Evrimin Harika Bir Kanıtı: Balinaların Körelen Arka Bacakları

Entropyy

lV ☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
2,637
Tepki puanı
1,886
Düşünce
Ateist
Günümüzdeki balina türlerinin bazılarının vücut boşluğu içerisinde tamamen işlevsiz ve boşluk içerisinde yüzen femur ve pelvis kemikleri kalıntıları bulunmaktadır.

1599759695761.png


Körelmiş yapılar olarak bulunan bu organların nesiller içerisinde tamamen yok olacağı düşünülmektedir. Ancak bu kemiklere bakmaksızın, sadece evrimsel biyoloji bilgilerimizle ileri sürebileceğimiz bir gerçek vardır:

1599759720019.png


Balinalar ve yunuslar memeli olduklarına göre ve memeliler de sürüngenlerden, yani karaya adapte olmuş dört bacaklı canlılardan evrimleştiklerine göre, denizde yaşayan bu memeliler sonradan denizlere geri dönerek bu ortamlara adapte olmuş ve nesiller içerisinde dört bacaklarından arka bacaklarını günümüzde de gördüğümüz şekliyle, yitirmiş olmalıdırlar. Çünkü evrimsel süreç kademeli olarak işler ve bacaklar bir anda yok olmuş olamaz.

1599759758946.png

1599759769923.png


Öte yandan evrimsel biyolojinin verileri bir adım öteye giderek, paleontoloji ile güçlerini de birleştirmektedir. Çıkarılan fosillerde, tam olarak gelişmiş 4 bacaklı türlerden, giderek körelen yapıdaki arka bacaklara sahip türler de keşfedilmiştir. Bu kemikler giderek kısalmaktadır. Üstelik günümüzde, bu 2 türün haricinde 4 yeni ara tür daha bulunmuş ve deniz memelilerin denizlere dönüşü sırasında bacaklarının nesiller içerisindeki evrimi kademeli olarak kayıt altına alınabilmiştir.


Çevresel değişimler, türleri uzun yıllar ve binlerce nesil sonucunda atalarından tamamen farklı türlere evrimleştirebilmektedir. Bu bir doğa yasasıdır. Hep böyle olmuştur ve her daim böyle olacaktır.

1599759809504.png


Kaynak: Evrim ağacı
 

minerva

☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
814
Tepki puanı
488
Düşünce
Agnostik
Evrim zaten bilinen bir şey kime kanıtlıyorsun onu anlamadım.
 

rhynkar

☆☆☆
Yazar
Mesajlar
591
Tepki puanı
376
Düşünce
Ateist
Evrim zaten bilinen bir şey kime kanıtlıyorsun onu anlamadım.
Adam bilgi paylaşmış. Evrim zaten bilinen bir şey ama o evrimin nasıl gerçekleştiği hakkında bir aşamanın bilgisini paylaşmış. Bunda yanlış olan ne? Kusura bakmayın bu sözüm sadece size değil. Bu forumdaki son zamanlarda gördüğüm sürekli şu birilerine bir şeyler kanıtlama mevzunu anlayamadım. Herkes birilerine bir şeyler kanıtlamaya çalışıyor yada birilerinin birilerine bir şeyler kanıtlamaya çalıştığını düşünüyor. Bir insan sadece bilgi vermek için konuşamaz mı yani? Forumca bu "yayılmak, kanıt, ispat" gibi şeyleri daha az ciddiye almamız gerektiğini düşünüyorum.
 

