Beni Kureyza Katliamı

Mesajlar
32
Beğeniler
18
Düşünce
Agnostik
#1
Hendek Savaşı biter bitmez Muhammed, savaş sırasında Beni kureyza Yahudilerinin putperestlere destek verdiğini ve Cebrail’in emir getirdiğini öne sürer.

“Ya Rasulallah silahınızı bıraktınız mı? Ama biz melekler topluluğu henüz silahlarımızı bırakmadık. Allah (cc) Sana, Kurayzaoğulları üzerine yürümeni emir buyuruyor.”Buhari, Meğâzi 30; İbni Kesir, el-Bidaye, 3/134

Müslümanlara ikindi namazını Beni Kureyza’da kılacaklarını bildirerek Kureyza seferini başlatır ve kalelerini kuşatırlar.

Resûl-i Ekrem Efendimiz, mücahidlerle Benî Kurayza Yahudilerinin kalelerinin dibine kadar vardı. Oradan Yahudi ileri gelenlerinin isimlerini birer birer zikrederek onlara şöyle seslendi:
“Ey Allah’ın gazabına uğrayarak maymuna çevrilmiş olanların kardeşleri! Allah sizi hor, hakîr kıldı mı ve belâsını, cezasını üzerinize indirdi mi? Demek siz bana kötü söz söylediniz öyle mi?”
Yahudi ileri gelenleri süt dökmüş kediye dönmüşlerdi:


“Yâ Ebâ’l-Kasım! Sen, sözünü bilmezlerden değilsin! Musâ’ya indirilmiş olan Tevrat’a yemin ederiz ki, biz sana hiçbir kötü laf sarfetmedik” diyerek söylediklerini inkâr ettiler. (Sîre, 3:245.)

Günler geçtikçe Yahudilerin direnme gücü azalır. Şartları görüşmek üzere Muhammed’e elçi gönderirler:

Nabbaş, “Yâ Muhammed!” dedi, “Benî Nadir Yahudilerinin teslim olmalarındaki gibi kanımızı dökme, mal ve silahlar senin olsun! Kadınlarımız ve çocuklarımızı alıp memleketinden çıkıp gidelim. Her cins silah hariç olmak üzere, her âile için bir devenin taşıyabileceği gerekli eşyayı götürmemize müsâade et!”
Peygamber Efendimiz, “Hayır, bu teklifi kabul edemem” buyurdu.
Nabbaş ikinci olarak şu teklifi yaptı:
“Öyle ise kanımızı bize bağışla. Sadece kadınlarımızı ve çocuklarımızı alıp gidelim. malları olduğu gibi bırakalım!”
Peygamber Efendimiz, “Hayır,” dedi, “kayıtsız, şartsız, benim hükmüme itaat edip teslim olmaktan başka hiçbir çareniz yoktur!”
Nabbaş, me’yus ve perişan bir halde, kavminin yanına döndü. Olup bitenleri olduğu gibi anlattı. (Sîre, 3:246)


beni-kureyza-katliami.jpg

Bu gelişme üzerine Yahudiler iyice tedirgin olurlar. Eskiden Musevi olup da müslümanlığa geçen Ubabe ile görüşmek isterler.

Benî Kurayza, Peygamberimiz’den, Evs kabîlesinden Ebû Lübabe’nin istişâre için yanlarına gönderilmesini istediler. Bunun üzerine Ebû Lübabe, gönderildi. Ebû Lübabe, Medîne yahûdîlerinden Müslüman olmuş servet sâhibi bir kimse idi. Peygamberimiz, kendisine kıymet verirdi. Peygamberimiz, Ebû Lübabe’yi gönderirken; “git onlara Allah ve Rasûlü için nasihat et.” buyurdu.

Ebû Lübabe, kale kapısından yanlarına vardı.

Kureyza yahûdîleri O’na; “Yâ Eba Lübabe! Sen ne dersin? Muhammed bize, “benim hükmüm ile kaleden dışarı çıkın!” dedi” dediler.
Ebû Lübabe de onlara nasihat etti. Fakat, bu arada bir eliyle sakalını bir eliyle de boğazını tutarak, “başınızı keser bilmiş olasınız” diye, harbetmelerine işâret etti. (Sîre, 3:247.)


