Evrenin yeni bir karadelikten oluştuğu

hhy_2021

Çaylak
Mesajlar
262
Tepki puanı
30
Düşünce
Kur'ancı
İlginç... Warp etkisini incelememiştim. Bazı Mutezile alimlerinin kumun ve tafra nazariyelerini andiriyor...
 

DemoKratos

Vl ☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
9,098
Çözümler
1
Tepki puanı
6,092
Düşünce
Ateist
Bu tabii ki bir fotoğraf değil. Bir evin içinden dışının fotoğrafını çekemezsiniz. Biz bunun içindeyiz. Fakat duvarları sonik ya da röntgen gibi kaynaklarla tarayarak bilgisayar grafiği ile bir görüntü oluşturabilirsiniz. Bu görüntü tüm dalga boylarındaki kozmik ışınım taranarak ve hepsi üst üste bindirilerek oluşturuldu. Son yılların en büyük keşiflerinden. Bazı komşu süper kümelerin de elimizde tarama görüntüleri var.
 

kavak

V ☆☆☆☆☆
Denetmen
Mesajlar
10,002
Çözümler
1
Tepki puanı
6,953
Düşünce
Ateist
8575 ekini görüntüle

Şimdi buna bir bakmanızı isterim. Bu, Laniakea. İçinde bulunduğumuz süper küme. Bunun artık büyüklüğü her türlü tahayyülün üzerinde. Bunun büyüklüğünü anlatmanın bir yolu yok. Bunu evren ağacının bir dalı olarak düşüneceğiz. Küçük bir dalı mı onu da bilmiyoruz. Çünkü evrenin tamamını göremiyoruz. Fakat evren, böyle süper kümelerden oluşuyor. Bu, en büyük birim. Bunun büyüklüğünü anlatmanın bir yolu yok.

Fakat neden böyle bir kıvılcım çakmış olabilir? Bu ağsı ipliksi yapılar ne? Bu bir yıldırımı andırıyor. Bir çarpışma kanıtı gördüğümüzden ben eminim. Bu muazzam bir çarpışmadan sonra saçılan kıvılcımlardan sadece bir tanesi.
Buna şimdi internetten baktım...
Bu yerel bir büyük-süpergalaksi kümesi imiş ve 100.000 civarında galaksiyi içinde barındıyor. Buna bizim Samanyolu galaksisi de dahil.
 

DemoKratos

Vl ☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
9,098
Çözümler
1
Tepki puanı
6,092
Düşünce
Ateist
Ya bir de bu Laniakea evren ağacının dalı bile değil, sadece bir yaprağıysa? Düşünmek artık beyni yakıyor. Şöyle baktım yaprağa da benzettim. Bu resme arada bir bakarım trans etkisi yapar. Bu çok ama çok büyük, anlatılamaz büyük bir yapı. Bu bile evrende çok küçük bir şey. Ne kadar küçük olduğunu da bilmiyoruz. Bu yani çok korkunç ürpertici bir şey. Bu evren nasıl bu kadar büyük? Aşırı büyük, korkunç büyük. Bu nedir ya böyle? Bu yani nedir desem tanımlamaz. Bu tanımsız bir şey.

O iplik gibi uzayan şeyler galaksi sıraları yahu, bu nasıl bir büyüklük? Bu anlatılamaz bir şey. Galaksiler tesbih gibi dizilecek de iplikler oluşacak! Yıldızlar filan eğil, galaksiler, galaksi kümeleri dizileri bunlar! Yahu dünya topluiğne başı olsa güneş futbol topu olur ve güneş gibi diğer yıldızlar toz tanesi olsa galaksi Asya kıtası olur yahu! Galaksi dediğimiz bu! Ki bu dediğim mütevazi ortalama bir galaksi büyüklüğü. Dev galaksiler de var. Dev galaksi dediğimiz, merkezine galaksimizi yani Samanyolu'nu koysan, güneş kadar olsa, dev galaksi güneş sistemi kadar! Güneş sistemini öyle resimlerde canlandırıldığı gibi sanmayın. Güneş sistemini A4 kağıdına çizseniz güneş dahil hiç bir şey göremezsiniz. Bir piksel kaplamaz güneş bile! Beyin yanıyor artık beyin! Bu Laniakea'nın büyüklünü kavramanın hiç bir yolu yok ve bu evrenin ne kadar bir parçası onu da bilmiyoruz.
 

