Hz Muhammed (S.A.V) Kesin Peygamberdir

Muhammet08

Üye
Mesajlar
30
Tepki puanı
3
Düşünce
Muvahhid
Kainata baktığımızda her yerde bir düzen, bilgi, sanat, teknoloji ve üstün bir akıl gerektiren pek çok gerçekle karşılaşırız. Bu yüzden üstün akıl sahibi bir yaratıcının varlığı kesindir. Yaratıcının kim olduğunu da Kuran’dan öğrenebiliriz. Kuran’la ilgili 2 görüş vardır. Birincisi Hz. Muhammed’in Peygamber olduğu ve Kuran’ın da O’na vahiyle indirildiği iddiası. İkincisi ise (Peygamberimizi tenzih ederim) “Muhammed isimli birinin farklı amaçlarla yazdığı bir kitaptır” iddiası. Aslında Kuran’daki pek çok mucize Kuran’ın peygamber olmayan birinin yazamayacağını net bir şekilde gösterir. Ama bu makalemde farklı konularla Kuran’ın Allah’ın kitabı olduğunu göstereceğim.
Kuran’ın insan sözü olması için, Kuran’daki hiçbir ayette yazan kişinin riske girmemesi ve kendisine yönelik bir kısıtlama veya uyarı olmaması gerekir. Bakalım öyle mi?
1-Bizans’la Perslerin Savaşacağı ve Bizansların Yeneceği 7 Yıl Önce Kuran’da Bildirilmiştir
Rum (orduları) yenilgiye uğradı. Dünyanın en alçak yerinde. Ama onlar, yenilgilerinden sonra yeneceklerdir. Birkaç yıl içinde. Bundan önce de, sonra da emir Allah’ındır. Ve o gün mü’minler sevineceklerdir. [Rûm Suresi (30/2-3-4]

Ayette Rum ordularının yenilgiye uğradığı ve birkaç yıl içinde yenecekleri geçmektedir. Gerçekten de Bizanslılar Perslere yenilmiş ve ayet indikten 7 yıl sonra Persleri yenmişlerdir. Hem de çökmek üzere olduğu bir anda. Hatta bu ayet indiği zaman müşrikler kendilerince Müslümanlarla alay etmiştir. Çünkü kimse Bizansın Persleri yenmesine ihtimal vermemiştir. Şimdi düşünelim. Bir kişi, kendine vahiy olarak geldiğini söylediği, fakat kendi yazdığı bir kitaba böyle bir bilgi koyar mı? Tabi ki koymaz. Çünkü bu konunun hem Müslümanlarla alakası yok hem de böyle bir savaş olmasa, veya olsa bile Bizanslılar kaybetse bu kitabı yazan kişinin etrafında bir kişi bile kalmaz.
2-Müslümanların Mekke’ye Güven İçerisinde Gireceği Önceden Bildirilmiştir
Andolsun Allah, elçisinin gördüğü rüyanın hak olduğunu doğruladı. Eğer Allah dilerse, mutlaka siz Mescid-i Haram’a güven içinde, saçlarınızı tıraş etmiş, (kiminiz de) kısaltmış olarak (ve) korkusuzca gireceksiniz. Fakat Allah, sizin bilmediğinizi bildi, böylece bundan önce size yakın bir fetih (nasib) kıldı. [Fetih Suresi (48/27]

Müslümanların Mekke’ye güven içerisinde gireceği Peygamberimiz in rüyasına girmiş ve bu rüyanın ardından üstteki ayet inmiştir. Eğer güven içerisinde giremeseler ve sorun yaşasalar yine Peygamberimizin etrafında bir kişi bile kalmazdı. Böyle bir olayı önceden bildirmek normalde çok büyük bir risktir. Tabi ki Peygamber olmayan bir insan için…
3-Kuran’da Peygamberimize Evlilik Bir Süre Sonra Yasaklanmıştır
Bundan sonra (başka) kadınlar ve bunları başka eşlerle değiştirmek -güzellikleri senin hoşuna gitse bile- sana helal olmaz…[Ahzâb Suresi (33/52]

