• AntiDogmatik
    Sorgulamaktan korkmayanlar için özgür düşünce platformu.
  • Din toplumun afyonudur.
    Karl Marx
  • Din; sıradan insanlar için gerçek, aydınlar için yalan, iktidarlar içinse kullanışlıdır.
    Lucius Annaeus Seneca
  • Din, sıradan insanları pasif ve sessiz tutmak için bulunmaz bir kaynaktır.
    Napoléon Bonaparte
  • Sorgulamayan insan cahildir, sorgulatmayansa zalim!
    Mustafa Kemal Atatürk
  • Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir.
    Carl Sagan
  • Aptal bir şeyi 50 milyon kişi de söylese, o hala aptal bir şeydir.
    Anatole France
  • Aydınlanma; kişinin kendi aklını kullanmaya cüret etmesidir.
    Immanuel Kant
  • Dünyada iki çeşit insan var: Aklı olan ve dini olmayanlar, dini olan ve aklı olmayanlar.
    Ebu Ala el Maarri
  • İnsanı yaratmak mı tanrının büyük hatası, tanrıyı yaratmak mı insanın büyük hatası?
    Friedrich Nietzsche
  • İmana sarılmak, aklı terk etmektir.
    George Smith
  • İnsanlar gerçek olmasını diledikleri şeylere inanırlar.
    Julius Caesar
  • En tehlikeli insan tipi az anlayan, çok inanandır.
    Anton Chekhov

Evrim doğruysa canlılık nasıl başladı?

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
855
Tepki puanı
155
Düşünce
Deist
"Gördüğünüz gibi yağ dediğimiz yapı uç uca eklenmiş Karbon (C), Hidrojen (H), Oksijen (O) ve Nitrojen (N) atomlarından başka bir şey değildir. Az önce bahsettiğimiz koşullar altında atomlar bir araya gelerek, daha önceki yazılarımızda anlattığımız kimyasal tepkimeler yoluyla yağ moleküllerini oluşturmuşlardır. Bunun olabilirliği günümüzde yüzlerce farklı deneyle ispatlanmıştır."
Bu kadar karmaşık bir yapıyı çok basit gibi göstermeye çalışıyor. Yüzlerce deneyle ilgili hiç kaynak göstermemiş. Bir yağ molekülü oluşsa bile hücre zarında bu moleküllerden kaç tanesinin bir araya gelmesi gerektiğini düşünürsek, tüm bunların aynı anda tasarlanmadan tesadüfi olma olasılığı yok denecek kadar azdır. Geri kalan Yaratıcının varlığını kabul etmek olasılığı yerine yok denecek kadar az olan olasılığı kabul etmek, ancak Yaratıcıyı inkarı dogma haline getirmenin göstergesidir.
"Ekli dosyayı görüntüle 1502
Fischer-Tropsch tepkimesi adıyla bilinen tepkime, yani demir sülfür ve bakır sülfür ile metan, karbondioksit ve hidrojen gazlarının yardımı ile yağ asitlerinin birinci basamağı olan karboksil oluşturduğunu göstermektedir.

Hidrotermal bacalardaki yüksek sıcaklıkların etkisi ile karbosil, bacaların civarındaki yüksek oranda bulunan metan gazıyla tepkimeye girerek yağ asitlerini oluşturur.

Öte yandan, Cross-Canizzaro tepkimesi ile bilinen bir tepkime ise 30 santigrant derece sıcaklıkta, gliseraldehit ve formaldehit gibi okyanusta bolca bulunan kimyasallar, sodyum hidroksitin etkisi altında gliserol diye bilinen ve yağların yapısına doğrudan katılan çok önemli molekülleri oluşturabişmektedir.

İşte bu iki doğal tepkime sonucunda oluşan yağ asitleri ve gliseroller bir araya gelerek yağ (lipit) meloküllerini oluşturmaktadırlar.

Yağın oluşuma dair sorun kaldı mı?
 

