Ateist-Agnostik Tartışması

Sergen

Çaylak
Mesajlar
13
Tepki puanı
4
Düşünce
Agnostik
Merhaba. Farksız olduğu söylenemez, çünkü farklı olmasa iki farklı başlık altında olmazlardı. Ben de zaten farksızdır değil, sonuçta aynı kapıya çıkar dedim.

Fark ise, ateistin tanrının olmadığını, olamayacağı üzerinden kanıtlaması. Bir şeyin olmadığı kanıtlanamaz, çünkü kanıtın olmayışı yokluğa kanıt değildir. Fakat olamayacağını kanıtlamakla olmadığı kanıtlanmış olur. Agnostisizm bunu gereksiz bulur. Ona göre tanrının olduğu da olmadığı da kanıtlanamaz. Yani agnostik, dolaylı, olamayacağını kanıtlama yoluyla olmadığını kanıtlamayı gereksiz bir dolambaç olarak görmektedir.

Benim ateizmi neden tercih ettiğimi de açıklamazsam konuyu eksik bırakmış olurum. Şöyle: Doğrudan gözlemlemediğimiz her şey hakkında zaten dolaylı kanıtlara sahibiz. Bilimin somut, ölçülebilir kanıtlarla çalışmasına karşılık, felsefe tamamen dolaylı, mantıksal kanıtlarla çalışıyor zaten. O yüzden ateizmi daha geçerli buluyorum.
Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim..
 

vostok

Çaylak
Mesajlar
146
Tepki puanı
182
Düşünce
Ateist
Yunan mitolojisi dediğimiz şey bir zamanlar Yunanlıların diniydi. Zamanla insanlar birden fazla ilah olsa, mitolojideki gibi dünyanın ilahların savaş alanına döneceğini; ama böyle bir şeyin olmadığını farkettiler. Yani bu yanlış dediler. Mitolojiler, zamanla imkansızlığı fark edilerek din olmaktan çıkmıştır. Çünkü insanlar imkansız olduğunu düşündükleri şeyi din olarak kabul etmez.
Mitolojilerin yanlışlığı birden fazla ilahın imkansızlığıdır. Yoksa hiçbir mantık sahibi Zeus’un insanı ağaca dönüştürmesini sorgulamaz. Çünkü Zeus gerçekten ilahsa tabii ki bu dönüşüm mümkündür. Peki zeus gerçekten ilah mı?

Neden olmasın??!

Biz insan aklı ve algısına göre şavaş alanı, karmaşa olacak gibi algılayabiliriz. Ama söz konusu olan mefhum "tanrı". Birden fazla tanrı varsa eğer, öncelikle zaten varolmuş olur. Olmuş bitmiş yani. Bunlar zaten adı üzerinde ve algımızın ötesinde "tanrı" olduğuna göre, yine algımızın ötesinde ve sınırsız kudretle, hem beraber var olabilir hemi de karmaşa vb. olmayabilir. Hangi mantıkla tanrısal bir kurguyu yargılayabiliyorsunuz ki? Böyle bir tecrübeye mi şahit oldunuz?! İnsandan yola çıkarak tanrıların nasıl hareket edeceğine de siz mi karar veriyorsunuz yoksa?

Çok tanrı olabilir ve bu algımızın ötesinde bir ahenge sahip olabilir. Çünkü onlar tanrı. Kargaşa-savaş vb. kısıtlı ve sınırlı insanlar arasında olur. Buyrun yanlışlayın bakalım bu mantık ötesi önermeyi. Tıpkı tanrı gibi. Tek tanrıyı mümkün gören, çok tanrıyı da inkar edemez hasılı.

Ha olayın bir de diğer yönü var. Milyarlarca insan ezelden beridir çok tanrılı inançları kabul etmiş, makul görmüş. Bunların aklına gelmemiş mi peki sizin şu muhteşem(!) aklıevvelliğiniz!? İşte tam da bu noktada, insan denen mahlukun, iş dine gelince nasıl da şaçmalıkta sınır tanımayabileceğini ve buna yığınlar toplu olarak inanabileceğini, hatta yığınlar halinde yanılsayabildiğini, tanrıdan öte, "tanrılar" dahi yaratabildiğini görebiliyor musunuz peki?