Kuran’ın Peygamber sözü olduğunu ve her konuda güç elde etmek için Kendi yazdığını iddia edenlere bir delil daha. Peygamberimiz eğer Kuran’ı kendi çıkarları için yazmış olsa neden kendine evliliği yasaklasın? Tek cevap var. Kuran Allah sözü…
4-Kuran’da Peygamberimiz İki Kez Uyarılmıştır
Hiç bir şey hakkında: “Ben bunu yarın mutlaka yapacağım” deme. Ancak: “Allah dilerse” (inşallah yapacağım de). Unuttuğun zaman Rabbini zikret ve de ki: “Umulur ki, Rabbim beni bundan daha yakın bir başarıya yöneltip-iletir.” [Kehf Suresi (18/24]

Peygamberimiz bir kez inşAllah demediği için ayetle uyarılmıştır. Normalde birisi kitap yazıyor olsa kendi karizmasını sarsamaya yönelik hiçbir bölüm eklemez. Hatta şu an sahte hocaların ve sahte şeyhlerin kendilerini hatasız gösterme çabasını da dikkate alırsak böyle bir bölümü bir insanın kendi yazdığı kitaba eklemesi mümkün değildir.
Surat astı ve yüz çevirdi; Kendisine o kör geldi diye. Nerden biliyorsun; belki o, temizlenip-arınacak? Veya öğüt alacak; böylelikle bu öğüt kendisine yarar sağlayacak. Fakat kendini müstağni gören (hiç bir şeye ihtiyacı olmadığını sanan) ise, İşte sen, onda ‘yankı uyandırmaya’ çalışıyorsun. Oysa, onun temizlenip-arınmasından sana ne? Ama koşarak sana gelen ise, Ki o, ‘içi titreyerek korkar’ bir durumdadır; Sen ona aldırış etmeden oyalanıyorsun. [Abese Suresi (80/1-10]
Belki bazı kişiler ilk kez öğrenecek olabilir ancak üstteki uzun süren sert uyarı Peygamberimize yapılmaktadır. Peygamberimiz bir kabile reisine tebliğ yaptığı sırada gelen kör bir kişinin sorduğu soru karşısında ona cevap vermeyerek kabile reisine tebliğine devam etmiştir ve bu olayın ardından üstteki ayet inmiştir. Normalde Kuran’ı kendi yazan bir kişinin yaptığı bu hata sonucu kendi hatasını yazdığı kitaba uzun uzun ve sert bir uyarı şeklinde yazması tabi ki akla ve mantığa uymaz. Çünkü çıkar elde etmek isteyen birisi karizmasına zarar verecek hiçbir şeye kesinlikle izin vermez. Ancak Peygamberimiz gerçek bir Peygamberdir ve Allah, dilediği uyarıyı Peygamber de olsa yapar.
5-“Sen kitap nedir iman nedir bilmezdin”
Bu maddenin başlığının Hz. Muhammed’le ilgili söylendiğini sanırım birçok kişi yeni öğreniyor.
Böylece sana emrimizden bir ruh vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmiyordun. Ancak Biz onu bir nur kıldık; onunla kullarımızdan dilediklerimizi hidayete erdiririz. Şüphesiz sen, dosdoğru olan bir yola yöneltip-iletiyorsun. [Şûra Suresi (42/52]
Kuran’daki bu ayette Hz. Muhammed’in Peygamber olmadan önce Kuran’ı ve dolayısıyla imanı bilmediği geçiyor. Normalde dini geleneksel yaşayan kişiler Hz. Muhammed’in Peygamber olmadan önceki yaşantısının da örnek olduğunu iddia etseler de bu iddia Kuran’a aykırıdır. Rivayetlere göre Hz. Muhammed güvenilir birisi olarak bilinmesine rağmen imanı bilmiyor oluşu Kuran’da özellikle belirtilmiştir. Kuran’ı kendi yazan birisi tabi ki böyle bir ayet koymayacaktır. Hz. İsa’yı haşa ilahlaştıran kafa yapısı, Hz. Muhammed konusunda da boş durmamış ve Peygamberin Kainatın efendisi (efendi Rab demektir) olduğunu iddia etmişlerdir. Dünya’nın Peygamber için yaratıldığını iddia etmişlerdir. Ancak bunlar Kuran’a aykırı iddialardır.
6-“Muhammed yalnızca bir elçi”
Muhammed, yalnızca bir elçidir. Ondan önce nice elçiler gelip-geçmiştir… [Âli İmran Suresi (3/144]

