Hadislerin gerekliliği ve hadis kitaplarının güvenilirliği

Knightwalker

☆☆☆☆☆
Deneyimli
Mesajlar
6,374
Tepki puanı
1,978
Düşünce
Tarihselci
Hocam paradoks yaratma reddül muhtar hadisi bu. Size kafir diyorlar hocam.
Hocam bende bunlara inananlara cinsi sapık diyorum. Sıkıntı yok.

Ve bu "sahih" bilgilere nasıl ulaştıklarını söylemedikçe sapık olarak kalacaklar.

4- ''Peygamber cenabet banyosundayken önce eliyle özel yerini temizleyip sonra elini duvara sürterdi.'' (https://sunnah.com/bukhari:260)

5- ''Peygamber sihir etkisindeydi ve eşleriyle cinsel ilişkiye girdiğini zannederdi ama aslında girmezdi...'' (https://sunnah.com/bukhari/76/79)
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆
Yazar
Mesajlar
16,927
Tepki puanı
1,461
Düşünce
Sünni
Nasıl yok. :) Kapı gibi bilimsel dayanak işte:
Bunlar günümüze ulaşan kısımları.

Bilimsel olarak "Günümüze ulaşmayan şey, yoktur." diye bir ölçü yok.

Bu, bilimsellikle alakasız, ideolojik bir iddia.
Varsayımlar üzerinden inanç temellendirilmez, varsayımlara inanılmaz. Siz varsayımlara inanıyorsunuz.
Aksine bunu yapan sizsiniz.

Yazmıştık:
Hz Peygamberin hayatta olduğu zaman hadis yazımına başlandığını gösteren rivayetlerin yanlış olduğunu varsayıyorsunuz sadece.
Bize ulaşmayan şeyin olduğunu iddia etmek bilimsel olmaz varsayım olur. Kaynağı şüphelidir.
Benim için tek bilgi kaynağı bilimsellik değildir.

Zaten bilimin temel varsayımları da bilimsel değildir.

Bu şekilde olaylara yaklaşırsanız temelinde metafizik varsayımlar olan bilimi de çöpe atmış olursunuz.

Kaldı ki kaynaklarımızın şüpheli olduğu da sizin varsayımınız.

İslam'da da hukukun temel ilkelerinde de masumiyet karinesi vardır, aksi bir delil olmadığı müddetçe herkes masumdur. Siz zan üzerine insanları güvenilmez ilan ederek hem İslamın hem de hukukun temel ilkelerini çöpe atıyorsunuz.
Biz rasyonel ve mantık çerçevesinde rivayetlerin en fazla tarihlendirildiği tarihe göre tarihsel veri olabileceğini söylüyoruz. Aksini söylemek abestir.
İdeolojik yaklaşımınız siz rasyonel ve mantık çerçevesinde deyince şıp diye o hale gelmez.

Nüzul sebebini ayetlerin anlamlandırılması için geçerli bir veri kabul eden tarihselciliğe hadis inkarını monte etmeye kalkarsanız bu yazdıklarınız birbiriyle çelişir. Çünkü hadisler haricinde nüzul sebebiyle ilgili bir veri yok.
Karbon testi ile doğrulanmış Kuran mushaflarının doğruluğunu ispat için bu mushaflardan 200 yıl sonra yazıldığı rivayet edilen şeyleri neden kabul edeceğiz?
Bunu iddia etmedim.

Dönüp tekrar okuyunuz.
Kur'anın doğruluğunu teyid etmek için siz hadislere mi bakıyorsunuz cidden?
Benim başka kanıtlarım da var ama sadece bilimsel bilgiyi tek bilgi kaynağı gören birinin içinde bulunduğu çelişkiyi gösteriyorum.
Hz. Muhammed'in yaşadığı döneme tarihlenmiş Kur'an mushaflarının olması ve o döneme ait başka hiçbir farklı Kur'an mushafının bulunmaması Hz. Peygambere vahyedilen gerçek Kur'an olduğunun delilidir. Buna karşı hiçbir itiraz yoktur.
Öyle olsaydı ilgili mushaflar ortaya çıktığı halde bunu haşa Hz Muhammed yazdı vs diyen olmazdı.

Demek ki bilimsel olarak elimizde o tarihte de var olan bir metin olduğu bilgisi var.

Bu metnin Allahtan vahyedilen metin olup olmadığı bilgisine bilimsel bilgi ile ulaşamazsınız.
Ben nasıl hadislere inanmadan bu metnin Kur'an olduğunu bildim sizce?
Kuranın Allah kelamı olduğuna hangi bilimsel deneyle ulaştınız?
İlk hadis kaynağı olarak kabul edilen
Tedvin döneminin ilk eseridir.

Şu anda bize ulaşan ilk eser Sahifetü Hemmamdır.

Hemmām b. Munebbih (ö.132/750), sahabe içerisinde en çok hadis rivayet eden Ebū Hurayra’nın seçkin talebelerinden birisidir. Bütün
kaynakların güvenilir bir muhaddis olduğu hususunda birleştikleri Hemmām’ın naklettiği rivayetler, Aḥmed b. Ḥanbel’in Musned’inde, Kutub-i Sitte’de ve diğer hadis kitaplarında yer almıştır. Bize kadar ulaşan ilk yazılı hadis vesikası olarak takdim edilen Ṣaḥīfe, Hemmām b. Munebbih’in hocası Ebū Hurayra’dan yazmış olduğu 138 hadisi ihtiva etmektedir.

Ṣaḥīfe, ilk defa merhum Muhammed Hamidullah tarafından iki farklı nüshasına dayanılarak neşre hazırlanmış ve ilk baskısı 1953 yılında Şam’da
yapılmıştır. Şam Nüshası, Hicrî 6. asra (577 H) ait, muhtelif hocaların da derslerinde kullanmış oldukları icazetli bir nüsha olup, Zâhiriye Kütüphanesi’ndeki bir mecmuada yer almaktadır. Berlin Nüshası ise, İbrāhīm b. Suleymān tarafından Hicrî 1100 senesinde, İsmā īl b. İbrāhīm b. Cemā ’nın 856 tarihli metninden kopya
edilmiş olup halen Tubingen’dedir. (Bkz. Muhtasar Hadis Tarihi, ss.92-95.)
varsayım olmadığının bilimsel ispatı:
Bilimsel ispat dediğiniz de hadisler gibi bir rivayet.
Hayır. Tam tersine Kur'anı en iyi anlayanların 1400 yıl önceki ilk muhatapları olduğunu söylüyorum. Ve hiç bir çağda kimsenin Kur'anı ilk muhatapları kadar doğru bir şekilde anlamayacağını söylüyorum.
İlk muhatapların nasıl anladıkları bilgisi için hadislere müracaat etmek şart.
Siz kendinize Kütüb-i Sitte'i bir Kur'an bellemişsiniz neredeyse. Size bu konuda daha fazla yorumum yok. Allah akıl fikir versin.
Bu cevap ad hominem maalesef.

Bunun yerine ilgili metnin Hz Peygambere inen vahiy olduğuna dair bilimsel kanıtlarınızı ortaya koymanız gerekir.

O tarihte bu metnin var olduğuna dair değil, o tarihte var olan bu metnin Hz Peygambere inen vahiy olduğuna dair...
Bu link ilgili metnin Hz Peygambere inen vahiy olduğuna dair bilimsel bir kanıt değil.
Hocam bende bunlara inananlara cinsi sapık diyorum. Sıkıntı yok.

Ve bu "sahih" bilgilere nasıl ulaştıklarını söylemedikçe sapık olarak kalacaklar.