Çevremize baktığımızda herşeyin belli kanunlara göre hareket ettiğini görüyoruz. Kanun ve tesadüf birbirine zıt kavramlardır. Aynen kuruluk ve su gibi. Nasıl su, kuru olamazsa kanun da tesadüf olamaz. Tesadüf yoksa düzen vardır. Düzen, tasarıma delildir.

Yanlış ve eksik. İlkel.

Kanun diye bir şey yok. Evrende yok. Bizim anladığımız anlamı ile yok. Sadece olup biten süreklilikten belirli bir simetri çevresinde a posteriori ürettiğimiz formüller ve kavramlar var. Yani evrendeki kanun değimiz şey, insan usulü üretilmiş, 3194 sayılı İmar Kanunu ya da Medeni Kanun gibi bir şey değil. Noether falan okuyun biraz ne bileyim. (Emmy Noether, 1918'de temel korunum yasalarının, uzayın ve zamanın simetrisinden kaynaklandığını gösterdi. ) ..Sürekli ve istikrarlı bir varoluşun içerisinde, tersinden okunduğunda bir örüntü çıkarmamanız zaten mümkün mü? Yani kanunsuz bir evren mümkün mü ki, başka türlüsünün olması mümkün mü ki, biz kalkmış kanunlusuna türlü anlam yüklüyor, kanun varsa "konulmuştur" diyoruz?!

Zaten başka türlüsü mümkün değilse eğer, mevcut kanunlar da konulmamış, evrenin varoluşu ve istikrarlı sürekliliğinin de nedeni olacak şekilde bir zorunluluk olmuş oluyor zaten. Bir nevi ontolojik bir zorunluluk ve içkinlik. Gerçek şu ki madde ve kanun birbirine içkindir. Biri yoksa diğeri de yoktur. Biri varsa, diğeri de "zorunludur". Yani kanunsuzluğun karşılığı "yokluktur" zaten. Belirli bir örüntü çerçevesinde bir sürekliliği sağlayamayan evren süregelen bir örüntü yani kanun yok demektir. O evren de zaten en başından ya var olamaz, ya da çöker-dağılır gider.

Siz kanunsuz/yasasız evrenler mi gördünüz de, bizimkinden bir anlam çıkarmaktasınız? Anlamdan da öte türlü türlü çıkarımlara hallenmektesiniz!?

Bu bağlamda tesadüf de kanuna zıt değildir. Çünkü evrende ne sizin anladığınız anlamda bir kanun, ne de sizin dejenere edip içini boşalttığınız şekilde tesadüf vardır. Evren evet rastgeledir. Bizim algımıza ve sınırlarımıza göre öyle. Ama o rastgelelik dahi bir nevi bir ondan bir önceki hadiseye göre zorunlu ve kaçınılmaz olandır. Altınla oksijeni sayısız kere karşı karşıya getir bakalım tepkimeye giriyor mu?! Formül belli: Zorunluluk+Rastlantı+zorunluluk. Evrende olagelen herşey "mümkünlerin oyunudur"kısaca. Bunları öğrenin artık da şu tesadüf konusunu daha fazla dejenere etmeyin, kendi çapınızda da olsa..

Evrende bir anlamda kanun da var, onun bir parçası olarak rastgelelik ve tesadüf de..

Bazı gerizekalılar, düzeni mükemmellik ile karıştırıyor. Ya da bilinçli olarak çarpıtmaya çalışıyor. Yaratılan herşey eksik, aciz ve kusurludur. Yaratıcıdan başka mükemmel olamaz. Dediğim gibi bazı gerizekalılar, düzen ile mükemmelliği karıştırdığı veya bilinçli çarpıtma yaptığı için “mükemmel değil, öyleyse düzen yok” diyor. Hayır, düzen var ama mükemmel değil. Düzen varsa tasarım vardır. Bu da Yaratıcıyı gerektirir. Birazcık aklını kullanan Yaratıcının varlığını hemen anlar ama adı Zeus mu başka bir şey mi bunu bilemez.

Düzen konusuna ilişkin çıkarım da tıpkı kanun meselesi gibi yanlış ve ilkel. Gerizekalılık demiyorum bak, alınma.

