Dinden çıktıktan sonra yapmayı bıraktığınız ilk "dinsel" eylem neydi?

Mesajlar
174
Tepki puanı
220
Düşünce
Ateist
Ben bazen ezan sesine uyanır, namaz kılmasam bile o uykulu hâlime ayıp olmasın diye otururdum.

Ezan bitince geri yatardım. O 2 - 3 dakika işkence gibi gelirdi. Artık ezan sesine de uyanmıyorum garip bir şekilde. Ama bazen 5'e kadar yatmadığım oluyor. Gülüp yatıyorum. :)
Namaz kılmazdım ben ya zaten bilmiyorum kılmasını da. Abdest almayı da bilmiyorum. Ben sanıyordum ki iyi biri olursam cennete giderim sonra öğrendim ki yeterli değilmiş sonra zaten soğudum biraz dinden.
 

kavak

V ☆☆☆
Denetmen
Mesajlar
9,015
Çözümler
1
Tepki puanı
5,945
Düşünce
Ateist
Eski bilginiz doğruymuş, iyi biri olursanız cennete gidersiniz
Atma Recep
İyi birisi olmak yetersiz, çünkü taptığın Arap ithali tanrıya ve elçisine biat etmek şart!
Bu olmadığı müddetçe, boş beleş sallamaktan öteye gidemezsin.
 

DemoKratos

Vl ☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
8,384
Çözümler
1
Tepki puanı
5,530
Düşünce
Ateist
Hayatımda hiç gusül abdesti almadım çünkü.

E sen dine hiç girmemişsin ki o zaman? Zaten hep dinsizmişsin bre! 😁 Girmediğin dinden nasıl çıkacaksın da? Ha Hristiyandıysan onu bilmem. Ama muslim kişi namaz kılmasa da boy aptessiz yere basmaz!

Ayak bastığın yerler senden öte dünyada davacı olur diye korkuturlardı. Her adımını attığında melekler lanet eder derlerdi! Lan ne beyin yıkadılar diyeceğim de bu beyin yıkama filan değil. Bu resmen beyin s... Devamını getiremem bilirsiniz. Beyin salatası olsun! 😄
 

DemoKratos

Vl ☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
8,384
Çözümler
1
Tepki puanı
5,530
Düşünce
Ateist
Artık ezan sesine de uyanmıyorum

Güneş doğmadan önceki saati kaçırmak yazıktır. Sadece var ya, doğu ufkunda inci gibi parlayan Venüs'e bakmak bile yeter! Tan yerinin ağarması, kızıla boyanması ve bakır tepsi gibi güneşin çıkması bıkmadığım seyirlerdir. Güneş parlayana kadar Venüs kaybolmaz.

Kuran'da "subhi iza teneffes" yazar. Bu ifade biraz hoşuma gider. Sabah nefes aldığında demektir. Sabah dingin bir hava olur. Şehir havasında ne dinginlik olacak işte ama olduğu kadar.

Üstelik sonrasında da "innehu le kavlu rasulin kerim" yazar. Bu da "bu, kerim bir elçinin sözüdür" demektir. Hah işte allahın sözü filan değil bak iyi itiraf derim! Hayır tabii yahu nerden allah sözü olacak da? Bu bir itiraf! 😁
 

sirakuza

Çaylak
Mesajlar
236
Tepki puanı
143
Düşünce
Panenteist
Üstelik sonrasında da "innehu le kavlu rasulin kerim" yazar. Bu da "bu, kerim bir elçinin sözüdür" demektir. Hah işte allahın sözü filan değil bak iyi itiraf derim! Hayır tabii yahu nerden allah sözü olacak da? Bu bir itiraf!
hocam senin dinsizleşme Allahsızlaşma serüvenini paylaştığın bir konun var ise linkini paylaşır mısın , şayet yok ise belki de yıllar süren bu manevi yolculuğu etraflıca anlatır mısın , anlat bize Rab mı seni terk etti , sen mi Rabb'i terk ettin?
 

