Allah İnsanı Yaratmak İçin 13,7 Milyar Sene Beklemedi

Muhammet08

Üye
Mesajlar
30
Tepki puanı
3
Düşünce
Muvahhid
Einstein’dan önce zaman mutlak sanılıyordu. Ancak zamanın göreceli olduğu yapılan hesaplama ve deneylerle bulundu. Zaman, kütle ve çekim gücüne göre farklılık gösteriyordu. Stephen Hawking’in evren ve zamanla ilgili belgeselinin 41. Dk’sındaki açıklamaya göre ışık hızına yakın bir hızda giden tren yapabilseydik bu tren içinde geçen 1 gün Dünya’da 1 yıla eşit olacaktı. Yani zaman algısı bağlı bulunduğumuz evren içinde bile değişkenlik göstermektedir.
Aynı mantık Yıldızlararası filminde de işlenmiştir. Uzaya giden ekip, karadeliğin yakınındaki bir gezegene iniş yapmakta ve o gezegende 1 saate yakın bir zaman geçirdikten sonra gezegenden ayrıldıklarında Dünya’da 23 yıl geçtiğini farketmektedirler. Einstein’ın ortaya attığı bu iddia şu an tüm Dünya’da genel kabul görmektedir.
Başka bir örnek vermek gerekirse zaman algımız rüyalarımızda da değişmektedir. Mesela 1 sn’lik bir rüya içinde insan çok uzun süreler geçirebilmektedir. Belki onlarca yıl süren rüyalar görmekte ama gerçek hayatta sadece 1 sn’lik bir rüya görmektedir.
Bu bilgilerden çıkan sonuç şudur: Zaman algısı evren içinde bile farklılık göstermekte kişiden kişiye göre değişmektedir. Şimdi evrenden dışarı çıkalım. Yani evrene bağlı olmayan bir varlığa…
Evren içinde bile zaman algısı farklılık gösterirken evrene bağımlı olmayan yani evrendeki zamandan ve mekandan tamamen bağımsız olan Allah’ın katında zamanın bizim bildiğimiz manada olması imkansızdır. Ki Kuran ayetlerinde bu bilgiye dikkat çekilir;
Gökten yere her işi O evirip düzene koyar. Sonra (işler,) sizin saymakta olduğunuz bin yıl süreli bir günde yine O’na yükselir. [Secde Suresi (32/5]
Melekler ve Ruh (Cebrail), ona, süresi elli bin yıl olan bir günde çıkabilmektedir. [Meâric Suresi (70/4]

Ayetlerde görüldüğü gibi dünyada geçen 50.000 veya 1000 yıllık sürelerin Allah katında 1 gün(dönem) gibi bir karşılığı (farklı olaylarla ilgili) olduğu gözükmektedir. Bu dönemin ise bize göre nasıl bir süre olduğunu bilemeyiz. Yani kısaca Allah katındaki zaman bizim bildiğimiz manada bir zaman değildir. Allah 13.7 milyar yıl beklememiştir. Allah katında 13.7 milyar bir an bile değildir. Hatta ayetlerde gelecekte olacak olan olaylar bile olmuş bitmiş gibi anlatılır. Özellikle kıyametle ilgili olanlar. Yani Allah katında geçmiş ve gelecek diye bir şey yoktur. Zaman bizim için yaratılmıştır ve “evrene bağımlı olan bizlerin” algısıdır.
 

Hişam

Üye
Mesajlar
32
Tepki puanı
18
Düşünce
Ateist
İnsanlık tahihi boyunca hep böyle olmuştur. İnsanlar, kendi ürettiği tanrılara tapmışlardır..
 

Kendomen

Yasaklı Üye
Mesajlar
55
Tepki puanı
26
Düşünce
Agnostik
İnanmak isteyene sebep bol. Allah yaptı de geç.
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
2,627
Tepki puanı
1,266
Düşünce
Ateist
Işık hızıyla giden trende, karadelikte, uzayda, allahın katında zamanın ne hızda aktığı bizi ilgilendirmez. Biz dünyada yaşıyoruz ve bu dünyanın bir zaman ölçütü var: Güneş çevresinde bir tur atması! Biz biliyoruz ki dinozorlar dünyaya yüz milyonlarca yıl hükmetti. Bu çok korkunç uzun bir zaman. Dahası dünyada tam bir milyar yıl tek hücreliden başka yaşam olmadı! Bir milyar yıl çok korkunç uzun bir zamandır. Söylemesinin dile kolay olduğu gibi değildir. Bir milyar yıl daha boyunca hiç omurgalı olmadı! Bunlar çok korkunç uzun süreler.

