Hadislerin gerekliliği ve hadis kitaplarının güvenilirliği

bilgelikyolunda

ll ☆☆
Yazar
Mesajlar
16,946
Tepki puanı
1,461
Düşünce
Sünni
Peygamberlik görevi sadece Kur’ân’ı getirmekle bitmez; onu açıklamak, izah etmek ve nasıl tatbik edileceğini göstermek, onun görev sınırları içindedir. Meselâ şu âyetler onun İlâhî görevlerinden bir kısmını belirtiyor:

"O Peygamber ki kendilerine meşrû şeyleri emreder, kötülükleri yasaklar, kendilerine güzel ve hoş şeyleri mübah, murdar şeyleri ise haram kılar, üzerlerindeki ağırlıkları, sırtlarındaki zincirleri kaldırıp atar."(Araf 157)

"Allah ve Resulü herhangi bir meselede hüküm bildirdikten sonra, hiçbir erkek veya kadın müminin, o konuda başka bir tercihte bulunma hakları yoktur. Kim Allah'a ve Resulüne isyan ederse besbelli bir sapıklığa düşmüş olur."(Ahzab 36)

“Peygambere itaat eden Allah’a itaat etmiş olur."(Nisa, 4/80)

“Peygamber size ne emretmişse alın, neyi yasaklamışsa ondan da kaçının."(Haşir, 59/7)

“De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin" (Âl-i İmran, 3/31)

Evet, buna benzer âyetler Peygamberimizin (asm) görevini, sadece Kur’ân’ı insanlara getirmekle sınırlı olmadığını belirtiyor. Bunu biraz açalım

1. Efendimizin (asm) bir görevi özet şeklinde olan âyetleri açıklamaktır: Mesela Kuran "namaz kılın" diyor ama namaz nasıl kılınacak? İşte Peygamberimiz (asm) "Ben nasıl namaz kılıyorsam öyle kılın" diyerek ayet-i kerimeyi şekil ve muhteva olarak açıklıyor ve nasıl tatbik edileceğini gösteriyor.

2. Efendimizin görevleri arasında, anlaşılması zor olan âyetleri açıklamak da vardır. Meselâ âyet-i kerîmede,“Onlara karşı gücünüzün yettiği her türlü kuvveti ve cihad için ayrılıp eğitilmiş atları hazır tutun"(Enfâl, 8/60)buyuruluyor. Sahabe Peygamberimize sormuş: “Kuvvet nedir?” Peygamberimiz (asm), “Bilin, kuvvet atmaktır” diye üç defa tekrar etmiştir. Her devrin değişen atma vasıtalarına süratle, vakit kaybetmeden ayak uydurmamızı emir buyurmuştur.

3. Sonra Kur’ân-ı Kerimin mutlak ve âm (sınırsız ve genel ifadeli olan) âyetlerini takyitle tahsis ediyor, yani onlara sınır getiriyor. Meselâ,“Allah alışverişi helâl, faizi ise haram kıldı.”(Bakara, 2/275)buyuruyor. Bu âyet-i kerîmeye göre her şeyin alışverişi helâldir. Ama Peygamberimiz (asm) buna bir sınır getirerek domuzun ve içkinin alışverişini yasaklamıştır. Demek meşru alışverişin sınırlarını bu şekilde açıklamış oluyor.

Diğer bir örnek ise: “İman eden ve imanlarına zulüm bulaştırmamış olanlar, korkudan emin olmak işte onların hakkıdır ve doğru yola eriştirilenler de onlardır.”(En'am, 6/82)Sahabe âyet gelince telâşlanıp Peygamberimize sormuş: “Hepimiz nefsimize zulmediyoruz?" Peygamber (asm) "Şirk pek büyük bir zulümdür" ayetini hatırlatarak buradaki zulmün şirk olduğunu açıklamıştır.

4.Peygamberimizin bir de şari' yönü yani, Kuranda olmayan hükümleri koyma yetkisi var. Mesela Yiyeceklerden haram olanların isimleri iki âyet-i kerimede belirtilir. Ama onların hiçbirisinde eşek eti geçmez. Peygamberimiz (asm) Hayber Seferi sırasında, ehlî (evcil) eşek etini haram etmiştir.

