Araplar,ataları İbrahim ve İsmail'i bilmiyorlarmış..!

Ahlaksız

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
676
Tepki puanı
417
Düşünce
Ateist
Şöyle bir kitap var;
İslamiyet öncesi Arap-İsrailoğulları ilişkileri-D.S.Margoliouth
Pdf olarak nette bulabilirsiniz..
Yazar,şöyle birisi;
Elinizdeki tercüme kitap da bu çalışmalardan biridir. Kitabın yazarı David Samuel Margoliouth (17 Ekim 1858 - 22 Mart 1940) Anglican misyonerinin en büyük oğlu olarak Londra'da dünyaya geldi. Winchester ve New College'de (Oxford) eğitim gördü. 188189 yılları arasında da aynı kolejde dersler verdi. 1889 yılında Oxford Üniversitesi'ne Arapça profesörü olarak tayin edildi ve 1937 yılında emekli oluncaya kadar bu görevine devam etti. Kısa bir süre İngiltere Kilisesi'nde papazlık yaptı. 1915'te British Academy üyeliğine seçildi. 1934-193 7 yılları arasında da Royal Asiatic Society'nin başkanlığını yürüttü. İslam'la ilgili öncü nitelikteki araştırmalarıyla tanınan Margoliouth, özellikle Müslüman ilim adamları ve müsteşrikler arasında büyük bir ün kazanmıştır. Birçok kez İslam ülkelerini ziyaret etmiş olan bu İngiliz bilim adamı, bazı Arapça metinlerin tercümesi ve neşrini gerçekleştirmiştir. lslaın'la ilgili çalışmaları alanında önemli çalışmalar olarak kabul görmüştür. Belli başlı çalışmaları şunlardır: A Commentary Book on the Book of Daniel by )ephet ibn Ali (tahkik ve tercüme) (1889); The Place of Ecclesiasticus in Semitic Litcrature (1890); Ebü'l-Ala el-Maarri'nin (ö. 449/1057) risalelerinin (Resailü Ebi'l-'Ala el-Ma'ani), Arapça metinleriyle beraber İngilizce tercümelerinin The Letters of Abu'l-'Ala of Ma'arrat an-No'mdn adıyla neşri (Oxford 1898; Bağdat 1968); The Origin of the "Hebrew Original" of Ecclesiasticus (1899!; Mohammed and thc Rise of Islam (1905); Whiston'un İngilizce'ye çevirdiği Yahudi tarihçi josephus'un editörlüğü (1906); The Early Developmcnt of Mohemmedanism, (1914); lbn Miskeveyh'in (ö. 421/1030) Tecdribü'l-ümem ve te'akibü'l-himem adlı kitabının Abbasiler'in son devriyle Büveyhiler'e dair kısmının, Ebü Şüca' er-Rüzraveri'nin zeyliylc birlikte The Eclipse of the Abbaside Caliphate başlıklı 7 cilt seri içinde İngilizce çevirisiyle neşri (Oxford-London 1920-21) [Henry Frederick Amedroz'la birlikte); Yaküt el-Hamevi'nin (ö. 626/1229), İslam tarihinde yetişen dilciler, edipler, şairler, tarihçiler, coğrafyacılar, hattatlar, felsefeciler, matematikçiler ve tıp sahasındaki uzmanların hayatlarını anlattığı lrşada'l-erfb ilıi ma'rifeti'l-edib adlı tabakat kitabının 1907-1931 yılları arasında Gibb Memorial Serisi içinde 6 cilt halinde Leyden'de, Dictionary of Leamed Men adıyla neşri.
Kitabın bir yeri ilgimi çekti..Yazar,çok acayip bir şey belirtmiş..Bakınız,bu uzman ne demiş;