minerva

☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
814
Tepki puanı
488
Düşünce
Agnostik
Adam bilgi paylaşmış. Evrim zaten bilinen bir şey ama o evrimin nasıl gerçekleştiği hakkında bir aşamanın bilgisini paylaşmış. Bunda yanlış olan ne? Kusura bakmayın bu sözüm sadece size değil. Bu forumdaki son zamanlarda gördüğüm sürekli şu birilerine bir şeyler kanıtlama mevzunu anlayamadım. Herkes birilerine bir şeyler kanıtlamaya çalışıyor yada birilerinin birilerine bir şeyler kanıtlamaya çalıştığını düşünüyor. Bir insan sadece bilgi vermek için konuşamaz mı yani? Forumca bu "yayılmak, kanıt, ispat" gibi şeyleri daha az ciddiye almamız gerektiğini düşünüyorum.
Başlıktan dolayı demiştim. Bilgi vermesine herhangi bir şey demedim.
Sanırım dediğime biraz sinirlendiniz.
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
13,233
Tepki puanı
983
Düşünce
Sünni
Günümüzdeki balina türlerinin bazılarının vücut boşluğu içerisinde tamamen işlevsiz ve boşluk içerisinde yüzen femur ve pelvis kemikleri kalıntıları bulunmaktadır.
Evrim zaten bilinen bir şey kime kanıtlıyorsun onu anlamadım.
Howe ve Bergman, bu yapıların dişi ve erkek balinalarda farklılık gösterdiğini; erkeklerin penis ereksiyonuna, dişilerin vajinal birleşimlerine katkıda bulunduğunu ortaya koymuşlardır.

Değişim anlamındaki evrim bilinen bir şeydir ve bilimsel olarak doğrudur. Dinozorun kuşa maymunun insana dönüşmesi ölçüsünde makroevrim iddiası ise bilimsel olarak imkansız hayali bir VARSAYIMdır.

Bu yüzden yukarıdaki gibi yalanlarla kanıt uyduruyorlar. Makroevrim bilimsel bir gerçek olsaydı bu yalanlara neden ihtiyaç duysunlar ki?

Arzu edenler daha detaylı bilgi için linki inceleyebilir
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

kavak

Vll ☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
5,847
Tepki puanı
3,124
Düşünce
Ateist
Buraya da uygun...
toprak --> insan
Buradaki makro yaratılışı(!) detayları ile doldurun.
Kaytarmak yok.
 

Electus

Yazar
Mesajlar
39
Tepki puanı
30
Düşünce
Ateist
Değişim anlamındaki evrim bilinen bir şeydir ve bilimsel olarak doğrudur. Dinozorun kuşa maymunun insana dönüşmesi ölçüsünde makroevrim iddiası ise bilimsel olarak imkansız hayali bir VARSAYIMdır.
Yahu kafandan bir şey uydurmuşsun Makroevrim bilimsel olarak imkansızdır diye. Bir makalen falan var mı makroevrim imkansız diyen? Veya senin makalen olmasa da olur, herhangi bir bilim insanının "Makroevrim imkansızdır." dediği bir makale varsa o da olur. Ama yok işte, deli gibi uydurmuşsun bir şey habire imkansız da imkansız.
 

Entropyy

lV ☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
2,637
Tepki puanı
1,886
Düşünce
Ateist
Howe ve Bergman, bu iddasını doğrulayan bilimsel makaleyi alalım okuyup inceleyelim.
Makroevrimin imkansız olduğunu doğrulayan bilimsel makaleyide talep etmiştik hala gelmedi.
Neyse bekliyoruz.....

Beklerken körelmiş organ bu konusunda birkaç bilgi daha verelim:

Körelmiş bir organ, illâ tamamen işlevsiz olacak demek değildir. Sadece ana işlevini yitirmiştir. Her biri, farklı körelme seviyelerinde bulunabilir.

Balinanın vücudunda öylece süzülen, hiçbir işe yaramayan arka bacak kemikleri tamamen körelmiştir ve tamamen işlevsizdir.

Bizim kuyruk sokumumuz ve apandisimiz pratik olarak tamamen işlevsizdir. Ufak tefek bazı işleri olsa da, evrimleştikleri ana görevden tamamen uzaklaşmışlardır. Öte yandan temporalis kasımız halen oldukça işlevseldir; ancak kuzenlerimizdeki görevi görmeyecek kadar körelmiştir.

