Huzâa oğullarını etkisiz kılma ve güzel gelenekleri yok etme siyaseti

Ahlaksız

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
788
Tepki puanı
474
Düşünce
Ateist
Huzâa oğullarını etkisiz kılmak amacıyla onların ''cahiliyye'' döneminde sürdürdükleri güzel gelenekleri yok etme siyaseti
(Bkz.Mâide Suresi,ayet 103)

Huzâa,eski bir arap soyu olan Azd kabilelerinden olup 5.yüzyılda bazı kolları Mekke'ye,bazı kolları da Medine'ye gelip yerleşmişlerdir..Hepsinin de silsilesi Luhay lakaplı Amr b.Rabi'a Harisa b.Muzaykiya'ya dayanır..Luhay,küçük kabilesiyle birlikte Mekke'ye geldiğinde Mekke kenti ve harem alanı(yani Kâbe'nin anahtarları ve muhafızlığı)Curhum adında bir kabilenin elinde idi.Huzâa'lar Mekke'ye yerleşince,gerek evlenmeler ve gerek çatışmalar yolu ile az sonra Curhum'lardan iktidarı almışlar ve bu sayede Kâbe'nin anahtarlarına ve tüm imtiyazlarına sahip çıkmışlardır..Böylece Kâbe'yi ziyaret eden hacıların güvenliği onların sorumluluğuna geçmiştir..Bu arada kendi ilahlarını (örneğin Hubel ve Lât adındaki putlarını da)Kâbe'ye yerleştirmişlerdir..Bununla beraber olumlu ve insancıl sayılabilecek birtakım gelenekler getirmişlerdir ki,bunlar arasında Arapların ''Sâibe'',''Bâhire'',''Vâsile'' ve ''Hâm'' diye adlandırdıkları vardır..

''Bâhire''diye bilinen gelecek gereğince,eğer bir dişi deve,beş kez doğurur ve doğurduğu beşinci deve erkek olursa onu kıra,otlamaya salarlar,özgürlüğüne kavuştururlardı..Bu deveye artık ne binerler ne de yük yüklerlerdi..Yemeğini,içeceğini muntazaman verirler ve ona böylece rahat bir hayat sağlamış olurlardı..Bu durumda bulunan deveye de ''Bâhire'' derlerdi..Söylemeye gerek yoktur ki,beş kez doğuran ve artık görevini yapmış sayılan bir deveyi böylesine bir rahata kavuşturmak insancıl nitelikte bir davranıştır..

Yine bunun gibi,eğer erkek bir deveden ön döl alınmış ise ''Bu devenin sırtı korunmuştur'' derler ve artık onun sırtına binmezlerdi;onun yemini,suyunu verirler ve yazıya koyuverirlerdi..Daha başka bir deyimle onu,on batın nesil yetiştirdi diye,rahat bir hayata kavuşturmuş olurlardı;buna da ''Hâm''denirdi..

Öte yandan kişiler herhangi bir hastalığa yakalanır ya da üzüntü ve derde uğrar ya da herhangi bir hususta dilekte bulunurlarsa,deve adarlar ve eğer diledikleri tahakkuk eder ya da hastalık ve üzüntüden kurtulurlarsa deveyi salıp özgürlüğüne terk ederler,onun yiyeceğini,içeceğini vermeye devam ederlerdi..Daha başka bir deyimle,bu deveyi ''Bâhire'' gibi beş batın doğuran dişi bir deve gibi kabul ederler,fakat ''Sâibe'' diye adlandırırlardı..

Yine bunun gibi,dişi doğan koyun yavrularını kendilerine ve erkek doğan yavruların ilahlara (putlara) ait olduğuna inanırlar ve erkek yavruyu kurban ederlerdi..Eğer bir koyun ikiz olarak dişi ve erkek yavru doğurursa dişi yavru,erkek kardeşine kavuştu diyerek erkek yavruyu,dişi yavrunun yüzü suyu hürmetine kurban etmezlerdi..Buna da ''Vâsile'' derlerdi..

