Film eleştirileri

Plütoncu

☆☆☆
Denetmen
Mesajlar
1,999
Çözümler
1
Tepki puanı
2,340
Düşünce
Ateist
Dunkirk

Film Fransa’nın Dunkirk sahilinde Almanlar tarafından sıkıştırılan çokça sayıdaki İngiliz askerinin kurtarılmasını konu ediniyor.

Nolan, sıradanların dışında bir film çıkartmaya çalışmış ve fikrimce başarılı olmuş. Benim filmlerde ilk baktığım şey, hepsinden önce ses kalitesi ve detaylarıdır. Filmin ses kalitesi zaten güzel. Ayrıca ses efektlerinden olabildiğince güzel yararlanılmış. Film bir savaş gerilimi filmi ve ses efektleri sayesinde kendinizi bu atmosferde hissedebiliyorsunuz. Sesin detayları da benim için önemli olduğundan, ses konusuna yüksek puan veririm. Ayrıca filmin müzikleri genelde tekdüze, sürekli artan tempo ve desibelle seyircide gerilim hissi uyandırmaya çalışılmış. Bu da başarılı olmuş. Bazı sahnelerde müzik sesi çok yüksek olmasına rağmen sahneyi bastırmamış.

Filmin ortamları, aksesuarları ve kostümleri kendini hiç ele vermemiş. Gayet güzel ayarlanmış. Kamera açıları ayrıca güzel ancak burada sıradanın dışında bir şey yok. Görüntü yönetmeni farklı bir şeyler denememiş. Genel geçer kamera açıları kullanılmış. Kamera açılarını pek beğendiğimi söyleyemem.

Filmde diyaloglar olabildiğince az tutulmuş. Örneğin Tarantino filmlerinde konu dışı bile olsa sürekli sohbetle seyirci ekrana bağlanır. Dunkirk’ te ise bunun tersi denenmiş. Replikler çok az. Hatta en çok gördüğümüz karakterlerden biri sadece bir kere konuşuyor. Konuşma olmadan, görüntülerle ekrana bağlamaya çalışılan bir film. Efektler ve mimikler ekrana bağlıyor evet ama; görüntü açılarındaki sıradanlık bende bazı sahneleri ileri sarma isteği uyandırdı.

Filmde üç ayrı hikâye, eş zamanlı olmadan anlatılmış. Filmin konusunu filmin sonlarına yaklaşmadan tam olarak oturtmanız pek mümkün değil. Bir puzzle gibi örülmüş bir olay akışı var. Yönetmen size parçaları rastgele sunuyor ve bunları film sonunda birleştiriyor. Bu da sizi ekrana bağlamaya yetiyor.

Bu filmi izlerken güzel bir savaş filmi olduğunu düşünerek başlıyorsanız; başlamayın. Çünkü Dunkirk bir savaş filmi değil. Ayrıca bir karakter gelişimi de söz konusu değil. Karakterler filmin başında ne ise; sonunda da o. Film daha çok savaştan kurtulmaya çalışan, çaresiz insanların psikolojisini yansıtmaya çalışmış. Bunu tam verdiğini söyleyemem. Ayrıca gerçeklikten uzak kısımları var. Nolan, savaşın acımasızlığını beyaz perdeye tam aktaramamış maalesef. Ancak insanların hayatta kalma içgüsüne ve savaş buhranına uğrayan askerlerin durumunu anlatırken daha başarılı olmuş. Ki burada da pek başarılı olduğunu söyleyemem çünkü filmin bu yönleri izlerken bana eksik hissettirdi. Oyuncuların performansı gayet yerindeydi ona söylenecek bir şey yok.

Filmde en beğendiğim şey ise, her filmde illa bir köşeye sıkıştırılmaya çalışılan, sanki filmlerin olmazsa olmazı gibi davranılan o şey: Aşk. Filmde kırıntısı yok. Bu da onu sıradanların dışına çekmeyi başarmış. Eğer bir filmde bir köşeye aşk sıkıştırılmamışsa o filmin güzel olma ihtimali yüksektir.