DemoKratos

Vl ☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
9,098
Çözümler
1
Tepki puanı
6,092
Düşünce
Ateist
Tabii tesbih taneleri gibi dizilmiş galaksiler derken yanıltmayayım, evrenin her tarafında geçerli olmak üzere, görünür maddenin çok büyük miktarı gaz ve toz. Öyle sadece yıldızlar galaksiler boncuklar gibi diziliyor diye bir şey yok.

Aralarındaki mesafe de çok korkunç, yıldızlar toz taneciği kadar olunca Samanyolu Asya kadar ya. Toz taneciklerinin arası bu ölçekteki modelde 650 metre!

Yıldızların arası da, galaksilerin arası da, kümelerin, üst kümelerin, süper kümelerin arasında da yer yer devasa bulutlar oluşturan gaz ve toz var.

Zaten her şey bu tozdan ve gazdan oluşuyor, biz dahil. Hepimiz yıldız tozundanız.
 

o26ur

Çaylak
Mesajlar
149
Tepki puanı
83
Düşünce
Ateist
Ben bu teoriyi hiç ikna edici bulmuyorum. Karadeliklerle ulaşılan döngüsel evren biyolojik olan Darwinci evrime göre yapılıyor. Oysa iki evrim tamamiyle farklı; Biyolojik evrimde örneğin zeki mehmetler ve salak ahmetler olduğunda, salak ahmetler elenir. Zeki mehmetler daha zeki mehmetlere evrilir. Evrenlerde ise sonsuz sayıda zeki mehmetler ve sonsuz salak ahmetler bulunur ve bunlar birbirinden etkilenmez. Altan yukarı doğru bir döngü söz konusu değil.

Demek istediğim çok fazla karadeliklerin olduğu evren daha üretken (avantajlı) olması lazım mantıken ve çoğalabilmesi içinde kozmolojik sabitin çok yüksek olaması gerekir. Evrenimizin erken döneminde kümelenmelerdeki görece küçük değişiklikler bile, neredeyse tüm maddenin yaşama uygun gök adalar ve yıldızlar yerine karadelikler oluşturacak şekilde çökmesine neden olurdu ve bu kütle çekim yüzünden felaket anlamına gelirdi. Yaşamın başlaması için az sayıda kara deliklerin ve kozmolojil sabitin cok düşük olması şart ki bunu fizik yasaları söylüyor. Buradaki asıl soru evrenimizde kara deliklerin neden bu kadar az olduğu. Diğer evrenlerin çogunun bizimkisinden çok daha fazla kara deliğe sahip olan yerler olduğunu biliyoruz. Yaşamın ortaya çıkamayacak kadar sert yerler, oysa yaşama izin veren evren son derece özel olmalıdır.

Doğanın olanaklı tüm olasılıkları, matematiksel olasılıklarından fiziksel gerçeklere dönüştürecek doğal bir mekanizmasının olduğudur. Bunuda çoklu evrenlerin içerisinde evrenlere karşılık gelen birbirinden farklı manzara modelleri eşlik eder. Vakumun özelliklerinin elinde sonunda yaşama elverişli olarak sunulduğu inanılmaz sayıdaki bölgeler.

