İslam'da Pedofili

RedOneTheDiver

☆☆☆
Üye
Mesajlar
335
Tepki puanı
148
Düşünce
Agnostik
tüm bilimsel olarak kabul edilmiş şeyler ispatlanmamıştır hiçbir şey tam anlamıyla ispatlanamaz sadece tümevarımdan bu sonucu çıkarırsın "her seferinde her yerde kalemi attığında yere düşer" yer çekimi kanunu bunu açıklamıştır, ama her seferinde ve dünyanın her yerinde her an kalemi yere atamazsın bunu deneyleyemezsin yani ama böyle bir çıkarım oluşur bütün deneyler bu şekildedir.
Orhan Hançerlioğlu felsefe sözlüğü agnostisizm başlığı. Diyalektik materyalist felsefesi 20. yy septisizmi olarak açıklar ve tehlikeli olduğunu söyler. Biraz önce agnostisizmi anlamadığını söylemiş tim. Hayır tam olarak anlamışsın. Özür dilerim. Ama bundan sonra hiçbir şeyi iddia edemezsin. Çünkü bilinmezcisin. Yani sen bilmiyorsun ve herkese de siz de bilmiyorsunuz diyorsun. Bu tartışma hiçbir yere götürmez. Hastaneye gitme, çünkü gerçek hastalığını hiçbir zaman bilmeyecekler ve hep yanlış ilaç verecekler. Elektrik fatura hep yanlış kesilecek ve sen hep yanlış fatura tutar ödeyeceksiniz çünkü kimse doğrusunu bilmiyor. Deontolojik çıkarımlarımız var ama sana göre kim bilir onlar da yanlıştır. Hulâsa her şeyin bilinmemesi bir yana dini masallar bir yana inanç olarak agnostisizmden bahsediyoruz.
Diyeceksin tabi din olgularının mantıkla hiçbir alakası yok bir çoğunda haklısın evet mantık almıyor alamıyor anlayamıyoruz ama inan bir o kadar da tesadüfler kuramını mantığım almıyor inan aynı ölçüde çakışıyorum deli gibi okuyorum ama hayır olamaz ya bu kadar tesadüf olamaz diyorum dersem eğer o saçma sapan din adı altında uydurup inanıp yaşadıkları yobazlardan hiçbir farkımın olmadığını hissediyorum ikisi de aynı mantıksızlıkla kafamı deliyor.
Benim de kaos teorisi hakkında kafa karışıklığım var. Belki alakalıdır. Başka bir balıkta konuşalım.
 

Sessiz

Yasaklı Üye
Mesajlar
6
Tepki puanı
1
Düşünce
Agnostik
1400 yıl önceki kullanılan Arapça dan bahsediyoruz değil mi, Kuran daki kalp çoğunlukla mecazi anlamdadır, bir kaç ayette direkt anlamıyla geçer evet
Araf suresi 179. ayet: ''Onların kalbleri vardır ama anlamazlar; gözleri vardır ama görmezler; kulakları vardır ama işitmezler.'' kalb olarak geçen kelime akletme, idrak yerine kullanıyordu yani o zamanlarda beyni bile bilmiş olsalar adına kalb denilebilirdi birçok yerinde "siz daha anlayasınız diye Kuran bu şekilde indirildi, hala düşünmez misiniz ?" der.. ne diyeceklerdi yahu merkezi sinir sisteminin bir parçası olan beynin işlevinin vücut ve zihin fonksiyonlarının çoğunluğunu düzenleyerek düşünün falan mı :D bizim Arabistanlı yamyamlarımız da bunu anlayacaklardı ya şimdi ki zamanda da anlayabilmen için bu kalp/kalb kelimesini hem idrak(o zamanlar için) hem de bolca mecazi anlamda yer vermiş(şimdiki zaman için) bu sunnilerin de işleri çok zor gerçekten sürekli hor görme küçümseme ve aptal/mantıksız insan yerine konuluyorsunuz değil mi? çok derin bilginiz de olmadığı için çok mantıklı cevaplar veremiyorsunuz haliyle din de buna çok musaade etmiyor açıkcası ama bilmiyorlar ki genel olarak en mantıklısını siz yapıyorsunuz çünkü Tanrı ya var ya da yok değil mi ? % 50 şansımız var en nihayetinde İnanlar: Tanrı var ise sorun yok zaten Tanrı yoksa bütün yaptıkları inandıkları boşa gider en fazla, ama inanmayanlar Tanrı varsa b.k u yedi demektir:D o yüzden mantık mantık mantık diyorsunuz ya mantıklı olun arkadaşlar bu kadar sert konuşmayın ne olursa olsun anlayabildiğimiz Tanrı Tanrı değildir ztn hep soru işaretleri vardır
Ayrıca Einstein (ateist ve deist olup olmadığı hala tartışılan üstadımız) dan bir sözle kapatmak istiyorum " dinsiz bilim topal, bilimsiz din kördür"
Nerden bakarsanız bakın her zaman bardağın bir yarısı dolu bir yarısı boştur o yüzden yok 4 kadın almakmış yok hadislermiş yok kalp miş aman beyin miş niye yokmuş varmış çok düşünmeyin çünkü herkes kendi açısından cevaplar bulacaktır elbet en azından şimdilik benim gibi objektif agnostik olun tavsiye edilir (nacizane..)
Çok güzel bir yazı olmuş.
 