Ayrıca süresiyle (1 saat 40 dakika) gayet şey anlatmayı başarmış. Süre olarak bakarsak çerezlik bir film ancak içeriği çok daha yoğun. Bazen konu yavaş ilerliyor hissiyatı verebilir ancak aslında konu hızlı ilerliyor. Bu süreye bu kadar konu sığdırırsanız yoğunluk size yavaşlık hissi verebilir bu normal. Bu konuda başarılı olmuş.

Kısaca film başarılı. 10 üzerinden 7 veririm.
 

o26ur

Çaylak
Mesajlar
107
Tepki puanı
51
Düşünce
Ateist
Dikkatimi çekti, farklı bir eleştiri boyutunda olmuş. Özellikle Nike ile ilgili yorumları antikapitalizmi fanatikleştirerek objektiviteyi baltalamış.
 

Ateist Uzaylı

☆☆☆
Ayrıldı
Mesajlar
1,545
Tepki puanı
796
Düşünce
Ateist
Bu adam eleştiri konseptini devam ettirmek için çok zorlamasyon şakalar yapıyor. İlk 1 - 2 videosu hoşuna gidiyor ama daha sonra bu zorlamaya tahammül edemeyip kapatıyorsun.
Yalnız bu filmi her nekadar güzel eleştiremesede güzel espri yapmış. Hele hele surata sıçma sahnesinde. 🤣🤣🤣
 

shepard

☆☆
Deneyimli
Mesajlar
743
Tepki puanı
526
Düşünce
Ateist
Bu adam eleştiri konseptini devam ettirmek için çok zorlamasyon şakalar yapıyor. İlk 1 - 2 videosu hoşuna gidiyor ama daha sonra bu zorlamaya tahammül edemeyip kapatıyorsun.
Facebook grup zamanından beri takip ederim kendilerini. İlk başlarda yaptığı işler dediğin gibi güzeldi. Hem komik hem düşündürücüydü ama tutmuyordu işte bir türlü patlama yapamamıştı. Sonra daha fazla izlenmenin yolunu bulup sade şive ve argo komedisine dönüştürdü işi o yüzden ben de sevmiyorum artık. Çok zorlama geliyor.
 

DemoKratos

Vl ☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
8,518
Çözümler
1
Tepki puanı
5,623
Düşünce
Ateist
Bu bir karakter gelişimi değil. Karakter gelişimine bir örnek: Kill Bill.

Niye canım, adam kahramanlık yapıyor. Normalde herkes kahraman olmaz. Motor çalışmayınca manevra yapamazsın, keklik gibi avlayabilirler. Hızla irtifa kaybedersin, paraşüt işe yaramaz. Çakılır ölürsün. İyi kişilik iken kötü, kötü iken iyi olmayı mı kastediyorsun? Annibal gibi de olabilir mi?
 

Plütoncu

☆☆☆
Denetmen
Mesajlar
1,999
Çözümler
1
Tepki puanı
2,340
Düşünce
Ateist
Niye canım, adam kahramanlık yapıyor. Normalde herkes kahraman olmaz. Motor çalışmayınca manevra yapamazsın, keklik gibi avlayabilirler. Hızla irtifa kaybedersin, paraşüt işe yaramaz. Çakılır ölürsün. İyi kişilik iken kötü, kötü iken iyi olmayı mı kastediyorsun? Annibal gibi de olabilir mi?
Yok karakter gelişimi dediğimiz şey daha çok Star Wars filmindeki Luke Skywalker'in Yoda ile eğitimi gibi. Başta güçten bile haber yokken serinin sonunda en güçlü karakterlerden biri oluyor. Bunu özellikle Amerikan sinemasında çok görmüşsünüzdür. Ana karakterin başta güçsüz olup, sonlarda çok güçlü olması seyirciyi tatmin eder ve güzel bir yöntemdir. Bu filmde öyle bir durum yok. Daha gerçekçi bir duruş var.
 

Retrospective

lll ☆☆☆☆
Geliştirici
Mesajlar
5,757
Tepki puanı
4,802
Düşünce
Ateist
Elysium

Bu filmi dün izledim. Neden izlediğimi soracak olursanız, izledim çünkü böyle uzayda geçen yaşam alanları, dev yapılar falan hoşuma gidiyor. Bunun dışında bildiğiniz filmler varsa önerirseniz çok iyi olur.

