Eleştiride Üslup

mert25

Üye
Mesajlar
11
Tepki puanı
25
Düşünce
Deist
aileden ve çevreden edinilen inançların terkedilmesi pek kolay olmuyor.
aklımda pek çok cevapsız soru olmasına rağmen dinlerin uydurma olduğuna ancak 30 yıl sonra ikna oldum.
bunda biraz da dinleri eleştirenlerin alaycı ve saçma yorumları etkili oldu.
oysa daha yapıcı ve mantıklı eleştiriler yapılsaydı ben çok daha önce gerçekleri görebilirdim.
 

RedOneTheDiver

☆☆☆
Üye
Mesajlar
335
Tepki puanı
148
Düşünce
Agnostik
oysa daha yapıcı ve mantıklı eleştiriler yapılsaydı ben çok daha önce gerçekleri görebilirdim.
Eleştirinizi tam olarak anladım biraz açıklar mısınız? İnançların hakikat olduğunu iddia edenler kanıtlarını da sunmak zorunda değil mi? Duygularla sezgilerle oluşturulan sofistike bilgi mi hakikat? Sistematik rasyonel bilgi istiyorum bu mu suç? İbrahim peygamber tanrıyı sınıyor tatmin olmak için benim yaptığım mı kabahat?
 

mert25

Üye
Mesajlar
11
Tepki puanı
25
Düşünce
Deist
Eleştirinizi tam olarak anladım biraz açıklar mısınız? İnançların hakikat olduğunu iddia edenler kanıtlarını da sunmak zorunda değil mi? Duygularla sezgilerle oluşturulan sofistike bilgi mi hakikat? Sistematik rasyonel bilgi istiyorum bu mu suç? İbrahim peygamber tanrıyı sınıyor tatmin olmak için benim yaptığım mı kabahat?
Eleştiride kullanılacak dil çok önemli. Sizin tavrınıza göre ya karşınızdaki kendini diyaloğa kapatır ya da "acaba" demeye başlar.

Örneğin "Muhammedin karıları" diye başlarsanız eleştiriye büyük ihtimalle bu saygısız hitap nedeniyle karşıdaki otomatikman savunmaya geçecek ve diyaloğa kendisini kapatacaktır. Ya da inandığı Tanrı/Allah ile dalga geçercesine eleştiri yaparsanız yine aynı tavırla karşılaşırsınız (kendimden biliyorum).

Bunun yerine onları düşünmeye sevkedecek bir eleştiri yapılmalı eğer amaç karşıyı ikna etmekse.

Müslümanların cevap veremediği, veya verseler bile kendilerinin dahi ikna olmadığı konularda eleştiri yapılmalı ve onları düşünmeye sevketmeli diye inanıyorum.

Benim dinler hakkındaki düşüncelerimi değiştiren en büyük soru şuydu;
Bir tarafta müslüman bir çevre ve ailede doğan biri var ve hiç zahmet çekmeden, araştırmadan, emek vermeden hazıra konuyor, Allahı, Muhammedi ve kitabı öğreniyor. Diğer tarafta ise x dine mensup bir çevre ve ailede doğan biri var, "bunun durumu ne olacak" sorusu sorulduğunda verilen iki cevap var.

Birincisi, islamın tebliğ edilmediği, ulaştırılamadığı insanlar sorumlu değillerdir ve doğrudan cennete gidecekler. İkincisi ise, islamın ulaşmadığı yerlerdeki insanlar akılları ile Allahı bulacaklar ve ona kulluk yapacaklar. Yoksa cehenneme gidecekler. Bir de şöyle bir iddiaları var, bilgi çağıdayız, isteyen herkes istediği bilgiye ulaşabilir. Peki ya 100-200 veya 500 sene önce yaşayan insanlar bilgiye nasıl ulaşacaklardı?

Şimdi (kendilerini dahi ikna etmeyen) bu iki cevabı inceleyelim;

Birinci cevap (sorumlu değiller iddiası): Bu cevap hem sorunlu hem de çelişkili. Kuranda (51/Zariyat 56) "Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım." deniliyor. Eğer Tanrı insanları kulluk etsin diye yaratmış ve nasıl kulluk edeceklerini göstermek üzere de dini öğretiler göndermişse, bu durumda dünya üzerindeki pek çok insan bu öğretileri bilemeyecek ve dolayısıyla kulluk yapamayacaklar. Bu durum Tanrının iddiası ile çelişmekte. Ayrıca bu cevap şöyle de sorunlu; Müslüman olanlar islamın helal ve haramlarına dikkat ederek yaşayacaklar, ibadet adı altında kendilerine işkence edecekler (oruç tutmak gibi), fakat hata yaptıklarında ise bunun cezasını çekecekler. Öte yandan müslüman olmayanlar (tebliğin ulaşmadığı kişiler) ise hayatlarına hiç sınırlama koymadan yaşayacaklar fakat yine de cennete gidecekler. Bu durumda müslüman olanlara bir haksızlık yapılmış olmuyor mu?

