdik, lâkin insanların ekserisi bunu bilmezler.”(Sebe, 34/28).
 

yeniçeri

☆☆☆☆☆
ÖDG Üyesi
Mesajlar
927
Beğeniler
570
Düşünce
Ateist
#15
Eğer bu teizmin ilahı Ortadoğu harici tek bir millete peygamber göndermiş olsaydı tarih bunu mutlaka kaydederdi.
 
Mesajlar
4
Beğeniler
7
Düşünce
Deist
#16
Musa İsrailoğulları kavmindendir, Muhammet Arap kavmindendir.

O halde, kitabın sürekli tek kavim için(li kavmin) deme gereği duyması, hiç bir zaman bütün kavimler için deme gereği duymamasını neye bağlamalıyız? Bundan ne anlamalıyız?

Li=ona özel,ona mahsus,onun için. KAVMİN=Tek kavim, bir tane kavim. Lİ KAVMİN=Tek kavme özel, tek kavim için, tek kavme mahsus.

*Madem tek kavim için değil, madem bütün kavimler için, o zaman niye sürekli tek kavim için diyor da hiç bir zaman bütün kavimler için demiyor?

*Tek kavim içindir derken tek kavim için değildir mi demek istiyor? O zaman Allah tektir derken de Allah tek değildir mi demek istiyor?

Araplara mutlaka Arapça seslenmesi gerektiğini biliyorsa, mutlaka Arap bir peygamberle seslenmesi gerektiğini biliyorsa, o zaman Japonlarada Japonca seslenmesi gerektiğini de biliyordur. Japonlara da Japonca bir kitapla ve Japon bir peygamberle seslenmesi gerektiğini biliyordur. Araplara ve Arapçaya gösterdiği hassasiyeti diğer dillere ve diğer kavimlere göstermiyor. Neden?

Kitabın sürekli Arapçayım demesi de tuhaf. Arapça olduğunu anlamak için sürekli Arapçayım demesine gerek yoktur. O halde neden sürekli Arapçayım diyor? Türkçe bir kitap yazsan, sürekli bu kitap Türkçedir deme gereği duyar mısın?

Ve eğer Allah seninle iletişim kurmak istiyorsa Türkçe iletişim kurar. Arapça bilmediğini biliyordur. Peygamber yapmak için Türk birini bulamadı mı?

Adam bulmakta sıkıntı mı çekiyor? Japonlara peygamber yapmak için bir Japon bulamadı mı? Sadece Araplar arasından mı adam bulabiliyor? Sadece İsrailliler arasından mı adam bulabiliyor?
 
Mesajlar
5
Beğeniler
4
Düşünce
Sünni
#17
Selamun Aleykum arkadaşlar, yazıları ve türkçeye çevrilen ayetleri gördüm okudum. Ancak sorun şu ki ayetlerin bir kısmı yanlış ve eksik çevrilmiş hatta biraz da saptırılmış. Kur'an'i anlamak için onun sadece türkçe karşılığını okumanız yetmez. Tefsirine müracaat etmeniz gerekir daha sonra ayetin iniş sebebine hangi olay üzerine indiğine müracaat etmelisiniz. Burada yazılan ayetler farklı yorumlarla asıl manasından koparılmış ayetler aslında sizin yorumladığınızdan çok uzak. Örneğin İbrâhim suresinin 4. Ayetini mealini bir kere yanlış yazmışsınız mealinin orijinali o değildir bu yüzden farklı yorumluyor ve farklı taraflara çekiyorsunuz. Fussilet suresinin 44. Ayetinde ise ayetin nuzul sebebi ve manası çok farklı yine farklı yerlere çekilmiş. Ne olur araştırıyor iseniz düzgün ve sonuna kadar araştırın. Ben yaklaşık 1 buçuk yıl önce gerçek manada islamla tanıştım inanın 1 buçuk yıldır öğrendiklerime doymuyorum ve öğrendikçe hakikati anlıyorum. Ayrıca sunu da belirteyim Kur'an'ın indirildiği vakitler Arap toplumunda şiir ve belagat zirvesini yaşıyordu. Kuran'i incelediğinizde mükemmel bir belagat ve icazı olduğunu anlarsınız tabi tefsir okumanız lazım kardeşlerim başka şekil anlayamazsınız. Bundan dolayıda arapça inmiş olması ayrı bi durum. Örneğin türkçe inseydi onun kadar icaz ve belagata sahip olmayabilirdi. Bu söylediğim önemli ama pek bilinmeyen bir mesele. Neyse kardeşlerim ben milliyetçi milletini seven bir gencim. Sizin dediklerinizin aksine Kur'an bana ayrım yapmamayı insanlar arasında adaletli olmayı bölücülük yapmamayı öğretti. Peygamberimiz (sallahu aleyhi ve sellem) kendi ağzından “Allah indinde en şerefliniz takvâca en ileri olanınızdır. Arabın Arap olmayan (acem) üzerine bir üstünlüğü yoktur. Arap olmayanın da Arap üzerine bir üstünlüğü yoktur. Beyaz derili olanın siyah derili üzerine bir üstünlüğü yoktur, siyah derili olanın da beyaz derili üzerine bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük sadece takvâ iledir.” (Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, h. no:5622) demiştir.

