İslam'da Yönetici Maaşları

bilgelikyolunda

ll ☆
Yazar
Mesajlar
15,859
Tepki puanı
1,261
Düşünce
Sünni
İslam hukukunda Şiîlerin dışında, alimlerden hiç kimse devlet başkanının, elde edilen ganimetler üzerinde humus hakkının olmasına cevaz vermemektedir. Peki devlet başkanının, “halife” veya “imam” vasfıyla devlet gelirleri üzerinde başka bir hakkı var mıdır?

Öncelikle belirtmek gerekir ki devlet başkanı, devlet gelirleri ve kamu malları karşısında diğer vatandaşlardan farksızdır. Yapması gereken de vali, hakim veya komutan gibi diğer devlet memurlarında olduğu gibi geçimine yetecek ölçüde bir maaş almasıdır.

Peygamberimizin (s.a.s) ve peygamberin ardından devlet başkanlığı dört halifenin yaptıkları, devlet yönetiminin ve siyaset yapma şeklinin oluşması noktasında ayrı bir öneme haizdir. Devlet başkanının, devlet hazinesi ile nasıl bir ilişkisinin olduğunu, devlet gelirlerinden ne ölçüde istifade edebileceğini anlamanın yolu da onların hayatlarına bakmaktır.

Ayetlerde, savaş yapılmaksızın barış yoluyla kazanılan fey gelirleriyle, ganimet mallarının bir kısmının Hz. Peygamber’e ait olduğu bildirilmiştir. Ne var ki O, hiçbir zaman bu malları tamamıyla kendine mâl etmemiş; daima ihtiyaçlarından ve aile fertlerinin nafakalarından arta kalan miktarı devlet hazinesine aktarmıştır. Yani savaş için silah satın alma, fakirleri doyurma ve muhtaçlara yardım etme gibi kamusal hizmetlere harcamıştır.

Peygamberimiz’in (s.a.s) son derece sade ve mütevazi bir hayat yaşamış olması ve geride silahlarının, beyaz bir katırın ve az miktarda bir arazi parçasının dışında bir miras bırakmaması da bunu gösterir. Kaldı ki o, arazinin gelirinin ailesi için harcanmasını, kalan malların ise devlet hazinesine devredilmesini vasiyet etmiştir. Ulema da, “Biz peygamberler zümresi miras bırakmayız; bizim geride bıraktığımız her türlü servet sadakadır.” (Buhârî, Humus 1) hadisinden hareketle O’nun vefatını müteakip geride bıraktığı malların kamusal hizmetlere harcanacağını belirtmiştir.

Peygamberimizin, vefatından az bir zaman evvel elinde kalan yedi dirhemin fakirlere sadaka verilmesini istemesi ve bununla Allah’ın huzuruna çıkmaktan haya edeceğini belirtmesi de O’nun mal karşısındaki istiğnasını ve hassasiyetini anlama adına oldukça önemlidir. Vefat ettiği sırada zırhının, borcu karşılığında bir Yahudi’nin elinde rehin bulunduğunu da hatırlatmakta fayda var.

Hz. Ebu Bekir, devlet başkanı seçildikten sonra, devlet hazinesinden bir şey almayı düşünmez; çalışarak ve ticaret yaparak geçimini sağlamaya devam eder. Ta ki Hz. Ömer’in yapacağı teklife kadar. Hz. Ömer, başka işlerle uğraşmasının onu devlet işleriyle ilgilenmekten alıkoyacağını düşünür. Bu sebeple de ona maaş bağlanmasını teklif eder. Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer’in bu teklifine kadar devlet mallarından şahsı için bir harcama yapmaz.

Hz. Ebû Bekir’in ölüm döşeğindeki ifadeleri ve vasiyeti, onun hayatı boyunca bu sözlerine bağlı kaldığını gösterir. Zira o, vefatından önce kızı Hz. Aişe’ye, Müslümanların hazinesini zenginleştirmeye karşı büyük arzu duyduğunu ve devlet hazinesinden maaş almak istemediğini belirttikten sonra, o zaman kadar hazineden aldığı toplam miktar karşılığında filan yerdeki tarlasının hazineye verilmesini ve kendisine tahsis edilen deve ve elbisenin de öldüğü zaman Hz. Ömer’e teslim edilmesini vasiyet etmiştir. Ölümünden sonra onun bu vasiyeti yerine getirilmiştir. Dolayısıyla o, ihtiyacından arda kalan bütün malları yeniden devlet hazinesine iade etmiştir.
1583736324503.png


Hz. Ömer her ne kadar Hz. Ebu Bekir’e beytülmalden maaş alması önerisini getiren kendisi olsa da, ilk dönemler O da maaş almak istemez. Devlete ait vazifelerden geriye kalan zamanlarında geçimini sağlayabilmek için ticaretle meşgul olur. Fakat ikisini bir yürütmenin zorluğunu gördükten sonra, sahabenin önde gelenlerini toplar ve durumunu arz eder. Hz. Ali de kendisinin ve ailesinin nafakasına yetecek bir miktar maaş alabileceğini, bunun ötesinde bir şey almasının caiz olmayacağını belirtir. Geri kalan sahabeler de Hz. Ali’nin bu görüşüne iştirak eder.

