İslamın Öngördüğü Din ve Vicdan Özgürlüğüne Örnekler

bilgelikyolunda

ll ☆
Yazar
Mesajlar
15,859
Tepki puanı
1,261
Düşünce
Sünni
Bazıları savaş hükümleri bildiren öldürmekle ilgili ayetleri ısrarla İslamın gündelik yaşamla ilgili hükümleriymiş gibi çarpıtmaları iftirasına 1400 küsur yıldır ülkelerde Müslümanlarla birlikte Müslüman olmayanların da yaşadığı gerçeği yeterli bir cevaptır. Fakat Hitlerin Propaganda Bakanı Joseph Goebbels'in dediği gibi "Yeterince büyük bir yalan söylerseniz ve bu yalanı sürekli tekrar ederseniz, insanlar sonunda buna inanmaya başlayacaktır." İşte İslamı inkar etmeyi dogma haline getirmiş tipler de bunu yapıyor ve ısrarla aynı yalanı söyleyerek inandırıcı olmasını sağlamaya çalışıyorlar.

Bu yazıda Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethettikten sonra yaptıkları üzerinden konuya bakalım:

Sultan Mehmet İstanbul'u fethedince kendisinden sonra gelecek asırlara tesir eden çok önemli bir şey yapıyor.

Dünyanın göz bebeği olan kentte değişik dinlere ve etnik kimliğe sahip halkın bundan sonra da güvenle yaşayabileceği ortamı hazırlıyor. Onları dini ve kültürel bakımdan özgür bırakıyor. Sonra da kendi özgün dokusunu bozmadan kenti yeniden tezyin ettiriyor.

Sultan Mehmet günümüzde karşı karşıya kaldığımız iki çok temel sorunu, 460 yıl önce bugüne de ışık tutması gereken şekilde çözüyor.

Günümüzden beş asır önce, kente insanların barındığı değil yaşadığı yer olarak bakıyor ve buna göre yeniden imar ediyor. İstanbul’un geçmişine saygı göstererek, onun dokusuna uyumlu olarak kendi damgasını vuruyor. Ve kültürel olarak da işgal değil fethediyor.

Sultan Mehmet’in, Rumların, Ermenilerin, Yahudilerin kentte özgür bir şekilde hayat sürmesine müsaade etmesi iki kelimeyle anlatılacak bir mesele değildir. Bu tavır kendinden sonra gelecek 350 yılda Osmanlının hakim olduğu bütün topraklarda dini özgürlüğün kapılarını sonuna kadar açmıştır. Ve Osmanlının hakim olduğu topraklar bütün inançların varlığını sürdürdüğü bir habitat olmuştur.

O çağ ve sonrasındaki yüzyıllarda Avrupa’da Hristiyan olmayanlara karşı hunharca katliamlar yapılmaktaydı. İspanyollar Endülüs'de, İtalyanlar Sicilya ve çizmenin belli yerlerindeki Müslümanları ya kılıçtan geçirmekte ya da yurtlarını terk etmeye zorlamaktaydılar. Kathar inancına sahip kişileri de hunharca katlediyorlardı. Yahudilerin de başına benzer şeyler geliyor onları ya din değiştirmeye ya da göçe zorluyorlardı. Sultan Mehmet’in İstanbul’da inanç özgürlüğünü teminat altına aldığı dönemde Avrupa’da Hristiyan olmayanlara yok olmaktan başka bir seçenek bırakılmıyordu.

Sultan Mehmet Müslüman olmayana da özgürlüklerin kapısını ardına kadar açmış, Rum Ortodoks ve Ermeni Patrikhanesi ile Yahudi Hahambaşının bulunmasına da izin vermişti.

Fatih Sultan Mehmet'i yad ederken gemilerini karadan yürüterek İstanbul'u zapt etmesine vurgu yaptığımız kadar farklı dinlerle nasıl uyumlu yaşamayı başardığına vurgu yapabilseydik bugün çok daha farklı bir ülkede yaşıyor olacaktık.

İstanbul’da on yıllardır belediye yönetiminde bulunan sağ görüştekiler her kürsüye çıktıklarında “Fatih’in İstanbul'u fethettiği yaştasın” şiirini okuduğu kadar Sultan Mehmet’teki kent estetiğini, sanatını okusalardı o muhteşem coğrafyayı böyle hunharca katlederler miydi?