RedOneTheDiver

☆☆☆
Üye
Mesajlar
335
Tepki puanı
148
Düşünce
Agnostik
Nerden bakarsanız bakın her zaman bardağın bir yarısı dolu bir yarısı boştur o yüzden yok 4 kadın almakmış yok hadislermiş yok kalp miş aman beyin miş niye yokmuş varmış çok düşünmeyin çünkü herkes kendi açısından cevaplar bulacaktır elbet en azından şimdilik benim gibi objektif agnostik olun tavsiye edilir (nacizane..)
8 mart dünya emekçi kadınlar günü herkese kutlu olsun.
 

NoTThingLosE

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,750
Tepki puanı
336
Düşünce
Sünni
Hac 46
Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olsun? (Dolaştılar, ama ibret almadılar). Çünkü gerçekte gözler değil, göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri) kör olur.
a. Soruda yer alan ayetin meali şöyledir:

“Bu inkârcılar, hiç mi yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar ki, düşünüp taşınacak kalplere ve gerçeğin sesini işitecek kulaklara sahip olsunlar. Şu bir gerçektir ki, kör olan yüzlerdeki gözler değil; asıl kör olan sinelerdeki gönüllerdir.” (Hac, 22/46)
- Ayette yer alan “düşünüp taşınacak kalpler” ifadesi, açıkça kalb sözcüğünün aklı da içine alan geniş bir kavram olduğunu göstermektedir.

b. Asıl mesele, Kur’an’ın Allah’ın sözü olduğuna inanıp inanmamakla alakalıdır. Onun Allah’ın sözü olduğunu gösteren yüzlerce delil vardır. Önemli kısmı sitemizde de yer almıştır. Bu delillere dayanarak Kur’an’ın Allah kelamı olduğuna inanan bir kimsenin onda bir yanlışın olduğunu elbette düşünmesi söz konusu olmaz. Ve bu ayette olduğu gibi, doğru yorumu mümkün olduğu sürece onu bulmaya çalışır.

Sonsuz ilim ve hikmeti sahibi olan Allah’ın çam kozalağı şeklindeki kalb ile akıl ve vicdanı da ihtiva eden kalbin farkını bilmemesi mümkün mü?“Yaratan hiç bilmez olur mu?” (Mülk, 67/14).

c. Kalb, iki anlamda kullanılan bir kavramdır. Birincisi, kanı pompalayan biyolojik bir varlığa sahip olan ve çam kozalağı şeklinde tasvir edilen bir organımızdır. Bu organ insanlarla hayvanlarda müşterektir.