Günümüzde sözde şeyh ve hocalar etrafındakileri kandırmak için kendilerinin çok üstün oldukları imajı vermeleri, kendi ego tatminleri için müritlerini yerlerde süründürüp el pençe divan durumuna soktuklarını düşünürsek böyle bir ayetin Allah tarafından indirildiği netleşmiş olur. Allah Peygamberin ilahlaştırılmaması için özellikle O’nun sadece bir elçi olduğunu vurgulamaktadır. Eğer Hz. Muhammed bu kitabı kendi yazmış olsa, ayetlerde sürekli kendi üstünlüğünden bahsederdi. Ancak Kuran’da Muhammed ismi bile sadece 4 kez geçer.
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
2,627
Tepki puanı
1,266
Düşünce
Ateist
Hiç risk yok. Bizans ve Pers sürekli savaşıyorlar, Bizans illa birinde yener. Diyelim Bizans bir daha yenildi, saymazlar. Bir daha yenildi gene saymazlar. Yendi mi aha biz dediydik olur.

Böyle kıytırıktan bir şeyle mucize filan olmaz. Üstelik Kuran kesin hangi tarihte son şekline geldi belli değil ki? Filanca zamandaki olayı sonradan öncesinde yazmış gibi yazmakta bir zorluk yok. Bu çok kıytırık bir iddia, buna bakıp muslim olacak olana akıllı insanlar ağzıyla bile gülmeye tenezzül etmez.

Mekke alınamasa zaten İslam olmayacağı için Mekke alınacak demesi de son derece normal. Üstelik bakalım Mekke'nin öyle alınması filan diye bir olay gerçekten var mı? İslam tarihi uydurmalarla dolu. Tabii Kuran ne zaman son şeklini aldı sorunu burada da geçerli.

