Garanik Olayıyla Putlara saygı gösterilmiş midir acaba?

alemdar27

Yazar
Mesajlar
833
Tepki puanı
189
Düşünce
Deist
Hicretin 5.yılında Muhammet otururken necm suresini okuduğu sırada Müşriklerinde desteğini almak için, Necm suresine bir takım ilaveler yaptığı ile ilgili bir olaydır.

Olayın özeti bir sitede şu şekildedir.
Mekke'de müslümanların eziyet ve işkencelere uğradıkları, bu sebeple bir kısım müslümanın Habeşistan'a göç ettiği bir dönemde Hz. Peygamber, Mekke müşrikleri ile uzlaşmanın yollarını arıyor, devamlı anlaşma çareleri düşünüyormuş. Zihni bu düşünce ile hep meşgul iken bir gün Kâbe yanında Necm suresini okuyormuş. "Gördünüz mü o Lât ve Uzza yı ve üçüncü(leri olan) öteki (put) Menât'ı?" şeklindeki 19 ve 20. ayetlerini okuduktan hemen sonra Şeytan, Hz. Peygamber'e musallat olmuş ve şeytanın etkisiyle Hz. Peygamber, farkında olmaksızın "Bunlar yüce kuğu kuşları (veya turnalar)dır ve şefâatleri umulur" cümlelerini vahyin devamı gibi söyleyip Necm suresini okumaya devam etmiş. Surenin sonuna gelince secde ayeti olduğu için Hz. Peygamber ve orada bulunan müslümanlar secdeye kapanmışlar. Müşrikler de Hz. Peygamber'in okuduğu bu cümleler sebebiyle son derece sevinerek; "Artık Muhammed ilâhlarımızın şefâatini kabul ettiğine göre aramızda önemli bir ayrılık kalmadı" deyip hepsi secdeye kapanmışlar. Son derece yaşlı bir veya birkaç müşrik, yere eğilip secde etmek zor geldiği için yerden bir avuç toprak alarak alınlarına değdirmiş ve böylece ilâhlarına tâzimde bulunmuşlar. (ALINTIDIR)

Benim açımdan bu olayın doğru olduğunun kritikleri şu şekildedir.
1-“İşte onlar ulu kuğulardır (garânîk), şüphesiz ki şefaatleri umulmaktadır” (تلك الغرانيق العلى ، وإن شفاعتهن لترتجى ) arapça ifadesi kuranın semantiğine çok uygundur.
2- Olay o kadar çok detaylı anlatılmış ki, adam eğilememiş ve yerden aldığı bir avuç toprağı yüzüne sırf secde niyetiyle sürdüğü ayrıntısına bile yer verilmiş.
3-Bu olaydan sonra Allah olayı düzeltmek için ayet göndermiş, eğer böyle bir olay olmasa neden düzeltme göndersin. Bu ayetler:“Onlar, başka bir vahiy uydurup bize isnat etmen için neredeyse seni vahyettiklerimizden saptıracaklardı ve ancak o takdirde seni samimi dost edineceklerdi. Eğer sana sebat vermemiş olsaydık neredeyse onlara biraz meyledecektin” (el-İsrâ 17/73-74). ve HAC 52:
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Senden önce hiçbir resûl ve nebî göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah, şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah, âyetlerini sağlamlaştırır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
4- Müşrikler bu olaydan sonra müslümanları bir müddet rahat bırakmışlar.
5- Habeşistandaki hicret edenler bile barış yapıldı diyerek geri dönmüşler.
6- Benim gibi olayın doğru olduğunu düşünen ve bunu eserlerine alan bir çok din bilgini vardır. Bunlar; Taberî olmak üzere Zemahşerî, İbn Atıyye el-Endelüsî, İbn Teymiyye, İbrâhim el-Kûrânî, Ferîd Vecdî, Râsim Avni Efendi, Mahmud Esad Efendi, Muhammed Hamîdullah ( https://islamansiklopedisi.org.tr/garanik )