İkincisi ise, manevi, biyolojik olmayan duygu ve düşüncenin de merkezi olan, akıl, vicdanı da kapsayan bir latifedir.

d. Bediüzzaman’ın şu ifadelerinde de "kalp" kavramı bağlamında, akıl ile vicdan karşılaştırılması yapılarak, aralarındaki yakın ilişkiye işaret edilmiştir:

"Kalbden maksad, sanavberî (çam kozalağı şeklinde) bir et parçası değildir. Ancak (kalb öyle) bir latife-i Rabbaniyedir ki, mazhar-ı hissiyatı vicdan; ma'kes-i efkârı dimağdır." (yani, Kalb: Rabbimiz tarafından hikmetle yaratılan öyle manevi bir mekanizmadır ki, hem duyguların tezahür ettiği vicdanı, hem de aklın idrak misyonu ve tefekkür sisteminin yeri olan dimağı da içine almaktadır.) (bk. İşârâtü'l-İ'caz, Mühürlenen Kalpler, s. 77)
"Vicdanın ziyası, ulûm-u diniyedir. Aklın nuru, fünûn-u medeniyedir. İkisinin imtizacından hakikat tecelli eder. İftirak ettikleri vakit; birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder." (bk. Münâzarât, / İçtimâî Reçeteler-II, 81)
e. “Biz cehennem için (netice itibariyle cehennemi hakeden) cinlerden ve insanlardan öyle kimseler yarattık ki, onların kalpleri vardır ama bu kalplerle idrak etmezler, gözleri vardır onlarla görmezler, kulakları vardır onlarla işitmezler.” (A'raf, 7/179) mealindeki ayetten de kalbin aklı da ihtiva eden bir kavram olduğunu görmek mümkündür. Çünkü, idrak etmek aklın bir fonksiyonudur ve bir ilim gerektirir. Razi’nin ifade ettiği gibi, Kalbin idrak sahibi olması onun ilim mahalli olduğunu da göstermektedir. (Razi, ilgili ayetin tefsiri)

Demek ki, -biyolojik olmayan- Kalb, hem aklı hem de duyguları barındıran bir merkezdir. Bu merkez ister beyinin bir yerinde yer alsın, ister başka ruhi bir boyutta varlığını sürdürsün fark etmez. Farklı olan şey, Kur’an’da kullanılan kalbin, biyolojik kan pompası hükmündeki kalbin dışında bir mekanizma olduğu gerçeğidir.

f. İmam Gazalî, altıncı his çerçevesinde değerlendirdiği basiret mefhumunu açıklarken, kalb, nur, akıl gibi sözcüklerin birbirinin yerine kullanılabileceğini, bunların teşhis ve tayini konusunda bir tartışmanın yersiz olacağını ifade etmektedir. (bk. İhya, 4/289)

g. Kur’an’ın kullandığı kalb kavramı, latife-i rabbanî denilen manevî kalbi de, aklı da ulvî duyguların merkezi olan ruhu da içine alacak geniş bir kapsama sahiptir. Nitekim, Kur’an’da -fiil şekli hariç- “akıl” kelimesi hiç kullanılmamıştır. Demek ki, kalb sözcüğü onu da ifade etmektedir.

h. Kur’an’da kalbin tarifi yapılmamakla beraber, İslam alimleri ayet ve hadislerin ışığı altında akıl ve kalbin yerini, aklın kalp ile olan ilişkisi konusunda değişik görüşler ortaya koymuşlardır.

- İbn Hacer el-Askalanî’nin de içinde yer aldığı bir kısım alimlere göre, akıl kalptedir. Yani kalp manevi bir mekanizma olup aklı da içine almaktadır.

