İslam peygamberi Hz.Muhammed diğer dini kitap ve yazıtlarda müjdelenmiş miydi?

vld_ackrmn

Yazar
Mesajlar
74
Tepki puanı
49
Düşünce
Agnostik
Avliye ve Reddiye konusu ile ilgili yazını okumuştum. Ayetlerin aslında nispi olduklarını söylüyorlar. Ama ayette öyle bir şey geçmiyor. Hatta bunlar Allahın hükmüdür diyor. Bu konu ile ilgili Bilal Aksoy isimli bir vergi müfettişinin uzun bir yazısı olması lazımdı. Ayetlere çözüm bulduğunu iddia ediyordu ve hatta ayetlerde tercüme hataları olduğunu söylüyordu. Bir-iki yerde yazılarını görmüştüm ama tam şekilde görmedim. Kendisine ulaşmak istedim maalesef geri dönüş yok. Ayetlere aslında nispi oran uyguluyor orda. Mesela A=1/2, B=1/3 ve s. gibi ve her durum için oranlar değişiyordu. Buda ayetteki oranlardan baya farklı oluyordu.
 

FİLEozof

☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
1,138
Tepki puanı
497
Düşünce
Panteist
Avliye ve Reddiye konusu ile ilgili yazını okumuştum. Ayetlerin aslında nispi olduklarını söylüyorlar. Ama ayette öyle bir şey geçmiyor. Hatta bunlar Allahın hükmüdür diyor. Bu konu ile ilgili Bilal Aksoy isimli bir vergi müfettişinin uzun bir yazısı olması lazımdı. Ayetlere çözüm bulduğunu iddia ediyordu ve hatta ayetlerde tercüme hataları olduğunu söylüyordu. Bir-iki yerde yazılarını görmüştüm ama tam şekilde görmedim. Kendisine ulaşmak istedim maalesef geri dönüş yok. Ayetlere aslında nispi oran uyguluyor orda. Mesela A=1/2, B=1/3 ve s. gibi ve her durum için oranlar değişiyordu. Buda ayetteki oranlardan baya farklı oluyordu.
Burada yazısı mevcut. Buradaki yazımın altında.
 

vld_ackrmn

Yazar
Mesajlar
74
Tepki puanı
49
Düşünce
Agnostik
Evet öyleymiş ve Bilal Akssoy'un sistemini az önce çökerttim. Bir kısım var, oraya bir bakayım dedim, tutmadı.
Foruma daha alışamadığım için özelden nerden yazılır bilmiyorum. Mümkünse eğer özelden banada göster o boşluğu. Çünkü ben öylesine göz gezdirmiştim olasılık baya büyüktü.
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
13,054
Tepki puanı
965
Düşünce
Sünni
hiçbir peygamberin varlığını da kanıtlayamazsınız..
Hz.Muhammed'in yaşamadığı yönündeki iddiaların da saçma olduğunu belirtmem gerek, diğer peygamberleri ayrı tutuyorum
4000 YILLIK PAPİRÜS

Tarih 1828'di.. Mısır'da bir papirüs bulundu.. MÖ 1600'lü yıllara aitti.. Papirüs'ü İpuwer isimli bir Mısırlı yazmıştı.. 1909 yılında çevrildi.. Yazılanlar inanılmazdı..
1602742163944.png


Mısır'daki kıtlık, kuraklık ve felaket dönemini anlatıyordu.. Nehirlerden kan akmıştı.. Sular zehirlenmişti.. Gökyüzü karalara boyanmıştı.. Mısır yerinden sarsılmış, büyük yangınlar çıkmıştı.. Kurbağalar, çekirgeler heryeri sarmıştı.. Tarlalarda ekinler mahvolmuştu..

İsrailoğullarının Mısır'dan çıktığı dönemden söz ediyordu..

“Biz de onların üzerine ayrı ayrı mucizeler olarak tufan, çekirge, kımıl (haşereler), kurbağalar ve kan gönderdik. Yine de büyüklük tasladılar. Ve suçlu bir topluluk oldular."

"Üzerlerine azap çökünce: 'Ey Musa! Sana verdiği söz hürmetine bizim için Rabbine duâ et. Eğer bu azabı bizden kaldırırsan, sana kesinlikle inanacağız ve İsrailoğullarını mutlaka seninle göndereceğiz.'

"Biz, geçirecekleri bir süreye kadar onlardan azabı kaldırınca, hemen yeminlerini bozdular.”
(Araf, 7/133-135)

Hz Yusuf meselesine bilimsel veriler ışığında bakalım:

İmhotep M.Ö.2600 lerde yaşamış Eski mısırlı bir vezirdir. İlk basamaklı piramidin mimarıdır. Filozof, din adamı ve hekimdir. Bilinenin aksine Hipokrat tan binlerce yıl önce, bu günkü anlamda modern tıbbın ilk uygulayıcısıdır. Mısır belgelerine göre rüya tabircisidir. Yedi yıl sürecek kıtlığı önceden bilmiş ve tedbir alarak halkının kıtlıktan zarar görmesini engellemiştir. Onbir kardeşi vardır. 110 yaşında ölmüştür. Bir rivayete göre ise öldürülmüş ve diri diri mumyalanmıştır.