Fakat Yahudilerin dayanacak güçleri kalmamıştı. Teslim olmak zorunda kaldılar. Ele geçirilen bu insanların elleri boyunlarına bağlanıyor ve onların akıbeti hakkında Muhammed, daha önce Yahudi olup da sonradan Müslüman olan Sad Bin Muaz’a yetki veriyor. Sad’ın kararı aynen şudur:

“Ben, onlar hakkında buluğ çağına eren erkeklerin boyunlarının vurulmasına; malların Müslümanlar arasında taksim edilmesine, çocuklarla kadınların ise esir alınmasına hükmettim.”
Peygamber Efendimiz, Hz. Sa’d’ı bu hükmünden dolayı tebrik ve takdir ederek, “Sen, onlar hakkında, Allah Teâlâ’nın yedi kat gökler üzerinde verdiği hükmüne uygun hüküm verdin” buyurdu. (Sîre, 3:251; Tabakât, 3:426; Taberî, 3:56.)


İslami kaynaklara göre, (inanılır gibi değil ama) 400 ila 900 arasında bir sayıda Yahudi, eş ve çocuklarının gözü önünde kafaları kesilerek öldürülür.

Bunun sonucunda, Medine’nin pazar yerinde hendekler kazılmış, Kurayza’nın adamları gruplar halinde getirilmiş ve boyunları vurulmuştur. (Sîre, 684-700/II, 233-54.)

“Ayşe (Hz.) nin aktardığına göre, bu kesim işi sabahtan akşama kadar sürmüş. Erkekler idam edilirken, Yahudi kadınlar ve çocuklar da buna feryat edip saçlarını başlarını yolmuşlar.” (Vakıdi, Meğazi, 2/512-517)

Muhammed, Yahudileri teslim aldıktan sonra bir yerde toplayıp kendilerine, “Ey domuz ve maymun kardeşleri! Yediniz mi! İşte haliniz; görün bakalım” diyerek hakaret ediyor. Onlar da buna karşı, “Ey Muhammed, biz senden bunu beklemezdik, neden böyle haksızlık yapıyorsun?” şeklinde yanıt veriyorlardı (Bu kısım pek çok İslami Kaynakta yer alır örnek olarak, Taberi, Ahzap Tefsiri, ayet 26-27)

Muhammed, bu Yahudilerin karıları ve kızlarından 16 tanesini özel olarak ayırıyor ve bunlardan Reyhane’yi kendine seçip geriye kalan 15 tanesini de diğer önemli dostlarına dağıtıyor. (Bu önemli dostların kim olduğu neden belli değil?) Bir Yahudi:

“Artık her şeyimize el koydunuz, hiç olmazsa gözlerimizin önünde namusumuza el uzatmayın” diyor. Fakat, Muhammed bunu dinlemiyor.(Vakıdi, Meğazi, 2/250)

Muhammed, ihtiyaç fazlası kadın ve erkek çocukların bir bölümünü, Sad bin Zeyd’e teslim edip onları satmak için Necd bölgesine, bir kısmını da şam tarafına gönderiyor. Müslümanlardan Muhammed bin Mesleme:

“Beni Kureyza Savaşı’nda kadınlar bölüşülürken bana üç tane düştü; hepsini de sattım” diyor.(Diyarbekir Tarihi Hamis,1/499 ve Vakıdi age 2/523-25)

Bu katliamdan sonra Medine’de Yahudi kalmıyor. Şehir tamamen müslüman oluyor. Ama müslümanların Yahudi düşmanlığı bitmiyor:

Ebû Hüreyre (ra) bildirmiştir: “Resûl-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâm şöyle buyurdu: ‘Müslümanlarla Yahudiler harb etmedikçe kıyâmet kopmayacaktır. O harpte Müslümanlar (gâlip gelerek) Yahudileri öldürecekler. Öyle ki, Yahudi, taşın ve ağacın arkasına saklanacak da, taş veya ağaç; ‘Ey Müslüman, Ey Allah’ın kulu, şu arkamdaki Yahudi’dir, gel de onu öldür!’ diye haber verecektir. Sadece Garkad ağacı müstesna, çünkü o, Yahudilerin ağaçlarındandır.”(Müslim, Fiten, 82)