Evrende düzen yoktur. Kaos vardır. Düzen ise aslolan kaosun içerisinde kaçınılmaz olarak ortaya çıkan "geçici" örüntülerdir. Velhasılı tıpkı kanun meselesinde olduğu gibi, senin evrende, doğada ya da basit tabiri ile çevrende gördüğün düzenle, insan ya da bir amaç çerçevesinde amaca içkin olarak türetilmiş düzen aynı şey değildir. Amaca içkin düzen kendisini muhafaza eder, statükosuunu korumak üzere güncellenir, revize edilir. Kaçınılmaz olarak son bulması söz konusu değildir. Bir yerde trafik lambası varsa eğer, trafik olduğu müddetçe o lambalar orada durur. Yenilenir, güncellenir ama tarfikdeki düzenin bir şekilde sağlanması çalışılır. Evrendeki düzen ise kaçınılmaz olarak son bulmaya mahkumdur. Evreni trafik lambasına benzetecek olursak eğer vakıa, trafik olsun olmasın eninde sonunda ortadan kalkacak olan trafik lambası ve yine eninde sonunda ortadan kalkacak trafik düzeni şeklinde olacaktır.

Hatta ben bir adım daha öteye gidiyorum ve diyorum ki: "Düzen varsa tanrı yoktur." Bu evrendeki şekli ile. Hadi aksini kanıtlayın bakalım..=)

Hepsinden ötesi; düzen ve kanun -bu evrendeki olageliş şekli ile- bir zeka, amaç, ilim vb. gerektirmez.
Diğer başlıkta da yazdığımız üzere. Bunlar teist ve deistlerin insansı yanılgıları ve sınırlı algılarına dair çıkarımlardır sadece.

Biraz geliştirin kendinizi yahu. Makro evrim başlığınız ayrı pespayelik zaten. Bilim adamlarından sözde makro evrim karşıtı alıntılarınızın çoğu "misquote" en başta. Araştırın, göreceksiniz. Evanjelist hristiyanlar şark kurnazlığı bir soysuzluk yapmışar, harun yahya şürekası da onlardan almış bizim saflara yedirmiş, size mesela..Siz görmezseniz ben gösteririm bir ara..
 
Yazan tarafından düzenlendi:

bilgelikyolunda

ll ☆
Yazar
Mesajlar
15,773
Tepki puanı
1,224
Düşünce
Sünni
Bunlar zaten adı üzerinde ve algımızın ötesinde "tanrı" olduğuna göre, yine algımızın ötesinde ve sınırsız kudretle, hem beraber var olabilir hemi de karmaşa vb. olmayabilir.
Aynı yerde iki sonsuz olmaz tek sonsuz olur. Dolayısıyla birden fazla sınırsız kudretten bahsedilemez.
Ha olayın bir de diğer yönü var. Milyarlarca insan ezelden beridir çok tanrılı inançları kabul etmiş, makul görmüş. Bunların aklına gelmemiş mi peki sizin şu muhteşem(!) aklıevvelliğiniz!? İşte tam da bu noktada, insan denen mahlukun, iş dine gelince nasıl da şaçmalıkta sınır tanımayabileceğini ve buna yığınlar toplu olarak inanabileceğini, hatta yığınlar halinde yanılsayabildiğini, tanrıdan öte, "tanrılar" dahi yaratabildiğini görebiliyor musunuz peki?
Hem bunca insanın makul gördüğünü söyleyip bunu gerekçe göstererek yazdıklarımı çürütmeye çalışmışsınız hem de bu kadar insanın saçmalıkta sınır tanımayabileceğini, yığınların saçma şeylere toplu olarak inanabileceğini hatta yığınlar halinde yanılsayabileceğini yazarak peşindeki cümlenizde kendinizle çelişmişsiniz.