DemoKratos

Vl ☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
8,384
Çözümler
1
Tepki puanı
5,530
Düşünce
Ateist
hocam senin dinsizleşme Allahsızlaşma serüvenini paylaştığın bir konun var ise linkini paylaşır mısın , şayet yok ise belki de yıllar süren bu manevi yolculuğu etraflıca anlatır mısın , anlat bize Rab mı seni terk etti , sen mi Rabb'i terk ettin?

Tabii ki anlattım, çok yerde hem de, hepsinin linkini bulamam şimdi. Etraflı değil de kısaca özetleyeyim. Rab diye bir şey olmadığı için terk de etmez terk edilmez de.

Din ile ilk tanışmam çocukken yaz Kuran kursuna gönderilmemle oldu. Gider gitmez çıktım geldim bir daha gitmeyeceğim dedim. Olur mu gideceksin filan kesinlikle gönderemediler. Bir daha da dine hiç ilgi duymadım. Lise biterken ben nasıl üniversite okuyacağım, kim destek olacak kaygıları başladı. Dinciler kafayı yorma bize yaslan sensin aslan dediler. Bu fırsatı kaçırmayayım dedim. Büyük yardımları da oldu şimdi nankörlük etmeyeyim. Neyse okul bitince çekip gitmek yok hizmet edeceksin dediler. Zaten bu böyle olmaz bu yanlış diye itiraz edip duruyordum her şeye. Hiç işim olmaz deyip ayrıldım. Yıllarca dönmem için ısrar ettiler hep tersledim.

Baktım kurtuluş yok, ben ateist oldum dinle allahla bir işim kalmadı dedim. Oymuş! Buz gibi bir hava esti. Seni allaha havale ediyoruz dediler. Çok iyi, allah da olmadığına göre yırttım dedim! 😆
 

sirakuza

Çaylak
Mesajlar
236
Tepki puanı
143
Düşünce
Panenteist
Tabii ki anlattım, çok yerde hem de, hepsinin linkini bulamam şimdi. Etraflı değil de kısaca özetleyeyim. Rab diye bir şey olmadığı için terk de etmez terk edilmez de.

Din ile ilk tanışmam çocukken yaz Kuran kursuna gönderilmemle oldu. Gider gitmez çıktım geldim bir daha gitmeyeceğim dedim. Olur mu gideceksin filan kesinlikle gönderemediler. Bir daha da dine hiç ilgi duymadım. Lise biterken ben nasıl üniversite okuyacağım, kim destek olacak kaygıları başladı. Dinciler kafayı yorma bize yaslan sensin aslan dediler. Bu fırsatı kaçırmayayım dedim. Büyük yardımları da oldu şimdi nankörlük etmeyeyim. Neyse okul bitince çekip gitmek yok hizmet edeceksin dediler. Zaten bu böyle olmaz bu yanlış diye itiraz edip duruyordum her şeye. Hiç işim olmaz deyip ayrıldım. Yıllarca dönmem için ısrar ettiler hep tersledim.

Baktım kurtuluş yok, ben ateist oldum dinle allahla bir işim kalmadı dedim. Oymuş! Buz gibi bir hava esti. Seni allaha havale ediyoruz dediler. Çok iyi, allah da olmadığına göre yırttım dedim! 😆
hani metafizik buhran, varoluş sancısı, "Tanrı'nın ölümü " ile zuhur eden nihilizm krizi...üzgünüm bayım fakat size hikayenizin pek yüzeysel olduğunu söylemek zorundayım.
 

Lydia

Çaylak
Mesajlar
59
Tepki puanı
26
Düşünce
Bağımsız
Ben Kuran kursuna hiç gitmedim, Arapça okumayı filan hâlen de bilmem.

Bir iki sene önce, ergenliktendir muhtemelen, bir aydınlanma oldu "Bu nasıl din,bu nasıl dinsizliktir? Ben müslümanım." dedim ve araştırmadan, sorgulamadan, anlam vermeden namaz kıldım, oruç tuttum, Kuranı öğrenmeye başladım.

Etkisi olmamıştı mânen ama ben sanırım zorlamıştım biraz, istediğim yöne çekmeye çalışmıştım çok huzur vermiş gibi kabul ettirmiştim kendime.

