bilgelikyolunda

ll ☆☆
Yazar
Mesajlar
16,861
Tepki puanı
1,410
Düşünce
Sünni
Bul bize söyle o zaman ne zaman doğduğunu lakin ben ne kadar arattıysam da sonuç değişmedi.İslam kaynakları dahi aynı şeyi söylüyor.
Verdikleriniz İslami kaynak değil, internet siteleri (diyanet dahil)

Diyanet, bu iddiasını herhangi bir İslami kaynağa dayandırmamış.

Gördüğünüz gibi diyanet dahil her kişi ve kurumu sorguluyoruz.

Peki biz doğum tarihi olarak bir şey söylüyor muyuz?

Hayır. Çünkü hiçbir sahih kaynakta doğum tarihi yazmıyor. Hepsi şahısların geriye dönük yaptığı hesaplamalara dayanıyor.

9 yaşında evlendiğini VARSAYARAK yapılan hesaplamalar yanlış. Çünkü 9 yaşında evlendiğini varsaymak diğer bütün verilerle çelişiyor.

Tüm verilerin uyumlu olduğu seçenek dururken çelişki oluşturan seçeneği doğru kabul etmenin dogmatik tavır haricinde hiçbir mantıklı izahı yok.
 

Cimera

Çaylak
Mesajlar
71
Tepki puanı
37
Düşünce
Ateist
Verdikleriniz İslami kaynak değil, internet siteleri (diyanet dahil)

Diyanet, bu iddiasını herhangi bir İslami kaynağa dayandırmamış.

Gördüğünüz gibi diyanet dahil her kişi ve kurumu sorguluyoruz.

Peki biz doğum tarihi olarak bir şey söylüyor muyuz?

Hayır. Çünkü hiçbir sahih kaynakta doğum tarihi yazmıyor. Hepsi şahısların geriye dönük yaptığı hesaplamalara dayanıyor.

9 yaşında evlendiğini VARSAYARAK yapılan hesaplamalar yanlış. Çünkü 9 yaşında evlendiğini varsaymak diğer bütün verilerle çelişiyor.

Tüm verilerin uyumlu olduğu seçenek dururken çelişki oluşturan seçeneği doğru kabul etmenin dogmatik tavır haricinde hiçbir mantıklı izahı yok.
O zaman 18 yaşında evlendi demeyeceksin Peygamberini kurtarmak için
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆
Yazar
Mesajlar
16,861
Tepki puanı
1,410
Düşünce
Sünni
O zaman 18 yaşında evlendi demeyeceksin Peygamberini kurtarmak için
Peygamberimi kurtarmak için bir şey dediğim yok. Sahih kaynaklardaki verileri bir araya getirince ne karşımıza çıkıyorsa onu yazıyorum.

Sonuç olarak Hz Aişenin 614 yılında doğduğu iddiasının yanlış olduğu ortaya çıktı
 

Cimera

Çaylak
Mesajlar
71
Tepki puanı
37
Düşünce
Ateist
Peygamberimi kurtarmak için bir şey dediğim yok. Sahih kaynaklardaki verileri bir araya getirince ne karşımıza çıkıyorsa onu yazıyorum.

Sonuç olarak Hz Aişenin 614 yılında doğduğu iddiasının yanlış olduğu ortaya çıktı
Buhari başka birşey söylüyor sen başka birşey söylüyorsun. Sence ben ona mı güvenirim sana mı ?
Hangi sahih kaynaklar onlar göster bakalım.
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆
Yazar
Mesajlar
16,861
Tepki puanı
1,410
Düşünce
Sünni
Buhari başka birşey söylüyor sen başka birşey söylüyorsun. Sence ben ona mı güvenirim sana mı ?
Hangi sahih kaynaklar onlar göster bakalım.
Buhari'yle aynı şeyi söylüyoruz; çünkü o dönemde bazı kimseler (herkes değil) kızların yaşından bahsederken ergenlikten sonrasını baz alarak söylerdi.

