Hz. Muhammed'in peygamber olduğunun kanıtları

Hype

☆☆
Yazar
Mesajlar
229
Tepki puanı
295
Düşünce
Nihilist
Mekke'de İslami yayarken buna inanlar öldürülüyor ne haltsa buna bir şey olmuyor.
 

selsebil

Yazar
Mesajlar
69
Tepki puanı
7
Düşünce
Sünni
Mekke'de İslami yayarken buna inanlar öldürülüyor ne haltsa buna bir şey olmuyor.
O'nun arkasında Ebu Talip ve Kureyş vardı ama en sonunda onları da dinlemeyip evine baskın yaptıklarında Peygamber birkaç saat önce Mekkeyi Ebubekir ile terk etmişti. İslam tarihi okumadan eleştiriye girişmemelisin, komik duruyor.
 

Tiglath

ll ☆
Yazar
Mesajlar
1,076
Tepki puanı
641
Düşünce
Ateist
Güya yüz bin kişi ile veda haccı yapılmış. O çağ için muazzam bir olay ama ne gören olmuş, ne duyan! Yahu eş zamanlı kaydı nasıl olmaz bunun? İmkansız.
 

kavak

Vl ☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
5,718
Tepki puanı
3,033
Düşünce
Ateist
Dönemin kütük kayıtlarına bakalım istersen? Devlet arşivleri internet üzerinden de yayınlanıyordu o zamanlar :tay:
Bence iyi fikir, git bir bak...
İslamdan daha eski uygarlıklarda duvarlara, taşlara ve kilden tabletlere çivi yazısı ile yazmışlar.
Adamlar biranın(!) tarifini ve para yerine geçtiğini bile kayda almışlar. 8-)
Ve bunlar günümüze kadar gelmiştir.
Demek mümkünmüş.
Muhtemelen İslamın yeşerdigi diyarda, taş, duvar ve toprak falan yoktu herhalde.
Çivinin(!) olmadığı kesin gibi; yani çivinin olmadığı yerde yazı mı olurmuş?! :ggsy:
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

selsebil

Yazar
Mesajlar
69
Tepki puanı
7
Düşünce
Sünni
Bence iyi fikir, git bir bak...
İslamdan daha eski uygarlıklarda duvarlara, taşlara ve kilden tabletlere çivi yazısı ile yazmışlar.
Adamlar biranın(!) tarifini ve para yerine geçtiğini bile kayda almışlar. 8-)
Ve bunlar günümüze kadar gelmiştir.
Demek mümkünmüş.
Muhtemelen İslamın yeşerdigi diyarda, taş, duvar ve toprak falan yoktu herhalde.
Çivinin(!) olmadığı kesin gibi; yani çivinin olmadığı yerde yazı mı olurmuş?! :ggsy:
Peygamber zamanında çivi yazısı kalkmıştı, yazılar parşömenlere veya derilere veya kemikler üzerine yazılıyordu.
 

kavak

Vl ☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
5,718
Tepki puanı
3,033
Düşünce
Ateist
Peygamber zamanında çivi yazısı kalkmıştı, yazılar parşömenlere veya derilere veya kemikler üzerine yazılıyordu.
Bunlar elbette senin hüsnü kuruntuların!
Kemikmiş...taşmış...derimiş...miş!
İslam tarihi sittin seneler sonra yazılmıştır. Git yazarlarının doğum/ölüm tarihlerine bak!
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

FİLEozof

☆☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
1,150
Tepki puanı
501
Düşünce
Panteist
Muvahhidler hadislere ve rivayetçi İslam Tarihine güvenmeme konusunda haklı.
Sunni ve Şii kesim ise gerekliliği konusunda haklı.
Bu durum garip bir çıkmaz.

1. Video


2. Video

1. Videonun başkan kısmı çok iyi ya :D
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

FİLEozof

☆☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
1,150
Tepki puanı
501
Düşünce
Panteist
Muvahhidler hadislere ve rivayetçi İslam Tarihine güvenmeme konusunda haklı.
Sunni ve Şii kesim ise gerekliliği konusunda haklı.
Bu durum garip bir çıkmaz.