Hz. Yusuf ise bir peygamberdir. Hz. İbrahim’in oğlu olan Hz. İshak’ın torunudur. Yani Hz. Yakup (İsrail)’un oğludur. Onbir kardeşi vardır. Mısırlılara satılmış köle olmuş ve rüyaları doğru yorumlayarak yedi yılık kuraklığı önceden bilmiş ve Firavunun veziri olmuştur. Hz. Yusuf da hekim, astronom ve mimardır. O da 110 yaşında ölmüştür.

Mümin suresi 34. Ayet meali: «And olsun ki, Yusuf da, daha önce, size belgelerle gelmişti. Size getirdiği şeylerden şüphelenip durmuştunuz. Sonunda Yusuf helak olunca, Allah onun ardından hiçbir peygamber göndermeyecek demiştiniz. Allah, aşırı şüpheciyi işte böylece saptırır.»

Bu ayette bu cümleyi söyleyen firavun ailesinden iman eden birisidir. Ve Hz. Musa’yı desteklemektedir.

Bu ayetin bütün meallerinde “helak” kelimesi hep “vefat” şeklinde verilmiştir.

Mümin süresi 34. Ayeti tetkik ettiğimizde Hz. Yusuf’un sadece İsrailoğulları’nın değil aynı zamanda Eski Mısırlılara da gönderilmiş bir peygamber olduğunu anlıyoruz. Ayrıca bu ayetten Hz. Yusuf’un normal olarak ölmediğini anlıyoruz. Hz. Yusuf’un helak olduğunu; yani kaza sonucu öldüğünü veya öldürüldüğünü anlıyoruz.

Bu bilgiler İmhotep in Hz. Yusuf olabileceği hakkındaki fikrimizi güçlendirmektedir.

En doğrusunu Allah bilir
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
13,054
Tepki puanı
965
Düşünce
Sünni
Hz.Muhammed'in yaşamadığı yönündeki iddiaların da saçma olduğunu belirtmem gerek, diğer peygamberleri ayrı tutuyorum
Naram Sin milattan önce 2254-2218 yılları arasında hüküm sürmüş bir Akad kralı- imparatorudur. Tarihte imparator unvanını alan ilk kraldır. Namı “Dünyanın dört tarafının kralı” dır. Kendisi peygamber kraldır. Birçok çeviride sanırım yetersiz bilgiden veya kasıttan dolayı “tanrı kral” gibi çeviri yapılmaktadır.

Kuran’da Kehf suresi 84. Ayetin devamında Zülkarneyn için “Ve ona her şeyden bir sebep verdik” denmektedir. Yani Zülkarneyn ’ne harita dışında başka araç ve gereçler de verilmiş demektir.

Bu arada Hadid suresi 25. Ayetten de bahsetmek gerekir.

Hadid suresi 25. Ayet:

لَقَدْ أَرْسَلْنَا رُسُلَنَا بِالْبَيِّنَاتِ وَأَنْزَلْنَا مَعَهُمُ الْكِتَابَ وَالْمِيزَانَ لِيَقُومَ النَّاسُ بِالْقِسْطِ وَأَنْزَلْنَا الْحَدِيدَ فِيهِ بَأْسٌ شَدِيدٌ وَمَنَافِعُ لِلنَّاسِ وَلِيَعْلَمَ اللَّهُ مَنْ يَنْصُرُهُ وَرُسُلَهُ بِالْغَيْبِ إِنَّ اللَّهَ قَوِيٌّ عَزِيزٌ (25)

Lekad erselnâ rusulenâ bil beyyinâti ve enzelnâ meahumul kitâbe vel mîzâne li yekûmen nâsu bil kıst(kıstı), ve enzelnâl hadîde fîhi be’sun şedîdun ve menâfiu lin nâsi ve li ya’lemallâhu men yansuruhu ve rusulehu bil gayb(gaybi), innallâhe kavîyyun azîz (azîzun).

Biz resullerimizi açık delillerle göndermiştik ve insanların standardı yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabı ve ağırlık oluşturanı (ağırlık birimini) indirdik. Biz demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır. Bu, Allah’ın dinine ve resullerine görmeden yardım edenleri belirlemesi içindir. Kesinlikle Allah yaptırım güçlü, kuvvetlidir.

Ayetin başında standart ağırlık biriminden bahsedilmektedir. Bu peygamberler kimlerdir? En azından birinin kim olduğunu söyleyebilirim. Bu peygamber, Zülkarneyn yani Naram Sin’dir. Çünkü aşağıda göreceğimiz gibi, tarihte ilk kez standart ağırlık oluşturan birimi uygulayan kişi Naram Sin’dir.

Bu gün kullandığımız ağırlık birimimiz gramdır ve bu kelimenin Yunanca olduğu düşünülmektedir. Bir gram, bir santimetre küp suyun ağırlığına eşittir. Bir kilogram ise bir litre suyun ağırlığına eşittir. Tarihte ilk kez suyun ağırlığını standart olarak alan ve bunu tartı ağırlık ölçüsü, ağırlık birimi olarak kullanan Akad kralı Naram Sin’dir. Bu birimin ismi de gur-küptür. Gram küpe ne kadar benzediği sizin de dikkatlerinizden kaçmayacaktır. Aslında Yunanlılar bu birimi ve yöntemi Akadlardan almışlardır.