Evrenin genişlemesini sağlayan vakum enerjisi genişleme hızını daha fazla artırmaktadır. Bu demek oluyor ki yani büyük donmaya doğru gideceğiz. Ben burada en son en büyük kara deliğin tam yok olacağı sırada evrenin faz değişimine uğrayacağını düşünüyorum. Kara deliğin içerisindeki bilgiyi değiştirip farklı fizik yasalarından oluşan yeni bir evren. Bunu daha önce evrenimiz yapmıştı. Evrenin ilk zamanlarında enflasyon nedeniyle madde oluşamıyordu. Bir şekilde faz degişimi sağlayarak yeni bir enerji girişimi sağladı ve plazma soğuyarak maddeyi oluşturdu.
 

hhy_2021

Çaylak
Mesajlar
262
Tepki puanı
30
Düşünce
Kur'ancı
Ben bu teoriyi hiç ikna edici bulmuyorum. Karadeliklerle ulaşılan döngüsel evren biyolojik olan Darwinci evrime göre yapılıyor. Oysa iki evrim tamamiyle farklı; Biyolojik evrimde örneğin zeki mehmetler ve salak ahmetler olduğunda, salak ahmetler elenir. Zeki mehmetler daha zeki mehmetlere evrilir. Evrenlerde ise sonsuz sayıda zeki mehmetler ve sonsuz salak ahmetler bulunur ve bunlar birbirinden etkilenmez. Altan yukarı doğru bir döngü söz konusu değil.

Demek istediğim çok fazla karadeliklerin olduğu evren daha üretken (avantajlı) olması lazım mantıken ve çoğalabilmesi içinde kozmolojik sabitin çok yüksek olaması gerekir. Evrenimizin erken döneminde kümelenmelerdeki görece küçük değişiklikler bile, neredeyse tüm maddenin yaşama uygun gök adalar ve yıldızlar yerine karadelikler oluşturacak şekilde çökmesine neden olurdu ve bu kütle çekim yüzünden felaket anlamına gelirdi. Yaşamın başlaması için az sayıda kara deliklerin ve kozmolojil sabitin cok düşük olması şart ki bunu fizik yasaları söylüyor. Buradaki asıl soru evrenimizde kara deliklerin neden bu kadar az olduğu. Diğer evrenlerin çogunun bizimkisinden çok daha fazla kara deliğe sahip olan yerler olduğunu biliyoruz. Yaşamın ortaya çıkamayacak kadar sert yerler, oysa yaşama izin veren evren son derece özel olmalıdır.

Doğanın olanaklı tüm olasılıkları, matematiksel olasılıklarından fiziksel gerçeklere dönüştürecek doğal bir mekanizmasının olduğudur. Bunuda çoklu evrenlerin içerisinde evrenlere karşılık gelen birbirinden farklı manzara modelleri eşlik eder. Vakumun özelliklerinin elinde sonunda yaşama elverişli olarak sunulduğu inanılmaz sayıdaki bölgeler.

Evrenin genişlemesini sağlayan vakum enerjisi genişleme hızını daha fazla artırmaktadır. Bu demek oluyor ki yani büyük donmaya doğru gideceğiz. Ben burada en son en büyük kara deliğin tam yok olacağı sırada evrenin faz değişimine uğrayacağını düşünüyorum. Kara deliğin içerisindeki bilgiyi değiştirip farklı fizik yasalarından oluşan yeni bir evren. Bunu daha önce evrenimiz yapmıştı. Evrenin ilk zamanlarında enflasyon nedeniyle madde oluşamıyordu. Bir şekilde faz degişimi sağlayarak yeni bir enerji girişimi sağladı ve plazma soğuyarak maddeyi oluşturdu.
 

hhy_2021

Çaylak
Mesajlar
262
Tepki puanı
30
Düşünce
Kur'ancı
Diğer evrenlerin çogunun bizimkisinden çok daha fazla kara deliğe sahip olan yerler olduğunu biliyoruz.
Bu sonuca nerede ulastiniz?
Baslangıcın karadelik olmasi ile sonsuz yogunlukta bir madde olmasi arasinda ne gibi fark var? Mevcut karadeliklerin tekrar patlayacagina dair bulgu var mi? Beyaz delikler?...
 

