• AntiDogmatik
    Sorgulamaktan korkmayanlar için özgür düşünce platformu.
  • Din toplumun afyonudur.
    Karl Marx
  • Din; sıradan insanlar için gerçek, aydınlar için yalan, iktidarlar içinse kullanışlıdır.
    Lucius Annaeus Seneca
  • Din, sıradan insanları pasif ve sessiz tutmak için bulunmaz bir kaynaktır.
    Napoléon Bonaparte
  • Sorgulamayan insan cahildir, sorgulatmayansa zalim!
    Mustafa Kemal Atatürk
  • Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir.
    Carl Sagan
  • Aptal bir şeyi 50 milyon kişi de söylese, o hala aptal bir şeydir.
    Anatole France
  • Aydınlanma; kişinin kendi aklını kullanmaya cüret etmesidir.
    Immanuel Kant
  • Dünyada iki çeşit insan var: Aklı olan ve dini olmayanlar, dini olan ve aklı olmayanlar.
    Ebu Ala el Maarri
  • İnsanı yaratmak mı tanrının büyük hatası, tanrıyı yaratmak mı insanın büyük hatası?
    Friedrich Nietzsche
  • İmana sarılmak, aklı terk etmektir.
    George Smith
  • İnsanlar gerçek olmasını diledikleri şeylere inanırlar.
    Julius Caesar
  • En tehlikeli insan tipi az anlayan, çok inanandır.
    Anton Chekhov

Büyük Patlama Kuran'da Yoktur

CERNO

Üye
Mesajlar
29
Tepki puanı
41
Düşünce
Deist
Özellikle 1990 ve sonrasında Kuran’ı zorla modern bilime uydurma çabasının arttığını görmekteyiz. Bu amaç uğruna ayetleri nasıl eğip bükdüklerini görüyoruz. İşte bunlardan biride büyük patlama konusudur. Kuran evrenin genişlemesi olayını (big bang) bilim adamları keşfetmeden önce haber vermiştir diyebilmek için; iki ayeti anlamından saptırdıklarını açıkça görüyoruz. Üstelik hileli tercüme yapmaktadırlar. Suni mucize üretebilmek uğruna.

1- Zariyat Suresi 47. ayete yanlış anlam veriyorlar ve yanlış tercüme ediyorlar:
Ayetteki gök kelimesi evren diye çevirerek, kapsayıcı gücümüz var kelimesini de genişletmekteyiz şeklinde çevirerek hileli bir ayet yorumuna ulaşıyorlar. Ve ayeti aşağıdaki gibi veriyorlar:
”Evreni biz kurduk ve biz onu genişletmekteyiz. (Zariyat 47-KURAN)”

2- Enbiya Suresi 30. ayete yanlış anlam yüklüyorlar. Gökler ve yer bitişik iken biz onları ayırdık sözünden yola çıkarak; bakın büyük patlama anında her şeyin küçük bir noktada bir arada oluşunu, bitişik oluşunu Kuran önceden bilmiş diyorlar.

Şimdi bu hileleri açıkça deşifre etmek gerekiyor:
”Gökyüzünü biz bina (بَنَيْنَاهَا) ettik. Çünkü biz kapsayıcı bir gücün sahibiyiz. (Zariyat 47-KURAN)

Zariyat 47. ayetin gerçek tercümesi budur ve 1990 öncesi tercümelerde bu şekilde geçmektedir. Elmalılı Hamdi, Abdulkadir Gölpınarlı, Hasan Basri Çantay bu şekilde vermişler ayeti.

Ve ayetten göğün genişlemesi anlamının çıkarılması imkansızdır. Çünkü bunun tam tersi bir anlam yükleyen bir kelime var ayette: bina kelimesi. Türkçede de kullandığımız bina etmek fiili var burada. Bina etmek yani sabit ve sağlam kılmak, sabitlemek anlamına geliyor. Siz hiç sürekli genişleyen bir bina gördünüz mü? (بَنَيْنَاهَا - beneyna ha = bina etmek, sabit ve sağlam kılmak)

Zariyat 47. ayette geçen kelime le müsuine (لَمُوسِعُونَ) kelimesidir ve anlamı elbetteki kapsayıcıyız, elbetteki kuşatıcıyızdır. Mekandan ziyade iradesel eylem ve yeteneklerin kapsayıcılığını anlatır. Mekansal genişlik için kullanılan kelime arduha kelimesidir ve bu ayette geçmemektedir. arduha(عَرْضُهَا) = genişlik. Arduha kelimesi Ali İmran 133 ve Hadid 21. ayetlerde vardır. Zariyat 47. ayette arduha (عَرْضُهَا) kelimesi yoktur.
Dediğimiz gibi Zariyat Suresi 47. ayet açıkça gökyüzünü bina gibi sabit yaptık diyor ve hiç bir bina genişlemez.