Bu ayet bizim Naram Sin’in Zülkarneyn olabileceği düşüncemizi kuvvetlendirmektedir. Ayrıca Naram Sin’in yani Zülkarneyn’in bir resul olduğunu ispat etmektedir.

Akadlar ise semitik bir kavimdir. Kısacası Arapların atalarıdır.

Naram Sin isminin anlamı “Sin’in sevdiği” demektir. Sin, o dönemde her şeyin yaratıcısı olan Tanrı, Allah anlamındadır. Aslında Naram Sin tek bir yaratıcıya inanan dindar biridir. Bu nedenle diğer putperest ibadetlerine karşı çıkmış ve onları ortadan kaldırmaya çalışmıştır. Benim anladığım kadarıyla tam bir müslümandır. Fakat sonradan yazılan birçok tablette veya çeviride sanki putperest gibi anlatılmaya çalışılmıştır. Ölümünden sonra putperestlere karşı gösterdiği çabalar nedeni ile kötülenmiştir (The curse of Akkad ) (Wikipedia contributors. "Naram-Sin of Akkad." Wikipedia, The Free Encyclopedia. Wikipedia, The Free Encyclopedia, 11 Mar. 2016. Web. 24 Mar. 2016.)

Akad laneti tabletlerinde, putperestler başlarına gelen kötü olaylara Naram Sin’in putlara karşı kötü davranmasının neden olduğunu anlatmaktalardır.

Tarihi kaynaklarda taktığı iki boynuz şeklinin hilali, yani Sin denen yaratıcı tanrıyı ifade ettiği tezi mevcuttur. Bu iki boynuz aynı zamanda ilk imparatorluk tacıdır. Daha sonraki krallar ve imparatorların taç giymesinin de bundan kaynaklandığını düşünenler vardır. Çünkü yaratıcı Tanrı adına yönetici olmayı, İlahi halifelik görevini ifade etmektedir. İşte bu nedenle ayette “zu karneyn (iki boynuz sahibi)” denmeyip, “Zu el karneyn (iki boynuz sahibi, Taç sahibi)” denmektedir.

Naram Sin’den bahsetmişken onun çok büyük bir hayranı olan Asur’un son krallarından Nabonidus’tan da bahsetmek gerekir. Bu kral milattan önce 556-539 yılları arasında yaşamıştır. Çok ilginç bir kraldır. İsmi aslında “Nida Eden Nebi” anlamına gelmektedir. Yakaran peygamber anlamındadır. Vücudunda yaralar olan hasta bir kraldır. Krallığını on yıllığına oğluna bırakmış, tedavi amacıyla Arabistan’daki Teyma şehrine yerleşmiştir. Bazı rivayetlere göre ise Medine şehrine yerleşmiştir. Çünkü o dönemde bu bölgeler yalnızca Sin, yani yaratıcı Tanrı’ya tapanların (Haniflerin) tapınaklarının olduğu bölgelerdir. Nida Eden Nebi de sadece yaratıcı tanrı olan Sin’e kulluk etmeye çalışan biridir. Hatta kralken bile halkın tanrısı olan Marduk ve diğerlerine tapmayı reddetmiştir. Nida Eden Nebi, Naram Sin’in çok büyük bir hayranıdır. Onun antik sarayını buldurmak için arkeolojik kazılar yaptırmış ve yaşadığı zamanı hesaplattırmıştır. Bu nedenle arkeolojinin babası olarak kabul edilmiştir. On yıl sonra iyileşerek ülkesine dönmüştür. Fakat nihai akıbeti tam olarak bilinmemektedir. Kuran’da bahsedilen Eyüp peygambere benzemektedir. Ben bunların yani Asurluların Kuran’da bahsi geçen Sabiiler olduğunu düşünüyorum. Budizm’in kurucusu Gotama Buda ile bir bağlantısının olabileceğini de düşünüyorum. Çünkü kişisel özellikleri ve yaşadıkları zaman dilimi aynıdır. Ayrıca Nabonidus’un Pers işgalinden sonra bugünkü İran’ın Kermanya bölgesine gönderildiği yönünde veriler mevcuttur.(Wikipedia contributors. "Nabonidus." Wikipedia, The Free Encyclopedia. Wikipedia, The Free Encyclopedia, 1 Feb. 2016. Web. 28 Mar. 2016.)"

En doğrusunu Allah bilir.
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
13,054
Tepki puanı
965
Düşünce
Sünni
Muhammed diye biri yoktur.
VI. yüzyıl Bizans felsefecisi İskenderiyeli Stephen tarafından yazılan, Horoscope adlı eserinde, 620'li yıllarda Arap tüccardan işittiği alıntıyı nakleder: ”İsmailoğullarından Kureyş kabilesine bağlı, 620’li yıllarda, adı Muhammed olan ve peygamber olduğunu iddia eden bir adam ortaya çıkmıştır.” ( Robert Hoyland, Seeing Islam as others saw it, s. 304)

Presbyter Thomas'ın el yazmasından:

"7 Şubat Cuma günü (634) dokuzuncu saatte, Gazze'nin on iki mil doğusunda Filistin'de Romalılar ve Muhammed Arapları (tayyaye d-Mhmt) arasında bir savaş vardı"

Suriye-Mezopotamya coğrafyasının batı bölgelerinde yaşayan Süryanilerin eserleri

1-Arap Kralları Listesi


Hz. Muhammed’den başlayıp Emevî Halifesi Velid b. Abdülmelik’e (hilâfeti: 86- 95/705-715) kadarki halifelerin, hilâfet sürelerini içeren bir listedir. (Brock, “Syriac Sources for Seventh Century History”, 19.)

