• AntiDogmatik
    Sorgulamaktan korkmayanlar için özgür düşünce platformu.
  • Din toplumun afyonudur.
    Karl Marx
  • Din; sıradan insanlar için gerçek, aydınlar için yalan, iktidarlar içinse kullanışlıdır.
    Lucius Annaeus Seneca
  • Din, sıradan insanları pasif ve sessiz tutmak için bulunmaz bir kaynaktır.
    Napoléon Bonaparte
  • Sorgulamayan insan cahildir, sorgulatmayansa zalim!
    Mustafa Kemal Atatürk
  • Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir.
    Carl Sagan
  • Aptal bir şeyi 50 milyon kişi de söylese, o hala aptal bir şeydir.
    Anatole France
  • Aydınlanma; kişinin kendi aklını kullanmaya cüret etmesidir.
    Immanuel Kant
  • Dünyada iki çeşit insan var: Aklı olan ve dini olmayanlar, dini olan ve aklı olmayanlar.
    Ebu Ala el Maarri
  • İnsanı yaratmak mı tanrının büyük hatası, tanrıyı yaratmak mı insanın büyük hatası?
    Friedrich Nietzsche
  • İmana sarılmak, aklı terk etmektir.
    George Smith
  • İnsanlar gerçek olmasını diledikleri şeylere inanırlar.
    Julius Caesar
  • En tehlikeli insan tipi az anlayan, çok inanandır.
    Anton Chekhov

Bir Müslümandan İslamı Bitirmek İsteyen Ama Ahlaki Sınırı Olmayanlara Tüyolar!

