BBC'nin özel araştırması: Iraklı din adamları kız çocuklarını pazarlayıp, 'muta nikâhı' kıyıyor

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,172
Tepki puanı
446
Düşünce
Ateist
İslamda muta nikahı diye bir nikah türü icat etmeye gerek yoktur. İslamdaki bütün nikahlar zaten potansiyel olarak muta nikahıdır. Çünkü İslama göre adam zaten kadını hep nikahlı tutacağım diye bir söz vermiyor. Kuran böyle bir yükümlülük yüklemiyor. 2/24 pasajına göre anlaşır, ücretini öder ve ilişki sonrası boşsun der. Bunu yapmasına bir engel var mı? Yok. Kadın boşamaya bir kısıtlama olmadığına göre, sanki nikah iyi günde kötü günde hastalıkta sağlıkta denerek kıyılıyormuş gibi insanları kandırmanın anlamı yok. İslamda nikah dediğiniz şeyde bir süre garantisi var mı? Yok. İlişkiden sonra boşsun dedi mi boş olur mu, olur. Biter mevzu. Yok mutaydı yok musaydı demenin bir anlamı yok. Bütün nikahlar muta zaten. Sistem temelden sakat. Düzgün bir nikah sistemi varmış da bozuğu icat edilmiş havası basmanın hiç alemi yok. Sistem zaten sakat. Düzgün olmayan bir şeyin sakat olanı diye bir şey olmaz. Para olacak ortada ki sahte para olsun. Sahte paranın sahtesi yapılır mı? Yapılmaz. Zaten sahte.

Sahte peygamber dedikleri saçmalık gibi. Peygamberin gerçeği var mı da sahtesi olacak?
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,172
Tepki puanı
446
Düşünce
Ateist
Kuran'da mehir karşılığı bir kelime geçmemesi ve "ucurehunne" yani kadınların ücretleri denmesi, bunu ise bütün mealcilerin istisnasız mehir diye tercüme etmeleri, bir tanesinin gerçek tercümeyi vermemesi ayrı bir skandal. Hiç kadınların ücretleri olur mu yahu! Vizite ücreti mi bu ülen? Kepazelik yani! Bu bir kepazeliktir, açık açık söyleyeyim. Evreni yaratan bir tanrının kitabı olduğu iddia edilen bir şeyde kadınların ücretleri yazamaz yani, rezalet bu!

Farsçada olan mehir kelimesine Arapça bir karşılık nasıl bulunamaz da kadınların ücretleri yazılır yahu? Olacak şey değil. Bu yani öyle böyle rezalet değil, büyük skandal. Öyle olmasa bir mealci olsun gözünü karartır gerçek tercümeyi yazardı. Hiç biri utancından yazamıyor. Bazıları ücret yazıp parantez içinde mehir yazmışlar. O da aldatmaca olduğu için saymıyorum. O kadar yazamıyorlar ki, ben Kuran'ın anlamını öğrenmeye karar verdiğimde Arapça bilmediğimden mealleri karşılaştırma yöntemi ile gidiyorum ve tüm meallerde ortak olan mehir kelimesini Arapça sanmıştım!

Sonra bu parantez içindeki eklemelerden kuşkulandım ve bunda bir iş var diye mealcilerin çok sahtekar olduklarını sezinledim ve üşenmedim Arapça öğrendim. Kızılca kıyamet o zaman koptu! Rezaletti yani, mealciler kadar yalancı sahtekar kimsenin olmadığını görünce şok oldum! Bayağı bir öfkelendim ama haklıydım yani. Böyle rezillik olur mu yahu? O gün bu gündür radikal şekilde ateistim ve beni yıllarca kandıran muslimlere tepkiliyim.
 

