Ebced ve cifir ile kuran tefsir etmek küfrün dik alasıdır.

bilgelikyolunda

☆☆
Üye
Mesajlar
2,713
Tepki puanı
199
Düşünce
Sünni
Bu şahıs kimdir tanımıyorum. Zaten 37 saniyelik bu kısa videoda iddiasına delil teşkil edecek hiçbir veri yok. Dolayısıyla elimizdeki video temelsiz bir iddiadan ibarettir. İbn Berrecan, Rum Suresinin ilk ayetlerini bu şekilde tefsir ederek Kudüsün tekrar alınacağını net olarak tarihiyle haber vermiştir. Kudüs, İbn Berrecanın vefatından yaklaşık 40 yıl sonra tam haber verdiği tarihte geri alınmıştır. Bir insanın bir kitaba bakarak vefatından yaklaşık 40 yıl sonra gerçekleşecek bir olayı, net tarih vererek haber vermesi insan gücünü aşan bir durumdur. Demek ki karşımızda insanüstü bir kitap var. Kuranın Allah kelamı olduğunu gösteren bu durum neden küfür olsun? Vefatından 40 yıl sonra olacak hadiseyi net tarih vererek haber veren varken temelsiz iddialara neden itibar edelim?
 

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
767
Tepki puanı
153
Düşünce
Deist
İbn Berrecan, miladi 1142 yılında hayatını kaybetmiş, Endülüslü bir tasavvufçudur.

Selâhaddîn-i Eyyûbî (v. 589/1193) Kudüs'ü fethetmeden önce 579 h. senesinde Haleb'i fethetmiş ve yanındakilerden bazıları da bu fethin Kudüs'ün fethi için bir müjde olduğunu söylemişlerdir. Kadı Muhyiddin b. Zekiyyüddin55 (v. 598/1202) bu tarihte Sultan Selâhaddîn Haleb'i fethedince şu beyti söylemiştir:

"Senin Şehba Kalesini Safer ayında fethin
Kudüs'ün Recep ayında fethedileceğinin müjdecisidir!"

Kadı Muhyiddin'e "bunu nerden biliyorsun?" diye sorulunca da "ben bunu İbn Berrecân'ın Rum suresinin ilk ayetlerine yaptığı tefsirden aldım" demiştir. Sultan Selâhaddin, Haleb’i fethettikten sonra buranın kadılığına Kudüs'ün fetih müjdesini veren Kadı Muhyiddin’i getirmiştir.

Kaynak: İbn Hallikân, Vefeyât., IV, 229-30.

İbn Hallikân’ın günümüze ulaşan tek eseri olan ''Vefeyâtü’l-aʿyân ve enbâʾü ebnâʾi’z-zamân mimmâ s̱ebete bi’n-naḳl evi’s-semâʿ ev es̱betehü’l-ʿayân'' adlı eserinde, kendisinin sürekli İbn Berrecân’ın bu tefsirini aradığını ve en sonunda ilgili kısmı Rum suresinin tefsirinde bulduğunu fakat Kudüs'ün fethini müjdeleyen kısmın haşiyede yazılı olduğunu, bu kısmın tefsirin aslından olup olmadığını bilemediğini söylemektedir.

Hâşiye, “sayfa boşluklarına ilâve edilen açıklayıcı ve tamamlayıcı bilgileri içeren not” demektir.
 

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
767
Tepki puanı
153
Düşünce
Deist
Aslında, İbn Berrecan'ın tefsirine baktığımızda net bir şekilde "Kudüs 583 senesinde fethedilecektir!" diye bir ifade bulmak mümkün değildir. 583 tarihi verilmekle beraber neye delalet ettiği ortaya konulmamaktadır.

Hatta İbn'ul Arabi de şöyle demiştir:

"Ebü'l-Hakem Abdüsselâm b. Berrecân bizim zikrettiğimiz şekilde kendi kitabında zikretmemiş. Allah ona rahmet eylesin bu durumu ilmü'l-felek cihetiyle açıklamış, bunu da kendi keşfine bir perde yapmıştır. (Bununla beraber) Kudüs'ün (Hicri) 583 tarihinde fethedileceğini kesin bir şekilde ifade etmiştir. Biz de istersek keşif olarak açıklarız, dilersek (bu keşfe) sayıyı perde yaparız."

Sözün kaynağı: Muhyiddin İbnü'l-Arabî, el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye, haz. Ahmed Şemseddin, Darü’lKütübi’l-İlmiyye, Beyrut 1999, I, 97-8
 

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
767
Tepki puanı
153
Düşünce
Deist
İbn Berrecân'ın Rum suresinin ilk ayetlerinin tefsirinde ortaya koyduğu ve Kudüs'ün fethine işaret ettiği belirtilen tarihin, çok muğlak bir üslupla ifade
edilmesinden dolayı, Kadir suresinin tefsiriyle beraber değerlendirilmediği takdirde anlaşılması zor görünmektedir.

