Çin diyarından halk masalları

kavak

V ☆☆☆
Denetmen
Mesajlar
9,123
Çözümler
1
Tepki puanı
6,004
Düşünce
Ateist
Kulağıma gelen bazı ciddi duyumlara göre, bazı forumdaşlar habire din tartışmalarının yapılmasından bir hayli şikayetçi. Ben de bu forumdaşlara azıcık amme hizmeti yapayım dedim ve çoğumuza hem ırak hem de kültürü açısından bir hayli yabancı olan Çin diyarındaki kulaktan kulağa yayılan halk masallarından bazılarını sizlerle paylaşmaya karar verdim.

Buraya iliştirireceğim tüm masalları kendim tercüme ettim ve umarım hoşunuza gider. Olası imla/yazım hataları için şimdiden hepinizin anlayışına sığınırım.

Kullandığım ve kendim tercüme ettiğim orijinal esere şuradan ulaşılabilirsiniz: https://www.ruhr-uni-bochum.de/oaw/slc/Wilhelm_Volksmaerchen.pdf
 
Yazan tarafından düzenlendi:

kavak

V ☆☆☆
Denetmen
Mesajlar
9,123
Çözümler
1
Tepki puanı
6,004
Düşünce
Ateist
Kadın sözleri et ve bacağı ayırıyor

Evvel zaman içinde aynı evde oturan iki kardeş varmış. Büyük olanı, eşinin sözünü dinlermiş ve bu nedenle küçük kardeşi ile ayrı düşmüş.

Yaz başlamıştı ve darı tohumlarını ekme zamanı gelmişti. Küçük olanın tohumu yoktu ve abisinden ödünç olarak vermesini rica etti. Büyük olan, ona vermesini eşine emretti. Eşi tohumları aldı, büyük bir tencereye koydu ve kaynattı. Sonra küçük olana verdi.

Küçük olanın bunlardan hiç haberi yoktu, gitti ve tarlasına onları ekti. Ancak tohumlar kaynamış olduğu için sapları bir türlü topraktan çıkmıyordı. Sadece tek bir çekirdek kaynamamıştı; böylece tek bir sap büyümeye başladı. Küçük olan hamarattı ve doğasında çalışkanlık vardı, bu nedenle onu günboyu sulayıp çapalıyordu. Sap kocaman bir ağaç haline geldi ve öyle bir başak filizlendi ki neredeyse yarım dönümlük bir araziye gölgelik yapıyordı.

Başak sonbaharda olgunlaşmıştı. Küçük olan, eline bir baltayı aldı ve onunla başağı kesti. Başak yere düşer düşmez kocaman bir kuş olan Rokh gürültülü bir şekilde yaklaştı, başağı gagasına aldı ve uçtu gitti. Küçük olan, denizin kıyısına kadar onun peşinden koştu.

Kuş ona dündü ve insani bir şekilde şöyle konuştu: "Bana zara vermenize gerek yok. Bu başağın sizin için değeri ne? Denizin doğusunda; orada Altın ve Gümüş adası var. Size oraya götürmek istiyorum. Orada istediğiniz kadarını alırsınız ve çok zengin olursunuz."

Küçük olan hoşnuttu ve kuşun sırtına bindi. Kuş ona gözlerini kapattırdı. Böylece sadece kulağında uğuldayan havanın sesini ve aşağıdan dalgaların kabarmasının gürültüsünü işitiyordu. Bir anda kuş adanın birine kondu. "İşte geldik", dedi.

O anda gözlerini açtı ve etrafına bakındı; her tarafta parıldayan beyazlı sarılı şeyler görüyodu. Küçücük parçalardan alabildiği kadarını aldı ve göğsüne koydu.
"Bu kadarı yeterli mi?", diye sordu Rokh.
"Evet, yeterli.", diye yanıtladı.
"İyi o zaman. Tevazu zarardan korur.", dedi kuş
Sonra onu yine sırtına aldı ve denizin üzerinden geri götürdü. Küçük olan, eve vardığında kendine bir parça arazi satın aldı ve bir hayli hali vakti yerindeydi. Ancak abisi onu kıskanıyordu ve ona çıkıştı: "Parayı nereden çaldın sen?"

