Hz. Muhammed'in Cesedi Üç Gün Yerde Kaldı

Oğuz Han

Üye
Mesajlar
46
Tepki puanı
58
Düşünce
Ateist
Konu Sahibi
Muhammed'in vefat ettiği ay yaz mevsimin en sıcak dönemine denk gelen bir haziran ayı idi. O dönemde bugünkü gibi sıcaklığa karşı tedbir de yoktu. Halifelik kavgaları yüzünden Muhammed'in naaşı o yaz sıcaklığında 3 gün dışarıda kalır. Burada, Muhammed'in naaşının ne kadar bozulduğunu tahmin etmek zor değil. Cenaze üç gün yerde kalmıştır; ama Aişe kendi evindeydi, Ebubekir ile Ömer de o üç gün içinde halifelik peşindeydi. [1]

Muhammed'in cenazesinin kaç gün yerde kaldığı konusunda değişik rivayetler vardır. Ancak genel kanı, üç gün yerde kaldığı yönünde. Hele Ayşe'nin şu sözü enteresan: "Biz cenazenin defnini, çarşamba sabahı yapılan duyurudan öğrendik: Muhammed'in cenazesi bugün gömüldü şeklinde duyuru yapıldı" diyor. Bunu aktaranlar arasında mezhep lideri var, önemli tarihçi ve Kur'an yorumcuları var; yani böyle kenardan söylenen bir söz değil. nasıl oluyor da, eşinin cenazesi üç gün yerde kalıyor, daha sonra gömülüyor ve Ayşe bunun haberini başkalarının duyurusundan öğreniyor? Nitekim Hz. Fatma bu sırada babasının mezarı başında hem ağlıyor, hem halkla konuşuyor, hem de babası üzerine şiirler okuyordu. Şu da var ki, verilen bilgilere göre Muhammed son günlerde Ayşe'nin evinde kalmış ve artık orada vefat etmiştir.

Hatta Ömer, Hz. Ali'nin evine baskın düzenleyince Hz. Fatma o sırada, "babamın cenazesini yerde bırakıp çıkarınız peşine düştünüz; bizden ne istiyorsunuz" diyor. Bu sözleri de Ömer ve Ebubekir, Fatma ve Ali'den Ebubekir'in halifeliğini tanısınlar diye gittiğinde söylüyor: "En zor anımızda bizi cenazemizle başbaşa bırakıp kendi işlerini görmeye çıkan kişilerle bizim işimiz yok; ne bizden izin aldınız, ne de bu konuda (halifelik konusunda) bize bir hak verdiniz" diyor. [2]

[1]
a- İbni Kesir, Bidaye-Nihaye, 5/292. Hz. Muhammed ne zaman gömüldü, bölümünde.
b- İbni Hişam, siyer 4/315.
c- Taberi, Tarih. 3/217. Özel başlık: Ne zaman öldü, ne zaman defnedildi, kısmında.

[2]
a- İbni Kuteybe Dineveri, El-lmame ve's-Siyase adlı yapıtında Ebubekir kısmında, s. 21.
b- Ömer Rıda Kehhale, A'lam-i Nisa, 4/114.
 
Moderatör tarafından düzenlendi:

Mete Turan

☆☆☆☆☆
Senato Başkanı
Mesajlar
1,948
Tepki puanı
1,280
Düşünce
Agnostik
Müslümanlar işine gelmeyen bu tip hadisleri görmezler, anlatan olursa da kızarlar. Ama işine gelen hadisleri durmadan anlatırlar ve anlatanları da teşvik ederler. Ne kadar ilkeli bir duruş değil mi? :)
 

Kaybeden Şair

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
1,117
Tepki puanı
531
Düşünce
Ateist
Sahih hadislere ve İslami kaynaklara göre Muhammed'in veda hutbesine 80.000 ile 100.000 arası Müslüman katılmış. 3-5 ay sonra Muhammed öldükten sonra ise cenazesine sadece 17 kişi katılmış. Muhammed'in cenazesi 3 gün yerde kalıp gömülmemiş. 3. gün kokmaya yüz tutmuşken hatta kokmuşken cenazesi 17 kişi ile kıldırılmış. En yakın dostları sonradan halife olacak Ebu Bekir, Ömer ve Osman cenazeye katılmamışlar bile. Cenaze namazını Ali arkasında 16 kişi ile kıldırmış.

