İslam'a göre Tevrat, Zebur, İncil tahrif edildi mi?

Mesajlar
142
Tepki puanı
70
Düşünce
Muvahhid
Bugünkü konumuz İslam'ın diğer semavi dinlere indirilen kitaplara olan bakışı. Halkımızın çoğu "İncil, Tevrat tahrif edilmiştir. Neden onları okuyalım?" deyip Kur'an dışında hiçbir kitabı tahrif edilse bile merak edip okuma gereksinimi bile duymamıştır. Kur'an'da Tevrat veya İncil'in tahrif edildiğiyle alakalı ayet bulunmaz. Aksine şöyle denilir;

"Allah'ın sözlerini değiştirebilecek hiçbir kuvvet yoktur."(Enam, 6/34)

"Andolsun ki biz Musa ile Harun’a bir nur, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için de bir nasihat olarak hak ile batılı ayıran Tevrat’ı vermiştik." (Enbiya (21) Süresi, 48. ayet)

"Meryem oğlu İsa’yı kendinden önceki Tevrat’ı tasdik edici olarak gönderdik. İsa’ya inananları doğru yola iletmek üzere içinde nurla hidayet bulunan ve kendinden önce inen Tevrat’ı tasdik eden İncil’i verdik."

"Seni nasıl hakem seçerler. Halbuki Tevrat yanlarındadır. İçinde Allah’ın hükmü yazılıdır. Yine bundan sonra da yüz çeviriyorlar. İşte bunlar asla inanmış değildir." (Maide (5) Süresi 43.ayet)

"Ey iman edenler! Allah’a ve Peygamberine ve ona indirdiği kitaba ve ondan önceki indirdiği kitaplara gereği gibi inanın." (Nisa (4) Süresi, 136 ayet)

İncil gibi diğer semavi dinlerdeki kitaplar değiştirildiyse, Kur'an neden bunları söylüyor? Eğer Allah'ın sözleri değiştirilemez deniliyorsa, ancak önceden gönderdiği kitaplar değiştiriliyorsa, bu Allah'ın gücünü hafife almak değil midir? Burada bir çelişki yok mudur?

Eğer İncil gibi diğer semavi dinlerdeki kitaplar değiştirilmediyse, bu işten kolayca sıyrılmak mümkün. Peki her kutsal kitap aynı şeyi mi söylüyor?

İncil’i okurken, Tevrat ve Zebur'dan çok alıntı görürüz. Çünkü Hristiyanlara göre İncil, onların tamamlayıcısıdır. (Matta 5:17-18) Böyle bir karşılaştırma yaptığımız zaman İncil’in Tevrat ve Zebur’a uyum sağladığını görmek mümkün.

Halbuki aynı şekilde Kur’an’ı, Tevrat, Zebur ve İncil ile karşılaştırdığınız zaman; Kur'an kendisinden önceki indirilen kitaplara göre çok büyük farklılıklar gösterir. Dolayısıyla her dört kitabı doğru kabul etmek pek akıl mantığı değildir.


İncil'in tahrif edilmediğini veya değiştirilmediğini belirten binlerce tarihi el yazmaları arkeoloji müzelerinde sergilenmektedir. Hristiyanlara göre, Mesih’ten sonra ilk yüzyıllardan başlayarak eski dönemlerden kalan 5.000 metinden daha fazla orijinal yazım dili olan Grekçe el yazması vardır.

Aynı zamanda Hristiyanlara göre Mesih’ten kısa bir zaman sonra diğer dillere çevrilmiş 9.000’den fazla el yazmaları bulunmaktadır.