Bu alimlere göre:

1) “Elbette bunda, içinde bir kalb taşıyan veya zihnini derleyip toplayarak can kulağıyla dinleyen kimseler için alacak bir ders vardır.”(Kaf, 50/37) mealindeki ayette yer alan Kalb kelimesi, akıl manasında kullanılmıştır. İbn Hacer’e göre, çoğu tefsirciler bu ayette yer alan kalbi akıl olarak anlamışlardır. (bk. Taberi, Maverdî, Kurtubî, İbn Kesir, Celaleyn, İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri)

Kur’an’ın bu ifadesi, aklın kalpte karar kıldığını, kalpten kaynaklandığını göstermektedir. (bk. İbne hacer, Fethu’l-Bari, 1/129)

2) Rivayete göre, İbn Abbas da bu ayetteki kalb sözcüğünü akıl olarak açıklamıştır. Ünlü dil bilgini Ferra, İbn Abbas’ın bu görüşünü desteklemiş ve Arapça’da kalbin akıl manasında kullanıldığını belirtmiştir. (bk. Ferra/Bağevî, ilgili ayetin tefsiri)

- Son olarak diyeceğimiz şu ki; her bilmediğimiz bir konudan ötürü, imanımız kaçıracak şüpheler akıl ve kalbimize giriyorsa, vay bizim halimize! Materyalist bir fencinin veya filozofun sözüne tereddütsüz yaklaşan bir kimsenin, Allah’ın ve onun elçisinin sözlerini şüphe ile karşılaması imanla bağdaşır bir şey değil.

Allah cümlemizi hakiki ve tahkiki iman sahibi olmaya muvaffak kılsın. Âmin.
 

NoTThingLosE

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,750
Tepki puanı
336
Düşünce
Sünni
Pedofili konusuna gelicek olursak:

Müslüman ve gayrımüslimlerin çoğunluğu, son İslam peygamberi Hz. Muhammed’in Hz. Aişe ile 9 yaşındayken evlendiğini söyler. Gayrımüslimlerin ya da İslam’dan hazetmeyenlerin bunu söylemesine şaşırmamak gerekir; çünkü onların bir kısmı zaten İslam’ı ve peygamberimizi alçaltmaya çalışırlar. Onlara göre zaten Hz. Muhammed peygamber değil, Kur’anın yazarıdır. (Peygamber’in ümmî olması meselesini okur-yazar olmadığı şeklinde yorumlayanlara ayrı bir yazıda cevap yazacağım inşallah. Şimdi esas konumuza dönelim.)

Bence işin ilginç yanı Müslümanların çoğunun, bu yaşta evlilik iftiralarına karşı, “o zamanlar bu Arap toplumunda normaldi”, diye cevap vermeleridir. O zamanki Arap toplumunda puta tapmak da normaldi, Tanrı’ya erkek meleklere dişi demek ve onları Tanrı’nın kızları saymak da normaldi; hatta kız çocuklarını diri diri toprağa gömmek de (yanlızca bir iki kabile için dahi olsa) normal sayılıyordu; fakat bu davranışların hiçbirinin insan fıtratıyla bağdaşan, onun yaratılıştan gelen içgüdülerine ve doğru-yanlış ayrımındaki doğru çizgisine uyan bir tarafı yoktur.

Hz. Muhammed İslam’dan önce de güzel ahlâkı ile bilinen bir insandı ve demek ki fıtratı bozulmamış kişilerin başında geliyordu. Buna göre 9 yaşında bir kız çocuğuyla evlenmenin ona hiçbir zaman normal gelen bir tarafı olmuş olmamalıydı. Aksini iddia etmek, en baştan insan olarak peygamberin kişiliğine iftira olmalıdır.

Ayrıca Kur’an onda (Hz. Muhammed’de) bizim için “güzel bir örnek” olduğunu söyler [1]. Demek ki onun karakteri, yaşantısı ve doğal olarak evlilikleri de bizim için örnek teşkil edebilecek güzellikte olmalıdır.