bilgelikyolunda

☆☆
Üye
Mesajlar
2,713
Tepki puanı
199
Düşünce
Sünni
İnsanları hep nikahlı durmaya zorunlu tutamazsınız. İslamda bütün nikahlar ömür boyu niyetiyle süresiz olur. Zaten helal nikahla muta arasındaki fark süredir. Belli süreliğine olan nikaha muta denir ve bu haramdır. Meşru nikahta ise süre belirtilmez, boşanmayı gerektiren bir durum olmadığı müddetçe nikah baştan ömür boyu niyetiyle yapılır.
Ücrete veya mehire gelince, bu tamamen kadını koruyan bir sistemdir. Evlilik öncesi kadın istediği kadar mehir talep edebilir, üstelik üst sınır da yoktur. Böylece olası bir boşanmada kadının elinde şahsına ait bir mal veya para bulunur, böylece kadının mali olarak mağdur olması önlenmiş olur. Görüldüğü gibi sistemde her detay düşünülmüş ve önlem alınmış. Eleştirenler ya bilgi eksikliği veya yanlış bilgiden eleştiriyorlar, ya da art niyetle bile bile çarpıtma yapıyor
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,172
Tepki puanı
446
Düşünce
Ateist
Yusuf Kandehlevi diye bir adamın Hadislerle Müslümanlık diye bir kitabı var. Bunu, İslam misyonerleri her tarafta dilli düdük gibi ötmeye başlayınca bana da verdiler. Yok HY yok fettoş filan zırvalarının alıp yürüdüğü zamanlar. O zaman bir şey bilmiyoruz, beleşe de veriyorlar, bedava sirke olsa alıyorsun. Dur şunu bir karıştırayım dedim. Daha o zaman Kuran'ı filan araştırmamışım. Mendeburlar bunlarla oyaladılar bizi, direk Kuran'ı açıp okumak bir süre aklımıza gelmedi. Yedikleri yıllarım için, gerçeği görmeme engel oldukları yıllarım için bunlara çok öfkeliyim. Bu saçma sapan zırvalarla oyalanmayıp Kuran'ı okuyuversek dinden çıkıp gidecektik sen sağ ben selamet. Yıllarımı oyaladılar lanet olası Allahları olsa da bin türlü belalarını elvan elvan veresi misyonerler.

Açtım inceliyorum, ne göreyim? Medineli ensar, Mekkeli muhacirler gelince birer karılarını birer muhacire vermişler! Lan sanki ağıldan koyun çıkarıp veriyorlar! Tabii cahil zamanımız, klasik tepki, bu islamı temsil etmiyor, bu uydurma, uyumaya devam! O islamı temsil etmiyor, bu etmiyor! Lan geri zekalı kafam, ne temsil ediyor o zaman? Tabii ki Kuran! Aç oku işte mantar beyinli kafam! Bir şunu geç akıl edişime çok kızıyorum. Kafama yumruk atasım geliyor.

Akıl edip Kuran'ı okuyunca tabii direk İslam'dan füzenin atmosferden çıktığı gibi çıktım. Meğer o hadislerin hepsi gerçekmiş. Hiç bir hadis denen uydurma, Kuran'a aykırı uydurulmamış. Hep Kuran'ı destekler şekilde uydurulmuş.
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,172
Tepki puanı
446
Düşünce
Ateist
Niyet okuyuculuk olmayan ve geçersiz bir meslek olduğuna göre, dil ile veya yazılı taahhüt gereklidir. İyi günde kötü günde, hastalıkta sağlıkta diye boşuna söylenmiyor. Niyet okuyamazsınız, kişinin niyetini dili ile deklere etmesi gerekir. İslamda böyle bir şart değil, gelenek bile yoktur. Her kadın potansiyel olarak hemen bir saat sonra boşayabilecek şekilde nikahlanır.
 

bilgelikyolunda

☆☆
Üye
Mesajlar
2,713
Tepki puanı
199
Düşünce
Sünni
Hastalıkta sağlıkta diye dil ile söyleyenler de bir saat sonra boşanabilir. Kişinin niyeti bozuksa dille söylediğinin hiçbir anlamı yok
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,172
Tepki puanı
446
Düşünce
Ateist
Bir yasal, yani hukuki, yani yazılı yaptırımlar vardır, bir de sözlü, toplumsal yaptırımlar vardır. Modern hukukta haksız boşanma durumunda tazminata hükmedilir. Toplum da sözünde durmayan, güvensiz, ahlaksız biri olarak damgalar. Bu iki süreç paralel gider. Şeriatta ise boşama tamamen adamın iki dudağı arasında. Boşsun dedi mi boş olur. İkide bir boşamasın diye de iğrenç bir önlem alınır, neymiş üç kere boşadı mı bir daha alamazmış, başkası ile yatmadıkça! Bunlar olmaz, bunlar ağza alınmayacak iğrenç şeyler. Bunları ağzına almaya insanda manda gönü gibi kösele gibi kızarmayan yüz ister.