İsrailoğulları'nın Arabistan kökenli oluşlarını bilmemeleri gibi yarımadanın sakinleri de ya (Hz.) İsmail ya da İbraniler'in isim babası Eber'in soyundan geldiklerinin farkında değillerdi.Arabistan kitabeleri Yahudi kitaplarının sözünü ettiği kabilelerin soy kütüklerine hiç gönderme yapmaz. Kur'an'ın,(Hz.) İsmail'in adını zikrediş biçimi, yani ilk harfinin bir sesli oluşu, bu ismin Yunanlılardan ya da Suriyeliler'den alınmış olduğunu gösterir; bu ismin sık sık şahıs adı olarak geçtiği Arabistan kitabeleriyse onu doğru olarak, yani Y sessiziyle belirtir. Kuzey Arabistanlıların sözlü geleneklerinde (Hz.) İsmail onların atası olarak geçseydi onun adını elbette Eski Ahit'in Yunanca veya Süryanice tercümesinden öğrenmek zorunda kalmazlardı. Kur'an'da (Hz.) İbrahim'in adının zikrediliş biçimi de onun (Hz.) Muhammed zamanından önce kesinlikle bilinmediğinin işaretidir; onun adı İsmail ve İsrail isimlerinin benzerliğine dayanılarak seslendirildi ve böylece İbrahim halini aldı. Kuzeyli Araplar soylarının kurucusunun adından o kadar bihaberdiler ki, buradaki sesli harfler tamamen tahmine dayanarak verilmiş olmalı! Ma'inliler ve Saba'lılar gibi son derecede gelişmiş toplumlarınsa özgün bir mitolojiye sahip olmuş olması çok yüksek ihtimal; ancak bunlarda da Arabistanlı kabilelerin soyları 'Astar, Vadd gibi yerel tanrılara bağlanıyordu..
 
Moderatör tarafından düzenlendi:

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
6,267
Tepki puanı
400
Düşünce
Sünni
Şöyle bir kitap var;
İslamiyet öncesi Arap-İsrailoğulları ilişkileri-D.S.Margoliouth
Pdf olarak nette bulabilirsiniz..
Yazar,şöyle birisi;


Kitabın bir yeri ilgimi çekti..Yazar,çok acayip bir şey belirtmiş..Bakınız,bu uzman ne demiş;

İsrailoğulları'nın Arabistan kökenli oluşlarını bilmemeleri gibi yarımadanın sakinleri de ya (Hz.) İsmail ya da İbraniler'in isim babası Eber'in soyundan geldiklerinin farkında değillerdi.Arabistan kitabeleri Yahudi kitaplarının sözünü ettiği kabilelerin soy kütüklerine hiç gönderme yapmaz. Kur'an'ın,(Hz.) İsmail'in adını zikrediş biçimi, yani ilk harfinin bir sesli oluşu, bu ismin Yunanlılardan ya da Suriyeliler'den alınmış olduğunu gösterir; bu ismin sık sık şahıs adı olarak geçtiği Arabistan kitabeleriyse onu doğru olarak, yani Y sessiziyle belirtir. Kuzey Arabistanlıların sözlü geleneklerinde (Hz.) İsmail onların atası olarak geçseydi onun adını elbette Eski Ahit'in Yunanca veya Süryanice tercümesinden öğrenmek zorunda kalmazlardı. Kur'an'da (Hz.) İbrahim'in adının zikrediliş biçimi de onun (Hz.) Muhammed zamanından önce kesinlikle bilinmediğinin işaretidir; onun adı İsmail ve İsrail isimlerinin benzerliğine dayanılarak seslendirildi ve böylece İbrahim halini aldı. Kuzeyli Araplar soylarının kurucusunun adından o kadar bihaberdiler ki, buradaki sesli harfler tamamen tahmine dayanarak verilmiş olmalı! Ma'inliler ve Saba'lılar gibi son derecede gelişmiş toplumlarınsa özgün bir mitolojiye sahip olmuş olması çok yüksek ihtimal; ancak bunlarda da Arabistanlı kabilelerin soyları 'Astar, Vadd gibi yerel tanrılara bağlanıyordu..
Bence yazar sadece sesli harf-sessiz harf kullanımından yola çıkarak ulaştığı sonuçta yanılıyor; çünkü Araplarda soyla övünme çok ileri olduğu için neseb ilmi gelişmişti. Mesela Hz Muhammed'in Hz İbrahime kadar soyunun şöyle olduğu söylenmektedir:
Muhammed (a.s.m.), Abdullah, Abdülmuttalib (asıl ismi Şeybe), Hâşim, Abd-i Menâf (Muğîre), Kusay, Kilab, Mürre, Kâb, Lüeyy, Galib, Fihr (Kureyş), Mâlik, Nadr, Kinâne, Huzeyme, Müdrike (Amir), İlyas, Mudar, Nizar, Maad, Adnan, Udd (veya Udad), Mukavvim, Nahur (veya Sârih), Teyrah, Ya'rub, Yeşcub, Nabit, İsmâil (a.s.), İbrâhim (a.s.)
İlk 20 nesil üzerinde ittifak vardır. (Sîre, 1/1-3; Tabakât, 1/55-56; Ensâbü'l-Eşraf, 1012 vd; Taberî, 2/172-180. )
Üzerinde tam ittifak olmasa da İbn-i İshak hz Ademe kadar götürmektedir.
 