- - - - - - - - - - - -

Muhammed'in Medine'de, Yahudi Sürgünleri ve Katliamları
Beni Kaynuka Sürgünü
Beni Nadir Sürgünü
 

Furkan

☆☆
Üye
Mesajlar
152
Beğeniler
106
Düşünce
Sünni
#2
Hendek Savaşı biter bitmez Muhammed, savaş sırasında Beni kureyza Yahudilerinin putperestlere destek verdiğini ve Cebrail’in emir getirdiğini öne sürer.

“Ya Rasulallah silahınızı bıraktınız mı? Ama biz melekler topluluğu henüz silahlarımızı bırakmadık. Allah (cc) Sana, Kurayzaoğulları üzerine yürümeni emir buyuruyor.”Buhari, Meğâzi 30; İbni Kesir, el-Bidaye, 3/134

Müslümanlara ikindi namazını Beni Kureyza’da kılacaklarını bildirerek Kureyza seferini başlatır ve kalelerini kuşatırlar.

Resûl-i Ekrem Efendimiz, mücahidlerle Benî Kurayza Yahudilerinin kalelerinin dibine kadar vardı. Oradan Yahudi ileri gelenlerinin isimlerini birer birer zikrederek onlara şöyle seslendi:
“Ey Allah’ın gazabına uğrayarak maymuna çevrilmiş olanların kardeşleri! Allah sizi hor, hakîr kıldı mı ve belâsını, cezasını üzerinize indirdi mi? Demek siz bana kötü söz söylediniz öyle mi?”
Yahudi ileri gelenleri süt dökmüş kediye dönmüşlerdi:

“Yâ Ebâ’l-Kasım! Sen, sözünü bilmezlerden değilsin! Musâ’ya indirilmiş olan Tevrat’a yemin ederiz ki, biz sana hiçbir kötü laf sarfetmedik” diyerek söylediklerini inkâr ettiler. (Sîre, 3:245.)


Günler geçtikçe Yahudilerin direnme gücü azalır. Şartları görüşmek üzere Muhammed’e elçi gönderirler:

Nabbaş, “Yâ Muhammed!” dedi, “Benî Nadir Yahudilerinin teslim olmalarındaki gibi kanımızı dökme, mal ve silahlar senin olsun! Kadınlarımız ve çocuklarımızı alıp memleketinden çıkıp gidelim. Her cins silah hariç olmak üzere, her âile için bir devenin taşıyabileceği gerekli eşyayı götürmemize müsâade et!”
Peygamber Efendimiz, “Hayır, bu teklifi kabul edemem” buyurdu.
Nabbaş ikinci olarak şu teklifi yaptı:
“Öyle ise kanımızı bize bağışla. Sadece kadınlarımızı ve çocuklarımızı alıp gidelim. malları olduğu gibi bırakalım!”
Peygamber Efendimiz, “Hayır,” dedi, “kayıtsız, şartsız, benim hükmüme itaat edip teslim olmaktan başka hiçbir çareniz yoktur!”
Nabbaş, me’yus ve perişan bir halde, kavminin yanına döndü. Olup bitenleri olduğu gibi anlattı. (Sîre, 3:246)


Bu gelişme üzerine Yahudiler iyice tedirgin olurlar. Eskiden Musevi olup da müslümanlığa geçen Ubabe ile görüşmek isterler.

Benî Kurayza, Peygamberimiz’den, Evs kabîlesinden Ebû Lübabe’nin istişâre için yanlarına gönderilmesini istediler. Bunun üzerine Ebû Lübabe, gönderildi. Ebû Lübabe, Medîne yahûdîlerinden Müslüman olmuş servet sâhibi bir kimse idi. Peygamberimiz, kendisine kıymet verirdi. Peygamberimiz, Ebû Lübabe’yi gönderirken; “git onlara Allah ve Rasûlü için nasihat et.” buyurdu.