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
855
Tepki puanı
155
Düşünce
Deist
"Günümüzde Miller-Urey Deneyi (ve sonrasında yapılan 460'ın üzerinde tekrar deneyi ve deney varyasyonları) sayesinde biliyoruz ki, cansızlık denen varlık formundan, canlılık denen varlık formuna geçmek için tek gereken, doğru şartlarda pek çok deneme-yanılma ve uzun bir zamandır. Bu doğru şartlar da, fiziksel ve kimyasal yapılar tarafından, doğa koşulları ile sağlanır. Bunların günümüzde deneylerle gözlenmesi sonucu, artık biliyoruz ki, Abiyogenez Kuramı, bilimsel gerçekleri ortaya koymaktadır."
Oldukça karmaşık olan bir protein veya yağ molekülünün nasıl bir ortamda oluşabileceğini göstermeye çalışan deneyleri Abiyogenezin tartışmasız ispatı gibi sunarak okuyucuyu yanıltıyor. Çünkü bir tek protein veya bir tek yağ oluşumuyla iş bitmez, bir canlı hücrede ne kadar protein ve yağın hem oluşup hem de canlılığı devam ettirecek düzende bir araya gelmesini düşünün. İş bununla da bitmez, canlılığın devamı için karmaşık kimyasal reaksiyonların gerçekleşmesi şarttır. Tesadüfi olarak gerçekleştiğini kabul etsek bile canlılığın devamı için bu karmaşık kimyasal reaksiyonların kesintisiz devam etmesi gerekir. Çünkü canlılığın devamı için kesintisiz enerjiye ihtiyaç vardır. Nereden bakarsak abiyogenez, Yaratıcıyı kabul etmeden imkansız. Burada sadece abiyogenezin Yaratıcıyı kabul etmeden imkansızlığını değil, bu yazar ve sitenin okuyucuyu bilinçli olarak kendi ideolojilerine göre yanlış ve eksik bilgilendirdiklerinin örneklerini göstermeye çalışıyorum
Protein demişken, aklıma geldi:
 

bilgelikyolunda

☆☆☆
Üye
Mesajlar
4,141
Tepki puanı
334
Düşünce
Sünni
Dezavantajlı olan elenir, uzun vaade de işlevsiz organına rağmen hayatta kalıp, neslini devam ettirebiliyorsa da elenmez; bilakis o işlevsiz organ körelir.

Hiçbiri olmamış. Demek ki hiç bir zaman dezavantaja düşmemişler ki elenmemişler ve o özellikleri ile de uyum gösterebilmişler.
Makroevrim biraz ilerledikten sonra kol bir miktar deforme olduğu için işlevini tamamen kaybetmese de bir miktar azalmış olmaz mı?
 

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
855
Tepki puanı
155
Düşünce
Deist
Makroevrim biraz ilerledikten sonra kol bir miktar deforme olduğu için işlevini tamamen kaybetmese de bir miktar azalmış olmaz mı?
Kol o canlının yaşamı için deforme mi oldu, reforme mi oldu? Hakeza o kol, işlevselliğini sürdürmese idi ya hayatta kalamayacağı için elenirdi ki böyle bir durum olmamış, hayatta kalırdı ki hayatta kalmasına neden olan şey her ne durum var ise ve soyunu devam ettirdiği diğer nesiller için de geçerli olurdu, ayrıca üremeye ve doğal olarak da evrimleşmeye devam ederken, daha işlevsele evrimleşmişler görece daha fazla ve hızlı besin bulabildikleri için avantaja geçerdi ve diğerleri doğal olarak ortamlarında elenirlerdi.
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
855
Tepki puanı
155
Düşünce
Deist
Ortada gerçekten de bir sorun yok.

Umarım her şey anlaşılmıştır.

Uyum sağlayamayanlar yok olurlar. Uyum sağlayabilenler hayatta kalırlar. İşlevi değişmeye başlayan bir organ yaşamalarına engel ise zaten elenirler ve o özelliğe sahip olmayanlar popülasyon içinde var olmaya devam ederler. Eğer elenmezlerse, işlevsiz ise ya o organ yok körelir ya da daha işlevli haldekiler, kendilerine görece daha işlevsiz haldekileri imkanlarından dolayı eler veya kendileri zaten doğal olarak elenirler ve evrim kaldığı devam eder ve devam ediyor.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆
Üye
Mesajlar
4,141
Tepki puanı
334
Düşünce
Sünni
Fischer-Tropsch tepkimesi adıyla bilinen tepkime, yani demir sülfür ve bakır sülfür ile metan, karbondioksit ve hidrojen gazlarının yardımı ile yağ asitlerinin birinci basamağı olan karboksil oluşturduğunu göstermektedir.

Hidrotermal bacalardaki yüksek sıcaklıkların etkisi ile karbosil, bacaların civarındaki yüksek oranda bulunan metan gazıyla tepkimeye girerek yağ asitlerini oluşturur.

Öte yandan, Cross-Canizzaro tepkimesi ile bilinen bir tepkime ise 30 santigrant derece sıcaklıkta, gliseraldehit ve formaldehit gibi okyanusta bolca bulunan kimyasallar, sodyum hidroksitin etkisi altında gliserol diye bilinen ve yağların yapısına doğrudan katılan çok önemli molekülleri oluşturabişmektedir.

İşte bu iki doğal tepkime sonucunda oluşan yağ asitleri ve gliseroller bir araya gelerek yağ (lipit) meloküllerini oluşturmaktadırlar.

