Allah İnsanı en güzel şekilde yarattı (mı)

Hoder

Üye
Mesajlar
159
Tepki puanı
66
Düşünce
Ateist
İşte bu zırva durumu Mustafa Kemal uygulamaya koydu
Nereden kırptıysan başını sonunu da oku.

O günün anayasasında devletin dini vardı.
''kurdu'' kelimesi yanlış anlamaya sebep oluyor sanırım. İlerleyen yıllarda devletten ayırılmalıydı...

Kastım laik- çağdaş devletlerde din işlerinin yeri yoktur. Anayasa ile, laik kılınmasına da gerek yoktur. Batı da laiklik, anayasal bir zorunluluk değildir.
Batı da kilise devletin bir kurumu değildir. Maaş işleri, bütçe, ödenek mödenek almaz.
Kliseler kendi kaynağını kendileri yaratır. Bağımsızdır. Olması gerektiği gibi...
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

mad hatter

Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
357
Tepki puanı
160
Düşünce
Agnostik
Kuranda yazdığı da sizin başka bir iftiranız
Sen okuduğun şeyi reddedecek düzeyde bir şizofrensin diye ben iftira atmış olmam.

Dünyayı düz zanneden: göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bakmazlar mı? (96.17)
dağların yerin sarsılmasını engellediğini düşünen: Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar (16.15)
yıldızları dünyaya güneşten daha yakın sanan: dünyaya en yakın olan göğü yıldızlarla donattık (37.6)
peygambere akraba kızlarını helal eden: seninle birlikte hicret eden amca kızlarını, hala kızlarını, dayı kızlarını, teyze kızlarını (33.50)
kölesinin karısını nikahlayan: Zeyd onunla beraber olduktan sonra müminlere bir sıkıntı olmasın diye seni o kadınla evlendirdik (33.37)
köleliği meşru kılan: hemen hemen Kuran'ın tamamında kölelerle ilgili ayetler var zaten.
 

kavak

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
3,519
Tepki puanı
1,371
Düşünce
Ateist
Ben 9,10,11 diye hiçbir şeyin ballandıra ballandıra reklamını yapmadım. Ya halüsinasyon gören bir hastasınız ya da bile bile iftira atan bir alçak
Alçak sensin!
9,10, 11 mevzusunu savunmadın mı? Savundun ki çeşitli ălimleri de araya sokuşturdun.
12,13,14...leride bekliyoruz.
Tee...18,19,20 ye gelene kadar.
 

FİLEozof

Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
273
Tepki puanı
146
Düşünce
Deist
Konu Sahibi
Peki Evren’den öncesinde bir şey yoksa big bang niye oldu? Sebepsiz yere mi?
İşte burası güneşin bile balçığa batacağı bir nokta. Herkes zırvalayabilir.
Ben bunu tekilliğin kendisi, evrenin sıkışmış hali yaptı diyorum. Bir hamuru küçük bir top yapıp koyun her yöne doğru açılacaktır. Hala daha açılıyor doğrusu.
 

6lack de Furor

☆☆
Senato Üyesi
Mesajlar
1,435
Tepki puanı
742
Düşünce
Ateist
Poğaça = Allah
Bak şimdi, Kur'an'daki tüm ayetlerden üstün bir ayet yazıyorum:
"Poğaça, Dünya'daki tüm insanların toplamından daha cömerttir. O, sizin için su yerine bal akan şelaleler ve bakınca kendisinin bile hayran kaldığı pembe tenli kadınlar yarattı. Şüphesiz, O, sözünde en çok durandır ve içlerinizden cennete gidenler onların birçoğuna sahip olacaksınız." - Zeytin:21
BU!

Al yazdım.
 
  • Beğen
Tepkiler: Efe

Efe

Üye
Mesajlar
302
Tepki puanı
149
Düşünce
Deist
ben de bir tane yazayım.
ben buraya ara ara uğrar böyle şeyler yazarım.
çarpılmayalım xd (!)