Şu an namaz, gusül vs yok.
Kendimi harhangi bir dine ait hissetmiyorum.
Dinlerin Dünya için olumsuz etkilere neden olduğunu düşünüyorum.

Tanrı hakkında hâlâ emin değilim, araştırmaya devam ediyorum.

Ama nedendir bilmem bazen kabul edemiyorum,söyleyemiyorum "Ben müslüman değilim." diye.
Korkudan mıdır, alışmaktan mıdır?
Bu iş ne olacak hiiç bilemiyorum...
 

bilgelikyolunda

ll ☆
Yazar
Mesajlar
16,258
Tepki puanı
1,325
Düşünce
Sünni
Üstelik sonrasında da "innehu le kavlu rasulin kerim" yazar. Bu da "bu, kerim bir elçinin sözüdür" demektir. Hah işte allahın sözü filan değil bak iyi itiraf derim! Hayır tabii yahu nerden allah sözü olacak da? Bu bir itiraf! 😁
İftiracının El Kitabı Madde 1 uygulanıyor:
“İslamı eleştirip insanların gözünden düşürmek için;
1-Ayet ve hadislere İslamı eleştirebilmek için verebileceğiniz kadar tepki toplamasını sağlayacak anlamlar verin. Verdiğiniz anlamların diğer ayet ve hadislerle çelişmesini önemsemeyin. Ya da mevcut sahih kaynaklardaki yazanlara ekleme çıkarma yapın, veyahut cımbızla çekip bağlamından kopararak anlamları çarpıtın. Bunların yanlış olduğu, metin kritiği bilimine göre ayet ve hadisler anlamlandırılırken diğer ayet ve hadislere, nüzul sebebine, ilk muhatap olan Peygamber ve Sahabenin nasıl anladığına bakmak, kısacası işkembeden atmayıp bilimsel kriterlere göre anlamlandırma yapmak gerektiğini söyleyen veyahut bu ifadelerin sahih kaynaklardan alınmışsa cımbızlandığını, önünde sonunda yazanlarla birlikte gösteren çıkarsa kıvırmakla suçlanırsınız, olur biter.”

Ayetin önüne ardına bakıldığında Kuranın Allah kelamı olduğunun vurgulandığı, iddia sahibininin cımbızla aradan cümle çekerek ve cümleyi bağlamından kopararak çarpıtma yaptığı açıkça görülüyor.

38,39,40. Görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki, o (Kur'an), hiç şüphesiz çok şerefli bir elçinin (Allah'tan alıp tebliğ ettiği) sözüdür.

41. O, bir şairin sözü değildir. Ne de az inanıyorsunuz!

42. Bir kâhinin sözü de değildir. Ne de az düşünüyorsunuz!

43. O, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmedir.

44,45. Eğer (Peygamber) bize isnat ederek bazı sözler uydurmuş olsaydı, mutlaka onu kudretimizle yakalardık.

46. Sonra da onun şah damarını mutlaka keserdik.

47. Hiçbiriniz de bu cezayı engelleyip ondan savamazdı.

48. Şüphesiz Kur'an, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir öğüttür.

49. Şüphesiz biz, içinizden yalanlayanların olduğunu elbette biliyoruz.

50. Şüphesiz Kur'an, kâfirler için mutlaka bir pişmanlık sebebidir.

51. Şüphesiz Kur'an, gerçek kesin bilgidir.
 

bilgelikyolunda

ll ☆
Yazar
Mesajlar
16,258
Tepki puanı
1,325
Düşünce
Sünni
Tanrı hakkında hâlâ emin değilim, araştırmaya devam ediyorum.
İnsan deneyimi sonuçların sebebe bağlı gittiğini gösteriyor. Sebep sonuç ilişkisini kuramasak bile var olduğunu düşünerek mantık yürütelim:

Sebepler sonsuza kadar geri götürülemez. Çünkü bu durumda en sondaki sonucun oluşması için sonsuz sebebin gerçekleşmesi gerekirdi. Bu da hiçbir zaman mümkün olmayacağı için en sondaki sonuç hiçbir zaman ortaya çıkamazdı. Demek ki sebepler sonsuza kadar geri götürülemez, bir ilk sebep olmalı.