bilgelikyolunda

☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
5,124
Tepki puanı
348
Düşünce
Sünni
İslamı eleştirip insanların gözünden düşürmek için;
1-Ayet ve hadislere İslamı eleştirebilmek için verebileceğiniz kadar tepki toplamasını sağlayacak anlamlar verin. Verdiğiniz anlamların diğer ayet ve hadislerle çelişmesini önemsemeyin. Ya da mevcut sahih kaynaklardaki yazanlara ekleme çıkarma yapın, veyahut cımbızla çekip bağlamından kopararak anlamları çarpıtın. Bunların yanlış olduğu, metin kritiği bilimine göre ayet ve hadisler anlamlandırılırken diğer ayet ve hadislere, nüzul sebebine, ilk muhatap olan Peygamber ve Sahabenin nasıl anladığına bakmak, kısacası işkembeden atmayıp bilimsel kriterlere göre anlamlandırma yapmak gerektiğini söyleyen veyahut bu ifadelerin sahih kaynaklardan alınmışsa cımbızlandığını, önünde sonunda yazanlarla birlikte gösteren çıkarsa kıvırmakla suçlanırsınız, olur biter.
2-İslamın sahih kaynaklarında hakikaten eleştirilecek bir şey bulamayınca bu kez kendi dönemlerinde bile yalancılıkları ilan edilmiş tiplerin yazdıkları ayet yorumlarına ve uydurdukları hadislere sarılın. Bu tarz kitaplardan bol bol alıntı yapın. Kaynak ismi verince insanlar sizin ne kadar bilimsel yöntemlere uygun hareket eden, aydın bir kişilik olduğunuzu düşünecektir. Hatta uydurma hadislerin toplandığı kitaplardaki uydurma hadisleri bile yazıp, bu kitapları bile kaynak olarak gösterebilirsiniz. Kaynak olarak gösterilen metinlerin yazarlarının daha kendi dönemlerinde yalancı ilan edildiklerini, hadis uydurduklarının ilan edildiğini, bu ifadelerin de uydurma olduğunu gösteren çıkarsa yine onu kıvırmakla suçlayın. Yeterince hakaret eder, alaya alıp suyu bulandırırsanız insanlar kendi zamanında bunların yalancı ve hadis uyduran olarak ilan edildiğini, karşınızdakinin ilan etmediğini, dolayısıyla da kıvırmış olmadıklarını düşünemez.
3-Uydurma kaynakların da uydurma olduğu ortaya çıkınca son safhaya geçin. Aslında bu safha anlayanlar için acziyetinizi ilan etmiş olduğunuz anlamına gelir ama merak etmeyin çoğunluk bunu anlayamaz. Son safhada hiçbir kaynakta geçmeyen yeni yalanlar üretin. Pirimiz Hitlerin Propaganda Bakanı Joseph Goebbels'in dediği gibi "Yeterince büyük bir yalan söylerseniz ve bu yalanı sürekli tekrar ederseniz, insanlar sonunda buna inanmaya başlayacaktır."
4-Unutmayın hedef toplumda zaten çok az sayıda olan fikir namusuna sahip ve kaynak sorgulayan bilinçli kesim değil. Bir şekilde işinize taş koyanlara denk gelirseniz önce kıvırdığını iddia edin. Sonra bol bol hakaret edip yıldırmaya çalışın. Alaya alıp insanlar nazarında kıymetten düşürmeye çalışın. Hele tuzağınıza düşüp onlar da hakaret etmeye başlarsa işiniz çok kolaylaşır. Müslümanların ne kadar kaba, yobaz, bilimsel tartışma kültüründen uzak, dogmatik düşünen, örümcek kafalı vs artık ağzınıza geleni saydırın. Ve bingo! Oluşturduğunuz tantana içinde İslamı reddetmeyi dogma haline getirmiş bol miktardaki tipler, sizi asla sorgulamadığı gibi her yazdığınıza destek olup delicesine alkışlar; çünkü onlar size inanmak için dünden razıdır. Buna ek olarak kaynak sorgulama ve gerçek kaynaklardan yazdıklarınızı teyit etme kültürü olmayan Müslümanların çoğunun da kafası karışacaktır. Artık zaferinizin tadını çıkarabilirsiniz...
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
5,124
Tepki puanı
348
Düşünce
Sünni
Madde 1 örneği:
Bilindiği gibi İslam'da akraba evliliği serbest olmanın ötesinde teşvik ediliyor. Çünkü Kuran'da açıkça peygambere bütün kuzenlerinin helal olduğu yazıyor ve hatta Muhammedin kuzenini kocasından boşatıp aldığı yazıyor. Bu duruma göre kuzenini nikahlamak "sünnet" kapsamına giriyor!
İslamda genel olarak, akraba evliliği caiz; ancak evlenilecek kadının yabancı olmasının tercih sebebidir.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
5,124
Tepki puanı
348
Düşünce
Sünni
Madde 1 örneği:
Kuran ile ipler daha ilk bölümde, "hüre hür köleye köle dişiye dişi" yazdığını görünce koptu. Sakal makal bu çok ciddi hukuk sorunu yanında sıfırdan başka bir şey değildi!