4- ''Peygamber cenabet banyosundayken önce eliyle özel yerini temizleyip sonra elini duvara sürterdi.'' (https://sunnah.com/bukhari:260)

5- ''Peygamber sihir etkisindeydi ve eşleriyle cinsel ilişkiye girdiğini zannederdi ama aslında girmezdi...'' (https://sunnah.com/bukhari/76/79)
1- Cinsellikten bahsedilmesi sapıklık değildir. Cinsellik insan hayatında çok önemli bir yer işgal eder.

2-Kaynak olarak verdiğiniz linklerin Arapçasına bakarsanız rivayet zinciri zaten belirtilmiş.
 
Yazan tarafından düzenlendi:

Ebu Cehil

☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
2,278
Çözümler
2
Tepki puanı
2,699
Düşünce
Agnostik
1- Cinsellikten bahsedilmesi sapıklık değildir. Cinsellik insan hayatında çok önemli bir yer işgal eder.

2-Kaynak olarak verdiğiniz linklerin Arapçasına bakarsanız rivayet zinciri zaten belirtilmiş.
Sayın süper zeka (!)
Muhammed'den önce yaşayan insanlar, cinselliği bilmiyor muydu? Muhammedin işi gücü yok da size nasıl sikişmeyi, hangi pozisyonda sikişmeyi mi anlatacak. Yani Muhammed'den önceki insanlar, Muhammed olmadan şu işin nasıl yapılacağını bilmiyorlar mıydı? 😁

Alemlere rahmet olarak gönderilen peygamberi soktuğunuz duruma bak, hiç mi utanmıyorsunuz şunları anlatırken? Hiç mi yüzünüz kızarmıyor yahu? Bu ne yüzsüzlüktür anlamış değilim.

Yav Muhammed olsa ne olmasa ne, o olmadan ben o müstehcen şeyleri bilmeyecek miyim ha, lan tabi ki bileceğim, sizin dinden anladığınız hep bel altı konular, ama onda da hep saçmalamaktan öteye gidemiyorsunuz.
 

Knightwalker

☆☆☆☆☆
Deneyimli
Mesajlar
6,374
Tepki puanı
1,978
Düşünce
Tarihselci
Bunlar günümüze ulaşan kısımları.
Bilimsel olmuyor mu yani? :)
Bilimsel olarak "Günümüze ulaşmayan şey, yoktur." diye bir ölçü yok.
Ben zaten ulaşan şeylerden bahsediyorum. Ulaşan Kuran mushafları gayet bilimsel, yeterli ve Hz. Muhammed dönemine tarihli.
Bu, bilimsellikle alakasız, ideolojik bir iddia.
Bir eserin günümüze kadar ulaşıp bilimsel olarak test edilmesi mi ideolojik bir iddia? 😂
Aksine bunu yapan sizsiniz.
Tam tersine sizsiniz.
Biz Kur'an metnine güveniyoruz. Sizin gibi Hz. Muhammed'in ölümünden sonra yazılan rivayetlere değil.
Defalarca yazmıştık.
Benim için tek bilgi kaynağı bilimsellik değildir.
Bu size kalmış bir şey.
Zaten bilimin temel varsayımları da bilimsel değildir.
😂
Bu şekilde olaylara yaklaşırsanız temelinde metafizik varsayımlar olan bilimi de çöpe atmış olursunuz.
Temelinde metafizik varsayımlar olan bilim neymiş çok merak ettim? :)
Kaldı ki kaynaklarımızın şüpheli olduğu da sizin varsayımınız.
12 defa yazmıştık. Kaynaklarınızın şüpheli olduğu:
1. Kaynaklarınızın doğrulanamadığı için şüphelidir
2. Kaynaklarınız çelişki batağındadır.

Dolayısı ile kaynaklarınızın doğrulanamadığını ve birbirleri ile çelişkili olduğunu ispatlamış olduk.

İslam'da da hukukun temel ilkelerinde de masumiyet karinesi vardır, aksi bir delil olmadığı müddetçe herkes masumdur.
Bu sizin öznel yorumunuz ve mesnetsiz iftiranız. Ben hadislerinin Hz. Muhammed zamanına tarihlenmediği
ve çelişkiler içinde olduğunu size ispatladım.
Siz zan üzerine insanları güvenilmez ilan ederek hem İslamın hem de hukukun temel ilkelerini çöpe atıyorsunuz.
Deliliniz var mı yoksa iftiracı mısınız?
Nüzul sebebini ayetlerin anlamlandırılması için geçerli bir veri kabul eden tarihselciliğe hadis inkarını monte etmeye kalkarsanız bu yazdıklarınız birbiriyle çelişir.
Çelişen sizin hadisleriniz

Çünkü hadisler haricinde nüzul sebebiyle ilgili bir veri yok.
Doğruluğu kanıtlanamıyor.
Bunu iddia etmedim.

Dönüp tekrar okuyunuz.
Etmediyseniz doğruluğunu kabul etmediğiniz hadisleri neden savunup durursunuz?
Benim başka kanıtlarım da var ama sadece bilimsel bilgiyi tek bilgi kaynağı gören birinin içinde bulunduğu çelişkiyi gösteriyorum.
Size içinde bulunduğunuz çelişkileri tekrar gösteriyorum.
 

Knightwalker

☆☆☆☆☆
Deneyimli
Mesajlar
6,374
Tepki puanı
1,978
Düşünce
Tarihselci
SİZE 4. DEFA SORUYORUM? Bana dürüstçe bu sahih hadisleri yazanların bu bilgilere nasıl ulaştığını ispatlar mısınız? Aksi taktirde tüm iddialarınız çöpe gidecek.

4- ''Peygamber cenabet banyosundayken önce eliyle özel yerini temizleyip sonra elini duvara sürterdi.'' (https://sunnah.com/bukhari:260)

5- ''Peygamber sihir etkisindeydi ve eşleriyle cinsel ilişkiye girdiğini zannederdi ama aslında girmezdi...'' (https://sunnah.com/bukhari/76/79)
 

Knightwalker

☆☆☆☆☆
Deneyimli
Mesajlar
6,374
Tepki puanı
1,978
Düşünce
Tarihselci
Öyle olsaydı ilgili mushaflar ortaya çıktığı halde bunu haşa Hz Muhammed yazdı vs diyen olmazdı.
Bu forumda bile o kadar delile rağmen. Hz. Muhammed'in yaşamadığını savunan bir sürü insan var. Dünya'nın hala düz olduğunu savunan insanlar var günümüzde.:) Ne yani şimdi bir takım insan dünyanın düz olduğuna inanıyor diye öyle olsaydı bunu diyen olmaz dı mı diyeceğiz?
Bu metnin Allahtan vahyedilen metin olup olmadığı bilgisine bilimsel bilgi ile ulaşamazsınız.
Bu metnin içeriği ile ilgili teolojik kısım ben size eserin fiziksel naklinden bahsediyorum. Konuları saptırmayın lütfen.
Kuranın Allah kelamı olduğuna hangi bilimsel deneyle ulaştınız?
 

Knightwalker

☆☆☆☆☆
Deneyimli
Mesajlar
6,374
Tepki puanı
1,978
Düşünce
Tarihselci
İslam'da da hukukun temel ilkelerinde de masumiyet karinesi vardır, aksi bir delil olmadığı müddetçe herkes masumdur. Siz zan üzerine insanları güvenilmez ilan ederek hem İslamın hem de hukukun temel ilkelerini çöpe atıyorsunuz.
Yazmıştık.
Tarihi olayların tamamının kaynağını hadislerden alacaksın diyen bir metod yoktur.