Dolayısıyla yanlışa ne kadar çok insan doğru derse desin yanlış yanlıştır. Yani birden fazla ilah olabileceğine ne kadar insanın inandığının hiçbir önemi yok.
Kanun diye bir şey yok. Evrende yok. Bizim anladığımız anlamı ile yok. Sadece olup biten süreklilikten belirli bir simetri çevresinde a posteriori ürettiğimiz formüller ve kavramlar var. Yani evrendeki kanun değimiz şey, insan usulü üretilmiş, 3194 sayılı İmar Kanunu ya da Medeni Kanun gibi bir şey değil. Noether falan okuyun biraz ne bileyim. (Emmy Noether, 1918'de temel korunum yasalarının, uzayın ve zamanın simetrisinden kaynaklandığını gösterdi. ) ..Sürekli ve istikrarlı bir varoluşun içerisinde, tersinden okunduğunda bir örüntü çıkarmamanız zaten mümkün mü? Yani kanunsuz bir evren mümkün mü ki, başka türlüsünün olması mümkün mü ki, biz kalkmış kanunlusuna türlü anlam yüklüyor, kanun varsa "konulmuştur" diyoruz?!
Yine ilk cümlenizle son cümleniz çelişmiş. İlk cümlenizde kanun yok diyorsunuz, son cümlenizde kanunsuz evrenin mümkün olmadığını söylüyorsunuz. Kanun var mı yok mu?

Benim anladığım manada kanundan da bahsedemezsiniz; çünkü kanundan benim ne anladığımı bilmiyorsunuz.

Altınla oksijeni sayısız kere karşı karşıya getir bakalım tepkimeye giriyor mu?!
Neden girmiyor? Çünkü kainatta kanunlar var.
Amaca içkin düzen kendisini muhafaza eder, statükosuunu korumak üzere güncellenir, revize edilir. Kaçınılmaz olarak son bulması söz konusu değildir. Bir yerde trafik lambası varsa eğer, trafik olduğu müddetçe o lambalar orada durur.
Bir deney DÜZENeği de sonsuza kadar varlığını muhafaza edemez. Ya bizzat kurucusu tarafından ya da bir süre sonra kendiliğinden bozulur. Bu durumda deney DÜZENeğinde DÜZEN olmadığını mı iddia edeceksiniz?
Hatta ben bir adım daha öteye gidiyorum ve diyorum ki: "Düzen varsa tanrı yoktur." Bu evrendeki şekli ile. Hadi aksini kanıtlayın bakalım..=)
Ben aksini gösteren delilleri yazdım. Siz de neden düzen varsa tarı yoktur önermenizin delillerini yazarsanız yanlış kısımların aksini kanıtlarız :)
Makro evrim başlığınız ayrı pespayelik zaten.
Başlığımda yazdıklarımın neresi neden pespaye başlık altında alıntılayarak gösterirseniz anlamlı olur. Yoksa hiçbir şey siz pespaye dediğiniz için şıp diye öyle olmaz.

Son olarak:

Kainatın her yerinde matematik var, matematik hesap kitabı, hesap kitap tasarımı, tasarım da Yaratıcıyı gösterir. Yaratıcıyı inkar etmek için, kainatta matematik olduğunu gösteren bütün bilimleri inkar etmek gerekir. (Matematiği formüller anlamında kullanıyorum, insanların formülleri anlamak için ürettiği sembolik kavramlar bütününden değil. Bu yüzden matematik kelimesi yerine formül de koyabilirsiniz)
 

kavak

V ☆
Denetmen
Mesajlar
7,904
Tepki puanı
4,899
Düşünce
Ateist
Aynı yerde iki sonsuz olmaz tek sonsuz olur. Dolayısıyla birden fazla sınırsız kudretten bahsedilemez.
Hem bunca insanın makul gördüğünü söyleyip bunu gerekçe göstererek yazdıklarımı çürütmeye çalışmışsınız hem de bu kadar insanın saçmalıkta sınır tanımayabileceğini, yığınların saçma şeylere toplu olarak inanabileceğini hatta yığınlar halinde yanılsayabileceğini yazarak peşindeki cümlenizde kendinizle çelişmişsiniz.
Dolayısıyla yanlışa ne kadar çok insan doğru derse desin yanlış yanlıştır. Yani birden fazla ilah olabileceğine ne kadar insanın inandığının hiçbir önemi yok.
Yine ilk cümlenizle son cümleniz çelişmiş. İlk cümlenizde kanun yok diyorsunuz, son cümlenizde kanunsuz evrenin mümkün olmadığını söylüyorsunuz. Kanun var mı yok mu?
Benim anladığım manada kanundan da bahsedemezsiniz; çünkü kanundan benim ne anladığımı bilmiyorsunuz.
Neden girmiyor? Çünkü kainatta kanunlar var.
Bir deney DÜZENeği de sonsuza kadar varlığını muhafaza edemez. Ya bizzat kurucusu tarafından ya da bir süre sonra kendiliğinden bozulur. Bu durumda deney DÜZENeğinde DÜZEN olmadığını mı iddia edeceksiniz?
Ben aksini gösteren delilleri yazdım. Siz de neden düzen varsa tarı yoktur önermenizin delillerini yazarsanız yanlış kısımların aksini kanıtlarız :)
Başlığımda yazdıklarımın neresi neden pespaye başlık altında alıntılayarak gösterirseniz anlamlı olur. Yoksa hiçbir şey siz pespaye dediğiniz için şıp diye öyle olmaz.
Son olarak:
Kainatın her yerinde matematik var, matematik hesap kitabı, hesap kitap tasarımı, tasarım da Yaratıcıyı gösterir. Yaratıcıyı inkar etmek için, kainatta matematik olduğunu gösteren bütün bilimleri inkar etmek gerekir. (Matematiği formüller anlamında kullanıyorum, insanların formülleri anlamak için ürettiği sembolik kavramlar bütününden değil. Bu yüzden matematik kelimesi yerine formül de koyabilirsiniz)
Baştan sona zırva!
 