British Museum’da (Add. 17193, vr. 17) bulunan metin, Land tarafından yayımlanmıştır. (J. P. N. Land, Anecdota Syriaca (Leiden 1868), 2: 11)

Ayrıca Nau, “712-716 Yıllarına Ait Tarihi Kayıtlar” üzerine yaptığı çalışmasında bu yazmaya atıf yapmış ve metni Fransızcaya çevirmiştir(Nau, “Un Colloque du Patriarche Jean Avec l’Émir des Agaréens”, Journal Asiatique 11, sy. 5 (1915): 226 (1. dipnot).)

2-Anonim Kronik (724’e Kadar)

Yazarı belli olmayan eser, kısa bir dünya tarihidir. Eserin sonunda Hz. Muhammed’in hayatından kısaca bahsedilmekte ve Yezid b. Abdülmelik’e (hilâfeti: 101-105/720-724) kadar halifelerin isimleriyle görev süreleri liste halinde verilmektedir. Bu sebeple batıda, Liber Calipharum (Halifeler Kitabı) olarak şöhret bulmuştur. (Kronik hakkında bkz. Duygu, Süryani Tarih Yazıcılığı, 87; Brock, “Syriac Sources for Seventh Century History”, 19-20; a.mlf., “Syriac Historical Writing”, 9; Witakowsky, “Historiography, Syriac”, 201.)

British Museum’da (Add. 14643, vr. 1-57) mevcut olan eser; önce Land tarafından 36- 57. varaklar arasını kapsayacak şekilde neşredilmiş. (Land, Anecdota Syriaca, 1: 2-24.)

Bu liste Tannous tarafından ayrıca İngilizceye çevrilmiş ve internet üzerinden yayınlanmıştır.(Bkz. Tannous, “List of Caliphs Translation: A List of Caliphs from the Liber Calipharum”, erişim 13 Eylül 2017, http://syri.ac/ListCaliphsTranslation)

3-Mârûnî Kroniği

Günümüze ulaşmış son beş sayfası sayesinde kroniğin Müslümanları konu edindiği ve yedinci yüzyılın ortalarına kadar geldiği anlaşılmaktadır. Eserin son sayfalarında Hz. Ali ile Muaviye arasında vuku bulan Sıffîn Savaşı’ndan (37/657) söz edilmektedir. Bu anlamda eser, Müslümanlardan bahseden en eski kroniklerden biridir(Kronik hakkında bkz. Duygu, Süryani Tarih Yazıcılığı, 82; Brock, “Syriac Sources for Seventh Century History”, 18-19; Brock, “Syriac Historical Writing”, 7; Witakowsky, “Historiography, Syriac”, 200.)

British Museum’da (Add. 17216, v. 2-14) korunan eserin Muaviye dönemini anlatan son kısmı Nöldeke tarafından Almanca’ya çevrilip metin ve yorumla birlikte yayımlanmıştır. (T. Nöldeke, “Bruchstücke Einer Syrischen Chronik über die Zeit des Mo‘âwija”, Zeitschrift der Deutschen Morgenländischen Gesellschaft (ZDMG) 29 (1875): 82-98.)

4-Arapların İlerleyişine Dair Bir Kayıt

VI. yüzyıla ait bir İncil’in boş sayfasında Müslüman Arapların bölgedeki ilerleyişinden bahsedilmektedir. Metinde verilen tarihlerden olayların 630’lu yıllarda geçtiği anlaşılmaktadır. Bu da Suriye bölgesinde Hz. Ömer (634-644) zamanında gerçekleşen ilk İslâm fetihleriyle örtüşmektedir. British Museum’da (Add. 14461, v. 1) yer alan metin yakın zamanda Tannous, metnin İngilizcesini internet ortamında yayınlamıştır. (J. Tannous, “An Account of the Subjugation of Syria by the Arabs”, erişim 12 Eylül 2017, http://syri.ac/TannousSubjugationSyriaTranslation)

5-Anonim Kronik (775’e Kadar)

İslâmî dönemle ilgili olarak eserde; Abbâsî halifesi Mehdî (hilâfeti: 158-169/775-785) dönemine kadar halifelerin listesi ve birkaç kısa bilgi yer almaktadır. Yazması British Museum’da (Add. 14683, vr. 93-102) bulunan eser, Brooks tarafından yayımlanmış ve Latinceye çevrilmiştir.(“Şudo‘o d-Aykano İtayhun Dore w-Şarboto wa-Şnayo d-men Odom ‘damo l-Yawmono”, ed. E. W. Brooks, Chronica Minora III içinde (Leipzig 349-337 ,)1905. Latinceye çev. CSCO 6 (Scriptores Syri 6) içinde (1907), 265-275. Eser hakkında ayrıca bkz. Brock, “Syriac Sources for Seventh Century History”, 20; a.mlf., “Syriac Historical Writing”, 9.)

