Güneş Balçığa Batıyormuş!

Kemal

☆☆☆
Yönetici
Mesajlar
391
Tepki puanı
255
Düşünce
Agnostik
Birisi güneşin balçığa batmasını sormuş, burada açıklanacak bir durum göremedim. Güneşin "denizde batması" gibi, güneş bataklıkta batmış.
Meali iyi okumadın galiba.

"... güneşin battığı yere ulaşınca onu, kara balçıkta batıyor gördü."

Bugün de güneş battı diyoruz demeye getirmişsin. Doğru ama bu ayet, güneşin nereye battığını da söylediği için kıvırma şansı bırakmıyor. Güneş kara balçığa batıyor diyor.

Arap bunu o dönemde neden söylemiş bunu iyi anlamak lazım. Çünkü o dönemde dünyayı tepsi gibi düz sanıyorlardı. Bunun için yukarıdaki ayetteki bu hata yapılmış.

Gelelim işin bilimsel boyutuna. Güneş gerçekte hiçbir zaman batmaz da doğmaz da. Dünya kendi etrafında döndüğünden dolayı, güneşe göre dünyanın arkada kalan bölgesi karanlık olur. Yani güneş asla batmaz.
 

RedOneTheDiver

☆☆☆
Üye
Mesajlar
335
Tepki puanı
150
Düşünce
Agnostik
Güneşin tepsi olmadığı bla blası gelebilir. Bi de güneşin doğduğu yer, önceki ayetlerde geçer. Ayette biz onlara güneşten korunacak bir yeri dahi olmayan bir kavim der. Ne demek güneşten korunamıyorsun. Bize masalsı geliyor çünkü böyle bir şeyin gerçek dünyada karşılığı yok. Eğer korunamıyorsa o insan oradan kaçar, niye orada yaşasın insanoğlu bu kadar mı manyak? Evet gerçekçi olalım beklentilerinizi karşılamıyor diye inandığınız kitap, bizimle ve kendinizle alay etmeyin bari.
 

martian

Üye
Mesajlar
4
Tepki puanı
0
Düşünce
Zerdüşt
Size "antidogmatik" birisi olan Muhammed Esed'in tefsirinde nasıl izah edilmiş onu yazayım. Genelde müslüman geçinen bazı "sözde alimler" hemen kendisini Yahudi hahamın torunu diye karalamaya kalkarlar, yazdıklarını akıl ve mantık süzgeçinden geçirmek nedense akıllarına da gelmez.

Kehf (86) [Batıya doğru giderek] günün birinde güneşin battığı yere (84) vardı; (güneş) ona kopkoyu, bulanık bir suya (85) dalıyormuş gibi göründü. Ve orada [kötülüğün her çeşidine gömülüp gitmiş] bir kavme rastladı.Ona, "Sen ey zulkarneyn!" dedik, ["Onlara] azap da edebilirsin, yüce gönüllü de davranabilirsin!" (86)

84 - Yani, yolculuğu sırasında batıya doğru varabileceği en uzak noktaya (Râzî).

85 - Yahut: "derin, bol bir suya" -ki bu karşılık, pek çok lugatçiye göre (başta Tâcu'l-Arûs), birincil anlamı "kaynak/göze" olan ayn sözcüğünün anlamlarından biridir. Tam karşılığı "[güneşi] ... batar buldu (vecedehâ)" olan ama bizim "ona ... dalıyormuş gibi göründü" sözcükleriyle aktardığımız ifadeye gelince, bu hususta bkz. Râzî ve İbni Kesîr, bu müfessirlerin ikisi de bu ifadede güneşin "denize dalıp kaybolması" şeklinde cereyan eden genel göz aldanmasından mülhem bir mecaz karşısında olduğumuza işaret etmektedirler. Râzî, bilimsel bir doğrulukla, bu göz aldanmasının yerin küresel olmasından ileri geldiğini ifade eder. (Burada kaydedilmesi ilginç olacak olan şudur: Râzî'ye göre, bu açıklama daha önce, H. 303 yılında -M. 915 ya da 916- ölen ünlü Mutezilî alim Ebû Ali el-Cubbâî'nin halen kayıp bulunan Kur'an tefsirinde yer almıştır.)
 

Kemal

☆☆☆
Yönetici
Mesajlar
391
Tepki puanı
255
Düşünce
Agnostik
Tefsir mi, ne tefsiri? Tefsir çoğunlukla Kurandaki eksikleri ve yanlışlıkları düzeltmeye çalışma aracıdır. Dolayısıyla tefsir bağlayıcı değildir. Tefsire değil ayete bak.
 

martian

Üye
Mesajlar
4
Tepki puanı
0
Düşünce
Zerdüşt
Ayet mi ne ayeti? Ayetin nesine bakacağım?