İlk sebep varsa o ilk sebebin bir sebebi yok, o ilk sebebin varlığı kendinden ve o ilk sebebin öncesi yok yani ezeli.

İşte o ilk sebep neyse Yaratıcı odur ve buradan anlıyoruz ki Yaratıcının varlığı kendindendir, Yaratıcı ezelidir ve madde termodinamiğin ikinci yasasına göre madde ezeli olamayacağı için Yaratıcı madde ötesidir.

Gördünüz mü mevcut bilimsel veriler ışığında işletilen mantık kuralları bize Yaratıcının kesin var olduğunu söylüyor.

Yaratıcı irade sahibi olmasaydı kendini etkileyip bir şey yaratmasına sebep olacak hiçbir şey olmadığı için hiçbir şey var olmazdı. Bir şeyler var. Öyleyse Yaratıcı irade sahibi yani Tanrı.

Sebep sonuç ilişkisi yoksa zaten varlıkları sebepsiz veya sebepli yaratan bir Yaratıcının varlığına itiraz edecek bir nokta kalmaz. Tüm zaman ve mekanları taramadığımız, zamansızlığı bilmediğimiz için Yaratıcının yokluğunu iddia etmek dogmatik bir tavır olur. En fazla denilecek şey şu: "sebep sonuç ilişkisi varsa Yaratıcı vardır, yoksa da Yaratıcının varlığına itiraz edecek bir nokta yoktur”

Kainatta formül olmasının tesadüf ihtimalini yok ettiği için tasarım seçeneğinin zorunlu olduğu, bu yüzden de sebep sonuç ilişkisi yoksa bile Yaratıcının varlığının zorunlu olduğunu da göz önünde bulundurunca Yaratıcının varlığı açıkça ortaya çıkıyor.
 

Entropyy

lll ☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
3,888
Tepki puanı
3,088
Düşünce
Ateist
İnsan deneyimi sonuçların sebebe bağlı gittiğini gösteriyor. Sebep sonuç ilişkisini kuramasak bile var olduğunu düşünerek mantık yürütelim:

Sebepler sonsuza kadar geri götürülemez. Çünkü bu durumda en sondaki sonucun oluşması için sonsuz sebebin gerçekleşmesi gerekirdi. Bu da hiçbir zaman mümkün olmayacağı için en sondaki sonuç hiçbir zaman ortaya çıkamazdı. Demek ki sebepler sonsuza kadar geri götürülemez, bir ilk sebep olmalı.

İlk sebep varsa o ilk sebebin bir sebebi yok, o ilk sebebin varlığı kendinden ve o ilk sebebin öncesi yok yani ezeli.

İşte o ilk sebep neyse Yaratıcı odur ve buradan anlıyoruz ki Yaratıcının varlığı kendindendir, Yaratıcı ezelidir ve madde termodinamiğin ikinci yasasına göre madde ezeli olamayacağı için Yaratıcı madde ötesidir.

Gördünüz mü mevcut bilimsel veriler ışığında işletilen mantık kuralları bize Yaratıcının kesin var olduğunu söylüyor.

Yaratıcı irade sahibi olmasaydı kendini etkileyip bir şey yaratmasına sebep olacak hiçbir şey olmadığı için hiçbir şey var olmazdı. Bir şeyler var. Öyleyse Yaratıcı irade sahibi yani Tanrı.

Sebep sonuç ilişkisi yoksa zaten varlıkları sebepsiz veya sebepli yaratan bir Yaratıcının varlığına itiraz edecek bir nokta kalmaz. Tüm zaman ve mekanları taramadığımız, zamansızlığı bilmediğimiz için Yaratıcının yokluğunu iddia etmek dogmatik bir tavır olur. En fazla denilecek şey şu: "sebep sonuç ilişkisi varsa Yaratıcı vardır, yoksa da Yaratıcının varlığına itiraz edecek bir nokta yoktur”

Kainatta formül olmasının tesadüf ihtimalini yok ettiği için tasarım seçeneğinin zorunlu olduğu, bu yüzden de sebep sonuç ilişkisi yoksa bile Yaratıcının varlığının zorunlu olduğunu da göz önünde bulundurunca Yaratıcının varlığı açıkça ortaya çıkıyor.