6-Anonim Kronik (819’a Kadar)

Eserin yaklaşık yarısı, İslâm tarihinin erken dönemine denk gelen VII ve VIII. yüzyıllarla ilgilidir ve yazarın ilgisi özellikle bu kısımda yoğunlaşmıştır. (Kronik hakkında bkz. Barsavm, Saçılmış İnciler, 344; Duygu, Süryani Tarih Yazıcılığı, 97; Brock, “Syriac Sources for Seventh Century History”, 21; a.mlf., “Syriac Historical Writing”, 13; Witakowski, “Historiography, Syriac”, 200-201.)

Sâsânî coğrafyasında yaşayan Süryanilerin Eserleri

1-Huzistan Kroniği


670-80 yıllarında yazıldığı düşünülmektedir. Müslüman fetihlerinden söz edilmektedir. (Kronik hakkında bkz. Brock, “Syriac Sources for Seventh Century History”, 23-24; a.mlf., “Syriac Historical Writing”, 25; Duygu, Süryani Tarih Yazıcılığı, 81-82; Witakowski, “Historiography, Syriac”, 202.)

2-Yuhanna (John) Bar Penkaye, Ktābā d-Riş Melle

VII. yüzyılda yaşamış olan Yuhanna 686’dan sonra, bir dünya tarihi olan Ktābā d-Riş Melle (ܠܐ̈ ܡ ܕܪܫ ܟܬܒܐ :ana olaylar kitabı) adlı eserini kaleme almıştır.(Eser hakkında bkz. Abûnâ, Âdâbü’l-Lüğati’l-Ârâmiyye, 281; Brock, “Syriac Sources for Seventh Century History”, 24; a.mlf., “Syriac Historical Writing”, 26; Duygu, Süryani Tarih Yazıcılığı, 82-84; Witakowski, “Historiography, Syriac”, 202.)

Eserde; Emevî halifeleri Muaviye (hilâfeti: 661-680) ve Yezid (hilâfeti: 680-683) döneminin olayları, Abdullah b. Zübeyr (ö. 692) ve Muhtar es-Sekafî’nin (ö. 687) faaliyetleri, savaşlar, esaretler, salgın hastalıklar, insanların günahkârlığı gibi dönem hakkında ilgi çekici detaylar görmek mümkündür.

VII. yüzyıl İslâm tarihi ile kesişen 14. kitabın sonu ve 15. kitabın tamamı daha sonra Brock tarafından İngilizceye çevrilmiştir. (S. B. Brock, “North Mesopotamia in the Late Seventh-Century: Book XV of John Bar Penkaye’s Ris Melle”, Jerusalem Studies in Arabic and Islam 9 (1987), 51-75)

Duygu bu bölümleri Türkçeye aktarıp yayımlamıştır. (Duygu, Süryani Tarih Yazıcılığı, 125-143.)
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
13,054
Tepki puanı
965
Düşünce
Sünni
Muhammed diye biri yoktur.
Oryantalistler arasında genelde kabul gören 'Süryani Ortodoks Edessa Papazı Yakub (640-708)' tarafından kaleme alınmış olan eserde, Arap istilaların Tanrı’nın Hıristiyanlara olan ilahi cezası olduğu anlatılıyor.

Kutsal Kitab'ın 1inci Krallar, 14üncü Babın tefsirinde şu ifadelere yer veriyor Ve yedinci yüzyılın sonlarına doğru yazdığı kabul edilen kronikinde, şu ifadeler de dikkat çekiyor:

- Muhammed tüccarlık yaparken Şam'a, Filistin'e ve diğer komşu ülkelere seyahat ediyordu.... Yedi yıl Araplara krallık yaptıktan sonra yerine Ebubekr geçerek, iki yıl da o krallık yaptı...1
Başka bir kaynağa bakıyoruz ve 8inci yüzyıla ait Thomas Presbyter'e (640) atf edilen Süryani bir el yazması ile karşılaşıyoruz:

- 945 yılında (634)... Muhammed'in Arapları ile Romalıların arasında, Gazze'nin 12 mil doğusunda bir savaş oldu....

Aynı eser de:

- 4 Şubat 634 sabahın erken saatlerinde Bizanslılar ve Muhammed'in Arapları arasında bir mücadele başladı.

Ermeni Rahip Sebeos tarafından 660'lı (656-661) yıllarda yazıldığı ileri sürülen ve Ermenice yazılmış olan döküman da, beşinci yüzyılın sonundan başlayıp, 661'e kadar Araplar ve Yahudiler arasındaki ilişkiler anlatılmaktadır. Hz. Muhammed'in adı bu kaynakta "Mamet" olarak geçmekte ve Emevi Halifesi Muaviye'nin zaferi üzerine, Muhammed'in ağzından şöyle seslenmekte Sebeos:

- Siz İbrahim'in çocuklarısınız ve Tanrı, İbrahim ve onun soyuna verdiği sözü sizinle yerine getirmek istiyor. İbrahim'in Tanrısını sevin ve babanız İbrahim'e verilen bu toprakları, gerekirse, mücadele ederek alın. Size kimse karşı koyamayacaktır, çünkü Tanrı sizlerle.2

