• AntiDogmatik
    Sorgulamaktan korkmayanlar için özgür düşünce platformu.
  • Din toplumun afyonudur.
    Karl Marx
  • Din; sıradan insanlar için gerçek, aydınlar için yalan, iktidarlar içinse kullanışlıdır.
    Lucius Annaeus Seneca
  • Din, sıradan insanları pasif ve sessiz tutmak için bulunmaz bir kaynaktır.
    Napoléon Bonaparte
  • Sorgulamayan insan cahildir, sorgulatmayansa zalim!
    Mustafa Kemal Atatürk
  • Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir.
    Carl Sagan
  • Aptal bir şeyi 50 milyon kişi de söylese, o hala aptal bir şeydir.
    Anatole France
  • Aydınlanma; kişinin kendi aklını kullanmaya cüret etmesidir.
    Immanuel Kant
  • Dünyada iki çeşit insan var: Aklı olan ve dini olmayanlar, dini olan ve aklı olmayanlar.
    Ebu Ala el Maarri
  • İnsanı yaratmak mı tanrının büyük hatası, tanrıyı yaratmak mı insanın büyük hatası?
    Friedrich Nietzsche
  • İmana sarılmak, aklı terk etmektir.
    George Smith
  • İnsanlar gerçek olmasını diledikleri şeylere inanırlar.
    Julius Caesar
  • En tehlikeli insan tipi az anlayan, çok inanandır.
    Anton Chekhov

Birleşen kromozomlar.

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
855
Tepki puanı
155
Düşünce
Deist
Canlı organ değişimi esnasında dezavantajlı duruma düştüğü için, makroevrimi sonuç veremez. Eski organdan evrimleşmeye başlamış ama yeni organ da olamamış tek bir fosil yok. Milyonlarca yıl sürmüş, milyarlarca canlıda yaşanmış olması gereken bu olayın tek bir fosili olmaz mı?
Vücut içi organların fosilleşmesi ve günümüze kadar gelmesi zordur ancak belki dış yapısı veya mikrodüzeydeki bir canlının kendisi fosileşmiş ise bu sizin için de geçerli olur muydu?

Mesela @bilgelikyolunda adlı kullanıcı, neden kanatlar oluşmaya başlarken veya evrimleşirken görülen (bozulmaya veya değişmeye başlamış) bir fosil yoktur, bulunanlar o canlı için tam ve kullanışlı bir biçimde bulunmaktadır diye sorgulamakta; bütün bulunan fosiller de oluşmaya başlamış bir başlangıç yok, hepsi o tam, anlamlı ve işlevsel demektedir.

Mesela kendisi; biraz pençeleri körelmiş, kanat öncülü tüyü kolları olan ama kuşa tam dönüşmemiş fakat dinozor da olmayan canlılar iddiaya göre milyonlarca yıl yaşamış olmalılar.

Ama biz bir örneğini göremiyoruz diyor.

Ayrıca milyonlarca yıl içerisinde, dezavantajlı durum bütün organ değişimi yaşayan canlılar için geçerli olur ve bu canlıların da bir organı yarı körelmişken diğer organı tam oluşmamış halde milyonlarca yıl var olmaları da gerekmektedir demektedir.

Yine kendisi; oysa ki bu değişimin milyonlarca yıl sürdüğünü üstelik bir tür için değil, doğadaki her türün bu değişimi geçirdiğini düşünürsek, evrimleşmesi tamamlanmamış canlıların, tamamlanmış olanlardan kat kat fazla olması ve doğal olarak bunun da fosil dağılımına yansıması beklenirdi.

Bırakın eski organı biraz körelmiş yeni organı da tam oluşmamış canlıların fosillerinin kat kat fazla olmasını bir tane bile böyle fosil yok. Ama bakın, bize hep ya ata olduğunu iddia ettikleri ama organları tam ve işlevsel canlı fosilleri gösteriyorlar, diyor.

Kısacası, canlıların fosillerinin dağılımına baktığımızda hepsinin organlarının tam ve işlevsel olduğunu ve burası çok önemli, hepsinin farklı zamanlarda ama daha önce varlığının esamesi bile okunmazken birden puf diye fosillerinin başladığını gözlemliyoruz, demektedir.

Öbür yandan ise neden bütün canlılar ilkelden karmaşığa doğru bulunuyor, neden herhangi bir canlının yaşını, olması gereken zamandan daha eski veya ileri bulamıyoruz, canlıların zamanla bir gelişimi var diye de sorulmakta ve bir cevap verilmesi istenmektedir.

Kendisi ise, madem canlıların saydığım nedenlerden dolayı bir öncülü olamaz ve bugüne kadar bulunan bir şey de yok, o zaman canlılar o haliyle yaratılmış olmalıdır. O yeni özelliği Allah vermiş ama böyle bir doğal seçilim süreci olmamıştır; çünkü doğal seçilim olmaya başlarken, o organ tam olarak oluşmaya başlayana kadar canlılar dezavantajlı hale geldiklerinden, bütün bu canlıların baştan elenerek yok olması beklenmektedir ama buna rağmen yaşandığı söylenenler öyle değildir.

@bilgelikyolunda yine de siz, bir de söylediklerinizi mantıktaki ilkeleri kullanarak önermenizi formülüze eder misiniz?