Ölmeden birkaç ay önce veda hutbesini dinleyen yaklaşık 100.000 kişi nereye kaybolmuştu? Alemlerin efendisinin, alemlerin yüzü suyu hürmetine yaratıldığı büyük peygamberlerinin cenazesine niçin katılmamışlardı?

Neden Muhammed'in cenazesi 3 gün yerde kalmış ve kokutulmuştu?

En yakın dostları Ebu Bekir, Ömer ve Osman neden cenazeye katılmamıştı?

Bugün günümüzde Muhammed'in ana rahmine düştüğü (nasıl biliniyorsa) gece regaip kandili olarak, doğumu mevlit kandili olarak, hatta Muhammed'i ikinci defa doğurtarak nisan ayında kutlu doğum haftası diye bir doğum günü daha kutlayan Müslümanlar, Muhammed'in ölüm gününde neden anma günü düzenlemezler? Mesela geçen yıl 8 haziran günü Muhammed'in ölüm yıl dönümü idi. Hiç bir cami de mevlit okutulduğunu, dualar edildiğini, Muhammed'in anıldığını duydunuz mu, gördünüz mü? Neden Muhammed'in ölüm günü hatırlanmak ve hatırlatılmak istenmez?
 

Muvahhid

Üye
Mesajlar
136
Tepki puanı
26
Düşünce
Muvahhid
Peygamber Efendimiz (asm) pazartesi günü vefat etmiştir. Rebiülevvel ayının on ikisi pazartesi günü, Müslümanlar öğleden sonra akşama kadar işlerini yürütecek bir halifenin seçimi ile meşgul olduklarından, Peygamberimizin (asm) yıkanması, techiz ve defni salı gününe kaldı. O gün, Hz. Ebû Bekir (ra)'e Mescid-i Nebevî'de umumî bîat yapıldıktan sonra bu işlere başlandı. (bk. İbn İshak, 4/306-309; İbn Sa'd, 2/269; Belâzurî, 1/257)

Yıkama işini Hz. Ali (ra) yaptı. Zirâ, Resûl-i Kibriyâ Efendimiz sağlığında ona,
"Vefât ettiğim zaman beni, sen yıka." (İbn Sa'd, 2/280-281)
diye vasiyyet etmişlerdi.
Evs bin Havlî testi ile su taşıyor, Hz. Abbas ile Üsâme ve Şükrân, Peygamberimizin (asm) üzerine su döküyorlardı. Hz. Ali (ra) de eline sarmış olduğu bez ile gömlek üzerinden oğuşturarak Peygamberimizi (asm) yıkıyordu.

Yıkama işi bittikten sonra Hâtemü'l-Enbiyâ Efendimiz (asm), yine Hz. Ali (ra), Hz. Abbas, Fadl bin Abbas ve Peygamberimizin azadlı kölesi Şükran (Salih) tarafından kefene sarıldı.

Rebiülevvel ayının on üçü, salı günü öğleye doğru Resûl-i Kibriyâ Efendimizin (asm) yıkanma ve kefene sarılma işi tamamlandı.
Hücre-i Saadetinde sedirinin üzerine konuldu. Bundan sonra Hâne-i Saadetlerinin kapısını açtılar. İnsanlar takım takım girerek, imamsız olarak kendi başlarına Peygamberimiz Aleyhissalatü vesselamın üzerine namaz kıldıktan sonra çıkıyorlardı.
Böylece önce erkekler, sonra kadınlar, daha sonra da çocuklar Fahr-i Alem Efendimize karşı bu son vazifelerini (cenaze namazını) huşû ve hüzün içinde ifâ ettiler. Çevre kabilelerden de insanlar gelerek Resulullah (asm)'ın cenaze namazını kıldırlar. (İbn Sa'd, 2/292)
Bu nedenlerden dolayı Peygamberimizin (asm) defni uzun sürmüştür.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
 