Günümüz Müslümanlarının çoğunun araştırmayla, tarihle, bilimle aralarının ne kadar açık olduğu mâlûmdur. Belki de bu yüzden tarihsel gerçeklerle uğraşmak yerine tarihî normlarla teselli bulabilmişlerdir. The Guardian gazetesi bile bu konuda yoruma açık bir yazı yayınlayabilmişken [2], Müslümanların bir rivayetten yola çıkarak Hz. Aişe’nin evlilik yaşı üzerinde uzunca yıllar fazla kafa yormamış olmaları ilginçtir. Burada halihazırda araştırılmış olan gerçekleri sıralayıp, Kur’anın evlilik çağı hakkında ne söylediğini de belirterek konuyu noktalamayı uygun buluyorum. Aşağıda bulunan ve buraya alamadığım kadar çok başka delillere göre Hz. Aişe peygamberimizle evlendiğinde 9 değil 19 yaşındaydı. Arap dilindeki hazfetme (düşürme) konusunda kısa bir bilgilendirme şu videoda da bulunmaktadır. Zaten Arapça bilenler, sayıların Arapça’da ne kadar uzun söylendiğini ve bunu kısaltma ihtiyacının da kendiliğinden geldiğini bileceklerdir:


Tarihi olarak şu gerçekler de Hz. Aişe’nin yaşının peygamberimizle evlendiği sırada 18–21 arasında olduğunu gösterir:

“Abdurrahman b. Ebi’z-Zinâd, İbn Kesir ve İbn Hacer’e göre Ablası Esma Âişe’den on yaş büyüktü. Esmâ hicri 73 yılında yüz yaşında öldü. Dolayısıyla Esmâ’nın hicrette 27–28 yaşlarında olması gerekir. Esmâ Âişe’den on yaş büyükse Âişe hicrette 17–18 yaşında olmalıdır. O halde Âişe Rasûlullah’la beraber yaşamaya başladığında 19–20 yaşlarında olmalıdır. Ayrıca Hz. Ayşe, Hz. Peygamber’den önce Cübeyr’le nişanlanmıştı. Demek evlenecek çağda bir kızdı. [3]

Âişe’nin Bedir ve Uhut savaşlarına katılmış olduğu ve kadınların savaştaki fonksiyonlarını icra ederken olması gereken yaşları dikkate alındığında yaşının büyük olması gerekir. Rivayetlerde Âişe’nin hicretten sekiz yıl önce doğduğu söylenmektedir. Oysa Âişe Kamer suresinin ayetlerinin indiği esnada oyun çağında bir kız çocuğu olarak Rasûlullah’ın yanında bulunduğunu söylüyor. Kamer suresi hicretten sekiz yıl önce inmiştir. Bu olayı beşikteki bir çocuğun idrak edemeyeceği düşünülürse bu ayetler indiğinde Âişe’nin 6–13, Rasûlullah ile evlendiğinde de 14–21 yaş aralığında olması gerekir.

Hz. Hatice vefat ettiğinde Havle binti Hakîm Rasûlullah’a gelerek dul ya da bakire biriyle evlenmek isteyip istemediğini sordu. Rasûlullah, bakirenin kim olduğunu sorunca o da Âişe’yi önerdi. Bâkire kelimesi çocuk için kullanılamaz. Birine bâkire denebilmesi için o kişinin en azından bâliğa olması gerekir. [4]”

Kur’an Arap halkının konuştuğu dil ile inmiştir. Allah Teala şöyle buyurmuştur:

“Biz, her elçiyi kendi halkının dili ile gönderdik ki, onlara açık açık anlatsın. Bundan sonra Allah sapıklığa çalışanı sapık sayar, hidayete çalışanı da yoluna kabul eder. Güçlü olan o, doğru karar veren odur.”(İbrahim, 14/4)

Arap halkının dilinde “nikâh çağı” kavramı vardı. Bu kavram hakkında Allah Teala şöyle buyurmuştur:

“Yetimleri, evlenme çağına gelene kadar deneyin; onlarda olgunlaşma görürseniz (reşit olduklarını anlarsanız) mallarını kendilerine verin.”(Nisa, 4/6)

Evlenmek için erkeğin kadına mehir vermesi gerekir. Bu, Araplarda da uygulanmaktaydı. Kadının da mehri teslim alacak durumda olması gerekir. Allah Teala şöyle buyurmuştur:

“Kadınlara mehirlerini cömertçe verin, eğer ondan gönül hoşluğu ile size bir şey bağışlarlarsa onu da afiyetle yiyin.” (Nisa, 4/4)

Buna göre Kur’ana göre evlenmek için reşit olmak gerektiği anlaşılmaktadır. Peygamberimizin Aişe ile evlenmesi Kur’ana aykırı olamayacağına göre Aişe validemizin reşit olması gerekirdi. Reşit bir kız, bugün de istediği kişi ile evlenebilir. [5]

Küçüklerin evlendirilmesi meselesi hakkında İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi’nde yayınlanmış olan makalenin tamamı için, bkz :

http://www.journals.istanbul.edu.tr/iuilah/article/viewFile/1023000555/1023000487

[1] Ahzab Suresi 33:21

[2]http://www.theguardian.com/commentisfree/belief/2012/sep/17/muhammad-aisha-truth

[3] Hatemü’l Enbiya Hz. Muhammed ve Hayatı, Ali Himmet Berki, Osman Keskioğlu, s. 210

[4] Dr. T.O. Shanavas, “¿Era novia Aisha a los seis años? El viejo mito expuesto por”, http://www.webislam.com/?idt=5292. Makalenin Beşir Bekârî tarafından Arapça’ya tercümesi için bkz. oasisdetolerancia.maktoobblog.com/966459.

[5] http://www.suleymaniyevakfi.org/kutsanan-gelenek-ve-kuran/kuran-ve-gelenege-gore-kucuklerin-evlendirilmesi.html
 

RedOneTheDiver

☆☆☆
Üye
Mesajlar
335
Tepki puanı
148
Düşünce
Agnostik
Kadın Olsan Bunu Kabul Edermisin ? Kimse Muhammed'le Zorla Evlenmemiştir . Bunu Sorgulaman İçin Zorunlu Bir Şekilde Muhammed İle Evlenmen Gerekir
He, evlendim! Koca istiyom! İzahı olmayanın, mizahı olur! Ben zaten yanacağım hem de sonsuza kadar. Yoksa tanrın soğumayacak, öyle diyor. Varsa sen de bunu izle gül geç. Haydi kal sağlıcakla!

 

Eylul Oguz

Üye
Mesajlar
21
Tepki puanı
12
Düşünce
Ateist
İslam 4 eş alın demiyor. 4 e kadar izin veriyor. Bazı insanlar tek eşle yetinemeyecek durumdadır. İslam buna 4 eşe kadar izin vererek çözüm bulmuştur. Peki eşinin haricinde bir sürü metres edinen dinsize ne diyeceksin?
Bazı insanlar tek eşle yetinemeyecek durumdadır ne demek? İslamın bulduğu çözüme bak. Ha 4 eş ha 104 metres. Biri aklınca meşrulaştırmış bu pisliği.
Nasıl kabullenilemez bir durum nasıl bir sapkınlık. Nasıl bir doymazlık
Almıyor aklım...
 

NoTThingLosE

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,750
Tepki puanı
336
Düşünce
Sünni
Bazı insanlar tek eşle yetinemeyecek durumdadır ne demek? İslamın bulduğu çözüme bak. Ha 4 eş ha 104 metres. Biri aklınca meşrulaştırmış bu pisliği.
Nasıl kabullenilemez bir durum nasıl bir sapkınlık. Nasıl bir doymazlık
Almıyor aklım...
Erkekleri zinadan kurtarmak için yapılan bir durum. Bütün erkeklere demiyor ''tek eşle yetinemeyen'' nefsine sahip çıkamayanlara diyor. Bu arada 4 eş alsada, hepsine aynı şekilde davranıp bakmakla, ve kadınların öncelikle rızasını almakla hükümlüdür.
 