Elbette simetrinin ve kendilerinden önce de olası ortak atalarının olduğu varsayılan biz doğadaki canlılar da önce ilk hangi kolun uzaması diye sormak bana biraz absürt gelse de, buyurun anlatın da, ne söylemek istediğinizi anlamaya devam edelim.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆
Üye
Mesajlar
4,143
Tepki puanı
334
Düşünce
Sünni
Vücut içi organların fosilleşmesi ve günümüze kadar gelmesi zordur ancak belki dış yapısı veya mikrodüzeydeki bir canlının kendisi fosileşmiş ise bu sizin için de geçerli olur muydu?

Mesela @bilgelikyolunda adlı kullanıcı, neden kanatlar oluşmaya başlarken veya evrimleşirken görülen (bozulmaya veya değişmeye başlamış) bir fosil yoktur, bulunanlar o canlı için tam ve kullanışlı bir biçimde bulunmaktadır diye sorgulamakta; bütün bulunan fosiller de oluşmaya başlamış bir başlangıç yok, hepsi o tam, anlamlı ve işlevsel demektedir.

Mesela kendisi; biraz pençeleri körelmiş, kanat öncülü tüyü kolları olan ama kuşa tam dönüşmemiş fakat dinozor da olmayan canlılar iddiaya göre milyonlarca yıl yaşamış olmalılar.

Ama biz bir örneğini göremiyoruz diyor.

Ayrıca milyonlarca yıl içerisinde, dezavantajlı durum bütün organ değişimi yaşayan canlılar için geçerli olur ve bu canlıların da bir organı yarı körelmişken diğer organı tam oluşmamış halde milyonlarca yıl var olmaları da gerekmektedir demektedir.

Yine kendisi; oysa ki bu değişimin milyonlarca yıl sürdüğünü üstelik bir tür için değil, doğadaki her türün bu değişimi geçirdiğini düşünürsek, evrimleşmesi tamamlanmamış canlıların, tamamlanmış olanlardan kat kat fazla olması ve doğal olarak bunun da fosil dağılımına yansıması beklenirdi.

Bırakın eski organı biraz körelmiş yeni organı da tam oluşmamış canlıların fosillerinin kat kat fazla olmasını bir tane bile böyle fosil yok. Ama bakın, bize hep ya ata olduğunu iddia ettikleri ama organları tam ve işlevsel canlı fosilleri gösteriyorlar, diyor.

Kısacası, canlıların fosillerinin dağılımına baktığımızda hepsinin organlarının tam ve işlevsel olduğunu ve burası çok önemli, hepsinin farklı zamanlarda ama daha önce varlığının esamesi bile okunmazken birden puf diye fosillerinin başladığını gözlemliyoruz, demektedir.

Öbür yandan ise neden bütün canlılar ilkelden karmaşığa doğru bulunuyor, neden herhangi bir canlının yaşını, olması gereken zamandan daha eski veya ileri bulamıyoruz, canlıların zamanla bir gelişimi var diye de sorulmakta ve bir cevap verilmesi istenmektedir.

Kendisi ise, madem canlıların saydığım nedenlerden dolayı bir öncülü olamaz ve bugüne kadar bulunan bir şey de yok, o zaman canlılar o haliyle yaratılmış olmalıdır. O yeni özelliği Allah vermiş ama böyle bir doğal seçilim süreci olmamıştır; çünkü doğal seçilim olmaya başlarken, o organ tam olarak oluşmaya başlayana kadar canlılar dezavantajlı hale geldiklerinden, bütün bu canlıların baştan elenerek yok olması beklenmektedir ama buna rağmen yaşandığı söylenenler öyle değildir.

@bilgelikyolunda yine de siz, bir de söylediklerinizi mantıktaki ilkeleri kullanarak önermenizi formülüze eder misiniz?

Elbette simetrinin ve kendilerinden önce de olası ortak atalarının olduğu varsayılan biz doğadaki canlılar da önce ilk hangi kolun uzaması diye sormak bana biraz absürt gelse de, buyurun anlatın da, ne söylemek istediğinizi anlamaya devam edelim.
Bence güzel toparlamışsınız. Gelecek olası cevaplara göre yanlış anlaşıldığını düşündüğüm yerlere müdahale ederim. Fikirlerime olası itirazların gerekçelerini merakla bekliyorum
 

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
855
Tepki puanı
155
Düşünce
Deist
Vücut içi organların fosilleşmesi ve günümüze kadar gelmesi zordur ancak belki dış yapısı veya mikrodüzeydeki bir canlının kendisi fosileşmiş ise bu sizin için de geçerli olur muydu?

Mesela @bilgelikyolunda adlı kullanıcı, neden kanatlar oluşmaya başlarken veya evrimleşirken görülen (bozulmaya veya değişmeye başlamış) bir fosil yoktur, bulunanlar o canlı için tam ve kullanışlı bir biçimde bulunmaktadır diye sorgulamakta; bütün bulunan fosiller de oluşmaya başlamış bir başlangıç yok, hepsi o tam, anlamlı ve işlevsel demektedir.

Mesela kendisi; biraz pençeleri körelmiş, kanat öncülü tüyü kolları olan ama kuşa tam dönüşmemiş fakat dinozor da olmayan canlılar iddiaya göre milyonlarca yıl yaşamış olmalılar.

Ama biz bir örneğini göremiyoruz diyor.

Ayrıca milyonlarca yıl içerisinde, dezavantajlı durum bütün organ değişimi yaşayan canlılar için geçerli olur ve bu canlıların da bir organı yarı körelmişken diğer organı tam oluşmamış halde milyonlarca yıl var olmaları da gerekmektedir demektedir.