Fatih Sultan Mehmet'in askeri dehasına sürekli referans veren sağcılar onun estetik ve sanatının yüzüne neden bakmazlar ki?

İslami olan her şeyi inkarı dogma haline getirenler kadar, İslama aykırı hareket eden ama kendilerini tanıtırken İslami kimliklerini ön plana çıkaranlar da hatalı...
 

bilgelikyolunda

ll ☆
Yazar
Mesajlar
15,859
Tepki puanı
1,261
Düşünce
Sünni
İslamda azınlıklara zımmi denir. Azınlık hakları İslamda çok önemlidir. İşte hadis örneği:
"Kim bir muahide /zımmiye zulmeder veya gücünün üstünde bir iş yükler ya da zorla ondan bir şey alırsa kıyamet günü ben onun hasmıyım." (Ebu Davud, Harac, 31-33)

Hz. Ali (ra); "Her kim ki bizim zımmimizdir, onun kanı bizimki kadar kutsaldır, malları bizim mallarımız kadar tecavüzden masundur." dedi. Başka bir kaynakta, Hz. Ali'nin şöyle dediği naklediliyor: "Zımmi durumunu açıkça kabul edenlerin malları ve hayatları bizimki (yani Müslümanlarınki) gibi kutsaldır." (İslamda Devlet Nizamı, Ebu-l A'la-El Mevdudi, Hilal Yayınları, 1967, s. 76)

Hz. Peygamber (s.a.v.), Hristiyan olan İbn Harris b. Ka'b ve dindaşlarına yazdırdığı anlaşma metninde: "Şarkta ve Garpta yaşayan tüm Hristiyanların dinleri, kiliseleri, canları, ırzları ve malları Allah'ın, Peygamber'in ve tüm müminlerin himayesindedir. Nasraniyet dini üzere yaşayanlardan hiç kimse kerhen İslam'a icbar edilmeyecektir. Hristiyanlardan birisi herhangi bir cinayete veya haksızlığa maruz kalırsa Müslümanlar ona yardım etmek zorundadırlar." maddelerini yazdırdıktan sonra: "Ehl-i Kitap ile ancak en güzel yöntemlerle mücadele edin..."(Ankebut, 29/46) ayetini okudu. [İbn Hişam, Ebu Muhammed Abdulmelik, (v.218/834), es-Siretü'n-Nebeviyye, Daru't-Turasi'l-Arabiyye, Beyrut, 1396/1971, IV/241-242; Hamidullah, el-Vesaik, s.154-155, No.96-97; Doğu Batı kaynaklarında birlikte yaşama, s.95]


Medine Site Devleti Sözleşmesinin;

17. maddesi:"Yahudilerden bize tabi olanlara yardım edilip iyi davranılacaktır. Onlar hiçbir haksızlığa uğramayacak, düşmanlarına yardım edilmeyecektir."
25. madde: “Beni Avf Yahudileri müminlerle birlikte tek bir ümmettirler. Onlar kendi dinlerine, Müslümanlar da kendi dinlerine göre yaşayacaklardır."
36. madde: "Müslümanlarla Yahudiler arasında yardımlaşma, nasihat ve iyilik olacaktır."
(İbn Kesir, es-Sire, II/322; Hamidullah, el-Vesaik, s.44-45; Doğu ve Batı kaynaklarında birlikte yaşama, s.285)
Resulullah'ın ehl-i kitabın düğün yemeklerine katıldığına, cenazelerini taşıdığına, hastalarını ziyaret ettiğine ve onlara ikramda bulunduğuna dair rivayetler bulunmaktadır. İslam, Müslüman olmayan toplulukların, dinlerini istedikleri gibi yaşamalarına izin vermiş ve bunu engelleyenleri de cezalandırmıştır...
 

Entropyy

lll ☆☆☆☆
Denetmen
Mesajlar
3,770
Tepki puanı
2,877
Düşünce
Ateist
Tecavüz ve yağmalama izni:

Evlenmelerine izin verilmeyen ve eğitim süreçlerinde kadınlarla ilişki kurmaları yasak olan yeniçerilere, her fetih sonrası (klasik olarak 3 gün boyunca) verilen hak, bu süre içerisinde tecavüz ve yağma serbest bırakılır.