Kaldı ki İslam tarihinde bir çok İslam tarihçisi süre gelmiştir.


Kaldı ki eğer elinizde hiç bir tarihi veri yoksa, hadisleri bilimsel metod kullanarak tarihi veri olarak kullanmaya çalışırsınız.


Kaldı ki çalışsanız bile hadislerin doğruluğu teyid edilememektedir.

The work is generally considered pseudepigraphic by modern scholars.[1]

Sonuç olarak sebeb-i nüzul olarak tarihsel bilgiler yetersiz ise, elinzde bulunan rivayetlerden birini seçmekten başka çareniz yoktur. Bu da tamamen tahmin etme uğraşıdır.

Tarihselcilik (Critical Historical Approach) Çünkü tarihselcilik eğer olgularda kesin bir doğruluk yoksa zaten "bilinemez" der. Dolayısı ile sünnilik adı altında olaylara hadis atfetmekten daha tutarlıdır. :)

Sünniler için söylüyorum. Yani bir ayetin anlamı ve hükmü tam anlaşılmıyorsa bence orada durmak gerekir. (Eğer hırsızın gücü kesilecek ise, çolak kalan hırsızların vebali kimedir? gibi)

@bilgelikyolunda
 

Knightwalker

☆☆☆☆☆
Deneyimli
Mesajlar
6,374
Tepki puanı
1,978
Düşünce
Tarihselci
Tedvin döneminin ilk eseridir.

Şu anda bize ulaşan ilk eser Sahifetü Hemmamdır.
Maalesef orjinal mushaf hiç bir yerde yok. İlgili kaynaklar ise bunlar:

Bu hadisin kaynağı bulunamadığından sahte olduğunu iddia edenler bile var:

Sahifah Hammam ibn Munabbih'i bilen var mı?

Hadis yazarları bu "buluntu" için çıldırıyorlar. Son zamanlarda Muhammed Hamidullah tarafından keşfedilen sözde sahih hadis. Bu koleksiyon, hadisin Buhari'den 120 yıl önce kaydedildiğini ve Ehl-i Kuran'a ölüm çanı verdiğini ispatladı. Hadutun Peygamberimizin (s.a.v.) vefatından sonraki birinci yüzyılda yazıldığını gösteriyordu.

Bu hadis koleksiyonuna, Hammam bin Münabbeh tarafından MS 8. yüzyılda yazıldığı için "Hammam bin Münabbeh'in Sahifesi" adı verilmiştir.

Bu hayret verici bir keşifti ve müzik hadisistlerin kulaklarına kelime oyununu bahane ediyordu.

Hamidullah'ın, 2002'de ölene kadar ABD'ye taşındığında 1998 yılına kadar Fransa'da yaşadığını lütfen unutmayın. Hammam bin Munabbeh adlı bu hadis koleksiyonunu MS 8. yüzyılda yazdığını ve (Hamidullah) bunu İngilizceye çevirdiğini iddia etti. 1993-94'te. Şimdi hadisçilerin hiç sormadıkları soru şuydu:

Nerede keşfedildi? Hamidullah'ın Paris'teki apartmanının bodrum katında! Sonuçta Hamidullah'ın yaşadığı yer burası mı? Bu koleksiyon oraya nasıl ulaştı? Otantik arapça yazı nerede?

Bugün hala bu koleksiyona adanmış birçok web sitesi bulacağız. Ama hiçbiri otantik arapça yazıyı üretemez. Yine de 1993 yılında teknoloji, bu tür bir el yazmasının doğrulanabileceği ölçüde ilerledi. Ayrıca sonraki nesiller için de korunabilir. Ama bu senaryo nerede?


Şimdi bu hadis derlemesiyle ilgili sorgulanırken saygıdeğer Dr. Şebbir'in yazdıklarına bakın:

"Adam öldüğünden ve iğrenç uydurması nedeniyle El-İslam'a büyük zarar verdiği için bu satırları biraz itidalle yazmak zorunda kalacağım.

Deccan'lı Muhammed Hamidullah (1908-2002), Deccan'ın 1948'de Hindistan'a düşmesinden sonra Fransa'da 50 yıl geçirdi ve kendisini Fransa'ya sürgün etti (1948-98). Fransa'dan 1998'de 90 yaşındayken ABD'ye taşındı. Kendisini dayattı ve ağabeyinin büyük torunu ile Florida'da yaşadı ve 2002'de öldü. Ailesi, arkadaşları, meslektaşları veya öğrencileri, yaşlı adamın Fransa, Hindistan ve Pakistan'daki yaşamını ve ölümünü onurlandırmadı veya önemsemedi. veya başka bir yerde! Pakistan'daki Mollalar, hükümeti, topal hizmetlerinden ötürü onu süslemeye ikna ettiler.

Ölüm itiraflarında, söz konusu parşömen veya kitapçığı, "Hammam bin Munabbeh Sahifesi" ni uydurduğunu itiraf etti.

Başka ne memnun edebilir ki? İslami? Ruhbanlar Buhari'den 120 yıl önce bir Hadis parşömeni bulmaktan daha fazlası mı? Molla İhvan Sarhadi Afindi alkışladı: Hammam ibn Munabbih (ö. 101 Hicri) yüzyılın başarısıdır. [Bu ifade kendi adına konuşmalıdır. Mevcut en eski eserin Paris'te keşfi - Vay canına!)

Hamidullah vicdanı üzerindeki yük dayanılmaz hale gelince bunu paylaşarak hafifletmeye karar verdi. Şabbir, 1999'da aradığı pek çok kişiden biriydi. Sahteciliği iyi niyetle yaptığını ancak yaşlılık nedeniyle fakültelerini kaybettiğinde itiraf etti. SAHAH SİTTAH'ından intihal yaptığını itiraf etti. Ona intihal ve sahteciliğinin ardındaki niyetleri sordum. Cevabı beni şaşırtmadı,? Bazı Kuranî sesler tarafından sarsılan Ahadite inandırıcılık sağlamak için?

Hadith fraud
Was Sahifa Hamam Ibn Munabbih fake?

Hadislerin şüpheli olduğunu söyleyen bir başka kaynak:

How many well meaning individuals have relied on the information provided by others who have cited the Sahifah at both Berlin and Damascus to be the true originals of Hammam's work on the authority of Dr. Hamidullah? How many have read Dr. Hamidullah's work to ascertain if the manuscripts were in fact original copies of Hammam's Sahifah or later transmissions?

Hammam ibn Munabbih
Hemmām b. Munebbih (ö.132/750), sahabe içerisinde en çok hadis rivayet eden Ebū Hurayra’nın seçkin talebelerinden birisidir. Bütün
kaynakların güvenilir bir muhaddis olduğu hususunda birleştikleri Hemmām’ın naklettiği rivayetler,
Orjinal nüsha nerede? :)
Aḥmed b. Ḥanbel’in Musned’inde, Kutub-i Sitte’de ve diğer hadis kitaplarında yer almıştır. Bize kadar ulaşan ilk yazılı hadis vesikası olarak takdim edilen Ṣaḥīfe, Hemmām b. Munebbih’in hocası Ebū Hurayra’dan yazmış olduğu 138 hadisi ihtiva etmektedir.