Biz de sekiz milyon yılda evrildik, bu günkü görünümümüze kavuştuk! Milyonlarca yıl elimize bir taş ve bir sopa almaktan başka bir icat akıl edemedik! Milyonlarca yıl bize bak şu şudur diye tek bir bilgi veren hiç kimse olmadı. Ne bulduk ne keşfettiysek yüz bin yıllar boyunca didinerek çabalayarak elde ettik. Allah mallah yoktu ortada. Hiç olmadı. Biz bunu biliriz.
 

kavak

☆☆☆
Üye
Mesajlar
495
Tepki puanı
325
Düşünce
Ateist
Benden duymuş olmayın, ama piyasaya sürülmüş olan herhangi bir tanrı adayına, herhangi bir sıfat/özellik yüklemeye kalkıldığı anda o tanrıyı kısıtlarsınız. Bu nedenle, tanrı şöyledir/böyledir minvalinde tanrı güzellemesi yapanlar, aslında taptıkları tanrıyı kendilerinin kölesi yaptıklarının pek farkında değiller galiba.
O nedenle siz, siz olun...kendi evinizin dört duvar arasında kimsenin haberi olmadan hangi tanrıya tapacaksanız, tapın.
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
2,627
Tepki puanı
1,266
Düşünce
Ateist
Benden duymuş olmayın, ama piyasaya sürülmüş olan herhangi bir tanrı adayına, herhangi bir sıfat/özellik yüklemeye kalkıldığı anda o tanrıyı kısıtlarsınız. Bu nedenle, tanrı şöyledir/böyledir minvalinde tanrı güzellemesi yapanlar, aslında taptıkları tanrıyı kendilerinin kölesi yaptıklarının pek farkında değiller galiba.
O nedenle siz, siz olun...kendi evinizin dört duvar arasında kimsenin haberi olmadan hangi tanrıya tapacaksanız, tapın.
Yahudi tasavvufunun en koyu versiyonuna göre tanrıya ad ve sıfat verilemez, ona seslenilemez, ondan bir şey istenemez, ondan bahsedilemez! Tek bir sesleniş ve anışa izin verilir: "Hu". Bu Arapça da İbranice de aynı, "O" demektir. Bundan başka şekilde tanrıdan bahsetmek yasaktır.

Hristiyanlıkta Reform, deist tanrı anlayışının önünü açtığı gibi, Yahudi tasavvufu da panteist tanrı anlayışının önünü açmış ve bu anlayışlar laisizmi doğurmuştur. İslamda böyle bir şey başarılamamıştır. Etliye sütlüye her şeye maydanoz olan allah inancı değiştirilememiştir.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
6,584
Tepki puanı
421
Düşünce
Sünni
İnsanlık tahihi boyunca hep böyle olmuştur. İnsanlar, kendi ürettiği tanrılara tapmışlardır..
Yaratıcı var ve her an varlığını her hadiseyle ortaya koyuyor. Kainatın her yerine matematik yerleştirmiş ve her şey bu matematiğe göre işliyor. Matematik hesap kitabı, hesap kitap da tasarımı yani Yaratıcıyı gösterir. Yani atomda çekirdeğin etrafında elektron bir matematiğe göre dönüyor ve her dönüşte bu matematik ile Yaratıcı var diye haykırıyor. Uzayda devasa gök cisimleri bir matematiğe göre dönüyor ve her dönüşte bu matematik ile Yaratıcı var diye haykırıyor.

İslam Alimleri kimisi NET TARİH bile vererek gelecekten haberler veriyor ve verilen haberlerin TÜMÜ doğru çıkıyor. İnsanların buna gücü yetmez. Gelecekten verilen her haberin doğru çıkması Yaratıcı var diye haykırıyor.

Kuranda her kelimenin aynı anlamı desteklediği belagatli ayetler var. 1400 küsur yıldır Kuran meydan okuyor. Haydi Kuran insan yapımıysa bütün insanlar ve cinler bir araya gelin böyle belagatli bir kitap siz de yazın diye ama insanlar yazamıyor. Kuran her harfiyle bu yönüyle de Yaratıcı var diye haykırıyor.
Kuran 23 senede farklı olaylarla ilgili inmiştir. Deri, kağıt, tahta, taş farklı nesneler üzerine yazılmıştır. Kuran ilk kitap haline getirildiğinde şimdiki gibi her sayfasında 15 satır yoktu. Her satır uzunluğu her Kuranda farklıydı.
Sayfanın eni için, en kısa sure olan ve bir satır tutan İhlas suresinin eni; boyu için en uzun ayet olan 47. sayfadaki tam bir sayfa tutan Müdayene ayetinin boyu esas alınmıştır.