İstanbul'un alınışı sonrası bu yağma o kadar kanlı, şiddetli ve yıkıcı olmuştur ki, şehrin en değerli tarihi eserlerine varasıya tahrip edilmiş ve daha ilk günün sonunda Fatih Sultan Mehmet ordunun olası isyanını göze alarak yağmayı yasaklamıştır. ilk günkü bilanço binlerce sivil, kadın erkek demeden katledilmiş, evlere, mallara, ticarethanelere el konulmuş, kiliseler yağmalanıp yakılmış ve pek tabiki binlerce insana da tecavüz edilmiştir. Bu tip muameleye maruz kalmak istemeyen insanlar da ya surlardan, balkonlardan aşağı atlayarak ya da çeşitli yöntemlerle intihar etmiştir.

Hatta İstanbul'un fethi sonrası yeniçerilerin yağma için birbirleriyle dahi savaştıkları, tecavüze uğrayan rahibelerin kendilerini öldürdükleri anlatıldığı gibi şehre ilk girdiğinde gördüğü ölüm ve yıkım karşısında Fatih Sultan Mehmet'in bile şaşırdığı bizanslı tarihçi kritovulos tarafından yazıya alınmıştır.

Peki neden böyle bir uygulama vardır? Onuda buyrun islamda arayın aynı izni muhammedinde verdiğini göreceksiniz :D


Hani diyorlar ya 1400 yıl boyunca islamın olduğu yerde inananlar inanmayanlara hiçbir zaman kötü davranmamış beraber mutluca yaşamışlardır görülüyor ki buda koca bir palavradır.:D
 
Yazan tarafından düzenlendi:

bilgelikyolunda

ll ☆
Yazar
Mesajlar
15,859
Tepki puanı
1,261
Düşünce
Sünni
Tecavüz ve yağmalama izni iddiası tabii ki asılsız iftiradan ibaret.

Fatih Sultan Mehmed asla yağmaya ve talana izin vermemiştir. Nitekim Fâtih'in Kazaskeri olan Molla Hüsrev'in kitabındaki yasaklar da bunu açıkça göstermektedir:

“Zulüm ve işkence ile öldürmek; muharip sınıfına girmeyen kadınları, küçükleri, sahiplerine hizmet için gelmiş köleleri, sakat ve müzminleri, yaşlıları, hastaları, akıl hastalarını ve dünyadan el etek çekmiş din adamlarını öldürmek yasaktır. Ancak bunlardan biri bedeni, fikri ve malı ile savaşa katılırsa, öldürülebilirler. İnsan ve hayvanların uzuvlarının kesilmesi (müsle) de yasaktır. Verilen söze veya muahedeye aykırı hareket yasaktır. Savaş zarureti bulunmadan ziraî mahsuller, orman ve ağaçlar yakılmaz. Zina ve gayr-i meşru münasebetler yasaktır. Rehineler öldürülemez; ölülerin başı ve uzuvları kesilemez ve katliam yapılamaz. Başta baba olmak üzere yakın akraba, savaşla ilgisi olmayan esnaf ve tüccarlar öldürülmez…”

Bu hükümleri, resmi kanun hükümleri olarak kabul ve tatbik eden bir devlet adamına, böylesi isnatlarda bulunmak, sadece delilsiz konuşmanın kötü örneklerini teşkil eder.

İstanbul'u Allah'ın yardımı ve kılıcının kuvvetiyle fetheden Fâtih Sultân Mehmed, Ayasofya'yı cami haline getirdikten sonra, papaz ve hahamlardan oluşan bir heyeti huzurunda kabul eder. Papaz ve hahamlar heyeti, İstanbul'u savaşla fethettiğini, dilerse İstanbul'da hiçbir kilise ve havra bırakmayacağını bu durumun o dönemki devletler hukukundan doğan bir hakkı olduğunu Fâtih'e ifade ederler; ancak kendisine, kendilerine ve ma'bedlerine karşı İstanbul'un sulh yolu ile fethetmiş gibi kabul etmesini ve geç de olsa toplu halde huzuruna gelişlerini bu mânâya vesile saymasını ısrarla talep etmişlerdir.

Çevresindeki din âlimlerine danışan Fâtih Sultân Mehmed, bu isteklerini geri çevirmemiş ve kilise ve havralara, o dönemki devletler hukukuna göre hakkı olduğu halde müdahale etmemiştir.