Zaten başka bir seferinde Hz. Ömer’e, “Allah’ın malından (beytümalden) senin için helâl olan nedir?” diye sorulduğunda o, Kureyş’ten orta halli bir ailenin yiyeceğiyle, birisi yazın birisi de kışın giyilmek üzere iki elbiseden ibaret olduğunu belirtir. Ardından da kendisinin de Müslümanlardan bir fert olduğunu, (divanlardan veya ganimet mallarından) onlara ne düşerse, kendisine de aynısının düşeceğini ekler. (Ebu Ubeyd, Kitâbü’l-emvâl, s. 268)

Hz. Osman, varlıklı olduğu için devlet hazinesinden herhangi bir maaş almaz. (Serahsi, el-Mebsût, 3/19) Zira o, Müslüman olmadan önce de, Müslüman olduktan sonra da zengin bir tüccardır. O, gelirin yarısını almak üzere mudarebe ortaklıkları (sermaye bir taraftan, iş ve emek de diğer taraftan olmak üzere yapılan ortaklık) kurmuştur. (İbn Sad, et-Tabakatü’l-kübrâ, 3/44)

Hz. Ali’nin devlet hazinesi konusundaki tutumu da seleflerinden farklı olmamıştır. İmam Serahsi’nin verdiği bilgiye göre o şöyle demiştir: “Benim sizin malınızdaki hakkım, günde sadece iki tabak tirit yemeğidir.” (Serahsi, el-Mebsut, 3/19) Ebu Ubeyd ise Hz. Ali’nin hilafeti boyunca hazine malından sadece iki parça elbise aldığını belirtmiştir. (Ebu Ubeyd, Kitâbü’l-emvâl, s. 290)

Emeviler zamanında devlet hazinesinin yönetimiyle ilgili suiistimaller yaşansa da, Raşit Halifeler’in izini takip eden Ömer b. Abdülaziz, bu mevzuda da kendine onları örnek alır. O, Emevi hanedanından kendisine intikal eden mallara gayrimeşru veya şüpheli nazarıyla baktığı için, halife olur olmaz bunların tamamını fakir ve yetimlere dağıtır. Arkasından defterdara bir işçinin günde kaç liraya çalıştırıldığını sorar, 4 dirhem olduğunu öğrenince, kendisi ve ailesinin geçimi için bu miktarda bir maaşın kendisine bağlanmasını talep eder. Dolayısıyla onun devletten aldığı maaş, bir işçinin aldığıyla eşit olur.

Aslında dört halife dönemi de, Ömer b. Abdülaziz dönemi de devletin yeni fetihler vasıtasıyla çok fazla ganimet ele geçirdiği yıllardır. Fakat onların hiçbirisi, “Bizim ganimet malı üzerinde humus hakkımız var” gerekçesiyle bundan pay almayı düşünmemiştir.

Tüm bunlardan hareketle İslam alimleri ve örneğin İmam Serahsi, devlet başkanının zengin olması durumunda hazineden maaş almamasının daha uygun olacağını, muhtaç olduğunda ise ancak geçimini temin edebilecek ölçüde bir maaş alabileceğini belirtir. (İmam Serahsi, el-Mebsut, 3/19)

İslâm’da Devlet Bütçesi adıyla detaylı bir kitap yazan Prof. Dr. Celal Yeniçeri, konuyla ilgili delilleri naklettikten sonra şu çıkarımda bulunur: “Halifenin (devlet başkanının), devlet gelirleri üzerinde, herhangi bir Müslümandan daha fazla bir hakkı bulunmadığından, devlet gelirleri onun şahsi hazinesinin kaynaklarını oluşturamazlar.” (s. 139)
 
Mesajlar
70
Tepki puanı
12
Düşünce
Ateist
İşte dinden çıkmama neden olan ve şu anki yöneticileri sorgulayarak kuran okumaya başlamamın sebebi...
PARA
Kopyala/yapıştır'dan ne zaman vazgeçeceksin?
Ben de şu anki maaşları yazacaksın diye girdim topike fakat fısss...
Sen yazmamışsın ben yazayım :
Kuranı okuyup, kul hakkıyla ilgili dişe dokunur bir argüman bulamadığım ve hesap sormak için müftüye gittiğimde öğrendiğim:
Yılbaşından önce;
Müftü maaşı : 9800 TL
Vaiz maaşı : Min.4800 TL(iyi masal anlatmasına bakılarak 6000'i bulabiliyor)
İmam maaşı : 3800 TL
Bunlar kuru maaşlar... Daha buna mevlit,cenaze,nikah vb ekleyin...
Şimdi asıl soru şu :
Tuvalet kağıdı kadar hayrı var mıdır bunların?
 