Yine kendisi; oysa ki bu değişimin milyonlarca yıl sürdüğünü üstelik bir tür için değil, doğadaki her türün bu değişimi geçirdiğini düşünürsek, evrimleşmesi tamamlanmamış canlıların, tamamlanmış olanlardan kat kat fazla olması ve doğal olarak bunun da fosil dağılımına yansıması beklenirdi.

Bırakın eski organı biraz körelmiş yeni organı da tam oluşmamış canlıların fosillerinin kat kat fazla olmasını bir tane bile böyle fosil yok. Ama bakın, bize hep ya ata olduğunu iddia ettikleri ama organları tam ve işlevsel canlı fosilleri gösteriyorlar, diyor.

Kısacası, canlıların fosillerinin dağılımına baktığımızda hepsinin organlarının tam ve işlevsel olduğunu ve burası çok önemli, hepsinin farklı zamanlarda ama daha önce varlığının esamesi bile okunmazken birden puf diye fosillerinin başladığını gözlemliyoruz, demektedir.

Öbür yandan ise neden bütün canlılar ilkelden karmaşığa doğru bulunuyor, neden herhangi bir canlının yaşını, olması gereken zamandan daha eski veya ileri bulamıyoruz, canlıların zamanla bir gelişimi var diye de sorulmakta ve bir cevap verilmesi istenmektedir.

Kendisi ise, madem canlıların saydığım nedenlerden dolayı bir öncülü olamaz ve bugüne kadar bulunan bir şey de yok, o zaman canlılar o haliyle yaratılmış olmalıdır. O yeni özelliği Allah vermiş ama böyle bir doğal seçilim süreci olmamıştır; çünkü doğal seçilim olmaya başlarken, o organ tam olarak oluşmaya başlayana kadar canlılar dezavantajlı hale geldiklerinden, bütün bu canlıların baştan elenerek yok olması beklenmektedir ama buna rağmen yaşandığı söylenenler öyle değildir.

@bilgelikyolunda yine de siz, bir de söylediklerinizi mantıktaki ilkeleri kullanarak önermenizi formülüze eder misiniz?

Elbette simetrinin ve kendilerinden önce de olası ortak atalarının olduğu varsayılan biz doğadaki canlılar da önce ilk hangi kolun uzaması diye sormak bana biraz absürt gelse de, buyurun anlatın da, ne söylemek istediğinizi anlamaya devam edelim.
Burada birkaç noktaya değinmek istiyorum;

Sanki canlıların öldükten sonra fosilleşmiş olmaları gereken bir görevleri varmışta; hemen o fosilden önce biraz pençeleri körelmiş, kanat öncülü tüyü kolları olan ama kuşa tam dönüşmemiş fakat dinozor da olmayan herhangi bir canlı bulsak, peki ya onun öncülü nerede, bakın puf diye yaratılmış, birbirlerine ile ilgili oldukları görünse de sonrakinin öylece yaratılmadığını nereden bileceğiz diye bir soru sormanızı bekliyorum.

Ancak zamanla yaklaştıkça daha fazla fosil bulabiliriz; mesela insanın evrimine bakalım, insanın evriminin yakın tarihine dair sunulan veriler sizce yetersiz veya yanlış mıdır? Yaşadıkları zamanlar, bulundukları dağılımları, modern insanlarla olası iletişimleri, ilişkileri sizler için de alakalı veya evrime delil değil midir?

Neden daha az karmaşık canlıların yaşamış oldukları zamanlarında kendilerinden önce daha gelişmiş ve daha karmaşık canlıları bulamıyoruz? Yoksa bu durum evrimsel tarih ile uyumlu ve ilgili değil midir? Yoksa daha basit ve daha gelişmiş canlılar hakkında bahsedilen bu bilgi yanlış mıdır?

Bulunan canlı fosillerinin olası doğum-yayılma hızı nedir? Bugüne o kadar olası canlıdan kadar kaç tanesini fosil olarak bulabildik? Peki buna göre, yine bugüne kadar her yaşamış canlılardan hangi yüzdelik de fosil bulabiliriz? Dönemine göre fosil bulunma olasılığı kaçtır? Biz tüm fosillerden kaçını (gerçek ve yüzdelik olarak) bulabildik?

Günümüze gelmeyi başaramayan canlı türleri zaten bu başarısız evrim örneklerine, doğal seçilime örnek değil midir? Günümüze varlıklarını iletemeyen o nesli tükenmiş canlılar hangisidir? Neden elendiler? Yerlerine ne geldi ve doğada o elenmiş canlılar ile bir akrabalıkları, benzerlikleri veya ortak bir ataları var mıydı? Var deniliyorsa, gerekçesi nedir? Evrim yoktur diyenlerin buna karşı olası cevapları nedir?
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

bilgelikyolunda

☆☆☆
Üye
Mesajlar
4,143
Tepki puanı
334
Düşünce
Sünni
Ancak zamanla yaklaştıkça daha fazla fosil bulabiliriz; mesela insanın evrimine bakalım, insanın evriminin yakın tarihine dair sunulan veriler sizce yetersiz veya yanlış mıdır? Yaşadıkları zamanlar, bulundukları dağılımları, modern insanlarla olası iletişimleri, ilişkileri sizler için de alakalı veya evrime delil değil midir?
Mikroevrime karşı olmadığımı söyledim
 