Hüre hür meselesi, daha önce de yazdım ayetleri bağlamından kopararak doğru anlamanız mümkün değil. Diğer ayetleri, iniş sebebine ve ilk muhatap olan Peygamber ve Sahabenin bu ayetlerden ne anladığına bakmak şart. Bu ayetle ilgili kısaca şu bilgiyi paylaşayım:
Cahilye devrindeki insanlardan bazıları, kendi adamlarını daha şerefli gördükleri için; karşı tarafa: “Biz şerefliyiz; bizim öldürülen kadınımıza karşılık sizin erkeğiniz; bizim kölemize karşılık sizin hür bir adamınız kısas olacaktır.” diyorlardı. Bakara suresinin bu 178. ayeti, bu yanlış hükmü ortadan kaldırmak için inmiştir. Ayette özetle deniliyor ki; “Bir kadını kadın öldürdüyse, onun kısası söz konusu kadın; bir erkeği bir erkek öldürdüyse onun kısası söz konusu erkek, bir köleyi bir köle öldürdüyse onun kısası da söz konusu köle olur. Yani: katil kim ise, o kısas olur. Nüzul sebebi olan olayda hür, kadın, köle söz konusu olduğu için o kayıtlara yer verilmiştir. Daha sonra kısas konusunda genel hükmü ifade eden “Cana can...”(Maide, 5/45) ayeti inmiştir.
Hemen önceki ayette "Kim Allah'ın indirdiği ahkâm ile hükmetmezse işte onlar tam kâfirdirler." diyerek Tevrattaki bu hükmün halen geçerli olduğu net ifade edilmiştir.
"Her kim haksız olarak öldürülürse onun velisine yetki verdik. O da öldürmede haddi aşmasın. Çünkü ona yeterince yardım olunmuştur" (el-İsrâ, 17/33).
Burada da katil kimse onun öldürüleceği bildirilmiş ve meselenin kan davasına dönüşmesi yasaklanmıştır.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
5,124
Tepki puanı
348
Düşünce
Sünni
Madde 1 örneği:
Ben yani şahsen hala kızların dayı kızların amca kızların teyze kızların diye tek tek bütün kuzenleri saya saya helal olduklarını açıklayan bir dinde bir dakika duramam! Bu Arapçada kuzen kelimesinin karşılığı yok mudur yahu? Olacak şey değil! Bunu yani gidip bir yabancıya nasıl anlatırsınız yahu? Benim muslim olsam yüzüm kızarır, anlatamam bunu! Bunu anlatmaya çalışacağıma bu dinde bir dakika bile durmam çıkarım, bu utançtan kurtulurum. Göğsümü gere gere de ateistim derim. El içine çıkılacak yahu!
1-Arapçada kuzen kelimesinin karşılığı yoktur.
2-İslamda genel olarak, akraba evliliğinin caiz olduğu; ancak evlenilecek kadının yabancı olmasının tercih sebebi olduğunu daha önce de yazdık.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
5,124
Tepki puanı
348
Düşünce
Sünni
Madde 1 örneği:
Yahu adam, Kuran'da "müşrikleri gördüğünüz yerde yanaklarından öpün nasılsın kardeşim benim deyin" yazıyordu da bu teröristler yanlış anlayıp "müşrikleri gördüğünüz yerde öldürün" yazıyor mu sandılar be! Hayır böyle olmuş evet diyorsanız açıkça iddia edin de bilelim! Nedir bu islama maledemeyiz söylemleri yahu?
Müşriklerin görüldüğü yerde öldürülmesi bir savaş hükmüdür ve savaş haricinde geçerli değildir. 1400 küsur yıllık İslam tarihinde her dönemde ülke içinde Müslüman olmayanların da yaşamış olması, İslamı bu ayet üzerinden karalamak isteyenlerin iftiralarını utanmaz suratlarına çarpmaktadır.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
5,124
Tepki puanı
348
Düşünce
Sünni
Madde 4 örneği:
Şimdi utanmasalar akraba evliliğini islama maledemeyiz de diyecekler ama, kapı gibi ayet var. Kapı değil hatta bâbı âli mübarek! Hala teyze dayı amca saya saya sağlamca yazılmış hem de! Buna da kıvırtana artık dansöz kıyafeti bedava! Promosyon artık yani! Zilleri de hediye! Takıp şıkır şıkır kıvırtsın artık!
Verilen veya verilecek cevaplar, başta kıvırma olmak üzere çeşitli alay ve hakaretlerle bastırılmaya çalışılıyor
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
5,124
Tepki puanı
348
Düşünce
Sünni
Madde 1 örneği:
Evet, hadisler gerçekten çok sıkıntı şimdi. Yok Muhammed adama sol elinle yeme sağ elinle ye dedi de adam yiyemiyorum dedi de Muhammed yiyemez ol dedi adamın eli felç oldu filan sıkıntı şimdi. Böyle öğretmen/peygamber olmayacağı besbelli. Adam bir sorar, sen solak mısın arkadaşım der yahu! Senin allahın adamı solak yarattıysa adam ne yapsın? Allahın solakları niye yaratıyor o zaman? Lanetli mi solaklar be! Şeytanın çocuğu mu? Yani olacak iş değil!
Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm görüyordu bir adam sol eliyle yemek yer. Ferman etmiş:

"Sağ elinle ye." demiş. O adam demiş:

"Sağ elimle yapamıyorum." Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm demiş:

"Kaldıramayacaksın.” İşte ondan sonra o adam sağ elini hiç kaldıramamış. (Müslim, Eşribe: 107, no. 2021; İbni Hibban, Sahih, 8:152; Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:328-329; Ali el-Kari, Şerhu’ş-Şifâ, 1:666.)

Burada yalana ani olarak verilen bir ceza söz konusudur.
Çünkü, Peygamberimiz (asm) o kişiye “Sağ elinle ye.” diye emreder. O zat ise, elini kaldırabildiği halde “Sağ elimi kaldıramıyorum, sağ elimle yapamıyorum.” diye karşılık verir. Peygamberimize (asm ) karşı yapılan bu hürmetsiz ve yalancı tavır karşısında “Kaldıramayacaksın!..” demekle, çok hikmetli ve şefkatli neticeler mevcuttur. Bunlar:

1.
Yalanın iyi bir şey olmadığı ve insanı cezaya müstehak bırakacağı haberi var.

2. Ahirette bu şahsa verilecek olan cezanın dünyada verilmesiyle, hakkında bir beddua değil, aksine onun için bir duadır.

3.Peygamber, olacak olan bir durumu, yani gelecekten haber veriyor.

Yani adamın solak olduğu falan uydurma.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
5,124
Tepki puanı
348
Düşünce
Sünni
Madde 4 örneği:
Elmalılı tabii din adamı, tarafsız olması beklenemez ama en azından tam anlamını vermek istemediği yerleri orijinal Arapça sözcüğü yazıp geçmiş. Pek zülfü yâre dokunmak istememiş. Örneğin "bacak açılır ve secdeye davet edilirler" ifadesini açıkça yazmak istemeyip "bir sak keşfolunur" şeklinde komik bir ifade yazmış. Sak keşfolunur :D ne yahu? Tabii allah bacağını açınca secde etmeleri emredilir anlamı çıksın istemediği için böyle yapmış. Allah da sanki otomobil durduruyor! :D Ne bacak açılması yahu? Bizim bildiğimiz bacak otomobil durdurmak için açılır! Secde için değil!

Bu şimdi deyim tabii, bacak açıldı demek Arapçada gerçek ortaya çıktı demek ama böyle sıradan adi bir deyimin Kuranda kullanılması çok abes! Yoksa allah bacağını açacak gerçekten demek herhalde istenmemiştir. Bazı hadislerde allah bacağını açacak kıyamette denilmişse de cahil uydurması kabul ediyorum. Ama bu deyim çok banal ve adi, kutsal olduğu iddia edilecek bir kitapta olmamalıydı!
İnsanlara hitap eden bir kitabın insanların kullandığı deyimlerle onlara hitap etmesi gerekir. Sizin mantığınızla insanların kullandığı kelimeleri ve dilleri de kullanmamalı. O zaman insanlara anlayacakları şekilde hitap etmezse nasıl hidayet kaynağı olur?
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
5,124
Tepki puanı
348
Düşünce
Sünni
Madde 4 örneği:
Yani İslamda kuzen evliliği haram ilan edilmese bile mekruh ilan edilmiş olmalıydı. Bunu başarabilmiş olsa puan kapardı. Bir bunu bile becerememiş bu kadar beceriksiz bir allaha tapılmaz. Bunun akıl ile bağdaşır yanı yok. Zaten ne köleliği kaldırmış ne cinsiyet ayrımını. Bundan bari bir puan çıkarırdı, o da olmayınca...

Olmayınca mabut, ne yapsın kel mahmut! Dinden çıkıp gitmekten başka yol yok. Hem de arkana hiç bakmadan savuşup gideceksin bu utançtan. Yani benim bazen yabancı misafirlerim oluyor, konuşuyoruz çat pat yarım yamalak. Genellikle de Alman. Almanca hiç bilmem ama onlar İngilizce biliyorlar. Ben şimdi bunlara asla ve kesinlikle muslimim diyemem, böyle bir şeyi hayal bile edemem. Tabii ki ateistim islamla hiç alakam bile yok diyorum. Başka türlüsünü aklımdan bile geçiremem, utancımdan yerin dibine geçerim.

Yani şimdi Celal Şengör keyif için ateist olmadı! Adam sürekli yabancılarla görüşüyor, nasıl desin müslimim diye yahu? İnsan yüzüne bakamaz, akraba evliliğini teşvik etmiş bir din!!! İnsan utançtan kıpkırmızı pancara döner!

