Eleştiride Üslup

Mesajlar
228
Beğeniler
78
Düşünce
Ateist
#21
Eleştiride kullanılacak dil çok önemli. Sizin tavrınıza göre ya karşınızdaki kendini diyaloğa kapatır ya da "acaba" demeye başlar.

Örneğin "Muhammedin karıları" diye başlarsanız eleştiriye büyük ihtimalle bu saygısız hitap nedeniyle karşıdaki otomatikman savunmaya geçecek ve diyaloğa kendisini kapatacaktır. Ya da inandığı Tanrı/Allah ile dalga geçercesine eleştiri yaparsanız yine aynı tavırla karşılaşırsınız (kendimden biliyorum).

Bunun yerine onları düşünmeye sevkedecek bir eleştiri yapılmalı eğer amaç karşıyı ikna etmekse.

Müslümanların cevap veremediği, veya verseler bile kendilerinin dahi ikna olmadığı konularda eleştiri yapılmalı ve onları düşünmeye sevketmeli diye inanıyorum.

Benim dinler hakkındaki düşüncelerimi değiştiren en büyük soru şuydu;
Bir tarafta müslüman bir çevre ve ailede doğan biri var ve hiç zahmet çekmeden, araştırmadan, emek vermeden hazıra konuyor, Allahı, Muhammedi ve kitabı öğreniyor. Diğer tarafta ise x dine mensup bir çevre ve ailede doğan biri var, "bunun durumu ne olacak" sorusu sorulduğunda verilen iki cevap var.

Birincisi, islamın tebliğ edilmediği, ulaştırılamadığı insanlar sorumlu değillerdir ve doğrudan cennete gidecekler. İkincisi ise, islamın ulaşmadığı yerlerdeki insanlar akılları ile Allahı bulacaklar ve ona kulluk yapacaklar. Yoksa cehenneme gidecekler. Bir de şöyle bir iddiaları var, bilgi çağıdayız, isteyen herkes istediği bilgiye ulaşabilir. Peki ya 100-200 veya 500 sene önce yaşayan insanlar bilgiye nasıl ulaşacaklardı?

Şimdi (kendilerini dahi ikna etmeyen) bu iki cevabı inceleyelim;

Birinci cevap (sorumlu değiller iddiası): Bu cevap hem sorunlu hem de çelişkili. Kuranda (51/Zariyat 56) "Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım." deniliyor. Eğer Tanrı insanları kulluk etsin diye yaratmış ve nasıl kulluk edeceklerini göstermek üzere de dini öğretiler göndermişse, bu durumda dünya üzerindeki pek çok insan bu öğretileri bilemeyecek ve dolayısıyla kulluk yapamayacaklar. Bu durum Tanrının iddiası ile çelişmekte. Ayrıca bu cevap şöyle de sorunlu; Müslüman olanlar islamın helal ve haramlarına dikkat ederek yaşayacaklar, ibadet adı altında kendilerine işkence edecekler (oruç tutmak gibi), fakat hata yaptıklarında ise bunun cezasını çekecekler. Öte yandan müslüman olmayanlar (tebliğin ulaşmadığı kişiler) ise hayatlarına hiç sınırlama koymadan yaşayacaklar fakat yine de cennete gidecekler. Bu durumda müslüman olanlara bir haksızlık yapılmış olmuyor mu?

İkinci cevap (akılları ile bulacaklar): Bu cevap tamamen saçma bir cevap. Sanki kendileri akılları ile bulmuşlar gibi başkalarının da böyle yapması gerektiğini iddia ediyorlar. Bundan 1000 sene önce dünyanın ücra bir köşesinde yaşayan bir insanı düşünelim. x dine mensup bir çevrede doğmuş, bilgiye ulaşma imkanı imkansızla eşdeğer, çevresindeki herkesin inandığı değerler var (bu şirk dini de olabilir), bu durumda nasıl olacak da aklı ile Allahı ve islamı bulacak, sonra da kulluk yapacak?

Tüm bunları düşününce (iddia edildiği gibi) eğer Tanrı gerçekten bir insana vahyetmişse ortada büyük bir adaletsizlik var ve bu Tanrının adilliğine yakışmaz. Ben yıllarca bu sorularıma cevap aradım fakat ikna edici bir cevap bulamadım, en sonunda dinlerin uydurma olduğuna ikna oldum. Unutmadan 30 yıl boyunca Kurandan başka kaynağı kabul etmeyen, radikal dinci diye tanınan biriydim toplumda.

Kuranla ilgili pek çok eleştiri yapılabilir. Ben sadece şu ayeti eleştirmek istiyorum.

18/Kehf 7: İnsanların hangisinin daha güzel amel yaptığını deneyelim diye şüphesiz biz yeryüzündeki şeyleri ona bir zinet yaptık.

Şimdi eğer Tanrı ezeli ve ebedi bilgiye sahipse (ki müslüman iddası bu), o zaman bu ayette bir tuhaflık yok mu? Tanrı zaten bilmiyor mu kimin ne yapacağını? Zaten ne yapacaklarını çok iyi bildiği insanları neden denesin ki? Müslümanların buna ne cevap vereceklerini merak ediyorum.

Şimdilik yazacaklarım bu kadar.
Eleştiriyle ilgili dediklerin çok güzeldi. Fakat 30 yıl boyunca araştırıp (tabi bunda araştırma sıklığı da var) yukarıdaki basit ayeti yazman çok saçma. Birde bu dinlerdeki yalanları 30 yıl sonra nasıl gördün hala anlamadım. Büyük ihtimal yıllarca (kaba olcak ama) cesaretsizlik ettin. 30 yıl tanrıyı aramanı anlarım ama dinlerin tanrısını anlayamam.
 
Mesajlar
228
Beğeniler
78
Düşünce
Ateist
#22
Eleştiriyle ilgili dediklerin çok güzeldi. Fakat 30 yıl boyunca araştırıp (tabi bunda araştırma sıklığı da var) yukarıdaki basit ayeti yazman çok saçma. Birde bu dinlerdeki yalanları 30 yıl sonra nasıl gördün hala anlamadım. Büyük ihtimal yıllarca (kaba olcak ama) cesaretsizlik ettin. 30 yıl tanrıyı aramanı anlarım ama dinlerin tanrısını anlayamam.
Alındıysanız kusura bakmayın
 
Mesajlar
11
Beğeniler
25
Düşünce
Deist
#23
Alındıysanız kusura bakmayın
ne demek istediğinizi tam anlayamadım fakat çocukluktan beyne kazınan inançların terkedilmesi kolay olmuyor, bir de küçücük bir kasabada yaşıyorsanız işiniz biraz daha zorlaşıyor.

"yukarıdaki basit ayeti yazman çok saçma"

yukarıdaki basit ayet hangisi ve bunu yazmamdaki saçmalık ne?

peki siz nasıl bir ailede doğdunuz ve büyüdünüz? inançları ne idi? ben de bunu merak ettim.
 
Mesajlar
148
Beğeniler
33
Düşünce
Muvahhid
#24
Her konuda her şeyin en güzel sözlerle yapılması gerektiğini düşünüyorum. Haklı ya da haksız olmak hiçbir insana bir başkasının kalbini kırma yetkisi vermez.

Herkes düşüncesini incitmeden saygılı bir biçimde ifade etmelidir. Temiz ve sevgi dolu bir kalbe sahip olan kişi ile kötü sözlere sahip biri aynı olmaz. Kısacık dünya birbirinize hakaret etmek için çok kısa..
 
Üst Alt