İnsan deneyimi 3 uzay 1 zaman fizik kurallarının olduğu küme içerisinde sebep sonuç ilişkisini gösterebilir.
Dışarısını bilmiyoruz deneyimimiz dışında götümüzden mantık uyduramayız.
Sebep sonuç ilişkisi varsa yoksada diyemeyiz.
Ama hayal kurabilirsiniz hayallerin sınırı yok.

Yazmıştık:

Sebep sonuç ilişkisi insan deneyimine dayalıdır bunda yanlış var mı?

Sebep sonuç ilişkisi bildiğimiz varoluş kümesi olan, fizik kanunlarına uygun olarak devinen 3 uzay, 1 zaman boyutu içinde yer alan madde ve enerji için geçerlidir bunda yanlış var mı?

İnsan deneyimine dayalı sebep sonuç ilişkisine dayanarak, ilk sebep olmalı dersen o ilk sebebi varoluş kümesi içinde tanımlamış olursun bunda yanlış var mı?

Bu durumda ilk sebep bu kümenin kurallarına uygun olacak bir nedene sahip olmalıdır bunda yanlış var mı?

İlk sebep bu kümenin dışındadır dersen, bu durumda bu kümenin dışını tanımlaman ve sebep sonuç ilişkisini orada da ortaya koyman gerekecek bunda yanlış var mı?

Gördün mü mevcut bilimsel veriler ışığında işletilen mantık kuralları bize yaratıcıyı bulmak için sebepleri şeyinin keyfine göre organize edemeyeceğini gösteriyor. :)
 

DemoKratos

Vl ☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
8,384
Çözümler
1
Tepki puanı
5,530
Düşünce
Ateist
hani metafizik buhran, varoluş sancısı, "Tanrı'nın ölümü " ile zuhur eden nihilizm krizi...üzgünüm bayım fakat size hikayenizin pek yüzeysel olduğunu söylemek zorundayım.

Öyle, çünkü yüzeysel anlattım. Destan yazsam sıkıcı olurdu. O kadar önemli bir kişi değilim hayatımı anlatacak.

Metafizik buhranla filan, hele nihilizm krizi ile ise alakam bile yok. Nedir onlar? 😁 Tanrı mı ölmüş? Öyle mi? Ne zaman, duymadım! Başınız sağolsun, hatta allah rahmet bile eylesin isterse! 😆

Ben ateizmi materyalist determinizme bağlarım. Başka bağlamım yoktur.
 

DemoKratos

Vl ☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
8,384
Çözümler
1
Tepki puanı
5,530
Düşünce
Ateist
Dur şimdi içimden geldi biraz da olaylara değil de düşüncelere bağlayarak anlatayım ateizm serüvenimi.

Oldum olası her olgunun nedenini merak etmişimdir. Bu neden böyle oluyor? Bu neden böyle olmuş? En basitinden en karmaşık olgulara kadar her taşın altında nedenler arıyordum. Gökyüzü neden mavi? Kan niye kırmızı? Neden beş parmağımız var? Neden tek bir uydumuz var? Neden bazı kuşlar uçamaz? Sorular bitecek gibi değildi, her şeyin nedenlerini merak ediyordum.

Allah öyle yarattı da ondan diyenlere ise içimden has ittir diyordum. Allahı bir neden olarak hiç bir zaman kabul etmedim. Sonra bir gün nedensel sözcüğünü arattığımda determinizm karşıma çıktı. Klasik determinizmden bahsedildiği için pek kafama yatmadı. İlk neden tanrıymış. E iyi de tanrı neden varmış? Öyle şey olmaz dedim. Nedenselliğin determinizm olması iyi hoştu çok güzeldi çok ilgimi çekmişti ama ilk neden tanrı deyince... Nasıl yani? Bu olmaz ki dedim. İlk neden çok çok basit bir töz olmalıydı. Öyle tanrı filan gibi karmaşık gelişkin bir şey nedensiz apansız kendiliğinden nasıl olacaktı da?