Muvahhid

Üye
Mesajlar
136
Tepki puanı
26
Düşünce
Muvahhid
Kardeşlerim, efendimizin cenaze namazını 17 kişi değil, arkasında bıraktığı Ümmet-i Muhammedi tek tek kılmıştır.
Fikirlerinizi beyan ederken, saygıya ihtimam göstermeniz gerekir.
Mevzubahis Fahr-i Alem efendimizse...
Haşa ve kella, Resulullah'ın mübarek naaşı toprak olmaz. Yeryüzüne haram kılındı.
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
4,650
Tepki puanı
2,038
Düşünce
Ateist
İnsanlık onurunun bilincinde çağdaş modern insanların efendisi olmaz. Köle zihniyetli, geri yobazların efendisi olur. Saygı, layık olanlara gösterilir. Pedofil tecavüzcü yağmacılara değil.
 

Muvahhid

Üye
Mesajlar
136
Tepki puanı
26
Düşünce
Muvahhid
İnsanlık onurunun bilincinde çağdaş modern insanların efendisi olmaz. Köle zihniyetli, geri yobazların efendisi olur. Saygı, layık olanlara gösterilir. Pedofil tecavüzcü yağmacılara değil.
Sabrımı sınıyorsun ama ben hakaret etmeyeceğim kardeşim...
İnsanlık onurunun bilincinde çağdaş modern insanların efendisi olmuyorsa kitaplarını deli gibi hıfzettiğiniz adamlar kim?
Sizin saygı anlayışınız ne ben anlayamadım.
Bu çağdaş modern insanlar (!) Pedofili tecavüzcü yağmacı dediği şahsiyeti tanımaya keşke biraz vakit ayırsaydı. Kadınları sokaklarda zzelil olmaktan kurtarıp hanımefendilik tahtına oturtan, bütün mal varlığını insanlara infak eden bir insan nasıl böyle itham edilir?
Efendimiz (s.a.v) pedofili tecavüzcü -haşa ve kella- olsaydı -ki mümkün değil sana güzel kafanla mutluluklar dilerim- kendini ona hibe eden kadınları geri çevirmezdi. Kadınlara düşkünlüğü olsaydı ihtiyar bir hanım olan Sevde Binti Zema ile değil daha genç biri ile evlenirdi.
İnsanları İslam'a davet etmekten vazgeç, sana Mekke'nin en güzel kadınlarını verelim, dendiğinde hiç düşünmez kabul eder, Güneşi sağ elime Ay'ı sol elime verseler yine de vazgeçmem buyurmazdı... Her şeye at gözlüğüyle bakmayın kardeşim. İftira atmasına atıyorsun da böyle komik nedenler sunma!
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
4,650
Tepki puanı
2,038
Düşünce
Ateist
İnsanlık onurunun bilincinde çağdaş modern insanların efendisi olmaz. Köle zihniyetli, geri yobazların efendisi olur. Saygı, layık olanlara gösterilir. Pedofil tecavüzcü yağmacılara değil.
 

Pic@rd

☆☆
Üye
Mesajlar
382
Tepki puanı
61
Düşünce
Agnostik
Kardeşim sen çok yaşamazsın bu zihniyetle..
bir şey sorabilir miyim?

''allah'' korkar mı? '' ...korktuk.'' bkz: kuran

her türlü noksanlıktan münezzeh olduğunu iddia ediyorsunuz da ondan soruyorum.

sizi cesarete ve düşünmeye ve sorgulamaya davet etsek, kötü bir şey mi istemiş oluyoruz?
düşünelim, sorgulayalım lütfen!
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
10,423
Tepki puanı
755
Düşünce
Sünni
bir şey sorabilir miyim?