1. Video


2. Video

1. Videonun başkan kısmı çok iyi ya :D
“2. videonun başkan...” şeklinde olacak.
 

selsebil

Yazar
Mesajlar
69
Tepki puanı
7
Düşünce
Sünni
Ben senin az önce tarif ettiğin Muhammed’in geçtiği bir kaynak istiyorum.
MHMD şeklinde değil.
Linkini verdiğim yazıdan alıntı yapıyorum: British Library’da bulunan ve 635 yılında Thomas the Presbyter tarafından yazılan yazıtlara göre Romalılar ve Hz. Muhammed’in Arap ordusu 634 yılında savaştılar ve Araplar Romalıları yendi.[1] Tarihçiler bu savaşa Dathin savaşı diyor.[2] Bu belgelerde “Muhammed’in Arapları” diye açıkça Peygamberin ismi ve Bizanslıları mağlup edişleri belirtilmiştir.

KAYNAKLAR
  1. W. Wright, Catalogue Of Syriac Manuscripts In The British Museum Acquired Since The Year 1838, 1872, Part III, Printed by order of the Trustees: London, No. DCCCCXIII, pp. 1040-1041.
  2. A. Palmer (with contributions from S. P. Brock and R. G. Hoyland), The Seventh Century In The West-Syrian Chronicles Including Two Seventh-Century Syriac Apocalyptic Texts, 1993, op. cit., p. 19, note 119; Also see R. G. Hoyland, Seeing Islam As Others Saw It: A Survey And Evaluation Of Christian, Jewish And Zoroastrian Writings On Early Islam, 1997, op. cit., p. 120, note 14.
 

DemoKratos

Vll ☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
6,109
Çözümler
1
Tepki puanı
3,460
Düşünce
Ateist
Muhammed Hristiyan Araplarca İsa'ya verilen bir sıfattı. Bunu isim haline getirip yeni bir peygamber yarattılar ve buradan yeni bir din yarattılar.

Çünkü Hrist dini çok yumuşak görünüyordu. Bununla dağınık Arap kabilelerini bir yumruk, bir otorite, bir ceberut altında toplamak olası görülmüyordu. Hrist dininde şeriat bile zorunlu değildi. İstemezsen uymamakta serbesttin. E bununla yumruğu nasıl vuracaksın da dağınık Arap kabilelerini hizaya sokacaksın?

Olmayacağı belli. Biraz şöyle sert bir otorite gerekiyordu. Öyle tokat atana öbür yanağını çevir ile olmayacağı belli.
 

FİLEozof

☆☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
1,150
Tepki puanı
501
Düşünce
Panteist
Linkini verdiğim yazıdan alıntı yapıyorum: British Library’da bulunan ve 635 yılında Thomas the Presbyter tarafından yazılan yazıtlara göre Romalılar ve Hz. Muhammed’in Arap ordusu 634 yılında savaştılar ve Araplar Romalıları yendi.[1] Tarihçiler bu savaşa Dathin savaşı diyor.[2] Bu belgelerde “Muhammed’in Arapları” diye açıkça Peygamberin ismi ve Bizanslıları mağlup edişleri belirtilmiştir.

KAYNAKLAR
  1. W. Wright, Catalogue Of Syriac Manuscripts In The British Museum Acquired Since The Year 1838, 1872, Part III, Printed by order of the Trustees: London, No. DCCCCXIII, pp. 1040-1041.
  2. A. Palmer (with contributions from S. P. Brock and R. G. Hoyland), The Seventh Century In The West-Syrian Chronicles Including Two Seventh-Century Syriac Apocalyptic Texts, 1993, op. cit., p. 19, note 119; Also see R. G. Hoyland, Seeing Islam As Others Saw It: A Survey And Evaluation Of Christian, Jewish And Zoroastrian Writings On Early Islam, 1997, op. cit., p. 120, note 14.
Yazık! Gene anlamamışsın.
Herkes gider Mersin’e...
 

FİLEozof

☆☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
1,150
Tepki puanı
501
Düşünce
Panteist
Şimdi kendinizin peygamberlik iddiası ile ortaya çıkmış yalancı biri olduğunuzu düşünün.

