Atatürk İnklapları

Mesajlar
30
Beğeniler
55
Düşünce
Deist
#1
Daha önce Atatürk'ün kurduğu kurumlar başlığında Atatürk ile ilgili bir tartışma geçmiş. Tartışma hakkında söyleyecek çok şeyim olduğu için yeni bir konu açma gereği gördüm. Atatürk'ün inklaplarından önemli olanlarına bir göz atalım şimdi:

1) Harf İnklabı, Dil Devrimi, TDK

"Bir korku düştü canıma, acep n'ola benim halim
Derman olmaz ise bana, acep n'ola benim halim
Yunus Emre"

"Rakîp sâye-i lütfunda oldu perverde
Anınçün ey gül-i ter böyle hâm kalmıştır
Nabi"

Şimdi size hangisinin günümüz Türkçe'siyle daha anlaşılır olduğunu sorsam cevabınız "tabii ki de Yunus Emre'nin şiiri" olacaktır değil mi? Ama şu da bir gerçek ki Yunus Emre'nin şiiri 1300'lü yıllarda yazılmışken Nabi'nin şiiri 1700'lü yıllarda yazılmıştır. Yani örnekte de görüldüğü üzere dilimize bolca Arapça ve Farsça kelime alarak dilimizi bozmuşuz. O zamanlarda insanlar Müslüman olmakla Arap olmayı birbirine karıştırdılar ve Osmanlı iyice Araplaşmaya başladı. Dil devrimi ile Atatürk dilimizdeki Arapça, Farsça ve Fransızca kelimeleri atma ve bozulan dilimizi düzeltme girişiminde bulundu (1932). Görüldüğü üzere dilimizi Atatürk bozmadı, tersine düzeltmeye çalıştı. Ve bu düzeltme ve dilimizi geliştirme amacıyla TDK'yı kurdu. Harf inklabının yapılma sebeplerini ise şöyle sıralayabiliriz:
  • Türkçede sıkça kullanılan "ç, ğ, o, ö, p, ü" gibi harflerin Arap alfabesinde olmaması,
  • Türkçede kullanılan 8 sesli harfin -Osmanlıcada hareke yoktu- Arap alfabesinde olmaması
  • Arap alfabesinde bulunan gırtlak harflerinin Türkçede bulunmayışı
  • Sağdan sola doğru yazmanın sağlaklar için elin yazıyı kapatması gibi sebeplerden dolayı daha zor oluşu ve halkın %80'nin sağlaklardan oluşması

2) Medreselerin, Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması

Osmanlı'nın son zamanlarında ülkede matbaa gibi bile gerekli icadı "gavur icadı" diyip kabul etmeyecek kadar yobaz ve bağnaz bir kesim gelişmişti. Bu kesim yeniliklerin önündeki en büyük engeldi. Bu kesim Osmanlı'nın bilim ve sanayide geri kalmasına neden olmuştu. Ve Osmanlı'nın bilim ve sanayide ilerlemesi için önce bu kesimin kaldırılması gerekiyordu. Medreseler kaldırıldı çünkü yenilik karşıtı kesime adam yetiştiriyorlardı, tekke ve zaviyeler kapatıldı çünkü yenilik karşıtı kesimin sığınacağı bir kale haline gelmişlerdi.

3) Hutbelerin, Kuran'ın Türkçeleştirilmesi

Bu yenilik karşıtı kesimi kaldırmanın bir diğer yolu da onları bilgilendirip gerçek İslam'ın yaşadıkları gibi olmadığını ve aslında İslam'ın bilime, sanayiye, yeniliğe açık olduğunu onlara farkettirmektir. İnsanlar o zaman Kuran okuyordu ama Kuran'ın ne dediğini bilmiyorlardı. Hutbe dinliyorlardı fakat hutbeyi anlamıyorlardı. Bu yüzden bu Türkçeleştirme çalışmaları şarttı.

4) Halifeliğin Kaldırılması ve Laiklik

Halifelik de yine bahsettiğimiz bu yenilik karşıtı kesmin sığındığı yer haline gelmişti. Ve Osmanlı'nın 1.Dünya Savaşı'nda yaptığı cihat çağrısına yanıt gelmeyişi halifeliğin kaldırılma sebeplerindendir. Gelelim laikliğe. Din Tanrı ile kulu arasındadır. Bunu siyasete taşıyıp Müslümanlar'a ayrıcalık verilmesine gerek yoktur. 2. Tanzimat Fermanı'da bu ayrıcalıklar kaldırılmıştır fakat tekrar gelmemesinin garanti altına alınması lazımdır. Aynı zamanda cumhuriyetin ve demokrasinin gereği eşitliktir. Şeriatta ise kadın erkek eşitliği yoktur (bkz.şahitlikte bir erkeğin iki kadına denk olması). O yüzden ülkeye şeriat gelmemesinin garantiye alınmasıdır bir anlamda laiklik.