Hem de tanrı bu kadar sessiz bu kadar etkisiz nasıl oluyordu? Her şey ondan geldiyse bu yani etkin bir şey olmalıydı. Tanrım kaybettiğim eşyamı bulmama yardım eder misin diyorum, hiç bir şey olmuyor ve bulamıyorum! Tanrı hiç kafama yatmıyordu.

Sonra Demokritos'un materyalist ve atomcu nedenselci olduğunu öğrendim. Ama atomlar neden var sorusu yanıtlanmıyordu. Yine de bu, tanrı neden var sorunu kadar büyük sorun değildi. Zeki ve güçlü bir şey neden vardı demekle çok basit bir şey neden vardı demek aynı değildi. Kendiliğinden zeki ve güçlü bir şey olamazdı ama çok basit bir başlangıç daha akla yatkındı.

Tabii bunlara kafa yormayıp aman allah vardır birdir haktır de geç git diye düşündüğüm de oldu. Hatta çoğu kez bu çok işe yarıyordu. Pratik yararı çok olması da önemli bir şeyin. Allahın ise bayağı pratik yararı vardı. Allah dedim mi ödüllendiriliyordum. E yani insan hayatta ne ister, ödüllendirilmek!

Nedenselciliği kavrayamamıştım ama materyalizmi kavramak kolaydı. İdeler, tinsel şeyler filan yoktu. Öyle mağarada hayal filan görmüyorduk, bunlar saçma varsayımlardı. Materyalizm net ve berraktı, saçmalık içermiyordu. Fakat ilk neden tanrı söyleminden dolayı determinizm ile materyalizmi bağdaştıramıyordum.

Sonra elime David Ruelle'in Rastlantı ve Kaos kitabı geçti. Okuduğum anda müthiş bir aydınlanma hissettim. Kaos kuramının ilk neden tanrı diyen klasik determinizmi modern materyalist determinizme evirdiğini bu kitap kavramamı sağladı. Bunun üzerine James Gleick'in Kaos kitabını görür görmez hemen alıp okumaya başladım.

Dili biraz zor ve anlatımı ağdalı. Zorlayıcı bir kitap. Anlatımların nereye götürmeye çalıştığı çok zaman kopuyor. Ayrıntılı anlatıyor. Kalın da bir kitap. Fakat eğlenceli bir anlatımı da var. Esprili anlatımları zor olmasına rağmen okumayı sürdürmeye teşvik ediyor. Çok yerde ne dedi şimdi bu diye baştan okumak gerekiyor. Örneğin Kaos kuramcısı Feigenbaum'um peşine polis düşmesi ve bu adam karanlık işler çeviriyor kesin diye şüphelenmeleri filan oldukça eğlenceli.

Bu kitaptan anladığım, Kaosun temelinde kuantumun olduğu. Kaos bir olgu, ama bu olguyu açıklamak için kuantumda derinleşmek gerekiyor. Fakat Kaosun bence en çarpıcı öğretisi ne yazık ki ilk nedene ulaşmanın hiç bir zaman olmayacak, olanaksız bir iş olduğunu söylemesi.

İşte sicim dedik membran dedik ve takıldık. Daha derine inmek artık olanaksız görünüyor. Belki şimdilik, belki sicimlere inebiliriz ama bu da yeterli olmayacak. Kuantumla ilgili de çok önemli fizikçilerin en seçme kitaplarını okudum ama en temel parçacıklar belli, daha altta ne var bunu ise kimse bilmiyor. Bilinen ne kadar temel parçacık varsa hepsini öğrendim, sınıfladım, ama çabuk unutuluyor, çünkü pratiği yok! CERN de prof doçent filan değilseniz pratiği olmaz!

Ama ilk neden ne olursa olsun, tanrı olmadığı kesin Öyle şey olmaz. Zeki, güçlü bir şey kendiliğinden var olamaz. Bunu bir kere çöpe atacaksın, o kesin. Sonra ne kadar derine inebileceğimize bakacağız.

Fakat insanlığın son gününde hiç kimse her şeyi anladık öğrendik diyemeyecek. Bu kesin. Ama bu garip değil, hiç kimse ve hiç bir en süper bilgisayar, oynanmış bitmiş bir satranç tahtasındaki oyunun son durumuna bakarak geriye doğru yaptığı analizi ilk hamleye kadar götüremez. İlk açılış hamlesini bilmek olanaksızdır.