- Bunlar niçin Kur’ân’da açıklanmamış?

Kur’ân bütün teferruatı verseydi ciltlerle dolu bir kitap olurdu. Halbuki bu da Kur’ân’dan istifademizi zorlaştırır.

Peygamberimiz Hz. Muaz’ı Yemen’e gönderiyor.“Orada ne ile amel edeceksin?” diyor.

Hz. Muaz “Kur’ân’la amel edeceğim.” diyor

“Kur’ân’da bulamazsan?” diye soruyor Peygamberimiz.

“Sizin sünnetinizle,” diyor Hz. Muaz. “Sizin sünnetinizde bulamazsam, içtihadımla” diyor. Peygamberimiz (asm) bundan çok memnun kalıyor.

İçtihadın gerekli olması hususunda, Sünnetin delil olması hususunda bu delildir.

Bir Sahabî diyor ki: “Resulullahtan her duyduğumu yazardım. Dediler ki, ‘Resulullah da bir insandır. Bazan öfkeli halde konuşur, herşeyini yazmak doğru değil" Bunun üzerine vazgeçtim. Ama duyduklarım aklımda kalmaz hale geldi. Onun için yine Peygambere gidip durumu anlattım.Resulullah mübarek ağzını göstererek ‘Bundan haktan başka birşey çıkmaz, yaz’ buyurdu.”

Hz. Enes diyor ki: “Ben Resulullah'tan gündüzleri hadis yazar, geceleri tashih etmesi için ona okurdum.” Ebu Hureyre ve Abdullah İbnu Amr gibi Sahabe Efendilerimizin hadis yazdıkları defterleri vardı. Yani hadisler Efendimizden yüzyıllar sonra değil Efendimiz hayatta iken yazılmaya başlanmıştır. Hadisler ikinci hicrî asırda Emevi halifelerinden Ömer İbnu Abdilaziz'le devlet eliyle kitaplaştırılmaya başlanmıştır. Hadislerin tedvini budur.

Ömer İbnu Abdilaziz (rahimehulllah), sünneti bilen Ashab neslinin, arkadan da büyük alimlerin çeşitli sebeplerle birer birer hayattan çekilmelerini görerek hadîsin kaybolacağından endişe eder ve hadislerin tedvinini devlet eliyle başlatır.
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆
Yazar
Mesajlar
16,946
Tepki puanı
1,461
Düşünce
Sünni
Gelelim hadis kitaplarının güvenilirliğine:

İnsanlık tarihinin hiçbir devrinde, hadisler için kullanılan “ananeli/senetli” haber sistemi kullanılmamıştır. Bu sistemdeki haberlere inanmayanın başka hiçbir tarih bilgisine inanmaması gerekir.

Bu senet zinciri içerisinde yer alan ravilerin kısa hayatları, doğumları, ölümleri, kimden hadis rivayet ettikleri, otorite kabul edilen alimlerin haklarındaki kanaatlerini yazan önemli RİCAL kaynakları vardır.

Hayatlarının şahadetiyle Allah’tan çok korkan, çok ibadet eden, Hz. Peygamberin sözlerinin sarrafı olmuş hadis âlimleri, peygambere iftira etmeleri veya kötü olduklarını bildikleri halde bazı ravilerin iyi olduklarını söyler mi?

Ümmetin en akıllı, en zeki, en bilgili, en takvalı, en ibadetçi, en dürüst olmakla şöhret bulmuş binlerce İslam aliminin kabul ettiği bir hakikati kabul etmemenin izah edilecek hiçbir tarafı yoktur.

Sahâbîlerin Resûl-i Ekrem'den bizzat duymadıkları hadisleri öğrenme gayretleri onun vefatından sonra da devam etmiştir. Câbir b. Abdullah'ın, Abdullah b. Üneys'in bildiği bir hadisi ondan öğrenmek için Medine'den Şam'a yolculuk yapmıştır.

Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin, Resûl-i Ekrem'den duyduğu bir hadisi Mısır'da bulunan Ukbe b. Âmir el-Cühenî ile görüşerek kontrol etmek maksadıyla Medine'den oraya kadar gittiği (Müsned, IV, 159) bilinmektedir.