Ahlaksız

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
676
Tepki puanı
417
Düşünce
Ateist
Arabistan kitabelerinde,arapların atası olarak değil de,bir şahıs adı olarak geçen Yismail veya Yasmael'i,İslam dininin kurucuları daha sonra İsmail'e dönüştürüp,bu kişiyi bir ata/lider yapmışlar..Peki bu isim nereden geliyor olabilir?
Kuran'da mesela bakara 125'de اِسْمٰع۪يلَ yazar..Kelimenin başındaki elifin,sonradan Emevi valisi Haccac tarafından eklendiği iddiasını dikkate alırsak,kelimeyi Samail olarak okuyabiliriz..Peki,bu Samail nereden geliyor?
Samuel, İbranice Kutsal Kitap'ta, Hakimler döneminden Saul hükümdarlığında bir krallık haline geliş ve Saul döneminden Davud dönemine geçişte adı geçen ve kilit bir rol oynayan önemli bir karakterdir.
https://tr.wikipedi0.org/wiki/Samuel
Yani,Kuran'da geçen ve İsmail olarak tercüme edilen kelimenin kökeninde,İbrani peygamber/kral/karakter Samuel'in olduğunu söyleyebiliriz..Samuel kelimesinin açılımı da şöyle yapılıyor;SHEMU-'EL
Peki,bu shemuel kelimesi nereden kaynaklanıyor olabilir?
Ben Larsa kralı diyeyim,siz Sümer kralı anlayın..M.Ö.1894-1866 yılları arasında hüküm sürmüş bir kral bu..Adı da SUMU-EL..Bir başka kaynakta da SUMU ILU diye geçiyor..
Sıradan bir kral..Yalnız şurası önemli..Larsa denilen yerin tanrısı Şamaş veya Utu denilen güneş tanrısı..Şu tanrı;
https://www.britannica.com/topic/Shamash
Shamash veya Sama olarakta lanse edilen bu tanrının hüküm sürdüğü kentteki liderin ismi Sumuılu veya Sumuel..
Liderin tanrı olarak görüldüğü zamanlardayız..Haliyle Liderin isminin açılımını,El veya Ilu'yu tanrı olarak kabul edersek,güneş tanrısı olarak yapabiliriz..Yani ''Larsa kentinin liderinin adı Sumuılu,güneş tanrı demektir'' diyebiliriz..
Bu tarihi kişiyi,yahudiler Samuel,araplarda İsmail olarak kabul/lanse etmişler..Buradan kurgu yapalım;
Muhammed'in atası İsmail,aslında bir güneş tanrısıysa,Muhammed'de güneş tanrısı olmaz mı?
Bir başka konu..Güneş tanrısı,Sümer'de ay tanrısının oğludur..Bu ay tanrısının zamanla ay tanrıçasına dönüştüğünü de biliyoruz..
Yani Muhammed'i,ay tanrıçasının oğlu olan güneş tanrısı olarak görebiliriz..Bu diğer,önemli konuyla,yani Muhammed'in aslında İsa(güneş tanrısı) olduğu konusuyla da uyuşmaktadır..!
Aşağıdaki linkte Larsa,Sumuel konularında bilgiler var..Ayrıca bir harita da var;
http://archeologie.culture.fr/larsa/fr/apogee-ville-0
Bu da Sumuel adına yapılmış bir köpek;
https://art.rmngp.fr/fr/library/artworks/chien-votif-de-sumu-ilu_sculpture-technique_steatite
Şu kaynaklara da bakılabilir;
Özellikle Yakın şark-elam ve Mezopotamya,Şemseddin Günaltay
Antik İsrail'in inancı ve tarihi-George Mendenhall
A'dan Z'ye Sümer-Ali Narçın
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