Tabi islam tarihine baktığınızda herkesin kafası karışık, böyle bir şey mümkün olmaz olamaz olmamalı diyenler binbir dereden su getirerek, olayın üstünü örtmeye çalışmışlardır, bunuda yaparken en temel argümanları; bu olay UYDURMA diyerek güneşi balçıkla sıvamaya çalışmışlardır.
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
12,602
Tepki puanı
938
Düşünce
Sünni
İftiracının El Kitabı Madde 2 uygulanıyor:
“2-İslamın sahih kaynaklarında hakikaten eleştirilecek bir şey bulamayınca bu kez kendi dönemlerinde bile yalancılıkları ilan edilmiş tiplerin yazdıkları ayet yorumlarına ve uydurdukları hadislere sarılın. Bu tarz kitaplardan bol bol alıntı yapın. Kaynak ismi verince insanlar sizin ne kadar bilimsel yöntemlere uygun hareket eden, aydın bir kişilik olduğunuzu düşünecektir. Hatta uydurma hadislerin toplandığı kitaplardaki uydurma hadisleri bile yazıp, bu kitapları bile kaynak olarak gösterebilirsiniz. Kaynak olarak gösterilen metinlerin yazarlarının daha kendi dönemlerinde yalancı ilan edildiklerini, hadis uydurduklarının ilan edildiğini, bu ifadelerin de uydurma olduğunu gösteren çıkarsa yine onu kıvırmakla suçlayın. Yeterince hakaret eder, alaya alıp suyu bulandırırsanız insanlar kendi zamanında bunların yalancı ve hadis uyduran olarak ilan edildiğini, karşınızdakinin ilan etmediğini, dolayısıyla da kıvırmış olmadıklarını düşünemez.”
Bu rivayete yer verenlerin uydurma olduğunu anlattıklarını niye yazmıyorsunuz? Bile bile mi yazmadınız, yoksa bu konuda da mı sizi keklediler? :)
Gelelim uydurma olduğunun delillerine:
a.Bu kıssayı anlatanların hepsi tabiin döneminde yaşamış kimselerdir. Bunlardan hiçbiri sağlam bir senetle kıssayı gören bir sahabiye dayandıramamıştır.

b. Rivayet zincirlerinin hepsi -delil olmayan- mürsellerdendir, muttasıl hiç bir sened zinciri yoktur.

c. Buhari, Muslim ve benzeri muteber ve sahih kitapların ve meşhur müsnet kaynakların hiçbirinde yer almamıştır. Şayet sahih olsaydı, hiç olmazsa bir tane sahih ve muteber kaynakta bulunacaktı.

c. İlgili rivayetlerin ifadelerinin farklı olması, bazılarında bulunan bir sözün diğerlerinde bulunmaması gibi çarpık ifadelerin varlığı da bu rivayetlerin uydurma olduğunun diğer bir delilidir.

d. Muhakkik alimlerin bu kıssanın uydurma olduğuna dair kanaatleri de bu hususta çok önemli bir delildir. Mesela:

İmam Ebu Hayyan’nın bildiridğine göre, meşhur siyer ve tarih alimi İbn İshak, bu kıssanın bazı zindıklar tarafından uydurlmuş olduğunu belirtmiş ve bu konuda bir eser talif etmiştir(İlgili ayetin tefsiri)

Ünlü hadis alimi Beyhaki’ye göre, bu kıssa nakil cihetiyle sabit değildir. Ravileri ise cerhedilmiş gayr-ı muteber kimselerdir. Sahih hadis kaynaklarında yer almamaktadır, dolayısıyla bunu tamamen ortadan kaldırmak gerekir. Kendisi de bu konuda ilk adımı atarak bu kıssayı kendi eserine almamıştır(bk. Ebu Hayyan, a.g.y)

Hafız İbn Kesir de “Garanik/granik kıssası ile ilgili bir tek sahih senet bulamadım, hepsi de mürseldir.” diyerek, tavrını ortaya koymuştur(bk. İbn Kesir, ilgili ayetin tefsiri).