Muhammed'e yönelik sözler onu kullanan İslamı yaratan egemen ve Kuran'ı düzen kişilerin lafları da olabilir. İlla yaşayan bir kişi kullanılmaz, bir hayali fenomen yaratılıp o da kullanılır.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
6,584
Tepki puanı
421
Düşünce
Sünni
Bizans bitme noktasına gelmiş, başkenti taşımayı bile düşünmüş. Böyle bir tabloda Kuran, bir kaç yıl içinde yeniden savaş olacağını, savaşın yerini ve Rumların yeneceğini söylüyor. işte bu apaçık mucizedir. Şimdi size Kuranın gelecekten verdiği haberleri, İslam alimlerinin nasıl haber veriğini bazı örneklerle gösterelim:
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
6,584
Tepki puanı
421
Düşünce
Sünni
1-Taberî, Şûrâ sûresi’nin başındaki hurûf-u mukattaayla alâkalı İbn Abbas’tan bir rivayet aktarır. İbn Abbas’a bu âyetin tefsiri sorulduğunda o önce cevap vermek istemez. Sual birkaç defa tekerrür edince o, bugünkü Bağdat’ın krokisini çizip anlatıyormuş gibi şu tür izahta bulunur: “Etrafında iki nehir bulunan tepemsi bir yere bir şehir kurulacak, orada, peygamber torunlarından adı Abdulilâh veya Abdullah olan önemli bir kişi/kişiler bâğiler tarafından öldürülecektir.” der.
(et-Taberî, Câmiu’l-beyân 25/6.)
General Abdülkerim Kasım, Abdulilâh ve merhum Faysal’a karşı ihtilâl yapınca Faysal taraftarları bu meseleyi kaleme alıp halka dağıttılar.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
6,584
Tepki puanı
421
Düşünce
Sünni
2-Ünlü tefsir alimi İbn Berrecan (Ö. 536) Rum suresindeki ayetlerden yola çıkarak, Kudus'ün Selahaddin-i Eyyûbi tarafından fethedileceğini bildirmekle kalmamış, aynı zamanda vefatından yaklaşık kırk yedi yıl sonra vuku bulacak Kudüs'ün fetih tarihini (583) de haber vermiştir. [Suyutî, el-İtkan, II/14; Tarihu’l-Hulefa, (Şamile), 1/187]
Nureddin Zengi, Kudüs'ün Müslümanlar tarafından geri alınmasından tam 25 sene önce Mescid-i Aksâ’nın ölçülerine uygun bir minber yaptırmıştır. Kendisine, bu minberi niçin yaptırdığını soranlara da o, bu minberi “Mescidi Aksa için yaptırdım.” der dururmuş. “Şu anda Kudüs haçlıların elinde, bu nasıl olacak?” diyenlere de “Ben, İbn Berrecân’ın tefsirinde, Rûm sûresine hâşiye düşürülmüş bir notta, Haçlıların orada bir kere daha hezimete uğrayacaklarını ve Kudüs’ün yeniden Müslümanların hâkimiyetine geçeceğini, hem de tarihiyle yazılı olarak gördüm. Şimdi İbn Berrecân’ın verdiği o tarihe tam 25 yıl var. 25 yıl sonra ömrüm olursa o minberi oraya koyacağım.” dermiş. (el-Makdisî, er-Ravdateyni fî ahbâri’d-devleteyni’n-Nûriyye ve’s-Salâhıyye 3/394-395; el-Âlûsî, Rûhu’l-meânî 1/102. )
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
6,584
Tepki puanı
421
Düşünce
Sünni
3-Bediüzzaman da, غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ (Felak sûresi, 113/3) ifadesinden bir işaret çıkarıyor ve “siyaset”in âdeta büyüleyici mahiyette hükümferma olacağını söyleyip rakamlardan 1971 tarihindeki hâdiselere işarette bulunma sadedinde; eğer ifsat edilen gençler ıslah edilmezse o tarihte gelen tokadın şiddetli olacağını ifade ediyor. Yani altmış sene önce yazılmış tefsirde 12 Mart muhtırasından haber veriliyor.
Bediüzzaman, Şuâlar s.254 (On Birinci Şuâ, Hâtime).
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
6,584
Tepki puanı
421
Düşünce
Sünni
4-1936da yazılan Birinci Şuada Türkiye dahil dünyayı çalkalayan 68 olaylarının başlangıcına "DEHŞETLİ BİR CEREYANIN MÜNTEHASI TARİHİ OLMAK İHTİMALİ VAR." ifadesiyle ebced hesabı yaparak işaret ediyor.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
6,584
Tepki puanı
421
Düşünce
Sünni
5-Şualar kitabındaki İkinci Şuada "İNKAR EDENLERİN VELİLERİ İSE TAĞUT'TUR" (Bakara Suresi, 257) ayetinin 1997ye işaret ettiğini yazmış. Türkiyedeki 28 şubat süreci bu tarihte başlamıştı.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
6,584
Tepki puanı
421
Düşünce
Sünni
6-Bediüzzaman'ın, 1939'da meydana gelen Erzincan depremiyle alakalı olarak değerlendirmeler yaparken, "Ramazan-ı Şerîfin teravih vaktinde..." ifâdesi, 1992 depreminde anlaşılmıştır. (Sözler, s. 157.) Çünkü, 1939'daki deprem Ramazan'da ve terâvih vaktinde değildir. 1992 depremi ise, Ramazan'ın terâvih vaktine tevâfuk etmiştir.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
6,584
Tepki puanı
421
Düşünce
Sünni
7-Bediüzzaman, ömrünün sonlarında talebelerine gönderdiği mektuplarda kabrinin gizli olmasını vasiyet eder.

"Benim kabrimi gayet gizli bir yerde... bir iki talebemden başka hiç kimse bilmemek lazım geliyor. Bunu vasiyet ediyorum."
"Ben de Risale-i Nur'daki azamî ihlası kırmamak için, o ihlasın sırrıyla kabrimi bildirmemeyi vasiyet ediyorum... Dünyada beni sohbetten men eden bir hakîkat, elbette vefatımdan sonra da o hakîkat bu suretle, beni sevap cihetiyle değil, dünya cihetiyle men'etmeye mecbur edecek."
(Emirdağ Lâhikası, s. 447-448)
23 Mart 1960 da (Hicri 1379 da) Urfa'da vefat eder. Halilurrahman dergâhına defnedilir. Talebeleri hayret içindedirler. Çünkü, o güne kadar Bediüzzaman'ın her dediğinin çıktığını görürlerken, kabrinin bilinmemesi konusu çıkmamıştır. Her gün, binlerce insan, kabrini ziyaret etmektedir. İşin sırrı 27 Mayıs İhtilali'yle ortaya çıkar. İhtilal hükümetinin emriyle, 12 Temmuz 1960'da gece yarısı Bediüzzaman'ın kabri parçalanır. Na'şı bir uçakla Isparta istikâmetine götürülür. (Şahiner, Bilinmeyen Taraflarıyla Saîd Nursi, s. 431) Talebeleri o zaman Bediüzzaman'ın vasiyetini ve şu sözlerini daha iyi anlarlar:

"Yıkılmış bir mezarım ki, yığılmıştır içinde,
Saîd'den yetmiş dokuz emvat, baâsam alâma,
Sekseninci olmuştur mezara bir mezar taş.
Beraber ağlıyor hüsran-ı İslâma."
(Sözler, s. 647)
Bediüzzaman ölmeden önce yazdığı kitapta "yıkılmış bir mezarım ki" diyerek mezarının yıkılacağını da haber vermiş ve dediği gibi de olmuştur
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
6,584
Tepki puanı
421
Düşünce
Sünni
Kuranın Allah kelamı, dolayısıyla Hz Muhammedin peygamber olduğunu gösteren başka deliller:

Kuranda her kelimenin aynı anlamı desteklediği belagatli ayetler var. 1400 küsur yıldır Kuran meydan okuyor. Haydi Kuran insan yapımıysa bütün insanlar ve cinler bir araya gelin böyle belagatli bir kitap siz de yazın diye ama insanlar yazamıyor. Kuran her harfiyle bu yönüyle de Hz Muhammed peygamberdir diye haykırıyor.
Kuran 23 senede farklı olaylarla ilgili inmiştir. Deri, kağıt, tahta, taş farklı nesneler üzerine yazılmıştır. Kuran ilk kitap haline getirildiğinde şimdiki gibi her sayfasında 15 satır yoktu. Her satır uzunluğu her Kuranda farklıydı.
Sayfanın eni için, en kısa sure olan ve bir satır tutan İhlas suresinin eni; boyu için en uzun ayet olan 47. sayfadaki tam bir sayfa tutan Müdayene ayetinin boyu esas alınmıştır.

Bu ölçü ile yazılan sayfalar 15 satır tutarak bugünkü şekline kavuşmuştur. Yani sayfa ölçüsü hariçten değil Kur’an’dandır. Kısanın (ayetin) en uzunu, uzunun (surenin) en kısası…

Bu ölçüyü ilk kez keşfeden Hattat Kayışzâde Hafız Osman Efendi (ö. 1895), bu ölçü ile yazdığı Kur’an’da şu an dünya çapında meşhur olmuş olan ayet berkenar özelliğini ortaya çıkarmış oldu. Ayet berkenar, bütün sayfaların ayetle başlayıp ayetle bitmesi demektir. Ayetler sayfa sonunda bölünerek diğer sayfaya geçmez.

İşte bu durum, Kur’an’ın yazısındaki harikalardan biri, belki de birincisidir. Çünkü ayetlerin boyları birbirinden çok farklıdır. Farklı uzunluklarına rağmen, ayetlerin sayfa sonlarında sona ermesi, Kur’an’ın gözle görülebilen bir mucizesidir.

1575706668309.png





Görselde de görüldüğü üzere bu dizilişle bazı kelimeler alt alta veya karşılıklı sayfalarda denk gelmektedir. Bazı kelimelere iğne batırılsa aynı kelimeleri dele dele ilerlemekte, aynı kelimeler ipe dizilir tarzda denk gelmektedir. Maddeci dinsiz felsefenin insanları derinden etkilediği ve akılları gözlerine inmiş ve görmediğine inanmayan veya inanmakta zorlanan insanların yaşadığı böyle bir asırda Kur’an’ın gözlere hitab eden tevafuk mucizesinin ortaya çıkması gayet manidardır ve tamamen Allah’ın bir lütfudur. Ayrıca Kur’an’ın inişinden yaklaşık 1300 küsur sene sonra böyle bir mucizenin ortaya çıkmasında, reddedilmesi mümkün olmayan şöyle bir hikmet daha vardır: Şöyle ki, eğer ilk yazılan Kur’an’da bu mucize görünse idi müşrikler ve sonraki asırlardaki gayrimüslimler “Bunu Muhammed (sav) ve ashabı çalışıp denk getirmişler” diyeceklerdi. Bu kadar zaman sonra üstelik insanların “Görmediğime inanmam.” demeye başladıkları bir dönemde keşfedilmesi bütün itirazları çürütecek bir durumdur.

