İslamda Kadınların Bazı Hakları

Hannibal

Deneyimli
Mesajlar
279
Tepki puanı
221
Düşünce
Agnostik
Konumuz kölelik değil yazdığımız kadın haklarının İslamda kadınlara değer verilmediği yalanını iftiracıların suratına çarpması karşısında klasik ve ucuz bir numara olan konu değiştirme taktiğine başvurulmuş ama yine de cevaplayalım:

Bahsettiğiniz hadiste de neden özellikle dayılarına hediye etmesini tavsiye ettiğini bilmiyoruz. Dayısının yatalak hasta olup olmadığını, kendi bakımını sağlayacak biri olup olmadığını, böyle birine verecek parası olup olmadığını bilmiyoruz. İslam köle azat etmeyi bu kadar teşvik ederken, çok zaruret olmasa köle azadı yerine bu tavsiye edilmeyeceği açık. Sebebini tam bilmediğimiz bir şeyi eleştirmek de ancak İslamı eleştirmeyi dogma haline getirmekle mümkün olur.

Savaş esirlerinin başka hiçbir şekilde değerlendirilmesinin mümkün olmadığı dönemlerde savaş esiri hediye edilebilirdi. Bunda garip bir durum yok. Savaş esirinin hediye edilmesi mal olduğunu göstermez. Savaş esiri mal değil insandır. Savaş esiri olduğu için evde tutulur. Yediğinden yedirilir, giydiğinden giydirilir. Yapabileceğinden fazla iş verilemez. Bir sürü hakka sahiptir. Başkasına hediye edildiğinde de hiçbir hakkını kaybetmez.
Yani dayısı yatalak veya hasta olsa bu olayı onaylıyorsunuz. Gerçek yüzünüzü gösterdiğiniz için teşekkürler. Umarım bir gün sizi de birine böyle MAL gibi hediye ederler.
 

kavak

V ☆
Denetmen
Mesajlar
7,948
Tepki puanı
4,950
Düşünce
Ateist
Ayetlerde çok eşliliğin aralarında adil olma şartına bağlanması ve istenilse bile adil olunamayacağının bildirilmesi ortada bizim temelsiz uydurmamız değil, sizin cehaletiniz olduğunu gösteriyor.
Bu sizin temelsiz uydurmanız.
Bu da sizin temelsiz uydurmanız.
Atalarımızın öyle dediği de sizin temelsiz uydurmanız.
Temelsiz uçmuşsun(!) gene.
Bu alışkanlığına devam ettiğin müddetçe, habire kendi burnunun üzerine çakılmaktan kurtulamayacaksın.
 
Yazan tarafından düzenlendi:

bilgelikyolunda

ll ☆
Yazar
Mesajlar
15,811
Tepki puanı
1,227
Düşünce
Sünni
Yani dayısı yatalak veya hasta olsa bu olayı onaylıyorsunuz. Gerçek yüzünüzü gösterdiğiniz için teşekkürler. Umarım bir gün sizi de birine böyle MAL gibi hediye ederler.
Anakronizmin dibine vurup sizin gibi insanlar hakkında kötü umutlar beslediğiniz gerçek yüzünüzü göstermişsiniz.
 

bilgelikyolunda

ll ☆
Yazar
Mesajlar
15,811
Tepki puanı
1,227
Düşünce
Sünni
3-5 tane nikahlayın.
"... kadınları dövün" (Nisa 34)
" Kadınlar sizin tarlanızdır. İstediğiniz gibi sürün." (Bakara 223)
Bunlar defalarca izah edildi.

Kafanızı kuma gömüp İslamı kuru inatla inkar etme dogmasından sıyrılıp içinde bulunduğunuz konu başlığını okumanız yeterli.
İnsanların gerektiğinde hediye gibi verip alınabileceğini
Mesela insanların seyahat özgürlüğü vardır ama mahpuslar için bunun kısıtlanması meşrudur.

Demek ki insanların özgürlükleri gerektiği zaman kısıtlanabilir.