Fener'de Abdi Subaşı Mahallesindeki Caminin bitişiğinde Rum Patrikhanesi ile kilisenin mevcudiyeti, Osmanlı Devleti'nin gerçek mânâda din ve vicdan hürriyetini göstermiyor mu? Edirnekapı Caddesinin son kısmında yer alan Mihrimah Sultân Camii'nin hemen karşısında bir Rum kilisesinin inşasına müsaade etmek, bu hürriyetin maddî delillerinden değil midir?

İstanbul, Fâtih tarafından fethedilmeden evvel, tam bir harabe ve ölü şehir idi. Fetihden sonra, hem Avrupa'nın ve hem de Müslüman memleketlerin ticâret merkezi ve mamur bir dünya şehri haline geldi. Nitekim Rus tarihçi Ouspensky bile "Türkler 1453'te, Haçlıların 1204'te yaptıklarından çok daha insanca ve hoşgörüyle davrandılar" diyebilmektedir. (Baştav, Şerif, "XIV. Asırda yazılmış Grekçe Anonim Osmanlı tarihine göre İstanbul'un muhasarası ve zabtı" )

1400 yıl boyunca İslamın olduğu yerde inananlar inanmayanlara hiçbir zaman kötü davranmamış diyen yok. Kendilerinin Müslüman olduğunu iddia edenlerden bazıları tarihte İslam Savaş Hukukuna aykırı fiiller işlemiş olabilir ama İslamda yasaklanmış fiilleri işleyen Müslümanları gösterip dönüp İslamı suçlamak ne derece mantıklı?

İslam Savaş Hukuku ile ilgili daha detaylı bilgi için arzu edenler linki tıklaybilir
 

kavak

V ☆
Denetmen
Mesajlar
8,122
Çözümler
1
Tepki puanı
5,135
Düşünce
Ateist
Tecavüz ve yağmalama izni iddiası tabii ki asılsız iftiradan ibaret.
Fatih Sultan Mehmed asla yağmaya ve talana izin vermemiştir. Nitekim Fâtih'in Kazaskeri olan Molla Hüsrev'in kitabındaki yasaklar da bunu açıkça göstermektedir:
“Zulüm ve işkence ile öldürmek; muharip sınıfına girmeyen kadınları, küçükleri, sahiplerine hizmet için gelmiş köleleri, sakat ve müzminleri, yaşlıları, hastaları, akıl hastalarını ve dünyadan el etek çekmiş din adamlarını öldürmek yasaktır. Ancak bunlardan biri bedeni, fikri ve malı ile savaşa katılırsa, öldürülebilirler. İnsan ve hayvanların uzuvlarının kesilmesi (müsle) de yasaktır. Verilen söze veya muahedeye aykırı hareket yasaktır. Savaş zarureti bulunmadan ziraî mahsuller, orman ve ağaçlar yakılmaz. Zina ve gayr-i meşru münasebetler yasaktır. Rehineler öldürülemez; ölülerin başı ve uzuvları kesilemez ve katliam yapılamaz. Başta baba olmak üzere yakın akraba, savaşla ilgisi olmayan esnaf ve tüccarlar öldürülmez…”
Bu hükümleri, resmi kanun hükümleri olarak kabul ve tatbik eden bir devlet adamına, böylesi isnatlarda bulunmak, sadece delilsiz konuşmanın kötü örneklerini teşkil eder.
İstanbul'u Allah'ın yardımı ve kılıcının kuvvetiyle fetheden Fâtih Sultân Mehmed, Ayasofya'yı cami haline getirdikten sonra, papaz ve hahamlardan oluşan bir heyeti huzurunda kabul eder. Papaz ve hahamlar heyeti, İstanbul'u savaşla fethettiğini, dilerse İstanbul'da hiçbir kilise ve havra bırakmayacağını bu durumun o dönemki devletler hukukundan doğan bir hakkı olduğunu Fâtih'e ifade ederler; ancak kendisine, kendilerine ve ma'bedlerine karşı İstanbul'un sulh yolu ile fethetmiş gibi kabul etmesini ve geç de olsa toplu halde huzuruna gelişlerini bu mânâya vesile saymasını ısrarla talep etmişlerdir.
Çevresindeki din âlimlerine danışan Fâtih Sultân Mehmed, bu isteklerini geri çevirmemiş ve kilise ve havralara, o dönemki devletler hukukuna göre hakkı olduğu halde müdahale etmemiştir.
Fener'de Abdi Subaşı Mahallesindeki Caminin bitişiğinde Rum Patrikhanesi ile kilisenin mevcudiyeti, Osmanlı Devleti'nin gerçek mânâda din ve vicdan hürriyetini göstermiyor mu? Edirnekapı Caddesinin son kısmında yer alan Mihrimah Sultân Camii'nin hemen karşısında bir Rum kilisesinin inşasına müsaade etmek, bu hürriyetin maddî delillerinden değil midir?
İstanbul, Fâtih tarafından fethedilmeden evvel, tam bir harabe ve ölü şehir idi. Fetihden sonra, hem Avrupa'nın ve hem de Müslüman memleketlerin ticâret merkezi ve mamur bir dünya şehri haline geldi. Nitekim Rus tarihçi Ouspensky bile "Türkler 1453'te, Haçlıların 1204'te yaptıklarından çok daha insanca ve hoşgörüyle davrandılar" diyebilmektedir. (Baştav, Şerif, "XIV. Asırda yazılmış Grekçe Anonim Osmanlı tarihine göre İstanbul'un muhasarası ve zabtı" )
1400 yıl boyunca İslamın olduğu yerde inananlar inanmayanlara hiçbir zaman kötü davranmamış diyen yok. Kendilerinin Müslüman olduğunu iddia edenlerden bazıları tarihte İslam Savaş Hukukuna aykırı fiiller işlemiş olabilir ama İslamda yasaklanmış fiilleri işleyen Müslümanları gösterip dönüp İslamı suçlamak ne derece mantıklı?
İslam Savaş Hukuku ile ilgili daha detaylı bilgi için arzu edenler linki tıklaybilir
Zırva!
 