Kuran açıkça evreni ve yıldızlarla dolu gökyüzünü sabit bir bina olarak görmektedir. Bunu başka ayetlerde de görmekteyiz. Evreni sabit bir bina olarak görmekte ve yıldızlarla dolu gökyüzünü evrenin tavanı olarak görmektedir. Hiç bir bina genişlemediği gibi, binanın tavanı da genişlemez.

”Ve yükseltilmiş tavana and olsun. - TUR 5 KURAN”
”Ve göğü nasılda yükseltmişiz. - GAŞİYE 18 KURAN”
”Onu yükseltti ve bir tavan yaptı. - NAZİAT 28 KURAN”


Yıldızlarla süslü bir tavan.
”Biz dünyaya yakın göğü, bir süsle, yıldızlarla süsledik. - SAFFAT 6 KURAN”
Yani yıldızlarla süslü ve yerden yükseltilmiş bu tavan (uzay) genişlemiyor. Sabit bir bina gibi. Hatta o kadar fazla bina gibi ki;yer üzerine çökme tehlikesi var.

”… Göğü de o tutar, yer üzerine düşmesin diye. - HACC 65 KURAN”
Ve göklerle yer arasındaki mesafe değişmezdir. Sabittir. Çünkü gökler ve yer arasındaki mesafenin alan büyüklüğünü ifade etmek için, sabit ölçü birimi olarak kullanıldığını görüyoruz.

”Rabbinizin bağışına, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan, genişliği göklerle yer arası kadar olan cennete koşun. (Ali İmran 133 KURAN)”

”Rabbiniz tarafından bağışlanmaya ve cennete koşun. Cennetin genişliği gökle yerin genişliği kadardır. Allah’a ve Rasulüne iman edenler için hazırlanmıştır. (Hadid 21 KURAN)”


Ve yine gökler ve yer arası mesafe sabit olduğu içindir ki meleklerin ve ruhun hızı,sürekli aynı sürede en yüksek göğe erişmelerini sağlıyor:

”Melekler ve Ruh (Cebrail), oraya, miktarı (dünya senesi ile) ellibin yıl olan bir günde yükselip çıkar. (Mearic 4 KURAN)”

#####

Gökler ve yer bitişikken biz onları ayırdık (Enbiya 30) ne anlama geliyor?
”İnkâr edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı? (Enbiya 30 KURAN)”

Buradan ne anlamalıyız? Gökler ve yer bitişikti derken; evrenin genişlediğini, büyük patlama anında her şeyin bir arada bulunduğunu mu anlatıyor? Yoksa başka bir şey mi anlatıyor?

Yıldızlı gök’ün dünya zemininde olduğunu, sonra dünyadan yukarı doğru yükseltilişini görmekteyiz burada. Hepsi bu. Göklerle yerin bitişik olması derken; yıldızlı gökyüzünün dünya zemininde olduğunu ve buradan direksiz yükseltildiğini anlatıyor.

”Biz dünyaya yakın göğü, bir süsle, yıldızlarla süsledik. - SAFFAT 6 KURAN”
Kuran gökler ve yer bitişikti derken; bu yıldızlı göğün yerden yükseltiğini, bir zamanlar yer zemininde bulunduğunu söylüyor. Burada büyük patlama yok, direk kullanmadan yükseltme var.

”Göğü Allah yükseltti ve düzenini o kurdu. - RAHMAN 7 KURAN”

Ve yer üzerinden yükseltilen bu yıldızlı göğün çökme tehlikesinden bahsediyor. Bu yerden yükseltilen yıldızlı gök’ün yer üzerine çökme tehlikesi vardır; bu sebeple Allah’ın göğü sürekli tutması gerekmektedir.