Ayrıca Kilisenin ilk önderlerinin yorum ve ilahi kitaplarından İncil’den o kadar çok alıntı var ki, başka hiç kalıntı kalmamış olsa bile, sadece onların yazılarından İncil tekrar oluşturulabilir. Mantıksal olarak da, İncil'in metni üzerinde iddia edilen bu oynamalar yapılmış olsaydı kesinlikle içeriğinden belli olurdu çünkü öne sürülen bu değişiklikler İncil’in kendi içinde çelişkiler yaratırdı. Fakat onu okuyan herkes İncil’in ne kadar tutarlı, mantıklı ve akıcı olduğuna kanaat getirebilir. (Kime göre tartışılır)
Şu anda bulunan İncil, Hristiyanlara göre mevcut olan eski nüshalarına dayanarak titiz bir şekilde Türkçe’ye çevrilmiştir. İlginçtir ki eskiden yazılan eserlerin hiçbiri, İncil’e ilişkin mevcut bulunan metinsel kaynakların yüzde beşine bile sahip değildir ama kimse o kitapların değiştiğini iddia etmiyor.

Hristiyanlara göre şu ki dünya çapında İncil kadar sağlam ve güvenli bir şekilde günümüze kadar aktarılmış, dikkatlice çevrilmiş ve itinayla korunmuş hiçbir eser bulunmamaktadır. Hristiyanlar İncil'in değiştirilmediğini ve asla değiştirilemeyeceğini yorumlarlar. (bkz. 2. Timoteos 3:16, 2. Petrus 1:19-21).

İncil mantıken Tevrat gibi diğer kitapların tamamlayıcısı olduğu için, İncil değiştirilmediyse, diğer kitapların değiştirildiğini de söylemek biraz olur.

Bu konuyu yaparken tarafsız yaklaşmaya çalıştım ve burada İslam'ın bu iddialarını kabul etmeyen Hristiyanların yanıtları yazılmıştır. Müslüman arkadaşlar, bu kitapların değiştirildiğine dair kanıt sunabilirler ve sonucu hatırı sayılır şekilde değerli olacaktır.
 

6lack de Furor

lll ☆☆☆☆☆
Geliştirici
Mesajlar
2,544
Tepki puanı
1,610
Düşünce
Ateist
Yalnız eğer Allah'ın o kitapların değiştirilmediğini ve değiştirilemeyeceğini söylediğini kabul edersek, bu o kitapları da eleştirerek Allah'ı çürütebileceğimiz anlamına gelir. Bakalım Allah 4 kitaba birden dayanabilecek mi. :)
 
Mesajlar
142
Tepki puanı
70
Düşünce
Muvahhid
Yalnız eğer Allah'ın o kitapların değiştirilmediğini ve değiştirilemeyeceğini söylediğini kabul edersek, bu o kitapları da eleştirerek Allah'ı çürütebileceğimiz anlamına gelir. Bakalım Allah 4 kitaba birden dayanabilecek mi. :)
İnsana göre değişir. Kimisine göre dördüncü olan adam yerine konulmaz, üç kitap birbirini tamamlar.
Biri dördünü de kabul eder.
Öbürü de son olanı hariç hepsini reddeder, değişti der!
 

mad hatter

☆☆☆
Yazar
Mesajlar
550
Tepki puanı
326
Düşünce
Agnostik
Kuran'a göre değil, ama islamcıların öyle icatlar çıkarmaları normal. Çünkü hiçbir müslüman kendi dinini öğrenirken Yahudiliğin ve Hristiyanlığın tarihini öğrenmez. Doğal olarak akıllarında kurguladıkları Tevrat ve İncil de Kuran'a benzeyen şeylerdir. Gerçek tarihe bakıp hayal ettikleri kitapların hiç var olmadıklarını gördüklerinde " değiştirildiler " diyecekler tabi ki.
 

DemoKratos

Vll ☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
6,179
Çözümler
1
Tepki puanı
3,531
Düşünce
Ateist
Ayrıca Kuran'da Tevrat kastedilerek elinizde bulunanı onaylayan (tasdik eden) ifadesi vardır. Özellikle Tora çok iyi korunmuştur. Bunun sınırlı kopyalarını kim nerde saklıyor bilinmezdi. Efsanevi bir ahit sandığı vardır. Bu hiç ortaya çıkmazdı. Hahamlara şu konuda Tora'da ne yazıyor diye sorulduğunda şu yazıyor diye kağıda yazıp verirlerdi. Asla Tora'yı görme şansı yoktu.