Yine "Irkçılık davasına kalkışan bizden değildir, ırkçılık üzerine savaşa girişen de bizden değildir."(Müslim, İmare, 53, 54, 57)
Bunu diyen bir peygambere indirilen Kitap nasıl millet kayırır?
Milletimi seviyorum değerlerimi korumaya çalışıyorum tarihimi iyi biliyorum ancak din farklı bir durum. Milletler üzerinden din de tartışma açma çok saçma.

"Ey müminler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fâsıklık ne kötü bir isimdir! Kim de tevbe etmezse işte onlar zalimlerdir." (49/11)

İlk cümleye dikkat edin. Allah Teala millet ve toplulukların üzerinden kibir ve üstünlük yapılmamasını beyan ediyor.

"Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah´tan korkun ki esirgenesiniz." (49/10)

Arapları kayıran(!) Allah haşa O bundan münezzehtir peki neden mumin olan herkesi kardeş ilan ediyor?

Biraz uzun oldu ama kusura bakmayın kardeşlerim. Hak ile batılı ayırıp doğruyu bulmanızı ümit ediyorum. On yargılarınızı bir kenara bırakıp görmek istediğinizi değilde görülmesini istenileni görün inşallah. Selamun Aleykum.
 
Moderatör tarafından düzenlendi:

Şarlo

☆☆☆
ÖDG Üyesi
Mesajlar
261
Beğeniler
198
Düşünce
Agnostik
#18
Hoş geldin. Yukarıda verdiğin örnekler dışında

Fasil: FEZAİL BÖLÜMÜ
Konu: Arapların Fazileti
Ravi: Selman`ı Farisi
Hadis: Resulullah (sav) bana: "Bana buğzetme, dinini terketmiş olursun!" buyurdular. Ben: "Ey Allah`ın Resulü, ben size nasıl buğzederim? Allah hidayeti bana sizin elinizden ulaştırdı" dedim. "Araba buğzedersin, böylece bana buğzetmiş olursun" buyurdular.HadisNo:4547
Fasil:FEZAİL BÖLÜMÜKonu:Arapların FaziletiRavi:Osman İbnu AffanHadis:Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kim Arab`ı aldatırsa şefaatime giremez ve sevgim de ona ulaşmaz."
Hadis No: 4548

Bu gibi hadisler de mevcut. Mesele islamın kendisi ile çelişmesinde.
 