Gelelim diğer kaynaklara:

Tarihteki bir olayla ilgili farklı anlatımlar varsa yapılacak iş basittir. Farklı olay ve kaynaklardan sağlama yapılır, akla ve mantığa uygun olan anlatım doğru kabul edilir. Bakın bize doğru gelen demiyorum, olayların kronolojik olarak tutarlı olmasından bahsediyorum.
Diğer taraftan Hz. Aişe’nin küçük yaşta evlendiği hakkındaki rivayetler başta Buhari, Muslim, Ebu Davud, Nesai ve İbn Mâce’den gelmektedir. Onların da bu rivayeti İbn Hişam’dan aldıkları anlaşılmaktadır. İbn Hişam kaynaklı rivayetler hadis kriterlerine göre tamamen reddedilemeyeceği gibi tamamen kabul de edilemez.
Hz. Muhammed’in (asm) kızı Hz. Fatma, Hz. Peygamber 35 yaşındayken ve Kâbe’nin tamir edildiği sene dünyaya gelmiştir. Aynı zamanda Hz. Fatma, Hz. Aişe’den 5 yaş kadar büyüktür. Böylece Hz. Aişe’nin Hicret döneminde 13, evlendiğinde de 14-15 yaşlarında olması gerektiği kaynaklarda ifade ediliyor. (İbn Sa‘d, a.g.e., c. 8, s. 25; Millî Eğitim Bakanlığı, “İslâm Ansiklopedisi, İslâm Âlemi Tarih, Coğrafya, Etnografya, ve Bibliyografya Lûgati”, Millî Eğitim Basımevi, c. 1, s. 229-230, İstanbul, 1978. )
Hz. Muhammed’e (asm) Peygamberlik 40 yaşında verilmişti. Hz. Aişe’nin de peygamberlikten 5-6 yıl önce doğduğu düşünülürse, evlendiğinde iddia edildiği gibi 9 yaşında değildir. Aksine 19 yaşında olması gerekir. (R. W. Maqsood, “Islam”, Teach Yourself Ayn Ltd., s. 13, London, 1999; Bünyamin Erul, a.g.m. )
Bir takım tarihî kaynaklarda Hz. Aişe’nin Milâdî 672 yılında, 67 yaşında vefat ettiğini belirtmektedir. Ahmed İbn-i Hanbel de vefat tarihi 672’yi teyit etmektedir. Hz. Aişe’nin vefat ettiğinde 67 yaşında ise, Hicret’in gerçekleştiği 622 yılında 17 yaşındadır. Yani evlendiğinde 9 değil, 19 yaşında olduğu ortaya çıkmaktadır. (R. W. Maqsood, a.g.e., s. 16; Bünyamin Erul, a.g.m. )
Hıristiyan din adamlarından Papaz Louis Ma’luf “El Müncid Fi’l Lügati’l ve’l Ulûmu” adlı Lügat’ında Hz. Aişe’nin 603’te doğduğunu, 623’te evlendiğini ve 696’da vefat ettiğini belirtmektedir. Diğer kaynaklarla karşılaştırıldığından Ma’luf’un Lügat’ında ölüm tarihi daha geç bir tarih olan 696 olarak verilmiştir. Ma’luf “Hz. Aişe’nin, Hz. Muhammed (asm) ile Mekke’de nişanlandığını, Hicret’ten 6 ay sonra Hz. Peygamberle (asm) evlendiğinde 20 yaşında olduğunu” belirtiyor. Lügat’te Hicaz bölgesinde bahsedilen dönemin özelliği “Arap geleneğinde kız çocuklarının yaşı akıl-baliğ olduktan sonra sayılırdı. Akıl-baliğ yaşı da 11 ile 13 yaş arası kabul ediliyor.”

Dolayısıyla Hz. Aişe’nin küçük yaşta evlendiği rivayeti şu şekilde açıklanabilir: Hz. Aişe’nin 11-12-13 yaşlarında akıl-baliğ olduğu kabul edilirse,

11 yaş + evlendiği iddia edilen 9 yaş = 20 evlendiği gerçek yaşı.

12 yaş + evlendiği iddia edilen 9 yaş = 21 evlendiği gerçek yaşı.

13 yaş + evlendiği iddia edilen 9 yaş = 22 evlendiği gerçek yaşı.