Yağın oluşuma dair sorun kaldı mı?
1571504458394.jpeg

Ben bu reaksiyonların olmadığını veya olamayacağını iddia etmiyorum. Bu kompleks yapının tesadüfen ve defalarca gerçekleşmesine imkansız diyorum.
İlk karbona bağlanan herhangi bir hidrojen yerine periyodik tablodaki herhangi başka atom bağlanabilirdi. Aynısı diğer bütün karbonlardaki bütün bağlar için geçerli. Ortada ne kadar fazla ihtimal olduğunu düşünebiliyor musunuz? Sadece bir yağ asidinin oluşması için bu kadar ihtimal varken ilk canlıdaki kaç yağ molekülünün içindeki bütün yağ asitlerinin hepsinin birden tesadüf olmasını akıl kabul etmez
 

bilgelikyolunda

☆☆☆
Üye
Mesajlar
4,141
Tepki puanı
334
Düşünce
Sünni
Protein demişken, aklıma geldi:
Yağ için yazdıklarım protein için daha fazla geçerli. Çünkü protein yağdan daha kompleks bir yapıdır
 

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
855
Tepki puanı
155
Düşünce
Deist
Ekli dosyayı görüntüle 1503
Ben bu reaksiyonların olmadığını veya olamayacağını iddia etmiyorum. Bu kompleks yapının tesadüfen ve defalarca gerçekleşmesine imkansız diyorum.
İlk karbona bağlanan herhangi bir hidrojen yerine periyodik tablodaki herhangi başka atom bağlanabilirdi. Aynısı diğer bütün karbonlardaki bütün bağlar için geçerli. Ortada ne kadar fazla ihtimal olduğunu düşünebiliyor musunuz? Sadece bir yağ asidinin oluşması için bu kadar ihtimal varken ilk canlıdaki kaç yağ molekülünün içindeki bütün yağ asitlerinin hepsinin birden tesadüf olmasını akıl kabul etmez
Tesadüf olarak görmüyorum çünkü kökenleri aynı yeri işaret ediyor; sıcak su buharlarını, volkanları yani okyanus diplerini. İster yaratıcı nasıl yaratmıştır sorusuna cevaben olsun, ister kendi işleri olsun; birbirlerini tetiklemişler, bu bir rastlantı değil, çünkü bunlar söylenileni imkansız da kılmıyor aksine delil kılıyor, cevabı oluyor.
 

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
855
Tepki puanı
155
Düşünce
Deist
Tesadüf olarak görmüyorum çünkü kökenleri aynı yeri işaret ediyor; sıcak su buharlarını, volkanları yani okyanus diplerini. İster yaratıcı nasıl yaratmıştır sorusuna cevaben olsun, ister kendi işleri olsun; birbirlerini tetiklemişler, bu bir rastlantı değil, çünkü bunlar söylenileni imkansız da kılmıyor aksine delil kılıyor, cevabı oluyor.
Bütün bunlar sudan karaya geçişi de anlamlı kılıyor, her şey olması gerektiği gibi işliyor, canlılık önce su da başladı.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆
Üye
Mesajlar
4,141
Tepki puanı
334
Düşünce
Sünni
Ortada gerçekten de bir sorun yok.

Umarım her şey anlaşılmıştır.

Uyum sağlayamayanlar yok olurlar. Uyum sağlayabilenler hayatta kalırlar. İşlevi değişmeye başlayan bir organ yaşamalarına engel ise zaten elenirler ve o özelliğe sahip olmayanlar popülasyon içinde var olmaya devam ederler. Eğer elenmezlerse, işlevsiz ise ya o organ yok körelir ya da daha işlevli haldekiler, kendilerine görece daha işlevsiz haldekileri imkanlarından dolayı eler veya kendileri zaten doğal olarak elenirler ve evrim kaldığı devam eder ve devam ediyor.
Hadi reforme olsun :)
Reforme olan kol, kol öncesinde nasıl bir işleve sahipse aynı işlevi aynen sağlayamaz. Bu kaçınılmaz olarak dezavantaj demektir. Canlı eğer avantajlı bir yeni özellik kazanmadıysa bu dezavantajlı Durumu dengeleyecek. Makroevrim yaşanırken canlının yeni işlev kazanmadığı bir zaman dilimi mutlaka yaşanır. Çünkü yeni işlevin kazanılması milyonlarca yıl sürer ama eski işlevin azalması için daha az değişim ve daha az süre yeterlidir
 