Görülüyor ki,bütün bunlar olumlu nitelikte geleneklerdi..Fakat Muhammed bunları kötüleyerek kaldırmıştır..Kaldırırken de Tanrı'dan vahiy geldi diyerek Kuran'a şu ayeti koymuştur;

''Allah, ne bahîreyi meşru kılmıştır, ne sâibeyi, ne vasîlayı, ne de hâmı; fakat kâfir olanlar, Allah'a, yalan yere iftirâ ederler ve onların çoğunun da aklı ermez.''-MÂİDE - 103

Huzâa'ların yerleştirdikleri bu gelenekleri kaldırmasının nedeni,kendisine bir rakip olarak gördüğü Huzâa'nın,halk arasında sürüp gitmekte olan etkisini kökünden silmektir..Hatırlatalım ki Muhammed'in büyük babalarından Kusay İbn-i Kilâb,vaktiyle Huzâî reislerinden Hüleyl'in kızı Hibâ ile evlenmiş ve böylece Kabe'nin gerçek varisi olmuştur..Bu olay sonucu Huzâa'ların Mekke'deki 300 küsur yıllık iktidarı sona ermiş ve Kureyş Mekke'nin hakimi ve Kabe'nin koruyucusu ve işleticisi durumuna girmiştir..Bununla beraber Mekke halkı Huzâa'nın ve oğullarının iyiliklerini unutmamıştır..Bu iyilikler arasında Amr'ın her hac mevsiminde,hicaz gibi yoksul bir bölgenin insanlarına on bin deve kesip dağıtması,onbinlerce insanı giydirip kuşatması gibi güzel davranışlar vardır..Bundan dolayıdır ki,Huzâa'nın yerleştirmiş olduğu bu uygulamalar,hatta evvelce halka belletilen bazı inanışlar,sanki Muhammed'in şeriatı imiş gibi sürdürülmüştür..Ne var ki Muhammed,Huzâa'nın geçmişe inen bu köklü etkisini kendisine rakip bir güç olmaması için Huzâa'yı ve oğullarını kötüleme yoluna gitmiş,onları lanetlemiş ve Ebu Hüreyre'nin rivayetine göre şöyle demiştir;

''(Küsuf namazı kılarken)ben Cehennem'de Huzâî Amr İbn-i Amirî'yi kendi bağırsaklarını (ateş içinde)sürükler bir halde gördüm..Çünkü Amr-ı Huzâî develeri salma adak yapanların önderi idi..''

Fakat bununla da yetinmemiş,bir de Huzâî tarafından yerleştirilmiş olan yukarıdaki gelenekleri kökünden silmek üzere Kuran'a özel ayet koymuştur ki,biraz önce sözünü ettiğimiz Maide suresinin 103.ayeti,bu ayettir..Hemen ekleyelim ki,Muhammed,bir yandan ''batıl'' inanışlardır diyerek,bu gelenekleri yok ederken diğer yandan kendisi,batıl olmak gereken inanışlara yönelmiştir;örneğin biraz önce değindiğimiz gibi,kara taşı öpmek,şeytanları taşlamak,tükürüklü ve tükürüksüz üfürükle hastalık tedavi etmek,sağın ya da tek sayıların ''fazlına'' inanmak gibi saymakla bitmeyecek nice şeylere önem vermesi bunun en belirli kanıtlarındandır..

KAYNAK;İLHAN ARSEL-CAHİLİYYE kitabının 50-51-52 ve 53.sayfaları..
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
8,285
Tepki puanı
530
Düşünce
Sünni
İslamda tevhid esastır. Maide Suresi 103. ayette de PUTLARA YAPILAN ADAKLAR haram kılınmıştır; yoksa İslamda deveyi sebest bırakmak caizdir ama bunları PUTLARA ADAK OLARAK serbest bırakmak haramdır. Gerisi yazarın kendi bilinçaltına göre yapmış olduğu uydurma yorumlar. Çünkü Hz Muhammed güç mücadelesine girseydi kendisine teklif edilen "İstersen seni başımıza kral yapalım" teklifini kabul ederdi. Hadislerin işine gelenini alıp çarpıtarak yorumlayıp, işine gelmeyeni de uydurma deyip atmak ne bilimsel etikle ne de fikir namusuyla bağdaşmaz.