Doğu Suriye'li bir Rahip tarafından kaleme alınan (670 - 680) metin de, Arapların Bizanslılara karşı zaferi de şu sözlerle anlatılmaktadır:

Gerçekten, İsmail'in evlatlarının, iki krallık (Bizans ve Sasanlar) üzerine başardıkları zafer, aslında o güne kadar bunlara izin vermeyen Tanrı'nın zaferidir.Onun için bu zafer, Araplara değil, Tanrı'ya ait olan bir zafer. Bizim arayıp bulamadığımız İbrahim'in tapınağıdır burası. Şunu biliyoruz ki, İbrahim, zengin idi ve Kenanlıların arzularına uymak istemediği için, yalnız kalmayı yeğledi. Bunun için çöllere göç etti. Çadırlarda yaşayanların adeti olduğu gibi oraya bir tapınak inşaa etti, bu tapınağın üzerinde ibadet etti ve kurbanlar sundu. O yer, bu yerdir. Bu yerde Araplar ibadet ederken yeni birşey yapmıyorlar, tam tersine onlar, ataları olan İbrahim'den öğrendikleri gibi ibadet ediyorlar. Kutsal krallığının başı dediğimiz Hasor (Kuzey Kenan) Araplara aittir. İbrahim'in dördüncü oğlunun isminden esinlenerek (Madian) bu yere Medine ismini verdiler. Bu yer "Yatrib" olarakta anılmakta.3

"Corpus Scriptorum Christianorum Orientalium" eseri de, Hz. Muhammed'i bir askeri lider olarak anlatır.

- İskenderin yılı 940'da Heraklius ve Bizanslılar Konstantinopel'e girdi. Muhammed ve Arapları'da güneyden yola çıkıp ülkeyi teslim almak istediler. 4

629 tarihinde, Kudüs yakınları, Mute Meydanında olan savaşa Hz. Muhammed katılmamıştı. Ancak, Bizans Kayseri Heraklios'a haber gönderen elçi,"Muhammed ve Arapları geliyor..." demesi ve kayıtlara böyle geçmesi düşünülebilinir.

Mezopotamya'da yaşamış olan Keşiş Yohannes bar Penkaye, kendi sözleri ile "Arapların hakimiyetinin 67'inci yılında", yani 686-687 yılında kaleme aldığı eserinde ( Ktaba d-reš melle) bize şu gerçek dışı bilgileri veriyor:

- Onlar (Araplar) Muhammed'in geleneğine öylesine sarılmışlarki, Onun (Muhammed'in) yasalarını kabul etmeyen ve emirlerini yerine getirmeyen herkesi ölüm cezasına çarptırıyorlar.5

Yine "Corpus Scriptorum Christianorum Orientalium" eserinde bulunan "Zuknin Kroniki de" :

O (Muhammed) onlara (Araplar'a) tek Tanrı'yı anlattı ve onlar ( Araplar) onun liderliği altında Bizans'a galip geldiler. Onlara , onların arzularına göre yasalar verdiği için, onu "Peygamber (orijinal metin de: nbîyâ)" ve "Tanrı'nın Elçisi (orijinal metin de:rasùlâ)" diye andılar.

Aynı Kronikin başka bir yerinde:

"Kan dökmeden, savaşmadan kazandılar...Onlara bu zaferi veren Tanrı'dır..."6

A. Palmer, sekizinci yüzyıldan kalan bir metnin parçasını tercüme ettiği bölümde:

- O (Muhammed) 932 (620-621) yılında dünyaya geldi ... yedi yıl hükmetti... deniyor.
Emevi Halifesi Muaviye'nin zamanında kaleme alınan ve Kilise konularını ele alan "Maronit Kroniklerin"de, Halife Ali ile alakalı şu kaynakların da yer alması oldukça ilginçtir:

- Ali, Muaviye'ye karşı savaşmak için tekrar hazırlıklara başladı, ama onlar onu Al-Hira'da ibadet ederken öldürdüler... 7

İspanyol kronikleri diye anılan ama aslında İspanya'ya ait olmayan, 8inci yüzyıla ait olan küçük bir metin de, Abdullah oğlu Muhammed'in, "büyük bir kabilenin soyundan" geldiğini ve "çok büyük bir alim" olduğu anlatılmaktadır. Ayrıca, Arapların onu "Havari" ve "Tanrı Elçisi" olarak kabul ettikleri için büyük bir saygı ve derin bir sevgi besledikleri dile getiriliyor.8

Yine yedinci yüzyılın ortalarında yazılmış olan başka bir metinde şöyle deniyor:

- O sapıtmışlar sizi aldatıyor: ne oluyorsa o sapkınların emirleri yüzünden oluyor. Bu gerçek değildir. Aslında Muhammed'in arapları, Tanrı'nın acı çektiğini ve öldüğünü söyleyenlere yardım etmiyorlar...9
Metnin orijinalinde geçen terim "Arabes Mohammetani"