Sen ben bizim oğlan, kol kırılır yen içinde! Tam klan, kabile kültürü! Tastamam yani! Sen ben bizim oğlan olunca ver coşkuyu! Ele gelince yok Kuranda bilim varmış yok bot varmış püsür varmış! He he tabi tabi kuantum da Kurandan çıktı zaten, he he!
Yapılacak şey basit. Kaynak sorduğunuzda İftiracının El Kitabı Madde 1'i uyguladıkları ortaya çıkar.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
5,124
Tepki puanı
348
Düşünce
Sünni
Madde 3 örneği:
İslam dünyasının Gazali sayesinde bu değişimden hiç haberi olmadı
İslam dünyasındaki bilimsel çalışmalara da Gazalinin engel olduğu iddiası klasik bir iftiradır.
Tabii ki Gazali bilimsel çalışmalara engel olmadığı gibi, Gazaliden sonra da İslam alimlerinin bilimsel çalışmaları devam etti:
Gazali 1111de vefat etmiştir.
1-Nasiruddin Tusi (1201-1274) Astronomi alimi
2-BİTRÛCÎ (XII. yüzyılda yaşayan Endülüslü astronomi âlimi)
3-Uluğ Bey (1394-1449) Matematikçi ve astronomi âlimi
4-Kadızade-i Rumi (1364-1436) Matematikçi ve astronom.
5-Cemşîd el-Kâşî (1380-1429) matematikçi ve astronom.
6-Ali Kuşçu (1403-1474) Türk astronom ve matematikçisi.
7-Mîrim Çelebi (1450-1525) Osmanlı matematik ve astronomi âlimi.
8-Molla Lutfî (ö.1495) Dil bilimci
10-HİSÂLÎ ABDURRAHMAN ÇELEBİ (ö.1676) Fıkıh alimi ve dil bilimci
11-Kemaleddin el-Farisi (1267-1318) İranlı fizik ve matematik âlimi.
12-İBNÜ’l-HAVVÂM (ö. 1324) Matematik âlimi.
Listeyi uzatabilirim ama Gazalinin İslam dünyasında bilimsel çalışmaları engellediği iddiasının işkembeden atılan bir iftira olduğunu görmek için bu kadarının yeterli olacağını düşünüyorum. :)
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
5,124
Tepki puanı
348
Düşünce
Sünni
Madde 1 örneği:
Aynen öyle. Kuran’ın kendisi zaten buna kanıttır. Şu iki ayet herşeyi açıklıyor.
Bu ayetlerde aslında İsa’ya indirilen kitaba iman etmeyen yahudiler anlatılıyor. Ve Kuran’a göre Musa’nın kitabı ve onu doğrulayan İsa’nın kitabından daha doğru bir kitap yokmuş. Allah islama göre sadece 2 kitap göndermedi ki? Değil mi.

Kasas 48. Fakat şimdi onlara katımızdan gerçek geldiği zaman: "Musa'ya verilen gibisi verilseydi ya!" dediler. Oysa bundan önce Musa'ya verileni de inkar etmediler mi? Onlar: "Birbirini destekleyen iki büyü" dediler ve: "Biz, hiçbirine inanmayız!" dediler.

49. O halde eğer doğru söylüyorsanız, Allah katından bu ikisinden daha doğru bir kitap getirin ben de ona uyayım!
İşkembeden atmak yerine metin kritiği bilimine göre bakılınca, Hz İsa’ya değil Hz Muhammed’e iman etmeyen Yahudilere hitap edildiğini görürüz. Tevrat toplu olarak tek seferde indirilen bir kitaptır. Oysaki Kuran 23 senede peyderpey indirilmiştir. Yahudiler de “Tevrat gibi toplu indirilen bir kitap olmalı değil miydi?” deyince bu ayetler nazil olmuştur.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
5,124
Tepki puanı
348
Düşünce
Sünni
Madde 1 örneği:
Bu tanıma yine Kuran’ın kendisinden başka kanıt..Kuran Allah’tandır çünkü Allah’ın indirdiği İsa’nın kitabını açıklamaktadır:D
Yahu herşey net..

Yunus 37: Bu Kuran, Allah'tandır, başkası tarafından uydurulmuş değildir. Ancak kendinden öncekini ( Tevrat) doğrular ve O Kitap'ı ( İsa’ya indirilen kitap) açıklar. Alemlerin Rabbinden geldiğinden şüphe yoktur.
Kuran kendinden önceki kitapları doğrulayan ve onları açıklayan bir kitaptır. Zaten Hz Adem'den Hz İbrahime, Hz Musadan Hz İsaya, oradan da Hz Muhammed'e kadar her peygamber aynı mesajlarla gelmiştir. Sadece insanlığın içinde bulunduğu seviyeye göre bazı hükümlerde küçük değişiklikler olmuştur. Onun haricinde hepsi kendinden öncekileri doğrulayan ve açıklayan peygamberlerdir.