Bu ise 64 kareli bir düzlemde 6 çeşit 32 taşla oynanan bir oyun. Evrenle kıyas bile edilmez. Kaosun içindeyiz. Kesin olan bu. Allah deyip mi geçelim, hayır, asla. Tanrının olamayacağı için olmadığı kesindir. Daima başka şeyler arayacağız. Ne kadar bulabilirsek kârdır. Olay bu şekilde...
 

bilgelikyolunda

ll ☆
Yazar
Mesajlar
16,258
Tepki puanı
1,325
Düşünce
Sünni
Öyle tanrı filan gibi karmaşık gelişkin bir şey nedensiz apansız kendiliğinden nasıl olacaktı da?
Tanrı’nın karmaşık olduğu temelsiz bir uydurma
Kendiliğinden zeki ve güçlü bir şey olamazdı
Bu temelsiz bir uydurma
Fakat Kaosun bence en çarpıcı öğretisi ne yazık ki ilk nedene ulaşmanın hiç bir zaman olmayacak, olanaksız bir iş olduğunu söylemesi.
Bu bakış açısı insanı sığlaştırır ve bilimsel gelişmeye sekte vurur.
Ama ilk neden ne olursa olsun, tanrı olmadığı kesin Öyle şey olmaz.
Yazmıştık:

İnsan deneyimi sonuçların sebebe bağlı gittiğini gösteriyor. Sebep sonuç ilişkisini kuramasak bile var olduğunu düşünerek mantık yürütelim:

Sebepler sonsuza kadar geri götürülemez. Çünkü bu durumda en sondaki sonucun oluşması için sonsuz sebebin gerçekleşmesi gerekirdi. Bu da hiçbir zaman mümkün olmayacağı için en sondaki sonuç hiçbir zaman ortaya çıkamazdı. Demek ki sebepler sonsuza kadar geri götürülemez, bir ilk sebep olmalı.

İlk sebep varsa o ilk sebebin bir sebebi yok, o ilk sebebin varlığı kendinden ve o ilk sebebin öncesi yok yani ezeli.

İşte o ilk sebep neyse Yaratıcı odur ve buradan anlıyoruz ki Yaratıcının varlığı kendindendir, Yaratıcı ezelidir ve madde termodinamiğin ikinci yasasına göre madde ezeli olamayacağı için Yaratıcı madde ötesidir.

Gördünüz mü mevcut bilimsel veriler ışığında işletilen mantık kuralları bize Yaratıcının kesin var olduğunu söylüyor.

Yaratıcı irade sahibi olmasaydı kendini etkileyip bir şey yaratmasına sebep olacak hiçbir şey olmadığı için hiçbir şey var olmazdı. Bir şeyler var. Öyleyse Yaratıcı irade sahibi yani Tanrı.

Sebep sonuç ilişkisi yoksa zaten varlıkları sebepsiz veya sebepli yaratan bir Yaratıcının varlığına itiraz edecek bir nokta kalmaz. Tüm zaman ve mekanları taramadığımız, zamansızlığı bilmediğimiz için Yaratıcının yokluğunu iddia etmek dogmatik bir tavır olur. En fazla denilecek şey şu: "sebep sonuç ilişkisi varsa Yaratıcı vardır, yoksa da Yaratıcının varlığına itiraz edecek bir nokta yoktur”

Kainatta formül olmasının tesadüf ihtimalini yok ettiği için tasarım seçeneğinin zorunlu olduğu, bu yüzden de sebep sonuç ilişkisi yoksa bile Yaratıcının varlığının zorunlu olduğunu da göz önünde bulundurunca Yaratıcının varlığı açıkça ortaya çıkıyor.
Kaosun içindeyiz. Kesin olan bu.
Bu da temelsiz bir uydurma. Çünkü kaos olsa deneyler aynı sonucu vermez, bilim de olmazdı. Demek ki kaos değil bir düzen var. Aksini iddia etmek bilimin varlığını inkar etmektir. Bu da ateizmin nasıl bilimle çelişen ve bilim dışı olan bir dogma olduğunu ispat eder
 