bilgelikyolunda

☆☆☆
Üye
Mesajlar
4,143
Tepki puanı
334
Düşünce
Sünni
Neden daha az karmaşık canlıların yaşamış oldukları zamanlarında kendilerinden önce daha gelişmiş ve daha karmaşık canlıları bulamıyoruz? Yoksa bu durum evrimsel tarih ile uyumlu ve ilgili değil midir? Yoksa daha basit ve daha gelişmiş canlılar hakkında bahsedilen bu bilgi yanlış mıdır?
Bakteriler yaratılmadan önce bitkiler yaratılsaydı bitkiler hayatta kalamazdı. Bitkiler yaratılmadan önce hayvanlar yaratılsaydı hayvanlar hayatta kalamazdı. Canlılar genel olarak basitten gelişmişi doğru yaratılmışlardır. Yarasa gibi evrimi(!) muamma olanlar da var tabii. Ayrıca insan evriminde dış görünüşteki kıllılık kaybını da ayrıca merak ediyorum
 

bilgelikyolunda

☆☆☆
Üye
Mesajlar
4,143
Tepki puanı
334
Düşünce
Sünni
Günümüze gelmeyi başaramayan canlı türleri zaten bu başarısız evrim örneklerine, doğal seçilime örnek değil midir? Günümüze varlıklarını iletemeyen o nesli tükenmiş canlılar hangisidir? Neden elendiler? Yerlerine ne geldi ve doğada o elenmiş canlılar ile bir akrabalıkları, benzerlikleri veya ortak bir ataları var mıydı? Var deniliyorsa, gerekçesi nedir? Evrim yoktur diyenlerin buna karşı olası cevapları nedir?
Ben kainata konulan doğal seçilim kanununu da reddetmiyorum
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,552
Tepki puanı
728
Düşünce
Ateist
buyurun anlatın da, ne söylemek istediğinizi anlamaya devam edelim.
Ben bir sorun görmüyorum. Evrimi açıklıkla anlattık. Kolun biraz uzaması ve tüylenmesi hiç bir dezavantaj oluşturmaz. Koşarken daha iyi denge sağladığı için büyük kuyruğa gerek kalmaz. Kol uzar kuyruk küçülür ve bu değişim her aşamada avantaj sağlar. Kolları öncüllerine göre uzun ve tüylü (öncüllerinde tüy yok) fosiller ise var. Evrim kuramında hiç bir sorun bulunmamaktadır. Elimizde açıklayıcı yeterinden fazla fosil var. Kuşların dinozorlardan evrildiğine en küçük kuşku yoktur.

Bilgelik yolunda gittiğini iddia eden ama cahillikte direnen forumdaşımız sürekli hiç bir yanıt verilmemişçesine aynı temcit pilavlarını ısıtıp ısıtıp sofraya sürdüğü ve kimse de yemediği için sorun kendisinde. Bilim güneş gibidir ama perdeleri çekince güneş girmez. Bu kadar açık ve net.
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
855
Tepki puanı
155
Düşünce
Deist
Mikroevrime karşı olmadığımı söyledim
İnsan türünün evriminin yakın dönemden kastım; diğer insansılarla olan ortak ataya kadardır. Bu, diğerlerine göre daha kısa zamanda ve daha çok verilerle gözlenen evrim örneğidir; dünyadaki diğer canlıların hikayesine göre yakın zamandır.
Bakteriler yaratılmadan önce bitkiler yaratılsaydı bitkiler hayatta kalamazdı. Bitkiler yaratılmadan önce hayvanlar yaratılsaydı hayvanlar hayatta kalamazdı. Canlılar genel olarak basitten gelişmişi doğru yaratılmışlardır. Yarasa gibi evrimi(!) muamma olanlar da var tabii. Ayrıca insan evriminde dış görünüşteki kıllılık kaybını da ayrıca merak ediyorum
Bu uzun yıllar süren neden sonuç ilişkisi doğal seçilim ile evrimi de içermektedir.

Yani bakteriler bitkiler için yok; bakterileri kullanabilen, mikrodüzeydeki zararlı canlılara rağmen hayatta kalabilen ve uyum gösterebilenler günümüze geldiler.

Bitkileri kullanabilen, onları sindirebilenler, bulunduğu çevre kadar bitki yemenin kendisine yettiği hayvanlar hayatta kalıp soylarını devam ettiler.

Mesela oksijen bile bizim için değil; belki de başkaları için zehirli bir gaz olan oksijene adapte olup bu gaza rağmen ve sonunda bu gaz ile yaşayabilen atalarımız sayesinde günümüze gelebildik.
Ben kainata konulan doğal seçilim kanununu da reddetmiyorum
Soruyorum işte; neden-nasıl vardılar, neden yok oldular, onlardan sonra ne geldi ve bu gelenlerin o yok olanlarla benzerlikleri, akrabalıkları, ortak ataları var mıydı, var deniliyorsa, gerekçeleri nelerdir?

Fosiller hakkındaki sorularım ortada, hakkında ne biliyor ve fosillerden ne bekliyoruz? Şimdiye kadar sahip olduklarımız bize ne öğretiyor?

Bunun hakkında tarihsel veya mantıksal bir çelişki mi var? Zaten günümüze gelebilen ve hayatta kalmalarının nedeni diğerlerine göre avantajlı olmalarıdır. Tarihte ne oldu, nasıl oldu? Günümüze gelebilenlerin, neden, nasıl ve ne sonucunda geldiklerinin cevabı zaten evrim teorisi içerisinde değil midir?
Evrim ve Evrim Teorisi, iki farklı kavramdır.

Evrim, buradaki yazımızda izah ettiğimiz gibi, popülasyon içi gen ve özellik dağılımlarının nesiller içerisindeki değişimidir.