Yumruk:
1 - Yumrukçu, yumruk atanların arasında(dövüşçüler) en kuvvetlisidir(güçlüsüdür).
2 - Yumrukçuya karşı gelmeyin, şüphesiz ki o hızlı yumruklar atar.
3 - Yumruklarının hızına yavaş diyenler için nice deliller(yumruklar) gösterdik, onlar yine de inkar ettiler.
4 - İşte o kişilerin elleri mühürlenmiştir(kilitlenmiştir) ve onlar sonsuza kadar ringe çıkamazlar.
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

Efe

Üye
Mesajlar
302
Tepki puanı
149
Düşünce
Deist
Bu da makroevrimcilerin uydurduğu bir yalan. Lütfen yazdıklarımın doğruluğunu araştırınız:

İki sölekant türündeki genetik farklılık insan ile şempanzeden daha fazla. Demek ki insan ile şempanzeyi birbirinden ayıracak kadar çok hatta daha fazla mikroevrim iki sölekant türünde birikmiş ama makroevrimi netice vermemiş. Demek ki bilimsel olarak mikroevrimler birikince makroevrimi netice vermiyor
daha ne kadar kanıtlasın ?


Göklerden bir karar derken?
kitap yani.

Amacınız hakikate ulaşmaksa bu üslubunuzu değiştiriniz.

Amacınız alay etmekse veya başka bir şeyse açıkça yazınız
amacım ! boş mesajlarla ! alay etmek. tartışma niteliği taşıyan mesajlara saygım sonsuz.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
11,300
Tepki puanı
817
Düşünce
Sünni
Nereden kırptıysan başını sonunu da oku.

O günün anayasasında devletin dini vardı.
''kurdu'' kelimesi yanlış anlamaya sebep oluyor sanırım. İlerleyen yıllarda devletten ayırılmalıydı...

Kastım laik- çağdaş devletlerde din işlerinin yeri yoktur. Anayasa ile, laik kılınmasına da gerek yoktur. Batı da laiklik, anayasal bir zorunluluk değildir.
Batı da kilise devletin bir kurumu değildir. Maaş işleri, bütçe, ödenek mödenek almaz.
Kliseler kendi kaynağını kendileri yaratır. Bağımsızdır. Olması gerektiği gibi...
Devletin dini ibaresinin çıkarılması da laikliğin eklenmesi de Mustafa Kemal döneminde oldu. Bahsettiğiniz şaçmalığı Mustafa Kemal ya fark edemedi ya da öyle işine geldi.

Diğer yazdıklarınızda hemfikiriz. Bence de imamlık vb işler gönüllülük esasıyla olmalı
 

Hoder

Üye
Mesajlar
159
Tepki puanı
66
Düşünce
Ateist
Devletin dini ibaresinin çıkarılması da laikliğin eklenmesi de Mustafa Kemal döneminde oldu. Bahsettiğiniz şaçmalığı Mustafa Kemal ya fark edemedi ya da öyle işine geldi.

Diğer yazdıklarınızda hemfikiriz. Bence de imamlık vb işler gönüllülük esasıyla olmalı
Zırvalamanın lüzumu yok.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
11,300
Tepki puanı
817
Düşünce
Sünni
Zırvalamanın lüzumu yok.
Yazdıklarımın neresi neden zırva?

Eleştirinizde hemfikirim, eleştirinize aykırı bir şey yazmadım. Ortada bir zırvalık var ve bu zırvalığı Mustafa Kemal başlatmış, diğerleri de devam ettirmiş. Sizin eleştiriniz mi zırva yoksa Mustafa Kemal mi zırvalamış?
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
11,300
Tepki puanı
817
Düşünce
Sünni
Sen okuduğun şeyi reddedecek düzeyde bir şizofrensin diye ben iftira atmış olmam.
Bakalım kim şizofren kim iftiracı görelim
Dünyayı düz zanneden: göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bakmazlar mı? (96.17)
Burada dünya düz falan yazmıyor, bunu siz uydurdunuz
dağların yerin sarsılmasını engellediğini düşünen: Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar (16.15)
Sarsıntıyı, kısmî/lokal olarak meydana gelen normal deprem olayından ziyade, ilk yaratıldığı jeolojik devirlerde bütün bir küre olarak yerde meydana gelen sarsıntıyı anlamak gerekir.

Bir düşünmeli ki, yeryüzü sıvı bir halde kalsaydı ve yer hareket ettikçe insanlar çalkanıp dursaydı ne büyük sıkıntı olurdu. Toprak kütlesinin yaratılması ve dağların kazık gibi oturtulması ile bu sıkıntı bertaraf edilip yeryüzü, insanların yaşaması için oturulabilir bir hale getirildi.