bilgelikyolunda

ll ☆
Yazar
Mesajlar
15,859
Tepki puanı
1,261
Düşünce
Sünni
İşte dinden çıkmama neden olan ve şu anki yöneticileri sorgulayarak kuran okumaya başlamamın sebebi...
PARA
Kopyala/yapıştır'dan ne zaman vazgeçeceksin?
Ben de şu anki maaşları yazacaksın diye girdim topike fakat fısss...
Sen yazmamışsın ben yazayım :
Kuranı okuyup, kul hakkıyla ilgili dişe dokunur bir argüman bulamadığım ve hesap sormak için müftüye gittiğimde öğrendiğim:
Yılbaşından önce;
Müftü maaşı : 9800 TL
Vaiz maaşı : Min.4800 TL(iyi masal anlatmasına bakılarak 6000'i bulabiliyor)
İmam maaşı : 3800 TL
Bunlar kuru maaşlar... Daha buna mevlit,cenaze,nikah vb ekleyin...
Şimdi asıl soru şu :
Tuvalet kağıdı kadar hayrı var mıdır bunların?
Adam MESLEK OLARAK müftülük, vaizlik, imamlık yapıyorsa ve zaten İslama göre alması gereken miktardan fazla alarak haram yiyorsa, dönüp bu durumu yasaklayan İslamı suçlayan dahilere ne demeli? :)
 
Mesajlar
70
Tepki puanı
12
Düşünce
Ateist
Senin hakkında özel mesajla konuştuğum ve hiç tanımadığım biri EĞİTİLEMEZ demişti ve ben de iddia ediyorum ki sen bu işlerden mamalanıyorsun!
İslamı 1400 senedir hep yanlış anlamış dangalaklar yaaa...
bi bizim ki doğru anladı o da bizim başımıza kaldı desene :(
bedevi lüpletmeyi ayetle yasal hale getirmiş ne konuşuyosun hala?
 

Ekler

  • memurlar lüpletsin.PNG
    memurlar lüpletsin.PNG
    24.8 KB · Görüntüleme: 101

bilgelikyolunda

ll ☆
Yazar
Mesajlar
15,859
Tepki puanı
1,261
Düşünce
Sünni
Senin hakkında özel mesajla konuştuğum ve hiç tanımadığım biri EĞİTİLEMEZ demişti ve ben de iddia ediyorum ki sen bu işlerden mamalanıyorsun!
İslamı 1400 senedir hep yanlış anlamış dangalaklar yaaa...
bi bizim ki doğru anladı o da bizim başımıza kaldı desene :(
bedevi lüpletmeyi ayetle yasal hale getirmiş ne konuşuyosun hala?
Demek hiç tanımadığınız birisiyle, yine hiç tanımadığınız benim hakkımda özel mesajla dedikodu yapıyor sonra da burada ahlaktan bahsediyorsunuz öyle mi?

İslamı yanlış anlamıyorlar, tam aksine bile bile İslama aykırı davranıyorlar.

Zekat memurlarının maaşları zekat mallarından ödenebilir. Bunda yanlış bir şey yok ki :)

Bin küsur yıldır yazılan kitaplarda zaten yazılı olan hükümleri kaynak belirterek yazıyoruz, siz halen bunları sonradan biz uydurmuşuz gibi davranıyorsunuz, trajikomik...
 
Yazan tarafından düzenlendi:
Mesajlar
70
Tepki puanı
12
Düşünce
Ateist
anti dogmatik adlı sitede;
İyilik, hoşluk, güzellik, barış, huzur, neşe tavsiye etmesi beklenen bir kutsal kitapta anlaşılması zor, akla aykırı, deli saçması ayetleri savunuyorsun...
Trajikomiklik bu değilse nedir?
Velev ki onlar yanlış anladı fakat şeriat ülkesinde ilk sen ve senin gibiler kelleler gider.
Umarım da öyle olur...
Görürüz o zaman ponçik islamcılığını!
 

bilgelikyolunda

ll ☆
Yazar
Mesajlar
15,859
Tepki puanı
1,261
Düşünce
Sünni
anlaşılması zor, akla aykırı, deli saçması ayetleri savunuyorsun...
İşte bu sizin dogmanız. Dogmanızın yanlış olduğunu izah edenlere tahammül edemiyorsunuz.
şeriat ülkesinde ilk sen ve senin gibiler kelleler gider.
Bu da sizin bir başka dogmanız. Şeriatın hükümlerini kaynaklarıyla belirterek yazıyoruz ama dogmatik bakanlara bir şey anlatmak pek mümkün olmuyor
 

Entropyy

lll ☆☆☆☆
Denetmen
Mesajlar
3,770
Tepki puanı
2,876
Düşünce
Ateist
İslamda yönetici maaşları temsili: :ggsy::ggsy:


1583779342030.png
 

bilgelikyolunda

ll ☆
Yazar
Mesajlar
15,859
Tepki puanı
1,261
Düşünce
Sünni
Peygamberimiz (asm)'in ve o zaman yaşayan ailesinin zekât alması caiz değildir. Dolayısıyla Peygamber’in fakirlerin maldaki hakkı olan zekat konusunda ümmetini uyarması eleştirilecek değil takdir edilecek bir davranıştır. :)
 

Son konular

Üst