5) Takvim, Saat, Kıyafet ve Şapkada Yenilik

Yolda giderken birine saat ve tarihi sorsan herkesin farklı cevap vereceği bir ülkede saat ve takvim birliği resmi işlerde, halk arasında ve dış işlerde bir düzenlilik için şarttır. Kıyafet ve şapka devrimi ise ülkeyi bir gerici bir Ortadoğu ülkesi görünümünden çıkarıp çağdaş bir görünüme sokmaktır.

İnklapları inceledik. Gelelim "Çağdaş çagdaş dediğiniz T.C. neden gerici dediğiniz Osmanlı'dan daha kötü bir durumda?" sorusuna. Birincisi Osmanlı'nın T.C'ye bir sürü borç bırakmış olması, Lozan gibi bir antlaşma ile gelişmemizin önüne engeller konulması (bkz. yeraltı zenginliklerinin çıkarılmasının yasaklanması), diğer ülkelere göre sanayide ve bilimde 10-0 geride başlamamız, halkın kültürsüz ve cahil olması gibi çok büyük nedenler gelişmemizin önünde çok büyük bir engel olmuştur -küçük onlarca nedeni saymıyorum bile-. İkincisi Atatürk'ün yaptığı yenilikler ülkeye bir fayda sağlamamış olsa bile niyeti ülkeyi kurtarmak olduğu için Atatürk'e hakaret edilmesi tamamen saçmalıktır. Ki yaptığı yenilikler olmasa şu an çok daha farklı ve ve çok daha geri bir ülkede yaşıyor olurduk.

Tarih kitaplarını ve interneti bolca tarayarak ve bolca emek vererek yaptığım bu çalışmayı umarım okumuşsunuzdur.:)

Dipnot: Atatürk görüldüğü üzere ülkeye ve dine zarar vermemiştir. Hatta Kuran'ı ve hutbeyi Türkçeleştirerek İslam dinine katkı sağlamıştır.
 
Moderatör tarafından düzenlendi:

ATLAS

Üye
Mesajlar
82
Beğeniler
122
Düşünce
Ateist
#2
Dipnotuna ek; Atatürk kuranı türkçeleştirerek insanların onda ne gibi saçmalıklar olduğunu anlamalarını, ve kendi kendilerine sorgulayarak gerçekleri görmesini istemiş, bunda da çok kötü yanılmıştır. Nasıl yanılmıştır, "Türk Milleti zekidir" sözü sanırım nasıl yanıldığını fazlasıyla anlatıyor bize. Türk milletini zeki sanıyordu.... Böyle geri zekalı olduğunu bilmiyordu.

mustafa-kemal-ataturk-kazim-karabekir.JPG
 

Mete Turan

☆☆☆☆☆
Divan Kurulu Üyesi
ÖDG Üyesi
Mesajlar
1,715
Beğeniler
971
Düşünce
Agnostik
#3
Öncelikle çok güzel bir araştırma yapmışsın, tebrikler.
Osmanlı zamanında hutbeler Arapça okunuyordu ve hiç kimse bişey anlamıyordu.
Cumhuriyetin ilk zamanları yobaz kesim Atatürkün hutbeleri Türkçeleştirmesine inanılmaz karşı çıkmış. Kesinlikle kabul edilemez, din elden gidiyor gibi tepkiler göstermiştir.
Bu güne geldiğimizde ise hutbeler Türkçe ve herkes hocanın okuduğu hutbeyi anlıyor. O dönemde Türkçe hutbeye karşı çıkanlar bugün Türkçe hutbeden son derece memnun.
E şimdi hutbenin Arapçadan Türkçeye çevrilmesine karşı çıkanlara ne demek lazım?
 