Eğer kitaplar tahrif edilmişse içindeki doğruları ve yanlışları açıklamak için yeni peygamber ve kitap gönderilmesi çok mantıklı. İncil ve Tevrat'ın tahrif olmuş olması içinde hiç doğru şey kalmamasını gerektirmez. Bunu da gözardı etmemek gerekir.

"Onlardan bir grup, okuduklarını kitaptan sanasınız diye kitabı okurken dillerini eğip bükerler. Halbuki okudukları kitaptan değildir. Söyledikleri Allah katından olmadığı halde 'Bu Allah katındandır.' derler. Onlar bile bile Allah'a iftirâ ediyorlar." (Âl-i imran, 3/78)

"Söyledikleri Allah katından olmadığı halde 'Bu Allah katındandır.' derler. Onlar bile bile Allah'a iftirâ ediyorlar."

Bu ifadeler apaçık tahrif edildiğini gösteriyor. Biri Allah katından olmayan ifadeleri Allah katındanmış gibi söylese, Allah'a iftira atmış ve Allah'ın gönderdiği kitaba eklemeler yapmış olur. Çünkü Allah katından olan sözler ancak Allah'ın gönderdiği kitaptaki ayetler olabilir. Ayet olmayan sözlere ayet demek de kitabı tahriftir. Kuran İncilin Araplar için tercümesi olsa Kuranda İncil ve Tevratın tahrif edildiği söylenmezdi. Her şey apaçık ortada.

Ali İmran 67
"İşte bu konudaki gerçek şudur: İbrâhim Yahudi de değildi, Hristiyan da değildi, Lâkin o batıl dinlerden uzaklaşmış, tertemiz halis hanif bir Müslüman idi, Ve asla müşriklerden olmamıştı."

Kuran böyle derken hangi akıl, Kuranın Arapları Hristiyanlığa davet eden bir misyoner kitabı olduğuna inanır?

Dediğim gibi metin kritiğini bilimsel metotlarla yapılmazsa böyle yanlış sonuçlara ulaşılır. Bir metinden kelime ve cümleler cımbızlanarak yorumlanmaz. Böyle yapmak bilimsel metodolojiye aykırı. Metindeki diğer kısımlarla, yine bu metinle bağlantılı varsa başka metinlerle, o metindeki ilgili kısmın hangi olayla ilgili öyle yazıldığıyla ilgili çalışmalardan sonra ancak bilimsel metodolojiye uygun anlamlandırma çalışması yapmış olunur. Kuran özelinde düşünürsek, anlamlandırmayı metin kritiği bilimsel metodolojisine uygun yapmak için diğer ayet ve hadislere, nüzul sebebine ve ilk muhatap olan Peygamber ve Sahabenin nasıl anladığına bakmak gerekir. Ötesi sadece bilimsel olarak çöp olan tezler üretmemize sebep olur.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
5,124
Tepki puanı
348
Düşünce
Sünni
Madde 3 ve 4 örneği:
Evet, bu tür ifadeler başka yerlerde de tekrarlanıyor ve sadece Tevrat'ı onayladığından bahsediyor. Tevrat'ı ve İncil'i onaylayan ya da Tevrat'ı onaylayan ama İncil'i onaylamayan filan demiyor. Ortada üç değil iki kitap var izlenimi hiç de yersiz değil.

Ya da biliyorsunuz Tora, Tanah, Mişna, Talmud bir takım Tevrat'tan başka isimler var. Kitap ve Furkan derken bir ana kitap bir açıklaması filan mı demeye çalışıyor, işte bir de İncil ve açıklaması Kuran filan mı oluyor ne bileyim işte, karmakarışık ifadeler. Ben ciddiye almıyor ve anlam çıkarmaya çalışmıyorum bu teraneden. Ne demeye çalıştığı anlaşılmayan bir sayıklama olarak bakıyorum.
نَزَّلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ مُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ وَاَنْزَلَ التَّوْرٰيةَ وَالْاِنْج۪يلَۙ