Küçük olan, her şeyi tüm gerçekliği ile ona anlattı. Abisi hemen evine gitti ve eşine danıştı. "Bundan kolay bir şey yok.", dedi eşi. "Tahılı yine kaynatırım ve bir tanesini de pişmemesi için ayırırım. Sonra onları ekersin; ne olacağına sonra bakarız."

Konuşuldu, yapıldı. Bir tane kocaman bir sap topraktan çıktı ve tek bir başağı vardı. Nihayet hasat zamanı geldiğinde kuş Rokh yine geldi ve gagası ile onu götürdü. Büyük kardeş buna çok sevindi ve onun peşinde koştu. Kuş Rokh yine aynı şeyleri ona söyledi ve büyük kardeşi adaya götürdü.

Orada altınların ve gümüşlerin her tarafı kapladığını gördü. En büyükleri dağlar kadar büyüktü, küçükleri ise tuğla büyüklügünde idi ve en küçükleri ise kum taneleri kadar küçüktü. Gözleri kamaşıyordu. Dağları yerinden oynatacak imkanı olmadığına hayıflanıyordu. Bu yüzden eğildi ve toplayabildiği parçaları topladı.

Kuş Rokh: "Bu kadar da yeter! Bunlara gücün yetmez."
Büyük kardeş: "Hele azıcık daha sabırlı ol. Bu kadar aceleci olma! Bir kaç tane daha toplamalıyım."
Bu arada bir hayli zaman geçti.
Kuş Rokh onu sürekli uyarıyordu: "Güneş birazdan çıkacak ve insanları yakacak kadar sıcak!"
Büyük kardeş hala "Azıcık daha bekle.", diyordu.

O anda kocaman bir teker tüm gücü ile ortaya çıktı. Kuş Rokh denize uçtu, sıcaktan korunmak için kanatlarını açtı ve suyun içine daldırdı. Büyük kardeş ise güneşin sıcağında tükenip gitti.
 
Yazan tarafından düzenlendi:

kavak

V ☆☆☆
Denetmen
Mesajlar
9,123
Çözümler
1
Tepki puanı
6,004
Düşünce
Ateist
Sihirli fıçı

Evvel zaman içinde adamın biri tarlasından kocaman bir fıçı çıkarmış. Evine getirmiş ve eşine onu temizlemesini söylemiş. Kadın fıçının içini fırçalarken, ansızın fıçının içi fırçalarla dolmuş. İçinden fırçaları çıkardıkça arkasından yenisi geliyormuş. Adam fırçaları satmaya başlamış ve bu şekilde ailesi geçimini gayet güzel sağlamış.

Bir keresinde yanlışlıkla para düşmüş içine ve aniden fırçalar kaybolmuş ve fıçı bu sefer parayla dolmuş. Şimdi ise aile zengin olmuş, çünkü fıçıdan istedikleri kadar para çıkarıyorlarmış.

Adamın güçsüz ve titrek olan yaşlı dedesi de evde yaşıyormuş. Evde bir şey yapmadığı için paraları fıçıdan çıkartması için onu fıçının yanına oturtmuş. Dedesi yorulduğunda veya yapamaz duruma geldiğinde, ona çok kızıyormuş ve tembel olduğunu ve istemediğini söylüyormuş.

Günlerden bir gün yaşlı adam tüm gücünü kaybetmiş. Fıçının içine düşmüş ve ölmüş. Anında tüm paralar kaybolmuş ve fıçı ölü dedelerle dolup taşmış. Adam hepsini çıkartmak ve defnetmek zorunda kalmış. Bunun için eline geçen tüm paraları harcamaya mecbur olmuş. Bitirdiğinde, fıçı kırılmış ve kendisi önceki gibi yine fakir olmuş.
 
Yazan tarafından düzenlendi:

Efe

ll ☆
Ayrıldı
Mesajlar
1,604
Tepki puanı
1,224
Düşünce
Ateist
Sihirli fıçı

Evvel zaman içinde adamın biri tarlasından kocaman bir fıçı çıkarmış. Evine getirmiş ve eşine onu temizlemesini söylemiş. Kadın fıçının içini fırçalarken, ansızın fıçının içi fırçalarla dolmuş. İçinden fırçaları çıkardıkça arkasından yenisi geliyormuş. Adam fırçaları satmaya başlamış ve bu şekilde ailesi geçimini gayet güzel sağlamış.