İkinci cevap (akılları ile bulacaklar): Bu cevap tamamen saçma bir cevap. Sanki kendileri akılları ile bulmuşlar gibi başkalarının da böyle yapması gerektiğini iddia ediyorlar. Bundan 1000 sene önce dünyanın ücra bir köşesinde yaşayan bir insanı düşünelim. x dine mensup bir çevrede doğmuş, bilgiye ulaşma imkanı imkansızla eşdeğer, çevresindeki herkesin inandığı değerler var (bu şirk dini de olabilir), bu durumda nasıl olacak da aklı ile Allahı ve islamı bulacak, sonra da kulluk yapacak?

Tüm bunları düşününce (iddia edildiği gibi) eğer Tanrı gerçekten bir insana vahyetmişse ortada büyük bir adaletsizlik var ve bu Tanrının adilliğine yakışmaz. Ben yıllarca bu sorularıma cevap aradım fakat ikna edici bir cevap bulamadım, en sonunda dinlerin uydurma olduğuna ikna oldum. Unutmadan 30 yıl boyunca Kurandan başka kaynağı kabul etmeyen, radikal dinci diye tanınan biriydim toplumda.

Kuranla ilgili pek çok eleştiri yapılabilir. Ben sadece şu ayeti eleştirmek istiyorum.

18/Kehf 7: İnsanların hangisinin daha güzel amel yaptığını deneyelim diye şüphesiz biz yeryüzündeki şeyleri ona bir zinet yaptık.

Şimdi eğer Tanrı ezeli ve ebedi bilgiye sahipse (ki müslüman iddası bu), o zaman bu ayette bir tuhaflık yok mu? Tanrı zaten bilmiyor mu kimin ne yapacağını? Zaten ne yapacaklarını çok iyi bildiği insanları neden denesin ki? Müslümanların buna ne cevap vereceklerini merak ediyorum.

Şimdilik yazacaklarım bu kadar.
 

Orhan Yolcu

☆☆☆☆
Yönetim Kurulu Başkanı
Mesajlar
549
Tepki puanı
382
Düşünce
Agnostik
Eleştiride kullanılacak dil çok önemli. Sizin tavrınıza göre ya karşınızdaki kendini diyaloğa kapatır ya da "acaba" demeye başlar.

Örneğin "Muhammedin karıları" diye başlarsanız eleştiriye büyük ihtimalle bu saygısız hitap nedeniyle karşıdaki otomatikman savunmaya geçecek ve diyaloğa kendisini kapatacaktır. Ya da inandığı Tanrı/Allah ile dalga geçercesine eleştiri yaparsanız yine aynı tavırla karşılaşırsınız (kendimden biliyorum).

Bunun yerine onları düşünmeye sevkedecek bir eleştiri yapılmalı eğer amaç karşıyı ikna etmekse.

Müslümanların cevap veremediği, veya verseler bile kendilerinin dahi ikna olmadığı konularda eleştiri yapılmalı ve onları düşünmeye sevketmeli diye inanıyorum.
Haklısın eleştiriler karşıdaki insanın bakış açısına göre yapılmalıdır. Yapılmalıdır da bu çoğu zaman zor oluyor. Sebebi de oluşan karşılıklı gerilimdir. Karşıdaki insana karşı olumsuz düşünce oluşunca sert bir üslup kaçınılmaz oluyor. Fakat dediğin gibi empatik eleştiri yapmak çok daha sonuç verici olacaktır. Katılıyorum.
 

RedOneTheDiver

☆☆☆
Üye
Mesajlar
335
Tepki puanı
148
Düşünce
Agnostik
Eleştiride kullanılacak dil çok önemli. Sizin tavrınıza göre ya karşınızdaki kendini diyaloğa kapatır ya da "acaba" demeye başlar.

Örneğin "Muhammedin karıları" diye başlarsanız eleştiriye büyük ihtimalle bu saygısız hitap nedeniyle karşıdaki otomatikman savunmaya geçecek ve diyaloğa kendisini kapatacaktır. Ya da inandığı Tanrı/Allah ile dalga geçercesine eleştiri yaparsanız yine aynı tavırla karşılaşırsınız (kendimden biliyorum).