İnsan neden böyle bir yalana ihtiyaç duyabilir?
  • Kendisine sosyal statü sağlamak, zengin olmak, reis olmak, saygı duyulmak, rahat etmek gibi sebepleriniz olacaktır.
  • Allah’ı kendi yalanınıza bulaştırma potansiyeliniz olduğuna göre aslında çok bencil, geleceği düşünmeyip peşin rahat isteyen, kendi keyfini her türlü ahlaki değer ve adalet kuralının üstünde tutan biri olmanız gerekir. Çünkü Allah adına yalan söylüyorsanız aslında Allah’a inanmamanız gerekir.
  • Eğer Allah’a inanmıyorsanız neden başkalarının çıkarlarını kendi çıkarları gibi görmek olan ahlaki değerlere saygı duyasınız? Sizden hesap soracak biri yoksa Dünya’nızı olabildiğince keyif verici ve sıkıntıları azaltıcı bir yere döndürmek istersiniz.
  • Eğer iddia etiğiniz yalancı peygamberliğiniz bunları size karşılamıyorsa üstüne üstlük size sıkıntılar, belalar, canınıza kast eden düşmanlar, sizi yurdunuzdan rahatınızdan eden düşmanlar oluşturuyorsa yalancılıkla kâr edeyim derken zarara girdiğinizi fark edersiniz ve bu oyunu fazla sürdürmek istemezsiniz.
  • İnsanları kendinize kul ve köle yapmak, herkesi kendi rahatınız için çalıştırmak istersiniz.
  • En iyi siz yiyip içmeli, en iyide siz giyinmelisiniz. Yoksa sıkıntı çekmenin bir anlamı kalmaz.

Şimdi Hz Muhammed’e bu açılardan bir bak:

  • Elçi olduğunu açıkladıktan sonra 13 yıl boyunca Mekke’de sadece eziyet gördü. Ona inananlarda kaçırılıp şehit ediliyorlardı. Kendisinin ise can güvenliği yoktu. 3 yıl Müslümanlar boykot edildi ve hepsi açlıktan ölecek düzeye geldi. Yerden buldukları deri parçalarını ve ağaç kabuklarını yemek zorunda bırakıldılar. Peygamberimiz zorluklardan bıkıp vaz geçti mi? Hayır vaz geçmedi. Yalancı biri ne yapardı? O’nun yaşadıklarının binde birini yaşasaydı hatta ilk ciddi zorlukta vaz geçerdi.
  • Tarih kayıtları Mekkeli müşriklerin O’na reislik ve istediği kadar kadın teklif ettiğini yazar. Peki, rahatını isteyip reislikte gözü olsaydı bu teklifi reddedip sıkıntıların her geçen gün arttığı hayata döner miydi? Dönmezdi. Ama rahatı ve reisliği değil sıkıntılı hayata geri dönmeyi tercih etti.
  • Peygamber rahatını bırakıp ta günde 5 defa namaz kılmayı kendisine ve inananlara farz kıldı. Üstüne üstlük sadece Peygambere farz olmak üzere birde gece namazı ayeti geldi ve her gece sabaha kadar inanmadığı bir namazı kıldı (!) Sabah namazına kalkmak bile rahatını terk etmek olduğu halde O geceleri bile uyanıp namaz kılardı. Oysaki en azından sabah namazını söylemeyip geceleri tatlı tatlı uyusaydı, zaten gün boyunca yeterince düşman ve sıkıntılar O’nu bekliyordu. Yok hayır öyle yapmadı, O’nun yüzü hep Yaratıcıya dönüktü. Bizler Müslüman olduğumuz halde O’nun bu yaptıklarını yapamıyorsak, bir düşünün bakalım.
  • Peygamber normal zamanlarda namazını terk etmediği gibi savaş zamanlarında da terk etmemiştir. Peki, can boğaza dayandığı böyle zamanlarda en azından namazı değil de canını düşünmesi gerekmez miydi? Ama öyle de yapmadı, hep namazını düşündü.
  • Namazı geçtim, bu insan kendisine orucu neden emretti? Rahatına düşkün sefil bir yalancı bir öğün yemek yemese sinir krizleri geçirdiği halde bu insan bazen aralıksız 3 gün bir şey yemeden oruç tutardı. Rahat etmek için reis olmayı isteseydi neden bedevi reisleri gibi bir eli yağda bir eli balda yaşamadı.
  • Elçi olduğunu ilan ettiğinde zaten zengin iken bütün servetini İslam için harcayıp sonunda kalkanını bile bir Yahudi de borç karşılığı rehin bırakmış bir halde vefat etti. Neden kimseden gelen yardıma tenezzül etmedi, neden kendine zekât ve sadaka kabul etmeyi haram kıldı, neden güçlü olduğu halde düşmanlarının mallarına el koyma yoluna gitmedi ve hep adaletli davrandı?
  • Ona ve Müslümanlara etmediği zulümleri bırakmayan Mekke’yi ele geçirdiği zaman neden insanlardan intikam almadı? Peygamber olmayan bir insan ancak bir peygamberin gösterebileceği bu olgunluğu ve sabrı ne kadar gösterebilirdi?
  • Bedir savaşında 313 kişi ile 1000 kişinin üstüne yürür müydünüz? Uhud savaşında 700 kişi ile 3000 kişinin üstüne gider miydiniz? Ordu derseniz az, düşman derseniz 3-4 katı. Mantığınızı kullanırsanız öldürülmeniz kaçınılmaz. O’nu bu kadar kendinden emin yapan neydi?
  • Cahil bedevi toplumları eğitmek deveye hendek atlatmaktan zordur. 23 senede o en cahil ve karanlık toplumu Dünya’nın en iyi bilgeleri, en adaletli ve ahlaklı insanları yapmıştır. Siz ömrünüzde 2 kişiye bile sigarayı veya içkiyi bıraktırabildiniz mi? Oysa Hz Peygamber o toplumdan zinayı, içkiyi, yalanı, dolandırıcılığı, haksız yere adam öldürmeyi ve daha nice kötü adetleri kaldırdı ve yerlerine adaleti, yoksullara yardımı, insan eşitliğini, kardeşliği, dürüstlüğü getirdi. Siz yalancı olsaydınız kendinizde olmayan bu özellikleri topluma bir karakter olarak aşılayabilir miydiniz?