Bir keresinde yanlışlıkla para düşmüş içine ve aniden fırçalar kaybolmuş ve fıçı bu sefer parayla dolmuş. Şimdi ise aile zengin olmuş, çünkü fıçıdan istedikleri kadar para çıkarıyorlarmış.

Adamın güçsüz ve titrek olan yaşlı dedesi de evde yaşıyormuş. Evde bir şey yapmadığı için paraları fıçıdan çıkartması için onu fıçının yanına oturtmuş. Dedesi yorulduğunda veya yapamaz duruma geldiğinde, ona çok kızıyormuş ve tembel olduğunu ve istemediğini söylüyormuş.

Günlerden bir gün yaşlı adam tüm gücünü kaybetmiş. Fıçının içine düşmüş ve ölmüş. Anında tüm paralar kaybolmuş ve fıçı ölü dedelerle dolup taşmış. Adam hepsini çıkartmak ve defnetmek zorunda kalmış. Bunun için eline geçen tüm paraları harcamaya mecbur olmuş. Bitirdiğinde, fıçı kırılmış ve kendisi önceki gibi yine fakir olmuş.
Çin hikayeleri gerçekten çok abartı oluyor. Verilmek istenen mesajı ağır bir şekilde anlatıyorlar.
 

Retrospective

lll ☆☆☆
Geliştirici
Mesajlar
5,707
Tepki puanı
4,724
Düşünce
Ateist
Sihirli fıçı

Evvel zaman içinde adamın biri tarlasından kocaman bir fıçı çıkarmış. Evine getirmiş ve eşine onu temizlemesini söylemiş. Kadın fıçının içini fırçalarken, ansızın fıçının içi fırçalarla dolmuş. İçinden fırçaları çıkardıkça arkasından yenisi geliyormuş. Adam fırçaları satmaya başlamış ve bu şekilde ailesi geçimini gayet güzel sağlamış.

Bir keresinde yanlışlıkla para düşmüş içine ve aniden fırçalar kaybolmuş ve fıçı bu sefer parayla dolmuş. Şimdi ise aile zengin olmuş, çünkü fıçıdan istedikleri kadar para çıkarıyorlarmış.

Adamın güçsüz ve titrek olan yaşlı dedesi de evde yaşıyormuş. Evde bir şey yapmadığı için paraları fıçıdan çıkartması için onu fıçının yanına oturtmuş. Dedesi yorulduğunda veya yapamaz duruma geldiğinde, ona çok kızıyormuş ve tembel olduğunu ve istemediğini söylüyormuş.

Günlerden bir gün yaşlı adam tüm gücünü kaybetmiş. Fıçının içine düşmüş ve ölmüş. Anında tüm paralar kaybolmuş ve fıçı ölü dedelerle dolup taşmış. Adam hepsini çıkartmak ve defnetmek zorunda kalmış. Bunun için eline geçen tüm paraları harcamaya mecbur olmuş. Bitirdiğinde, fıçı kırılmış ve kendisi önceki gibi yine fakir olmuş.
Sadece fıçının içine tekrar para atsa olmaz mıymış?
 

unacceptable

ll ☆☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
4,741
Çözümler
2
Tepki puanı
2,405
Düşünce
Panteist
Çok iyi geldi gerçekten. Din, inanç derken okuyacak, yazacak konu bulamıyordum yav. Çok teşekkürler. :)
 

kavak

V ☆☆☆
Denetmen
Mesajlar
9,123
Çözümler
1
Tepki puanı
6,004
Düşünce
Ateist
Üç kafiyeci

Bir evde üç kız yaşıyormuş. En yaşlısı bir doktorla evlenmiş, ortancası bir yargıçla evlenmiş ancak bir hayli zeki ve konuşmada becerili olan üçüncüsü ise bir çiftçi ile evlenmiş.

Velilerinin doğum gününü kutlamak ve onlara uzun yıllar mutlu ve mesut yaşama dileklerini sunmak için, kocaları ile beraber bir araya gelmişler. Kayınvalide üç damadına bir yemek hazırlamış ve bir şarap şunmuş.

En yaşlı olan damat, küçük bacanağın okula gitmediğini bildiğinden dolayı, onu mahcup etmeye niyetlenmiş ve demiş ki: "Böyle sadece şarap içmek sıkıcı oluyor. Gelin bir kelime oyunu oynayalım. Herkes "Gökyüzünde, yeryüzünde, masada, odada" kelimelerinden oluşan kafiyeli ve anlamı olan bir şiir okusun. Beceremeyen, ceza olarak, üç kadehi boşalana kadar içecek."