Neyse ben bu filmi eleştirmeyeceğim, ben bu filmdeki Elysium hükümetini eleştireceğim. Çünkü o kadar büyük yanlışlar yapmışlar ki sistemlerinde.

--spoiler--
Şimdi bu elemanlar Elysium'u ulaşılamaz bir şey yapmışlar. Kendilerine baksak nüfusları 500 bini bile geçmez, Elysium'u gördüğümüz kadarıyla Elysium büyük duruyor ama aslında çok küçük. Oraya 500 bin bile sığmaz kendi göz kararıma göre. Bu yüzden Elysium'da 500 bin kişi varken, arkalarında bıraktığı Dünya'da hâlen milyarlarca nüfus var ve filmde Elysium'a sadece zenginlerin gidebildiği söyleniyor.

Ama arkanızda bıraktığınız milyonlarca akıllı adam, milyonlarca yazılımcı, hackerlar vs. vs. bunlardan hiç korku yok mu? Milyarlarca insanı, kendilerinden uzak tutabileceklerini sanmaları çok yanlış. Çünkü aşağıda tam bir hayatta kalma alanı bırakmışlar. Uçan arabalar var ama insanlar bok gibi yerlerde yaşıyorlar. ABD'nin en iyi şehirlerden olan Los Angeles bile düşmüş, Amerikalı yok ortada, Meksikalılar var. LA gibi yeşil bir yer, bildiğin basit bir Ora Doğu şehrine dönmüş. Manzara öyle. Ama uçan arabalar, yürüyen robotlar var!

Teknoloji çok gelişmiş ama sanki temel problemler hiç çözülmemiş gibi duruyor. İnsanlar hasta oluyor ve tedavi olmaları da zor. Hasteneler çok dolu, pis ve kir. Girmek istemezsin yani. Durum böyleyken, insanların hayatta kalma moduna girdiği bir Dünya'da, bu insanların vahşileşerek onlara sorun çıkarabileceklerini hiç düşünmemişler mi?

Bir tane teknisyen eleman var, adam sistemi kurmuş. Bunların uçan arabalarını çalmış, milleti uzaya gönderiiyor. Vatandaşlık sistemini de çalmış, tak diye dövme yapar gibi Elysium vatandaşlığı veriyor. Bu adam sadece LA'de, bu film LA ve Amerika eksenli çekilmiş, Dünya'nın geri kalanını film hesaba katmamış bile! Çinli ruh hastaları Elysium'a gitmek için tak çıkar tak çıkar tahta merdiven bile inşa eder!

Ki filmde görüyoruz ki, LA'deki eleman Elysium'a 3 uçak gönderiyor. 2'sini füze ile yok ediyorlar, 1'i füzeden manevra ile kurtuluyor, Elysium'a iniyor. İnenler normal vatandaş ama. Ya bunlar silahlı adamlar olsalardı? Bunları tutuklamaya gene polis robotları geliyor ama onlar herkesi tutuklayana kadar bir ana kız bir eve giriyor. Kızı iyileştirmek istiyormuş meğer anne, kızı sokuyor doktor kapsülüne, şakk, yürüyemeyen kız yürümeye başlıyor. Orada dedim "Bu Elysium'lular gerizekalı."

Filmde sonra bizim eleman radyasyon yiyip hasta oluyor, Elysium'a gitmesi tek çare. Arkadaşlar fark ettiniz mi bilmiyorum ama filmin ana karakterinin bile temel motivasyonu Elysium'a gidip, tedavi olmak. Çocukken dediklerini boşverin. Adam hırsız olmuş, bir bok yapamazdı. Ama hayatı tehlikeye girince şakkkk 3 güne Elysium'a gitti, hatta ortalığı dağıttı.