Bunun yerine onları düşünmeye sevkedecek bir eleştiri yapılmalı eğer amaç karşıyı ikna etmekse.

Müslümanların cevap veremediği, veya verseler bile kendilerinin dahi ikna olmadığı konularda eleştiri yapılmalı ve onları düşünmeye sevketmeli diye inanıyorum.

Benim dinler hakkındaki düşüncelerimi değiştiren en büyük soru şuydu;
Bir tarafta müslüman bir çevre ve ailede doğan biri var ve hiç zahmet çekmeden, araştırmadan, emek vermeden hazıra konuyor, Allahı, Muhammedi ve kitabı öğreniyor. Diğer tarafta ise x dine mensup bir çevre ve ailede doğan biri var, "bunun durumu ne olacak" sorusu sorulduğunda verilen iki cevap var.

Birincisi, islamın tebliğ edilmediği, ulaştırılamadığı insanlar sorumlu değillerdir ve doğrudan cennete gidecekler. İkincisi ise, islamın ulaşmadığı yerlerdeki insanlar akılları ile Allahı bulacaklar ve ona kulluk yapacaklar. Yoksa cehenneme gidecekler. Bir de şöyle bir iddiaları var, bilgi çağıdayız, isteyen herkes istediği bilgiye ulaşabilir. Peki ya 100-200 veya 500 sene önce yaşayan insanlar bilgiye nasıl ulaşacaklardı?

Şimdi (kendilerini dahi ikna etmeyen) bu iki cevabı inceleyelim;

Birinci cevap (sorumlu değiller iddiası): Bu cevap hem sorunlu hem de çelişkili. Kuranda (51/Zariyat 56) "Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım." deniliyor. Eğer Tanrı insanları kulluk etsin diye yaratmış ve nasıl kulluk edeceklerini göstermek üzere de dini öğretiler göndermişse, bu durumda dünya üzerindeki pek çok insan bu öğretileri bilemeyecek ve dolayısıyla kulluk yapamayacaklar. Bu durum Tanrının iddiası ile çelişmekte. Ayrıca bu cevap şöyle de sorunlu; Müslüman olanlar islamın helal ve haramlarına dikkat ederek yaşayacaklar, ibadet adı altında kendilerine işkence edecekler (oruç tutmak gibi), fakat hata yaptıklarında ise bunun cezasını çekecekler. Öte yandan müslüman olmayanlar (tebliğin ulaşmadığı kişiler) ise hayatlarına hiç sınırlama koymadan yaşayacaklar fakat yine de cennete gidecekler. Bu durumda müslüman olanlara bir haksızlık yapılmış olmuyor mu?

İkinci cevap (akılları ile bulacaklar): Bu cevap tamamen saçma bir cevap. Sanki kendileri akılları ile bulmuşlar gibi başkalarının da böyle yapması gerektiğini iddia ediyorlar. Bundan 1000 sene önce dünyanın ücra bir köşesinde yaşayan bir insanı düşünelim. x dine mensup bir çevrede doğmuş, bilgiye ulaşma imkanı imkansızla eşdeğer, çevresindeki herkesin inandığı değerler var (bu şirk dini de olabilir), bu durumda nasıl olacak da aklı ile Allahı ve islamı bulacak, sonra da kulluk yapacak?

Tüm bunları düşününce (iddia edildiği gibi) eğer Tanrı gerçekten bir insana vahyetmişse ortada büyük bir adaletsizlik var ve bu Tanrının adilliğine yakışmaz. Ben yıllarca bu sorularıma cevap aradım fakat ikna edici bir cevap bulamadım, en sonunda dinlerin uydurma olduğuna ikna oldum. Unutmadan 30 yıl boyunca Kurandan başka kaynağı kabul etmeyen, radikal dinci diye tanınan biriydim toplumda.

Kuranla ilgili pek çok eleştiri yapılabilir. Ben sadece şu ayeti eleştirmek istiyorum.

18/Kehf 7: İnsanların hangisinin daha güzel amel yaptığını deneyelim diye şüphesiz biz yeryüzündeki şeyleri ona bir zinet yaptık.

Şimdi eğer Tanrı ezeli ve ebedi bilgiye sahipse (ki müslüman iddası bu), o zaman bu ayette bir tuhaflık yok mu? Tanrı zaten bilmiyor mu kimin ne yapacağını? Zaten ne yapacaklarını çok iyi bildiği insanları neden denesin ki? Müslümanların buna ne cevap vereceklerini merak ediyorum.