İslam'da gerçekçi bir bakış açısıyla eleştirecek bir şey bulamayınca toz pembe bir dünya uydurup bu uydurduğunuz dünyaya uymayan ama içinde yaşadığımız dünyaya birebir uyan hükümleri eleştiriyorsunuz.

Size uydurduğunuz hayal dünyanızda mutluluklar dilerim.

İşte aramızdaki ahlak farkı da bu. Siz sırf sizin gibi düşünmüyoruz diye kötü şeyler dilerken biz her şeye rağmen hem bu dünyada hem de öldükten sonra mutlu olmanızı umut ediyoruz.
 
Yazan tarafından düzenlendi:

Yoh Asakura18

☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,261
Tepki puanı
840
Düşünce
Agnostik
İslam da kadını bu videoda ayet ve hadisleri referans alarak göstermiş.
 
Yazan tarafından düzenlendi:

Yoh Asakura18

☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,261
Tepki puanı
840
Düşünce
Agnostik
Hocam bu bilgeliyolunda ile tartışılmaz. Çünkü kendisi islam dogmasına öyle bir kaptırmış ki! Gerçekleri göremiyor, ya da görmek istemiyor. 1400 yıllık dinden kadına değer verildiğini zannediyor.
 
Moderatör tarafından düzenlendi:

bilgelikyolunda

ll ☆
Yazar
Mesajlar
15,811
Tepki puanı
1,227
Düşünce
Sünni
Aynen aynen kesinlikle izah edildi. Neymiş sert vurmayacakmışsız. Neymiş karımızın mabadına hafifçe dokunacakmışsız. Külahıma anlatın bunları. Putun sert vurulmasını istemiyorsa yazsın oraya o zaman.
1-Benim putum yok.

2-Allah sizin keyfinize göre hareket etmek zorunda değildir. Bir bunu öğrenemediniz.

İster kitabında yazar ister başka türlü hükmünü bildirir.
Köleler ne yaptı da özgürlükleri kısıtlanıyor?
Haksız yere savaşarak insanları öldürmek istediler.

Arzu edenler linki inceleyebilir.

Arzu edenler de İslamı kuru inatla dogmatik olarak inkar edebilir, kendi tercihidir.
 

Hannibal

Deneyimli
Mesajlar
279
Tepki puanı
221
Düşünce
Agnostik
Sizin putunuz var. Adı da Allah.
2-Allah sizin keyfinize göre hareket etmek zorunda değildir. Bir bunu öğrenemediniz.
O zaman putunuzun gönderdiği kitapta yazmayan şeyleri ekleme yaparak insanları kandırmayın.
Haksız yere savaşarak insanları öldürmek istediler.
Bu sizin temelsiz uydurmanız. İslam dönemin de birine hediye edilen bütün kölelerin köle olma sebeplerini o dönemde yazılmış belgelerle ispatlayın daha sonra zırvalamaya devam edin lütfen.
Arzu edenler de İslamı kuru inatla dogmatik olarak inkar edebilir, kendi tercihidir.
Dogmatik bir şeyi dogmatik olarak inkar edilemez.
 

Hardcore

Çaylak
Mesajlar
137
Tepki puanı
53
Düşünce
Bağımsız
Bazıları eksik veya yanlış bilgiden, bazıları da art niyetli çarpıtmalarla İslamda kadın haklarının olmadığını iddia edebiliyorlar. Peki bu, ne kadar doğru?

“Cennet annelerin ayakları altındadır.” hadisi iddiaların iftira olduğunu göstermek için yeterli ama kadının kocası üzerindeki birkaç hakkını yazalım da insan olarak görmediği(!) kadına İslam ne haklar vermiş bakalım:

Kur'an'da ve sünnette


emredilmiştir.