Ayet orijinal Arapça orada gerçek manası ile duruyor. Buyurun çözün. Sizde mutlaka bir çeviriyi, bir tercümeyi referans alarak yukarıdaki gibi yazdınız ve onun da %100 doğru olup olmadığını hiçbir zaman bilemeyeceksiniz.

Türkçe tercümeye mi itibar edeceğiz? Onun bile 10 çeşit farklı çevirisi var. Meal desen o da tam ifade etmeye yetmiyor, onunda bir sürü versiyonları var. Tefsir deseniz onlar arasında da farklar var.

Dünyadaki her dil birbiriyle birebir uyumlu değildir. Eski Türklerde at ile ilgili 50 kelime varken bizde belki 3-5 tane kalmıştır. Her dilin zenginliği ve derinliği farklıdır. Arapça şimdi olduğu gibi o zamanda çok zengindi. Bedevi Araplar belagat konusunda da ileri bir seviye de idiler.

İngilizce "She is a nice person" dediğinizde Türkçeye "O iyi bir insan" diye çevirirseniz onun dişi olduğu detayını kaybediyorsunuz. Mesela tam tersi Türkçede sen veya siz ayrımı var, İngilizce de sadece "you"...

Tercümeler google translate in yaptığı gibidir, kelimeye doğru mana verilip verilmediğini ya ingiliz filolojisi uzmanı birisine sormanız gerekir veya için wikipedia gibi çok daha deri detaylı bilgi kaynaklarına başvurup kendiniz çözmeye çalışırsınız.

Esas yazma amacım doğuya yaptığı seferle ilgili idi, konuya çabuk gelemedim özür dilerim. Kuran'da o da şu şekilde geçiyor.
Muhammed Esed Tefsiri:

Kehf (90) [Ve doğuya doğru yürüyerek] günün birinde güneşin doğduğu yere vardığında (91) onu, kendilerini güneşe karşı bir örtüyle örtmediğimiz bir kavmin üzerine doğar buldu:
91 - Yani, doğuya doğru yürüyüşünde vardığı en son noktaya (86. ayette geçen "güneşin battığı yer" tabirine benzer bir ifade).


Kehf (91) [Biz onları] işte böyle [bir yaşama tarzı içinde, böyle bir düzeyde bırakmıştık ve o da onları öylece kendi hallerine bıraktı; (92) ] ve muhakkak ki sınırsız bilgimizle Biz onun zihninden geçenleri (93) kuşatmış bulunuyorduk.
92 - Ayette tek başına geçen kezâlike ("işte böyle" yahut "işte bunun gibi") ifadesi için Râzî'nin verdiği açıklama bu yöndedir. Bu ayet, öyle görünüyor ki, kendilerini güneşten koruma ihtiyacı duymayan, doğal şartlarda yaşayan ilkel bir toplumun insanlarından söz etmekte ve Zulkarneyn'in, onların bu yaşama tarzlarını alt üst edip kendilerini elem ve ızdıraba sürüklemeden akıllıca davranarak onları kendi hallerine bırakma yolunu tuttuğunu ifade etmektedir.
93 - Lafzen, "onda olanları/onun nezdinde bulunanları", yani onun, "Allah'ın onları tâbi tuttuğu doğal yaşama seyrini ya da tarzını bozmamak yahut değiştirmemek" yönünde verdiği kararı (karş. 4:119 hk. 141. notun son kısmı). Zulkarneyn'in bu kararı, kanaatimizce, bu meselden çıkarılacak önemli derslerden b


Burada güneşin battığı yer gibi güneşin doğduğu bir yerden bahsediliyor. Burada doğuda ufuk çizgisine kadar geniş bir göle varmış olabilir. Bugünde o bölgede irili ufaklı göller var. 2500 yıl önce Asya'da hangi göller vardı ne kadar büyüktü bilemeyiz. Zamanımızda 30-40 yıl içinde bile göller kuruyup yok oluyor. Diğer taraftan Büyük Kiros doğu seferinde bugünkü İndus nehrine kadar güneybatı Asyayı topraklarına katmıştı. Belki de o zaman bu nehrin göl şeklinde geniş yayıldığı yerler vardı.
Doğrusunu Allah bilir.
 