Bunu %100 gerçek olarak biliriz; çünkü hem doğada, hem laboratuvar koşullarında gözlediğimiz bir gerçektir.

Nasıl ki Hubble Teleskobu ile gözlediğimiz gök cisimlerinin %100 kesinlik ile uzayda olduğunu biliyoruz; canlıların nesiller içerisinde değiştiği gerçeğini de %100 kesinlik ile bilmekteyiz.

O gerçeklerin neden ve nasıl o şekilde olduklarını açıklayan bilgi bütünleri teorilerdir.

Evrim Teorisi ise, bu temel doğa yasasını açıklayan bilimsel bilgiler bütünüdür.
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,552
Tepki puanı
728
Düşünce
Ateist
Kol uzar kuyruk küçülür
Varlıkları birbirine ters orantılı olan böyle çok organ vardır. En tipik örneği beyin ve çene. Güçlü çenelere sahip hiç bir hayvan beyin geliştiremez. Buna güçlü gaga da dahil tabii ki ve kuşların elleri olmadığı için tamamı az veya çok güçlü gagalara sahip olmak zorundadır. Çeneye kuvvet habire, düşünme yok ve habire ötüyor fikir yok diye boşuna söylenmiyor.

Kuyruk ile kollar maymunlar için de böyledir. Primatların elleri gelişince kuyruklarına gerek kalmamıştır. Dinozorların kolları kanada doğru evrildikçe kuyrukları küçülüp sonunda yok olduğu gibi elleri gelişen maymunlar da kuyruksuz maymun, yani primat olmuştur.

Eller ile beyin ise doğru orantılıdır. İstisnalar var demek ki. Karmaşık işlevler görebilen, başparmağın başrolde olduğu ve diğer parmakların da birbirinden bağımsız hareketleri çok iyi olan eller, karmaşık beyinle birlikte gelişir. İnsanın aslında eli tam zirve henüz yapmamıştır. Daha evrim sürüyor. Yüzük parmağı ile serçe parmağı birbirinden tam bağımsız değildir. Çoğu insan serçe ve yüzük parmağını bir, orta ve işaret parmağını bir tutup V şekline getiremez. (Mr. Spok hareketi) Bu hareket bir mutasyon sonucu bazı insanlarda ortaya çıkmıştır. V yapınca ne oluyor, bu mutasyon üstünlük mü sağladı da devam etti diye merak edebiliriz. V yapabilmek bir üstünlük değildir. Mr. Spok insandan üstün yeteneklere sahip olsa da. Fakat bu hareketi yapabilmek el becerisinin daha gelişkin olduğunun bir işareti olabilir. Piyanistlerde ressamlarda bu özellik yaygın mı bakılması lazım.

Örneğin solaklık da bir mutasyon sonucu gelişmiş ve kalıcı hale gelmiştir. Solakların genelde yetenekli oldukları kabul edilir.

Yani insanın da tüm canlıların da evrimi sürmektedir. Kısa vadede insan evriminde gözlenen gelişmeler, vücut/bacak uzunluğu oranının bacaklar lehine değişmesidir. Beş ila yedi bin yıl önce, daha önce hiç kimsede yokken bir bireyde sarı saç ve mavi göz mutasyonu ortaya çıktı. Bu mutasyon kalıcı hale geldi ve hızla çoğaldı. Çünkü bu, daha kaslı ve güçlü yapmıyordu ama baskın bir izlenim bırakıyordu. Bu izlenim de avantaj sağlıyordu. Sarı saç mavi göz mutasyonunun genetik çözümlemelerle Karadeniz'in kuzeyinde bir yerlerde ortaya ilk kez çıktığı hesaplanmıştır. Ömür uzaması keza, genlerin telomerlerinde oluşan ve telomer kısalmasını azaltan bir mutasyonun sonucu. Yani ömür uzamasının tek nedeni modern tıp değil.

Dil yuvarlatabilmenin de her insanda olmadığını görüyoruz. Dilini oluk gibi yuvarlatabilmek de genetik bir değişimin sonucudur. Hatta elinden yardım almadan ıslık çalabilmek de. Bunlar basit gibi görünse de beyinde yeni bir yapılanmanın habercisi ve belirtisi olabilirler. Üç boyutlu görme yeteneğinin de insandan insana farklılık gösterdiği görülmekte. Keza renk algısı bazı insanlarda daha gelişkin. Tesla ve Da Vinci'nin bu tür olağan dışı yetenekleri olduğu biliniyor.

Böyle önemli gibi gözükmeyen küçük değişimler zamanla birikip farklı bir tür ortaya çıkarır. İnsan ile şempanzenin ayrışması sekiz milyon yıl sürdüğüne göre, insandan iki farklı türün ayrışması yirmi otuz milyon yılı bulabilir. Ama zaman çok. Güneşin bir milyar yıl daha yetecek hidrojen stoku bulunuyor. Bir milyar yıldan sonra dış katmanlarında hidrojen azalacak ve iç katmanlardaki stokları yakmaya başlayınca çok parlak olacak ve hızla hidrojenini tüketmeye başlayacak. Bu aşamada, hayatın kaynağı güneş hayata düşman olmaya başlayacak. Önce tüm suyu buharlaştırıp sonra kayaları bile eritecek ve sonunda dünyayı içine alıp yutacak.
 

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
855
Tepki puanı
155
Düşünce
Deist
Öte yandan bazı canlıların varlıkları doğrudan dünyadaki evrim ile de açıklanamayabilir.