1600360901298.png


Temporalis kaslarındaki fiber sayısını ve kalınlığını, dolayısıyla bu kasların ne kadar güçlü olduğunu belirleyen proteinin adı MYH16'dır. Bu proteini üreten genin adı da MYH16'dır.

Makale: https://www.ncbi.nlm.nih.gov/nuccore/NR_002147

Bu geni insanlar ve diğer maymun türlerinde inceleyen bilim insanları, neden bizde bu kasın köreldiğini genetik olarak tespit etmeyi başarmışlardır. Makaleleri, Nature'da 2004 yılında yayınlanmıştır. Okunası makaledir, buradan: https://www.nature.com/articles/nature02358

Hem bizde, hem de diğer maymunlarda bu genin nükleotit diziliminin bir kısmı aynen şöyle gider: ATG ACC ACC CTC CAT AGC Bu son AGC'den (serine) sonra, insan harici tüm maymunlarda ACC (treyonin) geliyor. Bizde ise gelmesi gereken ACC'nin ilk 2 nükleotiti yok. C kalmış geriye.

1600361097621.png


Buna, "silme tipi mutasyon" deniyor. Bu durumda, 3 yerine 2 nükleotit silindiği için "çerçeve kaydırıcı mutasyon" demek de mümkün; çünkü genin okunma sırası değişiyor. Unutmayın: Ne olursa olsun aminoasitler üçer üçer okunuyorlar. 2 nükleotit gidince, üretilen protein değişiyor.

Bu mutasyon normalde diğer kuzenlerimizde olursa, hızla eleniyor. Çünkü o güçlü çenelere halen ihtiyaçları var. Ancak bizde, Doğal Seçilim bu konuda "gevşek". Çünkü atalarımız artık ormanlarda yaşamıyordu ve o kadar güçlü çenelere ihtiyaç duymuyordu. Yani mutasyon "etkisiz"leşti.

MYH16 proteini üretilmediğinde, temporalis kasları da çok daha küçük ve zayıf olacak biçimde gelişiyor. Bu nedenle çenelerimiz de zayıflayıp, küçülebildi. Daha ufak kaslar ile hareket ettirilebilir hale gelecek biçimde evrimleşti. Yani köreldi. Yepyeni türlerin önünü açtı.

İşte evrim, bizim neden "bu şekilde" olduğumuzu, genlere bakarak, anatomileri kıyaslayarak, fosilleri inceleyerek, hücrelere bakarak, yani elini atabildiği her veri hattını ve bilim dalını kullanarak ortaya koyuyor. Ve bu nedenle bu kadar güvenilir. Bu nedenle öğretilmeli!

Evrim ağacından alıntıdır.
 

DemoKratos

Vll ☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
6,149
Çözümler
1
Tepki puanı
3,500
Düşünce
Ateist
Bu mutasyon normalde diğer kuzenlerimizde olursa, hızla eleniyor. Çünkü o güçlü çenelere halen ihtiyaçları var. Ancak bizde, Doğal Seçilim bu konuda "gevşek". Çünkü atalarımız artık ormanlarda yaşamıyordu ve o kadar güçlü çenelere ihtiyaç duymuyordu.

Sadece bu değil. Bu mutasyon son derece önemli. Çünkü güçlü çene, beyin gelişimini baskılıyor. Çene küçüldükçe beyin daha fazla gelişiyor. İkisinin gelişimi ters orantılı.
 

minerva

☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
814
Tepki puanı
488
Düşünce
Agnostik
Sadece bu değil. Bu mutasyon son derece önemli. Çünkü güçlü çene, beyin gelişimini baskılıyor. Çene küçüldükçe beyin daha fazla gelişiyor. İkisinin gelişimi ters orantılı.
ha demek bu yüzden uzaylılar böyle çiziliyor.
1600367010559.png
 

DemoKratos

Vll ☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
6,149
Çözümler
1
Tepki puanı
3,500
Düşünce
Ateist
ha demek bu yüzden uzaylılar böyle çiziliyor.

Evet. Ayrıca gözlerin gelişimi ise çenenin tersine beyin ile koşuttur. Gözler ne kadar gelişirse beyin de o kadar gelişir.