Ebû Lübabe, kale kapısından yanlarına vardı.

Kureyza yahûdîleri O’na; “Yâ Eba Lübabe! Sen ne dersin? Muhammed bize, “benim hükmüm ile kaleden dışarı çıkın!” dedi” dediler.
Ebû Lübabe de onlara nasihat etti. Fakat, bu arada bir eliyle sakalını bir eliyle de boğazını tutarak, “başınızı keser bilmiş olasınız” diye, harbetmelerine işâret etti. (Sîre, 3:247.)


Fakat Yahudilerin dayanacak güçleri kalmamıştı. Teslim olmak zorunda kaldılar. Ele geçirilen bu insanların elleri boyunlarına bağlanıyor ve onların akıbeti hakkında Muhammed, daha önce Yahudi olup da sonradan Müslüman olan Sad Bin Muaz’a yetki veriyor. Sad’ın kararı aynen şudur:

“Ben, onlar hakkında buluğ çağına eren erkeklerin boyunlarının vurulmasına; malların Müslümanlar arasında taksim edilmesine, çocuklarla kadınların ise esir alınmasına hükmettim.”
Peygamber Efendimiz, Hz. Sa’d’ı bu hükmünden dolayı tebrik ve takdir ederek, “Sen, onlar hakkında, Allah Teâlâ’nın yedi kat gökler üzerinde verdiği hükmüne uygun hüküm verdin” buyurdu. (Sîre, 3:251; Tabakât, 3:426; Taberî, 3:56.)


İslami kaynaklara göre, (inanılır gibi değil ama) 400 ila 900 arasında bir sayıda Yahudi, eş ve çocuklarının gözü önünde kafaları kesilerek öldürülür.

Bunun sonucunda, Medine’nin pazar yerinde hendekler kazılmış, Kurayza’nın adamları gruplar halinde getirilmiş ve boyunları vurulmuştur. (Sîre, 684-700/II, 233-54.)

“Ayşe (Hz.) nin aktardığına göre, bu kesim işi sabahtan akşama kadar sürmüş. Erkekler idam edilirken, Yahudi kadınlar ve çocuklar da buna feryat edip saçlarını başlarını yolmuşlar.” (Vakıdi, Meğazi, 2/512-517)

Muhammed, Yahudileri teslim aldıktan sonra bir yerde toplayıp kendilerine, “Ey domuz ve maymun kardeşleri! Yediniz mi! İşte haliniz; görün bakalım” diyerek hakaret ediyor. Onlar da buna karşı, “Ey Muhammed, biz senden bunu beklemezdik, neden böyle haksızlık yapıyorsun?” şeklinde yanıt veriyorlardı (Bu kısım pek çok İslami Kaynakta yer alır örnek olarak, Taberi, Ahzap Tefsiri, ayet 26-27)

Muhammed, bu Yahudilerin karıları ve kızlarından 16 tanesini özel olarak ayırıyor ve bunlardan Reyhane’yi kendine seçip geriye kalan 15 tanesini de diğer önemli dostlarına dağıtıyor. (Bu önemli dostların kim olduğu neden belli değil?) Bir Yahudi:

“Artık her şeyimize el koydunuz, hiç olmazsa gözlerimizin önünde namusumuza el uzatmayın” diyor. Fakat, Muhammed bunu dinlemiyor.(Vakıdi, Meğazi, 2/250)

Muhammed, ihtiyaç fazlası kadın ve erkek çocukların bir bölümünü, Sad bin Zeyd’e teslim edip onları satmak için Necd bölgesine, bir kısmını da şam tarafına gönderiyor. Müslümanlardan Muhammed bin Mesleme:

“Beni Kureyza Savaşı’nda kadınlar bölüşülürken bana üç tane düştü; hepsini de sattım” diyor.(Diyarbekir Tarihi Hamis,1/499 ve Vakıdi age 2/523-25)