Velileri tarafından sevmedikleri, istemedikleri kimselerle evlendirilmiş kızlar ve kadınların nikahlarını Peygamberimiz (asm) iptal etmiştir.
Yine Peygamberimiz:
"Karılarını dövenler hayırlılarınız değildir.",

"Akşam bir yatağı paylaşacağınız eşlerinizi nasıl hayvanlar gibi dövebiliyorsunuz?!."buyurmuştur.
karşı tarafa zulmeden, baskı yapan kimseler, Allah ve Rasulü'nün murat ve maksatlarının dışına çıktıklarını bilmelidirler. Ve bilmelidirler ki, hiçbir beşere (bunun içinde koca, ana, baba ve devleti yönetenler de vardır) itaat mutlak değildir. Hiçbir kimseye haksız olan, meşru olmayan emir ve isteklerinde itaat edilmez. Eğer bir kadın kocasına kırılmışsa, onun gül yaprağından nazik gönlü örselenmiş, kalbi incinmişse kocanın yapacağı şey"Hemen dediğimi yap, ben reisim, bana itaat edeceksin, etmezsen sana melekler lanet ederler..." demek yerine"En iyileriniz kadınlarına en iyi davrananlarınızdır." hadisine uyarak onun gönlünü almak, meseleyi açık yüreklilikle ve sevgiyle çözmektir.


Bu âyette Allah (c.c.) cahiliyyet insanının kadına bakışını anlatır ve takbih eder. Halbuki,


Kadın da tıpkı erkek gibi doğar, erkek gibi insan yavrusudur. Şefkatte ve hediyede aralarını ayırırlarsa, anne baba sorumlu olurlar. Peygamberimiz (asm)'in vasiyyetini gözetmemiş olarak şefaatten mahrumiyeti hak ederler. Cahiliyyet duygularının insanlarda zaman zaman depreşeceğini bildiği için, Efendimiz (asm) kız çocuklarının, eğitimini özellikle vurgular ve "üç, iki, hattâ bir kız çocuğunu, haklarını koruyarak yetiştiren babanın, Cennette kendisiyle beraber olacağını" (Ibn Mâce, Edep 3) duyurur.

Çocuğun kız doğmasında da erkekte olduğu gibi, "şükür" olarak "akîka"kurbanı kesilir. Ismi güzel verilir, zorunlu eğitimi yaptırılır. Gerekli cinsel bilgileri anneden alır. Kur'ân'da ve Sünnette ilme teşvik eden hiç bir nas, kadınları bundan ayırmaz. Tersine, ihmale uğrayacaklarını bildiği için, Peygamberimiz (asm) özellikle kadın eğitimini tavsiye etmiş. haklarının korunmasını emretmiştir. Onun devrinde "müctehid" olan kadınlar yetişmiştir. (Meselâ Resûlüllah'ın zevceleri Âişe validemiz bunlardan biridir.)

Kadın, hiçbir konuda erkekten ayrı tutulmadan büyütülmüş ve yetiştirilmiş, sıra evlenmesine gelmiştir. Damat adayını görmesi bir hakkı ve aynı zamanda bir sünnettir. Beğenmezse reddeder, velîlerin ve damat adayının ısrarı hiçbir şeyi değiştirmez.

Evlenirken ağırlığını koyar, damat adayından istediği kadar "mihir" alır.Mihir onun Allah tarafından belirlenmiş en tabii hakkı ve hayat garantisidir. Harcama sahası, meşru çerçevede tamamen kendi iradesine bağlıdır. Mihrini, ya da varsa diğer mal varlığını, hayır yolunda harcayabileceği gibi ticarî işletmelerde kullanabilir, şirketler kurar, şirketlere hisse senetleriyle ortak olur, kazanır ve kazandığını da istediği yerde harcar. Çünkü kendi sosyal güvenliği, kocaya varmakla garanti altına alınmıştır. Ev için ve kendisi için gerekli bütün zarûri harcamalar erkeğin sırtınadır. Erkek, elbiseni ya da süs malzemeni kendi kazancınla al, diyemez. Kendi varlığı ölçüsünde kadının nafakasını sağlamak zorundadır. Sağlayamayacaksa evlenemez. Evlendikten sonra sağlamazsa kadının boşanma talebi olumlu sonuçlanır.