Ṣaḥīfe, ilk defa merhum Muhammed Hamidullah tarafından iki farklı nüshasına dayanılarak neşre hazırlanmış ve ilk baskısı 1953 yılında Şam’da
yapılmıştır. Şam Nüshası, Hicrî 6. asra (577 H) ait, muhtelif hocaların da derslerinde kullanmış oldukları icazetli bir nüsha olup, Zâhiriye Kütüphanesi’ndeki bir mecmuada yer almaktadır. Berlin Nüshası ise, İbrāhīm b. Suleymān tarafından Hicrî 1100 senesinde, İsmā īl b. İbrāhīm b. Cemā ’nın 856 tarihli metninden kopya
Orjinal nüsha nerede? :)
Orjinal nüsha nerede? :)
 

Knightwalker

☆☆☆☆☆
Deneyimli
Mesajlar
6,374
Tepki puanı
1,978
Düşünce
Tarihselci
Bilimsel ispat dediğiniz de hadisler gibi bir rivayet.
Kur'ana rivayet diyen birisi ile Kur'anı tartışmaya hiç gerek yok bence.
İlk muhatapların nasıl anladıkları bilgisi için hadislere müracaat etmek şart.
İlk muhatapların orijinal hadis mushafları nerede? :)
Bunun yerine ilgili metnin Hz Peygambere inen vahiy olduğuna dair bilimsel kanıtlarınızı ortaya koymanız gerekir.
Tabi buyrun :) https://dusuneninsanlaricin.com/40-resimde-kuran-mucizeleri/
O tarihte bu metnin var olduğuna dair değil, o tarihte var olan bu metnin Hz Peygambere inen vahiy olduğuna dair...
Tekrar buyrun :) https://dusuneninsanlaricin.com/40-resimde-kuran-mucizeleri/
Bu link ilgili metnin Hz Peygambere inen vahiy olduğuna dair bilimsel bir kanıt değil.
Evet. Hadislerin elleştirilmesi ile ilgili bir link.
1- Cinsellikten bahsedilmesi sapıklık değildir. Cinsellik insan hayatında çok önemli bir yer işgal eder.
Nasıl ulaşılmış bu bilgilere?. 😂
2-Kaynak olarak verdiğiniz linklerin Arapçasına bakarsanız rivayet zinciri zaten belirtilmiş.
Nasıl ulaşılmış bu bilgilere?. 😂 😂 Yani bir insan bu bilgilere nasıl ulaşabilir?
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆
Yazar
Mesajlar
16,927
Tepki puanı
1,461
Düşünce
Sünni
Muhammed'den önce yaşayan insanlar, cinselliği bilmiyor muydu?
Maddi ve manevi olarak cinsellik öncesi, cinsellik esnasında ve cinsellik sonrası yapılması insanı daha mutlu ve sağlıklı kılacak fiiller vardır.

İslam insanın dünya ve ahiret mutluluğu için gönderilmiş bir dindir.

Cinsellik de insan hayatında çok önemli bir yer tuttuğuna göre bir din ve o dinin peygamberinin bu konuda da insanlara rehberlik yapması beklenen bir durumdur.

Hz Peygamber insanların uygulamaları içerisinde yanlış olan kısımları düzeltmiş, doğru olan kısımları tasdiklemiştir.

Dolayısıyla "Hz Muhammed'den önce insanlar bilmiyor muydu?" demek mantık katliamıdır.
sizin dinden anladığınız hep bel altı konular
İslam her konuda olduğu gibi cinsellik konusunda da insanlara en doğruyu göstermiş mükemmel bir dindir.

Birileri cinsellikle ilgili bir konuyu dile getirince bizim buna cevap vermemiz normaldir.

Cinsellik konusunu biz açmadığımıza göre bizim dinden anladığımızın hep bel altı konular olduğunun iddia edilmesi mantık katliamıdır.
Bir eserin günümüze kadar ulaşıp bilimsel olarak test edilmesi mi ideolojik bir iddia? 😂
Hayır.

Yazmıştık:
Bilimsel olarak "Günümüze ulaşmayan şey, yoktur." diye bir ölçü yok.

Bu, bilimsellikle alakasız, ideolojik bir iddia.
Ulaşan Kuran mushafları
Kuran değil hadis mushaflarından bahsediyoruz.
Biz Kur'an metnine güveniyoruz.
Biz de güveniyoruz.
Sizin gibi Hz. Muhammed'in ölümünden sonra yazılan rivayetlere değil.
Ölümünden sonra yazıldığı sizin varsayımınız.

Günümüze ulaşmayan şeyi yok varsayıyorsunuz.
Defalarca yazmıştık.
Defalarca yazmanız Hz Peygamberin hayatta olduğu zaman hadis yazımına başlandığını gösteren rivayetlerin yanlış olduğunu varsaydığınız gerçeğini değiştirmiyor.
Temelinde metafizik varsayımlar olan bilim neymiş çok merak ettim? :)
Mesela "kendi dışımızdaki varlıkların varlığı" metafizik bir varsayımdır.

Mesela “Objektif gerçekler vardır” metafizik bir varsayımdır.

Mesela “Objektif gerçeklere ulaşabiliriz” metafizik bir varsayımdır.

Artırılabilir.

Sonuç olarak bu metafizik varsayımlar bilimsel değildir. Bilimsel olmayanı çöpe atarsanız bilimin temelini de çöpe attığınız için bilimi de çöpe atmış olursunuz.
Kaynaklarınızın doğrulanamadığı için şüphelidir
Bilimsel metodu tek bilgi kaynağı olarak kabul edip bilimi de çöpe attığınız için doğrulanamadığını iddia ediyorsunuz.
Kaynaklarınız çelişki batağındadır.
Çelişki iddialarına defalarca cevap verildi.

Verdiğiniz linkler dahil cevap verilemeyen çelişki iddiası şimdiye kadar görmedim.
Dolayısı ile kaynaklarınızın doğrulanamadığını ve birbirleri ile çelişkili olduğunu ispatlamış olduk.
Kendi iddialarınızı tekrar ettiniz, henüz bir şey ispat edemediniz.
Bu sizin öznel yorumunuz ve mesnetsiz iftiranız.
İslam'da ve hukukun temel ilkelerinde masumiyet karinesi olmadığını mı iddia ediyorsunuz?
Ben hadislerinin Hz. Muhammed zamanına tarihlenmediği
ve çelişkiler içinde olduğunu size ispatladım.
Bilimin temeli olan bilimsel olmayan şeyler de varken bilimi de çöpe atarak oluşturduğunuz standartlara uymuyor diye bazı şeylerin yanlış ve uydurma olduğunu varsaydınız, henüz bir şey ispat etmiş değilsiniz.
Deliliniz var mı yoksa iftiracı mısınız?
Rivayet edilen hadislerden bir tanesi bile Hz Peygambere aitse bunların hepsinin uydurma olduğunu iddia ederek zan üzerine tüm hadis alimlerine yalancı diye iftira atmış olursunuz.

Siz sadece günümüze ulaşmayan şeyi yok varsayıyorsunuz ve bu varsayımınızı delil kabul edip insanları olmayan şeyler uydurmakla itham ediyorsunuz.
Çelişen sizin hadisleriniz
Bu yazdığınız yazdığım şeyi çürütmüyor.

Halen cevap vermediniz:
Nüzul sebebini ayetlerin anlamlandırılması için geçerli bir veri kabul eden tarihselciliğe hadis inkarını monte etmeye kalkarsanız bu yazdıklarınız birbiriyle çelişir. Çünkü hadisler haricinde nüzul sebebiyle ilgili bir veri yok.
Doğruluğu kanıtlanamıyor.
Doğruluğunun kanıtlanamadığını iddia ettiğiniz nüzul sebeplerini neden Kuranı doğru anlama kriteri olarak kabul ediyorsunuz?

Bu durum apaçık çelişkidir.