Hepisi buna sevinmiş. Sadece üçüncü bacanak mahçup olmuş ve gitmek istemiş. Ancak diğer misafirler gitmesine izin vermemişler ve ona oturması için baskı yapmışlar.

En yaşlı damat "Ben başlıyorum ve diyorum ki:

Anka kuşu gökyüzünde gururla uçuyor,
Koyun yeryüzünde uysalca duruyor,
Bendeniz masada kitabımı bilgece okuyor,
Hizmetçi odada sessizce dolaşıyor."


Ortanca devam eder: "Ve ben diyorum ki:
Gökyüzünde kumru uçar,
Yeryüzünde öküz toprağı eşeler,
Masada duran evraklar okunur,
Odada ise hizmetçi süpürgeyi götürür."


Üçüncü damat kekelemeye başlamış ve hiçbir şey söyleyememiş. Diğerleri sıkıştırmışlar ve o başlamış:
"Gökyüzünde uçuyor - bir kurşun,
Yeryüzünde yürüyor - bir kaplan,
Masada duruyor - bir makas,
Odada sesleniyorum - seyise."


Diğer iki bacanak ellerine vurmaya ve gülmeye başlamışlar. "Dört cümle kafiyeli değil ki! Hiçbir anlama da gelmiyor.", demişler. "Kurşun bir kuş değil, seyis işini dışarıda yapar, yoksa onu odana mı çağıracaksın? Saçma, saçma! İç hepsini hadi!"

Tam konuşmayı bitirdiklerinde üçüncü kız onların yanına yaklaşmış. Kızgınmış ancak gülmemek için kendini zor tutuyormuş. "Cümlelerimizde neden anlam yokmuş? Dinleyin; size açıklayacağım:
Kurşun gökyüzündeki Anka kuşunuzu ve kumrunuzu öldürecek,
Kaplan yeryüzündeki koyununuzu ve öküzünüzü yiyecek,
Makas masadaki tüm zımbırtılarınızı kesecek,
Nihayet seyis, odadaki hizmetçinizle evlenecek."

En yaşlı damat: "İyi dedin! Konuşmasını biliyorsun sen baldız. Erkek olsaydın, cebinde çoktan bir doktoran vardı. Ceza olarak hepimiz kadehlerimizi boşaltıyoruz."
 
Yazan tarafından düzenlendi:

Plütoncu

☆☆☆
Denetmen
Mesajlar
1,846
Çözümler
1
Tepki puanı
2,161
Düşünce
Ateist
Dizinin yeni bölümünü bekler gibi yeni masal atmanı bekliyorum abi. 😁
 

kavak

V ☆☆☆
Denetmen
Mesajlar
9,123
Çözümler
1
Tepki puanı
6,004
Düşünce
Ateist
Efendim, sıradaki masal, forumun kedi severlerlerine gelsin...😎

Kedi ve köpek neden birbirini sevmez?

Bir adam ile bir kadının bir tane yüzüğü varmış. Bu bir şanş yüzüğü imiş ve kim ona sahipse, o kişinin yaşamak için gerekli olan her şeyi oluyormuş. Ancak bunu bilmiyorlarmış ve onu az bir paraya satmışlar.
Yüzük evden çıkar çıkmaz daha da fakirleşmişler ve öyle bir an gelmiş ki, yeteri kadar yiyeceği nereden bulacaklarını bilemez hale gelmişler.

Onların bir köpek ve bir kedisi de varmış ve onlar da aç kalmak zorundaymış. İşte o vakit bu ikili beraberce efendilerine eski mutluluklarını geri getirmenin yollarını düşünmeye başlamışlar. Köpek, nihayet bir çözüm bulmuş. "Yüzüğe geri sahip olmalılar", diye kediye söylemiş. Kedi konuşmuş: "Yüzük hiç kimsenin ulaşamayacağı bir kutunun içinde duruyor."

"Sen bir fare yakala", demiş köpek. "Fare kutuyu kemirsin ve yüzüğü dışarı çıkarsın. Bunu yapmak istemiyorsa onu ısırıp öldüreceğini söylersen o zaman yapar."