Yani Ma’luf’a göre gerçek evlilik yaşı 20-21-22 yaşlarıdır.

Ayrıca dönemin Arap geleneğine göre kız çocukları akıl-baliğ yaşlarına gelene kadar öldürülebilirdi. Ancak akıl-baliğ olduktan sonra öldürülemezlerdi. Eğer akıl-baliğ olduktan sonra öldürülürlerse, kız çocuğunun ailesi Dar’unnedve Mahkemesi’ne kan parası ödemek zorundaydılar.(Louis Ma’luf, “El Müncid Fi’l Lügati’l ve’l Ulûmu”, Katolik Matbaası, Beyrut, 1956, s. 331.)
Bundan dolayı, Hz. Aişe’nin akıl-baliğ çağına, rivayetlerdeki evlilik yaşı 9’u da eklersek, evlilik yaşının 20’li yaşlar yani gençlik döneminde olduğu ortaya çıkmaktadır.
Hz. Ayşe’nin evlendiği zaman yaşının büyük olduğunu, ablası Esma’nın biyografisinden kesin olarak anlıyoruz. Eski biyografi kitapları Esma’dan bahsederken diyorlar ki:

“Esma yüz yaşındayken, Hicretin 73. Yılında vefat etmiştir. Hicret vaktinde yirmi yedi yaşındaydı. Hz. Ayşe ablasından on yaş küçük olduğuna göre, onun da hicrette tam on yedi yaşında olması icap eder. Ayrıca Hz. Ayşe, Hz. Peygamber’den önce Cübeyr’le nişanlanmıştı. Demek evlenecek çağda bir kızdı.” (Hatemü’l-Enbiya Hz. Muhammed ve Hayatı, Ali Himmet Berki, Osman Keskioğlu, s. 210)
Genişletmek için tıkla ...
Genişletmek için tıkla ...
Burada dikkat çeken bir diğer husus da, Âişe Vâlidemiz’in anabir kardeşi olan Hz. Abdurrahman ile arasındaki yaş farkıdır. Bilindiği gibi Hz. Abdurrahman, Hz. Ebû Bekir’in büyük oğludur ve ancak Hudeybiye’den sonra Müslüman olacaktır. Bedir’de, babasıyla karşılaşmamaya özen gösteren de odur ve o gün Abdurrahman, yirmi yaşındadır.
Risâletin ilk günlerinde Müslüman olanların isimleri sıralanırken, ablası Esmâ Vâlidemiz’le birlikte Âişe Vâlidemiz’in adı da zikredilmektedir. Dikkat çekici olan bu zikrin, Hz. Osmân, Zübeyr ibn Avvâm, Abdurrahmân ibn Avf, Sa’d ibn Ebî Vakkâs, Talha ibn Ubeydullah, Ebû Ubeyde ibn Cerrâh ve Erkam ibn Ebi’l-Erkam gibi ‘Sâbikûn-u Evvelûn’ tabir edilen en öndekilerin hemen arkasından; Abdullah ibn Mes’ûd, Ca’fer ibn Ebî Tâlib, Abdullah ibn Cahş, Ebû Huzeyfe, Suhayb ibn Sinân, Ammâr ibn Yâsir ve Habbâb ibn Erett gibi isimlerden de önce gerçekleşiyor olmasıdır. Demek ki Âişe Vâlidemiz, o gün küçük de olsa ‘irade’ beyanında bulunabilecek bir çağda ve ilk Müslümanlar arasında yer alabilecek bir durumdadır. Söz konusu bilgilerde ondan bahsedilirken, ‘O gün o küçüktü.’ şeklinde bir kaydın konulmuş olması, bu manayı ayrıca teyit etmektedir. (bk. İbn Hişâm, Sîre, 1/271; İbn İshâk, Sîre, Konya, 1981, 124. )
Ablası Esmâ Vâlidemiz’in konumu da bu kanaati güçlendirmektedir; zira onun, on beş yaşında iken Müslüman olduğu bilinmektedir. Bilinen bir gerçek de onun, 595 yılında dünyaya gelmiş olduğudur. (Nevevî, Tehzîbü’l-Esmâ, 2/597; Hakim, Müstedrek 3/635.) Bütün bunlar, risâletin ilk yılı olan 610 tarihini göstermektedir. Demek ki Âişe Vâlidemiz, yaşı küçük olmasına rağmen 610 yılında Müslüman olmuştur. Bunun için o gün onun, en azından beş, altı veya yedi yaşlarında olması gerekir ki, on üç yıllık Mekke hayatıyla en az yedi aylık -Âişe Vâlidemiz’in, hicretten yedi ay sonraki Şevvâl değil de Bedir sonrasına denk gelen ikinci yılın Şevvâl ayında evlendiği de ifade edilmektedir. Bu durumda onun evlilik yaşı, bir yıl daha gecikmiş demektir. (bk. Nevevî, Tehzîbü’l-Esmâ, 2/616. )- Medine günleri de bu tarihe ilave edildiğinde onun, Allah Resûlü ile evlendiği gün –risâletten beş yıl önce dünyaya gelmiş olma ihtimalini esas alacak olursak- en azından on sekiz yaşında olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆
Yazar
Mesajlar
16,861
Tepki puanı
1,410
Düşünce
Sünni
Buhari başka birşey söylüyor sen başka birşey söylüyorsun. Sence ben ona mı güvenirim sana mı ?
Hangi sahih kaynaklar onlar göster bakalım.
Mekke günleriyle ilgili olarak Âişe Vâlidemiz,