bilgelikyolunda

ll ☆
Yazar
Mesajlar
15,859
Tepki puanı
1,261
Düşünce
Sünni
Hayberli bir Yahudi’nin çobanlık yapan zenci kölesi İslâmiyet’i kabul edip Hz. Peygamber'e gelmişti. Çoban gütmekte olduğu efendisine ait koyunları ne yapması gerektiğini sorduğunda, Hz. Peygamber ona sürüyü sahibinin bulunduğu kaleye doğru sürmesini ve serbest bırakmasını emretmiştir. Çoban da böyle yapmış ve sürü de gidip kaleye girmiştir. (İbn Hişam, Sîre, 3/344–345) Hz. Peygamber burada sürüye el koymayı veya zarar vermeyi düşünmemiştir.

Hz. Ömer Câbiye’de bulunduğu sırada bir zimmî gelerek kendisine, üzüm bağlarını yağmalamakta Müslümanların adeta yarış içinde olduğunu bildirmiş, durumu tahkik eden Hz. Ömer de Müslümanların açlık sebebiyle zimmîlerin malından aldıklarını öğrenmiş ve bunun üzerine bağ sahibine üzümün kıymetinin ödenmesini emretmiştir. (Ebû Ubeyd, Emvâl, Çev. Cemaleddin Saylık, İstanbul1981, s. 187)

Ebû Hüreyre de gazaya çıkmak isteyen bir kişiye “sakın ekinleri çiğneyip (hasara uğratmayasın), kumandanın izni olmadan bir tepeye çıkmayasın. Sakın ben gaziyim diyerek ehl-i zimmetin malından bir veya iki torba ot almayasın” diye tavsiye etmiştir. Adam daha sonra İbn Abbas’a rast geldiğinde o da kendisine aynı şeyleri söylemiştir. (Ebû Ubeyd, Kitâbu’l-Emvâl, s. 186)
 