Şimdilik yazacaklarım bu kadar.
İnanın yazdıklarınız kitap gibi şiir gibi... üstüne söyleyecek bir şey yok gibi duruyor. Ama öyle olmuyor çünkü cahillik çok güzeldir her şeyi bildiğinizi zannedersiniz. Ne zamanki bildiklerinizin bi anlamı olduğunu gördüğünüz ana kadar. Bunun önündeki en büyük engel tanrı ideasının kaynağındaki baba figürüdür. Din inanışlar ise kültürel alışagelmiş şartlanmışlıklardan ibarettir. Sıkıntı olaylara yaklaşımda kullanılan yöntemdedir. Yani yönteminiz sıkıntılı ise ne kadar samimi olursanız olun olmuyor gerçekle yüzleşseniz bile yönteminiz sofistike olunca benliğiniz, aileniz ve toplumunuz size bunları kabul etmeyi engelliyor. İstediği kadar siz hakikati güzel bir yöntemle anlatın insanlar yöntemlerini sorgulamadığı sürece sonuç değişmeyecek! Bunu nereden biliyorum? Kendimden biliyorum.
 

Mete Turan

☆☆☆☆☆
Divan Kurulu Başkanı
Mesajlar
1,784
Tepki puanı
1,031
Düşünce
Agnostik
@mert25 abinin harika yazısına katılmakla beraber zaman zaman ağır eleştirinin de gerektiğini düşünüyorum. Yumuşak eleştirinin de ağır eleştirinin de hitap ettiği insanlar var diye düşünüyorum.
 

RedOneTheDiver

☆☆☆
Üye
Mesajlar
335
Tepki puanı
148
Düşünce
Agnostik
Bu yazı bana ait değil. Ekşi sözlükten. yazarın eline sağlık. Paylaşmak istedim. Saygılarımla.
"eğer bir kişiye soru sorarken ne merak ettiğinizi açıklayıcı ve net olarak sorarsanız cevap almanız kolaylaşır.

örneğin; "xx konusunda biraz fikir verebilir misin" çok geniş uçlu sorulardır. sorduğunuz kişi sizin ne merak ettiğinizi bilemez ve araştırıp bulabileceğiniz şeyleri size oturup yazmak için vakit harcamak zorunda değildir.

fakat "xx konusunu araştırdım, araştırmalarım sonucunda kafamda şu nedenlerden şu soru işaretleri oluştu, yardımcı olabilir misin" şeklinde soru sormak herkes için hem vakit kazandırıcı hem de kolaylaştırıcıdır."

öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler: https://eksisozluk.com/entry/74483309 @sozluk
 

RedOneTheDiver

☆☆☆
Üye
Mesajlar
335
Tepki puanı
148
Düşünce
Agnostik
(Karikateist sayfasındandır.) Ellerine sağlık. İnsanları inandıkları şeyin yanlış olduğuna, önlerine kanıtlanmış gerçekleri koyarak, ikna etmeye hiç kalkıştınız mı? Peki bu ikna çalışmasının sonucunda fikrini değiştiren çıktı mı? Cevabınız çoğunlukla hayır olacaktır muhtemel.

Aslında ikna etmeye çalıştığınız insanlar, önlerine ne kadar kanıt koyarsanız koyun, inandıkları şey her ne ise ona daha sıkı sarılmaya başlarlar genelde, bunun en temel nedeni de oluşturdukları dünya görüşünün tehdit altında olduğunu düşünmeleridir.

Aslında bu davranış biçimi iki faktörün sonucudur: bilişsel uyumsuzluk ve geri tepme etkisi.

Bilişsel Uyumsuzluk Teorisi Leon Festinger tarafından 1957 yılında ortaya atılmıştır. Bu teori, insanın bilişsel yapılanmasında sıkça meydana gelen çelişkili durumların anlaşılması ile ilgilidir.

İnsanın, zihninde çatışan fikirleri, hisleri olduğu zaman duyduğu bir tedirginlik ve rahatsızlık durumu vardır. Bu çatışma bir belirsizlik, bir dengesizlik yaratır. Rahatlamak ve zihinsel balansı sağlamak için, bu çatışmayı sonlandırmak amacıyla bizi içten içe dürten bir şeyler hissederiz. Çatışmayı yaratan zihinsel etkenlerden birini veya birkaçını, tutarlı ve dengeli bir zihin ortamına kavuşmak için manipüle ederiz. Yani, kendi kendimizi kandırırız ve bu bizi rahatlatır.