vostok

Deneyimli
Mesajlar
310
Tepki puanı
344
Düşünce
Ateist
Diğer evrenlerin çogunun bizimkisinden çok daha fazla kara deliğe sahip olan yerler olduğunu biliyoruz.
Bu sonuca nerede ulastiniz?
Baslangıcın karadelik olmasi ile sonsuz yogunlukta bir madde olmasi arasinda ne gibi fark var? Mevcut karadeliklerin tekrar patlayacagina dair bulgu var mi? Beyaz delikler?...

Poplawski'nin hipotezi var örneğin. Tam olarak aynı değil ama benzer. Bunların hepsi kütleçekim dalgalarını ölçecek yeni gözlem evlerini bekliyor. Hepsi test edilebilir öngörüler yani.

Bunca bilimcilik yapanlarca stereotip yargılara maruz kalmak şaşırtmıyor beni..
Neden tartışmaya açtım? Eğer big bang kesinse evren bir seferde meydana gelmiştir ve öncesi evren değildir.. Karadelikten geldiyse öncesi vardır ve bu durumda öncesi ile ilgili açıklama ihtiyacı ortaya çıkar..
Kant'ın antinomu kehaneti de geçerlilik yönünden kısmen devam eder...

Stereotip yargılar demişken, yukarıdaki gibiler bizi de şaşırtmıyor artık.
Bigbang kesinse bir seferde meydana gelmiştir, öncesi (aslen ötesi) yoktur ne demek? Bigbag de patlayan "neydi" ? Bu bilgiler neye dayanıyor?

Elbette bu bulgulardan haberdar değillerdi.. Ancak teori ve felsefe bağlamında düşüncenin bir sınırı yok...

Teori bağlamında sınır yok derken?
 

hhy_2021

Çaylak
Mesajlar
262
Tepki puanı
30
Düşünce
Kur'ancı
Poplawski'nin hipotezi var örneğin. Tam olarak aynı değil ama benzer. Bunların hepsi kütleçekim dalgalarını ölçecek yeni gözlem evlerini bekliyor. Hepsi test edilebilir öngörüler yani.



Stereotip yargılar demişken, yukarıdaki gibiler bizi de şaşırtmıyor artık.
Bigbang kesinse bir seferde meydana gelmiştir, öncesi (aslen ötesi) yoktur ne demek? Bigbag de patlayan "neydi" ? Bu bilgiler neye dayanıyor?



Teori bağlamında sınır yok derken?
Yani zanansal ya da mekansal sıçramaları savunmak için bilimin bugünkü düzeyr gelmesini beklemek zorunlu değildi... Big Bang kesinse bir defada meydana gelmiştir demek evren kapalı sistem olarak entropiden dolayı çökecekse yeniden patlayacağı, sonra çökeceği ve bunun sonsuza kadar süreceğine dair bilimsel bir bulgu söz konusu değil...
 

vostok

Deneyimli
Mesajlar
310
Tepki puanı
344
Düşünce
Ateist
Yani zanansal ya da mekansal sıçramaları savunmak için bilimin bugünkü düzeyr gelmesini beklemek zorunlu değildi...

Anladım. Ama teorinin bir sınırının, test edilebilirliğinin olması gerekir. Öyle değilse teori ol(a)maz zaten.

Big Bang kesinse bir defada meydana gelmiştir demek evren kapalı sistem olarak entropiden dolayı çökecekse yeniden patlayacağı, sonra çökeceği ve bunun sonsuza kadar süreceğine dair bilimsel bir bulgu söz konusu değil...

Söz konusu.