kavak

V ☆
Denetmen
Mesajlar
8,122
Çözümler
1
Tepki puanı
5,135
Düşünce
Ateist
Hayberli bir Yahudi’nin çobanlık yapan zenci kölesi İslâmiyet’i kabul edip Hz. Peygamber'e gelmişti. Çoban gütmekte olduğu efendisine ait koyunları ne yapması gerektiğini sorduğunda, Hz. Peygamber ona sürüyü sahibinin bulunduğu kaleye doğru sürmesini ve serbest bırakmasını emretmiştir. Çoban da böyle yapmış ve sürü de gidip kaleye girmiştir. (İbn Hişam, Sîre, 3/344–345) Hz. Peygamber burada sürüye el koymayı veya zarar vermeyi düşünmemiştir.
Hz. Ömer Câbiye’de bulunduğu sırada bir zimmî gelerek kendisine, üzüm bağlarını yağmalamakta Müslümanların adeta yarış içinde olduğunu bildirmiş, durumu tahkik eden Hz. Ömer de Müslümanların açlık sebebiyle zimmîlerin malından aldıklarını öğrenmiş ve bunun üzerine bağ sahibine üzümün kıymetinin ödenmesini emretmiştir. (Ebû Ubeyd, Emvâl, Çev. Cemaleddin Saylık, İstanbul1981, s. 187)
Ebû Hüreyre de gazaya çıkmak isteyen bir kişiye “sakın ekinleri çiğneyip (hasara uğratmayasın), kumandanın izni olmadan bir tepeye çıkmayasın. Sakın ben gaziyim diyerek ehl-i zimmetin malından bir veya iki torba ot almayasın” diye tavsiye etmiştir. Adam daha sonra İbn Abbas’a rast geldiğinde o da kendisine aynı şeyleri söylemiştir. (Ebû Ubeyd, Kitâbu’l-Emvâl, s. 186)
Dininiz baştan sona masal!
 

Entropyy

lll ☆☆☆☆
Denetmen
Mesajlar
3,770
Tepki puanı
2,877
Düşünce
Ateist
Ah ah ah bütün tarih kitapları yazıyor gerçekler çok acı değilmi.

O zaman sadece Türkiye'nin değil dünyanın en iyi 2 osmanlı tarihçisi ne demiş bakalım

İlber Ortaylı: Şehirde ‘yağma’ hadisesine üç günden fazla izin verilmedi. Çünkü gözde başkentte gözde binalar vardı. İstanbul nüfusunun fetihten hemen sonraki durumunu ele alan ve inceleyen tarihçiler Ekrem Hakkı Ayverdi ama esasen merhum hocamız Halil İnalcık’tır. Bununla birlikte son Bizans İstanbul’u ve Türk hâkimiyetinin ilk 30 yılı büyük ölçüde Avrupa’daki, bilhassa İtalya’daki arşivlerden etraflıca incelenmek zorundadır; çok şey bilmiyoruz.

Peki İlber Ortalının yönlendirdiği dünyanın en iyi osmanlı tariçilerinden biri olan Halil İnalcık hoca ne demiş bakalım.

Halil İnalcık:
Fatih sultan karşı çıkamazdı çünkü islam dini bunu emrediyordu. Bu müslümanların hakkıdır.

Fatih şunu söyledi: Mallar ve insanlar sizin ganimetinizdir.

Hadi dinleyelim:

 

bilgelikyolunda

ll ☆
Yazar
Mesajlar
15,859
Tepki puanı
1,261
Düşünce
Sünni
Bir tarihçi fıkıh konusunda yorum yapıyorsa haddini aşıyor demektir. Aynı şekilde bir fıkıhçı tarih konusunda yorum yapıyorsa haddini aşıyor demektir. İstanbulun fethi esnasında yağma olup olmadığı veya olan yağmanın boyutları hakkında belli ki tarihçiler arasında fikir birliği yok. İlber Ortaylı da "Çok şey bilmiyoruz" diyerek bu durumu açıkça ortaya koymuştur.

Peki İstanbul fethi konusundaki yağma iddiaları doğruysa bu durum İslamdan mı kaynaklanıyor? Kesinlikle hayır. Aşağıdaki linkte detaylı yazdığımız gibi

"Şüphesiz yağma, meyteden (leşten) daha az haram değildir." (Ebû Dâvûd, Cihad 128)

“Yağmalayan bizden değildir” (Ebû Dâvûd, Hudûd, 14)

hadisleri ortadayken bir tarihçinin veya başka herhangi birinin bu konudaki iddiası Peygamber sözünden daha bağlayıcı olmadığına ve İslam hakkında fikir vermede daha kıymetli olmadığına göre İstanbul'un fethi esnasında hangi tarihçi haklı olursa olsun bu konuda İslam suçlanamaz.
 