Hulefâ-yi Râşidîn'in çözümünü Kur'an'da bulamadığı birçok meselede hadise başvurduğu, hatta ortaya çıkan problemlere çözüm getirecek hadislerin mevcut olup olmadığını tesbit etmek için sahâbîlerle istişare ettiği bilinmektedir.

Resûlullah'tan bizzat duymadıkları bir hadisi rivayet edenlerden Hz. Âişe, râvisinin iyi öğrenip öğrenmediğini anlamak için aradan uzun zaman geçtikten sonra tekrar sorarak hadisi kontrol etmiştir.

Bir tesbite göre hicretin I. asrında tabiînden olan talebelerine hadis yazdıran sahâbîlerin sayısı elliyi bulmuştur. (M. Mustafa el-A'zamî, İlk Devir Hadis Edebiyatı, s. 34-58)

Râviler titizlikle takip edilmiş: yaşayışları, özellikle yalan söyleyip söylemedikleri, hafızalarının zayıf olup olmadığı araştırılmış ve böylece daha I. yüzyılda cerh ve ta'dîl ilmi doğmuştur.

Sahabe tarafından kaleme alınan sahîfeler bir yana, bir tesbite göre I. yüzyılın ikinci yarısı ile II. yüzyılın ilk yarısında 400 kadar muhaddis tarafından hadislerin yazıldığı artık belgeleriyle bilinmektedir.

Yetmiş beş yıllık ömrünün otuz dört yılını belli başlı ilim merkezlerinde hadis tahsiliyle geçiren Endülüslü muhaddis Bakî b. Mahled gibi hadis talebeleri az değildir.

Bütün bu zor şartlara rağmen Hz. Peygamberin hadisleri bir araya getirilmiş, bu arada hadisleri rivayet eden kimselerin hayatları, şahsiyetleri, bilgilerinin ve hafızalarının sağlamlık derecesi en ince noktasına kadar tesbit edilmiştir.

Özetle, hadisler Hz. Peygamber (asm) zamanından itibaren ezberlenerek, yazılarak ve en önemlisi de yaşanarak muhafaza edilmiş, elimizdeki hadis kaynaklarına kaydedilmiştir. Bu konuda şüpheye neden olacak hiçbir şey yoktur.
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆
Yazar
Mesajlar
16,946
Tepki puanı
1,461
Düşünce
Sünni
Zehebi'nin hadisleri rivayet edenlerle ilgili kaleme aldığı "Mîzânu’l-iʿtidâl fî naḳdi’r-ricâl" isimli kitabı mevcuttur. 11.053 kişinin biyografisinin verildiği bu eserde, zayıf görülen, eleştirilen, hafızası kuvvetli olmayan ve rivayet sistematiğinde eksiklik ve arıza kabul edilen hususlara sahip olan kişiler teker teker sıralanmıştır. Dini bilgiyi aktaran kişilerin güvenilirliğine dair çokça kitaplar yazılmış, hatta liste halinde ilan dahi edilmişlerdir ki, Ahmed bin Hanbel hazretlerinin Kitabu’l-ilel ve ma’rifeti’r-rical adlı eseri buna bir örnektir. Bütün bunlar gösteriyor ki yanlış bilgilerin İslamiyet bünyesinde yerleşmemesi hususunda gayret göstermişlerdir.

Evet, işte sünnet, bu olağanüstü hassaslıkla kayıt altına alındı. Buna rağmen, bazı hadisler uydurulduğu oldu; fakat uydurulan hadisler, sahabe ve tâbiînin hadis sarraflığına çarptı ve karakolları oldukça güçlü tutmuş bu hassas nöbetçileri aşamadı. Aşanlar da zamanla ayıklandı ve sahih hadis külliyatına girmeye yol bulamadı
 

Efe

ll ☆
Ayrıldı
Mesajlar
1,561
Tepki puanı
1,198
Düşünce
Ateist
Bazı hadisler de günümüzde pedofili diye geçiyor.
 