Yine İftiracının El Kitabının maddelerinin uygulandığını görüyoruz:
"İslamı eleştirip insanların gözünden düşürmek için;
1-Ayet ve hadislere İslamı eleştirebilmek için verebileceğiniz kadar tepki toplamasını sağlayacak anlamlar verin. Verdiğiniz anlamların diğer ayet ve hadislerle çelişmesini önemsemeyin. Ya da mevcut sahih kaynaklardaki yazanlara ekleme çıkarma yapın, veyahut cımbızla çekip bağlamından kopararak anlamları çarpıtın. Bunların yanlış olduğu, metin kritiği bilimine göre ayet ve hadisler anlamlandırılırken diğer ayet ve hadislere, nüzul sebebine, ilk muhatap olan Peygamber ve Sahabenin nasıl anladığına bakmak, kısacası işkembeden atmayıp bilimsel kriterlere göre anlamlandırma yapmak gerektiğini söyleyen veyahut bu ifadelerin sahih kaynaklardan alınmışsa cımbızlandığını, önünde sonunda yazanlarla birlikte gösteren çıkarsa kıvırmakla suçlanırsınız, olur biter.
2-İslamın sahih kaynaklarında hakikaten eleştirilecek bir şey bulamayınca bu kez kendi dönemlerinde bile yalancılıkları ilan edilmiş tiplerin yazdıkları ayet yorumlarına ve uydurdukları hadislere sarılın. Bu tarz kitaplardan bol bol alıntı yapın. Kaynak ismi verince insanlar sizin ne kadar bilimsel yöntemlere uygun hareket eden, aydın bir kişilik olduğunuzu düşünecektir. Hatta uydurma hadislerin toplandığı kitaplardaki uydurma hadisleri bile yazıp, bu kitapları bile kaynak olarak gösterebilirsiniz. Kaynak olarak gösterilen metinlerin yazarlarının daha kendi dönemlerinde yalancı ilan edildiklerini, hadis uydurduklarının ilan edildiğini, bu ifadelerin de uydurma olduğunu gösteren çıkarsa yine onu kıvırmakla suçlayın. Yeterince hakaret eder, alaya alıp suyu bulandırırsanız insanlar kendi zamanında bunların yalancı ve hadis uyduran olarak ilan edildiğini, karşınızdakinin ilan etmediğini, dolayısıyla da kıvırmış olmadıklarını düşünemez.
3-Uydurma kaynakların da uydurma olduğu ortaya çıkınca son safhaya geçin. Aslında bu safha anlayanlar için acziyetinizi ilan etmiş olduğunuz anlamına gelir ama merak etmeyin çoğunluk bunu anlayamaz. Son safhada hiçbir kaynakta geçmeyen yeni yalanlar üretin. Pirimiz Hitlerin Propaganda Bakanı Joseph Goebbels'in dediği gibi "Yeterince büyük bir yalan söylerseniz ve bu yalanı sürekli tekrar ederseniz, insanlar sonunda buna inanmaya başlayacaktır."
4-Unutmayın hedef toplumda zaten çok az sayıda olan fikir namusuna sahip ve kaynak sorgulayan bilinçli kesim değil. Bir şekilde işinize taş koyanlara denk gelirseniz önce kıvırdığını iddia edin. Sonra bol bol hakaret edip yıldırmaya çalışın. Alaya alıp insanlar nazarında kıymetten düşürmeye çalışın. Hele tuzağınıza düşüp onlar da hakaret etmeye başlarsa işiniz çok kolaylaşır. Müslümanların ne kadar kaba, yobaz, bilimsel tartışma kültüründen uzak, dogmatik düşünen, örümcek kafalı vs artık ağzınıza geleni saydırın. Ve bingo! Oluşturduğunuz tantana içinde İslamı reddetmeyi dogma haline getirmiş bol miktardaki tipler, sizi asla sorgulamadığı gibi her yazdığınıza destek olup delicesine alkışlar; çünkü onlar size inanmak için dünden razıdır. Buna ek olarak kaynak sorgulama ve gerçek kaynaklardan yazdıklarınızı teyit etme kültürü olmayan Müslümanların çoğunun da kafası karışacaktır. Artık zaferinizin tadını çıkarabilirsiniz..."
 