Alusî’nin bildirdiğine göre, İmam Maturidi Hazretleri de bu kıssanın, şeytanın telkiniyle bazı zındıklar tarafından uydurulduğunu belirtmiştir(Alusî, ilgili ayetin tefsiri).

Meşhur hadis otoritesi İbn Huzeyme de “Bu kıssanın zındıklar tarafından uydurulduğunu” belitmiştir(Şevkanî, ilgili ayetin tefsiri)

Şevkanî, Alusî, Merağî, İbn Aşur gibi son asrın müfessirleri de bu kıssasnın uydurma olduğu görüşündeler(bk. a.g.e, ilgili ayetin tefsiri)

e. Aklıselim tarafından bu kıssanın düzmece olduğunu gösteren deliller:

Hiç mümkün müdür ki, Necm suresinin başında:

“Kayan yıldıza yemin olsun ki; arkadaşınız (Muhammed) yanılmadı, sapmadı, aldanmadı. O kendi heva ve hevesiyle konuşmuyor. O, kendisine vahyedilen bir vahiyden başka bir şey değildir.”(Necm, 53/1-4)
mealindeki ifadeler özellikle vurgulanmış olsun; Surenin sonlarında ise, Kur’an’dan olmayan “şeytanın uydurukları”na izin verilsin. Kur’an bundan münezzehtir.

“Ey şeytan senin kullarım üzerinde asla bir tasallutun olmaz.”(Hicr, 15/42; İsra, 17/65),
“Şüphesiz şeytanın mümin olnanlar üzerinde hiçbir tasallutu olmaz.”(Nahl, 16/99)
mealindeki ayetlerde şeytan Allah’ın samimi mümin kullarını aldatamayacağı, onlara güç yetiremeyeci ifade edilmiştir. Kulların en üstünü olan Hz. Muhammed (asm)’de şeytanın musallat olması, özellikle vahiy konusunda onu aldatması ve şaşırtmasına imkân var mı?
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

alemdar27

Yazar
Mesajlar
833
Tepki puanı
189
Düşünce
Deist
İftiracının El Kitabı Madde 2 uygulanıyor:
“2-İslamın sahih kaynaklarında hakikaten eleştirilecek bir şey bulamayınca bu kez kendi dönemlerinde bile yalancılıkları ilan edilmiş tiplerin yazdıkları ayet yorumlarına ve uydurdukları hadislere sarılın. Bu tarz kitaplardan bol bol alıntı yapın. Kaynak ismi verince insanlar sizin ne kadar bilimsel yöntemlere uygun hareket eden, aydın bir kişilik olduğunuzu düşünecektir. Hatta uydurma hadislerin toplandığı kitaplardaki uydurma hadisleri bile yazıp, bu kitapları bile kaynak olarak gösterebilirsiniz. Kaynak olarak gösterilen metinlerin yazarlarının daha kendi dönemlerinde yalancı ilan edildiklerini, hadis uydurduklarının ilan edildiğini, bu ifadelerin de uydurma olduğunu gösteren çıkarsa yine onu kıvırmakla suçlayın. Yeterince hakaret eder, alaya alıp suyu bulandırırsanız insanlar kendi zamanında bunların yalancı ve hadis uyduran olarak ilan edildiğini, karşınızdakinin ilan etmediğini, dolayısıyla da kıvırmış olmadıklarını düşünemez.”
Bu rivayete yer verenlerin uydurma olduğunu anlattıklarını niye yazmıyorsunuz? Bile bile mi yazmadınız, yoksa bu konuda da mı sizi keklediler? :)
Gelelim uydurma olduğunun delillerine:
a.Bu kıssayı anlatanların hepsi tabiin döneminde yaşamış kimselerdir. Bunlardan hiçbiri sağlam bir senetle kıssayı gören bir sahabiye dayandıramamıştır.

b. Rivayet zincirlerinin hepsi -delil olmayan- mürsellerdendir, muttasıl hiç bir sened zinciri yoktur.