Mesajlar
160
Tepki puanı
208
Düşünce
Ateist
"Like Dawkins, "I am agnostic only to the extent that I am agnostic about fairies at the bottom of the garden." I am a practicing atheist because I do not believe in gods but I am philosophically agnostic as well. I have theist friends who believe in God but are also agnostic." Bence yeterli.
 

amca.

Çaylak
Mesajlar
258
Tepki puanı
190
Düşünce
Tengrici
Ateistle sokak röportajı şehadet getirdi mi ????!!!!

+Allah var mı?
-Var.
+Gördün mü?
-İneğin süt yapabilmek için ilmi var mı,inek süt yapmayı bilebilir mi?Bilemez o zaman Allah var hak din İslam.
+İslam ne alaka bir yaratıcı varsa.
-Ben ona inanıyorum.
 
Mesajlar
160
Tepki puanı
208
Düşünce
Ateist
Ateistle sokak röportajı şehadet getirdi mi ????!!!!

+Allah var mı?
-Var.
+Gördün mü?
-İneğin süt yapabilmek için ilmi var mı,inek süt yapmayı bilebilir mi?Bilemez o zaman Allah var hak din İslam.
+İslam ne alaka bir yaratıcı varsa.
-Ben ona inanıyorum.
Odin'in mucizesini allahın diye satıyorlar ya... Saygısız herifler. Bir de saygıdan bahsediyorlar.
 

boron

Süresiz Yasaklı
Mesajlar
345
Tepki puanı
211
Düşünce
Ateist
Bence agnostik tanımında sorun var. "Bilinemezlik" ifadesi yanlıştır.
Bir şey ister tanrı olsun, ister en ufak bir cisim olsun. Varlanmışsa(iddia) bilinmek(deney/gözlem) zorundadır.
Aksi çıkmaz sokaktır. Agnostizm = Bilimdir. Desek teşbihte hata etmiş olmayız diye düşünüyorum. Gelişmelere, değişimlere, açık olmakta bir mahsur yoktur. Yoktan var, vardan yok olamayacağı gerçeğinin değişmeyeceğini bilsede, aksini kanıtlayabilen olursa; hayhay olanı kabul ederiz, demek bilimselcilik ilkesi gereğidir. Agnostik'in pozizyonu bu olmalıdır. Dolayısı ile, "bilinemez" önermesi yanlıştır. Varsa bilinmek zorundadır. Zaten islam öğretisinde: " tanrı: ben bilinmek için evren yarattım" der. Bu bağlam da hiç bir aklı yerinde müslim: olmadığını kanıtla diyemez. Der ise, dinin asli- tali kaynakları ile çelişir. Çünkü tanrı bizatihi kendisi ben varım. Bilinmek için evren yarattım der. O zaman agnostik/ ateist, bu sözde bilinen şey hakkında delil, kanıt görmeyi talepsiz, kendiliğinden hak eder. İslamcının hiç bir kaçacak yeri, manevra alanı yoktur.

"Olmadığını kanıtla" argümanı zırvadan ibarettir. Sonuçta burada kişilerin birbirlerine olan bilinemez his ve duygularından ve hayal gücünden bahis açılmamaktadır. İnsanların ittifakla kurumsallaştırdığı(somut) hayali ihracatın(din) sonuçları söz konusudur. Velhasıl, hayali tanrı ihracatının manası da -kimseye yararı da yoktur.
 