kavak

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
1,269
Tepki puanı
515
Düşünce
Ateist
Huzâa oğullarını etkisiz kılmak amacıyla onların ''cahiliyye'' döneminde sürdürdükleri güzel gelenekleri yok etme siyaseti
(Bkz.Mâide Suresi,ayet 103)

Huzâa,eski bir arap soyu olan Azd kabilelerinden olup 5.yüzyılda bazı kolları Mekke'ye,bazı kolları da Medine'ye gelip yerleşmişlerdir..Hepsinin de silsilesi Luhay lakaplı Amr b.Rabi'a Harisa b.Muzaykiya'ya dayanır..Luhay,küçük kabilesiyle birlikte Mekke'ye geldiğinde Mekke kenti ve harem alanı(yani Kâbe'nin anahtarları ve muhafızlığı)Curhum adında bir kabilenin elinde idi.Huzâa'lar Mekke'ye yerleşince,gerek evlenmeler ve gerek çatışmalar yolu ile az sonra Curhum'lardan iktidarı almışlar ve bu sayede Kâbe'nin anahtarlarına ve tüm imtiyazlarına sahip çıkmışlardır..Böylece Kâbe'yi ziyaret eden hacıların güvenliği onların sorumluluğuna geçmiştir..Bu arada kendi ilahlarını (örneğin Hubel ve Lât adındaki putlarını da)Kâbe'ye yerleştirmişlerdir..Bununla beraber olumlu ve insancıl sayılabilecek birtakım gelenekler getirmişlerdir ki,bunlar arasında Arapların ''Sâibe'',''Bâhire'',''Vâsile'' ve ''Hâm'' diye adlandırdıkları vardır..

''Bâhire''diye bilinen gelecek gereğince,eğer bir dişi deve,beş kez doğurur ve doğurduğu beşinci deve erkek olursa onu kıra,otlamaya salarlar,özgürlüğüne kavuştururlardı..Bu deveye artık ne binerler ne de yük yüklerlerdi..Yemeğini,içeceğini muntazaman verirler ve ona böylece rahat bir hayat sağlamış olurlardı..Bu durumda bulunan deveye de ''Bâhire'' derlerdi..Söylemeye gerek yoktur ki,beş kez doğuran ve artık görevini yapmış sayılan bir deveyi böylesine bir rahata kavuşturmak insancıl nitelikte bir davranıştır..

Yine bunun gibi,eğer erkek bir deveden ön döl alınmış ise ''Bu devenin sırtı korunmuştur'' derler ve artık onun sırtına binmezlerdi;onun yemini,suyunu verirler ve yazıya koyuverirlerdi..Daha başka bir deyimle onu,on batın nesil yetiştirdi diye,rahat bir hayata kavuşturmuş olurlardı;buna da ''Hâm''denirdi..

Öte yandan kişiler herhangi bir hastalığa yakalanır ya da üzüntü ve derde uğrar ya da herhangi bir hususta dilekte bulunurlarsa,deve adarlar ve eğer diledikleri tahakkuk eder ya da hastalık ve üzüntüden kurtulurlarsa deveyi salıp özgürlüğüne terk ederler,onun yiyeceğini,içeceğini vermeye devam ederlerdi..Daha başka bir deyimle,bu deveyi ''Bâhire'' gibi beş batın doğuran dişi bir deve gibi kabul ederler,fakat ''Sâibe'' diye adlandırırlardı..

Yine bunun gibi,dişi doğan koyun yavrularını kendilerine ve erkek doğan yavruların ilahlara (putlara) ait olduğuna inanırlar ve erkek yavruyu kurban ederlerdi..Eğer bir koyun ikiz olarak dişi ve erkek yavru doğurursa dişi yavru,erkek kardeşine kavuştu diyerek erkek yavruyu,dişi yavrunun yüzü suyu hürmetine kurban etmezlerdi..Buna da ''Vâsile'' derlerdi..