Bu ölçü ile yazılan sayfalar 15 satır tutarak bugünkü şekline kavuşmuştur. Yani sayfa ölçüsü hariçten değil Kur’an’dandır. Kısanın (ayetin) en uzunu, uzunun (surenin) en kısası…

Bu ölçüyü ilk kez keşfeden Hattat Kayışzâde Hafız Osman Efendi (ö. 1895), bu ölçü ile yazdığı Kur’an’da şu an dünya çapında meşhur olmuş olan ayet berkenar özelliğini ortaya çıkarmış oldu. Ayet berkenar, bütün sayfaların ayetle başlayıp ayetle bitmesi demektir. Ayetler sayfa sonunda bölünerek diğer sayfaya geçmez.

İşte bu durum, Kur’an’ın yazısındaki harikalardan biri, belki de birincisidir. Çünkü ayetlerin boyları birbirinden çok farklıdır. Farklı uzunluklarına rağmen, ayetlerin sayfa sonlarında sona ermesi, Kur’an’ın gözle görülebilen bir mucizesidir.

1575706668309.png




Görselde de görüldüğü üzere bu dizilişle bazı kelimeler alt alta veya karşılıklı sayfalarda denk gelmektedir. Bazı kelimelere iğne batırılsa aynı kelimeleri dele dele ilerlemekte, aynı kelimeler ipe dizilir tarzda denk gelmektedir. Maddeci dinsiz felsefenin insanları derinden etkilediği ve akılları gözlerine inmiş ve görmediğine inanmayan veya inanmakta zorlanan insanların yaşadığı böyle bir asırda Kur’an’ın gözlere hitab eden tevafuk mucizesinin ortaya çıkması gayet manidardır ve tamamen Allah’ın bir lütfudur. Ayrıca Kur’an’ın inişinden yaklaşık 1300 küsur sene sonra böyle bir mucizenin ortaya çıkmasında, reddedilmesi mümkün olmayan şöyle bir hikmet daha vardır: Şöyle ki, eğer ilk yazılan Kur’an’da bu mucize görünse idi müşrikler ve sonraki asırlardaki gayrimüslimler “Bunu Muhammed (sav) ve ashabı çalışıp denk getirmişler” diyeceklerdi. Bu kadar zaman sonra üstelik insanların “Görmediğime inanmam.” demeye başladıkları bir dönemde keşfedilmesi bütün itirazları çürütecek bir durumdur.

Bu linkte detaylı bilgi ve çok fazla sayıda örnek vardır:
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
6,584
Tepki puanı
421
Düşünce
Sünni
İnanmak isteyene sebep bol. Allah yaptı de geç.
Peki burada yazılanlara cevabınız ne olur?
Yaratıcı var ve her an varlığını her hadiseyle ortaya koyuyor. Kainatın her yerine matematik yerleştirmiş ve her şey bu matematiğe göre işliyor. Matematik hesap kitabı, hesap kitap da tasarımı yani Yaratıcıyı gösterir. Yani atomda çekirdeğin etrafında elektron bir matematiğe göre dönüyor ve her dönüşte bu matematik ile Yaratıcı var diye haykırıyor. Uzayda devasa gök cisimleri bir matematiğe göre dönüyor ve her dönüşte bu matematik ile Yaratıcı var diye haykırıyor.

İslam Alimleri kimisi NET TARİH bile vererek gelecekten haberler veriyor ve verilen haberlerin TÜMÜ doğru çıkıyor. İnsanların buna gücü yetmez. Gelecekten verilen her haberin doğru çıkması Yaratıcı var diye haykırıyor.

Kuranda her kelimenin aynı anlamı desteklediği belagatli ayetler var. 1400 küsur yıldır Kuran meydan okuyor. Haydi Kuran insan yapımıysa bütün insanlar ve cinler bir araya gelin böyle belagatli bir kitap siz de yazın diye ama insanlar yazamıyor. Kuran her harfiyle bu yönüyle de Yaratıcı var diye haykırıyor.
Kuran 23 senede farklı olaylarla ilgili inmiştir. Deri, kağıt, tahta, taş farklı nesneler üzerine yazılmıştır. Kuran ilk kitap haline getirildiğinde şimdiki gibi her sayfasında 15 satır yoktu. Her satır uzunluğu her Kuranda farklıydı.
Sayfanın eni için, en kısa sure olan ve bir satır tutan İhlas suresinin eni; boyu için en uzun ayet olan 47. sayfadaki tam bir sayfa tutan Müdayene ayetinin boyu esas alınmıştır.