Şimdi Sahabeler açısından düşünün:

  • İçlerinde azıcık şüphe duysaydılar O’nun arkasından gidip te mallarını Mekke’de bırakıp canlarını tehlikeye atarlar mıydı?
  • İnanmadıkları bir kişi için savaşlara girip şehit olurlar mıydı?
  • Savaşta babasıyla, kardeşiyle karşılaşacağını bildiği halde o savaşa giderler miydi?
  • Peki, peygamberin her halini hareketini inceden inceye dikkatle takip eden insanlar en ufak bir kusurunu görseydi O’na inanırlar mıydı?
  • Peki, siz yalancı bir peygamber olsaydınız hayatınızın sonuna kadar her hareketiniz peygamberliğe uyacak olgunlukta ve bilgelikte olabilir miydi? Olmadığınız bir insanın taklidini yaparak insanları ne kadar süre kendinize inandırabilirdiniz? Oysa ki insanların etrafınızdan dağılması için bir gün tek bir yerde gerçek yüzünüzü göstermeniz yeterli iken.
  • Hz Peygamber sahabelerine kendini bir Tanrı olarak tanıtmadı. Yalancı bir peygamber bu zorlukları aşıp bu mertebeye gelseydi insanlara kendine tapmasını emretmez miydi? Oysa O kendinin de sizler gibi bir insan ve kul olduğunu anlatıp durdu? “Kuru ekmek yiyen bir kadının oğluyum ve Allah’ın kuluyum” dedi. Bir kral veya Tanrı değil, hep bir kul olarak yaşadı. Hem de kulların en içteni.

Allah aşkına kafanızı kullanın biraz. Bu insanın her hali ben Allah’ın elçisiyim demiyor mu?
“Kütük ağlıyorduuuu! Ühü ühüüü!
Peygamber efendimiz (s.a.v.) ayı ikiye yardııı! Hadi bunu da açıklayın atayistlerrr!” desen daha güzel olurdu. :D
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
13,085
Tepki puanı
967
Düşünce
Sünni
O çölde gördüğün şey seraptı. Yaklaştıkça yok olduğunu fark edeceksin. ~Karmati
Yahu bu Muhammed’i gören var mı? Kendisinin yaşadığı varsayılan döneme ve kendine ait bir tek eş zamanlı kanıt yok. Bu kadar önemli bir adamı görüp, inanıp adını dağlara, taşlara, sayfalara kimse yazmamış. Niye ki?
VI. yüzyıl Bizans felsefecisi İskenderiyeli Stephen tarafından yazılan, Horoscope adlı eserinde, 620'li yıllarda Arap tüccardan işittiği alıntıyı nakleder: ”İsmailoğullarından Kureyş kabilesine bağlı, 620’li yıllarda, adı Muhammed olan ve peygamber olduğunu iddia eden bir adam ortaya çıkmıştır.” ( Robert Hoyland, Seeing Islam as others saw it, s. 304)

Presbyter Thomas'ın el yazmasından:

"7 Şubat Cuma günü (634) dokuzuncu saatte, Gazze'nin on iki mil doğusunda Filistin'de Romalılar ve Muhammed Arapları (tayyaye d-Mhmt) arasında bir savaş vardı"

Suriye-Mezopotamya coğrafyasının batı bölgelerinde yaşayan Süryanilerin eserleri

1-Arap Kralları Listesi


Hz. Muhammed’den başlayıp Emevî Halifesi Velid b. Abdülmelik’e (hilâfeti: 86- 95/705-715) kadarki halifelerin, hilâfet sürelerini içeren bir listedir. (Brock, “Syriac Sources for Seventh Century History”, 19.)