Moderatör tarafından düzenlendi:
Mesajlar
5
Beğeniler
4
Düşünce
Sünni
#19
Hoş geldin. Yukarıda verdiğin örnekler dışında

Fasil: FEZAİL BÖLÜMÜ
Konu: Arapların Fazileti
Ravi: Selman`ı Farisi
Hadis: Resulullah (sav) bana: "Bana buğzetme, dinini terketmiş olursun!" buyurdular. Ben: "Ey Allah`ın Resulü, ben size nasıl buğzederim? Allah hidayeti bana sizin elinizden ulaştırdı" dedim. "Araba buğzedersin, böylece bana buğzetmiş olursun" buyurdular.HadisNo:4547
Fasil:FEZAİL BÖLÜMÜKonu:Arapların FaziletiRavi:Osman İbnu AffanHadis:Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kim Arab`ı aldatırsa şefaatime giremez ve sevgim de ona ulaşmaz."
Hadis No: 4548

Bu gibi hadisler de mevcut. Mesele islamın kendisi ile çelişmesinde.
Hoş buldum arkadaşım.
Öncelikle hadisler ayrılırlar senedi zayıf olan veya sahih olan ravisi güvenilmeyen sened zincirinde sıkıntı olan hadisler vardır. Her hadis sahih kesin olarak Allah'ın Resulu Hz Muhamed (sallahu aleyhi ve sellem) in ağzından çıkmamıştır. 1. örnekte Selmanı Faris (RA) in olayındaki hadisi İmam Tirmizi zayıf hadis ve senedinde kopukluk var diye yorumlamıştır. Üstelik Ahmed Bin Hanbel'in Musnedi'ni Hadis Kulliyatini tahkik eden iki muhakkik bu hadisin ravisinin yani Hadis-i şerifi aktaran kişinin zayıflığından ve yine senedin kopukluğundan bu hadise zayıf demişlerdir.

Diğer hadise gelelim
Osman b. Affân (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (asm) şöyle buyurdu:
“Arab’ı aldatan benim şefaatime nail olamaz ve benim sevgim ona ulaşmaz.” (Tirmizi, Menakıb, 69, 3924)
Tirmizî, bu hadisin garib olup sadece Husayn b. Ömer el Ahmesî’nin, Muharîk’den rivâyeti ile bilinmekte olduğunu belirtir ve hadisin senedinde geçen Husayn’ın, hadisçiler tarafından zayıf kabul edildiğini belirtir. Yani bu rivayet zayıftır. (bk. a.g.e)

Arkadaşlar eklemek istediğim başka bir durum şudur.
Bu hadisler sahih dahi olsa (ki değil) Peygamber (sallahu aleyhi ve sellem) hiçbir zaman kayırma yapmamıştır. O, faiz haram kılındıktan sonra kaldırdığı ilk faiz uygulaması amcası Hz Abbas'ın (ra) faizi olmuştur. Kaldırdığı ilk kan davası yine amcası Haris bin Abdulmuttalib'ın kan davasıdır.

İlk defa Habeşistan'a hicret edildiğinde kendi ailesinden bizzat kızını ve damadını gönderdi. Daha bunun gibi birçok olay vardır. Yine bize intikal eden bazı olaylar vardır örneğin Hz Muhammed (sallahu aleyhi ve sellem) in amcasını kızı Durre (ra) Ebu Leheb in kızıdır ve bu yüzden rahatsız edici şeyler duymuştur. Peygamberimiz ise şöyle demiştir;

“- Ey İnsanlar! Sizin nesebiniz var da benim yok mu? Bazı kimseler beni, niçin soyum ve akrabalarımdan dolayı incitiyorlar. Dürre benim amcamın kızıdır. Onun hakkında hiç kimse hayırdan başka bir şey söylemesin!
Haberiniz olsun, kim benim soyumdan gelenleri ve akrabalarımı incitirse beni incitmiş olur. Kim de beni incitirse Allah’ı incitmiş olur. Diriler ölen yakınları yüzünden rahatsız edilmezler”
buyurarak ikazlarda bulundu. ( Üsdü’l-gâbe, I , 1347; İsabe, VII, 634-635; Taberânî , Kebîr, XXIV , 257 )

Şimdi soruyorum size haksız bir yere sizinde amcanızın kızı veya oğlu hakarete maruz kalıyor bunun üzerine bir şeyler söylemek kayırmak midir?
Hepimizin ailesi var insanin ailesini sevmek ve savunmak suç değildir ki.
İyi günler diliyorum. :)
Selamun Aleykum.
 