Mesajlar
14
Beğeniler
9
Düşünce
Muvahhid
#4
Birincisi bu olay, Toprağım Karabekir'e şunu veriyor Osmanlıyı Araplaşma ve etnik semavi ayrıcalıkları sunacağını iddia eden vahhabilerin din diye külliyat ve Kütibi Sitte altında toplanmış muaviye emevi atığı kitapları...
Kayıp 70 yıl tarihi ve Ehlibeyti halkının doğranması bu yüzdendir! Atatürk bunu nakletmiştir.
Hülagû Han yaksa da yine derleyip tarihimize kadar Arap ve Fars hikayelerini getirmişlerdir.
O kitaplarda Türklerle ilgili anlattıkları soysuzluk hikayeleri ve yıkım emirlerini Atatürk görmüştür.
Bu yüzden; Kur'anı Tükçeye çevirtmiştir.
Elmalılı bu konuda beyanatında, İlmin hududundasın, bir felaket edip bu şaklabanlara uyma demiştir. Aktar'dan

İkincisi; "Fikirler, anlamsız, mantıksız boş sözlerle dolu olursa o fikirler hastalıklıdır."

“Aziz milletvekilleri,
Dünyaca bilinmektedir ki, bizim devlet yönetimimizdeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı prensipler, yönetimde ve politikada bizi aydınlatıcı ana çizgilerdir. Fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya yaşamdan almış bulunuyoruz.(Alkışlar)

Bizim yolumuzu çizen, içinde yaşadığımız yurt; bağrından çıktığımız Türk ulusu ve bir de, uluslar tarihinin bin bir acıklı olay ve sıkıntı ile dolu yapraklarından çıkardığımız sonuçlardır.
Elimizdeki programın ruhu, bizi sadece bir kısım vatandaşlarla ilgilenmekten engeller, biz bütün Türk ulusuna hizmet ederiz. Geçen yıl içinde, parti ile hükumet kuruluşunu birleştirmekle vatandaşlar arasında ayrılık tanımadığımızı fiilen göstermiş olduk. (Var ol sesleri) Bu olayın bizim, devlet yönetiminde kabul ettiğimiz, ‘Kuvvet birdir ve o ulusundur’ gerçeğine uygun olduğu ortadadır. (Alkışlar) Gücün tek kaynağı olan Türk Milletinin seçkin vekillerini, büyük mutlulukla, eğilerek selamlarım.
(Bravo, yaşa sesleri, şiddetli ve sürekli alkışlar)”
(Millet Meclisi Tutanak Dergisi D. V, C. 20, Sa. 3, 1 Kasım 1937).

Nisa Suresi 153:

Ehli kitap, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Zaten onlar Mûsa'dan da bundan daha büyüğünü istemişlerdi. Demişlerdi ki: "Allah'ı bize açıktan göster."
Bunun üzerine zulümlerinden ötürü kendilerini yıldırım çarpmıştı. Sonra kendilerine açık-seçik kanıtların gelişi ardından buzağıya taptılar. Biz onların bu günahını da affettik. Biz Mûsa'ya apaçık bir kanıt/bir hükmetme gücü verdik.

Çok örnek var ama bu yeterlidir.

Kur'an bulunduğu devrin, devrim kitabıdır. Tarihi hakikatleriyle, bilim adamlarıyla bunu göstermiştir ve hepsi yine doğranmıştır.
 
Moderatör tarafından düzenlendi:

Macit

ÖDG Üyesi
Mesajlar
98
Beğeniler
60
Düşünce
Agnostik
#5
Atatürk din düşmanı der durur yobazlar ama Hamdi Yazıra tefsir yaptırtan, sahihi buhariyi Türkçeye çevirten, diyanet işlerini kurdurtan da Atatürktür. Biraz kafayı çalıştırmak lazım.
 
Mesajlar
14
Beğeniler
9
Düşünce
Muvahhid
#6
Atatürk din düşmanı der durur yobazlar ama Hamdi Yazıra tefsir yaptırtan, sahihi buhariyi Türkçeye çevirten, diyanet işlerini kurdurtan da Atatürktür. Biraz kafayı çalıştırmak lazım.
Atatürk Kur'an harici kitap tercüme ettirmemiştir. Bunların din yaygaralığını yapabilmeleri için peygamberi kullanabilecekleri kitaplar lazımdı. 'sadece' Safahat'ı oku.
 