Eylul Oguz

Üye
Mesajlar
21
Tepki puanı
12
Düşünce
Ateist
Erkekleri zinadan kurtarmak için yapılan bir durum. Bütün erkeklere demiyor ''tek eşle yetinemeyen'' nefsine sahip çıkamayanlara diyor. Bu arada 4 eş alsada, hepsine aynı şekilde davranıp bakmakla, ve kadınların öncelikle rızasını almakla hükümlüdür.
Tekrarlıyorum tek eşle yetinemeyen ne demektir yaaa? Nefsine sahip çıkamayanı cezalandırmıyor 4 eşe kadar yol veriyor. O haldeki bir sapığa 1 yetmiyorsa 4 de yetmez 14 de e nolacak yetene kadar devam mı? Erkek yetinemiyorsa kadının günahı ne
Kadınlık gururu diye birşey yok eğer hepsine aynı şekilde bakıyorsa olay bitmiştir. Hangi kadın buna rıza gösterir kurban olayım ya bu cümleyi yazarken anneniz ablanız kız kardeşiniz gelmiyor mu gözünüze. Empati yapamıyormusunuz.

-Sırf bu yüzden bile tiksinebilirim bu dinden.
 

NoTThingLosE

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,750
Tepki puanı
336
Düşünce
Sünni
Tekrarlıyorum tek eşle yetinemeyen ne demektir yaaa? Nefsine sahip çıkamayanı cezalandırmıyor 4 eşe kadar yol veriyor. O haldeki bir sapığa 1 yetmiyorsa 4 de yetmez 14 de e nolacak yetene kadar devam mı? Erkek yetinemiyorsa kadının günahı ne
Kadınlık gururu diye birşey yok eğer hepsine aynı şekilde bakıyorsa olay bitmiştir. Hangi kadın buna rıza gösterir kurban olayım ya bu cümleyi yazarken anneniz ablanız kız kardeşiniz gelmiyor mu gözünüze. Empati yapamıyormusunuz.

-Sırf bu yüzden bile tiksinebilirim bu dinden.
Tiksinmeye devam et o zaman dostum. Yapabileceğim birşey yok.
 

KuranMumini2698

☆☆
Üye
Mesajlar
502
Tepki puanı
63
Düşünce
Muvahhid
Ayette “henüz” kelimesi ayete sıfırdan eklenmiştir. bu ufacık ekleme de manayı tamamen değiştirmiştir. “henüz adet görmeyen” denildiğinde akla tek şey gelir. o da ergenliğe ulaşmadığı için henüz adet görmemiş çocuklar! oysa durum farklıdır.

henüz adet görmemiş diyebilmek için ayette “ellaaiii lemma yahıdne” kelimesinin geçiyor olması gerekir. ancak ayette “lem yahıdne” ifadesi geçer. ayette, adetten kesilmiş, yani menopoz dönemine girmiş kadınların bekleme süresi 3 ay deniyor. 3 ay beklemenin sebebi nedir? kadının hamile olup olmadığının anlaşılmasıdır. adet görmeyen çocuk hamile kalabilir mi? hayır. o zaman 3 ay beklemesine de gerek yoktur. hamile kalan kadın adet görmez. ancak hamile olduğunun anlaşılması süre alır. bu durumda olan kadınlar için de bekleme süresi 3 aydır. hamileliği kesin olanlar ise doğuma kadar bekler.
meallerde adet görmemiş kızlar olarak çevrilen “vellai lem yahidne” ifadesidir. ayrıca ayette geçen “nisa” kelimesi kuran’da yetişkin kadınlar için kullanılan bir kelimedir. adet görmeyen kişi eğer çocuk olsaydı o zaman ” vildan, veled, benat…”kelimelerinin geçiyor olması gerekirdi. ancak ayette yetişkin kadınların tanımlandığı “nisa”kelimesi geçmektedir. ve olması gereken doğru çeviri de aşağıdaki gibidir.