"Ben Mekke’de oyun oynayan bir kız iken Hazreti Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’e,
‘Doğrusu, onların asıl buluşma zamanları, kıyamet saatidir; kıyamet saatinin dehşeti ise, tarif edilemeyecek kadar müthiş ve ne acıdır!’ (Kamer, 54/46)
ayeti nâzil oldu."
bilgisini vermektedir. (bk. Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 6, Tefsîru Sûre, (54) 6; Aynî, Bedruddîn Ebû Muhammed Mahmûd ibn Ahmed, Umdetü’l-Kârî Şerhu Sahîhi’l-Buhârî, Dâru İhyâi’t-Türâsi’l-Arabî, 20/21; Askalânî, Fethu’l-Bârî, 11/291. ) Bu bilgi, onun yaşıyla ilgili olarak bize farklı kapılar aralamaktadır. Şöyle ki:
Söz konusu ayet, Kamer sûresinin 46. ayetidir ve bütün hâlinde nâzil olan bu sûrenin, İbn Erkam’ın evinde iken ve bi’setin dördüncü-614 (Suyûtî, İtkân, Beyrut, 1987, 1/29, 50; Doğrul, Asr-ı Saadet, 2/148. ) sekizinci-618 veya dokuzuncu-619 yılında indiğine dair farklı rivayetler vardır. Sekizinci veya dokuzuncu yıl ihtilafı, ay farkından kaynaklanmaktadır. Özellikle ayın ikiye yarılma hadisesini ve o gün buna olan ihtiyacı nazara alan bazı âlimler, söz konusu tarihin 614 olması gerektiği üzerinde durmuşlardır ki, bu tarih esas alındığında Hz. Âişe Vâlidemiz, ya henüz dünyaya gelmemiş veya yeni doğmuş demektir. 618 veya 619 tarihi esas alındığında da durum pek değişmemektedir. Zira bu durumda o, henüz dört veya beş yaşında demektir ki her iki yaş da söz konusu hadiseyi kavrayıp yıllar sonra da aktarabilecek bir olgunluğu ifade etmemektedir. Bu durumda ise o, en yakın ihtimalle risâletin başladığı günlerde dünyaya gelmiş olmalıdır.