Moderatör tarafından düzenlendi:
Mesajlar
14
Beğeniler
9
Düşünce
Muvahhid
#8
Gerçek olan önemlidir. Gerçek olanı da, beyanatı kitabıdır.
Atatürk peygamberden nefret etmemiştir. Peygamberi kullanıp halkı soyan düşünce esiri eden...harap, bitap düşen soysuz arap amirli egemenliği uşaklarına kızgınlığıdır. Kimseye söz hakkı tanımayan din adamları türettiler.
Konuşanın kafasını aldılar.. İsyan eden Türkleri de zamanın da katlettirler.

Bunu ne denli haklı olduğunu şu olaylarla;
https://tr.wikipedia.org/wiki/Kütüb-i_Sitte 6 kutsal imam derler..
"Sonunda Türkler kesilecekler...(Ebu DAvud, Kitabu'l-Cihad/9, hadis no:4305.)

"Müslümanlar, Türklerle öldürüşmedikçe kıyamet kopmayacaktır."

(Bkz. Müslim, e’s-Sahih, Kitabu’l-Fiten/62-65, hadis no: 2912; Ebu Davud, Sünen, Kitabu’l-Melahim/9 Babun fi Kıtali’t Türk, hadis no: 4303; Nesei, Sünen, Kitabu’l-Cihad/ Babu Gazveti’t-Türk)


Fıkıh ekollerinin sözlerinde: İbadeti teşvik manasına hadis uydurmak sevaptır!.. bu kanıksanmış gerçektir.
'Her kim benim adıma yalan söylerse cehennemdeki yerine hazırlansın"
(Buharî, İlm 38, Cenâiz 33, Enbiyâ 50, Edeb 109; Müslim Zühd 72; Ebü Dâvud, İlm 4; Tirmizî. Fiten 70, İlm 8, 13 Tefsir I, Menâkıb 19:, İbn Mâce, Mukaddime 4; Dârimî, Mukaddime 25, 46; Müsned, II/47, 83, 133, 150, 159, 171).

Bakara / 256 (Medenî 87)
Dinde baskı-zorlama-tiksindirme yoktur. Doğru bilgiye dayalı eriş, bozuk bilgiye dayalı sapıştan açık bir biçimde ayrılmıştır. Her kim tâğuta sırt dönüp Allah'a inanırsa hiç kuşkusuz sapasağlam bir kulpa yapışmış olur. Kopup parçalanması yoktur o kulpun. Allah, hakkıyla işiten, en iyi biçimde bilendir.

Bu ritüeller halen devam etmektedir.. Sosyal medyayı aktif kullanan dincilerde bariz görürsün.

Esas Konu: Peygamberden 2 asır sonra uydurulan hadislerle, Türk ellerine saldırı planları yapan arapları Babek, Talkan ve Curcan katliamlarında görüyoruz!!

Atatürk'ün Adana Çiftliği Konuşmasını iyi inceleyiniz.. Günümüz OD öngörüsü de içindedir.
Yemen de, Çöl kaplanı lakaplı, Ömer Fahreddin Türkkan hatıratların da, Çöl de, nasıl bi duruma kaldıkları ve sefil olmaları...intihar edenlerin yanında 1.5 milyona yakın Türk Yemen'de kalmıştır.

Fahrettin paşa ve askerleri, üç yıla yakın bir süre devam eden bu görevde kendi yiyeceklerini halkla paylaştıkları için yiyeceksiz kalırlar. Fahrettin Paşa yiyecek sıkıntısı nedeniyle askere bir tamim yayınlayıp

çekirge yemelerini bildirir. Kendisinin de çekirge yediğini ifade

ederken, özel bir çekirge menüsünden de bahsederek tarifesini

verir;"Dün benim soframda çekirge tavası vardı. Arkadaşlarla yedik çok leziz idi. Hele zeytin yağlı ve limonlu salatası pek hoş oluyor. Eğer fazla çekirge toplayabilirseniz bana da gönderin" diye de not geçiyor. Türk askerleri gıda konusunda kendilerini korudukları bedevilerden Araplardan hiç yardım görmezler. Tarih meraklıları bilirler, Araplar İngiliz oyunlarına inanınca topraklarındaki Osmanlıları çıkarmak için kalleşçe hep arkadan vurdular, Anadoluya dönmek üzere yola çıkan askerlerimizin geçeceği yerlerdeki su kuyularına zehir attılar. Hatta vahşetleri o boyutlara ulaştı ki silahsız savunmasız geri çekilen ve yaralılardan oluşan hastane tümenine saldırarak Osmanlı askerlerini bunlar altınlarını yutup midelerinde saklarlar diye karınlarını deşerek vahşice katlettiler.

ve Kut'ül Amare sahte kuşatma da, Halil Kut paşa ile görüyor.. T. E. Lawrence ile tanıyoruz..