Entropyy

lll ☆☆☆☆
Denetmen
Mesajlar
3,770
Tepki puanı
2,877
Düşünce
Ateist
a.png



3.png


2.png
 

Entropyy

lll ☆☆☆☆
Denetmen
Mesajlar
3,770
Tepki puanı
2,877
Düşünce
Ateist
Yağmalama ve tecavüz kabul edildiğine göre islama uygunmu değil mi başka zaman konuşuruz :ggsy:
 

bilgelikyolunda

ll ☆
Yazar
Mesajlar
15,859
Tepki puanı
1,261
Düşünce
Sünni
Yağma ve tecavüz kabul edilmedi aksine tarihçiler arasında fikir birliği olmadığı kabul edildi. Bu yüzden sadece yağma olduğunu iddia eden tarihçilerin yazdıkları tek başına delil olamaz.

Ayrıca asıl önemli olan İstanbul'un Fethi esnasında yağma ve tecavüz olup olmadığı değil, bu iddialar doğruysa bile bu konuda İslamın suçlanabilip suçlanamayacağı.

Tek taraflı yağma iddialarını yazanların yazdıklarını delil diye getirip asıl konu olan bu iddialar doğruysa bile İslama uygun olup olmadığını belirsiz başka zamana atmanız apaçık kaçtığınızı gösteriyor :)
 

Entropyy

lll ☆☆☆☆
Denetmen
Mesajlar
3,770
Tepki puanı
2,877
Düşünce
Ateist
Fikir birliği olan çok tarihçi var efendim aşağıda listesi var tabiki bunları yazmak malum sebeblerden dolayı cesaret ister herkes cesaret edemiyor. Wikipedi'de kullanabilirsiniz tabiki bunları kabul etmek için ilkokuldan beri kafanıza sokulan müthiş osmanlı dogmalarından kurtulmak gerek. :ggsy:

Osmanlıda şeriat müthişti bak osmanlıya islamı görün inanmayanlar çok mutluydu derseniz bu olaylarda tabiki islama bağlanacak. Osmanlının iyi yanlarına al bak islam süper osmanlının kötü yanlarını al oooo bunlar islama uymaz bu gerçek islamm deeeeeeeeeeeelllllllllllllll (:D

Fatih sultan herhalde islamı sizden iyi bilir yoksa siz dahamı iyi biliyorsunuz:ggsy:

Mesela osmanlıda mürted olup öldürülende çoktur öyle ihanet falan değil sadece din değiştirip idam edilenler ama onuda bir zahmet siz bulun yıkın zincirleri.:ggsy:

Ama bulduktan sonra bu osmanlı padişahları islamı bilmiyor bu gerçek islaaam deeeellll demeyin.(:D

Osmanlıda yakılan insanları bulun kazığa oturtulan insanları bulun ama sonra bu gerçek islam deeeeelllll demeyin(:D

1- Kritovulos, “İstanbul’un Fethi”, İstanbul, 1967,

2- Zorzi Dolfin, İstanbul’un Muhasarası ve Zaptı

3- Sndrew Wheatcroft, “Osmanlılar”, İstanbul: Altın Yayınları, 1996,

4- Oruç Beğ Tarihi, İstanbul: Tercüman Yayınları,

5- Aşık Paşaoğlu Tarihi, İstanbul: M.E.B. Yayınları, 1992,

6- Emine Çaykara, Tarihçilerin Kutbu, “Halil İnalcık Kitabı”, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Nehir Söyleşi 16, 2005,

bbbbbbbbbbbbb.png
 

bilgelikyolunda

ll ☆
Yazar
Mesajlar
15,859
Tepki puanı
1,261
Düşünce
Sünni
Fikir birliği olan çok tarihçi var deyip tek taraflı iddiada bulunan 6 tarihçi yazmışsınız.

Farklı bilgiler veren tarihçiler de var:

1-Ebüssuud, Ma'ruzat, İst. Üniv. Kütp. Ty. nr. 1798, vrk. 130/a-b

2-İbn-i Kemal, Tevârih-i ÂH Osman, VII. Defter, sh. 62 vd.

3-Baştav, Şerif, "XIV. Asırda yazılmış Grekçe Anonim Osmanlı tarihine göre İstanbul'un muhasarası ve zabtı", sh. 51-82

4-Cin-Akgündüz, Türk Hukuk Tarihi, c.l, sh. 448 vd.

5-Âli, Künh'ül-Ahbâr, c. V, 251-260

6-Solakzâde, 191-201

7-Âşıkpaşa-zâde, sh. 141-143

8-Clot, Fâtih, 60 vd.