''allah'' korkar mı? '' ...korktuk.'' bkz: kuran

her türlü noksanlıktan münezzeh olduğunu iddia ediyorsunuz da ondan soruyorum.

sizi cesarete ve düşünmeye ve sorgulamaya davet etsek, kötü bir şey mi istemiş oluyoruz?
düşünelim, sorgulayalım lütfen!
Ayette yer alan ve “korktuk” diye meal verilen “HAŞİNA” kelimesi hakkında “ilim, kerahet, korku”olmak üzere üç yorum yapılmıştır:

Birincisi: Buradaki korkudan maksat bilgidir / ilimdir ve Hızır için kullanılmıştır. Buna göre Hz. Hızır Diyor ki: “Bu çocuğun onları ileride azgınlığa ve küfre sürükleyeceğini -Allah’ın bildirmesiyle- bildim...”

İkincisi:
Buradaki “korktuk”tabiri, Allah için kullanılmıştır. Buna göre Hz. Hızır diyor ki: “Allah, bu çocuğun onları ileride azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktu...”Buradaki korku ifadesi, -insanların düşünce dünyalarına hitap eden- bir mecazdır.

Üçüncüsü:
Ayetteki haşyet / korku kavramı, kerih (hoş karşılamama) anlamında kullanılmıştır. Ve yine bunu kerih gören kişi Hz. Hızır’dır. (krş. Maverdi, ilgili ayetin tefsiri)
 

kavak

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
2,753
Tepki puanı
984
Düşünce
Ateist

kavak

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
2,753
Tepki puanı
984
Düşünce
Ateist
Ayette yer alan ve “korktuk” diye meal verilen “HAŞİNA” kelimesi hakkında “ilim, kerahet, korku”olmak üzere üç yorum yapılmıştır:
Birincisi: Buradaki korkudan maksat bilgidir / ilimdir ve Hızır için kullanılmıştır. Buna göre Hz. Hızır Diyor ki: “Bu çocuğun onları ileride azgınlığa ve küfre sürükleyeceğini -Allah’ın bildirmesiyle- bildim...”
İkincisi:
Buradaki “korktuk”tabiri, Allah için kullanılmıştır. Buna göre Hz. Hızır diyor ki: “Allah, bu çocuğun onları ileride azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktu...”Buradaki korku ifadesi, -insanların düşünce dünyalarına hitap eden- bir mecazdır.
Üçüncüsü:
Ayetteki haşyet / korku kavramı, kerih (hoş karşılamama) anlamında kullanılmıştır. Ve yine bunu kerih gören kişi Hz. Hızır’dır. (krş. Maverdi, ilgili ayetin tefsiri)
Hah hah ha.............
Demek ki neymiş?!:akay:
Paramparçasınız, paramparça.
Sonra de burada çadır kurup, "Aman da benim dinim, kitabım şahane, tanrım çok yakışıklı" minvalinde sabahtan akşama kadar İslam misyonerliği yapıyorsunuz. Yahu, şu taptığınız tanrı derdini sizlere dahi anlatamamış, bizleri mi kekleyebilecek?
 

6lack de Furor

☆☆
Senato Üyesi
Mesajlar
775
Tepki puanı
322
Düşünce
Ateist
Hey Muvahhid @Muvahhid , Muhammed'in karılarıyla ilgili bir konu açıldı. Aratıp, oku onu. Alemdar açmıştı zannedersem.
 

Muvahhid

Üye
Mesajlar
136
Tepki puanı
26
Düşünce
Muvahhid
Hey Muvahhid @Muvahhid , Muhammed'in karılarıyla ilgili bir konu açıldı. Aratıp, oku onu. Alemdar açmıştı zannedersem.
Kardeşim, sorguluyorsan sorgula bunun sadece sana faydası -inşaAllah- yada zararı -mazaAllah- olur. Ama saygı duymak zorundasınız. Hoş değil...
 