Yazan tarafından düzenlendi:

Agnosteist

Çaylak
Mesajlar
30
Tepki puanı
40
Düşünce
Agnostik
Belki de dogmatik bir inançtan geldiğim için Tanrı fikrini dışla(ya)mıyorum. Belki enerji, belki sami, belki de evrenin kendisidir Tanrı(lar). Tanrının olma fikri ağır basıyor. Fakat bu konu hakkında hiçbir bilgim yok. Olacağını da sanmıyorum.

Yoktan var olma fikrini ve ezeli enerji-madde varlığını aklım almıyor. Bilimsel yayınlar beni tatmin etmiyor. Belki de yeterli kapasitem yok. "Boşlukların Tanrısı" fikrinden sıyrılamadığım tek nokta, evrenin oluşması.

Eğer evreni sami bir Tanrı yarattıysa ve kutsal kitaplardaki gibiyse, bunu denetleyebilecek bir üst güç var mıdır? Kim(ler) denetleyecek ki bu Tanrıyı? Denetlenemeyen bir Tanrının canı, O'nun şartlarını kabul edenlere ödül, etmeyenlere ceza vermek istiyorsa?

"Daha büyük bir varlığın içinde olmadığımızın kanıtı nedir?" gibi, benden önce bu soruyu birçok kez sorup tatmin edici yanıt bulamayan bireylerden biriyim.​
 
Yazan tarafından düzenlendi:

bilgelikyolunda

ll ☆
Yazar
Mesajlar
15,773
Tepki puanı
1,224
Düşünce
Sünni
Tanrının olma fikri ağır basıyor. Fakat bu konu hakkında hiçbir bilgim yok. Olacağını da sanmıyorum.
İnsan deneyimi sonuçların sebebe bağlı gittiğini gösteriyor. Sebep sonuç ilişkisini kuramasak bile var olduğunu düşünerek mantık yürütelim:

Sebepler sonsuza kadar geri götürülemez. Çünkü bu durumda en sondaki sonucun oluşması için sonsuz sebebin gerçekleşmesi gerekirdi. Bu da hiçbir zaman mümkün olmayacağı için en sondaki sonuç hiçbir zaman ortaya çıkamazdı. Demek ki sebepler sonsuza kadar geri götürülemez, bir ilk sebep olmalı.

İlk sebep varsa o ilk sebebin bir sebebi yok, o ilk sebebin varlığı kendinden ve o ilk sebebin öncesi yok yani ezeli.

İşte o ilk sebep neyse Yaratıcı odur ve buradan anlıyoruz ki Yaratıcının varlığı kendindendir, Yaratıcı ezelidir ve madde termodinamiğin ikinci yasasına göre madde ezeli olamayacağı için Yaratıcı madde ötesidir.

Gördünüz mü mevcut bilimsel veriler ışığında işletilen mantık kuralları bize Yaratıcının kesin var olduğunu söylüyor.

Yaratıcı irade sahibi olmasaydı kendini etkileyip bir şey yaratmasına sebep olacak hiçbir şey olmadığı için hiçbir şey var olmazdı. Bir şeyler var. Öyleyse Yaratıcı irade sahibi yani Tanrı.

Sebep sonuç ilişkisi yoksa zaten varlıkları sebepsiz veya sebepli yaratan bir Yaratıcının varlığına itiraz edecek bir nokta kalmaz. Tüm zaman ve mekanları taramadığımız, zamansızlığı bilmediğimiz için Yaratıcının yokluğunu iddia etmek dogmatik bir tavır olur. En fazla denilecek şey şu: "sebep sonuç ilişkisi varsa Yaratıcı vardır, yoksa da Yaratıcının varlığına itiraz edecek bir nokta yoktur”

Kainatta formül olmasının tesadüf ihtimalini yok ettiği için tasarım seçeneğinin zorunlu olduğu, bu yüzden de sebep sonuç ilişkisi yoksa bile Yaratıcının varlığının zorunlu olduğunu da göz önünde bulundurunca Yaratıcının varlığı açıkça ortaya çıkıyor.
 