Görülüyor ki,bütün bunlar olumlu nitelikte geleneklerdi..Fakat Muhammed bunları kötüleyerek kaldırmıştır..Kaldırırken de Tanrı'dan vahiy geldi diyerek Kuran'a şu ayeti koymuştur;

''Allah, ne bahîreyi meşru kılmıştır, ne sâibeyi, ne vasîlayı, ne de hâmı; fakat kâfir olanlar, Allah'a, yalan yere iftirâ ederler ve onların çoğunun da aklı ermez.''-MÂİDE - 103

Huzâa'ların yerleştirdikleri bu gelenekleri kaldırmasının nedeni,kendisine bir rakip olarak gördüğü Huzâa'nın,halk arasında sürüp gitmekte olan etkisini kökünden silmektir..Hatırlatalım ki Muhammed'in büyük babalarından Kusay İbn-i Kilâb,vaktiyle Huzâî reislerinden Hüleyl'in kızı Hibâ ile evlenmiş ve böylece Kabe'nin gerçek varisi olmuştur..Bu olay sonucu Huzâa'ların Mekke'deki 300 küsur yıllık iktidarı sona ermiş ve Kureyş Mekke'nin hakimi ve Kabe'nin koruyucusu ve işleticisi durumuna girmiştir..Bununla beraber Mekke halkı Huzâa'nın ve oğullarının iyiliklerini unutmamıştır..Bu iyilikler arasında Amr'ın her hac mevsiminde,hicaz gibi yoksul bir bölgenin insanlarına on bin deve kesip dağıtması,onbinlerce insanı giydirip kuşatması gibi güzel davranışlar vardır..Bundan dolayıdır ki,Huzâa'nın yerleştirmiş olduğu bu uygulamalar,hatta evvelce halka belletilen bazı inanışlar,sanki Muhammed'in şeriatı imiş gibi sürdürülmüştür..Ne var ki Muhammed,Huzâa'nın geçmişe inen bu köklü etkisini kendisine rakip bir güç olmaması için Huzâa'yı ve oğullarını kötüleme yoluna gitmiş,onları lanetlemiş ve Ebu Hüreyre'nin rivayetine göre şöyle demiştir;

''(Küsuf namazı kılarken)ben Cehennem'de Huzâî Amr İbn-i Amirî'yi kendi bağırsaklarını (ateş içinde)sürükler bir halde gördüm..Çünkü Amr-ı Huzâî develeri salma adak yapanların önderi idi..''

Fakat bununla da yetinmemiş,bir de Huzâî tarafından yerleştirilmiş olan yukarıdaki gelenekleri kökünden silmek üzere Kuran'a özel ayet koymuştur ki,biraz önce sözünü ettiğimiz Maide suresinin 103.ayeti,bu ayettir..Hemen ekleyelim ki,Muhammed,bir yandan ''batıl'' inanışlardır diyerek,bu gelenekleri yok ederken diğer yandan kendisi,batıl olmak gereken inanışlara yönelmiştir;örneğin biraz önce değindiğimiz gibi,kara taşı öpmek,şeytanları taşlamak,tükürüklü ve tükürüksüz üfürükle hastalık tedavi etmek,sağın ya da tek sayıların ''fazlına'' inanmak gibi saymakla bitmeyecek nice şeylere önem vermesi bunun en belirli kanıtlarındandır..