British Museum’da (Add. 17193, vr. 17) bulunan metin, Land tarafından yayımlanmıştır. (J. P. N. Land, Anecdota Syriaca (Leiden 1868), 2: 11)

Ayrıca Nau, “712-716 Yıllarına Ait Tarihi Kayıtlar” üzerine yaptığı çalışmasında bu yazmaya atıf yapmış ve metni Fransızcaya çevirmiştir(Nau, “Un Colloque du Patriarche Jean Avec l’Émir des Agaréens”, Journal Asiatique 11, sy. 5 (1915): 226 (1. dipnot).)

2-Anonim Kronik (724’e Kadar)

Yazarı belli olmayan eser, kısa bir dünya tarihidir. Eserin sonunda Hz. Muhammed’in hayatından kısaca bahsedilmekte ve Yezid b. Abdülmelik’e (hilâfeti: 101-105/720-724) kadar halifelerin isimleriyle görev süreleri liste halinde verilmektedir. Bu sebeple batıda, Liber Calipharum (Halifeler Kitabı) olarak şöhret bulmuştur. (Kronik hakkında bkz. Duygu, Süryani Tarih Yazıcılığı, 87; Brock, “Syriac Sources for Seventh Century History”, 19-20; a.mlf., “Syriac Historical Writing”, 9; Witakowsky, “Historiography, Syriac”, 201.)

British Museum’da (Add. 14643, vr. 1-57) mevcut olan eser; önce Land tarafından 36- 57. varaklar arasını kapsayacak şekilde neşredilmiş. (Land, Anecdota Syriaca, 1: 2-24.)

Bu liste Tannous tarafından ayrıca İngilizceye çevrilmiş ve internet üzerinden yayınlanmıştır.(Bkz. Tannous, “List of Caliphs Translation: A List of Caliphs from the Liber Calipharum”, erişim 13 Eylül 2017, http://syri.ac/ListCaliphsTranslation)

3-Mârûnî Kroniği

Günümüze ulaşmış son beş sayfası sayesinde kroniğin Müslümanları konu edindiği ve yedinci yüzyılın ortalarına kadar geldiği anlaşılmaktadır. Eserin son sayfalarında Hz. Ali ile Muaviye arasında vuku bulan Sıffîn Savaşı’ndan (37/657) söz edilmektedir. Bu anlamda eser, Müslümanlardan bahseden en eski kroniklerden biridir(Kronik hakkında bkz. Duygu, Süryani Tarih Yazıcılığı, 82; Brock, “Syriac Sources for Seventh Century History”, 18-19; Brock, “Syriac Historical Writing”, 7; Witakowsky, “Historiography, Syriac”, 200.)

British Museum’da (Add. 17216, v. 2-14) korunan eserin Muaviye dönemini anlatan son kısmı Nöldeke tarafından Almanca’ya çevrilip metin ve yorumla birlikte yayımlanmıştır. (T. Nöldeke, “Bruchstücke Einer Syrischen Chronik über die Zeit des Mo‘âwija”, Zeitschrift der Deutschen Morgenländischen Gesellschaft (ZDMG) 29 (1875): 82-98.)