Demek şeriata göre kadını o boşasın o alsın o boşasın o alsın gezsin dursun. Hayır bunun zamanın eskiliği, o zamanda kayıt kuyut yazı çizi olmaması ile de alakası yok. Eski zamanda da kadı diye bir şey var, şahitler diye bir şey var. Boşanma mı gerekti, gidilir kadıya dert anlatılır, şahitler dinlenir, kadı gereğini düşünür. Öyle boşsun demeyle boşama olur mu yahu? İkide bir zırt pırt aklına estikçe boşamasın diye de rezalet bir önlem al! Olacak şey değil, kepazelik!

Bunların kültürü bozuk, yağmacı, ganimet ve esir pazarında köle satmak için yağmacılık yapan adamlardan ne beklenir de? Tam da bu beklenir. Ağıldan koyun çıkarır gibi ağıla koyun sokar gibi kadın nikahlamak, kadın boşamak. Eşşeğin peşinden mis gibi parfüm kokuları mı gelecekti de?
 

bilgelikyolunda

☆☆
Üye
Mesajlar
2,713
Tepki puanı
199
Düşünce
Sünni
Bu süreçlerin hiçbirinin kadının rızası olmadan yaşamamayacağı bilinmiyorsa cehalet. Bilinmediği de bilinmiyorsa iki boyutlu cehalet. Bilinmediği de bilinmiyor üstüne biliniyormuş gibi yorum yapılıyorsa üç boyutlu zır cehalet. Bilindiği halde bilmezlikten gelinip iftira atılıyorsa ahlaksızlık. Nerden baksan falso
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,172
Tepki puanı
446
Düşünce
Ateist
Daha üstüne bir de tüy diken kepazelikler var. Bir de Kuran'da daha adet bile görmemiş çocuğu boşamaktan bahsetmez mi? Herif daha adet görmeyen kızı nikahlamış, üstüne bir de boşuyor! Bu nasıl bir kültür, bu nasıl bir insanlık anlamadım ki?!
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,172
Tepki puanı
446
Düşünce
Ateist
Kepazelik bitmek bilse! Daha var! Kuran'da ücretini vermeden alıp alıp beleşe götürdüğünüz küçük yetim kızlar hakkında fetva da var! "Allah size fetva veriyor" denilerek!!!

Anlaşılıyor ki bazı eski geleneklerine bağlı adamlar, yani İslam öncesi daha ahlaklı daha düzgün müşrik geleneklerini kastediyorum, bu işe razı olmamışlar. Bakmışlar yetim kızlar beleşe kapanın elinde kalıyor, fetva istemişler, bu doğru mu diye.

Cevaba gel: "Size fetvayı allah veriyor"! Verdiği fetva da ne, atın üç beş kuruş, alın götürün!!!

Şimdi İslam öncesi Arap geleneğinde mehir, kadına gösterilen saygının bir ölçüsüydü. Bir kadına ne kadar mehir ödenirse o kadar saygınlığı var demekti. Hiç mehir ödememek saygısızlıktı. Bunu kimse kabul etmezdi. Arap geleneği böyleydi ve bu, Fars geleneği ile ortaktı. Araplar sanırsam buna mihir diyorlardı, emin değilim. Ama bedel ödemeden nikah teklif etmek çok büyük saygısızlık kabul edilirdi.

Fetva bu yüzden isteniyor. Bunlar zavallı yetim çocuklar diye beleşe kapanın elinde kalmaları yazık değil mi diye soruluyor! Allah efendi hazretleri de fetvayı yapıştırıyor!!! Breh breh breh! Allaha gel allaha!

(Kuran 65/4 ve 4/127)
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,172
Tepki puanı
446
Düşünce
Ateist
Yani bu size fetvayı allah veriyor lafı öyle her yerde geçen bir laf değil. Tamam herifler allahı tepe tepe keyifleri için kullanmışlar da, böyle her yerde fetvayı size allah veriyor dememişler. Burda diyor!

Demek rahatsızlık fazlaymış. Zavallı yetim kızları yağma hasanın böreği gibi kapıp kapıp götürmelerinden birileri rahatsız olmuş. Tabii bu yetim kızlar herhalde yağmacılık sırasında öldürülen kendi elemanlarının kızları. E tabii yağmacılığın riskleri var. Yağmalanacak topluluk direniyor, savaşıyor, savunuyor. Bunların bir kısmı elbet bu savunma sırasında mort oluyor.