''… Göğü de o tutar, yer üzerine düşmesin diye. HACC 65 KURAN''
Kuran’ın bakış açısına göre yeryüzü evrenin tabanıdır,zeminidir. En alt kısmıdır. Gökte bu zemin üzerine kurulu bir tavandır. Bina edilmiş bir tavandır.

”Ve yükseltilmiş tavana and olsun. - TUR 5 KURAN”
”Ve göğü nasılda yükseltmişiz. - GAŞİYE 18 KURAN”
”Onu yükseltti ve bir tavan yaptı. - NAZİAT 28 KURAN”


Yani yıldızlı gökyüzü dünyanın her tarafını saran bir uzay değilde, dünyadan yükseltilmiş bir tavandır. Ayette anlatılan budur. (Bu çok yanlıştır. Çünkü yıldızlı gök dünyadan daha önce vardı ve dünyadan yükseltilmedi. Hatta dünyanın kendisi bu yıldızlı gökten gelen parçalardan oluştu.)

”Böylece onları, iki günde yedi gök olarak yarattı ve her göğe görevini vahyetti. Ve biz, yakın gök’ü kandillerle (yıldızlarla) donattık, bozulmaktan da koruduk. (Fussilet 12 KURAN)”
”Biz dünyaya yakın göğü, bir süsle, yıldızlarla süsledik. - SAFFAT 6 KURAN”
”… Göğü de o tutar, yer üzerine düşmesin diye. - HACC 65 KURAN”


Evet Kurana göre yıldızlı gök yer üzerindeydi, sonra Allah onu en aşağıdaki dünyadan yükseltti ve kendisi bu göklerin en yüksek kısmına yerleşti. Eğer dünya en aşağısı, gökte en yukarısı olmasaydı göğün yer üzerine düşmesi söz konusu olamazdı. Kuran dünya ile uzay arasındaki ilişkiyi aşağısı ve yukarısı şeklinde algılıyor. Yıldızlı gökyüzü en aşağıdaydı ve aşağıdan yükseltildi. Ve tekrar aşağı düşme tehlikesi var.

”Göğü Allah yükseltti ve düzenini o kurdu. - (RAHMAN 7 KURAN)”
”Görmedin mi, Allah, yerdeki eşyayı ve emri uyarınca denizde yüzen gemileri sizin hizmetinize verdi. Göğü de o tutar, yer üzerine düşmesin diye. - (HACC 65 KURAN)”

Dünyada su üzerindeydi bütün gökler. Sonra Allah onları direksiz yükseltti ve en yüksek gök’e kendisi yerleşti. Melekler ve Ruh 50.000 yılda bu en yüksek gök’e ulaşıyorlar. Kuran’ın evren senaryosu budur. Yani Kuran’a göre dünya evrenin en alt zemini, gökte evrenin yukarı kısmıdır. Cebrail ve melekler en alttan, yani dünyadan en üstteki gök’e gidip gelmektedirler. En yüksek gök Allahın yerleşim yeridir. ala el arşi (عَلَى الْعَرْشِ) = en yüksekteki gök.

”O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı hususunda sizi imtihan etmek için, kendi gök’ü su üzerindeyken, gökleri ve yeri altı günde yaratandır. - (Hud 7 KURAN)”

”Allah gökleri direksiz olarak yükseltti ve en yüksekteki gök’e (ala el arşi - عَلَى الْعَرْشِ) yerleşti. (Rad 2 KURAN)”

”Gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan, sonra en yüksekteki gök’e yerleşen (ala el arşi-عَلَى الْعَرْشِ) Rahman’dır. Bunu bir bilene sor. (Furkan 59 KURAN)”

”Yüksekte olan Allaha. (Meariç 3 KURAN)”

”Melekler ve Ruh (Cebrail), oraya, miktarı (dünya senesi ile) ellibin yıl olan bir günde yükselip çıkar. (Mearic 4 KURAN)”

”Gökte olanın sizi yere batırmayacağından emin misiniz? (Mülk 16 KURAN)”

”Ya da gökte olanın sizin üzerinize bir fırtına göndermeyeceğinden emin misiniz? (Mülk 17 KURAN)”
 
Üst