4-Arapların İlerleyişine Dair Bir Kayıt

VI. yüzyıla ait bir İncil’in boş sayfasında Müslüman Arapların bölgedeki ilerleyişinden bahsedilmektedir. Metinde verilen tarihlerden olayların 630’lu yıllarda geçtiği anlaşılmaktadır. Bu da Suriye bölgesinde Hz. Ömer (634-644) zamanında gerçekleşen ilk İslâm fetihleriyle örtüşmektedir. British Museum’da (Add. 14461, v. 1) yer alan metin yakın zamanda Tannous, metnin İngilizcesini internet ortamında yayınlamıştır. (J. Tannous, “An Account of the Subjugation of Syria by the Arabs”, erişim 12 Eylül 2017, http://syri.ac/TannousSubjugationSyriaTranslation)

5-Anonim Kronik (775’e Kadar)

İslâmî dönemle ilgili olarak eserde; Abbâsî halifesi Mehdî (hilâfeti: 158-169/775-785) dönemine kadar halifelerin listesi ve birkaç kısa bilgi yer almaktadır. Yazması British Museum’da (Add. 14683, vr. 93-102) bulunan eser, Brooks tarafından yayımlanmış ve Latinceye çevrilmiştir.(“Şudo‘o d-Aykano İtayhun Dore w-Şarboto wa-Şnayo d-men Odom ‘damo l-Yawmono”, ed. E. W. Brooks, Chronica Minora III içinde (Leipzig 349-337 ,)1905. Latinceye çev. CSCO 6 (Scriptores Syri 6) içinde (1907), 265-275. Eser hakkında ayrıca bkz. Brock, “Syriac Sources for Seventh Century History”, 20; a.mlf., “Syriac Historical Writing”, 9.)

6-Anonim Kronik (819’a Kadar)

Eserin yaklaşık yarısı, İslâm tarihinin erken dönemine denk gelen VII ve VIII. yüzyıllarla ilgilidir ve yazarın ilgisi özellikle bu kısımda yoğunlaşmıştır. (Kronik hakkında bkz. Barsavm, Saçılmış İnciler, 344; Duygu, Süryani Tarih Yazıcılığı, 97; Brock, “Syriac Sources for Seventh Century History”, 21; a.mlf., “Syriac Historical Writing”, 13; Witakowski, “Historiography, Syriac”, 200-201.)

Sâsânî coğrafyasında yaşayan Süryanilerin Eserleri

1-Huzistan Kroniği


670-80 yıllarında yazıldığı düşünülmektedir. Müslüman fetihlerinden söz edilmektedir. (Kronik hakkında bkz. Brock, “Syriac Sources for Seventh Century History”, 23-24; a.mlf., “Syriac Historical Writing”, 25; Duygu, Süryani Tarih Yazıcılığı, 81-82; Witakowski, “Historiography, Syriac”, 202.)

2-Yuhanna (John) Bar Penkaye, Ktābā d-Riş Melle

VII. yüzyılda yaşamış olan Yuhanna 686’dan sonra, bir dünya tarihi olan Ktābā d-Riş Melle (ܠܐ̈ ܡ ܕܪܫ ܟܬܒܐ :ana olaylar kitabı) adlı eserini kaleme almıştır.(Eser hakkında bkz. Abûnâ, Âdâbü’l-Lüğati’l-Ârâmiyye, 281; Brock, “Syriac Sources for Seventh Century History”, 24; a.mlf., “Syriac Historical Writing”, 26; Duygu, Süryani Tarih Yazıcılığı, 82-84; Witakowski, “Historiography, Syriac”, 202.)

Eserde; Emevî halifeleri Muaviye (hilâfeti: 661-680) ve Yezid (hilâfeti: 680-683) döneminin olayları, Abdullah b. Zübeyr (ö. 692) ve Muhtar es-Sekafî’nin (ö. 687) faaliyetleri, savaşlar, esaretler, salgın hastalıklar, insanların günahkârlığı gibi dönem hakkında ilgi çekici detaylar görmek mümkündür.

VII. yüzyıl İslâm tarihi ile kesişen 14. kitabın sonu ve 15. kitabın tamamı daha sonra Brock tarafından İngilizceye çevrilmiştir. (S. B. Brock, “North Mesopotamia in the Late Seventh-Century: Book XV of John Bar Penkaye’s Ris Melle”, Jerusalem Studies in Arabic and Islam 9 (1987), 51-75)

Duygu bu bölümleri Türkçeye aktarıp yayımlamıştır. (Duygu, Süryani Tarih Yazıcılığı, 125-143.)
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
13,085
Tepki puanı
967
Düşünce
Sünni
O çölde gördüğün şey seraptı. Yaklaştıkça yok olduğunu fark edeceksin. ~Karmati
Muhammed’in yaşamadığına delil olarak kitaplar karıştırmaya gerek bile yok, aslında herşey açık.
Kendine vahyedilen kitabı yazdırmamış. İşte en büyük delil bu. Yahu kuran bile kendinden kitap olarak bahsediyor, insan buna uyanıp yazdırmaz mı? Haydi peygamber olarak sen bunu akıl edemedin, Allah’da mı edemedi? Böyle saçmalık mı olur! Birde bu kitapla insanlar yargılanacak diyor, ortada kitap yok.
Muhammed geriye doğru şişirilmiş mitten başka birşey değildir.
Oryentalistler arasında genelde kabul gören 'Süryani Ortodoks Edessa Papazı Yakub (640-708)' tarafından kaleme alınmış olan eserde, Arap istilaların Tanrı’nın Hıristiyanlara olan ilahi cezası oldugu anlatılıyor.