Bazı uzmanların belirttiğine göre, jeolojinin dağlar hakkında söyledikleri yukarıda verdiğimiz bilgilerle tam bir paralellik içindedir. Bu bilgilere göre, dağların özelliklerinden biri yeryüzündeki büyük yer tabakalarının uçlarında yükselmesi ve bu tabakaları birbirine bağlamasıdır. Bu özellikleriyle dağlar tahtaları bir arada tutan çivilere benzetilmektedir. Bunun yanında dağların yer kabuğunda yaptığı basınç, dünyanın merkezindeki mağma hareketlerinin etkisinin yeryüzüne ulaşarak yer kabuğunu parçalamasına engel olurlar.

Yine uzmanların bildirdiğine göre, dağların depremle yakın ilişkisi vardır, şöyle ki; depremler gerilim altındaki yer katmanlarının kırılması sonucu açığa çıkan enerjinin yer kabuğunca sismik dalgalar halinde iletilmesinden oluşur -bir cetvelin ucunu iyice gerdirip bırakınca oluşan dalgalar gibi. Bu dalga hareketi yer kütlesinin bu enerjiyi tedricen soğurması sonucu gittikçe zayıflar ve belli bir mesafeden sonra söner; aynen göle atılan bir taşın oluşturduğu dalgaların gittikçe zayıflayarak sönmesi gibi.

Fen bilimlerince sabittir ki doğrusal harekete olan direnç kütle ile, ve dönme hareketine olan direnç de kütle ile beraber kütlenin dönme ekseninden olan mesafesinin karesiyle orantılıdır. O yüzden, belli bir kuvvetin etkisi altında belli bir enerji ile belli bir yönde hareket eden bir dalga, büyük bir kütleye rast gelince enerjisinin bu kütleye dağılması sonucu zayıflar ve söner.

Dağlar, devasa kütleleriyle deprem esnasında bu tür bir damper görevi görür. Örnek olarak, uzunca bir ipin bir ucunu ileri geri hareket ettirerek oluşan dalga hareketi ip boyunca ilerler. Ancak ipin bir bölümüne kurşun top gibi bir ağırlık bağlanırsa, o bölüme ulaşan dalganın hemen zayıfladığı görülecektir. Hatta eğer ağırlık çok büyükse dalga orada söner.

İşte deprem sırasında dağlar bu kurşun top rolünü oynayıp ip misali yer kabuğu boyunca ilerleyen dalgaların şiddetini azaltır ve dalgaların daha çabuk sönmesini sağlar.

Lütfen dikkatli okuyunuz. Deprem olmaz iddiamız yok, dağlar depremin şiddetini azaltır

Dağların depremi engellediği de yazmıyor Kuranda. Sadece “sizi sarsmasın diye” deniliyor, buradaki sarsıntı ilk belirttiğim jeolojik dönemle ilgili hikmetlere işaret olabilir; çünkü dünyanın oluşum sürecini anlatıyor.

Ayrıca daha fazla sarsıntı olacaktır, dağlar olmasa. Bütün bütün engel olması depremin faydalarını da önler, bu da Hikmet’e aykırı olur.

Mesela arabalara bizi sarsmasın diye bazı mekanizmalar konulmuştur. Yine de sarsılıyor olmamız bu gerçeği değiştirmez.

Dağların olduğu yerde çok deprem olur ama dağlar bu depremleri azaltır. Bunun bir sebebi de dağların kökleri olmasıdır.

Ayrıca belçikalı bir sismolog olan Thierry Camelbeeck 2016'daki bir yazısında "dağların parçalanmasının deformasyona bunun da depremlere yol açtığına" değinmişti (https://tr.euronews.com/2016/08/24/daglarin-parcalanmasi-depremleri-tetikliyor)

Aslında dağların kökleri olmasa bile sadece ağırlıklarından gelen basınç ile sarsıntıları azaltabilir.

Konuyu basit bir örnek ile sonlandıralım ve sonuca geçelim. Şöyle ki;hareket halinde olan bir cismin (örneğin bir topaç veya masada titreşen bir telefon) üzerine yukardan elinizle basınç uygularsanız o hareketin azalamasından veya durmasından daha doğal bir şey olamaz.

Dağlar sadece depremlerin sarsıntılarını azaltır ama dağların olduğu yerde yine depremler olur düz iki yerde ise deprem olursa dağların olduğu yerdeki deprem ile eşit sarsıntıda olmaz.