İşte bunların geride bıraktığı bu yetim kızlar hemen kapılıp götürülüyor. Adamlar yarın biz de bir yağmada ölsek bizim de kızlarımızı böyle kapışacaklar diye de rahatsız oluyorlar.

"Allah" da fetvayı bastırıp işi çözmüş! E breh yani! Ne allahmış ama!

Yani bu bizim mehir olarak bildiğimiz bedeli bunlar nasıl olsa babası mort oldu deyip vermiyorlardı ama peki madem az da olsa üç beş kuruş verilecek, kime verilecek? Herhalde annesine verilecek, baba mort olduğuna göre. Kuran'da yazmıyor tabii bu ayrıntı ama öyle olacak artık.
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

bilgelikyolunda

☆☆
Üye
Mesajlar
2,713
Tepki puanı
199
Düşünce
Sünni
65/4 ayet meali:
"Kadınlarınızdan âdetten kesilenlerin iddetinde tereddüt ederseniz, onların iddet süreleri üç aydır. Henüz âdet görmeyenlerin de süreleri böyledir. Hamile olan kadınların iddetleri, çocuklarını doğurdukları vakit biter. Kim Allah’ı sayıp O’ na karşı gelmekten korunursa, Allah onun işinde bir kolaylık verir. "

Öncelikle şunu ifade etmek gerekir: Büluğ yaşına girdiği halde âdet görmeyen kadınlar olduğu gibi, çok geç yaşlarda âdet görenler, hatta hiç âdet görmeyen kadınlar da olabiliyor. Bu nedenle ayet, öncelikle âdet gören ve görmeyen kadınların iddet bekleme süresine açıklık getirmektedir.

Ayette sözü edilen “nisa”dır. 4. sureye de isim verilen “nisa” kız çocuğu değil, “kadın” için kullanılır.

Yine “muhsana” evli, iffetli ve özgür kadın için kullanılır. “Henüz adet görmemiş” ifadesiyle, şu veya bu hastalık, bedensel bir illet dolayısıyla adet görmediği, ancak bölgenin iklim şartlarına göre buluğ çağına ermiş ve bu çerçevede evlenmiş kadını anlamak gerekir.

Fıkıh kitaplarında evlilik yaşı ile ilgili olarak zikredilen rakamları, bu kitapların yazarlarının yaşadıkları coğrafyaların özelliklerini dikkate alınarak belirlediğine dikkat edilmelidir.

Kültürden kültüre ve toplumdan topluma değişkenlik gösteren son derece şaşırtıcı hususlar vardır. Aileye ve insana bakış da bu değişkenler arasındadır. Hatta Milli Mücadele’de de bunun örneklerini görürüz. Geçenlerde televizyonlara da yansıdı. Bir okuldaki talebelerin tamamı Milli Mücadele’ye iştirak ettiği için okul öğrencisiz kalmış. (Tam da modern bakış açısının “çocuk istismarı” olarak damgalayıp afişe edebileceği türden bir durum değil mi?!) Şimdi o okula “Gazi” ünvanı verilmesi için çalışıyorlar!..

Dünya bizim yaşadığımız coğrafya ve tarihten ibaret değil.

Dinimiz kız çocuklarının dokuz yaşında evlenmesini emretmemiştir. Aksine kızın kendisini evliliğe hazır hissetmesinden sonra evlendirilmesi emredilmiş ve hatta büluğ yaşına gelmiş kızını zorla evlendiren babaya Peygamberimiz (asm) müdahale ederek buna mani olmuştur.

Osmanlı devleti, hem küçüklerin evlendirilmesini yasaklamış, hem de evlenme yaşına gelmiş gençlerin velileri istemese de evlenebileceklerini ve akdi bizzat yapabileceklerini kabul etmiştir.
 

bilgelikyolunda

☆☆
Üye
Mesajlar
2,713
Tepki puanı
199
Düşünce
Sünni
4/127 ayet meali:
"Kadınlar hakkında senden fetva isterler. De ki: Onlar hakkındaki hükmü Allah size açıklıyor: Haklarını vermeyerek nikâhlamak istediğiniz yetim kadınlarla küçük, zayıf yetim çocukların haklarına dair hükümler size bu kitapta okunup duruyor. Yetimlerin haklarını vermekte tam adaleti gözetin. Yaptığınız her iyiliği, Allah mutlaka bilir. "
Allah apaçık kadınlara karşı adaleti emrediyor. Bu ayetin meali ve indiriliş sebebi bilinmiyorsa cehalettir. Bilinmediği de bilinmiyorsa iki boyutlu cehalettir. Bilinmediği de bilinmiyor, bir de biliyormuş gibi yorum yapılıyorsa üç boyutlu zır cehalettir.