Bu sandık sadece çok önemli savaşlarda savaş meydanına getirilirdi. Anlatılanlara göre İsrailliler Mısır dönüşü büyük zorluklara uğradılar. Filistinliler onları kabul etmedi. Uzun süren bir çölde gerilla eğitiminden sonra Filistin'e saldırdılar. Musa ölmüştü, başka adı az duyulmuş bir peygamber vardı efsaneye göre tabii. Bu peygamber Calut'u komutan yaptı. Şeria nehri geçilirken Calut bir avuç sudan fazla içen benden değildir dedi. Bir kısmı emre uymadı ve doyasıya içip bugün savaşamayız dediler. Calut kalanlarla yürümeye devam etti. Filistinliler onları bekliyordu. Ahit sandığı getirildi. Bu büyük bir motivasyondu. Savaş kaybedilirse ahit sandığı düşmanın eline geçecekti. Savaşı İsrailliler kazandı. Düşman komutanı Calut'u sapan taşıyla öldüren Davut kral peygamber oldu. Sonrasında Süleyman ile İsrail güçlü bir dönem yaşadı. Bunlar tabii efsane. Böyle anlatılıyor gerçekliği ne ölçüde bilmiyoruz ama anlıyoruz ki Tora çok sıkı korunuyordu.

Bu arada Arap ve İsrailliler İbrahim'in torunları olduklarını, yani kardeş ırklar olduklarını söylemekle birlikte tarih boyunca savaştılar. Türkler de Moğollarla kardeş ırk ve savaşmadılar. Sonraki savaşlarda Moğollar İslamlaşan Türkleri Türk saymayıp savaşmışlardır. Örneğin Timur Osmanlı'yı Türk saymadığını açıkça belirtmiştir. Neyse... Tora'ya son şekli ne zaman verildi bilmiyoruz ama çok sıkı korunmuştur. Ahit sandığı hiç bir zaman bulunamadı. Özet bu.
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
13,354
Tepki puanı
986
Düşünce
Sünni
Kur'an'da Tevrat veya İncil'in tahrif edildiğiyle alakalı ayet bulunmaz.
"Söyledikleri Allah katından olmadığı halde 'Bu Allah katındandır.' derler. Onlar bile bile Allah'a iftirâ ediyorlar." (Âl-i imran, 3/78)

Biri Allah katından olmayan ifadeleri Allah katındanmış gibi söylese, Allah'a iftira atmış ve Allah'ın gönderdiği kitaba eklemeler yapmış olur. Çünkü Allah katından olan sözler ancak Allah'ın gönderdiği kitaptaki ayetler olabilir.

“Ve Allah çocuk edindi.’ diyenleri uyarmak için. Bu hususta ne onların ne de atalarının bir bilgisi vardır. Ağızlarından ne büyük söz çıkıyor! Onlar yalnız ve yalnız yalan söylerler.” (Kehf 4-5)

“Ey Ehl-i kitap! Niçin hakkı bâtıla karıştırıyor ve bile bile hakkı gizliyorsunuz?” (Âl-i imrân, 7/71)

“Allah’a ve peygamberlerine inanın. (Allah) üçtür demeyin!” (Nisâ, 4/171)
"Allah'ın sözlerini değiştirebilecek hiçbir kuvvet yoktur."(Enam, 6/34)
Ayetin öncesine ve sonrasına bakarsanız ayette geçen "Allah'ın sözü" ifadesinin Allah'ın peygamberlerine olan vaadi anlamında olduğunu görürsünüz.