Bu katliamdan sonra Medine’de Yahudi kalmıyor. Şehir tamamen müslüman oluyor. Ama müslümanların Yahudi düşmanlığı bitmiyor:

Ebû Hüreyre (ra) bildirmiştir: “Resûl-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâm şöyle buyurdu: ‘Müslümanlarla Yahudiler harb etmedikçe kıyâmet kopmayacaktır. O harpte Müslümanlar (gâlip gelerek) Yahudileri öldürecekler. Öyle ki, Yahudi, taşın ve ağacın arkasına saklanacak da, taş veya ağaç; ‘Ey Müslüman, Ey Allah’ın kulu, şu arkamdaki Yahudi’dir, gel de onu öldür!’ diye haber verecektir. Sadece Garkad ağacı müstesna, çünkü o, Yahudilerin ağaçlarındandır.”(Müslim, Fiten, 82)

- - - - - - - - - - - -

Muhammed'in Medine'de, Yahudi Sürgünleri ve Katliamları
Beni Kaynuka Sürgünü
Beni Nadir Sürgünü
Bu kabile, o sıralarda Medine'de bulunan üç Yahudi kabileden biriydi ve Müslümanlarla yapılan anlaşma gereği, hendek savaşında, şehri kuşatmış olan Mekke ordusuna karşı Müslümanlarla birlikte savaşması gerekiyordu. Fakat yapılan bu anlaşmayı bozup, savaşa katılmadıkları gibi, karşı tarafla bir olup, Medine kuvvetlerini zayıflatmaya ve arkadan vurmaya çalıştılar. Heyet gönderildi, savaşın en sıkıntılı döneminde neden ihanete kalkıştıkları soruldu, anlaşma hatırlatıldı. Kurayza ahalisi, sayıca çok üstün Mekkeli müşriklerin mutlaka Müslümanları ezeceğine de güvenerek, yapılmış olan ahdi kabul etmedikleri gibi bir de peygamber efendimize hakaretler söylediler. Ve hatta "nasıl olsa bunların erkekleri hendek dibinde, biz şunların çoluk-çocuğuna bir baskın versek ne hoş olur" düşüncesi ile faaliyete geçtiler. Gel gör ki savaş, Müslümanların lehine neticelendi ve Yahudiler yaptıklarının cezasız kalmayacağını bildikleri için kalelerine sığındılar. Günler süren Medine kuşatmasından henüz dönen Müslümanlar, daha dinlenemeden, hemen Yahudilerin kalesine doğru yola çıktılar. Kalede emniyette olduğunu sanan Yahudilerin küstahlığı devam ediyordu, yaptıklarına pişmanlık duyduklarına dair en ufak bir emare yoktu. pişman olmak bir tarafa kaleden ok yağdırmaya başladılar. Bir aya yakın süren muhasaradan sonra Yahudiler teslim olmaya razı oldular ve bir hakem tayin edilmesini istediler. Peygamber efendimiz, "siz seçin" buyurdu. Yahudiler Sad bin Muaz dedi. Sa'd bin Mu'az da Yahudi şeriatının gereği olarak, baliğ olmamış erkeklerin haricindeki erkeklerin öldürülmesine, kadın ve çocukların da esaretine karar verdi.

"Ama efenim, hani hoşgörü, dünya barışı vs..." kelebeklerine de, biraz empati yapıp günümüzün hoşgörü timsali, pek gelişmiş ülkelerine gidip, önce kanunlara karşı gelmelerini, birazcık daha abartıp ülkeyi sabote etmelerini, hatta tam empati olsun diye, o ülkenin vatana ihanet diye saydığı şeylerden birini yapmalarını tavsiye ediyoruz! Nasıl olsa "vatana ihanet"i ölümle cezalandırmak sadece İslam dininde olduğu için en fazla birkaç yıl yatıp çıkarlar.
 