Şimdi burada birkaç hatayı listeledim. Eğer Elysium bunu yapsaydı, Dünya vatandaşlarını kendinden uzak tutabilirdi ki, bunları, Elysium'u kötücül taraf kabul ederek yazıyorum:
  1. Tedavi robotlarını Dünya'ya göndermeliydi, böylece iyileşmek için Elysium'a gelen vatandaşların motivasyonlarını kırmış olurdu. Hatta minnettarlık elde ederlerdi. Büyük bir kesim insanı kendilerinden uzak tutmuş olurlardı. Hatta doktor kapsülüne beyin yapısını değiştiren ufak bir sistem kurup, içine giren herkesi Elysium'u seven ama oraya gitmeye gerek duymayan insanlar yapabilirlerdi. Çok büyük teknolojileri var, yapabilirlerdi bunu.
  2. Elysium'a sadece zenginler girebiliyor ama bu algıyı değiştirip, normal insanlardan bazılarını da almalılardı. Normal dediğim, gene eğitimli kültürlü, çok iyi işleri olan, kafası zehir gibi olan ama günün sonunda normal olan insanları. Über zengin olmayanları. Böylece Elysium'a normal insanlar da gidebilir algısı oluşturup, zenginlere olan nefretten doğan nefret motivasyonunu kırmış olurlardı. Hatta insanlar çok çalışıp, kendilerini geliştirip, Elysium'a gitmek isteyebilirlerdi. O zaman hava hoş, gerçekten kaliteli insanları Elysium'a almakta bence sakınca yok.
  3. Dünya'yı da düzeltmelilerdi. Hava kirliliğini azaltma projeleri ile "Biz aslında kaçmıyoruz. Biz Dünya'yı düzeltmek için büyük bir teknolojik çalışma yapıyoruz." tarzı imaj çalışmaları yapacaklardı. Böylece gene minnettarlık kazanırlardı. Hatta aralarından birkaç kişiyi Dünya'ya gönderip, oradaki insanlarla kaynaştırabilirlerdi. Bunlar çok basit işler.
  4. Düşmanlarını güçlendirmelilerdi. Mesela silahlı gruplar büyüse, bunlara saldırsa, halkın önünde mağdur edebiyatı yapabilirlerdi. Hatta daha da ileri gidip, mesela bu silahlı gruplardan bir asker yaralandıktan sonra onu ölüme terk etmeyip, gidip iyileştirseler ve "Biz düşmanınız değiliz. Biz dostunuz da değiliz. Biz zaten siziz." tarzı gene imaj çalışmaları ile büyük hayranlık toplayabilirlerdi.
Sonuç olarak Elysium, kendilerini ulaşılmaz yapmak yerine ulaşılabilir yapsaydı, ömrü çok daha uzun olurdu. Ha bu arada koskocaman yüzen yuvarlak Dünya'yı, bir fabrika patronunun 3 - 5 dakikada yazdığı kod iile ele geçirmek ne arkadaşım? Bu mega yapıların yazılımları neden bu kadar zayıf anlamıyorum yahu. :D

Neyse, her zaman dediğimiz gibi: İnsanoğlu basittir. Ulaşamadığını arzular...
--spoiler--
 

Plütoncu

☆☆☆
Denetmen
Mesajlar
1,999
Çözümler
1
Tepki puanı
2,340
Düşünce
Ateist
Bullitt film eleştirisi

@kavak
abinin tavsiyesiyle izledim. Film 1968 yapımı bir film, eski bir yapıt. Dolayısıyla gününün şartlarına göre inceledim.

Film gerilim/polisiye olarak geçiyor ancak bende ne gerilim oluşturdu ne de bir polisiye filmi havası verdi. Ortada soru işaretleri pek yoktu, daha çok bir kovalamaca filmi olmuş. Replikler var, az değil ancak yeterli diyalog kullanılmamış. Filmi izlerken sanki eski bir dizinin bir bölümünü izliyor gibi hissettim ya da bir film serisinin devamını. Çünkü film serim kısmında konuyu pek güzel oturtamadı.

Bende bazı sahnelerde sürekli bir ileri sarma isteği uyandırdı, kovalamaca sahneleri daha atraksiyonlu olmasına rağmen gerilim veya heyecan uyandırmadı. Serim kısmında konuyu oturtamadığı için, düğüm kısmında da konuyu başlangıca güzel bağlayamadı ve konu anlaşılamazlığını sürdürmeye devam etti. Filmin sonunda ise hiç değilse memnun kaldım, çözüm bölümü iyiydi. Serim-düğüm-çözüm olarak bakacak olursak:

Serim kötüydü, konu oturtulamadı; düğüm kısmı sıkıcıydı ve genelde kovalamaca içeriyordu, aksiyonu ve gizemi yetersizdi; çözüm kısmı daha heyecanlıydı ve aksiyonu daha iyiydi. Ancak film bittiğinde dava çözüldüğü için sevinmedim çünkü polisiye gizemi yoktu ve ben konuyu hiç merak etmedim çünkü film daha başından beni içine çekemedi.