Kocası onu tahkir edemez, onun hayat arkadaşı olduğunu unutmamak zorundadır, darılıp evinde yalnız bırakamaz. Erkeğin en hayırlısı, kadına en iyi davranandır. (bk. Buhâri, nikâh 43; Müslim, fedâil 68)

Evde hanımıyla şakalaşmak, eğlenmek ve onu eğlendirmek kocanın görevlerindendir.

ocanın karısını cinsel yönden tatmin görevi de vardır. Peygamberimiz (asm), karısını düşünmeden, işini bitirerek hemen inen insanları horoza, yani hayvana benzetmiş ve sevişip okşama olmadan cinsel ilişkiye geçilmemesini tavsiye etmiştir.(2) Çünkü erkek bakmakla hemen tahrik olabilir, ama kadın cinsel ilişkiye ancak uzun bir okşama döneminden sonra hazır hale gelir. Iyi bir erkek, karısını bu işe hazırlamayı başarabilen ve kendi doyduğu gibi onu da doyurabilen erkektir. Cinsel ilişkide sadece kendisini düşünen erkekler, karşısındakine zulmettiklerini ve işkence ederek zevk aldıklarını unutmamalıdırlar.

Evlendikten sonra bir yıl içerisinde hiç cinsel ilişki yapamayan erkekten kadının ayrılma hakkı vardır. Kadın "peşin mihrini" almadan kendisini erkeğe teslim etmeyebilir.

Kadının nafakası gibi, tedavisi ve ilâç harcamaları da kocaya aittir.Kadın ekmek yapamayan birisi ise, erkek hazır ekmek almak zorundadır. Süslenmesini istiyorsa, süs malzemeleri ve koku masrafi erkeğe aittir. Yılda yazlık ve kışlık olmak üzere iki takım elbise erkeğe aittir. Anlaşmazlik söz konusu olursa elbisenin nitelikleri mahalli idarelerce tesbit edilir. Kadın, kocası sefere çıkarken, gelmediği günler için nafakasına, ondan kefil alabilir. Âdetli günlerinde kocasından ayrı yatmak isterse, ayrı bir yatak istemek hakkıdır.

Kadın, kocanın yakınlarını istemediği takdirde, kocası onu müstakil bir evde oturtmak zorundadır. Buna sebep olarak, kocasıyla oynaşmak ve yararlanmak arzusuna, onların bulunmasının engel olacağı gösterilmiştir. Hattâ cinsel ilişkiyi bilmeyecek kadar küçük olan çocuğu dışındakiler için de aynı sebeble ayrı odalar istemek, kadının hakkıdır.

Erkeğin haklarına bir zarar vemeyen meşru işlerde; kadının meşru çerçevede çalışmak hakkıdır.

Âdet ve lohusalıktan ötürü hamama gitmek istediği takdirde, hamam parasını erkek verir.
Bu söylediklerimiz bütün fıkıh kitaplannda kadının erkek üzerindeki hakları sayılırken açıklanan konulardan sadece birkaç örnektir. Sonra bunlar birer tavsiye niteliğinde değil, yaptırımı olan kanûni haklardır.
Sahih hadislerle gel kafir .
 

Hardcore

Çaylak
Mesajlar
137
Tepki puanı
53
Düşünce
Bağımsız
Burada problem Arapçadan Türkçeye dövmek olarak çevrilen kelimenin sınırları ile ilgili. Mesela biri mendil veya misvakla hafif bize dokundursa ve bu şekilde tepkisini gösterse bunu dövmek veya şiddet olarak algılamayız ama Arapçada bu fiil de dövmek kelimesiyle ifade edilir.
Türkçedeki anlamıyla dövmek haramdır
Heheheheh. Nedense bu çevirme hataları hep Kur an da oluyor. Tevrat'ta veya İncil'de olmuyor.
 