Tiglath

ll ☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
2,017
Çözümler
3
Tepki puanı
1,963
Düşünce
Ateist
İnsanların çoğu daha dün ne yemek yediğini bile zor hatırlar. Yazılı aktarımın olmadığı, neredeyse mağara döneminin yaşadığı ilkel bir dönemde, bu olayların 300 sene sonrasına en ince ayrıntısına kadar aktarabilindiğini iddia etmek ancak Arap yalanlarıyla açıklanabilir.
Hadisler politik amaçlarla yazılmıştır. Hepsi uydurmadır.
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆
Yazar
Mesajlar
16,946
Tepki puanı
1,461
Düşünce
Sünni
İnsanların çoğu daha dün ne yemek yediğini bile zor hatırlar. Yazılı aktarımın olmadığı, neredeyse mağara döneminin yaşadığı ilkel bir dönemde, bu olayların 300 sene sonrasına en ince ayrıntısına kadar aktarabilindiğini iddia etmek ancak Arap yalanlarıyla açıklanabilir.
Hadisler politik amaçlarla yazılmıştır. Hepsi uydurmadır.
Hadisler, Hz Peygamber hayattayken yazılmaya başlanmıştır. 300 sene sonra olan devlet eliyle tedvinidir. Bunu bile bilmediğiniz halde cahil olduğunuz konularda yorum mu yapıyorsunuz, yoksa bile bile yalan söyleyerek insanları yanlış yönlendiren bir sahtekar mısınız?
 

KindarSürpriz

☆☆☆☆☆
Deneyimli
Mesajlar
2,283
Tepki puanı
1,089
Düşünce
Kur'ancı
@bilgelikyolunda İyi hoş adamsın da dön bırak şu kitapları. Savunamazsın bunları. Altından kalkamazsın. Samimi adamsın ancak bir gün savunamayacağın şeyleri fark edince toptan Kuran'a da soğumandan korkuyorum.
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆
Yazar
Mesajlar
16,946
Tepki puanı
1,461
Düşünce
Sünni
@bilgelikyolunda İyi hoş adamsın da dön bırak şu kitapları. Savunamazsın bunları. Altından kalkamazsın. Samimi adamsın ancak bir gün savunamayacağın şeyleri fark edince toptan Kuran'a da soğumandan korkuyorum.
Şu ana kadar savunamayacağım bir şeyle karşılaşmadım. Allahın izniyle Kurandan da soğumam merak etmeyiniz
 

Ahlaksız

lll ☆☆
Yazar
Mesajlar
2,632
Tepki puanı
2,589
Düşünce
Ateist
Konu İslam ise,hiç kimseye güvenmeyin..Hele 8.ve 9.yüzyıla dair bir şeylerden bahsediliyorsa,sakın ha..
Buhari'nin yazdıklarının gerçek olup olmamasını boşverin,Buhari'nin tarihi bir kişi olup olmadığından bile şüphelenin..Abartmıyorum,gerçekten böyle..Çünkü karşımızda bir kara delik var ve biz kara deliğin hangi noktada başladığını,içinde neler olduğunu bilmiyoruz..

''7.yüzyıldan kalma bir Kuran var mı?'' diyoruz,yok deniyor..Peki,bari en önemli muhaddis diye tanımlanan ''Buhari'nin kitabı var mı?'' diyoruz,ona da yok deniyor..Yahu,elinizde bir şey yok ama İslam adı altında yapmadığınız şey de yok..:öy:

Vahiy araplara inmiş ama bu vahyi açıklayan en önemli isim bir Fars(Pers/İranlı)..!
Hadisleri bir araya getirecek bir tane arap yok muydu?!
Ayrıca Buhari'nin doğduğu Buhara,Mekke'ye inanılmaz uzak bir yer..4000 km:çşy::şgdçy:

Bu Buhari konusu çok çok önemli..Bakın şimdi;
Türkiye'deki veya Afganistan'daki müslümanlar imamı azam Ebu Hanife'nin yolundan/arkasından giden sünnilerdir ve bu müslümanların nerdeyse tamamı hadisleri de kabul ederler ve hadis deyince akla gelen ilk isim Buhari'dir..Bu Buhari,İmamı azam ebu Hanife'yi kafir/sapık ilan etmiş birisidir..Bu sünnilerin içinde bulunduğu paradoksu/kargaşayı/komediyi görüyor musunuz?:gkm:
İmamı Azam Ebu Hanife'nin yolundan giden birisi Buhari'nin yüzüne bile bakmaz..Aynı şekilde Buhari'nin yazdıklarına itibar eden birisi de,İmamı Azam Ebu Hanife'nin yüzüne bile bakmaz..Türkiye'deki müslümanlar,her iki kişiyi de başlarının üstünde taşıyorlar,yere göğe sığdıramıyorlar..!
Tek kelime ile TRAJİKOMİK..