Bu ölçü ile yazılan sayfalar 15 satır tutarak bugünkü şekline kavuşmuştur. Yani sayfa ölçüsü hariçten değil Kur’an’dandır. Kısanın (ayetin) en uzunu, uzunun (surenin) en kısası…

Bu ölçüyü ilk kez keşfeden Hattat Kayışzâde Hafız Osman Efendi (ö. 1895), bu ölçü ile yazdığı Kur’an’da şu an dünya çapında meşhur olmuş olan ayet berkenar özelliğini ortaya çıkarmış oldu. Ayet berkenar, bütün sayfaların ayetle başlayıp ayetle bitmesi demektir. Ayetler sayfa sonunda bölünerek diğer sayfaya geçmez.

İşte bu durum, Kur’an’ın yazısındaki harikalardan biri, belki de birincisidir. Çünkü ayetlerin boyları birbirinden çok farklıdır. Farklı uzunluklarına rağmen, ayetlerin sayfa sonlarında sona ermesi, Kur’an’ın gözle görülebilen bir mucizesidir.

1575706668309.png




Görselde de görüldüğü üzere bu dizilişle bazı kelimeler alt alta veya karşılıklı sayfalarda denk gelmektedir. Bazı kelimelere iğne batırılsa aynı kelimeleri dele dele ilerlemekte, aynı kelimeler ipe dizilir tarzda denk gelmektedir. Maddeci dinsiz felsefenin insanları derinden etkilediği ve akılları gözlerine inmiş ve görmediğine inanmayan veya inanmakta zorlanan insanların yaşadığı böyle bir asırda Kur’an’ın gözlere hitab eden tevafuk mucizesinin ortaya çıkması gayet manidardır ve tamamen Allah’ın bir lütfudur. Ayrıca Kur’an’ın inişinden yaklaşık 1300 küsur sene sonra böyle bir mucizenin ortaya çıkmasında, reddedilmesi mümkün olmayan şöyle bir hikmet daha vardır: Şöyle ki, eğer ilk yazılan Kur’an’da bu mucize görünse idi müşrikler ve sonraki asırlardaki gayrimüslimler “Bunu Muhammed (sav) ve ashabı çalışıp denk getirmişler” diyeceklerdi. Bu kadar zaman sonra üstelik insanların “Görmediğime inanmam.” demeye başladıkları bir dönemde keşfedilmesi bütün itirazları çürütecek bir durumdur.

Bu linkte detaylı bilgi ve çok fazla sayıda örnek vardır:
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
2,627
Tepki puanı
1,266
Düşünce
Ateist
Panteist tanrı anlayışını şekillendiren Yahudi filozofu Spinoza'dır. Spinoza Yahudi düşünüşünü etkilemiş ve şekillendirmiştir. Bu yüzden Einstein Spinoza'nın görüşlerine çok önem verirdi. Rönesans ve Reformun Hristiyanlığı kılığa soktuğunu bildiği için Yahudiliği de ancak Spinoza panteizminin kılığa sokacağını biliyordu.

Spinoza öğretisine o kadar bağlıydı ki tanrıya inanıyor musunuz sorularına yıllarca cevap vermedi. En son ben Spinoza'nın tanrısına inanıyorum dedi.

Yahudi olmadığım için Spinoza'yı okumadım. Üstelik panteist de değilim. Ama zamanım olsa okumak isterim. Nasıl anlatıyor merak ediyorum panteizmi. Yahudi olsam başvuru başucu kaynağım Spinoza olurdu. Benim çıkış kökenim İslam olduğu için ben Farabi'den yola çıktım. Farabi'yi okuduğum zaman kaçırdığımız treni gördüm. Tren kaçalı çooook olmuştu. Farabi İslam coğrafyasında çölde vaha gibiydi. Gazali yobaz sesiyle onu bastırmasa her şey çok farklı olurdu. Yok bilmem kaç yüz huri kaç bin kadın cennet ödülü diye zırvalayan bu yobazın sesi baskın geldiği için bu günkü rezil durumdayız.
 
Üst