Entropyy

lll ☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
3,888
Tepki puanı
3,088
Düşünce
Ateist
Yazmıştık:

İnsan deneyimi sonuçların sebebe bağlı gittiğini gösteriyor. Sebep sonuç ilişkisini kuramasak bile var olduğunu düşünerek mantık yürütelim:

Sebepler sonsuza kadar geri götürülemez. Çünkü bu durumda en sondaki sonucun oluşması için sonsuz sebebin gerçekleşmesi gerekirdi. Bu da hiçbir zaman mümkün olmayacağı için en sondaki sonuç hiçbir zaman ortaya çıkamazdı. Demek ki sebepler sonsuza kadar geri götürülemez, bir ilk sebep olmalı.

İlk sebep varsa o ilk sebebin bir sebebi yok, o ilk sebebin varlığı kendinden ve o ilk sebebin öncesi yok yani ezeli.

İşte o ilk sebep neyse Yaratıcı odur ve buradan anlıyoruz ki Yaratıcının varlığı kendindendir, Yaratıcı ezelidir ve madde termodinamiğin ikinci yasasına göre madde ezeli olamayacağı için Yaratıcı madde ötesidir.

Gördünüz mü mevcut bilimsel veriler ışığında işletilen mantık kuralları bize Yaratıcının kesin var olduğunu söylüyor.

Yaratıcı irade sahibi olmasaydı kendini etkileyip bir şey yaratmasına sebep olacak hiçbir şey olmadığı için hiçbir şey var olmazdı. Bir şeyler var. Öyleyse Yaratıcı irade sahibi yani Tanrı.

Sebep sonuç ilişkisi yoksa zaten varlıkları sebepsiz veya sebepli yaratan bir Yaratıcının varlığına itiraz edecek bir nokta kalmaz. Tüm zaman ve mekanları taramadığımız, zamansızlığı bilmediğimiz için Yaratıcının yokluğunu iddia etmek dogmatik bir tavır olur. En fazla denilecek şey şu: "sebep sonuç ilişkisi varsa Yaratıcı vardır, yoksa da Yaratıcının varlığına itiraz edecek bir nokta yoktur”

Kainatta formül olmasının tesadüf ihtimalini yok ettiği için tasarım seçeneğinin zorunlu olduğu, bu yüzden de sebep sonuç ilişkisi yoksa bile Yaratıcının varlığının zorunlu olduğunu da göz önünde bulundurunca Yaratıcının varlığı açıkça ortaya çıkıyor.

İnsan deneyimi 3 uzay 1 zaman fizik kurallarının olduğu küme içerisinde sebep sonuç ilişkisini gösterebilir.
Dışarısını bilmiyoruz deneyimimiz dışında götümüzden mantık uyduramayız.
Sebep sonuç ilişkisi varsa yoksada diyemeyiz.
Ama hayal kurabilirsiniz hayallerin sınırı yok.

Yazmıştık:

Sebep sonuç ilişkisi insan deneyimine dayalıdır bunda yanlış var mı?

Sebep sonuç ilişkisi bildiğimiz varoluş kümesi olan, fizik kanunlarına uygun olarak devinen 3 uzay, 1 zaman boyutu içinde yer alan madde ve enerji için geçerlidir bunda yanlış var mı?

İnsan deneyimine dayalı sebep sonuç ilişkisine dayanarak, ilk sebep olmalı dersen o ilk sebebi varoluş kümesi içinde tanımlamış olursun bunda yanlış var mı?

Bu durumda ilk sebep bu kümenin kurallarına uygun olacak bir nedene sahip olmalıdır bunda yanlış var mı?

İlk sebep bu kümenin dışındadır dersen, bu durumda bu kümenin dışını tanımlaman ve sebep sonuç ilişkisini orada da ortaya koyman gerekecek bunda yanlış var mı?

Gördün mü mevcut bilimsel veriler ışığında işletilen mantık kuralları bize yaratıcıyı bulmak için sebepleri şeyinin keyfine göre organize edemeyeceğini gösteriyor. :)
 

Son konular

Üst