Eller de öyledir. Ellerin gelişimi ile beyin gelişimi koşuttur.

Uzaylıların kafalarını top gibi kocaman da yapmazlar. Peki gelişmiş beyin nereye sığacak? Kafa arkaya doğru büyüyecek. Dikkat et uzaylıların kafalarının arkası çok çıkıntılıdır. Çünkü top gibi koca kafa ağırlığıyla dengeyi bozar. Dengeyi korumak için en iyi yol kafanın arkasının tabii düz değil de aşağı doğru uzaması.

Yani uzaylı tasarımları belirli bilimsel verilere göre yapılıyor. Örneğin Dünyalar Savaşı filminde uzaylıların üç parmakları vardı ama bizimkiler gibi tendonlarla çalışmıyorlardı. Her üçünde de bizim başparmak kaslarımız gibi gelişmiş kaslar vardı. Bizim dört parmağımızda kas yoktur. Tendonların çekmesiyle çalışırlar. Tüm parmakların başparmak gibi gelişmiş kasları olması için daha büyük beyin kapasitesi gerekir.
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

DemoKratos

Vll ☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
6,149
Çözümler
1
Tepki puanı
3,500
Düşünce
Ateist
Hatta evrim başparmakta da tasarrufa gitmiştir. Bir kemik azaltarak iki eklemli gelişmiştir. Çünkü her eklemde bir sürü kas var. Eğer üç eklemli olsaydı yine daha fazla beyin kapasitesi gerekirdi.

Bu soruların bence sakıncası yok. Konunun gelişimine katkı sağlıyor. Her bir eklemleri joystik gibi her yöne hassas hareket edebilen üç parmaklı bir el düşünün. Ama eklemlerin hepsi başparmağın kökü gibi her türlü hassas hareketi yapabilecek. Bu elin bilek yapısı da çok sayıda kaslarla donanmış, gelişkin olması gerekiyor.

Böyle bir eli mekanik olarak yapmak için büyük kapasiteli bilgisayar, organik olarak oluşması için büyük kapasiteli beyin gerekir. Böyle bir el ile çok fazla beceri gerektiren işler kolaylıkla yapılırdı.
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

DemoKratos

Vll ☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
6,149
Çözümler
1
Tepki puanı
3,500
Düşünce
Ateist
Evrim diz ve dirsek eklemlerinde de tasarrufa gitmiş. Bunlar tekdüze hareketler yapıyorlar. Uyluk ekleminde ise küresel kemik ucu (om) yapısına gitmiş ve çevresini kaslarla donatmış. Omuz da aynı şekilde. Kürek ve köprücük kemikleriyle de desteklenmiş. Bunlar hep karmaşık hassas hareketler yapabilme yönünde evrimsel gelişmeler.

Bir yapının gelişmesi maliyetlidir. O yüzden ortalama, ihtiyaca yeten bir yapıda karar kılar. Mağaraya uyum sağlayan balıkların gözleri neden körelir? Çünkü göz geliştirmek bir maliyettir. Bundan kaçınıldığında hassas bıyıklar gelişebilir.

Yanlış anlaşılmasın, evrim bunları tasarlayıp ölçüp biçip yapmaz. Amaçsız mutasyonlar çevre koşulları tarafından seçildiği için yapılar yavaş şekilde gelişir. Mağaraya giren balıkların gözleri bir anda körelip bıyıkları çıkmaz. Bunlar milyonlarca yıl alan çok uzun süreçler. Ama bu uzun sürecin sonunda tasarlanarak imal edilmiş görünümü verirler.
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
13,233
Tepki puanı
983
Düşünce
Sünni
Yahu kafandan bir şey uydurmuşsun Makroevrim bilimsel olarak imkansızdır diye. Bir makalen falan var mı makroevrim imkansız diyen? Veya senin makalen olmasa da olur, herhangi bir bilim insanının "Makroevrim imkansızdır." dediği bir makale varsa o da olur. Ama yok işte, deli gibi uydurmuşsun bir şey habire imkansız da imkansız.
Verdiğim linkte bilimsel olarak neden imkansız olduğu detaylarıyla anlatılıyor. Yazdıklarımda yanlış bir şey olduğunu düşünürseniz neresi neden yanlış linkte gösterebilirsiniz.