Son olarak şunu da belirteyim;
Buhari'nin yazdığı söylenen SAHİH isimli kitabının ne kadar önemli olduğundan,İslam konusunda otorite sayılan birkaç isimden birisi olan Philip K.hitti şöyle bahseder;

''İMAM BUHARİ ''SAHİH'' ADINI VERDİĞİ ESERİNİ YAZMAYA KALKMAZDAN EVVEL DAİMA ABDEST ALIR VE NAMAZA DURURDU..BU SEBEPLE ONUN HADİS KOLEKSİYONU YARI MUKADDES BİR MAHİYET KAZANMIŞTIR..HATTA BU KİTAP ÜZERİNE KURAN'A YAPILDIĞI GİBİ YEMİN ETMEK GEÇERLİ SAYILIR..''
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆
Yazar
Mesajlar
16,946
Tepki puanı
1,461
Düşünce
Sünni
Buhari,İmamı azam ebu Hanife'yi kafir/sapık ilan etmiş birisidir..
Buhari hangi eserinin neresinde bunu yapmış? Kaynak gösterebilir misiniz yoksa işkembeden mi atıyorsunuz? Çünkü Ebû Hanîfe'ye muvafakat ettiği yerler, Şafiî'ye muvafakat ettiklerinden daha az değildir. (Keşmîrî, Feyzü'l-bâri 'alâ Sahîhi'l-Buhârî, Kahire, 1357/1938, 1/278)
 

Ahlaksız

lll ☆☆
Yazar
Mesajlar
2,632
Tepki puanı
2,589
Düşünce
Ateist
Buhari hangi eserinin neresinde bunu yapmış? Kaynak gösterebilir misiniz yoksa işkembeden mi atıyorsunuz? Çünkü Ebû Hanîfe'ye muvafakat ettiği yerler, Şafiî'ye muvafakat ettiklerinden daha az değildir. (Keşmîrî, Feyzü'l-bâri 'alâ Sahîhi'l-Buhârî, Kahire, 1357/1938, 1/278)
İşkembeden değil,g.tümden uyduruyorum..:şşş:
Kaynak göstersem,ne olacak ki?Ateist mi olacaksın?
Müslüman değilim ki ben,niye bu konularda yalan söyleyeyim?
Bu kaynak şeyini,sen müslümanlardan iste..Onlara güven olmaz çünkü..Benim her mesajımdan alıntı yapıp,kaynak istemene gerek yok:gggy:

Ehlisünnet diye anılan büyük Müslüman kitlenin bir numaralı mezhebi olan Hanefîlik’in öncüsü Ebu Hanife, yukarıda işaret edilen tutumu yüzünden hem de ömrünün son yıllarında, kendisine karşı olan saltanat dincileri tarafından ’kâfir’ ilan edilmiştir. İbn Abdi’l Berr, onun ‘Müslüman olup olmadığında ihtilaf edildiği’ni, ‘küfründen dönmek üzere üç defa tövbeye çağırıldığı’nı, ama tövbe edip etmediğinin bilinmediğini iddia eden sözlere yer veriyor.” (bk. İntika’, 146-149)

İmamı Âzam, Ehlisünnet’in dokunulmaz ilan ettiği Buharî (ölm. 256/869) tarafından da ağır bir biçimde eleştirilmekte ve güvenilmez adam ilan edilmektedir. (bk. Buharî; Kitabu’z-Zuafa, ilgili mad.; İbn Abdi’l Berr; el-İntika’, anılan yer)

Aynı Buharî, et-Târîhu’l-Kebîr adlı eserinde, İmamı Âzam’ı, ‘İslam’a zarar veren sapık mezheplerden birinin mensubu’ olarak nitelemektedir.
 

Son konular

Üst