9-Ahmet AKGÜNDÜZ, Bilinmeyen Osmanlı, İstanbul 2000, s. 106-109

Görüldüğü gibi tarihçiler arasında fikir birliği yok.

Yine saman adam safsatası yaparak bizim müthiş Osmanlı, Osmanlıda şeriat müthişti gibi iddialarda bulunmuşuz gibi lanse etmişsiniz. Bizim böyle bir iddiamız yok. Osmanlıda İslama uygun fiiller görüldüğü gibi uygun olmayan fiiller de görülüyordu. İslama uygun fiillerin oranı arttıkça Osmanlı güçlenip gelişirken, İslama uygun olmayan fiillerin oranı arttıkça zayıflayıp yıkılmıştır.

İslama uygunluğun ölçüsü ne Osmanlı padişahları ne de başka kişilerin yaptıklarıdır. İslama uygunluğun ölçüsü ayet ve sahih hadislerdir.

Yazmıştık:

İslamda yasaklanmış fiilleri işleyen Müslümanları gösterip dönüp İslamı suçlamak ne derece mantıklı?
 

ccengizz

Çaylak
Mesajlar
232
Tepki puanı
37
Düşünce
Agnostik
Müslüman ailede doğan çocuğun din veya dinsizlik seçme gibi bir özgürlüğü yok. Sünnet ettirilirsin. Buluğa erince de namaza zorlanırsın, o kadar net.
E hani özgürü bırak cüzi irade hakkı?
 

bilgelikyolunda

ll ☆
Yazar
Mesajlar
15,859
Tepki puanı
1,261
Düşünce
Sünni
Müslüman ailede doğan çocuğun din veya dinsizlik seçme gibi bir özgürlüğü yok. Sünnet ettirilirsin. Buluğa erince de namaza zorlanırsın, o kadar net.
E hani özgürü bırak cüzi irade hakkı?
Kim kimi neye zorluyorsa İslami olarak yanlış yapıyordur.

Yazmıştık:

İslamda yasaklanmış fiilleri işleyen Müslümanları gösterip dönüp İslamı suçlamak ne derece mantıklı?
 

Entropyy

lll ☆☆☆☆
Denetmen
Mesajlar
3,770
Tepki puanı
2,877
Düşünce
Ateist
6 Tane seni tatmin etmedimi al git oku dünyadan kaynaklar:

tarih 2.png



12345.png
 

bilgelikyolunda

ll ☆
Yazar
Mesajlar
15,859
Tepki puanı
1,261
Düşünce
Sünni
Bu listede iki farklı görüş sahibi isimler de var :)

Ayrıca yazmıştık:

İstanbul fethi konusundaki yağma iddiaları doğruysa bu durum İslamdan mı kaynaklanıyor? Kesinlikle hayır. Aşağıdaki linkte detaylı yazdığımız gibi

"Şüphesiz yağma, meyteden (leşten) daha az haram değildir." (Ebû Dâvûd, Cihad 128)

“Yağmalayan bizden değildir” (Ebû Dâvûd, Hudûd, 14)

hadisleri ortadayken bir tarihçinin veya başka herhangi birinin bu konudaki iddiası Peygamber sözünden daha bağlayıcı olmadığına ve İslam hakkında fikir vermede daha kıymetli olmadığına göre İstanbul'un fethi esnasında hangi tarihçi haklı olursa olsun bu konuda İslam suçlanamaz.
 
Yazan tarafından düzenlendi:

Entropyy

lll ☆☆☆☆
Denetmen
Mesajlar
3,770
Tepki puanı
2,877
Düşünce
Ateist
Hangileri onlar? (:D

Bu yağmalama olayı sadece İstanbul'un fethi içinde geçerli değildir bütün fetihlerde bu izin verilirdi. Yağma, dönemin hukukuna ve siyasal/ekonomik düzenine aykırı değildi. Haaaa islama aykırıymış (tartışılır) Azil hadislerine baktığımıza esir kadınlara tecavüz iznini görüyoruz. Adam muhammede savaşta esir aldığı kadının içine boşalayımmı diye soruyor bunu bizmi uyduruyoruz yahu:)

Osmanlı padişahlarıda yukarıdaki hadisi bilmiyorlarmış izin vermişler yapacak birşey yok öbür tarafta hesap verirler haksızlarsa tabi(:D
 

Son konular

Üst