Mesela dağların olduğu yerde 5 şiddetli bir deprem oldu aynı şekide düz yerdede 5 şiddetlik bir deprem oldu düz yerlerde herhangi bir ağırlık olmadığı için 5 şiddette olacak ama dağların olduğu yerde , izostasik denge (Isostatic Equilibrium) olduğu için depremin SARSINTISINI AZALTIR ve aynı zararı görmeyiz.
Kıtaların daha kalın olduğu dağlık bölgelerde yer kabuğu mantoya derinlemesine saplanır. Peki izostatik denge ile dağlar ve yer kabuğunda ki kökleri oluşmasa idi ne olurdu? Yerin hafif ve daha az yoğun kısımlarında bükülmeler, kırılmalar ve faylar meydana gelirdi (Meinesz, 1931). Yerkabuğunun zayıf noktalarının dağlar ile kalınlaşarak dengelenmesi sayesinde tektonik plakalar üzerine binen stres dengelemektedir, yer kabuğunun zayıf kaldığı durumlarda ise bu durumda fay hatları ve depremler olmaktadır (Watts, 2011). Ayrıca eğer yer kabuğunun manto tabakasının üzerine uyguladığı basınç belirli bir seviyeden itibaren eşitlenmemiş olsaydı, tektonik plakalar, hafif ve ağır uçlarından dolayı mevcut durumdan daha fazla dalgalanmalar yaşayacak, dengede yüzemeyecekti. Böylece deprem ve sarsıntılar çok daha artacaktı (Eakin, 2018).

Volkanik dağlar, yer altında sıkışan ve yer kabuğuna basınç uygulayan magmanın dışarı çıkmasını sağlayarak basıncı hafifletir. Yani bir sübap görevi görür ve sarsıntıları azaltır (Segall, 2010; Hill, 2002).

Yazdığımız gerçeklere rağmen dağların bu görevini sırf Kuran’da geçiyor diye kabul etmek istemeyip lafebeliği yaparak saptırmak isteyen bazı ateistler bu konuda bilime ve mantığa ters şu şekilde bir yorum yaparak gerçeği gizlemeye çalışırlar. Derler ki;

-Eğer dağların sarsıntı önleyici rolleri olsaydı, neden Japonya gibi dağlık bölgelerde depremler çok oluyor da, Arabistan gibi düz bölgelerde depremler daha az görülüyor.

Çünkü dağlar izostatik dengeyi sağlamak için depremlerin olduğu bölgelerde daha fazla yükselir ve görevleri denge sağlayıp depremi azaltmaktır. Bu yüzden Japonya gibi yer kabuğunun dengede olmayıp çok sayıda fay kırığı oluşturduğu bölgelerde daha fazla yükselirler, buna karşın yer kabuğunun daha fazla dengede olduğu ve depremlerin daha az görüldüğü bölgelerde daha az yükselirler.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
11,300
Tepki puanı
817
Düşünce
Sünni
yıldızları dünyaya güneşten daha yakın sanan: dünyaya en yakın olan göğü yıldızlarla donattık (37.6)
Ayette yıldızların güneşten daha yakın olduğu yazmıyor, bunu siz uydurdunuz
peygambere akraba kızlarını helal eden: seninle birlikte hicret eden amca kızlarını, hala kızlarını, dayı kızlarını, teyze kızlarını (33.50)
Bu sadece peygambere değil herkese helal.

kölesinin karısını nikahlayan: Zeyd onunla beraber olduktan sonra müminlere bir sıkıntı olmasın diye seni o kadınla evlendirdik (33.37)
Evlilerken de boşandıktan sonra da Hz Zeyd köle değildi, bunu siz uydurdunuz. Ortada birinin karısını nikahlama da yok; çünkü boşanma gerçekleştikten sonra o bayan ilgili erkeğin karısı diye vasfedilemez. Demek ki bunu da siz uydurdunuz.

köleliği meşru kılan: hemen hemen Kuran'ın tamamında kölelerle ilgili ayetler var zaten.
Kuranın tamamında olduğunu da siz uydurdunuz. Kuranda kölelikle ilgili toplasanız binlerce ayet içinde 10 tane ancak çıkar. Kuran köleliği emretmez aksine hürriyete kavuşturulmalarını teşvik eder. Zaten Kurandaki kölelikle ilgili ayetlerin çoğu da bununla ilgilidir:

İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir. (Bakara 177)

Allah, kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz, fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun da keffâreti, ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek, yahut onları giydirmek, yahut da bir köle azat etmektir. Bunları bulamıyan üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğiniz takdirde yeminlerinizin keffâreti işte budur. Yeminlerinizi koruyun (onlara riayet edin). Allah size âyetlerini açıklıyor; umulur ki şükredersiniz! (Maide 89)

Sadakalar (zekâtlar), Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar, kalpleri İslâm’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Tevbe 60)

Kadınlarından zıhar yaparak ayrılıp sonra da söylediklerinden dönecek olanlar, eşleriyle birbirlerine dokunmadan önce, bir köle azat etmelidirler. İşte bu hüküm ile size öğüt veriliyor. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. (Mücadele 3)

“Ona hayır ve şer yollarını göstermedik mi? Fakat o sarp yokuşu aşmaya çalışmadı. Böyle yaparak verilen nimetlerin şükrünü eda etmedi. Sarp yokuş, bilir misin nedir? Sarp yokuş: bir köleyi, bir esiri hürriyetine kavuşturmaktır. Kıtlık zamanında yemek yedirmektir. Yakınlığı olan bir yetimi, ya da yeri yatak, (göğü yorgan yapan, barınacak hiçbir yeri olmayan) fakiri doyurmaktır. Hem sarp yokuş: Gönülden iman edip, birbirlerine sabır ve şefkat dersi vermek, sabır ve şefkat örneği olmaktır. İşte hesap defterleri sağ ellerine verilecek olanlar bunlardır.(Beled 90/10-18).
 

kavak

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
3,519
Tepki puanı
1,371
Düşünce
Ateist
Ayette yıldızların güneşten daha yakın olduğu yazmıyor, bunu siz uydurdunuz
Bu sadece peygambere değil herkese helal.
Evlilerken de boşandıktan sonra da Hz Zeyd köle değildi, bunu siz uydurdunuz. Ortada birinin karısını nikahlama da yok; çünkü boşanma gerçekleştikten sonra o bayan ilgili erkeğin karısı diye vasfedilemez. Demek ki bunu da siz uydurdunuz.
Kuranın tamamında olduğunu da siz uydurdunuz. Kuranda kölelikle ilgili toplasanız binlerce ayet içinde 10 tane ancak çıkar. Kuran köleliği emretmez aksine hürriyete kavuşturulmalarını teşvik eder. Zaten Kurandaki kölelikle ilgili ayetlerin çoğu da bununla ilgilidir:
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir. (Bakara 177)
Allah, kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz, fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun da keffâreti, ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek, yahut onları giydirmek, yahut da bir köle azat etmektir. Bunları bulamıyan üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğiniz takdirde yeminlerinizin keffâreti işte budur. Yeminlerinizi koruyun (onlara riayet edin). Allah size âyetlerini açıklıyor; umulur ki şükredersiniz! (Maide 89)
Sadakalar (zekâtlar), Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar, kalpleri İslâm’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Tevbe 60)
Kadınlarından zıhar yaparak ayrılıp sonra da söylediklerinden dönecek olanlar, eşleriyle birbirlerine dokunmadan önce, bir köle azat etmelidirler. İşte bu hüküm ile size öğüt veriliyor. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. (Mücadele 3)
“Ona hayır ve şer yollarını göstermedik mi? Fakat o sarp yokuşu aşmaya çalışmadı. Böyle yaparak verilen nimetlerin şükrünü eda etmedi. Sarp yokuş, bilir misin nedir? Sarp yokuş: bir köleyi, bir esiri hürriyetine kavuşturmaktır. Kıtlık zamanında yemek yedirmektir. Yakınlığı olan bir yetimi, ya da yeri yatak, (göğü yorgan yapan, barınacak hiçbir yeri olmayan) fakiri doyurmaktır. Hem sarp yokuş: Gönülden iman edip, birbirlerine sabır ve şefkat dersi vermek, sabır ve şefkat örneği olmaktır. İşte hesap defterleri sağ ellerine verilecek olanlar bunlardır.(Beled 90/10-18).
Çarşaf çarşaf saçmalamışsın!
Sen taptığın kutsal(!) kitabın, kölelikte ısrar edenlere yaptırım uygulamaz.
Bu nedenle İslam´dan evvel, o esnada ve İslam´dan sonra kölelik devam etmiştir.
Her şeye gücü yeten taptığın tanrı, köleliğin kaldırmaya korkmuştur!
Seninle sayısız kere bunu konuştuk, unuttun mu yoksa!
Yok...unutmus olamazsın, çünkü senin derdin c/p leme hastalığı.
Yazayım mı bir daha?
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

