Hz. Muhammed’in Ölüm Nedeni Neden Hep Gizli Tutulmuştur?

Orhan Yolcu

☆☆☆☆
Yönetim Kurulu Başkanı
Mesajlar
548
Tepki puanı
380
Düşünce
Agnostik
Bu konuda birkaç ayet var, hem onlardan örnekler vereyim, hem de bu arada niye ölüm nedeni gizlenmek istenmiş; bunun da sebebini irdeleyeyim.

a) “Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır. Allah’a ortak koşanlar hoşlanmasalar bile, o kendi dinini, bütün dinlere üstün kılmak için, peygamberini hidayetle ve hak dinle gönderendir.” (410) Bu ayetlere göre Hz. Muhammed’e Kur’an geldikten sonra bu din hem nitel, hem de nicel olarak dünya hâkimi olmalıydı; ama maalesef böyle olmamıştır. Nerede bir İslam ülkesi varsa hep üçüncü dünya ülkeleri statüsündedir. Sayı olarak da Hıristiyanlık dünyada bir numaradır!

b) “Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni duyur. Eğer bunu yapmazsan peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır.” (411) Bu ayeti sunmaktan kastım son cümleciktir: Hani Allah seni insanlardan korur diyor. Fahrettin er-Razi bununla ilgili şu ilginç açıklamayı yapıyor. Eğer ayette geçen, “Allah seni insanlardan koruyacaktır” cümlesi ile Hz. Muhammed’in Uhud’da yüzünün yarılıp dişinin kırılması arasındaki çelişki nasıl giderilir diye bir soru sorulacak olsa, buna iki şekilde yanıt verilebilir diyor.

Birincisi, ayetten maksat, insanlar ne yaparlarsa yapsınlar seni öldüremeyeceklerdir demektir; ancak öldürülme dışında, yaralama ve diğer tüm belaları senin başına getirebilirler diyor.

İkincisi ise, bu ayet/cümle Uhud harbinden sonra inmiştir. Dolayısıyla o zaman Allah henüz Muhammed’e koruma sözünü vermemişti diyor! Burada konuyu biraz açmakta fayda var. Yine Er-Razi’den özetleyeyim. Uhud harbinde Abdullah b. Kumey’e el-Harisi, Muhammed’in dişini kırıyor, ayrıca yüzünü de yaralıyor. Muhammed’in yanındaki koruması Mus’ab b. Umayr onu korumak isteyince, Abdullah onu öldürüyor. O zannediyor ki öldürülen Muhammed’in kendisidir. İşte bu olup bitenler bağlamında Al-i İmran suresinden bir ayet gelir/oluşur. (412) Onun bir yerinde şu cümlecik var: “Eğer Muhammed ölür veya öldürülse geri mi döneceksiniz/ İslamiyet’i terk mi edeceksiniz?” diyor.

Bu ayete göre eğer onun öldürülmesi mümkün olmasaydı bu ifade kullanılmazdı deniliyor. İşte burada Razi, o zaman Allah henüz Muhammed’e koruma sözünü vermemişti; daha sonra oluşan Maide 67. ayetiyle artık bu konuda söz veriyor: Ne yaparlarsa yapsınlar sana bir şey yapamayacaklar diyor. Burada ilginç bir olay var. Uhud harbinde Müslümanların sancağını alan Mus’ab b. Umeyr sağ kolunu kaybedince sancağı sol tarafına alır. Bu arada Muhammed’in yaralandığı, hatta vurulduğu haberi yayılınca bu adam, az önce ayet olarak verdiğim “Eğer Muhammed ölür veya öldürülse geri mi döneceksiniz?” sözünü söylüyor, tabii ki o aynı zamanda Muhammed’in yanındaydı ve onun korumasıydı. Yani Muhammed’in kendisi bu sözü duyuyor. İşte bundan sonra bu söz ayet olarak ortaya çıkıyor. Bunu, bu şekilde Suyuti kendi tefsirinde anlatıyor. (413) Çok zeki bildiğim er-Razi’nin bu açıklamasına gülmemek elde değil.

c) “Hani sen mü’minlere, “Rabbinizin, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?’ diyordun. Evet, sabrettiğiniz ve Allah’a karşı gelmekten sakındığınız takdirde; onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size yardım eder.” (414)

d) “Hani Rabbinizden yardım istiyor, yalvarıyordunuz. O da, “Ben size ard arda bin melekle yardım ediyorum’ diye cevap vermişti? (415)

İşte ortalıkta bu gibi yardım ve garanti ayetleri var iken, buna rağmen Muhammed’in öldürüldüğü söylenirse o zaman ayetlerin bir anlamı kalmaz. O yüzden hep gizli tutulmak istenmiştir.

Hadislerden de bir örnek vereyim. Hatırlanacağı gibi Hz. Muhammed bir savaş dönüşünde, “Ben silahımı ağaca asıp uzanmıştım/hatta uykuya dalmıştım. Düşman tarafından biri, elinde silahıyla meğerki yanıma gelip kılıcımı almış başımda duruyordu. Bana seslendi: Kim bugün seni elimden kurtarır diye! Ben de Allah dedim. Sonunda adam donakaldı, bana bir şey yapamadı ve bu olup bitenlere karşı teslim oldu” diyor. Bu, Buharı ve Müslim gibi kaynaklarda anlatılıyor. (416)

İşte az önceki ayetler gibi benzer hadisler de var iken, çelişki olmasın diye ölümü hakkındaki bilinmeyenler açıklanmamıştır. Bu konuda kanıt olarak daha fazla ayet ve hadis göstermek mümkün; ancak sanırım bu kadarıyla mesaj anlaşılıyor. Bunu daha fazla uzatmayacağım.