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
855
Tepki puanı
155
Düşünce
Deist
Hadi reforme olsun :)
Reforme olan kol, kol öncesinde nasıl bir işleve sahipse aynı işlevi aynen sağlayamaz. Bu kaçınılmaz olarak dezavantaj demektir. Canlı eğer avantajlı bir yeni özellik kazanmadıysa bu dezavantajlı Durumu dengeleyecek. Makroevrim yaşanırken canlının yeni işlev kazanmadığı bir zaman dilimi mutlaka yaşanır. Çünkü yeni işlevin kazanılması milyonlarca yıl sürer ama eski işlevin azalması için daha az değişim ve daha az süre yeterlidir
Uyum sağlayamaz ise elenir. Uyum sağlayabiliyorsa ve bir işlevi de varsa ne o organ körelir ne canlı elenir.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆
Üye
Mesajlar
4,141
Tepki puanı
334
Düşünce
Sünni
Bütün bunlar sudan karaya geçişi de anlamlı kılıyor, her şey olması gerektiği gibi işliyor, canlılık önce su da başladı.
Canlılığın önce suda başlamasına da itirazım yok. İtirazım bu süreçlerin Yaratıcı olmadan tesadüfen olduğu iddiasına ve enerji elde etme yöntemi değişirken yani iddia edilen makroevrim yaşanırken olması gereken birden çok mutasyonun daha ilkinde eski enerji elde etme yöntemini kaybeden canlı öleceği için bu makroevrimin yaşanmasının imkansızlığına
 

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
855
Tepki puanı
155
Düşünce
Deist
Canlılığın önce suda başlamasına da itirazım yok. İtirazım bu süreçlerin Yaratıcı olmadan tesadüfen olduğu iddiasına ve enerji elde etme yöntemi değişirken yani iddia edilen makroevrim yaşanırken olması gereken birden çok mutasyonun daha ilkinde eski enerji elde etme yöntemini kaybeden canlı öleceği için bu makroevrimin yaşanmasının imkansızlığına
Bizzat kendisi değil, kendisinden ve belki de kendisi gibi oluşmuşlardan üreyenlerin sonrasındaki evriminden bahsediyoruz.
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
855
Tepki puanı
155
Düşünce
Deist
Canlılığın önce suda başlamasına da itirazım yok. İtirazım bu süreçlerin Yaratıcı olmadan tesadüfen olduğu iddiasına ve enerji elde etme yöntemi değişirken yani iddia edilen makroevrim yaşanırken olması gereken birden çok mutasyonun daha ilkinde eski enerji elde etme yöntemini kaybeden canlı öleceği için bu makroevrimin yaşanmasının imkansızlığına
Canlının enerji elde etme yöntemi çeşitlendiği için canlı ölecek mi? Hem o ölürse bile diğerleri eski özellikleri ile yaşamaya devam edeceği için her bir yeni nesil için evrim seçeneği devam edecektir ve birisi ölmeyip, ayrıca o özelliğini, örneğin bölünme yoluyla aktardığında, o özellik varolmaya devam edecektir.
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

bilgelikyolunda

☆☆☆
Üye
Mesajlar
4,141
Tepki puanı
334
Düşünce
Sünni
Bizzat kendisi değil, kendisinden ve belki de kendisi gibi oluşmuşlardan üreyenlerin sonrasındaki evriminden bahsediyoruz.
Farketmez ne kadar ilkel veya gelişmiş olursa olsun enerji elde etme yöntemini değiştirmek için atılan ilk adımda eski enerji elde etme yöntemi kaybedilir. Yeni enerji elde etme yöntemi de henüz oluşmadığı için canlı ölür. Bu yüzden makroevrim bilimsel olarak imkansız
 

bilgelikyolunda

☆☆☆
Üye
Mesajlar
4,141
Tepki puanı
334
Düşünce
Sünni
Hayır. Ancak uyum sağlayamayacak bir durum var ise uyum sağlamasına gerektiren işleve sahip olması gerekmektedir.
Canlının hayatta kalmasını uyum sağlama olarak kabul ediyorsanız evet uyum sağlamıştır. Ama kolun işlev kaybı yüzünden beslenme dolayısıyla üreme konusunda dezavantajlı konumdadır. Diğer canlılar populasyonda daha baskın olduğu için milyonlarca yıl sürecek bu dezavantajlı durum devam edemez. Soylarının tükenmesi beklenir. Oysa ki soyları tükenmemiş. Demek ki dezavantajlı durum yaşanmamış. Demek ki makroevrim olmamış
 

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
855
Tepki puanı
155
Düşünce
Deist
Canlının hayatta kalmasını uyum sağlama olarak kabul ediyorsanız evet uyum sağlamıştır. Ama kolun işlev kaybı yüzünden beslenme dolayısıyla üreme konusunda dezavantajlı konumdadır. Diğer canlılar populasyonda daha baskın olduğu için milyonlarca yıl sürecek bu dezavantajlı durum devam edemez. Soylarının tükenmesi beklenir. Oysa ki soyları tükenmemiş. Demek ki dezavantajlı durum yaşanmamış. Demek ki makroevrim olmamış
Dezavantajlı durum demek uyum sağlayamaması durumu demektir, demek ki uyum sağlamıştırlar, hayatta kaldıkları içinde doğal olarak genlerini de aktarabilmişlerdir.
 
Üst