Çünkü bu surede de 583 tarihi verilmektedir. İbn Berrecân'ın keşif olarak değerlendirilen hesaplamaları anlayabildiğimiz kadarıyla şu
şekildedir:

İbn Berrecân, Kadir suresinin tefsirinde Kadir gecesinde Ümmü'l-Kitap'ta olan şeylerin tafsil edildiğini, Allah'ın yakın veya uzak gelecekte olmasını dilediği şeylerin yazıldığını ifade etmektedir.

Bunu da "O, öyle bir gecedir ki her hikmetli iş tarafımızdan bir emir ile o zaman yazılıp belirlenir'' ayetlerine dayandırmaktadır.
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
767
Tepki puanı
153
Düşünce
Deist
Kadir gecesinin bin aydan hayırlı olması, 83 sene ve 4 ay yapar. Günler ise 763 gündür. İbn Berrecân'a göre kaderin deveranı haftanın gün sayısı olan 7 üzerinden olur. Bu sayı bitince ve dönüşü tamamlanınca sayı tekrar başa gelir.

Kâinattaki birçok şey 7 üzerinden döner ve hükümleri de 7 ve katları olan rakamlarla ilgilidir.

İbn Berrecân birçok şeyin 7 rakamıyla alakalı olduğunu düşündüğü için 7 rakamını kadir gecesinin faziletine dair ayette ifade edilen 1000 ay rakamıyla çarpıp 7 bin rakamına ulaşmaktadır. Bu da 583 sene 4 ay yapar. Bu yaklaşımından da hicreti tarihin başı olarak alıp deveranın 583 senesinin dördüncü ayından itibaren tamamlanacağı gibi bir düşünceye vardığı anlaşılmaktadır.

Kaynak: İbn Berrecân, Tenbîh, V, 524
 

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
767
Tepki puanı
153
Düşünce
Deist
Halihazırda Rum suresi tefsirindeki hesaplamaları yaparken de içinde bulundukları senenin 522 h. senesi olduğunu ifade etmektedir

Kaynak: İbn Berrecân, İrşâd, II, vr. 96.

İbn Berrecân Rum suresinin tefsirinin başında bazı kıraat farklılıklarına değindikten sonra şunları söylemektedir: "Allah'ın, takdirin deveranında, dönüşümünde ortaya koyduğu hikmeti şudur: Bu dönüşümlerde hükmün sonunu başına getirmektir. Bu deveranlar arasında hükmü kesin olup mukadder olanlar ve hükmü geniş olup takdiri kesin olmayan muvassa' olanlar bulunmaktadır. Bütün bunlar Allah Tealâ'nın meşietiyledir."

Kaynak: İbn Berrecân, İrşâd, II, vr. 96.

Bu muğlak sözünden anlaşıldığı kadarıyla dünyadaki olaylar dönüşümlü olup birbirini takip ederler. Yani fethi mağlubiyet, mağlubiyeti ise zafer takip eder. Bunlar belli bir sıra ve tarihe göre deveran ederler.
 

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
767
Tepki puanı
153
Düşünce
Deist
İbn Berrecan, yine aynı kaynakta yazılana göre; Rum suresinin 2 ile 5. Ayetlerinden anladığı üzere, müminler için ilk zafer hariç iki mağlubiyet, iki de galibiyet söz konusu olduğunu söylemektedir.

Burada kast ettiği fetih ve mağlubiyetler hakkında Kudüs ismi zikredilmese de, Müslümanlar böyle yorumlamışlardır.

İbn Berrecân’ın, kaderin deveranını kadir gecesiyle, bu gece için ifade edilen 1000 sayısıyla ayrıca haftanın gün sayısı olan 7 ile irtibatlandırdığını yukarıda ifade edilmiştir.

Yani ikinci mağlubiyet, 83 sene 4 ay'ın 6 katında yaşanacaktır. 6. devre, 6x83⅓ ile 489/1096 senesinde Müslümanların kaybı ve 7. devrede ise Hicri 583 senesinde ise Müslümanlar bir zafer yaşayacaklardır.

Ona göre bu günlerin her biri 1000 ayla irtibatlı olup her bir gün 83 sene 4 aydır.
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
767
Tepki puanı
153
Düşünce
Deist
İbn Berrecân yukarıda ifade ettiğimiz mağlubiyetlerden ikincisinin 489 tarihinde olduğunu, bu mağlubiyetin altıncı gününün sonunda, altıncı günün bitiminin 500 senesinin başı olduğunu, yedinci günün ise 583 sene 4 ay olarak tamamlandığını ifade etmektedir.