Sizi tutarlı olmaya davet ediyorum.
Bana dürüstçe bu sahih hadisleri yazanların bu bilgilere nasıl ulaştığını ispatlar mısınız?
Sizin bilimi de çöpe atmayı netice veren ispat standartlarınızla ortaya bir ispat koymak zorunda değiliz.
Bu metnin içeriği ile ilgili teolojik kısım ben size eserin fiziksel naklinden bahsediyorum. Konuları saptırmayın lütfen.
Konuları saptırmıyorum.

Başından beri bu teolojik kısımdan bahsediyorum.

Bilimsel bilgi haricinde her şeyi çöpe atıyorsanız bilimsel bilgi ile ulaşamadığınız ilgili metnin HZ Peygambere vahyedilen ayetler olduğu bilgisini de çöpe atmanız gerekir.

Bazı şeyleri çöpe atmazken bazı şeyler için bilimsel bilgi değilse çöpe atmak çelişkili bir tavırdır.

Sizi tutarlı olmaya davet ediyorum.
Bunlar mantıksal çıkarımlar. Bilimsel deney değil. (Bu mantıksal çıkarımlar %100 doğru ama yine de bunlar bilimsel deney değil.)
Hadisleri tarihi bir veri olarak kullanmak ile hepsini çöpe atıp üzerine uydurma mührü vurmak çelişkili bir tavırdır.

Sizi tutarlı olmaya davet ediyorum.
sahte olduğunu iddia edenler bile var
Ne yapalım aklımızı iddia sahiplerine kiraya mı verelim?
Hamidullah'ın, 2002'de ölene kadar ABD'ye taşındığında 1998 yılına kadar Fransa'da yaşadığını lütfen unutmayın.
Ad hominem (insan karalama) safsatası yapılmış.

Olaya bilimsel etiğe aykırı olarak ideolojik yaklaşılmış.
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆
Yazar
Mesajlar
16,927
Tepki puanı
1,461
Düşünce
Sünni
Nerede keşfedildi? Hamidullah'ın Paris'teki apartmanının bodrum katında!
Delil?
Ölüm itiraflarında, söz konusu parşömen veya kitapçığı, "Hammam bin Munabbeh Sahifesi" ni uydurduğunu itiraf etti.
Delil?
Sahteciliği iyi niyetle yaptığını ancak yaşlılık nedeniyle fakültelerini kaybettiğinde itiraf etti.
Delil?
Kur'ana rivayet diyen birisi ile Kur'anı tartışmaya hiç gerek yok bence.
Ad hominem (insan karalama) safsatası yapmayınız.

Sonuç olarak bilimsel ispat dediğiniz de aslında bilimsel ispat değil hadisler gibi bir rivayet.
İlk muhatapların orijinal hadis mushafları nerede? :)
Orijinal mushaf yok diye var olan verileri çöpe atarsanız ilk muhatapların nasıl anladığına bakmak gerektiğini savunan tarihselciliği de elinde hiçbir bilimsel veri olmadığı için uygulaması imkansız bir metodu savunmak konumuna düşürüp çöpe atmanız gerekir.

Bir tarihselcinin hadisleri toptan üzerine uydurma damgası vurup çöpe atması kendisiyle çelişmesidir.

Sizi tutarlı olmaya davet ediyorum.
Nasıl ulaşılmış bu bilgilere?. 😂
İçinde bulunduğunuz konu başlığını baştan sona tekrar okuyunuz. :)
Yani bir insan bu bilgilere nasıl ulaşabilir?
Rivayet zincirinde Hz Peygamberden hemen sonraki isme bakınız.

Yine anlamazsanız sorunuz, yardımcı olmaya çalışırım.
 

Entropyy

lV ☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
4,274
Tepki puanı
3,751
Düşünce
Ateist
Maddi ve manevi olarak cinsellik öncesi, cinsellik esnasında ve cinsellik sonrası yapılması insanı daha mutlu ve sağlıklı kılacak fiiller vardır.

Hz Peygamber insanların uygulamaları içerisinde yanlış olan kısımları düzeltmiş, doğru olan kısımları tasdiklemiştir.

Bu insandan insana değişir cahillik yolunda herkes senin çakma peygamberin gibi sevişmek zorunda mı kırk erkek seks gücünde olan var olmayan var. :)
 
Yazan tarafından düzenlendi:

Knightwalker

☆☆☆☆☆
Deneyimli
Mesajlar
6,374
Tepki puanı
1,978
Düşünce
Tarihselci
Kuran değil hadis mushaflarından bahsediyoruz.
Hadis mushaflarının güvenilemez olduğunu defalarca ortaya koyduk.

Ölümünden sonra yazıldığı sizin varsayımınız.
Benim değil. 750 li yıllardan önce yazılmış olan bir tek hadis mushafı yok.
Defalarca yazmanız Hz Peygamberin hayatta olduğu zaman hadis yazımına başlandığını gösteren rivayetlerin yanlış olduğunu varsaydığınız gerçeğini değiştirmiyor.
Tekrar ediyorum. Hz. Muhammed'in yaşadığı döneme ve sonrası 150 yıla ait ortada tek bir hadis mushafı yok. Böyle bir rivayetde yok.

Mesela "kendi dışımızdaki varlıkların varlığı" metafizik bir varsayımdır.

Mesela “Objektif gerçekler vardır” metafizik bir varsayımdır.

Mesela “Objektif gerçeklere ulaşabiliriz” metafizik bir varsayımdır.

Artırılabilir.
Bilim objektif delillere dayanır varsayımlara değil.
Sonuç olarak bu metafizik varsayımlar bilimsel değildir. Bilimsel olmayanı çöpe atarsanız bilimin temelini de çöpe attığınız için bilimi de çöpe atmış olursunuz.
Bilimin temeli objektif delillere dayandığı için bilimin çöpe atılması gibi bir iddia absürttür.
Çelişki iddialarına defalarca cevap verildi.

Verdiğiniz linkler dahil cevap verilemeyen çelişki iddiası şimdiye kadar görmedim.
Bende verildiğini görmedim bu forumda hadisler ile ilgili açılmış bir çok başlık var açıp bakın.
Kendi iddialarınızı tekrar ettiniz, henüz bir şey ispat edemediniz.
Kaynaklarınızın çelişkili ve temelsiz olduğu ispatlandığı için teolojik mahiyette tüm rivayet zinciriniz çürümüş oldu. Bunu ispatlamış olduk.
İslam'da ve hukukun temel ilkelerinde masumiyet karinesi olmadığını mı iddia ediyorsunuz?
Kur'anda hukukun temel ilkelerinde o dönemin şartlarına ve bölgesine göre uygun olduğuna inanıyorum.
Bilimin temeli olan bilimsel olmayan şeyler
Yok böyle bir şey. Tez ve hipotezler var.
de varken bilimi de çöpe atarak oluşturduğunuz standartlara uymuyor diye bazı şeylerin yanlış ve uydurma olduğunu varsaydınız, henüz bir şey ispat etmiş değilsiniz.
Tüm kaynaklarınızın çelişkili ve tarihi olarak spekülatif olduğunu ispat etmiş oldum. Özellikle asıl kaynağınız Kur'an ile.



Rivayet edilen hadislerden bir tanesi bile Hz Peygambere aitse bunların hepsinin uydurma olduğunu iddia ederek zan üzerine tüm hadis alimlerine yalancı diye iftira atmış olursunuz.
Doğru olanı Kur'an ile ve tarihsel veriler ile teyid edip tarihsel veri olarak değerlendirebilirsiniz.
Halen cevap vermediniz:

Doğruluğunun kanıtlanamadığını iddia ettiğiniz nüzul sebeplerini neden Kuranı doğru anlama kriteri olarak kabul ediyorsunuz?