kavak

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
3,519
Tepki puanı
1,371
Düşünce
Ateist
Alçak değilseniz nerede nasıl savunmuşum gösterin
Alçak hăla sensin, git kendin bak.
9, 10, 11 mevzusunu savunmadın mı? Savundun ki çeşitli ălimleri de araya sokuşturdun.
12,13,14...leride bekliyoruz.
Tee...18,19,20 ye gelene kadar.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
11,300
Tepki puanı
817
Düşünce
Sünni
İşte burası güneşin bile balçığa batacağı bir nokta. Herkes zırvalayabilir.
Ben bunu tekilliğin kendisi, evrenin sıkışmış hali yaptı diyorum. Bir hamuru küçük bir top yapıp koyun her yöne doğru açılacaktır. Hala daha açılıyor doğrusu.
Peki o oyun hamuru gibi evreni sıkıştıran sebep ne?
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
11,300
Tepki puanı
817
Düşünce
Sünni
Bu yazdığınız şeyler kritere uymuyor. Kriterimiz cümledeki her kelimenin aynı anlamı desteklemesi. Madem iyi anlaşılmadı tekrar yazalım:

Size Kurandaki tek bir cümleyi yazacağım. Forumdaki herkes dahil bırakın daha güzelini bakalım aynı kurallara uyan cümle yazabilecek misiniz?

Dünyadaki tüm şairlerden yardım alabilirsiniz. Size Kurandan sadece bir belagat örneği vereceğim. Kuranın bütün ayetleri belagatli ama hadi siz 6000 küsur değil hatta 1000 de değil 100 tane böyle belagatli bir ifade yazın bakalım yazabilecek misiniz? Ne kadar süre sonra "gördünüz mü yazamadınız, öyleyse fikir namusuna sahip her kişi gibi susun oturun, bir daha da bilmediğiniz konularda yorum yapıp kendinizi rezil etmeyin" diye soralım size? :)

Kelâmların güzelliğini artıran ve güzelliğini fazlaca parlatan belâgatın esaslarından biri de şudur ki: Bir havuzu doldurmak için etrafından süzülen sular gibi, beliğ kelâmlarda da zikredilen kelimelerin, kayıtların tamamen o kelâmın takip ettiği esas maksada yönelik olmakla onun takviyesine hizmet etmeleri, belâgat mezhebinde lâzımdır.

وَلَئِنْ مَسَّتْهُمْ نَفْحَةٌ مِنْ عَذَابِ رَبِّكَ Bu cümle, azabın dehşetini göstermek için en hafif azabın şiddetli tesirine işaret eder. Yani azabın en azını ifade ederek ayetin bütünündeki manayı kuvvetlendirir. İşte:

لَئِنْ [eğer] kelimesi, şüphede bırakmayı ifade eder. Şüphe, azlığa bakar;

مَسَّ [dokunsa] kelimesi, azıcık dokunmak manasındadır, yine azlığı ifade eder.

نَفْحَةٌ [küçük bir esinti] kelimesi, hafif bir kokuya işaret edip azlığı ifade ettiği gibi, kipi de birliği gösterir. "Masdar-ı merre", yani fiilin bir defa yapıldığını bildiren mastar, gramer ilminde "biricik" demektir, azlığı ifade eder

نَفْحَةٌ kelimesindeki belirsizliğe işaret eden tenvin, azlığı ifade etmek içindir; o kadar küçük ki, bilinemiyor demektir.

مِنْ ifadesi, "bir parça" demektir, azlığı bildirir.

عَذَابِ[azap] kelimesi de azlığa işaret eder, çünkü nekale yani şiddetli azaba ve ikaba yani ahiret azabına nispeten hafif bir cezadır.

رَبِّكَ [Rabbin] kelimesi de, Cenab-ı Hakk'ın Kahhar, Cebbar ve Muntakim isimlerine karşılık yine şefkati hissettirmekle azlığa işaret ediyor
 
Üst