Kaynaklar:
1) The Quest of Historical Muhammad, s. 32; Robinson, a.g.e., s. 49.
2) Bu vakayinâme F. Macler tarafından Historie d’ Heraclius başlığıyla Fransızca’ya tercüme edilerek 1904’te yayınlanmıştır. 1999 yılında da Armenian History Attributed to Sebeos adı altında Robert W Thomson, J.D.Howard-Johnston ve Tim Greenwood tarafından İngilizce’ye tercüme edilerek yayınlanmıştır.
3) Chronike Minora (SSCO, Scriptoris Syri III 4)
4) Corpus Scriptorum Christianorum Orientalium („Chronica minora“ III) / İbn Hişam, Sîre, c. 4, s. 17
5) Kitap X-XV: A. Mingana: Sources syriaques, Bab 14-15. Mosul 1908. Oriens Christianus 87 (2003)
6) Corpus Scriptorum Christianorum Orientalium
7) Maronit Kronikleri A. Palmer
8) Claude Cahen, Note sur l'accueil des chretiens d'Orient a l'islam 53. 1954
9) Iso'yahw Patriarche III., Liber Epistularum, Ingilizceye tercüme R. Duval (CSCO, Vol:11. Scriptorus Syri Tomus II), 97
 

Ahlaksız

lll ☆
Yazar
Mesajlar
1,547
Tepki puanı
1,187
Düşünce
Ateist
@bilgelikyolunda ''inanç kanıtlan(a)maz'' diyoruz ama sen ısrarla inancını kanıtlamaya çalışıyorsun..
Allah'ın varlığına inanırsın,Cebrail'in varlığına inanırsın,Muhammed'in varlığına inanırsın..Bu bir inanç..Eğer bu isimlerden birisinin varlığı bilimsel olarak ortaya konulsaydı,o zaman Dünya'daki insanlar akın akın müslüman olurdu..
Bir mağarada Allah,Cebrail ve Muhammed buluşmuşlar..Tamam da bunu müslümanlar haricinde hiç kimse kabul etmez ki..Bu bir tarihi/bilimsel olgu olsa,o zaman müslümanlar haricindeki insanlar da bu buluşmayı kabul ederler..Yani mağarada bu 3 ismin buluşmasına sadece inanabilirsin,bunun bir hakikat olduğunu bilimsel olarak kanıtlayamazsın,deneme sakın..!

Spontane olarak sana birkaç şey yazayım;

-Türk ordinaryüs Şemseddin Günaltay,tevratın bir masal yığını olduğunu yazmıştır..
-Ahmed Osman isimli araştırmacı,Musa ve İsa'nın hayal ürünü olduklarını,bu kişilerin aslında Mısır'daki firavunlar olduğunu yazmıştır..
-Peter Gandy,Tımothy freeke isimli araştırmacılar İsa'nın tarihi bir kişi olmadığını yazmışlardır..
Gelelim İslam'a;
-Profesör Philip K.Hitti,arapça dışında Muhammed hakkında bir kaynak yok der..
-Wansbrouh,Luxenberg gibi oryantalistler ''8.hatta 9.yüzyıldan önce İslam dinine dair bir veri yok'' derler..Ayrıca bunlar gibi bir sürü oryantalist,Muhammed'in var olmadığını yazarlar..
-Lüling ya da Erol Sever,Kabe'nin aslında bir kilise olduğunu yazmışlardır..Ayrıca Ezraki'nin Mekke'nin tarihi kitabını okuyan birisi de,Ezraki'nin anlattığı Kabe'nin bir kilise olduğunu rahatlıkla anlar..Kapıları,pencerelerinden ya da içerisindeki İsa/Meryem resimlerinden bahseder..
-Kubbetüs Sahra'nın bir kilise olduğunu,bir sanat tarihçisi belirtir..
-Abdülmelik'in bastırdığı sikkenin arka yüzünde,hem Muhammed kelimesi,hem de Haç bulunur..
-727 yılından önce cami diye anılan ibadethanelerinin hiçbirinin Mekke'ye bakmadığı,bu sene Abd'deki bir üniversitece tespit edilmiştir..

Yeter mi?😑
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
13,054
Tepki puanı
965
Düşünce
Sünni
Allah'ın varlığına inanırsın,Cebrail'in varlığına inanırsın,Muhammed'in varlığına inanırsın..Bu bir inanç..Eğer bu isimlerden birisinin varlığı bilimsel olarak ortaya konulsaydı,o zaman Dünya'daki insanlar akın akın müslüman olurdu..
İnsanların çoğu kanıtlardan habersiz.

Haberli olanlar da her zaman doğruyu kabul etmezler, sizin gibi dogmatik olarak kuru inatla inkar eden de maalesef çok fazla.
Bir mağarada Allah,Cebrail ve Muhammed buluşmuşlar..
Allah mekandan münezzehtir :)
Türk ordinaryüs Şemseddin Günaltay,tevratın bir masal yığını olduğunu yazmıştır..
Ben Müslümanım ve günümüzdeki Tevratın tahrif edildiğini söylüyorum zaten. :)
Ahmed Osman isimli araştırmacı,Musa ve İsa'nın hayal ürünü olduklarını,bu kişilerin aslında Mısır'daki firavunlar olduğunu yazmıştır..
Peter Gandy,Tımothy freeke isimli araştırmacılar İsa'nın tarihi bir kişi olmadığını yazmışlardır..
-Lüling ya da Erol Sever,Kabe'nin aslında bir kilise olduğunu yazmışlardır..
Onlar öyle yazdı diye şıp diye öyle oldu zaten :)