Hz. Aişe der ki; Bölge insanı kendilerine emanet edilen yakınlarından kalan yetim kızların mallarını yemek için her bahaneye başvururlardı. Eğer yetim kızlar güzelse hem mallarını yemek, hem de onların güzelliklerinden yararlanmak için onlarla evlenmek isterlerdi. Eğer güzel değillerse sadece mallarını yemek için onların başkalarıyla evlenmelerine engel olmaya çalışırlardı. İzin vermezlerdi ve sürekli onları kendi yanlarında tutmak isterlerdi.

İşte böyle çirkin ve gayri adil bir geleneğe bizzat tarihsel olarak atıf yapan bu ayet, tabii ki bu sebebi nüzul ile sınırlanamaz. Tüm çağlar, tüm zamanlara ilişkin kadınların, özellikle her çağın aslında ezilen cinsi olan kadınların hukukuna dikkat çeker. Bugün dahi bu konuda kadınların nasıl bir meta gibi kullanıldıklarına, nasıl haklarının çiğnendiğine, onların insanlık onuruna yaraşmayacak ve yakışmayacak birtakım davranışlar ve muamelelerle karşı karşıya kaldıklarına şahidiz.

Aslında Kur’an ın getirdiği bu hükümler sadece belirli bir zaman ve mekana ilişkin hükümler değil. Kur’an ın getirdiği bu hükümleri siz, zulme uğrayan, mağdur edilen, hakkı yenen, onuruna yönelik herhangi bir saldırıda bulunulan tüm kadınları bu hükümler kapsamına alabilir ve bu ayetleri o zulümlerle ilişkin bir atıf olarak görebilirsiniz.
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,172
Tepki puanı
446
Düşünce
Ateist
Nisa sözcüğünün Türkçede bir karşılığı bulunmuyor. İnsan dişisi demektir.

Nikahlamak istediğiniz küçük çocuklar dedikten sonra başka açıklamaya gerek kalmıyor. Nasıl nikahlamak istediğiniz küçük çocuklar yahu? Bunun yaş sınırı da mı yok, adet görüyor olma şartı da mı yok? Sınır olsa söylerdi! Çocuk diyor! Başka da bir şart şurt demiyor!!! Bunu nasıl söyleyebiliyor bu herifler, yağmacı olunca söyleniyor işte.

Öbür pasajda ise iki uç durumu ele alıyor. Nasıl adet görme yaşında olan ve beklendiği gibi adet görmeye devam eden kadının iddeti üç ay ise, yani adet olmuyor üç aydır, o halde hamile denecekse...

Birinci uç durum: Yaşlanmış adetten kesilmiş kadının da artık adet olmayacağından emin olma süresini de üç ay olarak veriyor. Üç aydır adet olmuyorsa demek artık olmayacak hükmüne ulaşıyor.

İkinci uç durum: Henüz hiç adet olmamış. Yani adet yerini bulsun diye üç beş kuruş verilip nikahlanan yetim kız. Vicdansız herifler bunu daha adet olmadan boşayacak olurlarsa yine adetinin başlamadığını üç ay bekleyip anlayacaklar. Bu sürede hamile ise de belli olur, adeti başlamadıysa da belli olur diye düşünmüşler. Ola ki adeti daha başlamadan hamile kalmış olabilir.

Şu rezaletten bahsederken bu heriflerden midem kalkıyor ama ne yazdığını söylemek gerekiyor. İddet prensibi kadını korumak için filan da konmamıştır ha! Yok öyle bir şey! Alacak adama boşayan adam çocuğunu da kadınla birlikte karnında vermesin diye, yani alacak adamı korumak için konulmuştur.
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

bilgelikyolunda

☆☆
Üye
Mesajlar
2,713
Tepki puanı
199
Düşünce
Sünni
İnsanlar din karşıtlığını dogma haline getirince adaleti ve iyiliği emreden ifadeleri bile çarpıtıp iftira atabiliyor demek ki, bakalım daha neler göreceğiz?
 
Üst