Bu linkte detaylı bilgi ve çok fazla sayıda örnek vardır:
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
2,627
Tepki puanı
1,266
Düşünce
Ateist
Yani özetle ıkınsanız da sıkınsanız da tıkınsanız da tekeden süt, Kuran'dan mucize çıkmaz! Kesin ve net!
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
2,627
Tepki puanı
1,266
Düşünce
Ateist
Bu kadar kıytırık yok Bizansın yeneceğini bilmiş, yok Mekke alınacak demiş ile bırak mucizeyi, müneccim bile olunmaz! Bunu sıradan bir vezir hükümdarına gayet normal olarak söyleyebilir. Bunun mucize neresinde yahu? Telli sazdır bunun adı, şeytan bunun neresinde?
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
2,627
Tepki puanı
1,266
Düşünce
Ateist
Bugün bir çok muslim zamanında bizi çok feci keklemişler yok kaptan Kusto Müslüman oldu, yok Kızıldeniz'den firavun secde halinde çıktı, yok arılar peteğe allah yazdı, yok Ay'da ezan okundu diye, ne aptalmışız diyorlar.

Biraz kafası çalışanlar bunları anlıyor ve söylüyor. Bunu itiraf etmek istemeyenler kendini kasıyor ve iç sesi ona aptal olduğunu söylediği ve bu sesi bastırmaya çalıştığı için bunalıma giriyorlar.

Fakat bunlar biraz bilgilendiğin zaman çok fazla aptalca iddialar. Bir kere Fenikeliler Nil deltasında denizden içme suyu alırlardı, bu da devlet sırrı değildi bir, ikincisi bu olay o kadar çok yerde var ki, ben de bir tanesini Fethiye'de kendim gözümle gördüm. Kıyıdan uzakta yani, öyle akarsu ağzı filan değil, deniz tabanından tatlı su kaynıyor. İçebilirsin, temizdir, çok güzel kaynak suyu dediler. Atladım tekneden, ağzıma aldım, tatlı. Yüzeyden içmek istemedim, daldım, kaynağı gördüm. Baş aşağı iken ağzıma kaynaktan gelen suyu doldurup çıktım ve öyle içtim. Çok güzel içme suyu! Denizde!!! Biz burdan kova sallayıp içme suyu alıyoruz dediler!

Bu aptalca propagandaları yaydılar yaydılar, sonra da deizm artıyor ateizm artıyor diye ağlıyorlar. E artar tabi, millet tamam kek, merinos ama hepsi değil. Reklamda bile Türkiye'nin yarısı merinos diyor. Yarı kritik bir orandır. İbre sağa mı sola mı gidecek belli olmaz!
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
6,584
Tepki puanı
421
Düşünce
Sünni
Fenikelilerin bilmesi olayı mucizelikten çıkarmaz ve Hz Muhammedin bildiğini göstermez. Çünkü Kuranın ilk nazil olduğu coğrafyada insanlar bilmiyordu, çünkü Mekke Medinedeki insanlar denizcilikle meşgul değillerdi. Mekke Medinede denizcilik bilgisine sahip hiçbir insan olmadığı için bu sözlerin Mekke Medinedeki hiçbir insan tarafından yazılmadığını dolayısıyla Allah kelamı olduğunu gösterir.

3 tarafımız denizlerle çevrili olmasına rağmen denizlerin karışmadığını insanlara söyleyin, geneli ilk defa duyduğu için çok şaşırır. Üstelik iletişimin ve bilgiye ulaşmanın bu kadar kolay ve hızlı olduğu dönemde böyle. 1400 küsur sene önce Fenikeli balıkçıların bildiği bir bilgiyi binlerce kilometre ötede çölün ortasında yaşayan küçücük bir topluluğun da bildiğini iddia etmek için, aklı ve mantığı bir kenara bırakıp olaya dogmatik bakmak gerekir :)
 
Üst