c. Buhari, Muslim ve benzeri muteber ve sahih kitapların ve meşhur müsnet kaynakların hiçbirinde yer almamıştır. Şayet sahih olsaydı, hiç olmazsa bir tane sahih ve muteber kaynakta bulunacaktı.

c. İlgili rivayetlerin ifadelerinin farklı olması, bazılarında bulunan bir sözün diğerlerinde bulunmaması gibi çarpık ifadelerin varlığı da bu rivayetlerin uydurma olduğunun diğer bir delilidir.

d. Muhakkik alimlerin bu kıssanın uydurma olduğuna dair kanaatleri de bu hususta çok önemli bir delildir. Mesela:

İmam Ebu Hayyan’nın bildiridğine göre, meşhur siyer ve tarih alimi İbn İshak, bu kıssanın bazı zindıklar tarafından uydurlmuş olduğunu belirtmiş ve bu konuda bir eser talif etmiştir(İlgili ayetin tefsiri)

Ünlü hadis alimi Beyhaki’ye göre, bu kıssa nakil cihetiyle sabit değildir. Ravileri ise cerhedilmiş gayr-ı muteber kimselerdir. Sahih hadis kaynaklarında yer almamaktadır, dolayısıyla bunu tamamen ortadan kaldırmak gerekir. Kendisi de bu konuda ilk adımı atarak bu kıssayı kendi eserine almamıştır(bk. Ebu Hayyan, a.g.y)

Hafız İbn Kesir de “Garanik/granik kıssası ile ilgili bir tek sahih senet bulamadım, hepsi de mürseldir.” diyerek, tavrını ortaya koymuştur(bk. İbn Kesir, ilgili ayetin tefsiri).

Alusî’nin bildirdiğine göre, İmam Maturidi Hazretleri de bu kıssanın, şeytanın telkiniyle bazı zındıklar tarafından uydurulduğunu belirtmiştir(Alusî, ilgili ayetin tefsiri).

Meşhur hadis otoritesi İbn Huzeyme de “Bu kıssanın zındıklar tarafından uydurulduğunu” belitmiştir(Şevkanî, ilgili ayetin tefsiri)

Şevkanî, Alusî, Merağî, İbn Aşur gibi son asrın müfessirleri de bu kıssasnın uydurma olduğu görüşündeler(bk. a.g.e, ilgili ayetin tefsiri)

e. Aklıselim tarafından bu kıssanın düzmece olduğunu gösteren deliller:

Hiç mümkün müdür ki, Necm suresinin başında:


mealindeki ifadeler özellikle vurgulanmış olsun; Surenin sonlarında ise, Kur’an’dan olmayan “şeytanın uydurukları”na izin verilsin. Kur’an bundan münezzehtir.


mealindeki ayetlerde şeytan Allah’ın samimi mümin kullarını aldatamayacağı, onlara güç yetiremeyeci ifade edilmiştir. Kulların en üstünü olan Hz. Muhammed (asm)’de şeytanın musallat olması, özellikle vahiy konusunda onu aldatması ve şaşırtmasına imkân var mı?
YAW HE HE , SEN HEP HAKLISIN (!) DOVUUU(R'Yi söyleyemiyorum)
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
12,602
Tepki puanı
938
Düşünce
Sünni

alemdar27

Yazar
Mesajlar
833
Tepki puanı
189
Düşünce
Deist
Daha detaylı analizlerle uydurma olduğunu gösteren deliller de burada:
Seni haklı görüyorum(!), he he. Sen böyle devam et,Level atlayacaksın yakında...
 

DemoKratos

Vll ☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
5,828
Tepki puanı
3,115
Düşünce
Ateist
Bunlar vahim ifadeler. Sana vahyettiğimizden neredeyse seni saptıracaklardı, onlara meyledecektin, şeytan nebilere vesvese verir, sonra allah ayetlerini sağlamlaştırır, bunlar çok vahim! Böyle bir şey olmaması gerekirdi.

