Kaç doğu, kaç batı var?

Orhan Yolcu

☆☆☆☆
Yönetim Kurulu Başkanı
Mesajlar
550
Tepki puanı
382
Düşünce
Agnostik
Rahman 17:
O, iki doğunun ve iki batının Rabbidir.

İki doğu, iki batı ne demek? Kaç tane doğu, batı var?

Ayetleri eğip bükme yeteneği üstün olan müslüman arkadaşlar buyrun...
 

bilgelikyolunda

☆☆
Üye
Mesajlar
2,713
Tepki puanı
199
Düşünce
Sünni
Rahman 17:
O, iki doğunun ve iki batının Rabbidir.

İki doğu, iki batı ne demek? Kaç tane doğu, batı var?

Ayetleri eğip bükme yeteneği üstün olan müslüman arkadaşlar buyrun...
Arapça bilmediğiniz ve maalesef yanıldığınızı kendinize itiraf edemediğiniz için ayetleri eğip büktüğümüzü düşünüp kendinizi rahatlatıyorsunuz ama ben yine de tefsir alimlerinin yorumlarını yazacağım:
a. Bu âyetten önce geçen "Güneş ve ay bir hesap iledir" âyetinden anlaşılacağı gibi, güneş ve ayın doğu ve batıları demektir. [krş. Hâzin (Mecmau’t-tefasir), VI/139; Alûsî, 26/105]

b. Yaz ve kış mevsimlerinde günlerin uzayıp kısalmalarına göre doğular ve batılar demektir. (Zemahşerî, IV/445, el-Beydâvî,VI/139) Buna göre, âyette mevsimlerin her iki tarafı zikredilmiş ve bu iki uç kısımlar arasındaki her günkü doğu ve batı mefhumu insanların aklına havale edilmiştir.

"Doğuların ve batıların Rabbine yemin olsun" (Meâric, 70/40)
âyetinde ise, doğu ve batı kelimeleri çoğul kullanılarak her günkü durumlarına işaret edilmiştir.

c. Yerin küre şeklinde yuvarlak olması sebebiyle, her yarım küre parçasına göre bir doğu, bir de batıya işaret edilmiştir. Buna göre, âyet dünyanın yuvarlak olduğuna da delâlet etmektedir. Bunda doğu kabul edilen bir nokta aynı zamanda batı, batı kabul edilen bir nokta ise aynı zamanda doğu kabul edilir. (İbn Aşûr, 26/247; Hamdi Yazır, 7/370-371)

d. Şafağın doğuşu ile güneşin doğuşu, güneşin batışı ile şafağın batışı. Bu görüş ibn Abbas'a izâfe delmiştir.(Alusî, 26/105)

Bunu şöyle açıklamak mümkündür: Yerküreden çok büyük olan güneşin ışınları, yerkürenin kendisine dönük olan yüzüne isabet ettiğinde o taraf gündüz olur. Güneş ışınları, aynı zamanda yer kürenin iki yanından geçer gider. Bundan dolayı kürenin iki yanı, ışınların oraya tam isabet etmemesinden dolayı yarı aydınlık hâlde kalır. Yerkürenin güneş ışınlarına dönük olmayan kısmının ortaları ise tam karanlıktır. Neticede, yuvarlağımsı biçimde olan yerkürede tam aydınlık ve az aydınlık; tam karanlık ve az karanlık şeklinde bölümler ortaya çıkar. Böylece iki aydınlık ve iki karanlık meydana gelir ki, iki doğu ile iki batı manası da anlaşılmış olur. (bk. Niyazi Beki, Rahman suresi, ilgili âyetin tefsiri)

e. Güneşin ve diğer gök cisimlerinin doğuş ve batış yerleri.

f. Güneş gibi maddî, akıl gibi manevî ışık kaynaklarının doğuş ve batış noktaları veya ışıyıp sönmeleri. Elmalılı burada asıl amacın, Allah Teâlâ'nın gerek yiyecek gibi var edilerek, gerekse hastalık gibi yok edilerek oluşan bütün nimetlerin sahibi ve yöneticisi olduğuna dikkat çekmek olduğunu belirtir.

Bunlardan hangisi olursa olsun, asıl kasdedilen mana, Allah'ın var olan ve olmayan bütün nimetlerin sahibi ve yöneticisi olduğunu beyan etmektir. Görülüyor ki bu âyetler, hem nimeti hem kudreti hatırlatmaktadır. Nimeti hatırlatmak, şükrü gerektirir, kudreti hatırlatmak da, nankörlüğe karşı kınamayı takviye eder. (Yorumlar için bk. Râzî, XXIX/99; İbn Âşûr, XXVII/247; Elmalılı. VII/4670-4671; Kur’an Yolu:V/145)
 

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
767
Tepki puanı
153
Düşünce
Deist
Arapça bilmediğiniz ve maalesef yanıldığınızı kendinize itiraf edemediğiniz için ayetleri eğip büktüğümüzü düşünüp kendinizi rahatlatıyorsunuz ama ben yine de tefsir alimlerinin yorumlarını yazacağım:
Bakın, müfessirler de bu söz hakkında emin ve bir fikir birliği halinde değiller ama düşündükleri gibi olduklarını düşüyorlar; muhakkak ki bu müfessirlerden en az biri, Arapça da biliyor olmasına rağmen, Allah'ın aslında ne demek istediği hakkında kesinlikle yanılıyor olmalı. Orhan Yolcu'nun ayeti anlama da muhtemelen yanılması gibi.