Daha detaylı bilgi için Elmalılı Tefsiri, İlgili ayetin açıklamasına ve Heyet, Kur’an Yolu, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: II/317 bakabilirsiniz.
"Allah'ın sözlerini değiştirebilecek hiçbir kuvvet yoktur."(Enam, 6/34)

"Andolsun ki biz Musa ile Harun’a bir nur, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için de bir nasihat olarak hak ile batılı ayıran Tevrat’ı vermiştik." (Enbiya (21) Süresi, 48. ayet)

"Meryem oğlu İsa’yı kendinden önceki Tevrat’ı tasdik edici olarak gönderdik. İsa’ya inananları doğru yola iletmek üzere içinde nurla hidayet bulunan ve kendinden önce inen Tevrat’ı tasdik eden İncil’i verdik."

"Seni nasıl hakem seçerler. Halbuki Tevrat yanlarındadır. İçinde Allah’ın hükmü yazılıdır. Yine bundan sonra da yüz çeviriyorlar. İşte bunlar asla inanmış değildir." (Maide (5) Süresi 43.ayet)


"Ey iman edenler! Allah’a ve Peygamberine ve ona indirdiği kitaba ve ondan önceki indirdiği kitaplara gereği gibi inanın." (Nisa (4) Süresi, 136 ayet)

İncil gibi diğer semavi dinlerdeki kitaplar değiştirildiyse, Kur'an neden bunları söylüyor?
Burada Allahın Hz İsa'ya ve Hz Musa'ya gönderdiği orijinal İncil ve Tevrattan bahsediliyor, günümüzdeki tahrif edilmiş adına İncil ve Tevrat dedikleri metinlerden değil.
İncil'in metni üzerinde iddia edilen bu oynamalar yapılmış olsaydı kesinlikle içeriğinden belli olurdu çünkü öne sürülen bu değişiklikler İncil’in kendi içinde çelişkiler yaratırdı. Fakat onu okuyan herkes İncil’in ne kadar tutarlı, mantıklı ve akıcı olduğuna kanaat getirebilir.
Matta, Markos ve Luka İncillerine göre Hz. İsa’nın risaleti bir yıl, Yuhanna’ya göre ise iki yıldan fazla sürmüştür. Bu çelişki de tahrif edildiğine delildir.
İncil değiştirilmediyse, diğer kitapların değiştirildiğini de söylemek biraz olur.
Tevrat, Hz. Mûsâ’ya indiği halde, bugün elimizde bulunan Tevrat, Hz. Mûsâ’nın mezarından bahsetmekte, hatta Hz. Mûsa’nın mezarının kaybolduğundansöz etmektedir. Bu ifadelerin sonradan Tevrat’a ilâve edildiği açıktır. Halbuki Tevrat’tanmış gibi nakledilmektedir.
 
Mesajlar
142
Tepki puanı
70
Düşünce
Muvahhid
"Söyledikleri Allah katından olmadığı halde 'Bu Allah katındandır.' derler. Onlar bile bile Allah'a iftirâ ediyorlar." (Âl-i imran, 3/78)

Biri Allah katından olmayan ifadeleri Allah katındanmış gibi söylese, Allah'a iftira atmış ve Allah'ın gönderdiği kitaba eklemeler yapmış olur. Çünkü Allah katından olan sözler ancak Allah'ın gönderdiği kitaptaki ayetler olabilir.

“Ve Allah çocuk edindi.’ diyenleri uyarmak için. Bu hususta ne onların ne de atalarının bir bilgisi vardır. Ağızlarından ne büyük söz çıkıyor! Onlar yalnız ve yalnız yalan söylerler.” (Kehf 4-5)

“Ey Ehl-i kitap! Niçin hakkı bâtıla karıştırıyor ve bile bile hakkı gizliyorsunuz?” (Âl-i imrân, 7/71)

“Allah’a ve peygamberlerine inanın. (Allah) üçtür demeyin!” (Nisâ, 4/171)

Ayetin öncesine ve sonrasına bakarsanız ayette geçen "Allah'ın sözü" ifadesinin Allah'ın peygamberlerine olan vaadi anlamında olduğunu görürsünüz.