Ayrıca makroevrimin bilimsel olarak imkansızlığını anlatan bir çok bilim insanı var. Buyurun:

BİLİMİN IŞIĞINDA EVRİM GÖRÜŞÜNÜN SORGULANMASI VE YARATILIŞ

Günümüz gençliği, internet vasıtasıyla büyük bir bilgi bombardımanına tabi tutulmaktadır. Özellikle evrim ve yaratılış konusunda büyük bir bilgi kirliliği vardır. Ateizme dayalı felsefî düşünceler ispatlanmış bilimsel bilgi gibi takdim edilerek gençlerin manevî değerlerle olan bağları gevşetilmeye ve koparılmaya çalışılmaktadır. Gençlerin bu konuda ufkunu açacak, onları geleceğe hazırlayacak doğru, muhakemeli ve objektif düşünmeyi sağlayacak ilmî eserlere ihtiyaç vardır. İşte bu “Bilimlerin Dilinden Yaratılış Kitapları Serisi” yeni yetişen nesillerin bu ihtiyacına cevap verecek şekilde, her ilmin uzmanı bilim insanları tarafından hazırlanmıştır.

Prof. Dr Ahmet AKYÜREK (Genetikçi)
Darwin’in Teorisini Destekleyen Deliller Var Mıdır?/17
Evrim Teorisi Reddedilebilir Mi?/19
Yaratılış İnancı Ne Kadar Bilimseldir?/19
Yaratıcıya İnananlar Bilim Adamı Olamazlar mı?/21
Darwin Teorisine Göre Oluşması Gerekli Ara Türler Nerededir?/25
Ara Tür Diye Bir Oluşum Var Mıdır?/26
Fosil Kayıtları Nasıl Bir Zaman Serisi Gösterirler?/26
Darwin’ciler Sahtekâr Mıdır?/28
Darwin’in Teorisi, Hâlâ Teori Midir?/28
İnsanın Maymundan Gelip Gelmediği Tartışması Nereye Gelmiştir?/29
Darwin’cilik Lobisi Ne Kadar Güçlüdür?/30
Neden Bazı Türler Değişir De Diğerleri Değişmez?/33
Darwin’cilerin Söylediği; “Doğal Seleksiyon Bireyler Üzerinde Olur. Ancak Popülasyonda Gözlenir” Fikri Doğru Mudur?/34
Yaratılış Mu’cizesini Hiç Tereddütsüz %100 Destekleyen ve Darwin Teorisini Tereddütsüz %100 Çöpe Gönderebilecek Bir Olay Var Mıdır?/40
Darwin Teorisi, Bilimsel Çalışmaları İlerletmiş Mi, Yoksa Geriletmiş Midir?/41

Prof. Dr. Osman ÇAKMAK(Yıldız Teknik Üniversitesi)
Sübliminal Mesajlar ve İnkârcılık/71
Bilimin Ateizme Alet Edilmesinde Kullanılan Vasıtalar/72
İnkârcılığın İç Yüzü/73

Prof. Dr. Hasan ÖZÇELİK(Süleyman Demirel Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Biyoloji Bölümü)
Kâinatta Her Bir Varlığın Belirli Bir Programa Göre Tanzim Edildiği Görülür/90
Doğruyu Ararken Yanlış Yapma İhtimali, Bilim İnsanlarının Sıkca Karşılaşabileceği Bir Durumdur/91
Evrim Görüşünün Modern Bilim Işığında Kritiği/93 Evrim Soy Ağacı, Mitolojik Bir Semboldür/97
Teoriyi Ortaya Atıp İspatı Sonraya Bırakma Bilim Anlayışına Terstir/98