6,267
Tepki puanı
400
Düşünce
Sünni
Yani,Kuran'da geçen ve İsmail olarak tercüme edilen kelimenin kökeninde,İbrani peygamber/kral/karakter Samuel'in olduğunu söyleyebiliriz..Samuel kelimesinin açılımı da şöyle yapılıyor;SHEMU-'EL
Peki,bu shemuel kelimesi nereden kaynaklanıyor olabilir?
Ben Larsa kralı diyeyim,siz Sümer kralı anlayın..M.Ö.1894-1866 yılları arasında hüküm sürmüş bir kral bu..Adı da SUMU-EL..Bir başka kaynakta da SUMU ILU diye geçiyor..
Sıradan bir kral..Yalnız şurası önemli..Larsa denilen yerin tanrısı Şamaş veya Utu denilen güneş tanrısı..Şu tanrı;
https://www.britannica.com/topic/Shamash
Shamash veya Sama olarakta lanse edilen bu tanrının hüküm sürdüğü kentteki liderin ismi Sumuılu veya Sumuel..
Liderin tanrı olarak görüldüğü zamanlardayız..Haliyle Liderin isminin açılımını,El veya Ilu'yu tanrı olarak kabul edersek,güneş tanrısı olarak yapabiliriz..Yani ''Larsa kentinin liderinin adı Sumuılu,güneş tanrı demektir'' diyebiliriz..
Bu tarihi kişiyi,yahudiler Samuel,araplarda İsmail olarak kabul/lanse etmişler..Buradan kurgu yapalım;
Muhammed'in atası İsmail,aslında bir güneş tanrısıysa,Muhammed'de güneş tanrısı olmaz mı?
Bir başka konu..Güneş tanrısı,Sümer'de ay tanrısının oğludur..Bu ay tanrısının zamanla ay tanrıçasına dönüştüğünü de biliyoruz..
Yani Muhammed'i,ay tanrıçasının oğlu olan güneş tanrısı olarak görebiliriz..Bu diğer,önemli konuyla,yani Muhammed'in aslında İsa(güneş tanrısı) olduğu konusuyla da uyuşmaktadır..!
Aşağıdaki linkte Larsa,Sumuel konularında bilgiler var..Ayrıca bir harita da var;
http://archeologie.culture.fr/larsa/fr/apogee-ville-0
Bu da Sumuel adına yapılmış bir köpek;
https://art.rmngp.fr/fr/library/artworks/chien-votif-de-sumu-ilu_sculpture-technique_steatite
Şu kaynaklara da bakılabilir;
Özellikle Yakın şark-elam ve Mezopotamya,Şemseddin Günaltay
Antik İsrail'in inancı ve tarihi-George Mendenhall
Yakın coğrafyalarda farklı zamanlarda farklı insanların birbirine benzer isimler kullanması çok normal. Sırf isimlerdeki harfler benziyor diye alakasız kişilerin aynı kişiler olduğunu iddia edebilmeniz için harf benzerliklerinden daha çok veriye ihtiyaç var. "iddiayı dikkate alırsak, kelimeyi böyle okursak, İbrani peygamber Samuelin Kurandaki İsmail olduğunu söylersek, SHEMU-EL İLE SUMU-EL i aynı kişi kabul edersek, SUMU-EL ismindeki EL i tanrı olarak kabul edersek, güneş tanrısı olduğunu ilan ettiğimiz SUMU-EL i niyeyse Yahudiler Samuel, Araplarda İsmail olarak kabul/lanse ettiklerini varsayıp, bu varsayım üzerine KURGU yaparsak" Muhammedin atası İsmail aslında güneş tanrısı olur :)
Yahu adamlar ta Hz İsmail'e kadar nesebini yazıyor, bizim varsayımlar ve kurgular üzerinden uğraştığımız şeye bak :)
 