KAYNAK;İLHAN ARSEL-CAHİLİYYE kitabının 50-51-52 ve 53.sayfaları..
Sevgili Ahlaksız

Bu güzel ve değerli bilgiler için teşekkürler.
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
3,428
Tepki puanı
1,462
Düşünce
Ateist
Putlar işine gelmiyorsa putlar için özgür bırakmayın, allah için bırakın dersin. Putlara hayvan kesmeyin allaha kesin demeyi bilip de bunu bilememek herhalde ahmaklık değildir.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
8,285
Tepki puanı
530
Düşünce
Sünni
Putlar işine gelmiyorsa putlar için özgür bırakmayın, allah için bırakın dersin. Putlara hayvan kesmeyin allaha kesin demeyi bilip de bunu bilememek herhalde ahmaklık değildir.
Ayetten açıkça anlaşıldığı üzere putlara adak adamanın Allahın emri olduğu iddia ediliyor. Ayette de bunların Allahın emri olmadığı, Allaha iftira attıkları vurgulanıyor.

İslamda hayvan hakları ortadayken ve ayette de bu kadar açıkken ahmaklıktan bahsetmek trajikomik...
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
3,428
Tepki puanı
1,462
Düşünce
Ateist
Konu gayet açık. Develerin ödüllendirilmesi gibi güzel ve insani bir uygulamanın kaldırılmaması, develerin putlar adına değil allah adına ödüllendirilmesi söylenecekti, söylenmemiş.

Bu uygulama Türklerde de vardı. Büyük yararlılıklar göstermiş atlar özgür bırakılırdı. Bunlara yılkı atları denilirdi. Bir İngiliz filmi olan War Horse filminde de böyle bir konu işlenmiştir. Hayvan severler için çok duygusal, çok güzel bir filmdir. İnsanların savaşmasında hiç bir suçu olmadığı halde insanın gözlerini yaşartacak derecede acı çeken kahraman at, savaş sonrası hiç bir işe koşulmayarak ödüllendiriliyor.

Böyle güzel bir uygulamanın kaldırılması çok yazık olmuş.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
8,285
Tepki puanı
530
Düşünce
Sünni
Develerin ödüllendirilmesi gibi güzel ve insani bir uygulamanın
Develerin kulaklarının yarıldığını bilmiyorsanız cahil olduğunuz konularda yorum yapıyorsunuz demektir. Bildiğiniz halde bunu güzel ve insani görüyorsanız buna şaşırmam; çünkü Çinin Uygurlara yaptığı soykırımı savunan birinden beklenecek bir davranış olur...
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
3,428
Tepki puanı
1,462
Düşünce
Ateist
Bir lafı elli kere tekrarlamanın gereği yok. Güzel bir uygulamada yanlış bir taraf varsa düzeltirsin, komple yasaklamazsın.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
8,285
Tepki puanı
530
Düşünce
Sünni
Bir lafı elli kere tekrarlamanın gereği yok. Güzel bir uygulamada yanlış bir taraf varsa düzeltirsin, komple yasaklamazsın.
Zaten öyle yapılmış. Putlara kulakları yarılarak adama fiilinin isimleri verilerek yasaklanmış ama diğer tüm güzel şeyler caiz bırakılmış
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
3,428
Tepki puanı
1,462
Düşünce
Ateist
Sonuçta develeri özgür bırakma geleneği kaldırılmış.
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
3,428
Tepki puanı
1,462
Düşünce
Ateist
Develeri özgür bırakmak çok güzel bir gelenek ama kulaklarını yarmayın, buna gerek yok diyecek kadar bile dili dönmeyen, höt böt, yassah, günah, yakarım asarım keserimden başka dili dönmeyen bir geri özürlü varsa karşımızda, mesele yok. O zaman normal. Dili dönüp iki lafı bir araya getirip bir meramının belini iki eliyle doğrultamamış.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
8,285
Tepki puanı
530
Düşünce
Sünni
Develeri özgür bırakmak çok güzel bir gelenek ama kulaklarını yarmayın, buna gerek yok diyecek kadar bile dili dönmeyen, höt böt, yassah, günah, yakarım asarım keserimden başka dili dönmeyen bir geri özürlü varsa karşımızda, mesele yok. O zaman normal. Dili dönüp iki lafı bir araya getirip bir meramının belini iki eliyle doğrultamamış.
İddia: Develerin KULAKLARINI YARIP PUTLARA ADAYARAK özgür bırakmak Allah’ın emridir.