“ Arslanlar! Bütün Osmanlılara şeref ve şan, İngilizlere kara meydan olan şu kızgın toprağın güneşli semasında şehitlerimizin ruhları sevinçle gülerek uçarken, ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum. Ordum gerek Kut karşısında ve gerekse Kut'u kurtarmaya gelen ordular karşısında 350 subay ve 10 bin erini şehit vermiştir. Fakat buna karşılık bugün Kut'ta 13 general, 481 subay ve 13 bin 300 er teslim alıyorum. Bu teslim aldığımız orduyu kurtarmaya gelen İngiliz kuvvetleri de 30 bin zayiat vererek geri dönmüşlerdir. Şu iki farka bakılınca, cihanı hayretlere düşürecek kadar büyük bir fark görülür. Tarih bu olayı yazmak için kelime bulmakta müşkülata uğrayacaktır. İşte Osmanlı sebatının İngiliz inadını kırdığı birinci zaferi Çanakkale'de, ikinci zaferi burada görüyoruz. „
— Halil Paşa

3000 4000 Kitaplığın da, kitap bulunduran atamız mı? bunları okumadı...Bilemedi.

Para ve Batı, Arap çıkarları söz konusu olduğunda din adamları denilen şeytanlaşan yavşaklar tarih sahnesinde doludur.

Örnekler..


2002-2005- Ecyad kalesi Yıkılırken, Kabeden osmanlı armaları indirilirken, Mursi için kabe kuşatılırken...
Küstah Suudi haddini çok aştı, (Bütün Gzateteler bastı)
Suudi yönetiminin sesi olan Okaz gazetesi Türkiye saldırdı: Türkiye kimliği olmayan bir ülkedir
Suudi yönetiminin sesi olarak bilinen Okaz gazetesi, Atatürk'e ve devrimlerine dil uzattı. Türkiye'ye saldıran gazete, "Türkiye, aldığı askeri bir kararla, bir gecede tarihini ve kültür mirasını devrim adına inkar eden tek İslam ülkesidir. Tarihin başlangıcını 1923 kabul ettiler. Osmanlı'dan kalan her şeyi yok saydılar. Şimdi çıkıp, İslam ve insanlık mirasını korumaktan söz ediyorlar" dedi.
http://arsiv.sabah.com.tr/2002/01/10/g02.html
CB ne yaptı...
http://www.zeynebiye.com/resimler/icerikler/590/86464.jpg

Diyeceğim şu, bunlar olduğu halde 'olmayan şeytanı taşlayan yavşaklar ve' Kabe putunu Hilton oteliyle ödüllendirenleri, yapımı tazelenen ziyaret yerlerine ve Suudlara para yediren yavşak dincilerin kıyak yaptığı Vahhabi dini karması müşterek hadisleri de dahil! Arabistana yardım edenlerin... Ellerine tükürür..

Allah'dan tez bulmalarını temenni ediyorum.

Zaten buluyorlar da.
 
Moderatör tarafından düzenlendi:
Mesajlar
14
Beğeniler
9
Düşünce
Muvahhid
#9
Libya ve Irak olaylarında yer alan gözlemci ve savaşan Türk askerlerine ne yaptıkları da ortadadır.
Dikkat edersek Bütün İsyanlar ortadadır. Dar-ül Fünun mektebinden çıkmıştır. Kimi eğittiysek bizi.. kalkışmıştır. PKK ve dinciler dahil.
https://tr.wikipedia.org/wiki/Hüseyin_bin_Ali_(Mekke_emiri)
Bu yavşak bir numaralı Türk düşmanıdır.
1930'dan sonra Ortadoğuda kurulan tampon devletlerin bir çoğunda parmakları vardır.

Türk'ün Türk'den başka dostu yoktur. Olmaz Türk'e baş türküm demeyen.

İslam'ın açığı şu yönden vardır.


Müslüman olan herkesimden bir insanı, Başına taç edecek bir edebiyata sahip herkes seni yönetebilir.
Türküm Müslümanım derken..Türklük bir kaderdir Ahmed Yesevi
Boşuna dememiştir. Bektaşilere Ali evi ehlibeyt yolcularına tarihte ne yaptıklarıda ortadadır.