@bilgelikyolunda forum kullanıcılar arasında kim, nerede Arap Dili ve Edebiyatı mezunu olduğunu veya Arapçaya yeterliliği olduğunu söyledi? Merak ettim, peki sizin Arapça yeterliliğiniz var mı, Arapça seviyeniz nedir?
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

bilgelikyolunda

☆☆
Üye
Mesajlar
2,713
Tepki puanı
199
Düşünce
Sünni
Bakın, müfessirler de bu söz hakkında emin ve bir fikir birliği halinde değiller ama düşündükleri gibi olduklarını düşüyorlar; muhakkak ki bu müfessirlerden en az biri Arapça da biliyor olmasına rağmen, Allah'ın aslında ne demek istediği hakkında kesinlikle yanılıyor olmalı. Orhan Yolcu'nun ayeti anlama da muhtemelen yanılması gibi.
Müfessirler mutlak doğru budur demiyorlar zaten, mutlak doğruyu ancak Allah bilir. Belki de bu manaların hepsi birden doğrudur.
 

bilgelikyolunda

☆☆
Üye
Mesajlar
2,713
Tepki puanı
199
Düşünce
Sünni
@bilgelikyolunda forum kullanıcılar arasında kim, nerede Arap Dili ve Edebiyatı mezunu olduğunu veya Arapçaya yeterliliği olduğunu söyledi? Merak ettim, peki sizin Arapça yeterliliğiniz var mı, Arapça seviyeniz nedir?
Arapça eğitimi aldım ama müfessir değilim, müçtehid de değilim. Hiçbir şeyin alimi de değilim. Sadece basit bir hakikat yolcusuyum. Bu yüzden Arapça ifadelere saçmalık demek gibi hadsizliklere girmiyorum. Bazen evrim gibi konularda okuduğum, duyduğum veya düşündüğüm çelişkileri dillendirdiğim oluyor ama bunları savunanlara asla hakaret etmem. Eğer edersem farkında değilimdir, lütfen beni uyarınız
 

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
767
Tepki puanı
153
Düşünce
Deist

bilgelikyolunda

☆☆
Üye
Mesajlar
2,713
Tepki puanı
199
Düşünce
Sünni
Arkadaşa cevap yazmak istedim ama bir türlü beceremedim, neyse ben de buraya yazayım :)
1-"Evrimsel açıdan baktığımızda kuşların çeşitliliği ve popülasyonu canlının dezavantajlı duruma düşmediğini zaten gösteriyor.." evrimin varlığını varsayıp sonra bir çelişki durumunda canlının çeşitliliği ve populasyonu dezavantajlı olmadığını gösterir demek hatalı bir bakış açısı. Çünkü evrimleşirken dezavantajlı duruma düşmesi beklenir. Dezavantajlı duruma düşmemiş olması pek tabii evrimleşmediğini de gösterebilir.
2-"Kuşlar, sürüngenlerden dolayısıyla dinozorlardan evrimleşmiştir.. " deniliyor. Bu bir varsayım olmasına rağmen bilimsel bir gerçeklikmiş gibi düşünülmüş.
3-"En ünlü dinozor olan T-rex bir çok karikatürde pençelerinin küçüklüğü ve kolunun kısalığıyla dalga geçilmesine rağmen, kendi devrinde büyük korku salmış olsa gerek.." denilerek yine bir varsayım yapılmış.
4-"Dolayısıyla pençenin azalması dezavantaj yaratırken uçabilmek çok büyük bir avantaj yaratmış gibi görünüyor.. " deniliyor. Pençe azaldığı halde kanat halen uçabilecek seviyeye milyonlarca yıl sonra gelir. Hem pençe azaldı hem de uçamıyor. Açık bir dezavantaj var ve bu durum milyonlarca yıl sürecek
5-"250 milyon yıl önce yaşamış olan Pterosaurs kanatlı sürüngenlerin ilklerinden gibi duruyor.. Bu fosillerde benim de kurgusal çizimlerden gördüğüm kadarıyla kanat eklemlerinde pençeler bulunuyor (yarasa gibi) kemiklerinin içi boş (çağımız kuşları gibi) uçmaktan çok süzülmekte başarılılar.. Bu iki durumun geçiş sürecinde yardımcı olduğunu düşünüyorum.. Pençenin giderek küçülmesiyle süzülmenin giderek uçmaya dönüşmesi.. " deniliyor. Kemiklerin içi boşalma sürecinde canlı henüz uçamaz, kemiklerin içi yeterince boşalmadığı için süzülemez de; dolayısıyla dezavantaj devam ediyor.
6-"Yine geçiş süreciyle ilgili T-rex gibi ağız ve dişleri önemli bir araç olarak kullandıklarını unutmayalım.. " deniliyor. Henüz evrimleşmeye başlamamış T-Rex lerin de diğer dinozorların da ağız ve dişleri var ama evrimleşen canlılarda oluşan dezavantaj evrimleşmeyenlerde oluşmaz.
7-"Bu örnekte pençenin küçülmesine karşın, uçarak çok daha geniş alanda avlanabilme (ve böylece belki de pençe bile gerektirmeyen daha kolay avlara erişebilme) avantajı büyük fark yaratmış olsa gerek.." deniliyor. Dezavantajı canlının uçtuğu durumlar için değil, henüz tam uçamadığı durumlar için (ki milyonlarca yıl sürmüş) söylüyoruz
 
Üst