Bu durum apaçık çelişkidir.

Sizi tutarlı olmaya davet ediyorum.

Sizin bilimi de çöpe atmayı netice veren ispat standartlarınızla ortaya bir ispat koymak zorunda değiliz.

Konuları saptırmıyorum.

Başından beri bu teolojik kısımdan bahsediyorum.
Defalarca yazmıştık:

Tarihi olayların tamamının kaynağını hadislerden alacaksın diyen bir metod yoktur.


Kaldı ki İslam tarihinde bir çok İslam tarihçisi süre gelmiştir.


Kaldı ki eğer elinizde hiç bir tarihi veri yoksa, hadisleri bilimsel metod kullanarak tarihi veri olarak kullanmaya çalışırsınız.


Kaldı ki çalışsanız bile hadislerin doğruluğu teyid edilememektedir.

The work is generally considered pseudepigraphic by modern scholars.[1]

Sonuç olarak sebeb-i nüzul olarak tarihsel bilgiler yetersiz ise, elinzde bulunan rivayetlerden birini seçmekten başka çareniz yoktur. Bu da tamamen tahmin etme uğraşıdır.

Tarihselcilik (Critical Historical Approach) Çünkü tarihselcilik eğer olgularda kesin bir doğruluk yoksa zaten "bilinemez" der. Dolayısı ile sünnilik adı altında olaylara hadis atfetmekten daha tutarlıdır. :)

Sünniler için söylüyorum. Yani bir ayetin anlamı ve hükmü tam anlaşılmıyorsa bence orada durmak gerekir. (Eğer hırsızın gücü kesilecek ise, çolak kalan hırsızların vebali kimedir? gibi)

@bilgelikyolunda

Bilimsel bilgi haricinde her şeyi çöpe atıyorsanız bilimsel bilgi ile ulaşamadığınız ilgili metnin HZ Peygambere vahyedilen ayetler olduğu bilgisini de çöpe atmanız gerekir.
Defalarca yazmıştık:

Hz. Muhammed dönemine tarihlenen mushafların tamamı Kur'anın tümünü oluşturmaktadır.
Hadisleri tarihi bir veri olarak kullanmak ile hepsini çöpe atıp üzerine uydurma mührü vurmak çelişkili bir tavırdır.
Maalesef rivayetlerin çoğu spekülatif. Aradan seçebildiklerinizi Kur'an veya tarih ile eşleştirebilirseniz buyrun yapın.
 

Knightwalker

☆☆☆☆☆
Deneyimli
Mesajlar
6,374
Tepki puanı
1,978
Düşünce
Tarihselci
Sizi tutarlı olmaya davet ediyorum.

Ne yapalım aklımızı iddia sahiplerine kiraya mı verelim?

Ad hominem (insan karalama) safsatası yapılmış.

Olaya bilimsel etiğe aykırı olarak ideolojik yaklaşılmış.
Sizi tutarlı olmaya davet ediyorum.

Ne yapalım aklımızı iddia sahiplerine kiraya mı verelim?

Ad hominem (insan karalama) safsatası yapılmış.

Olaya bilimsel etiğe aykırı olarak ideolojik yaklaşılmış.
Yazmıştık:
İlgili iddianızın varlığı bile şüpheli.
Maalesef orjinal mushaf hiç bir yerde yok. İlgili kaynaklar ise bunlar:

Bu hadisin kaynağı bulunamadığından sahte olduğunu iddia edenler bile var:

Sahifah Hammam ibn Munabbih'i bilen var mı?

Hadis yazarları bu "buluntu" için çıldırıyorlar. Son zamanlarda Muhammed Hamidullah tarafından keşfedilen sözde sahih hadis. Bu koleksiyon, hadisin Buhari'den 120 yıl önce kaydedildiğini ve Ehl-i Kuran'a ölüm çanı verdiğini ispatladı. Hadutun Peygamberimizin (s.a.v.) vefatından sonraki birinci yüzyılda yazıldığını gösteriyordu.

Bu hadis koleksiyonuna, Hammam bin Münabbeh tarafından MS 8. yüzyılda yazıldığı için "Hammam bin Münabbeh'in Sahifesi" adı verilmiştir.

Bu hayret verici bir keşifti ve müzik hadisistlerin kulaklarına kelime oyununu bahane ediyordu.

Hamidullah'ın, 2002'de ölene kadar ABD'ye taşındığında 1998 yılına kadar Fransa'da yaşadığını lütfen unutmayın. Hammam bin Munabbeh adlı bu hadis koleksiyonunu MS 8. yüzyılda yazdığını ve (Hamidullah) bunu İngilizceye çevirdiğini iddia etti. 1993-94'te. Şimdi hadisçilerin hiç sormadıkları soru şuydu:

Nerede keşfedildi? Hamidullah'ın Paris'teki apartmanının bodrum katında! Sonuçta Hamidullah'ın yaşadığı yer burası mı? Bu koleksiyon oraya nasıl ulaştı? Otantik arapça yazı nerede?

Bugün hala bu koleksiyona adanmış birçok web sitesi bulacağız. Ama hiçbiri otantik arapça yazıyı üretemez. Yine de 1993 yılında teknoloji, bu tür bir el yazmasının doğrulanabileceği ölçüde ilerledi. Ayrıca sonraki nesiller için de korunabilir. Ama bu senaryo nerede?


Şimdi bu hadis derlemesiyle ilgili sorgulanırken saygıdeğer Dr. Şebbir'in yazdıklarına bakın:

"Adam öldüğünden ve iğrenç uydurması nedeniyle El-İslam'a büyük zarar verdiği için bu satırları biraz itidalle yazmak zorunda kalacağım.

Deccan'lı Muhammed Hamidullah (1908-2002), Deccan'ın 1948'de Hindistan'a düşmesinden sonra Fransa'da 50 yıl geçirdi ve kendisini Fransa'ya sürgün etti (1948-98). Fransa'dan 1998'de 90 yaşındayken ABD'ye taşındı. Kendisini dayattı ve ağabeyinin büyük torunu ile Florida'da yaşadı ve 2002'de öldü. Ailesi, arkadaşları, meslektaşları veya öğrencileri, yaşlı adamın Fransa, Hindistan ve Pakistan'daki yaşamını ve ölümünü onurlandırmadı veya önemsemedi. veya başka bir yerde! Pakistan'daki Mollalar, hükümeti, topal hizmetlerinden ötürü onu süslemeye ikna ettiler.

Ölüm itiraflarında, söz konusu parşömen veya kitapçığı, "Hammam bin Munabbeh Sahifesi" ni uydurduğunu itiraf etti.

Başka ne memnun edebilir ki? İslami? Ruhbanlar Buhari'den 120 yıl önce bir Hadis parşömeni bulmaktan daha fazlası mı? Molla İhvan Sarhadi Afindi alkışladı: Hammam ibn Munabbih (ö. 101 Hicri) yüzyılın başarısıdır. [Bu ifade kendi adına konuşmalıdır. Mevcut en eski eserin Paris'te keşfi - Vay canına!)

Hamidullah vicdanı üzerindeki yük dayanılmaz hale gelince bunu paylaşarak hafifletmeye karar verdi. Şabbir, 1999'da aradığı pek çok kişiden biriydi. Sahteciliği iyi niyetle yaptığını ancak yaşlılık nedeniyle fakültelerini kaybettiğinde itiraf etti. SAHAH SİTTAH'ından intihal yaptığını itiraf etti. Ona intihal ve sahteciliğinin ardındaki niyetleri sordum. Cevabı beni şaşırtmadı,? Bazı Kuranî sesler tarafından sarsılan Ahadite inandırıcılık sağlamak için?

