• AntiDogmatik
    Sorgulamaktan korkmayanlar için özgür düşünce platformu.
  • Din toplumun afyonudur.
    Karl Marx
  • Din; sıradan insanlar için gerçek, aydınlar için yalan, iktidarlar içinse kullanışlıdır.
    Lucius Annaeus Seneca
  • Din, sıradan insanları pasif ve sessiz tutmak için bulunmaz bir kaynaktır.
    Napoléon Bonaparte
  • Sorgulamayan insan cahildir, sorgulatmayansa zalim!
    Mustafa Kemal Atatürk
  • Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir.
    Carl Sagan
  • Aptal bir şeyi 50 milyon kişi de söylese, o hala aptal bir şeydir.
    Anatole France
  • Aydınlanma; kişinin kendi aklını kullanmaya cüret etmesidir.
    Immanuel Kant
  • Dünyada iki çeşit insan var: Aklı olan ve dini olmayanlar, dini olan ve aklı olmayanlar.
    Ebu Ala el Maarri
  • İnsanı yaratmak mı tanrının büyük hatası, tanrıyı yaratmak mı insanın büyük hatası?
    Friedrich Nietzsche
  • İmana sarılmak, aklı terk etmektir.
    George Smith
  • İnsanlar gerçek olmasını diledikleri şeylere inanırlar.
    Julius Caesar
  • En tehlikeli insan tipi az anlayan, çok inanandır.
    Anton Chekhov

Balinalarda Pelvis ve Arka Bacak Kemiği

Kemal

☆☆☆☆
Disiplin Kurulu Başkanı
Mesajlar
434
Tepki puanı
272
Düşünce
Agnostik
Evrim konusunda pek çok bilimsel kanıt bulunmasına karşın, evrim karşıtları tarafından bunlar yok sayılır.Dawkins’in değimiyle “Tarih İnkarcıları”, evrimi, çok geniş bir yelpazeye dağılan kanıtlar üzerinden değil, sadece fosil kayıtları üzerinden yıkmaya çalışırlar. Ancak, kendilerine seçmiş oldukları bu alanda bile bilimsel yöntemden uzak argümanlar ileri sürerler ve kasıtlı olarak bilgiyi ve bilimi çarpıtırlar. Bu konuda en çok bilinen örnekler ise Adnan Hocaya nam-ı diğer Harun Yahya’ya aittir. İnsanların konu hakkında bilgisiz olmalarından da faydalanarak, türler arasındaki geçişi simgeleyen “ara form”ları, evrimsel gerçekliğinin dışında ucube varlıklar olarak tanıtır. Kendisinin çarpıtmalarına ve bu çarpıtmalara yönelik Richard Dawkins’in espirilerle bezeli cevaplarına BURADAN ulaşılabilir.

Yazımda ara formlara değinmeyeceğim. Bunun yerine daha önce “Tasarım mı Evrim mi?” başlığı altında incelemiş olduğum insanda bulunan körelmiş organları, hayvanlarda bulunan körelmiş organları da ekleyerek geliştirmeye çalışacağım. Ancak konuya başlamadan önce, körelmiş organlar hakkında da evrim karşıtlarının kullandıkları “inkar” yöntemlerine değinmek istiyorum.

Bildiğimiz gibi körelmiş organlar, çoğu zaman varlığını sürdürse de herhangi bir işlevi bulunmayan, yokluğu durumunda, yaşam kalitesinde herhangi bir eksilmeye neden olmayan ve bazıları, günümüzde insanların (ya da diğer canlıların) azımsanmayacak bir kısmında artık görülmeyen vücut parçalarıdır. Bu organların, kanıtlanmış herhangi bir faydaları bulunmaması, evrim karşıtlarının kendilerine dayanak noktası olarak seçtikleri bir özelliktir. Bu tarih inkarcıları, bu noktadan hareketle, bu organlar için “Yaratıcının bize verdiği ve bizim henüz bilmediğimiz faydaları ve işlevleri olan organlar” yakıştırmasını yapmaktadırlar. Bunu da, hiç bir bilimsel dayanağa sahip olmadan “iman gücü” ile karşılarındaki, yıllarını bilime veren insanları küçümseyerek yaparlar. Ancak, bu cevabın, yetersiz olmasının yanında, komik de olduğu durumlar bulunmaktadır ki, bu yazımda konu aldığım “Balinanın Pelvis ve Arka Bacak Kemiği (hindlimb)” bunlardan biridir.