Roger Penrose'dan başlayabilirsin mesela. Hatta Poplawski'nin verdiğim örneği de tam da buna yönelik. Victor Stenger 'in de bu konuyla ilgili ilginç bir yaklaşımı var. Tekillik ya da ona en yakın anda entropinin aslen maksimum olması gibi. Bunların her biri entropi zehirlenmesine panzehir niteliğinde.

Hepsinden ötesi "modeller" var. Ve yeri gelince test edilebilirler. Bir evrendeki enformasyon imzası, bir önceki ya da sonraki ile ilintili olmak zorunda değil. Termodinamiğin 2. kanunu da öyle. Maxwell'in Cini var neticede.

Entropi yani Termodinamiğin 2. kanunu ile ele aldığınız vakit, bunun bir de 1. hatta 3. kanunu da var. Onu nereye koyuyoruz? Ve, gerek Heisenberg'in Belirsizlik İlkesi, töz bağlamında söz konusu olanın parçacıklar değil alanlar olması, gerekse Termodinamiğin 3. kanunu ve Kuantum Harmonik Osilatör'ün taban enerjisinin sıfır olamıyor olması gereği, vakum ortamı ya da sanal parçacıklar dizgesinde dahi sorgulanabiliyor. Ve 1. kanuna göre hiçlik, yoktan var olma söz konusu değil.

Sanal parçacıklar dahi "sanal" oldukları üzere bu kuralı ihlal etmiyor. Edecek kadar var olamıyorlar. Aks durumda, yani False vacuum neticesinde ortaya çıkan uzay-zaman sürekliliklerinde ise, pozitif ve negatif enerjinin toplamı yine "0".. Yine başladığımız yerdeyiz. Yani termodinamiğin 1. kanununu ihlal etmeyen heterojen hiçlikte.

Hepsinde öte, Termodinamiğin 2. kanunu ya da Entropi, hiçbir durumda hiçlik ya da öncesizlik öneremiyor. Böyle bir kabiliyeti, erimi yok. Elimizdeki güncel veriler, birbiri ile tutarlı şekilde (Termodinamik olsun, kuantum fiziği olsun) gerçek bir tekilliğin mümkün olmadığını söylüyor.

Bugüne kadar mutlak hiçliği, ona istinaden de yaratılmaya gerek olduğunu gösterebilmiş bir ademoğlu mevcut değil. Mutlak hiçlik yoksa eğer, yaratılmaya hacet var mı?

Bütün bunların ötesinde, ulaşamadığımız ya da sağduyuya aykırı veriler var diye. sağduyudan öte, bütün bir mantığa bilime hiçbir şekilde oturmayan sonsuz bir bilinci tanrıyı vb. önermek ne kadar tutarlı? Bakın "tutarlı" önemli bir kelime..

Bu evrenden hareketle zorunlu ve de nesnel olarak tanrı çıkarımı yapabileceğiniz hiçbir veri yok aslen. Hepsi olumsal.
 
Yazan tarafından düzenlendi:

hhy_2021

Çaylak
Mesajlar
262
Tepki puanı
30
Düşünce
Kur'ancı
Anladım. Ama teorinin bir sınırının, test edilebilirliğinin olması gerekir. Öyle değilse teori ol(a)maz zaten.



Söz konusu.

Roger Penrose'dan başlayabilirsin mesela. Hatta Poplawski'nin verdiğim örneği de tam da buna yönelik. Victor Stenger 'in de bu konuyla ilgili ilginç bir yaklaşımı var. Tekillik ya da ona en yakın anda entropinin aslen maksimum olması gibi. Bunların her biri entropi zehirlenmesine panzehir niteliğinde.

Hepsinden ötesi "modeller" var. Ve yeri gelince test edilebilirler. Bir evrendeki enformasyon imzası, bir önceki ya da sonraki ile ilintili olmak zorunda değil. Termodinamiğin 2. kanunu da öyle. Maxwell'in Cini var neticede.