İlk defa Brendan Nyhan ve Jason Reifler tarafından terim olarak kullanılan Geri Tepme Etkisi (Backfire Effect) ise inançlarına aykırı bir kanıt ile karşılaşan bireylerin bu kanıtı reddederek inançlarına daha da sıkı bir şekilde bağlanmalarını ifade eden bilişsel bir yanlılıktır.

Geri tepme etkisine göre, bireylerin doğru olarak kabullendikleri herhangi bir olgu bilimsel olarak çürütüldüğünde bile bireyler üzerinde tam tersi bir etki yaratabiliyor. İnanç ne kadar ideolojik ve duygu-temelliyse, aykırı kanıtın etkisiz olma olasılığı da o derece artıyor. Kanıtın doğru olma olasılığına daha açık olmak yerine birçok kişi ilk etapta kabullendikleri olgunun doğru olduğunu ikna oluyorlar. İnançlarını sorgulamak yerine onlara sadık kalmayı tercih ediyorlar.

Anlaşılan gerçekler durumu daha da kötüleştiribiliyor o zaman insanları inançlarının hatalı olduğuna ikna etmek için neler yapabiliriz?

1-Duyguları konudan uzak tutun.

2-Tartışın ama saldırmayın.

3-Dikkatli dinleyin ve karşı görüşü de tam olarak anlamaya çalışın.

4-Saygı gösterin.

5-Neden bu fikre inandığını anladığınızı ifade edin.
Değişen gerçeklerin mutlaka değişen dünya görüşleri anlamına gelmediğini açıklayın.

Bu stratejiler, insanların zihnini değiştirmek için her zaman etkili olmayabilir ama denemekte ve anlamakta fayda var elbette…

Matematiksel

 

NickelBack

☆☆
Üye
Mesajlar
141
Tepki puanı
92
Düşünce
Agnostik
Ne anlatmak istersen ekleyebilirsin, harf başına para almıyorlar bu sitede.
Ben de tam havale yapacaktım yazdığım harflerin ücretini öğrendiğim iyi oldu teşekkür ederim. ;) Üslubumuzu iyileştirsek fena olmaz hani hemen bir sert eleştiri, laf sokma, düzeltme, bilgi üstünlüğü gösterme çabası bak güzel yazılar yazıyorsun beğeniyorum da ama o yazdıklarına bu cevaplar yakışmıyor ılımlı herkese açık laf sokmadan yazabilsen genel olarak da yazabilseler bir de ah ne güzel olur.
Karşıdan gelen cevap: Ne yazıp yazmayacağımı sana soracak değilim istediğim kişilerde pek ala saygı çerçevesinde ve ılımlı konuşabiliyorum diğer yazılarımı zahmet edip bir okursan daha iyi anlarsın ayrıca sen agnostik misin aslında agnostik şu bu o ...... demek bilmiyorsan iyi araştır derim.
 

RedOneTheDiver

☆☆☆
Üye
Mesajlar
335
Tepki puanı
148
Düşünce
Agnostik
Üslubumuzu iyileştirsek fena olmaz hani hemen bir sert eleştiri, laf sokma, düzeltme, bilgi üstünlüğü gösterme çabası bak güzel yazılar yazıyorsun beğeniyorum da ama o yazdıklarına bu cevaplar yakışmıyor ılımlı herkese açık laf sokmadan yazabilsen genel olarak da yazabilseler bir de ah ne güzel olur.
Eleştirin için teşekkür ederim. Güzel sözlerin içinde ayrıca teşekkür ederim. Buradan bir şey alamıyorum maalesef. Herkes duygularını paylaşıyor. Bilgilerimizi duygularımızdan ayırmadan nasıl antidogmatik olabiliriz? Bi tavsiyen olursa çok sevinirim.
 

NickelBack

☆☆
Üye
Mesajlar
141
Tepki puanı
92
Düşünce
Agnostik
Eleştirin için teşekkür ederim. Güzel sözlerin içinde ayrıca teşekkür ederim. Buradan bir şey alamıyorum maalesef. Herkes duygularını paylaşıyor. Bilgilerimizi duygularımızdan ayırmadan nasıl antidogmatik olabiliriz? Bi tavsiyen olursa çok sevinirim.
Ayıramayız tabi, demek istediğim de bu değil zaten ama şimdi tam senden beklediğim üslupla cevap verdin süper.
 
Üst