Daha detaylı bilgi için Elmalılı Tefsiri, İlgili ayetin açıklamasına ve Heyet, Kur’an Yolu, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: II/317 bakabilirsiniz.

Burada Allahın Hz İsa'ya ve Hz Musa'ya gönderdiği orijinal İncil ve Tevrattan bahsediliyor, günümüzdeki tahrif edilmiş adına İncil ve Tevrat dedikleri metinlerden değil.

Matta, Markos ve Luka İncillerine göre Hz. İsa’nın risaleti bir yıl, Yuhanna’ya göre ise iki yıldan fazla sürmüştür. Bu çelişki de tahrif edildiğine delildir.

Tevrat, Hz. Mûsâ’ya indiği halde, bugün elimizde bulunan Tevrat, Hz. Mûsâ’nın mezarından bahsetmekte, hatta Hz. Mûsa’nın mezarının kaybolduğundansöz etmektedir. Bu ifadelerin sonradan Tevrat’a ilâve edildiği açıktır. Halbuki Tevrat’tanmış gibi nakledilmektedir.
Normalde forumdan ayrılmıştım lakin hala bu konuya cevap arıyordum, öncelikle teşekkür ederim.

İsa'nın risaleti çelişkisinin kaynağını gösterir misiniz? Ayrıca Musa'nın mezarının kaybolduğunun söz edildiğinin kaynağını da gösterir misiniz?

Yazılı kaynak olursa sevinirim.
 
Mesajlar
142
Tepki puanı
70
Düşünce
Muvahhid
Normalde forumdan ayrılmıştım lakin hala bu konuya cevap arıyordum, öncelikle teşekkür ederim.

İsa'nın risaleti çelişkisinin kaynağını gösterir misiniz? Ayrıca Musa'nın mezarının kaybolduğunun söz edildiğinin kaynağını da gösterir misiniz?

Yazılı kaynak olursa sevinirim.
Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku! Onun kelimelerini değiştirecek hiç kimse yoktur. Ondan başka bir sığınak da bulamazsın." Kehf 27

Bu ayete de açıklama yaparsanız sevinirim.
 

Erdemkoc

Yazar
Mesajlar
231
Tepki puanı
62
Düşünce
Kabalist
"Söyledikleri Allah katından olmadığı halde 'Bu Allah katındandır.' derler. Onlar bile bile Allah'a iftirâ ediyorlar." (Âl-i imran, 3/78)

Biri Allah katından olmayan ifadeleri Allah katındanmış gibi söylese, Allah'a iftira atmış ve Allah'ın gönderdiği kitaba eklemeler yapmış olur. Çünkü Allah katından olan sözler ancak Allah'ın gönderdiği kitaptaki ayetler olabilir.

“Ve Allah çocuk edindi.’ diyenleri uyarmak için. Bu hususta ne onların ne de atalarının bir bilgisi vardır. Ağızlarından ne büyük söz çıkıyor! Onlar yalnız ve yalnız yalan söylerler.” (Kehf 4-5)

“Ey Ehl-i kitap! Niçin hakkı bâtıla karıştırıyor ve bile bile hakkı gizliyorsunuz?” (Âl-i imrân, 7/71)

“Allah’a ve peygamberlerine inanın. (Allah) üçtür demeyin!” (Nisâ, 4/171)

Ayetin öncesine ve sonrasına bakarsanız ayette geçen "Allah'ın sözü" ifadesinin Allah'ın peygamberlerine olan vaadi anlamında olduğunu görürsünüz.

Daha detaylı bilgi için Elmalılı Tefsiri, İlgili ayetin açıklamasına ve Heyet, Kur’an Yolu, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: II/317 bakabilirsiniz.

Burada Allahın Hz İsa'ya ve Hz Musa'ya gönderdiği orijinal İncil ve Tevrattan bahsediliyor, günümüzdeki tahrif edilmiş adına İncil ve Tevrat dedikleri metinlerden değil.