Hadith fraud
Was Sahifa Hamam Ibn Munabbih fake?

Hadislerin şüpheli olduğunu söyleyen bir başka kaynak:

How many well meaning individuals have relied on the information provided by others who have cited the Sahifah at both Berlin and Damascus to be the true originals of Hammam's work on the authority of Dr. Hamidullah? How many have read Dr. Hamidullah's work to ascertain if the manuscripts were in fact original copies of Hammam's Sahifah or later transmissions?

Hammam ibn Munabbih

Orjinal nüsha nerede? :)
Cevap veriniz?
Orjinal nüsha nerede? :)
Cevap veriniz?
Orjinal nüsha nerede? :)
Cevap veriniz?
 

Knightwalker

☆☆☆☆☆
Deneyimli
Mesajlar
6,374
Tepki puanı
1,978
Düşünce
Tarihselci
Ad hominem (insan karalama) safsatası yapmayınız.

Sonuç olarak bilimsel ispat dediğiniz de aslında bilimsel ispat değil hadisler gibi bir rivayet.
Bu sizin iddianız.
Orijinal mushaf yok diye var olan verileri çöpe atarsanız ilk muhatapların nasıl anladığına bakmak gerektiğini savunan tarihselciliği de elinde hiçbir bilimsel veri olmadığı için uygulaması imkansız bir metodu savunmak konumuna düşürüp çöpe atmanız gerekir.
Defalarca yazmıştık:
Tarihi olayların tamamının kaynağını hadislerden alacaksın diyen bir metod yoktur.


Kaldı ki İslam tarihinde bir çok İslam tarihçisi süre gelmiştir.


Kaldı ki eğer elinizde hiç bir tarihi veri yoksa, hadisleri bilimsel metod kullanarak tarihi veri olarak kullanmaya çalışırsınız.


Kaldı ki çalışsanız bile hadislerin doğruluğu teyid edilememektedir.

The work is generally considered pseudepigraphic by modern scholars.[1]

Sonuç olarak sebeb-i nüzul olarak tarihsel bilgiler yetersiz ise, elinzde bulunan rivayetlerden birini seçmekten başka çareniz yoktur. Bu da tamamen tahmin etme uğraşıdır.

Tarihselcilik (Critical Historical Approach) Çünkü tarihselcilik eğer olgularda kesin bir doğruluk yoksa zaten "bilinemez" der. Dolayısı ile sünnilik adı altında olaylara hadis atfetmekten daha tutarlıdır. :)

Sünniler için söylüyorum. Yani bir ayetin anlamı ve hükmü tam anlaşılmıyorsa bence orada durmak gerekir. (Eğer hırsızın gücü kesilecek ise, çolak kalan hırsızların vebali kimedir? gibi)

@bilgelikyolunda


Bir tarihselcinin hadisleri toptan üzerine uydurma damgası vurup çöpe atması kendisiyle çelişmesidir.

Sizi tutarlı olmaya davet ediyorum.

Güvenilir hadislerin onaylanma süreçleri​

Gelelim hadislerin toparlanmasına: Altı kitapta, 2 milyon civarı hadis içerisinden, tekrarlarıyla beraber toplam 35 bin civarında hadis toparlanmış. Sadece Buhârî’de 10 bine yakın hadis var. Buhârî’nin 600 bin hadis içerisinden eleme yapa yapa 9 bin civarına indiğini biliyoruz ki durum böyleyse ve (atıyorum) bu hadis eleme/doğrulama süreci 50 yıl sürdüyse (gerçi Buhârî 59 yaşında ölmüş ama biz yine bol keseden atalım), yemek yemeden, tuvalete gitmeden, başka hiçbir işle uğraşmadan 50 yıl boyunca hadislerle ilgilense dahi hadis başına ortalama 45 dakika ayırması gerekiyormuş. Hızlı adammış valla.

Hadisleri doğrulamanın en güvenilir yolu da nakil zinciriyle Peygamberimiz’e ulaşmak, yani Peygamberimiz’in ölümü üzerinden geçen 200 yılın ardından aradaki zinciri tamamlamaktı. Mesela Buhârî şöyle bir araştırma yapıyor:

– Bu hadisi kim söylemiş abi?
– Abdullah İbni Zübeyir.
– Ona kim söylemiş?
– Sufyan.
– Ona kim aktarmış?
– Yahya İbni Said el Ensari.
– Ona kim çıtlatmış?
– İbni İbrahim et Taimi.
– Ona kim istihbarat vermiş?
– İbni Vakkas.
– Ona kim referans olmuş?
– Ömer İbni Hattab. (Hadislerin yazımını yasaklayanlardan, ikinci halife Hz. Ömer yani.)
– Peki ona kim demiş?
– Ona da Peygamberimiz söylemiş işte.
– Hah, tamam, süper.

Fark etmeyen olursa diye söyleyeyim: Nakil zincirindeki herkes, belki ilk halka hariç, ölü. Ama nakil zinciri bir şekilde bir sahabiye, oradan da Peygamberimiz’e ulaştığında o hadis sahih (güvenilir) olarak kabul ediliyor. Yani ölüler birbirini doğruluyor, bizim Buhârî de bunları güvenilir hadis olarak kaydediyor.

(Yeri gelmişken, Muaviye gibi manyakların da, Ebu Hureyre gibi tescilli yalancıların da sahabi sayıldığını ayrıca not düşelim mi?)

Yazmaktan yoruldum, uzatmayayım, bir örnekle konuyu kapatayım:

Kertenkeleyi tek vuruşta öldürmenin 100 sevap sayıldığı hadis kitaplarını okuyoruz arkadaşlar

“2 lira verip büyük seçim yaparsak 250 sevap, Maximum Card’dan çekersek %10 fazla sevap da kazanıyor muyuz?” diye geyik yapsam, Peygamberimiz’in sözüyle dalga geçiyorum diye bana saldırırlar. Halbuki Peygamberimiz’le açıkça dalga geçenler, bu kitapları yazanlardır arkadaşlar. Kertenkele öldürünce 100 sevap kazanmak nedir abi? O zaman kertenkele çiftliği açalım, 10 yılda 100 bin kertenkele yetiştirip hepsini öldürelim, 10 milyon sevap-puanla cenneti garantileyelim. (Gerçi ona da gerek yok: Belli özel günlerde namaz kılındığında cenneti garantileyebileceğimiz hadisler de mevcut.)

Sonuç​

Sonuç olarak, maalesef, sünnete inananlar inanmaktan vazgeçmeyecek. Peygamberimiz’in ölümünden en az 200 yıl sonra çıkmış hadis kitaplarından Peygamberimiz’in yaşamını öğrenenler, Kur’an’ın mesajını, Allah’ın kelamını reddedecekler ve Allah’ın sözüne değil, birtakım hadis yazarlarının aktardığı sözlere inanacaklar.

Bu yazının altına kimisi hakaret içeren, kimisi küçümseme içeren yorumlar gelecek ve o yorumları yazanlar, bir ihtimalle yorumu yazdıktan sonra kertenkele avına çıkacaklar.

Sünnet, insanların çoğu tarafından “Kur’an-ı Kerim’in yanındaki ikinci kaynak” olarak inanılmaya devam edecek.

Rivayet zincirinde Hz Peygamberden hemen sonraki isme bakınız.