Mete Turan

☆☆☆☆☆
Yönetici
Mesajlar
1,523
Beğeniler
887
Düşünce
Agnostik
#3
Bu kabile, o sıralarda Medine'de bulunan üç Yahudi kabileden biriydi ve Müslümanlarla yapılan anlaşma gereği, hendek savaşında, şehri kuşatmış olan Mekke ordusuna karşı Müslümanlarla birlikte savaşması gerekiyordu. Fakat yapılan bu anlaşmayı bozup, savaşa katılmadıkları gibi, karşı tarafla bir olup, Medine kuvvetlerini zayıflatmaya ve arkadan vurmaya çalıştılar. Heyet gönderildi, savaşın en sıkıntılı döneminde neden ihanete kalkıştıkları soruldu, anlaşma hatırlatıldı. Kurayza ahalisi, sayıca çok üstün Mekkeli müşriklerin mutlaka Müslümanları ezeceğine de güvenerek, yapılmış olan ahdi kabul etmedikleri gibi bir de peygamber efendimize hakaretler söylediler. Ve hatta "nasıl olsa bunların erkekleri hendek dibinde, biz şunların çoluk-çocuğuna bir baskın versek ne hoş olur" düşüncesi ile faaliyete geçtiler. Gel gör ki savaş, Müslümanların lehine neticelendi ve Yahudiler yaptıklarının cezasız kalmayacağını bildikleri için kalelerine sığındılar. Günler süren Medine kuşatmasından henüz dönen Müslümanlar, daha dinlenemeden, hemen Yahudilerin kalesine doğru yola çıktılar. Kalede emniyette olduğunu sanan Yahudilerin küstahlığı devam ediyordu, yaptıklarına pişmanlık duyduklarına dair en ufak bir emare yoktu. pişman olmak bir tarafa kaleden ok yağdırmaya başladılar. Bir aya yakın süren muhasaradan sonra Yahudiler teslim olmaya razı oldular ve bir hakem tayin edilmesini istediler. Peygamber efendimiz, "siz seçin" buyurdu. Yahudiler Sad bin Muaz dedi. Sa'd bin Mu'az da Yahudi şeriatının gereği olarak, baliğ olmamış erkeklerin haricindeki erkeklerin öldürülmesine, kadın ve çocukların da esaretine karar verdi.

"Ama efenim, hani hoşgörü, dünya barışı vs..." kelebeklerine de, biraz empati yapıp günümüzün hoşgörü timsali, pek gelişmiş ülkelerine gidip, önce kanunlara karşı gelmelerini, birazcık daha abartıp ülkeyi sabote etmelerini, hatta tam empati olsun diye, o ülkenin vatana ihanet diye saydığı şeylerden birini yapmalarını tavsiye ediyoruz! Nasıl olsa "vatana ihanet"i ölümle cezalandırmak sadece İslam dininde olduğu için en fazla birkaç yıl yatıp çıkarlar.
Muhammedi savunayım derken düştüğün durumun farkın mısın?
Muhammed bu adamları karılarının ve çocuklarının önünde öldürecek. Ardından da karılarına tecevüz edecek ve ettirecek sen de bunu savunacaksın. Diyecek sözüm yok. Ayrıca bunu vatan hainliği ile nasıl bağladın merak ediyorum. Hainliği yapan bizzat Muhammedin kendisidir. İnsanlara türlü türlü zulümler yapan Muhammedin kendisidir. İşte İslam seni bu durumu savunacak hale getiren dinin adıdır.
 

Furkan

☆☆
Üye
Mesajlar
152
Beğeniler
106
Düşünce
Sünni
#4
Muhammedi savunayım derken düştüğün durumun farkın mısın?
Muhammed bu adamları karılarının ve çocuklarının önünde öldürecek. Ardından da karılarına tecevüz edecek ve ettirecek sen de bunu savunacaksın. Diyecek sözüm yok. Ayrıca bunu vatan hainliği ile nasıl bağladın merak ediyorum. Hainliği yapan bizzat Muhammedin kendisidir. İnsanlara türlü türlü zulümler yapan Muhammedin kendisidir. İşte İslam seni bu durumu savunacak hale getiren dinin adıdır.
mete, kusura bakmada nerenle okuyorsun medine müslümanlarıya birlikte yaşayan kabile müslümanların karşısına geçip onlarla savaşıyo neresinde vatan hainliği var diyorsun ya kadın ve çocukların esareti tecavüz mü demek kutlarım seni. bu arada kadınlara hiçbir zaman tecavüz etmiyor!