Bu fikir kedinin hoşuna gitmiş ve bir fareyi yakalamış. Sonra fare ile birlikte kutunun olduğu eve gitmek istemiş. Köpek de peşlerinden gelmiş. Kocaman bir nehire gelmişler. Kedi yüzmesini bilmediği için köpek onu sırtına almış ve beraber karşı kıyıya geçmişler. Sonra kutunun olduğu eve kadar kedi fareyi taşımış.

Fare kutuyu kemirmiş ve yüzüğü çıkarmış. Kedi yüzüğü ağzına almış ve köpeğin beklediği nehir kıyısına geri dönmüş ve karşıya geçmişler. Daha sonra yüzüğü efendilerine vermek için beraberce eve gitmek için yola koyulmuşlar.

Köpek sadece önünde engel olmadığı sürece dosdoğru yürüyebiliyormuş, önüne ev çıktığında etrafından dolanıyormuş. Kedi ise damlara kadar tırmanabiliyormuş ve bu nedenle köpekten daha çabuk eve varmış ve yüzüğü efendisine vermiş. O an adam eşine demiş ki: "Kedi çok iyi bir hayvan, ona hep yemek verelim ve kendi evladımız gibi ona bakalım."

Nihayet köpek eve vardığında, adamla kadın yüzüğü geri getirmek için yardım etmedi diye ona vurmaya başlamışlar. Kedi ise ocağın yanında kıvrılmış vaziyette oturuyormuş, mırlıyormuş ancak olan bitene hiç sesini çıkarmıyormuş. İşte o an köpek kediye çok öfkelenmiş, kediyi her gördüğü yerde avlamış ve yakalamak istemiş.

O günden beri kedi ve köpek birbirine düşman olmuş.
 

Retrospective

lll ☆☆☆
Geliştirici
Mesajlar
5,707
Tepki puanı
4,724
Düşünce
Ateist
Efendim, sıradaki masal, forumun kedi severlerlerine gelsin...😎

Kedi ve köpek neden birbirini sevmez?

Bir adam ile bir kadının bir tane yüzüğü varmış. Bu bir şanş yüzüğü imiş ve kim ona sahipse, o kişinin yaşamak için gerekli olan her şeyi oluyormuş. Ancak bunu bilmiyorlarmış ve onu az bir paraya satmışlar.
Yüzük evden çıkar çıkmaz daha da fakirleşmişler ve öyle bir an gelmiş ki, yeteri kadar yiyeceği nereden bulacaklarını bilemez hale gelmişler.

Onların bir köpek ve bir kedisi de varmış ve onlar da aç kalmak zorundaymış. İşte o vakit bu ikili beraberce efendilerine eski mutluluklarını geri getirmenin yollarını düşünmeye başlamışlar. Köpek, nihayet bir çözüm bulmuş. "Yüzüğe geri sahip olmalılar", diye kediye söylemiş. Kedi konuşmuş: "Yüzük hiç kimsenin ulaşamayacağı bir kutunun içinde duruyor."

"Sen bir fare yakala", demiş köpek. "Fare kutuyu kemirsin ve yüzüğü dışarı çıkarsın. Bunu yapmak istemiyorsa onu ısırıp öldüreceğini söylersen o zaman yapar."

Bu fikir kedinin hoşuna gitmiş ve bir fareyi yakalamış. Sonra fare ile birlikte kutunun olduğu eve gitmek istemiş. Köpek de peşlerinden gelmiş. Kocaman bir nehire gelmişler. Kedi yüzmesini bilmediği için köpek onu sırtına almış ve beraber karşı kıyıya geçmişler. Sonra kutunun olduğu eve kadar kedi fareyi taşımış.

Fare kutuyu kemirmiş ve yüzüğü çıkarmış. Kedi yüzüğü ağzına almış ve köpeğin beklediği nehir kıyısına geri dönmüş ve karşıya geçmişler. Daha sonra yüzüğü efendilerine vermek için beraberce eve gitmek için yola koyulmuşlar.

Köpek sadece önünde engel olmadığı sürece dosdoğru yürüyebiliyormuş, önüne ev çıktığında etrafından dolanıyormuş. Kedi ise damlara kadar tırmanabiliyormuş ve bu nedenle köpekten daha çabuk eve varmış ve yüzüğü efendisine vermiş. O an adam eşine demiş ki: "Kedi çok iyi bir hayvan, ona hep yemek verelim ve kendi evladımız gibi ona bakalım."