Burada dikkat çeken başka bir husus da, o günü anlatırken bizzat Âişe Vâlidemiz’in,"Oyun oynayan bir kız çocuğu idim." şeklindeki beyanıdır. Kendisini ifade ederken kullandığı ‘kız çocuğu’ kelimesinin karşılığı olan ‘câriye’ lafzı, ergenlik çağına geçişi ifade etmekte ve o dönemler için kullanılmaktadır. Arap şairlerinden İbn Yerâ, bu yaşlardaki birisini kastederek maksadını şu şekilde ifade etmektedir: "Sekiz yaşına geldiğinde artık o, benim için bir câriye değil; Utbe veya Muâviye’ye nikahlayabileceğim gelin adayımdır." Bazı bilginler bu kelimenin, on bir yaşın üzerindeki kız çocukları için kullanıldığını ifade etmektedir. (İbn Manzur, Lisanü’l-Arab 13/138.)

Kamer sûresinin indiği tarih olarak 614 yılını esas alacak olursak, Âişe Vâlidemiz’in risâletten en az sekiz yıl önce doğmuş olduğu ortaya çıkar ki bu tarih 606 yılına tekabül etmektedir. Bu ise, evlendiği gün onun on yedi yaşında olduğunu ifade eder. Sûrenin indiği tarih olarak 618 yılını kabul ettiğimizde ise onun, 610 yılında dünyaya gelmiş olma ihtimalini ortaya koyar ki bir yönüyle bu, evlendiği gün Âişe Vâlidemiz’in on dört yaşında olduğu sonucunu doğururken diğer taraftan onun, risâletten dört yıl sonra dünyaya gelmiş olamayacağını ispat eder.
 

Entropyy

lV ☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
4,115
Tepki puanı
3,386
Düşünce
Ateist
Aişenin yaşının 9 olduğunu daha önce hakemli dergide yayınlanan makale ile ispat etmiştik.
Muhammed'in uçkurunu savunma peşine düşenler için.
Gereken lüzüm üzerine yeniden.

http://www.islamiarastirmalar.com/upload/pdf/036edbdb22c0215.pdf




sayfa 1.png





sayfa 2.png





sayfa 3.png





sayfa 4.png





sayfa 5.png





sayfa 6.png





sayfa 7.png





sayfa 8.png





sayfa 9.png





sayfa 10.png
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆
Yazar
Mesajlar
16,861
Tepki puanı
1,410
Düşünce
Sünni
Mesajlar
11
Tepki puanı
12
Düşünce
Deist
"Hani biz Kabe'yi insanlara vaktiyle bir sevap mahalli ve emin bir sığınak yapmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim'den namaz kılacak bir yer edinin." (Bakara, 2/125)

Hz. Peygamber'den de rivayet edilmiştir. Buyurmuş ki: "Yani yüce Allah Kâbe'ye el-Atîk adını verdi. Çünkü onu despotların şerrinden korumuştur. Hiçbir zaman bir zorba ona galebe edemedi." (bkz. Tirmizî, Tefsir, Hâcc, 3169)

Kabe'nin korunduğuna dair, yukarıdaki ayet ve hadis gibi İslam kaynaklarında çokça anlatım var. Bu sebeple, Müslümanlar Kabe'nin korunmuş olduğuna ve hiç kimsenin Kabe'ye zarar veremeyeceğine inanırlar.

İslam öncesi dönemde de benzer efsaneler olduğu iddia edilir. Yemen hükümdarı Tübba'nın ve Ebrehe'nin öyküleri malumunuzdur. İddiaya göre Yemen hükümdarı Tübba Kabe'yi yıkmaya kalkınca felç olur. Saldırıdan vazgeçince ise iyileşir. Ebrehe'nin öyküsü ise Fil Suresinde anlatılıyor. Kabe'ye saldırmaya kalkınca ebabil kuşlarının hışmına uğruyor.


Peki Kabe gerçekten de korunuyor mu?

Emeviler döneminde Kabe 2 kere saldırıya uğradı. İlk saldırı Yezid döneminde yapıldı ve Harra olayından-Medine katliamından sonra Mekke kuşatıldı. Şehir mancınıklarla dövüldü. Bu saldırılar sırasında Kabe'nin duvarları yıkıldı. Ahşap kısımları ve örtüsü yandı. Kuşatma sırasında Yezid'in ölüm haberi geldiğinden Emevi ordusu geri döndü. Böylece Mekke'liler Medine'li Müslümanların akıbetine uğramaktan kurtuldular. Abdullah bin Zübeyr, harap olmuş Kabe'yi temellerine kadar yıktırıp yeniden inşa ettirdi. (683)