balinalarda-pelvis-ve-arka-bacak-kemigi.jpg

Pelvis ve Hindlimb (arka bacak) kemikleri, balinalarda, herhangi bir eklemle omurgaya ya da iskelet yapısının diğer bir bölümüne bağlı olmayan ve vücutta yüzer halde bulunan kemiklerdir. Bu iki kemik, balinanın vücudunda gömülü (internal) halde bulunmaktadırlar ve balinanın hareket etmesinde (yüzmesinde) de hiçbir faydaları yoktur. Bu özellikleri ile, Pelvis ve hindlimb kemikleri körelmiş organ tanımını tam olarak karşılamaktadırlar. Peki, körelmiş organ olarak nitelediğimiz bu kemiklerin, evrimsel bir açıklaması var mıdır? Yoksa, körelmiş organ tanımlamamız, evrim karşıtlarının “bizim bilmediğimiz bir amacı ve işlevi vardır” açıklaması gibi bilimsellikten uzak ve komik bir tanımlama mıdır?

Diğer tüm körelmiş organların olduğu gibi, pelvis ve hindlimb kemiklerinin de evrimsel bir açıklaması vardır. Ayrıca bu açıklamalar “iman gücü”nün aksine, bilime dayalıdır.

65-50 milyon yıl önce (Early Tertiary) varolan tüm memeliler, karada yaşamaktaydılar. Bu nedenle, suda yaşayan memelilerin, karada yaşayan memelilerden evrimleşerek suya geri dönüş yaptıkları kesin olarak bilinmektedir. Ayrıca, suda yaşayan memelilerin ön bacak yapılarının, karada yaşayan memeliler ile aynı yapıda olması bunu kanıtlar niteliktedir. Bu benzerliğin yanında, suda yaşayan memeliler, hareket etmeyi, yüzmeyi, dalmayı ve beslenmeyi sağlayan pek çok adaptasyon ile karada yaşayanlara göre özelleşmişlerdir. Vücutları uzamış, aerodinamik yapıları gelişmiştir; kuyrukları, itiş gücünü yükselten bir hal almış; bacakları ise boyut olarak küçülmüştür. Ön bacak kemikleri, sert dirsek ve artan parmak kemiği sayısı ile yüzgeç halini alırken, pelvis ve arka bacak kemikleri işlevsizleşmiş ve körelmiştir. Bu geçişi gösteren fosil kayıtları aşağıdaki tabloda da görülebilir.

Yukarıda, isimleri ve fosilleri verilmiş olan memelilerden, “Pakicetus” bilinen ilk suda yaşayan memelidir. Pakicetus’tan itibaren tabloda bulunan memeliler, “Ambulocetus” dışında, tamamı suda yaşayan memelilerdir Ambulocetus ise, deniz aslanı gibi amfibiyen(hem suda hem karada yaşayabilen) bir canlıdır.

Karada yaşayan memelilerden, balinaya kadar olan evrimsel süreç, fosil kayıtları açısından da en iyi şekilde şematize edilebilen süreçlerden biridir. Konu ile ilgili daha detaylı bilgiye ise Richar Dawkins‘in kişisel sitesinden ve diğer elektronik ortam kaynaklarından ulaşılabilir.

Kaynak:
Christian de Muizon, Walking with Whales.
 
Moderatör tarafından düzenlendi:
Mesajlar
30
Tepki puanı
54
Düşünce
Deist
Guzel paylasim gercekten. Ama maalesef ki su ulkede hala evrim tartisilmakta. Ulke olarak bir seyleri asmamamiz lazim.
 
Üst