Yine anlamazsanız sorunuz, yardımcı olmaya çalışırım.
Söylerseniz sevinirim kimmiş?
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆
Yazar
Mesajlar
16,927
Tepki puanı
1,461
Düşünce
Sünni
Bu insandan insana değişir
İnsandan insana değişmeyen şeylerden bahsediyoruz.

Kimin cahillik yolunda olduğu belli oluyor. :)
Hadis mushaflarının güvenilemez olduğunu defalarca ortaya koyduk.
Ortaya koymadınız, sadece sübjektif çıkarımınızı yazdınız.
750 li yıllardan önce yazılmış olan bir tek hadis mushafı yok.
Günümüze ulaşmayan şeyin "yok" olduğunu varsayıyorsunuz sadece.
Böyle bir rivayetde yok.
Yazmıştık:
Bir Sahabî diyor ki: “Resulullahtan her duyduğumu yazardım. Dediler ki, ‘Resulullah da bir insandır. Bazan öfkeli halde konuşur, herşeyini yazmak doğru değil" Bunun üzerine vazgeçtim. Ama duyduklarım aklımda kalmaz hale geldi. Onun için yine Peygambere gidip durumu anlattım.Resulullah mübarek ağzını göstererek ‘Bundan haktan başka birşey çıkmaz, yaz’ buyurdu.”

Hz. Enes diyor ki: “Ben Resulullah'tan gündüzleri hadis yazar, geceleri tashih etmesi için ona okurdum.” Ebu Hureyre ve Abdullah İbnu Amr gibi Sahabe Efendilerimizin hadis yazdıkları defterleri vardı. Yani hadisler Efendimizden yüzyıllar sonra değil Efendimiz hayatta iken yazılmaya başlanmıştır. Hadisler ikinci hicrî asırda Emevi halifelerinden Ömer İbnu Abdilaziz'le devlet eliyle kitaplaştırılmaya başlanmıştır. Hadislerin tedvini budur.

Ömer İbnu Abdilaziz (rahimehulllah), sünneti bilen Ashab neslinin, arkadan da büyük alimlerin çeşitli sebeplerle birer birer hayattan çekilmelerini görerek hadîsin kaybolacağından endişe eder ve hadislerin tedvinini devlet eliyle başlatır.
Bilim objektif delillere dayanır varsayımlara değil.
Yazdıklarım objektif delil değil, varsayım ve bu varsayımlar bilimin temelidir.

Bilimin temeli olan varsayımlardan biri de bizim dış gerçeklik hakkında bilgi elde edebileceğimiz varsayımıdır.

Bu anlamda bilim bilginin elde edilme imkanı konusunda septik değildir.

Epistemolojik anlamda, bilgi elde edilmesi konusunda bilim dogmatik bir varsayım olan bizim dış gerçeklik hakkında bilgi elde edebileceğimiz dogmasını doğru kabul eder.

Bu anlamda bilim ve bilim insanları septik değil dogmatiktir.

Lütfen biraz bilim felsefesi okuyunuz.
Bende verildiğini görmedim
Bu sizin probleminiz.
Kaynaklarınızın çelişkili ve temelsiz olduğu ispatlandığı için
Tüm kaynaklarınızın çelişkili ve tarihi olarak spekülatif olduğunu ispat etmiş oldum.
İspatlandığı sizin iddianız.

Kendi varsayımlarınızı bir ispat kabul ediyorsanız diyecek sözüm yok.
Kur'anda hukukun temel ilkelerinde o dönemin şartlarına ve bölgesine göre uygun olduğuna inanıyorum.
Bu, sorumun cevabı değil.

Sorumu tekrar ediyorum:

İslam'da ve hukukun temel ilkelerinde masumiyet karinesi olmadığını mı iddia ediyorsunuz?
Defalarca yazmıştık:
Nüzul sebebiyle ilgili elde hadislerden başka veri yok.

Hadisleri çöpe atmak demek Kuranın doğru anlaşılabilmesi için nüzul sebebine de bakmayı gerekli gören tarihselci yaklaşımı da çöpe atmak anlamına gelir.

Nüzul sebebiyle ilgili hadislerden başka veri olmadığı için Kuranın günümüzde asla doğru anlaşılamayacağını mı iddia ediyorsunuz?
Hz. Muhammed dönemine tarihlenen mushafların tamamı Kur'anın tümünü oluşturmaktadır.
Yazmıştık:
Demek ki bilimsel olarak elimizde o tarihte de var olan bir metin olduğu bilgisi var.

Bu metnin Allahtan vahyedilen metin olup olmadığı bilgisine bilimsel bilgi ile ulaşamazsınız.
Maalesef rivayetlerin çoğu spekülatif. Aradan seçebildiklerinizi Kur'an veya tarih ile eşleştirebilirseniz buyrun yapın.
Zaten Sünnilerin yaptığı tam olarak bu.

Usul-ü hadis, rical gibi ilimler bu yüzden var.

Sonuç olarak rivayetlerin "çoğunun" spekülatif olduğunu yazarak spekülatif olmayanların da varlığını kabul etmiş oldunuz.

Böylece hadislerin "tamamının" çöpe atılmasının doğru olmadığı, bilimsel etiğe aykırı ve ideolojik bir yaklaşım olduğu ortaya çıktı.
İlgili iddianızın varlığı bile şüpheli.
Şüpheli olduğunu iddia edenler ad hominem (insan karalama) safsatasından başka hiçbir şey yapmamış, iddialarına hiçbir delil getirmemişler.

Kimin doğru söylediğine inanmak istiyorsanız ona inanın, tercih sizin.
Defalarca cevap verdik.

Günümüze ulaşmayan şeyin "yok" olduğunu iddia etmek bilimsel değil ideolojik bir yaklaşımdır, tercih sizin.
Was Sahifa Hamam Ibn Munabbih fake?
Bu linkte sizin paylaştığınız Hamidullah'ın suçlandığı iddiaların neden yanlış olduğu anlatılıyor. :)
Burada da delil yok. Sadece Türkçesini paylaştığınız yazının İngilizcesi var o kadar.

Halen
Ölüm itiraflarında, söz konusu parşömen veya kitapçığı, "Hammam bin Munabbeh Sahifesi" ni uydurduğunu itiraf etti.
ve
Sahteciliği iyi niyetle yaptığını ancak yaşlılık nedeniyle fakültelerini kaybettiğinde itiraf etti.
iddialarının delillerini gösteremediniz.
Bu sizin iddianız.
1-Yaptığınız tam olarak ad hominem (insan karalama) safsatası idi.

"Bir reaksiyonun, belirli bir kişinin herhangi bir konudaki duruşu yerine şahsına yöneltilmesidir."

2-Bilimsel ispat dediğiniz şey bir rivayet değil mi? Aksini iddia ediyorsanız hangi arkeolojik kazı vs ile bunun tespit edildiğini delilleriyle ortaya koymanız gerekir.

Sonuç olarak ortaya çıktı ki bizim iddiamız değil, hakikat.
Defalarca yazmıştık:
Yazmıştık:
Bu iddiada bulunan kişi söz konusu 2 milyon rakamının mükerrerlerle birlikte olduğunu bilmeyecek kadar konu hakkında cahil olduğu halde cahil olduğu konularda yorum yapmaya kalkan bir tip ya da bile bile yalan söyleyerek insanları yanlış yönlendirmeye çalışan bir sahtekar.
Bu iddia da mantık katliamıdır. Çünkü rivayet zincirinde güvenilir olmayan bir ravi varsa bu hadisin sahih olmadığını tespit etmek sadece bir kaç saniyedir.
 

Son konular

Üst