Matta, Markos ve Luka İncillerine göre Hz. İsa’nın risaleti bir yıl, Yuhanna’ya göre ise iki yıldan fazla sürmüştür. Bu çelişki de tahrif edildiğine delildir.

Tevrat, Hz. Mûsâ’ya indiği halde, bugün elimizde bulunan Tevrat, Hz. Mûsâ’nın mezarından bahsetmekte, hatta Hz. Mûsa’nın mezarının kaybolduğundansöz etmektedir. Bu ifadelerin sonradan Tevrat’a ilâve edildiği açıktır. Halbuki Tevrat’tanmış gibi nakledilmektedir.
Yazdığın şeylerin hiç birinde tevratın incilin bozulduğunu kastetmiyor. Kuran tevratın tasdiki bir kitaptır. Bide olayı o kadar yanlış anlamışsın ki Allahın kimseye kitap gönderdiği falan yok. İsada Musada kendi manevi yolunu insanlara aktarıyor. Bunuda ancak insanın kendisi deneyimlemesi gerekir. Allahın çocuğu ne demek muhammedde sizin inancınıza göre allahın çocuğu onun düşüncesini size aktarıyor. Ayrıca tarih hakkında sanki yaşamış gibi anlatıyorsun ya komiksin sadece. Kaç bin yıllık kitabı iki üç cümleyle yok sayıyorsun. Aynı şeyi diğer insanlar kurana yapınca yok yok onu melekler koruyor kimse bozamaz diyorsun. Biraz empatiye davet ediyorum.
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
13,354
Tepki puanı
986
Düşünce
Sünni
Normalde forumdan ayrılmıştım lakin hala bu konuya cevap arıyordum, öncelikle teşekkür ederim.

İsa'nın risaleti çelişkisinin kaynağını gösterir misiniz? Ayrıca Musa'nın mezarının kaybolduğunun söz edildiğinin kaynağını da gösterir misiniz?

Yazılı kaynak olursa sevinirim.
“Ve Rabbin sözüne göre, Rabbin kulu Mûsâ orada, Moab diyarında öldü. Ve Moab diyarında Beyt-peor karşısındaki derede onu gömdü. Fakat bugüne kadar kimse onun kabrini bilmez. Ve Mûsâ öldüğü zaman yüz yirmi yaşında idi; gözü zayıflamadı ve kuvveti eksilmedi. Ve İsrâiloğulları Moab ovasında otuz gün Mûsâ’ya ağladılar. Ve Mûsâ için yas ağlama günleri tamam oldu.(Kitab-ı Mukaddes, Tesniye 34/5-8)

Ekleme de yapalım:

Matta İncilinde (1/1-17) İsa Aleyhisselâmın babaları olarak verilen isimler toplamı (İbrahim Aleyhisselâm dahil) İbrahim Aleyhisselâma kadar kırktır. Luka İncilinin verilen isimler toplamı ise İbrahim Aleyhisselâm dahil elli beştir.

Luka İncili (3/23-38), Mesihi Matat'a nisbet ederken. Matta İncili (1/16), Mesihi Dülger Yusufa nisbet etmiştir.

Matta İncili (11/18) Yahya'nın yemiyerek ve içmeyerek geldiğini haber verirken, Markos İncili (1/6) Yahya'nın çekirge ve yaban balı yediğini söyler ki, bu iki haber birbirini çürütür.

Matta (27/60); Markos (15/46); Luka (23/53)'ya göre ceset alınıp kaya içine oyulmuş bir kabre konulmuştur. Yuhanna (19/41)'ya göre ise, İsa'nın cesedi bahçede olan bir kabre konmuştur.

Matta'ya göre (20/29) Eriha'dan çıkan İsa'ya, şifa için gelen körlerin sayısı ikidir. Markos'a göre (10/46) ise şifa için gelen körlerin sayısı birdir.

Matta'ya göre (10/9) İsa Havârilerine yanlarına asâ bile almaya müsaade etmezken, Markos İncili'nin ifadesine göre (6/8), yanlarında asâ taşımalarını tavsiye etmiştir.