Dipnot:
410) Tevbe, 32.33.
411) Maide, 67.
412) Al-i İmran, 144.
413) Suyuti, Dürrü’l Mensur, Ali İmran, ayet,144.
414) Al-i İmran, 124-125.
415) Enfal, 9.
416) a- El’Lü’lüü ve-l Mercan, no: 1470.
b- Buhari, Megazi, Beni Müstalık gazası
c- Müslim, Fedail kısmında.

Arif Tekin, Bilinmeyen Yönleriyle Hz. Muhammed’in Ölümü, s.345-348
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
974
Tepki puanı
355
Düşünce
Ateist
Muhammed'e hazret demek bence yanlış. Bu hazret lafını silmemiz ortadan kaldırmamız lazım. Burada kimse Muhammed deyince haaa bizim sınıftaki sümüklü Muhammed mi demeyecektir. Muhammed deyince kimin kastedildiği apaçıktır. O yüzden hazreti takısı koymaya hiç gerek yok bence.

Aynı şey Kuran için de geçerli. Kuranı Kerim demeye gerek olmadığı gibi bunun kutsallaşmasına hizmet etmek oluyor. Bunu Kuran diye büyük harfle başlatarak yazınca bunun haaa şu benim bilgisayara Windows kuran mı kimse demez.

Ramazan şerif hakeza. Bunları kutsallaştırmaya hizmet edip bilinçaltı Müslümanı olmamamız gerekiyor diye düşünürüm ben. Benim düşüncem ama doğru olduğunu sanıyorum ve önem veriyorum.
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
974
Tepki puanı
355
Düşünce
Ateist
Doğrusu Muhammed'i yaşadı kabul etmek oldukça cazip, bunu inkar edemeyeceğim. Çünkü hadis kitaplarında çizilen Muhammed portresi eleştirilmeye, yerden yere vurulmaya o kadar müsait ki, bunları okuduğu zaman insanın bu adamı kıyasıya eleştiresi, yerden yere vurası, ipliğini pazara çıkarası geliyor.

Kadın düşkünlüğünden tut, gelinini yatağa atabilmek için evlatlık kurumunu yok edecek kadar büyük bir cinayete imza atması, anne babasını kaybeden çocukları bir daha ömürleri boyunca hiç kimseye anne baba diyememeye mahkum etmesi ve bu vahim cinayeti sırf gelinine sulandığı için işlemesi... Yani bunlar gerçekten yerden yere vurulacak ağır suçlar. Sadece kısaca örnekledim. Daha söylenen çok şey var.

Öte yandan Kuran'ı yazan ekibin bunu bu Kuran Allahtan işte buna indi diye bunu göstererek kullanmış olmaları ve tepe tepe kullanıp, Mekke iktidarına yaranmaya çalıştığında kölelerini azarlar gibi azarlamaları, bizim söylediğimizin dışında kafandan ayet "indirir"sen senin gırtlağını koparırız diye tehdit etmeleri... Seni biz adam ettik biz, bir hiçtin seni peygamber diye lanse edip adam ettik diye başına kakmaları... Kullanılıp işi bitip Mekke ele geçirilince de Medine'ye geri sürgüne yollayıp orada zehirleyip öldürtmeleri... Ölürken kağıt kalem isteyince Ömer'in istemez sayıklıyor diye engel olması...

Yani bütün bu hikayeleri konuşmanın son derece cazip olduğunu kabul ediyorum. Bu adam dedikodusu yapılmak yerden yere vurulmak için biçilmiş kaftan gibi görünüyor gerçekten. Şimdi doğruya doğru. Hayır şimdi Mekke Muhammed'in sılası, özlemi, çocukluğu, yandığı hasreti. Nasıl olur da Medine'ye geri gönderilir? Burada çok büyük bir soru işareti yok mu? Bunun apaçık anlamı sürgündür. Yani bu hikayelerin doğru olduğuna insanın gerçekten inanası geldiğini kabul ediyorum. "Muhammed yaşamadı"cı olmama rağmen!
 

Orhan Yolcu

☆☆☆☆
Yönetim Kurulu Başkanı
Mesajlar
548
Tepki puanı
380
Düşünce
Agnostik
Hz. Muhammed yazmamın sebebi, Arif Tekin den alıntı yaptığım içindir. O kitabında öyle yazmış. Bende nokta değiştirmeden burada yayınladım. Sitede bulunsun diye.
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
974
Tepki puanı
355
Düşünce
Ateist
Aslında akla gelecek bir konu daha var. O da şu:

Böyle bol keseden hayatını koruma garantileri vermenin nedeni, Muhammed'in zaten hiç yaşamamış olması olabilir mi? Zaten hiç yaşamamış ki ölse!

Yani bu; Mekke zaten hiç elden çıkmamışken Mekke fethedilecek ya da Konstatiniye'yi almak stratejik hayati bir önem arzetmeye başlayınca Konstantiniye'yi zapteden kumandan ne güzeldir filan demeye başlamak gibi.

Ya da zaten bir Bizans bir İran galip gelirken, e doğal yani, ikisi de güçlü devlet, yenişemiyorlar, Rumlar yenildi ama yine yenecekler diye kahinlik taslamak gibi.

Bir de tarihin en güçlü devletlerinden biri olan ve Romalılarla Yunanlılarla sürekli savaşan İranlıların İslama girince bir hiç olmaları dikkat çekici.
 
Üst