Siz aklınızı bu isimlere kiraya vermiş olabilirsiniz ama ben bu isimleri de sorgularım; çünkü ben ne dogmatik olarak kabul ederim ne de sizin gibi dogmatik olarak inkar ederim.
Profesör Philip K.Hitti,arapça dışında Muhammed hakkında bir kaynak yok der..
Wansbrouh,Luxenberg gibi oryantalistler ''8.hatta 9.yüzyıldan önce İslam dinine dair bir veri yok'' derler..Ayrıca bunlar gibi bir sürü oryantalist,Muhammed'in var olmadığını yazarlar..
Yukarıda kaynakları yazdım. Demek ki adamlar yalan söylüyor ya da cahil. :)
Kapıları,pencerelerinden ya da içerisindeki İsa/Meryem resimlerinden bahseder..
Kapısı penceresi var diye bir yer kilise mi olur? Mantığa bak çay demle :)

Diğer peygamberlerin de resimleri olduğunu neden yazmıyorsunuz? Demek ki kilise olmak zorunda değil, İslam'ın anlatısına uygun olarak geçmiş peygamberlerden kalma şeyler var.
Kubbetüs Sahra'nın bir kilise olduğunu,bir sanat tarihçisi belirtir..
Bu iddiayı daha önce de dillendirmiştiniz.

Yazmıştık:

Kilise gibi dediğiniz sadece sekiz köşeli olması. Kilise olmadığı halde sekiz köşeli olan İslami yapı örneği var.
-Abdülmelik'in bastırdığı sikkenin arka yüzünde,hem Muhammed kelimesi,hem de Haç bulunur..
Bu iddiayı daha önce de dillendirmiştiniz.

Yazmıştık:

Ekonomi ilminde halkın aşina olduğu sikkeler kullanmak gayet mantıklı. Hem Abdülmelikin sikkelerinde 77 yılı yazılması bile hicreti tarih başlangıcı aldığını gösteriyor.
727 yılından önce cami diye anılan ibadethanelerinin hiçbirinin Mekke'ye bakmadığı,bu sene Abd'deki bir üniversitece tespit edilmiştir..
Üniversite bir şey tespit etmez. İlgili üniversitedeki bir kaç kişinin kuru iddiasından ibaret olay:

Bu iddiayı daha önce de dillendirmiştiniz.

@fameraft yazmıştı:

"1000 deniz mili öteden bu kadar hassas ölçümü o devirde yapman zaten İMKANSIZ. Doğru düzgün bir coğrafya bilgisi yok. Hadi bunu geçtim, yön tayini gök cisimleri ile yapılıyor ve optik bilgisi yok o tarihlerde. Optiği Newton açıklıyor taaa 1000 yıl sonra. Gözle yapılan ölçümler var. Yahu hiç bir şey bilmiyorsanız arkeolojik usturlaplar var açın bir makale okuyun bakalım bu usturlapların hatası kaç dereceymiş. Cahil cahil konuşuyorsunuz hala. Bu arada Petra'ya bakması da tamamen bir algı. Ben de Mersin'e baktığını ya da Adana'ya baktığını iddia edebilirim, aynı alanın içerisinde, ne diyebilirsin ?

Senin okumaman benim zerre umurumda değil. Kendini boş şeylerle avutman, derinlemesine bilgi sahibi olmadığın konularda atıp tutman da. Cahilleri kâle almıyorum normalde ancak düz dünyacılar gibi budalalık abidesi oluşturmaya başladınız iyice. Düz dünyacılardan zerre farkınız yok"
 

FİLEozof

☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
1,138
Tepki puanı
497
Düşünce
Panteist
1000 deniz mili öteden bu kadar hassas ölçümü o devirde yapman zaten İMKANSIZ. Doğru düzgün bir coğrafya bilgisi yok. Hadi bunu geçtim, yön tayini gök cisimleri ile yapılıyor ve optik bilgisi yok o tarihlerde. Optiği Newton açıklıyor taaa 1000 yıl sonra. Gözle yapılan ölçümler var. Yahu hiç bir şey bilmiyorsanız arkeolojik usturlaplar var açın bir makale okuyun bakalım bu usturlapların hatası kaç dereceymiş. Cahil cahil konuşuyorsunuz hala. Bu arada Petra'ya bakması da tamamen bir algı. Ben de Mersin'e baktığını ya da Adana'ya baktığını iddia edebilirim, aynı alanın içerisinde, ne diyebilirsin ?

Senin okumaman benim zerre umurumda değil. Kendini boş şeylerle avutman, derinlemesine bilgi sahibi olmadığın konularda atıp tutman da. Cahilleri kâle almıyorum normalde ancak düz dünyacılar gibi budalalık abidesi oluşturmaya başladınız iyice. Düz dünyacılardan zerre farkınız yok"
Gerçekten komiksiniz yahu! Hem kıble farz diyeceksin hem de hiçbir şey olmamış gibi alıntı yapacaksın!
Vahiy nerede kaldı? :p
 

Son konular

Son mesajlar

Üst