Mekanik unsurlara gelecek olursak da, ses kalitesi yılına göre iyiydi. Detaylarıyla beraber hoşuma gitti. Kamera açıları yılına göre bakıldığında yine fena değildi ancak şimdiye göre değerlendirirsek beğendiğim söylenemez. Başrole çok fazla yakın çekim yapılmış ve bu da adamda biraz yapmacıklık uyandırmış. Etrafa baktığınızı düşünün ancak kamera 20 saniye boyunca yüzünüzde, zor ve saçma. Yine de ana roller oyunculuk konusunda iyi ve yeterliydi. Yan rollerde ise bazı basitlikler vardı ancak yine de yeterli buldum.

Filmdeki aşk çok gereksiz, konuyla bağı yok. Filme hiçbir etkisi yok eklenmese de olabilirmiş. Bazı sahneler gereğinden fazla uzatılmış, sanki kısa film çekeceklermiş de uzun metrajlı olsun diye kamerayı inatla açık tutmuşlar gibi duruyor. Bu kısımlar da insanı sıkıyor. Yılına göre değerlendirildiğinde orta bir film, vasat.

Benim bu filme puanım 5.9.
 

unacceptable

ll ☆☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
4,823
Çözümler
2
Tepki puanı
2,458
Düşünce
Panteist
Poltergeist

Klasik hortlak filmlerinden biri. Ancak bu filmde özellikle sevdiğim şey kızın televizyondan ses duyması ve o sese çekilmesi. Kızımız sürekli televizyona yöneliyor o ses sayesinde. Daha sonra evde birtakım değişiklikler oluyor ve anne bunu fark etmesine rağmen aklını nasılsa kaçırmıyor.

Televizyondaki sesle konuşan kızımız daha sonrasında o kötü ruh tarafından ruhlar alemine çekiliyor. İşte annemizin akıllandığı an da burada başlıyor. Tabi bu sağ gösterip sol vurma taktiğiyle yapılıyor. Kardeşine koşan ailesi kızı unutuyor ve kız dolap içine hortlaklar sayesinde çekiliyor. Ancak bu filmdeki hortlaklar kendilerini birer ışık kümesi olarak gösteriyor.

Hortlaklarımız evde bir geçit sayesinde dolaşıyor ve en sonunda kayda alınan birçok görüntüyle bir ruh uzmanı getiriliyor. Evde giriş ve çıkış geçitleri bulunuyor. İp sarkıtılarak o geçitten kızı kurtarıyorlar.

Ailemiz rahatlasa da olaylar bitmiyor. Daha sonra hayaletlerimiz tekrar korkutuyorlar aileyi ve evi mahvediyorlar. Sonunu söylemiyorum. Neden hortlakların o evde olduğunu da siz bulun. :)

Film fantastik olarak izlenebilecek bir film. Güzeldi bence.
 
Yazan tarafından düzenlendi:

unacceptable

ll ☆☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
4,823
Çözümler
2
Tepki puanı
2,458
Düşünce
Panteist
Blair Witch Project

@kavak'ın önerisiyle ilk filmi izleyerek beğenmeme rağmen ikinci film olan Blair Witch Project'i beğenemedim.

3 gencimiz Blair Cadısı'nı aramak ve bu miti araştırmak için ormana gidip orada kaybolurlar. Bu günlerini de çekerler. Filmde herhangi bir korkutucu öge yok. Gece ses duyuyorlar o kadar. Bu da ne kadar korkutucu bilemedim. Cadıyı falan görmüyorsunuz hiç.

Bizim korku filmlerimiz bu filmden daha iyi. Düşünün artık durumu.

Şahsen ben beğenmedim. Bir korku filmi hayranı olarak vakit kaybı bir film.
 

Son konular

Üst