Kutsal Kitab'ın 1inci Krallar, 14üncü Babın tefsirinde şu ifadelere yer veriyor Ve yedinci yüzyılın sonlarına doğru yazdığı kabul edilen kronikinde, şu ifadeler de dikkat çekiyor:

- Muhammed tüccarlık yaparken Şam'a, Filistin'e ve diğer komşu ülkelere seyahat ediyordu.... Yedi yıl Araplara krallık yaptıktan sonra yerine Ebubekr geçerek, iki yıl da o krallık yaptı...1
Başka bir kaynağa bakıyoruz ve 8inci yüzyıla ait Thomas Presbyter'e (640) atf edilen Süryani bir el yazması ile karşılaşıyoruz:

- 945 yılında (634)... Muhammed'in Arapları ile Romalıların arasında, Gazze'nin 12 mil doğusunda bir savaş oldu....

Aynı eser de:

- 4 Şubat 634 sabahın erken saatlerinde Bizanslılar ve Muhammed'in Arapları arasında bir mücadele başladı.

Ermeni Rahip Sebeos tarafından 660'lı (656-661) yıllarda yazıldığı ileri sürülen ve Ermenice yazılmış olan döküman da, beşinci yüzyılın sonundan başlayıp, 661'e kadar Araplar ve Yahudiler arasındaki ilişkiler anlatılmaktadır. Hz. Muhammed'in adı bu kaynakta "Mamet" olarak geçmekte ve Emevi Halifesi Muaviye'nin zaferi üzerine, Muhammed'in ağzından şöyle seslenmekte Sebeos:

- Siz İbrahim'in çocuklarısınız ve Tanrı, İbrahim ve onun soyuna verdiği sözü sizinle yerine getirmek istiyor. İbrahim'in Tanrısını sevin ve babanız İbrahim'e verilen bu toprakları, gerekirse, mücadele ederek alın. Size kimse karşı koyamayacaktır, çünkü Tanrı sizlerle.2

Doğu Suriye'li bir Rahip tarafından kaleme alınan (670 - 680) metin de, Arapların Bizanslılara karşı zaferi de şu sözlerle anlatılmaktadır:

Gerçekten, İsmail'in evlatlarının, iki krallık (Bizans ve Sasanlar) üzerine başardıkları zafer, aslında o güne kadar bunlara izin vermeyen Tanrı'nın zaferidir.Onun için bu zafer, Araplara değil, Tanrı'ya ait olan bir zafer. Bizim arayıp bulamadığımız İbrahim'in tapınağıdır burası. Şunu biliyoruz ki, İbrahim, zengin idi ve Kenanlıların arzularına uymak istemediği için, yalnız kalmayı yeğledi. Bunun için çöllere göç etti. Çadırlarda yaşayanların adeti olduğu gibi oraya bir tapınak inşaa etti, bu tapınağın üzerinde ibadet etti ve kurbanlar sundu. O yer, bu yerdir. Bu yerde Araplar ibadet ederken yeni birşey yapmıyorlar, tam tersine onlar, ataları olan İbrahim'den öğrendikleri gibi ibadet ediyorlar. Kutsal krallığının başı dediğimiz Hasor (Kuzey Kenan) Araplara aittir. İbrahim'in dördüncü oğlunun isminden esinlenerek (Madian) bu yere Medine ismini verdiler. Bu yer "Yatrib" olarakta anılmakta.3

"Corpus Scriptorum Christianorum Orientalium" eseri de, Hz. Muhammed'i bir askeri lider olarak anlatır.