Nihayet köpek eve vardığında, adamla kadın yüzüğü geri getirmek için yardım etmedi diye ona vurmaya başlamışlar. Kedi ise ocağın yanında kıvrılmış vaziyette oturuyormuş, mırlıyormuş ancak olan bitene hiç sesini çıkarmıyormuş. İşte o an köpek kediye çok öfkelenmiş, kediyi her gördüğü yerde avlamış ve yakalamak istemiş.

O günden beri kedi ve köpek birbirine düşman olmuş.
Kedi kahpelik yapmış ama.
 

kavak

V ☆☆☆
Denetmen
Mesajlar
9,123
Çözümler
1
Tepki puanı
6,004
Düşünce
Ateist
Yeni hikayeler nerede ey @kavak efendi? 😁
Sana kıynık yok bundan böyle, çünkü gördüğüme göre son masalı teget geçmişsin. Halbuki tüm enerjimi ve yabancı dil bilgimi seferber edip, heç duymadığınız hikayeleri teee Çin diyarından buraya kadar ithal ediyoruz. Sonracığıma "azarlama" kıvamında laflar işitiyoruz.😁

Konuya u dönüşü yaparsak, bugün bir sonraki masalımızın çok kısa bir özetini geçmekle yetineceğim.

Masalın ismi: Dokuz kafalı kuş.
Masalın kahramanları: Kral, kraliçe, prenses, 9 kafalı kuş ve bir delikanlı.
Masalın sonu: Mutlu sonla biten evlilik.

Azize, sen bu masalı kesin seveceksin. 😎
 
Yazan tarafından düzenlendi:

unacceptable

ll ☆☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
4,741
Çözümler
2
Tepki puanı
2,405
Düşünce
Panteist
Sana kıynık yok bundan böyle, çünkü gördüğüme göre son masalı teget geçmişsin. Halbuki tüm enerjimi ve yabancı dil bilgimi seferber edip, heç duymadığınız hikayeleri teee Çin diyarından buraya kadar ithal ediyoruz. Sonracığıma "azarlama" kıvamında laflar işitiyoruz.😁
İfade koymamışım yav. Sen deyince fark ettim. Nasıl atladığımı bilmiyorum valla. Yaa, ne demezsin! Azarlıyormuş...muş...muş...um. 🤣

Konuya u dönüşü yaparsak, bugün bir sonraki masalımızın çok kısa bir özetini geçmekle yetineceğim.

Masalın ismi: Dokuz kafalı kuş.
Masalın kahramanları: Kral, kraliçe, prenses, 9 kafalı kuş ve bir delikanlı.
Masalın sonu: Mutlu sonla biten evlilik.

Azize, sen bu masalı kesin seveceksin. 😎
E, sonunu söylemeseydin daha iyi olmaz mıydı? :) Neyse bekliyoruz efendim. 😁
 

unacceptable

ll ☆☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
4,741
Çözümler
2
Tepki puanı
2,405
Düşünce
Panteist
Kaynak Almanca olmasa okumaya çalışacaktım yav. İngilizcesi var mı bunun? Varsa atar mısın?
 

kavak

V ☆☆☆
Denetmen
Mesajlar
9,123
Çözümler
1
Tepki puanı
6,004
Düşünce
Ateist
Kaynak Almanca olmasa okumaya çalışacaktım yav. İngilizcesi var mı bunun? Varsa atar mısın?
Vaay, han´mefendinin özel istekleri de varmış. Gören de İngilizceyi çatır çatır bildiğini zannedecek.🤣
Amma da sabırsızsın; ya benim tercümemi bekleyeceksin ya da alacaksın eline bir sözlüğü ve kelime kelime çevireceksin. Sen en iyisi mi, benim tercümemi bekle.😁
 
Yazan tarafından düzenlendi:
  • Hahaha
Tepkiler: Efe

unacceptable

ll ☆☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
4,741
Çözümler
2
Tepki puanı
2,405
Düşünce
Panteist
Vaay, han´mefendinin özel istekleri de varmış. Gören de İngilizceyi çatır çatır bildiğini zannedecek.🤣
Amma da sabırsızsın; ya benim tercümemi bekleyeceksin ya da alcaksın eline bir sözlüğü ve kelime kelime çevireceksin. Sen en iyisi mi, benim tercümemi bekle.😁
Benim şu an ihtiyacım var kafamın bir şeyle meşgul olmasına ama denedim translate çevirisini de olmadı. Almanca sözlük vardı evde belki onunla yaparım. Sağ ol.
 