Kemal

☆☆☆
Yönetici
Mesajlar
391
Tepki puanı
255
Düşünce
Agnostik
Öncelikle şunu belirteyim çeviri doğru dürüst yapılamıyorsa bu, Allah'ın sorunudur benim değil. İnsanların açık bir şekilde anlayabileceği kutsal bir metin gönderemeyen Allah'tan hiçbir şey bekleme zaten.

Biz Kehf/86 yı konuşuyorduk, Kehf/90 a geçmişsin. Tabi konu olarak birbiriyle bağlantılı ama arada fark var. Kehf/90 ayetinin, @RedOneTheDiver nin yukarılarda belirttiği üzere gerçek hayatla bir bağlantısı yok. Masal anlatıyor. Güneşin korumadığı kavim ne demek. Bu insanlar manyak mı ki güneşin zarar verdiği yerde yaşıyorlar. Neyse... geç...

Gelelim asıl ayete, Kehf/86 ya. Kuran çevirilerindeki üç kağıtları %99 oranında Müslümanlar yapar hep. Kuranın hatalarını saklamak için. Kehf/86 da hangi çeviri hatası var söyler misin? Bu konuda çok güzel bir site var: kuranmeali.org bu siteye bakarak mealleri karşılaştırabilirsin. Ayetlerin Arapçası da var ayrıca. Çeviri hatalarının çoğunu buradan tespit etmek mümkün. Tabi sözlükten yararlanmakta da fayda var.

Ayrıca bu sitede ömrünü Arapçaya vermiş onlarca çevirmenin çevirileri mevcut. Bu çevirileri karşılaştır bul bakalım ne çeviri hatası varmış. Buradan bakabilirsin: Kehf/86

Bu arada tefsirle gelme lütfen. Kuran ne diyorsa onu konuşalım. Tefsir falancanın filancanın yorumudur. O da olabilir, bu da olabilir. Belkide göl şeklinde geniş yerler vardı gibi fantazilerle uğraşmayalım. Ayet ne diyorsa onu konuşalım. Saygılar.
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

Macit

ÖDG Üyesi
Mesajlar
99
Tepki puanı
62
Düşünce
Agnostik
Güneşin battığı yere nasıl varılabilir? Açıklayabilecek olan var mı?
 

RedOneTheDiver

☆☆☆
Üye
Mesajlar
335
Tepki puanı
150
Düşünce
Agnostik
Zülkarneyn Kur’an-ı Kerimde ve Tevrat’ta ismi geçen, Allah’ın kendisine dünyada bir takım imkanlar sağlayarak uzayın derinliklerine seyahat edebilmesi için “Sebeb” isimli uzay aracını verdiği kutsal kişidir.
 

yeniçeri

☆☆☆☆☆
ÖDG Üyesi
Mesajlar
927
Tepki puanı
617
Düşünce
Ateist
Zülkarneyn çift boynuzlu anlamına gelir. Kanaatimce bu çift boynuzlu çift yönlü düşünen yani diyalektik yapan akıl olabilir. Yani o da analitik düşünce tarzıdır. Ali nin zülkarneyni gibidir. Onun için Ali ye ilmin kapısıdır denir. Keza şeytan aynıdır. İlim şeytandadır.
 

NoTThingLosE

☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
1,000
Tepki puanı
260
Düşünce
Sünni

Kehf Suresi/86: Sonunda güneşin battığı yere ulaşınca onu, kara balçıklı bir suda batıyor gördü. Orada bir millete rastladı. 'Zülkarneyn! Onlara azap da edebilirsin, iyi muamelede de bulunabilirsin' dedik.

Bu ayet ile o dönemdeki insanları kandırmak zor değil. Ama bugün, bilim ilerledi ve uzay hakkında birçok bilgiler elde etti insanoğlu. Dolayısıyla Kehf suresi 86. ayetin uydurma olduğu çok açık şekilde ortaya çıktı, takke düştü kel göründü.

Bu ayet, Kuran'ın iflas ettiği bir ayettir. Gerçi Kuranın böyle iflas ettiği ayet çoktur. İslam alimleri saolsun her birine uygun kılıf bulmada zorlanmıyorlar. Bakalım buna ne kılıf bulacaklar. :D
https://sorularlaislamiyet.com/kehf-suresinin-85-90-ayetlerinde-gunes-dogus-ve-batisi-ile-sebep-ve-sed-ifadelerini-aciklar-misiniz Umarım yardımcı olacaktır. Sadece ayetlerden parçalar alıp insanlara sunuyorsunuz. Tamamını okumadan sadece bir iftira olarak ortaya atıyorsunuz. Gerçekten sizleri anlayamıyorum. :D
 
Üst