65:4- menopoz dönemine girerek aybaşından kesilen kadınlarınıza gelince, kuşkunuz varsa, bekleme süreleri üç aydır. aybaşı hali görmeyen ve gebe olanların süresi, yüklerini bırakmalarıyla sona erer. kim allah'ı dinlerse, onun işini kolaylaştırır.
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
906
Tepki puanı
339
Düşünce
Ateist
Ne kadar saçma sapan savunularınız var muslimler… "Ellaaaiii" ne yahu? Komedyen misiniz nesiniz?

Lem yahidni henüz hiç adet görmemiş demektir. Lem eki uzun geçmişten bugüne kadar süreyi kapsayan bir ektir. Bu da apaçık çocuk demek olur. Nasıl adet görmeyen çocuk hamile kalamaz ya? Bu kadar mı cahilsiniz? Bu kadar cahillikle size laf anlatmak çok zor. Bunu gerçekten anlayamıyorsanız bilale anlatır gibi basitçe anlatabilirim ama biraz da saksınızın çalışması lazım. Her şeyi de ebele bübele diye ana sınıfı gibi anlatamayız artık yahu!

Nisa sözcüğü insan dişisi anlamına gelir. Yeni doğmuş kız bebek de nisa'dır. Türkçede bunu karşılayan kelime yok.
 

KuranMumini2698

☆☆
Üye
Mesajlar
502
Tepki puanı
63
Düşünce
Muvahhid
Ne kadar saçma sapan savunularınız var muslimler… "Ellaaaiii" ne yahu? Komedyen misiniz nesiniz?

Lem yahidni henüz hiç adet görmemiş demektir. Lem eki uzun geçmişten bugüne kadar süreyi kapsayan bir ektir. Bu da apaçık çocuk demek olur. Nasıl adet görmeyen çocuk hamile kalamaz ya? Bu kadar mı cahilsiniz? Bu kadar cahillikle size laf anlatmak çok zor. Bunu gerçekten anlayamıyorsanız bilale anlatır gibi basitçe anlatabilirim ama biraz da saksınızın çalışması lazım. Her şeyi de ebele bübele diye ana sınıfı gibi anlatamayız artık yahu!

Nisa sözcüğü insan dişisi anlamına gelir. Yeni doğmuş kız bebek de nisa'dır. Türkçede bunu karşılayan kelime yok.
Lisanul Arabi'yi oku. Arapça'daki "nisa" kelimesi "kadın" için kullanılır. Arapça'da kızların için kullanılan kelime "ibne-bint-velide-tıfle" bu kelimeler kız anlamına gelir.
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
906
Tepki puanı
339
Düşünce
Ateist
Nisa kesin şekilde insan dişisi demektir. Bunda hiç bir tereddüt olamaz. Arapça uzaylıca değil allahça değil. Bütün diller gibi insan dili. Arapçada bütün diller gibi bilmeyecek gizli bilgi yok. Apaçıktır. Dilbilim diye bir şey vardır ve Arapçayı da kapsar. Kimse keyfinden element uyduramaz.
 

KuranMumini2698

☆☆
Üye
Mesajlar
502
Tepki puanı
63
Düşünce
Muvahhid
Nisa kesin şekilde insan dişisi demektir. Bunda hiç bir tereddüt olamaz. Arapça uzaylıca değil allahça değil. Bütün diller gibi insan dili. Arapçada bütün diller gibi bilmeyecek gizli bilgi yok. Apaçıktır. Dilbilim diye bir şey vardır ve Arapçayı da kapsar. Kimse keyfinden element uyduramaz.
Ayette "lem yahidne" kelimesi geçer. Anlamı "adet görmeyenler" demektir. Arapça'da "lem" kelimesi "olmayacak" anlamınada gelir. Talak 4'de çocuk evliliğinden bahsetmiyor. Eğer çocuk evliliğine izin verseydi "henüz adet görmeyenler" demesi lazımdır ama "adet görmeyenler" demektedir ve bunun Arapça'sı olan "lem" kelimesi "olmayacak" anlamına gelir. Eğer çocuk evliliğinden bahsetseydi "lem" kelimesini kullanmazdı.
 
Üst