Efe

☆☆☆☆
Deneyimli
Mesajlar
1,248
Tepki puanı
913
Düşünce
Agnostik
Yunan mitolojisi dediğimiz şey bir zamanlar Yunanlıların diniydi. Zamanla insanlar birden fazla ilah olsa, mitolojideki gibi dünyanın ilahların savaş alanına döneceğini; ama böyle bir şeyin olmadığını farkettiler. Yani bu yanlış dediler. Mitolojiler, zamanla imkansızlığı fark edilerek din olmaktan çıkmıştır. Çünkü insanlar imkansız olduğunu düşündükleri şeyi din olarak kabul etmez.
Mitolojilerin yanlışlığı birden fazla ilahın imkansızlığıdır. Yoksa hiçbir mantık sahibi Zeus’un insanı ağaca dönüştürmesini sorgulamaz. Çünkü Zeus gerçekten ilahsa tabii ki bu dönüşüm mümkündür. Peki zeus gerçekten ilah mı?
Çevremize baktığımızda herşeyin belli kanunlara göre hareket ettiğini görüyoruz. Kanun ve tesadüf birbirine zıt kavramlardır. Aynen kuruluk ve su gibi. Nasıl su, kuru olamazsa kanun da tesadüf olamaz. Tesadüf yoksa düzen vardır. Düzen, tasarıma delildir. Bazı gerizekalılar, düzeni mükemmellik ile karıştırıyor. Ya da bilinçli olarak çarpıtmaya çalışıyor. Yaratılan herşey eksik, aciz ve kusurludur. Yaratıcıdan başka mükemmel olamaz. Dediğim gibi bazı gerizekalılar, düzen ile mükemmelliği karıştırdığı veya bilinçli çarpıtma yaptığı için “mükemmel değil, öyleyse düzen yok” diyor. Hayır, düzen var ama mükemmel değil. Düzen varsa tasarım vardır. Bu da Yaratıcıyı gerektirir. Birazcık aklını kullanan Yaratıcının varlığını hemen anlar ama adı Zeus mu başka bir şey mi bunu bilemez. Eğer birden fazla ilah olsa mevcut düzen devam etmez. Mitolojilerde olduğu gibi sürekli aralarında savaş olur. Mevcut düzenin devam etmesi Yaratıcının birden fazla değil, sadece bir tane olduğunu gösteriyor. Yaratıcının varlığı ve birliği aklını birazcık kullanan insanın ulaşabileceği sonuçlardır. Peki bu kadar din içerisinde hangisi doğru?
Zaten çok tanrılı dinleri aklımızı kullanarak eledik. Geriye Hristiyanlık, Yahudilik ve İslam kaldı. Hristiyanlıkta yeni doğan bebeğin günahlar doğduğu kabul edilir. Bu hiç adil değil. Yahudilik, zaten Yahudi doğmayanların girebileceği bir din değil. Öyleyse hakiki din ya İslam ya da dünyada şu anda yok. İslamı incelemeye başladığımızda kadının dövülmesi, mirasta eşitlik olmaması, kölelik gibi ilk bakışta bizi rahatsız eden şeylerle karşılaşabiliriz. Bunun yanında daima iyi olan şeyleri emrettiğini kötü olan herşeyi yasakladığını görürüz. Kuran’ın okunuşundaki ahenk de biraz müzikten anlayan herkesi etkiler. Sonra Kuran’ın gelecekten haber verdiğini, yüz sene önce yaşayan alimler dahil kendileri öldükten sonraki tarihlerde yaşanacakları net tarih vererek bildiklerini görürüz. Bu, insanüstü bir durumla karşı karşıya olduğumuzu gösterir. Tamam İslam Yaratıcının gönderdiği dindir ama kadın ve kölelik halen aklımıza takılıdır. Aslında Kasım dövmenin haram, dövmek olarak çevrilen kelimenin bildiğimiz dövmek olmadığını, miras dağılımının da eşit değil ama adil olduğunu, köleliğin de o dönemde zaruri olan bir uygulama olduğunu, İslamın bunu kaldırmak için teşvikte bulunduğunu ve bunlar gibi her sorunun aslında bir cevabı olduğunu öğrenince hiçbir sorun kalmaz. Evet Yaratıcının gönderdiği din İSLAMdır
sen ateist misin agnostik mi
 

Son konular

Son mesajlar

Üst