Muvahhid

Üye
Mesajlar
136
Tepki puanı
26
Düşünce
Muvahhid
Hah hah ha.............
Demek ki neymiş?!:akay:
Paramparçasınız, paramparça.
Sonra de burada çadır kurup, "Aman da benim dinim, kitabım şahane, tanrım çok yakışıklı" minvalinde sabahtan akşama kadar İslam misyonerliği yapıyorsunuz. Yahu, şu taptığınız tanrı derdini sizlere dahi anlatamamış, bizleri mi kekleyebilecek?
Kardeşim, kimsenin misyonerlik yaptığı yok. Arapça sarf-nahiv, sebeb-i nüzulu bilmeden konuşmanın manası da yok.

Ayetteki “bildik / korktuk / kerih gördük” ifadesi çoğul kalıbı olmakla beraber birinci tekil şahıs anlamında kullanılmıştır.

Aslında surede yer alan üç konu hakkında Hz. Hızır’ın farklı ifadeler kullanması dikkat çekicidir.

Mesela: Hz. Hızır geminin durumunu anlatırken: “(Evvela, o gemi, denizde çalışan birtakım fakirlere ait idi.) Ben onu kasden bir miktar zedeledim.” diyor. Doğrudan işi kendisine nispet ediyor.

Buna mukabil, bir kişiyi öldürme işi, hem icad hem zahir şartlara göre insana isnat edilmeyen bir olay olduğundan; bu konuyu kendisine bildiren Allah’ın emri dairesinde bunu yaptığını seslendirmek için “Biz korktuk ki...” ifadesine yer verilmiştir. Buradaki “Biz” -tazim için değil-, tevazu için kullanılmıştır.

Duvardaki hazine meselesini anlatırken, Hz Hızır, konu tamamen Allah’ın lütuf ve merhametinin eseri olduğu için, bunu öne çıkarma adına kendinden söz etmiyor ve sadece Allah’ın rahmet dolu rububiyetini nazara veriyor. Konuşan kişi Hızır (a.s) olduğundan mütevellid, ayetlerden korktuk, zedeledim gibi ifadeler yer alıyor.
 

Muvahhid

Üye
Mesajlar
136
Tepki puanı
26
Düşünce
Muvahhid
Cesarete, düşünmeye, sorgulamaya açığız fakat saygı çerçevesinde...
 

Muvahhid

Üye
Mesajlar
136
Tepki puanı
26
Düşünce
Muvahhid
Nasıl yani, Muhammedin cesedi çürüyüp toprak olmayacak mı?
Kanıtlayabilir misin, yoksa işkembeden mi salladın?


Burada ne demek istedin?
Lütfen Bilal´e anlatır gibi açıklayıver...
Hz. Peygamber (asm) ashabın hayret ederek sordukları bu soruya, yeryüzünün nebilerin cesetlerini çürütemeyeceğini, söyleyerek karşılık vermiştir. Bu, peygamberlerin kabirlerinde diri olduklarından kinayedir. Elbette bu tamamen Cenab-ı Hakk'ın kudreti dahilinde harikulade bir haldir. Bunu Hz. Peygamber böyle haber vermiştir. Mü'min böyle inanır. Gerçi zannî delille sabit olduğu için inkârı küfrü gerektirmez ama, hiçbir şey kazandırmayacağı gibi çok şeyler kaybettirir.
 

kavak

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
2,753
Tepki puanı
984
Düşünce
Ateist
Hz. Peygamber (asm) ashabın hayret ederek sordukları bu soruya, yeryüzünün nebilerin cesetlerini çürütemeyeceğini, söyleyerek karşılık vermiştir. Bu, peygamberlerin kabirlerinde diri olduklarından kinayedir. Elbette bu tamamen Cenab-ı Hakk'ın kudreti dahilinde harikulade bir haldir. Bunu Hz. Peygamber böyle haber vermiştir. Mü'min böyle inanır. Gerçi zannî delille sabit olduğu için inkârı küfrü gerektirmez ama, hiçbir şey kazandırmayacağı gibi çok şeyler kaybettirir.
Zırva!
Birileri çürümeyecegini uydurmuş, senin gibiler de körü körüne inanır.
Bunu yapacağınıza, gidip mezarını açın!
 
Üst