Prof. Dr. Kazım UYSAL(Dumlupınar Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Biyoloji Bölümü)
Her Canlı Ölüme Programlanmıştır/110
Akılsız ve Şuursuz Madde Kendi Başına Program Yapamaz/114
Ölüm Emrini Kim, Nasıl Veriyor?/115
Materyalist Evrimcilere Birkaç Soru/117

Dr. Öğr. Üyesi Kasım TAKIM(Harran Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Temel Bilimler Bölümü, Biyokimya A.B.D)
1.Canlılardaki Kararsız Bileşenlerin Yarılanma Ömrü Noktasından Evrimde Zaman Problemi/135
2.Biyokimyasal Reaksiyonların Zamana Bağımlığı Noktasından Evrimde Zaman Problemi/136
3.Genetik Değişimlerdeki İhtimal Hesaplamaları Noktasından Evrimde Zaman Problemi/138
4.Dünya Atmosferinin Canlılar Üzerindeki Etkisi Bakımından Evrimde Zaman Problemi/140

Araştırmacı Ediz SÖZÜER(Celal Bayar Üniversitesi)
Maddî Sebeplerin Bir Araya Gelerek Canlıları ve Canlılığı Oluşturması Mümkün Müdür?/146

Evrimci Görüşün Körelmiş Organ Yanılgısı/157
Dr. Öğr. Üyesi Kasım TAKIM(Harran Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Temel Bilimler Bölümü, Biyokimya A.B.D)
Kuyruk ve Kuyruk Sokumu/158
Yirmilik Dişler/158
Epifiz, Timus ve Troid Bezleri/160
Apandis/161
Kalbe Kadar Uzanan Yutak Sinirleri (Larengeal Rekürrens)/161

Prof. Dr. Orhan ERDOĞAN(Atatürk Üniversitesi, Fen Fakültesi, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü)
Evrimci Görüşün Yapmış Olduğu Bilimsel Çarpıtmalar/181
Embriyolojik Yapı Benzerliği/181
Geçiş (Ara) Formları ve Fosil Delilleri/182

Prof. Dr. Kenan ÖREN(Süleyman Demirel Üniversitesi)
Yaratılış Gerçeğini Kabul Etmeyenlere Bazı Sorular/241
http://yaratiliskongresi.dpu.edu.tr/assests/images/2.pdf
 

kavak

Vll ☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
5,847
Tepki puanı
3,124
Düşünce
Ateist
Verdiğim linkte bilimsel olarak neden imkansız olduğu detaylarıyla anlatılıyor. Yazdıklarımda yanlış bir şey olduğunu düşünürseniz neresi neden yanlış linkte gösterebilirsiniz.

Ayrıca makroevrimin bilimsel olarak imkansızlığını anlatan bir çok bilim insanı var. Buyurun:

BİLİMİN IŞIĞINDA EVRİM GÖRÜŞÜNÜN SORGULANMASI VE YARATILIŞ

Günümüz gençliği, internet vasıtasıyla büyük bir bilgi bombardımanına tabi tutulmaktadır. Özellikle evrim ve yaratılış konusunda büyük bir bilgi kirliliği vardır. Ateizme dayalı felsefî düşünceler ispatlanmış bilimsel bilgi gibi takdim edilerek gençlerin manevî değerlerle olan bağları gevşetilmeye ve koparılmaya çalışılmaktadır. Gençlerin bu konuda ufkunu açacak, onları geleceğe hazırlayacak doğru, muhakemeli ve objektif düşünmeyi sağlayacak ilmî eserlere ihtiyaç vardır. İşte bu “Bilimlerin Dilinden Yaratılış Kitapları Serisi” yeni yetişen nesillerin bu ihtiyacına cevap verecek şekilde, her ilmin uzmanı bilim insanları tarafından hazırlanmıştır.
Prof. Dr Ahmet AKYÜREK (Genetikçi)
Darwin’in Teorisini Destekleyen Deliller Var Mıdır?/17
Evrim Teorisi Reddedilebilir Mi?/19
Yaratılış İnancı Ne Kadar Bilimseldir?/19
Yaratıcıya İnananlar Bilim Adamı Olamazlar mı?/21
Darwin Teorisine Göre Oluşması Gerekli Ara Türler Nerededir?/25
Ara Tür Diye Bir Oluşum Var Mıdır?/26
Fosil Kayıtları Nasıl Bir Zaman Serisi Gösterirler?/26
Darwin’ciler Sahtekâr Mıdır?/28
Darwin’in Teorisi, Hâlâ Teori Midir?/28
İnsanın Maymundan Gelip Gelmediği Tartışması Nereye Gelmiştir?/29
Darwin’cilik Lobisi Ne Kadar Güçlüdür?/30
Neden Bazı Türler Değişir De Diğerleri Değişmez?/33
Darwin’cilerin Söylediği; “Doğal Seleksiyon Bireyler Üzerinde Olur. Ancak Popülasyonda Gözlenir” Fikri Doğru Mudur?/34
Yaratılış Mu’cizesini Hiç Tereddütsüz %100 Destekleyen ve Darwin Teorisini Tereddütsüz %100 Çöpe Gönderebilecek Bir Olay Var Mıdır?/40
Darwin Teorisi, Bilimsel Çalışmaları İlerletmiş Mi, Yoksa Geriletmiş Midir?/41
Prof. Dr. Osman ÇAKMAK(Yıldız Teknik Üniversitesi)
Sübliminal Mesajlar ve İnkârcılık/71
Bilimin Ateizme Alet Edilmesinde Kullanılan Vasıtalar/72
İnkârcılığın İç Yüzü/73
Prof. Dr. Hasan ÖZÇELİK(Süleyman Demirel Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Biyoloji Bölümü)
Kâinatta Her Bir Varlığın Belirli Bir Programa Göre Tanzim Edildiği Görülür/90
Doğruyu Ararken Yanlış Yapma İhtimali, Bilim İnsanlarının Sıkca Karşılaşabileceği Bir Durumdur/91
Evrim Görüşünün Modern Bilim Işığında Kritiği/93 Evrim Soy Ağacı, Mitolojik Bir Semboldür/97
Teoriyi Ortaya Atıp İspatı Sonraya Bırakma Bilim Anlayışına Terstir/98
Prof. Dr. Kazım UYSAL(Dumlupınar Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Biyoloji Bölümü)
Her Canlı Ölüme Programlanmıştır/110
Akılsız ve Şuursuz Madde Kendi Başına Program Yapamaz/114
Ölüm Emrini Kim, Nasıl Veriyor?/115
Materyalist Evrimcilere Birkaç Soru/117
Dr. Öğr. Üyesi Kasım TAKIM(Harran Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Temel Bilimler Bölümü, Biyokimya A.B.D)
1.Canlılardaki Kararsız Bileşenlerin Yarılanma Ömrü Noktasından Evrimde Zaman Problemi/135
2.Biyokimyasal Reaksiyonların Zamana Bağımlığı Noktasından Evrimde Zaman Problemi/136
3.Genetik Değişimlerdeki İhtimal Hesaplamaları Noktasından Evrimde Zaman Problemi/138
4.Dünya Atmosferinin Canlılar Üzerindeki Etkisi Bakımından Evrimde Zaman Problemi/140
Araştırmacı Ediz SÖZÜER(Celal Bayar Üniversitesi)
Maddî Sebeplerin Bir Araya Gelerek Canlıları ve Canlılığı Oluşturması Mümkün Müdür?/146
Evrimci Görüşün Körelmiş Organ Yanılgısı/157
Dr. Öğr. Üyesi Kasım TAKIM(Harran Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Temel Bilimler Bölümü, Biyokimya A.B.D)
Kuyruk ve Kuyruk Sokumu/158
Yirmilik Dişler/158
Epifiz, Timus ve Troid Bezleri/160
Apandis/161
Kalbe Kadar Uzanan Yutak Sinirleri (Larengeal Rekürrens)/161
Prof. Dr. Orhan ERDOĞAN(Atatürk Üniversitesi, Fen Fakültesi, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü)
Evrimci Görüşün Yapmış Olduğu Bilimsel Çarpıtmalar/181
Embriyolojik Yapı Benzerliği/181
Geçiş (Ara) Formları ve Fosil Delilleri/182
Prof. Dr. Kenan ÖREN(Süleyman Demirel Üniversitesi)
Yaratılış Gerçeğini Kabul Etmeyenlere Bazı Sorular/241
http://yaratiliskongresi.dpu.edu.tr/assests/images/2.pdf
Boş beleş c/pvari uçmuşsun yine!
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
13,233
Tepki puanı
983
Düşünce
Sünni
Howe ve Bergman, bu iddasını doğrulayan bilimsel makaleyi alalım okuyup inceleyelim.
Makroevrimin imkansız olduğunu doğrulayan bilimsel makaleyide talep etmiştik hala gelmedi.
Linkte bilimsel kaynaklar parantez içlerinde tek tek yazıyor. Halen gelmedi diye utanmadan yalan söylüyorsunuz.
Körelmiş bir organ, illâ tamamen işlevsiz olacak demek değildir. Sadece ana işlevini yitirmiştir.
Ana işlev diye hayali bir şey uydurup sonra da bunu yitirdiğini iddia ediyorsunuz. Ana işlev diye iddia ettiğiniz işlevlerin ilgili organların ana işlevi olduğuna dair elinizde hiçbir bilimsel kanıt yok.
Bizim kuyruk sokumumuz ve apandisimiz pratik olarak tamamen işlevsizdir.
Bunu yazan kişinin kuyruk sokumu olmasa dengeli oturamazdı :)