Bunun açık anlamı şu: Kuran derlenirken bir çok uygunsuz, İslamın teorisine aykırı ifade atlanmış, dikkat edilmemiş. Sonra farkedilenler ayıklanmış demek oluyor. Eğer Muhammed yaşamış olsaydı aklına geleni söylemiş, sonra ekip bu da ne, biz sana biz ısmarlamadan kafandan ayet imal etme demedik mi diye azarlamışlar olurdu. Kafandan ayet imal edersen senin boynunu koparırız tehdidi de bu yüzden Kuran'a girmiş olabilir.

Benim izlenimim, Kuran'ın son şeklini alması öyle çabuk olmamış. Son tamam Kuran bu diye mushafı ortaya çıkarana kadar epey işlemden geçmiş. Hadislerde bu tür ifadeler zaten çok da, ben Kuran'ı esas alırım ve bu ifadeler bu izlenimi doğruluyor.

Kuran'da vahyi ezberleyeceğim diye çabalama, onu senin hafızana toplamak ve sana okutmak bizim işimiz sen sadece dinle anlamında ifade var. Yukardaki ifadeler buna aykırı! Çelişkinin bini bir yerde bu Kuran'da!
 

alemdar27

Yazar
Mesajlar
833
Tepki puanı
189
Düşünce
Deist
Bunlar vahim ifadeler. Sana vahyettiğimizden neredeyse seni saptıracaklardı, onlara meyledecektin, şeytan nebilere vesvese verir, sonra allah ayetlerini sağlamlaştırır, bunlar çok vahim! Böyle bir şey olmaması gerekirdi.

Bunun açık anlamı şu: Kuran derlenirken bir çok uygunsuz, İslamın teorisine aykırı ifade atlanmış, dikkat edilmemiş. Sonra farkedilenler ayıklanmış demek oluyor. Eğer Muhammed yaşamış olsaydı aklına geleni söylemiş, sonra ekip bu da ne, biz sana biz ısmarlamadan kafandan ayet imal etme demedik mi diye azarlamışlar olurdu. Kafandan ayet imal edersen senin boynunu koparırız tehdidi de bu yüzden Kuran'a girmiş olabilir.

Benim izlenimim, Kuran'ın son şeklini alması öyle çabuk olmamış. Son tamam Kuran bu diye mushafı ortaya çıkarana kadar epey işlemden geçmiş. Hadislerde bu tür ifadeler zaten çok da, ben Kuran'ı esas alırım ve bu ifadeler bu izlenimi doğruluyor.

Kuran'da vahyi ezberleyeceğim diye çabalama, onu senin hafızana toplamak ve sana okutmak bizim işimiz sen sadece dinle anlamında ifade var. Yukardaki ifadeler buna aykırı! Çelişkinin bini bir yerde bu Kuran'da!
Ama müslimlere göre bu durum külliyen yalandır. ATEŞ OLMAYAN YERDEN DUMAN ÇIKMAAAAZ
 

DemoKratos

Vll ☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
5,828
Tepki puanı
3,115
Düşünce
Ateist
ATEŞ OLMAYAN YERDEN DUMAN ÇIKMAAAAZ

Elbette. Bir değil iki değil kaç ifade var garanik belirtisi. Sana vahyettiğimizden neredeyse seni saptıracaklardı, onlara meyledecektin, şeytan nebilere vesvese verir, sonra allah ayetlerini sağlamlaştırır, bunlar yani yenir yutulur laflar değil. Dediğin gibi ateş olan yerden çıkan dumanlar bunlar!
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
12,602
Tepki puanı
938
Düşünce
Sünni
Onlar, başka bir vahiy uydurup bize isnat etmen için neredeyse seni vahyettiklerimizden saptıracaklardı ve ancak o takdirde seni samimi dost edineceklerdi. Eğer sana sebat vermemiş olsaydık neredeyse onlara biraz meyledecektin” (el-İsrâ 17/73-74).
“Az kalsın, seni bile sana vahyettiğimizden başka bir şeyi uydurup, bize mal etmen için akılları sıra kandıracak ve ancak o takdirde seni dost edineceklerdi.