Çünkü evrim sadece dünya da değil; başka gezegenlerde de geçerlidir. Sizler dünya dışı canlıların yalnızca mekanik ufolar ile bilgi topladıklarını mı düşünüyorsunuz?

Açıkçası dünyadan önceden alınmış verilere göre yapay seçilim yoluyla dünya şartlarına ve kendi ihtiyaçlarına göre uygun bazı canlılar üretilerek; havada, karada, denizde veri toplamak amaçlı dünya ekosistemine bırakılmış olabilir.

Örneğin yarasalar yuvalandıkları yerler ve ileri sonarları ile canlı bir alıcı oldukları gibi dünya dışı canlılar için canlı bir verici ve farkında olmadan da casus bir canlı olabilir.

Böyle canlı casuslarla, evrim tarihinde tam olarak nereden çıktığı belli olmayan bir kaç canlı ile karşılaşılmanın bu nedenle olası olduğunu düşünüyorum.

Tabii bunun ihtimalini aynı zamanda da çok düşük görüyorum. Veriyi nereye, hangi hızda aktarabilir? Belki ürettikleri canlının gözüne gelen ışığın dünya dışına yansımasından da, ışık hızına uygun bir biçimde, o veri ile dünya izleniyor olabilir. Elbette devamında da bu kadar verinin nasıl ve ne kadar saklabildiği de sorgulanmalıdır.

Netice de, evrim gereği evrende bizden başka da akıllı canlılar ortaya çıkmış olabilir.

Nitekim insan türünden de bunun hakkında çalışanlar var; merkezi haberalma teşkilatlarından biri, canlı bitkileri birer istihbarati verici olarak kullanmak amacıyla bir biyolog ilanında bulunulmuştu, insanlarda bu tür çalışmalara başlıyorlar.

Her neyse;

Eğer yarasaların evrimin de kayıp bir parça varsa da o tamamlamaya çalışılmalıdır. Yarasaların varlıklarının çökettiği bir şey varsa açıkça ortaya serilmelidir. Yoksa, evrim için diğer kanıt olarak sunulan veriler, yerli yerinde durmaktadır ve yarasalar hakkındaki söylediklerim bir yana, dünya kaynaklı canlılar iseler ki ben öyle olduklarını düşünüyorum, evrim ağacıdaki yerleri muhakkak ki bulunacaktır.
 

Entropyy22

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,262
Tepki puanı
478
Düşünce
Ateist
Yarım kanat ne işe yarar:

Böceklerde yarım bir kanat, su yüzeyini sekerek geçmeye yarar.
• Daha büyük hayvanlarda ise yarım bir kanat, süzülme veya kayma sırasında işe yarar. Süzülmek/kaymak için kullanılan kanatlar, hayvanlarda çeşitli şekillerde görülür, örneğin:
– uçan sincap (Petauristinae), pullu kuyruklu sincap (Anomaluridae), uçan keseli sincaplar ve uçan lemurlarda, bacakların arasında bulunan deri
– uçan yılanın (Chrysopelea) düzleşmiş vücudu
– ağaç kurbağalarındaki (Rhacophorus ve Polypedates) geniş perdeli ayaklar
– uçan balık (Exocoetidae) ve uçan mürekkep balığının (Onychoteuthis) kanatları
– süzülen/kayan kertenkelelerde (örneğin Drakolar) bulunan yan perdeler
– geç Triyasik dönemine ait Kuehneosauridae ailesinde bulunan yan perdeler
– geç Permiyen dönemine ait bir uçan sürüngen olan Coelurosauravus jaekeli türünde bulunan yan (lateral) perdeler (2)
– bir karınca türü (Cephalotes atratus), uçuş sırasındaki düşüşünü ağaç gövdesindeki yuvasına yönlendirmek için arka bacaklarını kullanır. (6)
– olgunlaşmamış tavuklarda, kanat hareketleri arka bacakları güçlendirir; bu da dik yüzeylere çıkabilmelerini sağlar. Bu işlev, kuşlara özgü uçuşun geçiş aşamasıdır.
• Bazı uçamayan kuşlarda (örneğin penguenlerde), kanatlar yüzmek için kullanılır.
• Bazı uçamayan kuşlarda, kanatlar muhtemelen avcıları korkutmak amacıyla kullanılır.
• Bir balıkçlı türü (Egretta ardesiaca), kanatlarını avlandığı suyu karartmak amacıyla kullanır.
• Bazı baykuşlar kanatlarını, avlarını tutmak için kullanır.
• Keçisağan, çulluk ve birkaç manakin türü, karşı cinsi cezbetmek için kanatlarıya ses çıkarır.
• Kısmi kanatların, henüz kimsenin düşünmediği veya burada saymadığımız, daha başka faydalı işlevleri de vardır.

Kaynaklar:

1. Dial, K. P. 2003. Wing-assisted incline running and the evolution of flight. Science 299: 402-404. See also: Pennisi, E., 2003. Uphill dash may have led to flight. Science 299: 329.
2. Frey, Eberhard, H-D. Sues, and W. Munk. 1997. Gliding mechanism in the Late Permian reptile Coelurosauravus. Science 275: 1450-1452.
3. Kramer, M. G. and J. H. Marden. 1997. Almost airborne. Nature 385: 403-404.
4. Marden, J. H. and M. G. Kramer. 1995. Locomotor performance of insects with rudimentary wings. Nature 377: 332-334.
5. Thomas, M. A., K. A. Walsh, M. R. Wolf, B. A. McPheron and J. H. Marden. 2000. Molecular phylogenetic analysis of evolutionary trends in stonefly wing structure and locomotor behavior. Proceedings of the National Academy of Science USA 97: 13178-13183.
6. Yanoviak, Stephen P., Robert Dudley, and Michael Kaspari. 2005. Directed aerial descent in canopy ants. Nature 433: 624-626.