Ahlaksız

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
676
Tepki puanı
417
Düşünce
Ateist
Videoyu 11;44'den sonra izlerseniz,İbni Kelbi'nin ilk defa Muhammed ve İsmail arasındaki bağı yazan kişi olduğunu görürsünüz..
İslam dinini yaratanların Abbasiler olduğunu biliyoruz ve Abbasilerin başkenti de Bağdat..Bu kişi şöyle tanıtılıyor;
Muhtemelen 120 (738) yılında Kûfe’de doğdu. Nisbesi mensup olduğu Kelb kabilesinden gelir; İbnü’l-Kelbî ve İbnü’s-Sâib diye de anılır. İlk bilgilerini Kûfe’de hadisçi, nesep âlimi ve müfessir olan babası Muhammed b. Sâib ile diğer bazı âlimlerden aldıktan sonra Bağdat’a gitti ve orada yetişti. Geniş bilgisi sayesinde Abbâsî Halifesi Mehdî-Billâh’ın yanında büyük bir itibar ve servete ulaştı. 204’te (819) veya 206’da (821) Kûfe’de vefat etti.
Cemheretü’n-neseb. Araplar’ın soy kütüğüne dair en eski çalışma olup bütün ensâb, tarih ve tabakat âlimlerinin dayandığı ana kaynaktır.
https://islamansiklopedisi.org.tr/kelbi-hisam-b-muhammed
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
6,267
Tepki puanı
400
Düşünce
Sünni
İslam dinini yaratanların Abbasiler olduğunu biliyoruz
Bu bilimsel ve mantıki açıklama bütün itirazları susturacak güçte. Siz "biliyoruz" deyince hemen öyle oluyor zaten :)

Muhammed diye birinden bahseden İslam dışı kaynakları nereye koyacağız?

Abbasiler döneminde basılan sikkenin üzerinde 77 yılına ait olduğunu yazdığını ve 77 hicri yıl geriye gidince hicret tarihine geldiğimizi nereye koyacağız?

Muaviye döneminden kalma kitabelerde daha önce hiç kullanılmayan Emirel Müminin ifadelerini nereye koyacağız?

Hz Ömer döneminden kalan kitabelerde besmele olmasını nereye koyacağız?
İlk bilgilerini Kûfe’de hadisçi, nesep âlimi ve müfessir olan babası Muhammed b. Sâib ile diğer bazı âlimlerden aldıktan sonra
Babası hadisçiymiş. İslam olmadan hadis nasıl oluyor, hadisçi nasıl oluyor?

Babası müfessirmiş. İslam olmadan tefsir nasıl oluyor, müfessir nasıl oluyor?
 
Mesajlar
102
Tepki puanı
33
Düşünce
Sünni
Videoyu 11;44'den sonra izlerseniz,İbni Kelbi'nin ilk defa Muhammed ve İsmail arasındaki bağı yazan kişi olduğunu görürsünüz..
İslam dinini yaratanların Abbasiler olduğunu biliyoruz ve Abbasilerin başkenti de Bağdat..Bu kişi şöyle tanıtılıyor;
Muhtemelen 120 (738) yılında Kûfe’de doğdu. Nisbesi mensup olduğu Kelb kabilesinden gelir; İbnü’l-Kelbî ve İbnü’s-Sâib diye de anılır. İlk bilgilerini Kûfe’de hadisçi, nesep âlimi ve müfessir olan babası Muhammed b. Sâib ile diğer bazı âlimlerden aldıktan sonra Bağdat’a gitti ve orada yetişti. Geniş bilgisi sayesinde Abbâsî Halifesi Mehdî-Billâh’ın yanında büyük bir itibar ve servete ulaştı. 204’te (819) veya 206’da (821) Kûfe’de vefat etti.
Cemheretü’n-neseb. Araplar’ın soy kütüğüne dair en eski çalışma olup bütün ensâb, tarih ve tabakat âlimlerinin dayandığı ana kaynaktır.
https://islamansiklopedisi.org.tr/kelbi-hisam-b-muhammed
Daha geçen izledim.
 
Üst