Kaynak: İbn Berrecân, İrşâd, II, vr. 96

Aslında burada bir yanlışlık var. Çünkü Müslümanların yenildiği ve Kudüsün kaybedildiği tarih, kendi ebced hesaplamasına göre Hicri 489/Miladi 1096 yılıdır. Fakat Kudüs Hicri 492/Miladi 1099 tarihinde Haçlılar tarafından işgal edilmiş ve Müslümanlarca kaybedilmiştir.
 

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
767
Tepki puanı
153
Düşünce
Deist
Bu çok kapalı ifadelerden anlaşıldığı kadarıyla 500 h. tarihinin başlarına yakın dönemde bir yenilgi gerçekleşecek ve Recep ayının Hicri 583 senesinde, tarihinde kaderin deveranı olarak tekrar başa dönecek Müslümanlar galip olacaklardır.

Ki tarihi olarak da Kudüs yaklaşık 500 sene sonra 492/1099 tarihinde Haçlılar tarafından işgal edilmiş, ve yedinci devresinde de Hicri takvime göre, Receb 583 tarihinde de Müslümanlar tarafından Selahaddin-i Eyyubi komutanlığında tekrar fethedilmiştir.

Ayrıyetten, Süleyman Davud adlı Hristiyan bir doktor, astrolojiyi kullanarak, Hicri 580/Miladi 1184 senesinde, bundan üç sene sonra, Kudüs'ün Müslümanlarca alınacağını Selahattin Eyyübi'ye söylediği de kaynaklarda aktarılmaktadır.

Kaynak: Anne-Marie Eddé, Saladin, Paris, Flammarion, 2008, p. 208-209
 

bilgelikyolunda

☆☆
Üye
Mesajlar
2,713
Tepki puanı
199
Düşünce
Sünni
Kudüs’ün tekrar alınmasından sonra bu haşiye yazılsa haklısınız ama Nureddin Zengi bu haşiyeyi gördüğü için Kudüs tekrar alınınca oraya konulmak üzere bir minber yaptırıyor.
(el-Makdisî, er-Ravdateyni fî ahbâri’d-devleteyni’n-Nûriyye ve’s-Salâhıyye 3/394-395; el-Âlûsî, Rûhu’l-meânî 1/102.)
 

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
767
Tepki puanı
153
Düşünce
Deist
Ne öğrendik?

İbn Berrecan'ın aslında Kudüs'ün ismini zikrederek doğrudan Kudüs'ün fethinden bahsetmediğini öğrendik.

Toplam yedi devirli bir 83 yıl 4 ay hesabı olduğunu öğrendik.

Bu yedinci devrinde, Hicri takvime göre, Recep ayının, 583. senesinde bittiğini öğrendik.

İbn Berrecan'ın tefsirine göre Rum suresinin ilk beş ayetinde, yukarıdaki Bizans-Sasani savaşından bahsetmediğini savunduğunu öğrendik.

İlgili ayetlere bakarak, 6. devirde ikinci kez mağlubiyet yaşanacağını öğrendik.

Bunun aslında Müminler ve kafirler arasında savaş olduğunu ve olacağını, ebced hesabına göre 489/1096 yılında da bu ikinci yenilginin yani 6. devrenin gerçekleşeceğini öğrendik.

Ama Müslümanların değindiği yenilginin 492/1099 yılında gerçekleştiğini öğrendik.

Selahattin Eyyüb'inin 583/1187 de bir fetih vaadi olduğunu bildiğini ve o tarihte de fethini gerçekleştirdiğini öğrendik.
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

bilgelikyolunda

☆☆
Üye
Mesajlar
2,713
Tepki puanı
199
Düşünce
Sünni
Taberî, Şûrâ sûresi’nin başındaki hurûf-u mukattaayla alâkalı İbn Abbas’tan bir rivayet aktarır. İbn Abbas’a bu âyetin tefsiri sorulduğunda o önce cevap vermek istemez. Sual birkaç defa tekerrür edince o, bugünkü Bağdat’ın krokisini çizip anlatıyormuş gibi şu tür izahta bulunur: “Etrafında iki nehir bulunan tepemsi bir yere bir şehir kurulacak, orada, peygamber torunlarından adı Abdulilâh veya Abdullah olan önemli bir kişi/kişiler bâğiler tarafından öldürülecektir.” der.
(et-Taberî, Câmiu’l-beyân 25/6.)
General Abdülkerim Kasım, Abdulilâh ve merhum Faysal’a karşı ihtilâl yapınca Faysal taraftarları bu meseleyi kaleme alıp halka dağıttılar.
 