Hardcore

Çaylak
Mesajlar
137
Tepki puanı
53
Düşünce
Bağımsız
Bazıları eksik veya yanlış bilgiden, bazıları da art niyetli çarpıtmalarla İslamda kadın haklarının olmadığını iddia edebiliyorlar. Peki bu, ne kadar doğru?

“Cennet annelerin ayakları altındadır.” hadisi iddiaların iftira olduğunu göstermek için yeterli ama kadının kocası üzerindeki birkaç hakkını yazalım da insan olarak görmediği(!) kadına İslam ne haklar vermiş bakalım:

Kur'an'da ve sünnette


emredilmiştir.

Velileri tarafından sevmedikleri, istemedikleri kimselerle evlendirilmiş kızlar ve kadınların nikahlarını Peygamberimiz (asm) iptal etmiştir.
Yine Peygamberimiz:
"Karılarını dövenler hayırlılarınız değildir.",

"Akşam bir yatağı paylaşacağınız eşlerinizi nasıl hayvanlar gibi dövebiliyorsunuz?!."buyurmuştur.
karşı tarafa zulmeden, baskı yapan kimseler, Allah ve Rasulü'nün murat ve maksatlarının dışına çıktıklarını bilmelidirler. Ve bilmelidirler ki, hiçbir beşere (bunun içinde koca, ana, baba ve devleti yönetenler de vardır) itaat mutlak değildir. Hiçbir kimseye haksız olan, meşru olmayan emir ve isteklerinde itaat edilmez. Eğer bir kadın kocasına kırılmışsa, onun gül yaprağından nazik gönlü örselenmiş, kalbi incinmişse kocanın yapacağı şey"Hemen dediğimi yap, ben reisim, bana itaat edeceksin, etmezsen sana melekler lanet ederler..." demek yerine"En iyileriniz kadınlarına en iyi davrananlarınızdır." hadisine uyarak onun gönlünü almak, meseleyi açık yüreklilikle ve sevgiyle çözmektir.


Bu âyette Allah (c.c.) cahiliyyet insanının kadına bakışını anlatır ve takbih eder. Halbuki,


Kadın da tıpkı erkek gibi doğar, erkek gibi insan yavrusudur. Şefkatte ve hediyede aralarını ayırırlarsa, anne baba sorumlu olurlar. Peygamberimiz (asm)'in vasiyyetini gözetmemiş olarak şefaatten mahrumiyeti hak ederler. Cahiliyyet duygularının insanlarda zaman zaman depreşeceğini bildiği için, Efendimiz (asm) kız çocuklarının, eğitimini özellikle vurgular ve "üç, iki, hattâ bir kız çocuğunu, haklarını koruyarak yetiştiren babanın, Cennette kendisiyle beraber olacağını" (Ibn Mâce, Edep 3) duyurur.

Çocuğun kız doğmasında da erkekte olduğu gibi, "şükür" olarak "akîka"kurbanı kesilir. Ismi güzel verilir, zorunlu eğitimi yaptırılır. Gerekli cinsel bilgileri anneden alır. Kur'ân'da ve Sünnette ilme teşvik eden hiç bir nas, kadınları bundan ayırmaz. Tersine, ihmale uğrayacaklarını bildiği için, Peygamberimiz (asm) özellikle kadın eğitimini tavsiye etmiş. haklarının korunmasını emretmiştir. Onun devrinde "müctehid" olan kadınlar yetişmiştir. (Meselâ Resûlüllah'ın zevceleri Âişe validemiz bunlardan biridir.)

Kadın, hiçbir konuda erkekten ayrı tutulmadan büyütülmüş ve yetiştirilmiş, sıra evlenmesine gelmiştir. Damat adayını görmesi bir hakkı ve aynı zamanda bir sünnettir. Beğenmezse reddeder, velîlerin ve damat adayının ısrarı hiçbir şeyi değiştirmez.