Apandis, bağırsaklarımızda yaşayan faydalı bakteriler için bir sığınak görevi görüyor ve bu şekilde bedenlerimizi belirli enfeksiyonlardan koruyor. 2012 yılında yapılan bir çalışma ise, apandisi alınmış insanların ishal, ateş, bulantı ve karın ağrısıyla gelişen hastalıklara karşı dört kat daha az dirençli olduğunu göstererek bu yeni bulgulara destek sağlıyor.

Çalışmalar, apandisi olan insanlarda enfeksiyonun tekrar etme riskinin %11, olmayanlarda ise %48 olduğunu ortaya koyuyor.

Elde edilen bu bilginin ardından farklı memeli türlerinin sosyal davranışlarını, beslenme şekillerini ve çevresel faktörleri göz önünde bulunduran araştırmacılar, apandisi bulunan hayvanların kökbağırsaklarında daha fazla lenfoid doku olduğunu tespit etti. Bu da apandisi bulunan hayvanların bağışıklık sisteminin daha kuvvetli olduğunu ispatlıyor.

Bu veriler de, apandisin vücudumuzda immün sistemini güçlendirdiğini kanıtlıyor.
Buna, "silme tipi mutasyon" deniyor. Bu durumda, 3 yerine 2 nükleotit silindiği için "çerçeve kaydırıcı mutasyon" demek de mümkün; çünkü genin okunma sırası değişiyor. Unutmayın: Ne olursa olsun aminoasitler üçer üçer okunuyorlar. 2 nükleotit gidince, üretilen protein değişiyor.

Bu mutasyon normalde diğer kuzenlerimizde olursa, hızla eleniyor. Çünkü o güçlü çenelere halen ihtiyaçları var. Ancak bizde, Doğal Seçilim bu konuda "gevşek". Çünkü atalarımız artık ormanlarda yaşamıyordu ve o kadar güçlü çenelere ihtiyaç duymuyordu. Yani mutasyon "etkisiz"leşti.
Başından beri bu şekilde yaratılmış da olabilir. Ne zaman ve niçin bu mutasyon oldu? Bu sorulara bilimsel kanıtlarla cevap vermediğiniz müddetçe mutasyon iddiası hayali bir varsayımdan öteye geçmez.
 

Son konular

Üst