bilgelikyolunda

☆☆
Üye
Mesajlar
2,713
Tepki puanı
199
Düşünce
Sünni
Yakın tarihten bir örnek:
Bediüzzaman da, غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ (Felak sûresi, 113/3) ifadesinden bâtınî bir işaret çıkarıyor ve “siyaset”in âdeta efsun edici mahiyette hükümferma olacağını söyleyip rakamlardan 1971 tarihindeki hâdiselere işarette bulunma sadedinde; eğer ifsat edilen gençler ıslah edilmezse o tarihte gelen tokadın şiddetli olacağını ifade ediyor. Yani altmış sene önce yazılmış tefsirde 12 Mart muhtırasından haber veriliyor.
Bediüzzaman, Şuâlar s.254 (On Birinci Şuâ, Hâtime).
 

bilgelikyolunda

☆☆
Üye
Mesajlar
2,713
Tepki puanı
199
Düşünce
Sünni
Ebced ile belli bir zamana tevafuk ettiyse, vakti geldiğinde de denenler olduysa, tenkide yeltenenlere İbn Hacer’in cevabını vermek gerekir: “Her havlayana bir taş atsan, yerde taş kalmaz!”
 

bilgelikyolunda

☆☆
Üye
Mesajlar
2,713
Tepki puanı
199
Düşünce
Sünni
Kur’ân’ın açık anlamına ve muhkematına ters düşmeyecek şekilde bazı âyetlerinden belli tarihlere ait ebced hesabı ile bazı hususlara işaretlerin bulunabileceğini kabul etmede ben bir mahzur görmüyorum.
 

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
767
Tepki puanı
153
Düşünce
Deist
Taberî, Şûrâ sûresi’nin başındaki hurûf-u mukattaayla alâkalı İbn Abbas’tan bir rivayet aktarır. İbn Abbas’a bu âyetin tefsiri sorulduğunda o önce cevap vermek istemez. Sual birkaç defa tekerrür edince o, bugünkü Bağdat’ın krokisini çizip anlatıyormuş gibi şu tür izahta bulunur: “Etrafında iki nehir bulunan tepemsi bir yere bir şehir kurulacak, orada, peygamber torunlarından adı Abdulilâh veya Abdullah olan önemli bir kişi/kişiler bâğiler tarafından öldürülecektir.” der.
(et-Taberî, Câmiu’l-beyân 25/6.)
General Abdülkerim Kasım, Abdulilâh ve merhum Faysal’a karşı ihtilâl yapınca Faysal taraftarları bu meseleyi kaleme alıp halka dağıttılar.
@bilgelikyolunda ortada bir problem var. Taberinin, Şura suresinde ben öyle bir rivayete rastlamadım. Tefsirinde böyle bir bilgi yok. Arapça orijinallerinde de bulamadım. Bir tek Fethullah Gülen'in kitabında bu bilgi geçiyor, ancak bu bilgiyi doğrulayacak veya doğrulayan başka bir kaynak yok. Surenin Taberiden Türkçeye çevrilmiş tefsiri de buradadır:


Eserin orijinal halinde de böyle bir bilginin olduğunu gösterir misin lütfen yoksa bu sonradan eklenmiş, yalan bir bilgi midir? Ben seni doğrulamak istiyorum.
 

bilgelikyolunda

☆☆
Üye
Mesajlar
2,713
Tepki puanı
199
Düşünce
Sünni
@bilgelikyolunda ortada bir problem var. Taberinin, Şura suresinde ben öyle bir rivayete rastlamadım. Tefsirinde böyle bir bilgi yok. Arapça orijinallerinde de bulamadım. Bir tek Fethullah Gülen'in kitabında bu bilgi geçiyor, ancak bu bilgiyi doğrulayacak veya doğrulayan başka bir kaynak yok. Surenin Taberiden Türkçeye çevrilmiş tefsiri de buradadır:


Eserin orijinal halinde de böyle bir bilginin olduğunu gösterir misin lütfen yoksa bu sonradan eklenmiş, yalan bir bilgi midir? Ben seni doğrulamak istiyorum.
Telefonla zor oluyor. Pazartesi bilgisayarda ilgileneyim inşaallah
 

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
767
Tepki puanı
153
Düşünce
Deist
Telefonla zor oluyor. Pazartesi bilgisayarda ilgileneyim inşaallah
Bu büyük bir iddiadır. Kaynağından görmeyi çok isterim. Arapça eserinin online olarak yazılı metinlerine baktığım da bulamadım. Ben böyle bir bilgiye rastlamadım. Bizatihi kaynağında böyle bir şey varsa, tefsirde yazılıysa, bu çok dikkat çekici bir şeydir.

Taberi tefsirinin bir Arapça nüshasını da, sonunda pdf halini de bulabildiğim bir kaynaktan foruma, bu mesaj ile ekledim, inceleyebilirsin.

Bu rivayeti tefsirin orijinal halinde bulabilirsen, çok memnun olurum. Türkçe literatüründeki iddianın tek kaynağı, Fethullah Gülen. Peki eserde gerçekten de böyle bir rivayet var mı?
 

Ekli dosyalar

Üst