Matta (25/15) hizmetçileri üç gösterirken, Luka (19/33) hizmetçileri on kişi gösterir.

Göklerin melekutunda en büyüğün kim olduğu hakkında soruyu soran, Matta İncili'ne göre (18/1) İsa'nın talebeleridir. Markos İncili'ne göre (9/33-34) sorulan suali haber veren İsa'nın kendisidir.
Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku! Onun kelimelerini değiştirecek hiç kimse yoktur. Ondan başka bir sığınak da bulamazsın." Kehf 27

Bu ayete de açıklama yaparsanız sevinirim.
Hz. Peygamber müşriklerin sorularına cevap verdikçe onlar yeni sorular sorup yeni isteklerde bulunuyorlardı. Nitekim Ashâb-ı Kehf ve Zülkarneyn hakkındaki sorularına cevap verilmişti. Bu defa da Hz. Peygamber’den, eğer çağrısını kabul etmelerini istiyorsa Kur’an’da, kendilerinin ve atalarının âdetlerini ve inançlarını destekler nitelikte bazı değişiklikler yapmasını istediler. Söz konusu âyet, onların bu tür isteklerini reddetmek üzere inmiş ve Resûl-i Ekrem’e, kendisine vahyedileni okuması ve ona uyması emredilmiştir. Böylece ona şu husus bildirilmiş oluyordu: Peygamber ancak kendisine vahyedileni okumak ve onunla amel etmekle mükelleftir. O, Allah’ın kelimelerini değiştirmeye yetkili değildir. Vahye uymaz ve onunla amel etmezse Allah’ın azabından kurtulup sığınacak bir yer bulamaz.
“Allah'ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın.” (Fetih 48:23)
Ayetin öncesine ve sonrasına bakarsanız ayette geçen "Allah'ın sözü" ifadesinin Allah'ın peygamberlerine olan vaadi anlamında olduğunu görürsünüz.

Daha detaylı bilgi için Elmalılı Tefsiri, İlgili ayetin açıklamasına ve Heyet, Kur’an Yolu, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: II/317 bakabilirsiniz.
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
13,354
Tepki puanı
986
Düşünce
Sünni
Yazdığın şeylerin hiç birinde tevratın incilin bozulduğunu kastetmiyor.
Ayetlerin neden tahrifat anlamına geldiğini tek tek izah etmişiz.
Kuran tevratın tasdiki bir kitaptır.
Kuran Allahın Hz Musaya gönderdiği orijinal Tevratı tasdik eder. Günümüzde adına Tevrat dedikleri tahrif edilmiş metni değil.
Allahın kimseye kitap gönderdiği falan yok.
Bu sizin temelsiz uydurmanız.
muhammedde sizin inancınıza göre allahın çocuğu onun düşüncesini size aktarıyor.
Allahın bildirdiklerini aktarması için çocuğu olması şart değil ki :)

İslamda tevhid esastır. Hz Muhammed Allahın önce kulu sonra da elçisidir.
Ayrıca tarih hakkında sanki yaşamış gibi anlatıyorsun
Kuranın Allah kelamı olduğuna deliller var. Bu yüzden anlattığı tarihi olayların da doğru olduğuna bu deliller kanıttır.
Kaç bin yıllık kitabı iki üç cümleyle yok sayıyorsun.
İki üç cümle değil. Ekleme de yaptım üstteki mesajda ama iki üç cümle bile çelişki olsa bu tahrif edildiğine kanıttır.
Aynı şeyi diğer insanlar kurana yapınca yok yok onu melekler koruyor kimse bozamaz diyorsun.
Ben hiçbir yerde böyle bir savunma yapmadım. Saman adam safsatası yapmayınız.

Kuranda bu şekilde bariz bir çelişki yok. Çelişki olduğunu iddia ettiklerinin tamamının da çelişki olmadığını, yalan ve çarpıtmalardan ibaret olduğunu tek tek ispat ettik.
 

Son konular

Üst