Ama Abdülmelik'in halifeliği zamanında Haccac'ın saldırısından kurtulamadılar. Kabe yine mancınıklarla dövüldü ve zarar gördü. Müslümanlar açlıktan günlerce sefalet içinde kaldılar. Köpek ölüleri yemek zorunda bırakıldılar. Zalim zorba Haccac şehre girdi ve Abdullah bin Zübeyr’in kafasını kestirdi. Kabe’ye sığınanları kılıçtan geçirtti. (692)

Dolayısıyla Kabe, ne ayetteki gibi Müslümanlar için emin bir yer olabildi ne de hadisteki gibi bir despot zorbanın şerrinden korunabildi.

Kabe'ye saldırılar bununla bitmedi. Karmatiler zamanında da Kabe saldırı yaşadı.

Mekke yolunun Karmatiler tarafından tehdit edilmesi sebebiyle Müslümanlar 925 yılında haclarını edâ edemediler. 930 yılında Ebu Tahir, Hac zamanı Mekke'yi fethetti. Kabe'yi basıp hacıları kılıçtan geçirdi. Binlerce Müslüman öldürüldü. Kabe'nin kapısı kırıldı, örtüsü parçalandı, duvarlarına hasar verildi. Hacerül Esved taşı sökülüp Hecer'e götürüldü. 10 yıl boyunca Mekke'yi ellerinde tutarak haccı engellediler. Yaklaşık yirmi iki sene ellerinde tuttukları Hacerül Esved taşını dost gördükleri Fatımî halifesi Mansur'un ricası ile iade ettiler.


Kabe çok kere sel baskınlarına maruz kaldı ama bilinen en güçlü sel 1941 yılında yaşandı. Bu baskında Hacerül Esved taşından bir parçanın koptuğu söylenir. 1941'deki sel baskını o kadar güçlüydü ki arabalar bile su üzerinde yüzdü. Yukarıda yağmurun hemen ardından çekilmiş bu fotoğraf, insanların şaşkın bakışlarını yansıtıyor.

Görüldüğü gibi kutsal görülen Hacerül Esved bile korunamamıştı.


20 Kasım 1979'da Kabe Suudi hanedanı karşıtı 500 silahlı eylemci tarafından basıldı. Kabe'de namaz kılanlar rehin alındı. Eylem 2 hafta sürdü. Sonunda Suudiler müşrik-kafir dedikleri Fransızlardan yardım istemek zorunda kaldılar. Fransız timinin müdahalesi sonucu eylem sona erdi ama 250 kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı.

Son olarak ise 15 eylül 2015'de Kabe'de vinç kazası yaşandı. Devasa vinç hacıların üzerine düştü ve 100 küsür kişinin öldüğü, 200 küsür kişinin de yaralandığı açıklandı.


Yukarıdaki fotoğrafta görüldüğü üzere Şeytan taşlamalar sırasında yaşanan birçok izdihamda binlerce hacının ezilerek öldüğünü de ayrıca belirtelim.


Son yıllardaki hac faciaları

2015: Vinç kazasında 100 küsür kişi öldü, 200 küsür kişi de yaralandı.
2015: Şeytan taşlarken 753 kişi öldü, 887 kişi yaralandı.
2006: 364 hacı adayı şeytan taşlarken hayatını kaybetti.
1997: Bir yangında 343 hacı adayı öldü ve bin 500 hacı adayı yaralandı.
1994: Çıkan izdiham nedeniyle 270 hacı adayı yaşamını yitirdi.
1990: Kutsal mekânlara gitmekte kullanılan bir tünelde çıkan izdiham sonucu bin 426 hacı adayı öldü.
1987: Suudi yetkililerin İran yanlısı gösterilere müdahalesi sonucu 400 kişi hayatını kaybetti..

Belli ki Allah pek de Kabe'yi korumakla uğraşmıyor.