 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,552
Tepki puanı
728
Düşünce
Ateist
yarasaların evrimin de kayıp bir parça varsa
Yoktur. Yarasalar narin canlılar oldukları için fosilleşmeleri zordur sadece, o kadar. Belirteyim ki fosil, son derece nadide bir kalıntıdır. Değeri hiç bir şeyle ölçülemez. Bir canlının fosilleşmesi çok büyük bir şanstır. Fosilleşenler çürüyüp yok olup gidenlerin kaçta biri desek bu o kadar korkunç bir rakamdır ki fikir bile yürütemeyiz.
 

Entropyy22

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,262
Tepki puanı
478
Düşünce
Ateist
Yarım göz ne işe yarar:

1. Yarım bir göz, görüş için önemlidir. Pek çok canlının gözü, insan gözünün bazı özelliklerinden yoksundur. Örnek vermek gerekirse:
Dinoflagellat’lar tek hücrelidir, fakat ışık kaynağına doğru yönlenmelerini sağlayan basit gözleri vardır.
• Denizyıldızları ve yassıkurtlar, ışığa duyarlı hücreleri çukur bir bölgede bir araya getirmeye yarayan göz fincanı isimli bir yapıya sahiptirler; bu yapı sayesinde ışığın nereden geldiğini daha iyi belirleyebilirler.
• Çoğu memeli yalnızca 2 çeşit fotoreseptöre sahiptir, bu nedenle de çoğu insanın sahip olduğu renk ayırdetme yeteneği onlarda daha zayıftır. Bazı derin deniz balıkları yalnızca siyah-beyaz görürler.
• 16 piksel kadar düşük bir değere sahip olan göz protezleri (biyonik gözler), görme engelli kişilerin çok işine yarar.
2. İnsanlar, “mükemmel görüş” yeteneğine sahip olmaktan oldukça uzaktır:
• İnsanlar yalnızca 3 renk görebilir. Bazı balıklar ise 5 renk görür. Çok az sayıda kadın tetrakromattır; yani 4 çeşit renk reseptörüne sahiptir (6).
• İnsanlar, arıların aksine ultraviyole ışığı göremezler.
• İnsanlar, çıngıraklı yılan ve bazı balıkların aksine kızılötesi ışığı göremezler.
• İnsanlar, arı ve karıncaların aksine ışık polarizasyonunu algılayamazlar.
• İnsanlar, yalnızca kendi önlerini görebilirler. Diğer birçok hayvanın çok daha geniş bir görüş alanı vardır; örneğin çulluk ve yusufçuklar gibi.
• İnsanların karanlıkta görme yeteneği azdır. Oysa baykuşlar, karanlıkta bizden 50-100 kat daha iyi görür. Bazı derin-deniz karidesleri, ışığı 100 kat daha iyi algılar
• Bir kimsenin odaklanabildiği mesafe alanının ölçüm birimine “diyoptri” denir. Bu değer, insanlarda çocukluk döneminde 14 diyoptri iken, ileri yaşlarda 1 diyoptriye kadar düşmektedir. Bazı dalgıç kuşları 50 diyoptri merceğe sahiptir.
• İnsan görüşünün ayrıştırma gücü şahinlerinki kadar iyi değildir. Şahininki yaklaşık olarak 20/5’tir; yani insan görüşünün dört katı kadar bir mesafeden bir nesneyi seçebilir.
• İnsan gözü, retinamızın bağlantı şeklinden dolayı ahtapotların aksine bir kör noktaya sahiptir.
• Dört gözlü balığın (Anableps microlepis) gözleri yatay bir şekilde ikiye ayrılmıştır ve her bir gözde, su seviyesinin hem altını hem de üstünü aynı anda görmeye yarayan iki ayrı optik sistem bulunur. Fırıldak böcekleri (Gyrinidae sınıfından) de aynı şekilde ikiye ayrılmış bileşik gözlere sahiptir; yani bir çift göz su altını görürken, diğer çift de suyun üstünü görür.
• Çoğu insanın su altı görüşü zayıftır. Penguenler, su altında net bir görüş sağlayan yassı bir korneaya sahiptir. İlginç bir şekilde Güneydoğu Asya’da yaşayan Mokenlerin (deniz çingeneleri) diğer insanlara kıyasla çok daha iyi su altı görüşleri vardır.
• İnsanlar, bazı yılanların aksine gözlerini kırpıştırırlar.
• Bukalemun ve denizatları, gözlerini birbirinden bağımsız olarak hareket ettirebilirler.
Yarım bir gözün ne işe yaracağını öğrenmek istiyorsanız; başka hayvanların gözlerinin sahip olduğu özelliklerin yarısına sahipken nasıl hayatta kalabildiğinizi kendinize sorun.

