• AntiDogmatik
    Sorgulamaktan korkmayanlar için özgür düşünce platformu.
  • Din toplumun afyonudur.
    Karl Marx
  • Din; sıradan insanlar için gerçek, aydınlar için yalan, iktidarlar içinse kullanışlıdır.
    Lucius Annaeus Seneca
  • Din, sıradan insanları pasif ve sessiz tutmak için bulunmaz bir kaynaktır.
    Napoléon Bonaparte
  • Sorgulamayan insan cahildir, sorgulatmayansa zalim!
    Mustafa Kemal Atatürk
  • Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir.
    Carl Sagan
  • Aptal bir şeyi 50 milyon kişi de söylese, o hala aptal bir şeydir.
    Anatole France
  • Aydınlanma; kişinin kendi aklını kullanmaya cüret etmesidir.
    Immanuel Kant
  • Dünyada iki çeşit insan var: Aklı olan ve dini olmayanlar, dini olan ve aklı olmayanlar.
    Ebu Ala el Maarri
  • İnsanı yaratmak mı tanrının büyük hatası, tanrıyı yaratmak mı insanın büyük hatası?
    Friedrich Nietzsche
  • İmana sarılmak, aklı terk etmektir.
    George Smith
  • İnsanlar gerçek olmasını diledikleri şeylere inanırlar.
    Julius Caesar
  • En tehlikeli insan tipi az anlayan, çok inanandır.
    Anton Chekhov

Dinler nasıl oluşuyor?

kavak

Üye
Mesajlar
94
Tepki puanı
88
Düşünce
Ateist
İnsanoğlu şimdiye dek sayısız dinler, kültler ve tarikatlar üretmiştir; bazıları yeryüzüne epeyi yayılıp uzun ömürlü olmayı başarırken, bazıları ise kısa ömürlü olup yerel kalmışlardır.

Hăl böyle iken bir dinin oluşması için neye ihtiyaç vardır?
Bu sorunun cevabı biraz şaşırtıcı olabilir: Fazla bir şeye gerek yok.

Yeni bir dinin oluşumunu gözlemlemenin imkansız olduğunu düşünenler olabilir, çünkü genel kanıya göre dinler çok eski oldukları gibi upuzun bir zamanda büyümüş olmakla beraber, somut olarak elle tutulabilir bir yanlarını da bulmak zordur. Elbette tanınmış mevcut dinlerin yeni yan kolları olmakla beraber, yepyeni bir din hiçbir zaman başlangıcından çöküşüne kadar detaylı bir şekilde gözlemlenip kayıt altına alınmamıştır.

Kargo kültlerden bihaber iseniz, dinlerin durumu kabaca böyle tanımlanabilir.

Kargo kültler, isimlerini İngilizce bir kelime olan ve "yük" anlamına gelen cargo´dan alır. Bu bir çatı kavramı olup, birçok farklı ama benzer dini kültlerin olduğu Melanezya´da bayağı yaygındır. Melanezya´nın coğrafik konumu, Avustralya´nın kuzey doğusunda olan, Papua Yeni Gine´nin de ait olduğu Pazifik ada kümeleridir.

Bu kültler 2. Dünya savaşı esnasında meydana gelip gelişmişlerdir. Çoğunun ortak noktası, müritlerin bir mesihi beklemeleri ve kıyamet gününde bir "yük" getirecek olması. Çoğunlukla "John Frum" diye anılan bu mesih, bir efsaneye göre tıknaz, yüksek sesli, saçları ağarmış ve parlak düğmeli olup kehanet kabiliyeti olan bir adammış. John Frum´un gerçekten yaşayıp yaşamadığı ise meçhul.

Müritlere göre kıyamet gününde yaşlılar gençleşecek, ölümcül hastalıklar tedavi edilebilecek ve "dağlar düpdüz olacak, vadiler dolacak". John Frum, son noktayı İncil´den araklamış olmalı (Jesaya 40, 4) - İncil´i üretenlerin de daha eski olan dinlerden/inançlardan arakladığı gibi. :D

Devamı var...
Bir dahaki sefere kargo kültlerin en meşhurlarından birinin çok ilginç olan oluşma serüvenini yazacağım.
 

kavak

Üye
Mesajlar
94
Tepki puanı
88
Düşünce
Ateist
Kargo kültlerin en meşhurlarından birisi olan ve hălen ayakta duran birisinin hikayesi, oluşmasının nedeni de dahil, aynen aşağıdaki gibi cereyan etmiştir.

Yıl: 1941
Yer: 1980´den beri Vanuatu´ya ait olan Tanna adası

Orada görevli olan Amerika´lı askerlerin yaşamı gayet rahat. Bunlar, yerlilerin nazarında "iş" denebilecek herhangi birşey yapmıyorlar; bütün yaptıkları, yazı masalarının arkasında oturmaları, uzun ve telli direkler çakmaları, ışıklar yanıp sönmeye başlayınca küçük cihazlara konuşmaları veya anlamsızca daire içinde yürümeleri.