kavak

V ☆☆☆
Denetmen
Mesajlar
9,123
Çözümler
1
Tepki puanı
6,004
Düşünce
Ateist
Dokuz başlı kuş

Uzun zaman evvel bir kral ile bir kraliçe yaşıyormuş ve bunların bir kızı varmış. Kız, günlerden bir gün kız bahçede gezmeye gitmiş. O anda onu da beraberinde götüren büyük bir fırtına kopmuş. Fırtına, dokuz başlı bir kuştan geliyormuş. Prensesi kaptığı gibi ve mağarasına götürmüş.

Kral, kızının nereye kaybolduğunu bilmiyormuş. Bu yüzden tüm ülkenin her tarafına haber salmış: "Kim kızımı geri getirirse, onunla kızımı evereceğim."

Bir delikanlı, kuşun prensesi mağaraya götürdüğünü görmüş ancak mağara sarp bir kayanın ortasındaymış. Ne aşağıdan yukarıya ne de yukarıdan aşağıya gidilebiliyormuş. Kayanın etrafında dolanırken, oradan geçen birisi, ona ne yaptığını sormuş. O da kuşun prensesi kaçırdığını ve mağaraya taşıdığını diğerine anlatmış. Diğeri ise ne yapılması gerektiğin biliyormuş ve tüm arkadaşlarını çağırmış ve onlar delikanlıyı bir sepetin içinde mağaraya doğru sarkıtmışlar.

Mağaraya girdiğinde, prensesin oturduğunu ve dokuz başlı kuşun yaralarını temizlediğini görmüş, çünkü gökyüzü köpeği onun onuncu başını ısırıp koparmıştı ve yarası hălă kanıyordu.

Prenses, adama saklanmasını işaret etmiş. O da saklamış. Prenses yarayı temizlerken ve pansuman yaparken kuşun keyfi o kadar yerine gelmiş ki, dokuz başının dokuzu da ard arda uykuya dalmış. İşte o sırada adam ortaya çıkmış ve kılıcı ile onun tüm başlarını kesmiş. Sonra prensesi dışarıya götürmüş ve sepetin içinde yukarıya taşınmasını istemiş.

Ancak prenses demiş ki: "Önce senin yukarıya çıkman daha iyi olur." "Hayır", demiş delikanlı. "Sen güvencede olana kadar ben burada beklemek istiyorum."

Prenses önce direnmiş ancak sonunda ikna olmuş ve sepetin içine oturmuş. Daha önce saç tokasını çıkarmış, ikiye kırmış ve birisini ona vermiş ve diğerini kendisine saklamış. İpek bir bezi de onunla paylaşmış ve delikanlıya ikisine de mukayyet olmasını söylemiş.

Prensesi yukarıya çeken diğer adam, prensesi yanına almış ve delikanlıyı mağarada yalnız başına bırakmış. Delikanlı mağaranın içinde dolanıp duruyormuş. O sırada dokuz başlı kuşun kaçırmış olduğu ve açlıktan ölmüş olan bir çok bakireyi görmüş.

Duvarda dört çivi ile tutuşturulmuş vaziyette bir balık asılı duruyormuş. Balığa el değdirdiğinde, balık, yakışıklı bir delikanlıya dönüşmüş. Kurtardığı için kendisine teşekkür etmiş ve ömür boyu süren bir dostluk kurmuşlar. Gitgide şiddetli acıkmaya başlamış delikanlı. Yiyecek aramak için mağaranın önüne çıkmış ancak orada sadece taşlar varmış.

O an duvarda taşları yalayan bir ejderha görmüş. Delikanlı da onun yaptığını yapmış ve biraz sonra tüm açlığı gitmiş. Şimdi de bu mağaradan nasıl kurtulacağını ejderhaya sormuş.

Devamı yarına...
 
Yazan tarafından düzenlendi:

FİLEozof

ll ☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
3,722
Tepki puanı
2,023
Düşünce
Panteist
Her gece bir masal okuyarak yatacağım. Tabii ki Alamancasından. 😎
E bu bayağı iyiymiş. 🤪
 

Son konular

Üst