"Sana kitabı, gerçeğin ta kendisi ve daha önce indirilen kitapları tasdik edici olarak indiren O'dur. Bundan önce de, insanlara doğru yolu göstermek için Tevrat ve İncîl'i indirmişti." (Ali İmran Suresi 3. Ayet)
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
5,124
Tepki puanı
348
Düşünce
Sünni
Madde 4 örneği:
Temel gazinoya gitmiş, herkese benden içki , garson sende iç demiş. Herkes içkisini içmiş, garsonda içmiş. gazinoyu kapatmaya yakın garson Temelden içkilerin parasını istemiş, Ancak temelin parası yokmuş, garson Temeli bir güzel dövmüş. Neyse yarın olmuş Temel yine aynı gazinoya yine gelmiş ve şöyle demiş: Herkese benden içki ama garson sana yok sen içince sapıtıyon :D:D:D @bilgelikyolunda sen konuşma kardeşim, sen konuşunca sapıtıyon :D:D:D
Cevap veremeyince İftiracının El Kitabı Madde 4ü uyguluyor :)
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
5,124
Tepki puanı
348
Düşünce
Sünni
Madde 1 örneği:
Lütfen bu hadisi 18 yaşından küçükler okumasın.Çünkü hadisin içindeki geçen vahşet olayların hepsi gerçektir ve bir PEYGAMBER (!) tarafından yapılmıştır.
Ureyne ve Ukeyle kabilelerinden bir grup Medine’ye gelerek Müslüman oldular. Medine’nin havası onlara dokununca Peygamber onlara deve idrarını içmelerini öğütledi. Adamlar develeri dağıttılar ve çobanı da öldürdüler. Peygamber onları yakalattı, ellerini ve ayaklarını kesti, gözlerini oydu, çölde susuz ölüme terk etti. Biz onlara su vermek isteyince, Peygamber bizi engelledi.(Buhari Tıp5/1, Hanbel, 3/107,163). BU MUHAMMET ŞUANDA BU YAPTIKLARIYLA BİR ELİME GEÇSE...............
1-Öncelikle “deve idrarı içmelerini öğütledi” ifadesi, bilerek veya bilmeyerek bir çarpıtmadır. Çünkü, (yalnız sütün tavsiye edildiğini söyleyenler hariç) bütün rivayetlerde “süt ve idrar”den birlikte söz edildiği halde sütten bahsedilmemesi, yalnız idrarın içimini ön plana çıkarmaya yönelik bir çaba olarak değerlendirilecektir. Bu, ya bilgi eksikliğinin ya da bir art niyetin ürünüdür.
2-Develerin süt ve idrarlarında değişik hastalıklara şifa özelliğine sahip unsurlar bulunduğuna dair ilmî çalışmalar da söz konusudur. Doktorlar, bunların cilt hastalıklarına, bazı iç hastalıklara faydalı olduğunun tecrübeyle anlaşıldığını söylemektedir. (bk. Mecelletu’d-Dave, Nisan, 1425/2004; sayı:1938)

Hayvan idrarlarında sağlığa faydalı unsurların bulunduğunu kabul eden İbn Sina’ya göre, bunlar arasında idrarı en faydalı olan, havası enfes olan Arap badiyelerinde otlayan develerdir. (bk. İbn Kayyım, Zadu’l-Mead, IV/47-48)

3-Belirtilen kaynakta “Biz onlara su vermek isteyince, Peygamber (asm) bizi engelledi.” ifadesi yoktur. Bu katillere su içiminin engellenmesini Hz. Peygambere (a.s.m) mal etmek için ortada hiçbir ifade ve delil yoktur. “Biz onlara su vermek isteyince, Peygamber bizi engelledi.” demek, açık bir iftira ve konuyu çarpıtmanın ayrı bir örneğidir.

4-Gözleri oyulmamış mil çekilmiştir, sebebi de çobanların gözlerine mil çektikleri için kısas olarak aynı cezaya çarptırılmalarıdır.

5-Verilen ceza, hafif olmamakla beraber, canilerin hakkettiği bir ceza olarak adaletin ta kendisidir. Çünkü onlar;

Süt ve idrarlarından istifade ettikleri ve şifa buldukları develeri gasp ettikleri /yol kesicilik yaptıkları, devlete isyan ettikleri, bozgunculuk çıkardıkları için el-ayak kesme cezasına çarptırılmışlardır. (bk. İbn Hacer, Fethu’l-Bârî, X/141-143; XII/230-243). Kısacası teröristlere, milletin malına ve canına keyiflerine göre saldıran çapulcu canilere gereken ceza adaletle uygulanmıştır.
 
Üst