Vaziyet, yerliler açısından gayet net:
Askerlerin ataları veyahut bir tanrı için, bunlara düzenli aralıklarla değerli malları ve eşyaları göndermesi için yapılan dinsel eylemler olmalı bunlar.
Adanın yerlileri, kendileri hiç birşey üretmeden defalarca çeşitli malların beyazlara geldiğini görmüşler.
Bundan şu çıkarımı yapmışlar:
Gelen malların kökeni doğaüstü bir varlık olmalıydı. Bu yüzden beyazları taklit etmeye başlamışlar.

İlk uçaklar beyazlara malları getirdikten sonra, adanın yerlileri, yakındaki adanın birinde çalılıkları kesip, temizleyip orada bir tane iniş alanı inşa etmişler ve yanına bambus ağacından bir kontrol kulesi ile ağaçtan kulaklıklarla birlikte bir de uçak maketleri yapmayı ihmal etmemişler. Bütün bu uğraşlar, John Frum´un uçağını oraya ayartmak içindi - o ise iyiki hiç gelmemiş, yoksa kült ideolojisine göre dünyanın sonu gelmişti. :D

Aslında yeni bir kültün oluşması bu noktada bitti denebilir ve onlar gerçekleri yanlış yorumlamaları yüzünden ömürlerinin sonuna kadar mutlu mesut yaşamışlar. Ancak Tanna´daki kargo kült de, diğer dinlerde olduğu gibi, gerçek oluşum nedenini sürekli muğlaklaştıran bazı değişimlere uğramış.

Serüvenin devamı bir dahaki sefere...
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,797
Tepki puanı
878
Düşünce
Ateist
Tanrıların Arabaları kuramının küçük ölçekte kanıtı olmuş bu! O kitabı okumuş ve etkilenmiştim. Çocuktum, bir şey bildiğim yoktu. Erich Von Daniken adını o günden beri unutmadım. Çok etkilemiş beni.
 

kavak

Üye
Mesajlar
94
Tepki puanı
88
Düşünce
Ateist
Birkaç sene sonra, eskisinden daha az yanlış olmayan, yeni bir öğreti ortaya çıkmış: John Frum Amerika´nın kralıymış. Haliyle Amerikalı askerlerin Tanna´ya uğraması - hatta aralarında bulunan siyahiler de farklı ciltlerine rağmen doğaüstü bir şekilde eşyalarla temin ediliyorlardı - bu inancın daha da pekişmesine yol açmış.

Daha sonra Britanya kralı adayı ziyaret ettiğinde, bu kült yine bir değişime uğramış. Prens Phillip, çabucak John Frum gibi ilahlaştırılmış ve bu kült, bir rönesans geçirmiş.
Elçisiz bir kült olmaz elbette. Nambas isimli bir din adamı, telsiz kullanak John Frum´la düzenli konuştuğunu iddia ediyordu. Kullandığı telsiz aygıtı, beline tel sarılmış yaşlı bir kadındı. Bu kadın trans halinde konuşuyordu ve Nambas bunları John Frum´un beyanları olarak yorumlayıp tercüme ediyordu. :D

John Frum, senesi meçhul olan 15. Şubat´ta tekrar gelecekti.
Hălă günümüzde onun müritleri ona "Hoş geldin" demek için bu tarihte toplanıyorlar. Onun şimdiye kadar hiç gelmemesi, dindarların şevkini kırmışa benzemiyor. Hălă neden bekledikleri sorusuna, dindarlardan birisi şu yanıtı vermiş: "Siz 2000 senedir İsa´yı bekliyorsunuz, bu durumda biz de birkaç sene daha John Frum´u bekleriz." :D

Hasılı bu Kargo kültün hikayesi bize ne öğretiyor ?

1. Kültler çabucak oluşuyorlar.
2. Oluşum nedenleri ve izleri de çabucak muğlaklaşıyor.
3. İnsanların yapısı yanlış çıkarımlara epeyi elverişli.
4. Dinler birbirlerine benziyor, yoktur birbirlerinden pek fazla bir farkı.

Sevgiler...
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

kavak

Üye
Mesajlar
94
Tepki puanı
88
Düşünce
Ateist
Tanrıların Arabaları kuramının küçük ölçekte kanıtı olmuş bu! O kitabı okumuş ve etkilenmiştim. Çocuktum, bir şey bildiğim yoktu. Erich Von Daniken adını o günden beri unutmadım. Çok etkilemiş beni.
Bu kargo kült, hem literatürün hem de bazı filmlerin konusu olmuştur ve bunların içinde bir tanesi var ki, gülmekten kasıklarınıza ağrılar girer.
The Gods Must Be Crazy (1980)
Konusu: Bir uçaktan atılan bir kola şişesi, Botswana´nın mutlu mesut yaşayan bir yerli kabilesinde huzursuzluğa(!) yol açar. Bu yabancı nesne görünüşte huzursuzluk ve sanşsızlık getirdiği için, oranın yerlileri bu şişeden kurtulmanın yollarını ararlar ancak bunu becermek hiç de o kadar kolay değildir. Şişeden kurtulmak için bu kabilenin bir üyesi görevlendirilir...:D
 
Yazarı tarafından düzenlendi:
Üst