Ayet: ''Allah, ne bahîreyi meşru kılmıştır, ne sâibeyi, ne vasîlayı, ne de hâmı; fakat kâfir olanlar, Allah'a, yalan yere iftirâ ederler ve onların çoğunun da aklı ermez.''-MÂİDE - 103

Her şey çok açık, anlamayanın ya zekası engel oluyordur ya da dogmatik bakış açısı sonucu oluşan önyargısı
 

kavak

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
1,269
Tepki puanı
515
Düşünce
Ateist
Hah hah ha...
Develeri özgür bırakmak çok güzel bir gelenek ama kulaklarını yarmayın, buna gerek yok diyecek kadar bile dili dönmeyen, höt böt, yassah, günah, yakarım asarım keserimden başka dili dönmeyen bir geri özürlü varsa karşımızda, mesele yok. O zaman normal. Dili dönüp iki lafı bir araya getirip bir meramının belini iki eliyle doğrultamamış.
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
3,428
Tepki puanı
1,462
Düşünce
Ateist
Ülen embesil laf anlatma özürlünün diyeceği: "Tamam develeri özgür bırakın ama kulaklarını yarmayın" be!

İnsan bu kadar da anlama özürlü aptal bir idyot olmaz artık! Şunu üç yaşındaki çocuk anlar, nerdeyse eşşek anlar dil bilseydi be!

Ne yapsın garipler, savunulacak olan saçma sapan bir dogma olunca, aptala yatmaktan başka numara kalmıyor!
 

kavak

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
1,269
Tepki puanı
515
Düşünce
Ateist
Ülen embesil laf anlatma özürlünün diyeceği: "Tamam develeri özgür bırakın ama kulaklarını yarmayın" be!
İnsan bu kadar da anlama özürlü aptal bir idyot olmaz artık! Şunu üç yaşındaki çocuk anlar, nerdeyse eşşek anlar dil bilseydi be!
Ne yapsın garipler, savunulacak olan saçma sapan bir dogma olunca, aptala yatmaktan başka numara kalmıyor!
::D::D
Yahu bu safkan müslümanlar, sana da bir şey beğendiremiyorlar, iyi mi?!:akay:
Hep mıy mıy, olmaz ki! :akay:
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
8,285
Tepki puanı
530
Düşünce
Sünni
embesil laf anlatma özürlü
İnsan bu kadar da anlama özürlü aptal bir idyot olmaz artık! Şunu üç yaşındaki çocuk anlar, nerdeyse eşşek anlar dil bilseydi be!

Ne yapsın garipler, savunulacak olan saçma sapan bir dogma olunca, aptala yatmaktan başka numara kalmıyor!
İftiracının El Kitabı Madde 4 uygulanıyor:
“4-Unutmayın hedef toplumda zaten çok az sayıda olan fikir namusuna sahip ve kaynak sorgulayan bilinçli kesim değil. Bir şekilde işinize taş koyanlara denk gelirseniz önce kıvırdığını iddia edin. Sonra bol bol hakaret edip yıldırmaya çalışın. Alaya alıp insanlar nazarında kıymetten düşürmeye çalışın. Hele tuzağınıza düşüp onlar da hakaret etmeye başlarsa işiniz çok kolaylaşır. Müslümanların ne kadar kaba, yobaz, bilimsel tartışma kültüründen uzak, dogmatik düşünen, örümcek kafalı vs artık ağzınıza geleni saydırın. Ve bingo! Oluşturduğunuz tantana içinde İslamı reddetmeyi dogma haline getirmiş bol miktardaki tipler, sizi asla sorgulamadığı gibi her yazdığınıza destek olup delicesine alkışlar; çünkü onlar size inanmak için dünden razıdır. Buna ek olarak kaynak sorgulama ve gerçek kaynaklardan yazdıklarınızı teyit etme kültürü olmayan Müslümanların çoğunun da kafası karışacaktır. Artık zaferinizin tadını çıkarabilirsiniz..."
Her neye bakarsan kendi yüzündür,

Kimde ne görürsen kendi özündür.

Yunus Emre
 
Üst