- İskenderin yılı 940'da Heraklius ve Bizanslılar Konstantinopel'e girdi. Muhammed ve Arapları'da güneyden yola çıkıp ülkeyi teslim almak istediler. 4

629 tarihinde, Kudüs yakınları, Mute Meydanında olan savaşa Hz. Muhammed katılmamıştı. Ancak, Bizans Kayseri Heraklios'a haber gönderen elçi,"Muhammed ve Arapları geliyor..." demesi ve kayıtlara böyle geçmesi düşünülebilinir.

Mezopotamya'da yaşamış olan Keşiş Yohannes bar Penkaye, kendi sözleri ile "Arapların hakimiyetinin 67'inci yılında", yani 686-687 yılında kaleme aldığı eserinde ( Ktaba d-reš melle) bize şu gerçek dışı bilgileri veriyor:

- Onlar (Araplar) Muhammed'in geleneğine öylesine sarılmışlarki, Onun (Muhammed'in) yasalarını kabul etmeyen ve emirlerini yerine getirmeyen herkesi ölüm cezasına çarptırıyorlar.5

Yine "Corpus Scriptorum Christianorum Orientalium" eserinde bulunan "Zuknin Kroniki de" :

O (Muhammed) onlara (Araplar'a) tek Tanrı'yı anlattı ve onlar ( Araplar) onun liderliği altında Bizans'a galip geldiler. Onlara , onların arzularına göre yasalar verdiği için, onu "Peygamber (orijinal metin de: nbîyâ)" ve "Tanrı'nın Elçisi (orijinal metin de:rasùlâ)" diye andılar.

Aynı Kronikin başka bir yerinde:

"Kan dökmeden, savaşmadan kazandılar...Onlara bu zaferi veren Tanrı'dır..."6

A. Palmer, sekizinci yüzyıldan kalan bir metnin parçasını tercüme ettiği bölümde:

- O (Muhammed) 932 (620-621) yılında dünyaya geldi ... yedi yıl hükmetti... deniyor.
Emevi Halifesi Muaviye'nin zamanında kaleme alınan ve Kilise konularını ele alan "Maronit Kroniklerin"de, Halife Ali ile alakalı şu kaynakların da yer alması oldukça ilginçtir:

- Ali, Muaviye'ye karşı savaşmak için tekrar hazırlıklara başladı, ama onlar onu Al-Hira'da ibadet ederken öldürdüler... 7

İspanyol kronikleri diye anılan ama aslında İspanya'ya ait olmayan, 8inci yüzyıla ait olan küçük bir metin de, Abdullah oğlu Muhammed'in, "büyük bir kabilenin soyundan" geldiğini ve "çok büyük bir alim" olduğu anlatılmaktadır. Ayrıca, Arapların onu "Havari" ve "Tanrı Elçisi" olarak kabul ettikleri için büyük bir saygı ve derin bir sevgi besledikleri dile getiriliyor.8

Yine yedinci yüzyılın ortalarında yazılmış olan başka bir metinde şöyle deniyor:

- O sapıtmışlar sizi aldatıyor: ne oluyorsa o sapkınların emirleri yüzünden oluyor. Bu gerçek değildir. Aslında Muhammed'in arapları, Tanrı'nın acı çektiğini ve öldüğünü söyleyenlere yardım etmiyorlar...9
Metnin orijinalinde geçen terim "Arabes Mohammetani"

Kaynaklar:
1) The Quest of Historical Muhammad, s. 32; Robinson, a.g.e., s. 49.
2) Bu vakayinâme F. Macler tarafından Historie d’ Heraclius başlığıyla Fransızca’ya tercüme edilerek 1904’te yayınlanmıştır. 1999 yılında da Armenian History Attributed to Sebeos adı altında Robert W Thomson, J.D.Howard-Johnston ve Tim Greenwood tarafından İngilizce’ye tercüme edilerek yayınlanmıştır.
3) Chronike Minora (SSCO, Scriptoris Syri III 4)
4) Corpus Scriptorum Christianorum Orientalium („Chronica minora“ III) / İbn Hişam, Sîre, c. 4, s. 17
5) Kitap X-XV: A. Mingana: Sources syriaques, Bab 14-15. Mosul 1908. Oriens Christianus 87 (2003)
6) Corpus Scriptorum Christianorum Orientalium
7) Maronit Kronikleri A. Palmer
8) Claude Cahen, Note sur l'accueil des chretiens d'Orient a l'islam 53. 1954
9) Iso'yahw Patriarche III., Liber Epistularum, Ingilizceye tercüme R. Duval (CSCO, Vol:11. Scriptorus Syri Tomus II), 97
 

Son konular

Üst