Moderatör tarafından düzenlendi:

NoTThingLosE

☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
908
Beğeniler
239
Düşünce
Sünni
#20
Hoş buldum arkadaşım.
Öncelikle hadisler ayrılırlar senedi zayıf olan veya sahih olan ravisi güvenilmeyen sened zincirinde sıkıntı olan hadisler vardır. Her hadis sahih kesin olarak Allah'ın Resulu Hz Muhamed (sallahu aleyhi ve sellem) in ağzından çıkmamıştır. 1. örnekte Selmanı Faris (RA) in olayındaki hadisi İmam Tirmizi zayıf hadis ve senedinde kopukluk var diye yorumlamıştır. Üstelik Ahmed Bin Hanbel'in Musnedi'ni Hadis Kulliyatini tahkik eden iki muhakkik bu hadisin ravisinin yani Hadis-i şerifi aktaran kişinin zayıflığından ve yine senedin kopukluğundan bu hadise zayıf demişlerdir.

Diğer hadise gelelim
Osman b. Affân (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (asm) şöyle buyurdu:
“Arab’ı aldatan benim şefaatime nail olamaz ve benim sevgim ona ulaşmaz.” (Tirmizi, Menakıb, 69, 3924)
Tirmizî, bu hadisin garib olup sadece Husayn b. Ömer el Ahmesî’nin, Muharîk’den rivâyeti ile bilinmekte olduğunu belirtir ve hadisin senedinde geçen Husayn’ın, hadisçiler tarafından zayıf kabul edildiğini belirtir. Yani bu rivayet zayıftır. (bk. a.g.e)

Arkadaşlar eklemek istediğim başka bir durum şudur.
Bu hadisler sahih dahi olsa (ki değil) Peygamber (sallahu aleyhi ve sellem) hiçbir zaman kayırma yapmamıştır. O, faiz haram kılındıktan sonra kaldırdığı ilk faiz uygulaması amcası Hz Abbas'ın (ra) faizi olmuştur. Kaldırdığı ilk kan davası yine amcası Haris bin Abdulmuttalib'ın kan davasıdır.

İlk defa Habeşistan'a hicret edildiğinde kendi ailesinden bizzat kızını ve damadını gönderdi. Daha bunun gibi birçok olay vardır. Yine bize intikal eden bazı olaylar vardır örneğin Hz Muhammed (sallahu aleyhi ve sellem) in amcasını kızı Durre (ra) Ebu Leheb in kızıdır ve bu yüzden rahatsız edici şeyler duymuştur. Peygamberimiz ise şöyle demiştir;

“- Ey İnsanlar! Sizin nesebiniz var da benim yok mu? Bazı kimseler beni, niçin soyum ve akrabalarımdan dolayı incitiyorlar. Dürre benim amcamın kızıdır. Onun hakkında hiç kimse hayırdan başka bir şey söylemesin!
Haberiniz olsun, kim benim soyumdan gelenleri ve akrabalarımı incitirse beni incitmiş olur. Kim de beni incitirse Allah’ı incitmiş olur. Diriler ölen yakınları yüzünden rahatsız edilmezler”
buyurarak ikazlarda bulundu. ( Üsdü’l-gâbe, I , 1347; İsabe, VII, 634-635; Taberânî , Kebîr, XXIV , 257 )

Şimdi soruyorum size haksız bir yere sizinde amcanızın kızı veya oğlu hakarete maruz kalıyor bunun üzerine bir şeyler söylemek kayırmak midir?
Hepimizin ailesi var insanin ailesini sevmek ve savunmak suç değildir ki.
İyi günler diliyorum. :)
Selamun Aleykum.
Vesselam dostum hoşgeldin :).
 
Üst Alt