12 imamın 7 zehirli 4 halife ve ehlibeyt kıyılmıştır. o zaman ki yahudi kabilesi https://tr.wikipedia.org/wiki/Arap_Yarımadası'ndaki_Yahudi_kabileler bu günün Suudları ve İsrail'dir.

Kaddafi Haklı Çıktı - Tarih Prof. Murat Bardakçı
Kral Abdullah'ın babası ve ülkenin kurucusu olan İbni Saud, 1926'da Arap yarımadasının bugün "Suudi Arabistan" denen kısmına hâkim olup "kral" ilân edildiği zaman, İslâm ülkelerinin liderlerine birer mektup göndermiş ve "Kutsal toprakların sahibi değil sadece hizmetkârı olacağı, hac konusunda hiçbir kısıtlama yapmayacağı, Müslümanlar'ın bu vazifeyi serbestçe yerine getirebilecekleri, kendisinin de bu konuda her türlü kolaylığı sağlayacağı" garantisini vermişti. Tahtından ettiği Hâşimî hanedanı ile Şerif Hüseyin'in yerini el-Saud ailesinin alıp kendisinin de "kral" olarak tanınması verdiği bu garanti sayesinde mümkün olabilmişti ve İbni Saud'un vaadde bulunduğu memleketler arasında Türkiye de vardı...
İbni Saud'un evlâtları, babalarının vakti zamanında vermiş oldukları sözlere ve vaadlere mükemmelen riayet ettiler... Umreye gelen zavallı kadınlara "Yallah!" çekmekle de hâlâ ediyorlar!
Libya'nın sabık ve de maktûl lideri Kaddafi uçuk-kaçık bir âdem idi, sık sık tuhaf sözler ederdi ve 1980'lerin başında ettiği bu sözlerden biri o zaman tebessümlerle karşılanmış, "Çatlak işte..." denip geçilmişti ama haklı olduğu sonraları ortaya çıktı...
Kaddafi, "İslam'ın işgale uğramış topraklarının İsrail'in ele geçirdiği Kudüs'ten ibaret olduğunu zannetmeyin... Mekke ve Medine de işgal altındadır, Suudiler tarafından işgal edilmiştir" demişti...

Muaamer Kaddafi:

"Amerika Irak'ı işgal etti ve milyonlarca Arap'ı öldürdü.
Bin Ladin, Iraklı değildi.
Bin Ladin, Irak'ta değildi.
New York'ta 11 Eylül'de yapılan saldırılara katılan tek bir Iraklı yoktu.
Bu eylemin arkasında Irak yoktu.
El Kaide, Irak'ta saklanmıyordu.
Taliban, Irak'ta görülmemişti.
'Irak'ta kitle imha silahı var' dediler ama Irak'ta kitle imha silahı olmadığını kendileri işgalden sonra açıkladı.
Zaten mesele kitle imha silahına sahip olmaksa, o zaman Pakistan'a, Hindistan'a, Fransa'ya, İngiltere'ye, Rusya'ya, Çin'e de girmeleri gerekmez miydi!
Girdiler ve Saddam'ı astılar. Astıkları Saddam üstelik de onların en iyi dostuydu bir zamanlar. Onlar için İran'la savaşmıştı yıllarca.
Dostlarını birdenbire sattılar ve sonrasında da ülkesini işgal edip astılar.
Biz hiçbirimiz sesimizi çıkarmadık.
'Bu adama yaptığınız suçlamaların hiçbiri doğru çıkmadı' demedik.
Hepiniz, dostumuz Amerika ile aranızın bozulmasını istemediniz.
Amerika ile dostluğunuza güvendiniz.
Ama bakın Saddam da onların dostuydu bir zamanlar.
Biz buna sessiz kaldık ya, size olacakları söyleyeyim.
Önümüzdeki dönemde sırayla her birimizi, (eliyle Beşar Esad'ı ve galiba Mübarek'i işaret ederek) hepinizi, hepimizi sırayla indirecekler.

Her yer bombalanıyor ve devam ediyor. Atatürk bir konuda haklı değildi. İslam/Barış Selam/Esenlik,
Yurtta Sulh Cihanda Sulh
diyerek bu mübarek olayı da gerçekleştirmiştir.

Ne yazık ki din düşmanları (dincilerdir) Özgür, Düşünen, ilerlemiş toplum istemezler.
Atsız ata dediği gibi, Din tüccarları, Dinin gerçeğinden korkar.
 
Moderatör tarafından düzenlendi:
Üst Alt