aynı şekilde kabile savaşta ölseydi sesin çıkacakmıydı. hayır.
sonuç yine aynı olacaktı.
affetseydi yine karşı tarafa geçse olası savaşta kabile bu sefer ne olacaktı?
"her şeyi affet ihaneti affetme"
 

Mete Turan

☆☆☆☆☆
Yönetici
Mesajlar
1,523
Beğeniler
887
Düşünce
Agnostik
#5
mete, kusura bakmada nerenle okuyorsun medine müslümanlarıya birlikte yaşayan kabile müslümanların karşısına geçip onlarla savaşıyo neresinde vatan hainliği var diyorsun ya kadın ve çocukların esareti tecavüz mü demek kutlarım seni. bu arada kadınlara hiçbir zaman tecavüz etmiyor!

aynı şekilde kabile savaşta ölseydi sesin çıkacakmıydı. hayır.
sonuç yine aynı olacaktı.
affetseydi yine karşı tarafa geçse olası savaşta kabile bu sefer ne olacaktı?
"her şeyi affet ihaneti affetme"
Asıl sen nerenle okuyorsun. En yukarıda yazan konuyu okumamışsın. Muhammed bu adamların kellesini kestirip, kadınlarına da tecavüz etti ve ettirdi. Tecavüz bu.

Ayrıca Muhammed peygamber olduğunu iddia etmektedir. Yani mükemmel ahlaka sahip olduğunu iddia etmektedir. Mükemmel ahlaka sahip olmak yüzlerce adamın boyunlarını kesip karılarına tecavüz etmek midir? Bu noktada Muhammedi senin de eleştirmen gerekmez mi?

Zulüm meselesine gelince, sadece bu hadise ile sınırlı olarak düşünme. Muhammed dini fantezileri uğruna çok fazla insana zulüm yapmıştır. Muhammed'in Safiyye'yi Elde Etmesi konusunu bi oku istersen. Muhammed, Safiyenin yakınlarını öldürüp sonra da ona tecavüz etmiştir. Bu adamın peygamberlik iddiasını sorgulamanı tavsiye ederim.
 

Furkan

☆☆
Üye
Mesajlar
152
Beğeniler
106
Düşünce
Sünni
#6
Asıl sen nerenle okuyorsun. En yukarıda yazan konuyu okumamışsın. Muhammed bu adamların kellesini kestirip, kadınlarına da tecavüz etti ve ettirdi. Tecavüz bu.

Ayrıca Muhammed peygamber olduğunu iddia etmektedir. Yani mükemmel ahlaka sahip olduğunu iddia etmektedir. Mükemmel ahlaka sahip olmak yüzlerce adamın boyunlarını kesip karılarına tecavüz etmek midir? Bu noktada Muhammedi senin de eleştirmen gerekmez mi?

Zulüm meselesine gelince, sadece bu hadise ile sınırlı olarak düşünme. Muhammed dini fantezileri uğruna çok fazla insana zulüm yapmıştır. Muhammed'in Safiyye'yi Elde Etmesi konusunu bi oku istersen. Muhammed, Safiyenin yakınlarını öldürüp sonra da ona tecavüz etmiştir. Bu adamın peygamberlik iddiasını sorgulamanı tavsiye ederim.
Karılarına tecavüz etmek diye bir şey yok! Eğer isterse onu cariyesi olarak almak ve müslüman etmek var çarpıtıyorsunuz.
 

Mete Turan

☆☆☆☆☆
Yönetici
Mesajlar
1,523
Beğeniler
887
Düşünce
Agnostik
#7
Karılarına tecavüz etmek diye bir şey yok! Eğer isterse onu cariyesi olarak almak ve müslüman etmek var çarpıtıyorsunuz.
Çarpıtan sensin. Konunun alt taraflarını okursan görürsün. Ayrıca Muhammed sadece bunla kalmıyor ki. Safiye olayı var mesela.