Kaynaklar:


1. Fildes, Jonathan. 2007. Trials for ‘bionic’ eye implants. BBC News, 2/16/2007.
2. Gislén, A. et al., 2003. Superior underwater vision in a human population of sea gypsies. Current Biology 13: 833-836.Ayrıca bkz: Pilcher, Helen R., 2003. How to see shells on the sea floor
3. Kreimer, Georg, 1999. Reflective properties of different eyespot types in dinoflagellates. Protist 150: 311-323.
4. Wickelgren, Ingrid. 2006. A vision for the blind. Science 312: 1124-1126.
5. Zimmer, Carl, 1996. The light at the bottom of the sea. Discover (Nov.): 62-66,71-73.

6. Zorpette, Glenn, 2000. Looking for Madam Tetrachromat. Red Herring (4 Dec.)
 

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
855
Tepki puanı
155
Düşünce
Deist
Ayrıca insan evriminde dış görünüşteki kıllılık kaybını da ayrıca merak ediyorum
İlk insanlar ayağa kalkan canlılar olduktan sonra artık koşamaya veya en basitinden giysi giymeye başladıkça terlerini atmaları daha çok zorlaşıyordu, metabolizma için bu kadar bol kılların varlığı israftı, vücut bunlardan kurtulmaya neden oldu ve daha az kıllı olanlar ter atma konusunda terini atamayanlara göre az kıllarından dolayı da daha şanslıydı; yani gerek daha kılsızı seçip üretenlerin cinsel seçilimi ile ve gerekse de terini daha rahat atabilmesinden ve de az kıllıların daha çabuk kuruma avantajlarından dolayı doğal seçilim ile bu kişiler daha da avantajlı hale gelerek, bu seyrekleşmiş kıl özellikerini aktararak günümüze geldiler.
İlk insansı atalarımızda, 4.5 ila 2 milyon yıl öncesinde şempanzeler kadar az ter bezi bulunmaktaydı ve çoğu, şempanzelerdeki gibi avuç içerisinde veya ayakların alt yüzeyindeydi. Ancak genetik çeşitlilik burada da değer kazandı ve daha fazla ter bezine veya daha aktif ter bezlerine sahip olabilen insansı bireyler avantajlı konuma geçtiler. 2.5 milyon yıllık Doğal Seçilim Süreci sonucu atalarımızın vücudu pek çok yeni ter beziyle donandı. Günümüzdeki insanların vücudunda yaklaşık 2 milyon adet ter bezi bulunur ve bu sayede çok aktif olarak, çok sıcak günlerde bile terlemeyle ısı kaybedebiliriz.

Buna karşılık, insan vücudu kıllarını kaybetmeye başladı. Bunun birincil sebebi, artık işe yaramaz olmalarıydı. Sadece hassas veya önemli bölgelerimizin korunması (kafatasını saran bölge, yüz bölgesi, cinsel organların çevresi, vb.) gereken yerlerde, oldukça seyrelmekle birlikte varlığını sürdürdü. İkincil olarak ise, kılsız bir vücudun çok daha hızlı kuruması gösterilmektedir. California Santa Cruz Üniversitesi'nden Adrienne Zihlman'ın sözleriyle: "Duştan çıktığınızda uzun saçlı bir bireyle, kısa saçlı bir bireyin saçlarını kurutma süresi farkını bir düşünün, ne demek istediğimizi anlayacaksınız."Ayrıca bazı bilim insanları tarafından cinsel seçilim de (daha kılsız bireylerin cinsel olarak tercih edilmesi) sebep olarak gösterilmektedir.
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

bilgelikyolunda

☆☆☆
Üye
Mesajlar
4,143
Tepki puanı
334
Düşünce
Sünni
İnsan türünün evriminin yakın dönemden kastım; diğer insansılarla olan ortak ataya kadardır. Bu, diğerlerine göre daha kısa zamanda ve daha çok verilerle gözlenen evrim örneğidir; dünyadaki diğer canlıların hikayesine göre yakın zamandır.
Neye göre insansı diyoruz ki, neden insan değil de insansı?
 

bilgelikyolunda

☆☆☆
Üye
Mesajlar
4,143
Tepki puanı
334
Düşünce
Sünni
Mesela oksijen bile bizim için değil; belki de başkaları için zehirli bir gaz olan oksijene adapte olup bu gaza rağmen ve sonunda bu gaz ile yaşayabilen atalarımız sayesinde günümüze gelebildik.
İddia edilen adaptasyon ilk nasıl başladı? Ne oldu da oksijen kullanabilir hale geldik?
 

bilgelikyolunda

☆☆☆
Üye
Mesajlar
4,143
Tepki puanı
334
Düşünce
Sünni
Soruyorum işte; neden-nasıl vardılar, neden yok oldular, onlardan sonra ne geldi ve bu gelenlerin o yok olanlarla benzerlikleri, akrabalıkları, ortak ataları var mıydı, var deniliyorsa, gerekçeleri nelerdir?
Allah her dönem, o günün şartlarında yaşayabilen canlılar yaratmış ve vazifesi bitenler de yok olmuş neden olmasın?
 

bilgelikyolunda

☆☆☆
Üye
Mesajlar
4,143
Tepki puanı
334
Düşünce
Sünni
Fosiller hakkındaki sorularım ortada, hakkında ne biliyor ve fosillerden ne bekliyoruz? Şimdiye kadar sahip olduklarımız bize ne öğretiyor?
Fosillerden eğer makroevrim doğruysa evreleri gösteren evrimi tamamlanmamış organlar bekliyoruz. Oysa ki hep işe yarar organlar karşımıza çıkıyor. Beklediğimiz örneğin organları tam işlevsel olmadığı için elenmiş canlılara ait fosiller de olması ama fosillerin vücutları kendi içinde çok tutarlı
 
Üst