Mikail de öyle. Sel baskınları Kabe'yi de vurabiliyor ve yüzme bilen Müslümanlar tavafı yüzerek yapmak zorunda kalabiliyor. :D
yazınızı okudum tarihsel olayları detaylı bir şekilde toplamışsınız elinize emeğinize sağlık yararlanmak isteyen için hepsi bir arada olan toplu bir döküman olacaktır yazınız ... ancak bir noktayıda belirteyim, eski dökümanlardan yaptığınız alıntılara dikkat ettiyseniz, mekkenin duvarlarından kuşatılmasından bahis eder ,çok uzun bir konudur aslında bugünkü mekkenin bulunduğu coğrafyayı mevcut hadislere ashabın anlattıklarına emevi döneminde yapılmış camilerin mihrap duvarlarına kadar inip anlatmak bağlantılı olarak anlatmak, hele , hele fil olayı tam bir hayal ürünüdür günümüz mekke coğrafyası için ( 200 lt su içen 200 kilo ot yiyen dev kara hayvanını çölde yürütemezsiniz) neyseki bu konuda secret city olarak youtube de kayıtlı 33 senedir arap yarım adasında araştırma yapan Dan Gibson un hazırladığı bir belgesel var onuda izleyin derim. Esenkalınız
 
Yazan tarafından düzenlendi:

bilgelikyolunda

ll ☆☆
Yazar
Mesajlar
16,861
Tepki puanı
1,410
Düşünce
Sünni
yazınızı okudum tarihsel olayları detaylı bir şekilde toplamışsınız elinize emeğinize sağlık yararlanmak isteyen için hepsi bir arada olan toplu bir döküman olacaktır yazınız ... ancak bir noktayıda belirteyim, eski dökümanlardan yaptığınız alıntılara dikkat ettiyseniz, mekkenin duvarlarından kuşatılmasından bahis eder ,çok uzun bir konudur aslında bugünkü mekkenin bulunduğu coğrafyayı mevcut hadislere ashabın anlattıklarına emevi döneminde yapılmış camilerin mihrap duvarlarına kadar inip anlatmak bağlantılı olarak anlatmak, hele , hele fil olayı tam bir hayal ürünüdür günümüz mekke coğrafyası için ( 200 lt su içen 200 kilo ot yiyen dev kara hayvanını çölde yürütemezsiniz) neyseki bu konuda secret city olarak youtube de kayıtlı 33 senedir arap yarım adasında araştırma yapan Dan Gibson un hazırladığı bir belgesel var onuda izleyin derim. Esenkalınız
Madem Don Gibsonun iddialarına bakmışsınız, ben de size Don Gibsonun iddialarını bilimsel verilerle çürüten link paylaşayım, arzu edenler inceleyebilir
 

Meço

Çaylak
Mesajlar
5
Tepki puanı
2
Düşünce
Deist
Yıl 570. Henüz peygamber doğmamış,Kabe,içi putlarla dolu bi tapınak. Tahmini 360 tane put var. Hristiyan vali ebrehe Kabeyi yıkmak istiyor. Henüz Kuran inmediği için hristiyanlık en son geçerli hak din. Yani bir tarafta hak din hristiyan vali diğer tarafta putlara tapan her türlü ahlaksızlığı,pisliği,şirki yapan araplar. Bu karşılaşmada ALLAH putlarla dolu Kabeyi koruyor. Bu bana hep ilginç gelmiştir.
 
Moderatör tarafından düzenlendi:

Ebu Cehil

Deneyimli
Mesajlar
1,285
Çözümler
1
Tepki puanı
1,046
Düşünce
Agnostik
Yıl 570.Henüz peygamber doğmamış,Kabe,içi putlarla dolu bi tapınak.Tahmini 360 tane put var.Hristiyan vali ebrehe Kabeyi yıkmak istiyor.Henüz Kuran inmediği için hristiyanlık en son geçerli hak din.Yani bir tarafta hak din hristiyan vali diğer tarafta putlara tapan her türlü ahlaksızlığı,pisliği,şirki yapan araplar.Bu karşılaşmada ALLAH putlarla dolu Kabeyi koruyor.Bu bana hep ilginç gelmiştir.
Allak putları daha çok seviyor demek ki. 😁
 

Son konular

Son mesajlar

Üst