Entropi yani Termodinamiğin 2. kanunu ile ele aldığınız vakit, bunun bir de 1. hatta 3. kanunu da var. Onu nereye koyuyoruz? Ve, gerek Heisenberg'in Belirsizlik İlkesi, töz bağlamında söz konusu olanın parçacıklar değil alanlar olması, gerekse Termodinamiğin 3. kanunu ve Kuantum Harmonik Osilatör'ün taban enerjisinin sıfır olamıyor olması gereği, vakum ortamı ya da sanal parçacıklar dizgesinde dahi sorgulanabiliyor. Ve 1. kanuna göre hiçlik, yoktan var olma söz konusu değil.

Sanal parçacıklar dahi "sanal" oldukları üzere bu kuralı ihlal etmiyor. Edecek kadar var olamıyorlar. Aks durumda, yani False vacuum neticesinde ortaya çıkan uzay-zaman sürekliliklerinde ise, pozitif ve negatif enerjinin toplamı yine "0".. Yine başladığımız yerdeyiz. Yani termodinamiğin 1. kanununu ihlal etmeyen heterojen hiçlikte.

Hepsinde öte, Termodinamiğin 2. kanunu ya da Entropi, hiçbir durumda hiçlik ya da öncesizlik öneremiyor. Böyle bir kabiliyeti, erimi yok. Elimizdeki güncel veriler, birbiri ile tutarlı şekilde (Termodinamik olsun, kuantum fiziği olsun) gerçek bir tekilliğin mümkün olmadığını söylüyor.

Bugüne kadar mutlak hiçliği, ona istinaden de yaratılmaya gerek olduğunu gösterebilmiş bir ademoğlu mevcut değil. Mutlak hiçlik yoksa eğer, yaratılmaya hacet var mı?

Bütün bunların ötesinde, ulaşamadığımız ya da sağduyuya aykırı veriler var diye. sağduyudan öte, bütün bir mantığa bilime hiçbir şekilde oturmayan sonsuz bir bilinci tanrıyı vb. önermek ne kadar tutarlı? Bakın "tutarlı" önemli bir kelime..

Bu evrenden hareketle zorunlu ve de nesnel olarak tanrı çıkarımı yapabileceğiniz hiçbir veri yok aslen. Hepsi olumsal.
Mesele şu ki bahsettiğiniz tüm kuramlar evrenin yokluktan değil bir "şey"den yaratıldığını gösterir. Ancak evrenin sonsuzdan beri çöküp yeniden yapılandığını göstermez. Ben soruyu kutsal kitaplarla bağlantılı olmaksızın ifade etmiştim. Madem gündeme getirdiniz yoktan var etme bazı Müslüman kelamcıların görüşü olsa da ne Tevratta ne Kuranda böyle bir ifade yok. Tevratta Tanrınının sular üzerınde gezdiğini sonravyaratılışın gerçekleştiğini okuyoruz. Kuranda ise her şeyin sudan yaratıldığı.. Bir de Allahın isimlerinden biri "Örneksiz yaratan"dır ki belki bundan hareketle yoktan yaratma sonucuna varılmış olabilir. Bir ayette "Siz bir şey değilken sizi yarattı" bilgisi verilirken başka ayettlerde insanin sudan, çamurdan, topraktan.. yaratıldığı ifade edilir. Şu halde bir şey değilken demek yokluk demek değildir. Henüz kendisine insan denilecek bir durumun olmadığıdır.
Heisenberg Fizik ve Felsefede evrenin sonsuzdan beri çöküp tekrar oluştuğu fikrine her seferinde kayıp oluşacağı temellendirmesi ile karşı çıkar. Hatta dışarıdan müthidş bir güç olmadıkça tekrar patlamasını zorunlu kılacak bir durumun olmadığı sonucuna ulaşmıştır. Bu bir kurmacaa olabilir ancak alternatiflerinin de bir kesinliği olmadığına göre.
 
Moderatör tarafından düzenlendi:

Son konular

Üst