Evlenirken ağırlığını koyar, damat adayından istediği kadar "mihir" alır.Mihir onun Allah tarafından belirlenmiş en tabii hakkı ve hayat garantisidir. Harcama sahası, meşru çerçevede tamamen kendi iradesine bağlıdır. Mihrini, ya da varsa diğer mal varlığını, hayır yolunda harcayabileceği gibi ticarî işletmelerde kullanabilir, şirketler kurar, şirketlere hisse senetleriyle ortak olur, kazanır ve kazandığını da istediği yerde harcar. Çünkü kendi sosyal güvenliği, kocaya varmakla garanti altına alınmıştır. Ev için ve kendisi için gerekli bütün zarûri harcamalar erkeğin sırtınadır. Erkek, elbiseni ya da süs malzemeni kendi kazancınla al, diyemez. Kendi varlığı ölçüsünde kadının nafakasını sağlamak zorundadır. Sağlayamayacaksa evlenemez. Evlendikten sonra sağlamazsa kadının boşanma talebi olumlu sonuçlanır.

Kocası onu tahkir edemez, onun hayat arkadaşı olduğunu unutmamak zorundadır, darılıp evinde yalnız bırakamaz. Erkeğin en hayırlısı, kadına en iyi davranandır. (bk. Buhâri, nikâh 43; Müslim, fedâil 68)

Evde hanımıyla şakalaşmak, eğlenmek ve onu eğlendirmek kocanın görevlerindendir.

ocanın karısını cinsel yönden tatmin görevi de vardır. Peygamberimiz (asm), karısını düşünmeden, işini bitirerek hemen inen insanları horoza, yani hayvana benzetmiş ve sevişip okşama olmadan cinsel ilişkiye geçilmemesini tavsiye etmiştir.(2) Çünkü erkek bakmakla hemen tahrik olabilir, ama kadın cinsel ilişkiye ancak uzun bir okşama döneminden sonra hazır hale gelir. Iyi bir erkek, karısını bu işe hazırlamayı başarabilen ve kendi doyduğu gibi onu da doyurabilen erkektir. Cinsel ilişkide sadece kendisini düşünen erkekler, karşısındakine zulmettiklerini ve işkence ederek zevk aldıklarını unutmamalıdırlar.

Evlendikten sonra bir yıl içerisinde hiç cinsel ilişki yapamayan erkekten kadının ayrılma hakkı vardır. Kadın "peşin mihrini" almadan kendisini erkeğe teslim etmeyebilir.

Kadının nafakası gibi, tedavisi ve ilâç harcamaları da kocaya aittir.Kadın ekmek yapamayan birisi ise, erkek hazır ekmek almak zorundadır. Süslenmesini istiyorsa, süs malzemeleri ve koku masrafi erkeğe aittir. Yılda yazlık ve kışlık olmak üzere iki takım elbise erkeğe aittir. Anlaşmazlik söz konusu olursa elbisenin nitelikleri mahalli idarelerce tesbit edilir. Kadın, kocası sefere çıkarken, gelmediği günler için nafakasına, ondan kefil alabilir. Âdetli günlerinde kocasından ayrı yatmak isterse, ayrı bir yatak istemek hakkıdır.

Kadın, kocanın yakınlarını istemediği takdirde, kocası onu müstakil bir evde oturtmak zorundadır. Buna sebep olarak, kocasıyla oynaşmak ve yararlanmak arzusuna, onların bulunmasının engel olacağı gösterilmiştir. Hattâ cinsel ilişkiyi bilmeyecek kadar küçük olan çocuğu dışındakiler için de aynı sebeble ayrı odalar istemek, kadının hakkıdır.

Erkeğin haklarına bir zarar vemeyen meşru işlerde; kadının meşru çerçevede çalışmak hakkıdır.

Âdet ve lohusalıktan ötürü hamama gitmek istediği takdirde, hamam parasını erkek verir.
Bu söylediklerimiz bütün fıkıh kitaplannda kadının erkek üzerindeki hakları sayılırken açıklanan konulardan sadece birkaç örnektir. Sonra bunlar birer tavsiye niteliğinde değil, yaptırımı olan kanûni haklardır.
Bu hadisler senin temelsiz uydurman bedevi seni.
 

Son konular

Son mesajlar

Üst