Eğer sana sebat vermeseydik, nerdeyse azıcık da olsa onlara meyledecektin.

O takdirde de hem hayatın hem de ölümün acısını sana kat kat tattırırdık. Sonra bize karşı hiçbir yardımcı da bulamazdın.”
(İsra, 17/73-75)

AYETİN İNİŞİNİN BU UYDURMA OLAYLA ALAKASI YOKTUR
Burada, “kâde” (neredeyse / az kalsın) kelimesi kullanılmıştır. Bu kelimeden günahın vuku bulduğu değil, vuku bulmaya yakın bir zeminin oluştuğu anlaşılır. Niyet planında kalmış, belki de azim edilmeden yalnız bir hayal kurulmuş bir şeyin günah olmadığı bilinmektedir.

- Burada, kullanılan “levla” (eğer, şayet) anlamına gelir. Ayette geçen ilgili ifadenin meali şöyledir: “Eğer sana sebat vermeseydik” (neredeyse azıcık da olsa onlara meyledecektin). Bu ifadeden açıkça anlaşılan şudur: “Biz sana sebat vermeseydik, onların tekliflerine meyledecektin..”; “Fakat biz sana sebat verdiğimiz için onların oyunlarına gelmedin...” Bunda anormal bir şey yoktur. Her konuda olduğu gibi, peygamberleri günahlardan koruma konusunda da Allah’ın yardım ve inayeti esastır.

- Burada, “O takdirde de hem hayatın, hem de ölümün acısını sana kat kat tattırırdık.” mealindeki ifadenin kullanılması da bir suçun gerçekten işlendiğini göstermez. Bilakis, Hz. Peygamber (asm)'in peygamberlik konusunda hiçbir yanlışının olmadığını gösterir. Çünkü Allah’ın kontrolünde ve himayesindedir. Ufak bir yanlışı olsa, hemen düzeltilir. Niyet planında ise uyarılır. (Razi, ilgili ayetlerin tefsiri)

KİMSENİN HABERİNİN OLMADIĞI İÇ DÜNYASINDA EN KÜÇÜK BİR MEYİLDE BİLE UYARILMASI KURANIN ALLAH KELAMI OLDUĞUNU GÖSTERİR
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
12,602
Tepki puanı
938
Düşünce
Sünni
HAC 52:
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Senden önce hiçbir resûl ve nebî göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah, şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah, âyetlerini sağlamlaştırır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Her peygamber, kavminin ilahi hidayete tabi olup kötülüklerden kurtulmalarını arzu eder. Resul, kavminin hidayetini temenni edip hırsla çalışırken, şeytan onu ümitsizliğe düşürmek için vesvese verebilir, onu maksadından caydırmaya çalışır. Şeytanın ye’se düşürmek üzere vesvese verdiği peygamber, ilk anda vesveseye maruz kalsa da, “ismet” vasfı vesvesenin karşısına çıkar, yani Allah’ın verdiği “günahtan korunmuşluk” vasfı, şeytanın vesvesesini iptal edip boşa çıkarır (M. Tahir İbn Âşur, Tefsiru’t-Tahrir, 17/299-300)

Âyet-i kerime, bu sürecin bütün tevhid tarihinde, istisnasız olarak tekrarlandığını bildirerek Hz. Peygamber’i ve müminleri teselli etmektedir (bk. A.H. Aksekili, Hatemu’l-Enbiya Hazretlerine İsnad Olunan En Çirkin İftiranın Reddiyesi, s. 61-67; İbn Âşur, 17/300-301).

AYETLERDE BİR ATEŞ YOK AMA HAKLISINIZ DUMAN VAR. KAFANIZ ÇOK DUMANLANMIŞ :)

AĞIZ DOLUSU İFTİRA ATAN DA ATEŞ OLMAYAN YERDEN DUMAN ÇIKMAZ DİYEN DE AYNI KİŞİLER. DUMANI SİZ POMPALIYORSUNUZ :)
 

Son konular

Üst