Kısaca Freud fikirleri

Plütoncu

Deneyimli
Mesajlar
519
Tepki puanı
595
Düşünce
Ateist
Günlerdir konu açmıyorum bari güzel bir şeyle döneyim dedim. İlgili olanlar okuyabilir. :) (Kaynak yoktur yazı bana ait.)
Freud'a göre insanlar yaşadıkları her şeyi beyinlerinde belleğe atmaktadırlar yani kayıt etmektedirler. Ancak bazı şeyleri farklı yerlere kayıt ederiz. Bu yüzden her şeyi hatırlamayız. Bazı şeyler aklımızda çok netken, bazı şeyler silik, bazıları ise yok gibidir. Ancak ihtiyaç olduğunda hepsini kullanabiliyoruz, yüzeye yeniden çekebiliyoruz. Tabii ki bunu kendi isteğimizle yapamıyoruz. Freud bunun için bazı terimler ve teknikler geliştirmiştir.

1.Bilinç
Günlük yaşantımızda burayı kullanırız. Anlık düşünceler, anlık yaşantılar buradadır. Farkında olduğumuz ve isteyerek yaptığımız hareketler, davranışlar buradadır. Uyanık bir bölgedir. Buz dağının görünen kısmıdır.

2.Bilinçaltı
Bilincinde olmadığımız şeyler buradadır ancak çok değil. Küçük uyarılarla veya biraz düşünmekle yüzeye çıkarılabilir. Bilince en yakın bölgedir. Bir buz dağının suya yeni battığı kısımlar diyebiliriz.

3.Bilinçdışı
Burada olan şeyler bilincin dışındadır ve yüzeye çıkarmak zordur. Yanılmalara, dil sürçmelerine ve kekelemelere sebep olur. Farkında olmadığımız duygu ve düşüncelerimiz buradadır. Ayrıca içgüdülerimiz, davranışlarımızı etkileyen dürtülerimiz bu bölgededir. Hatırlamak istemediğimiz düşünceler, anılar ve ayıpladığımız veya süpergomuzun(aşağıda açıklayacağım) ayıpladığı davranışlar burada bastırılır. Travmalarımız çoğunlukla bu bölgededir. Buz dağının dibidir.

Yapısal Kişilik Kuramı

1.id
Genetiğimizle gelen bütün dürtüleri kapsar. İçgüdüler id'ye aittir. Örneğin cinsellik(eros) ve saldırganlık(thanatos) baskın içgüdülerdir. İnsanın en baskın 2 içgüdüsü bunlardır.
id, haz-hedonizm ilkesine göre hareket eder, organizmanın zevk alacağı şeylere enerji harcama eğilimindedir. Hoşa giden, zevk veren davranış ne olursa olsun id onun için tüm enerjisini harcamaya çalışır. Bastırılmış güdülerimiz burada olduğu için kişiyi en çok zora sokan şey iddir. Acıdan bizi kaçıran iddir ve sürekli zevk arayışı içindedir. Erişemediğimiz şeylerin hazzını onları hayal ederek veya rüyasını görerek alabiliriz(kısmen de olsa). Refleksler de id'ye bağlıdır.

2.süperego
Çocuğa ailesi tarafından ve toplum tarafından aşılanan, daha doğrusu baskıyla kabul ettirilen, ahlaki değerler ve kurallardır, geleneklerdir. Toplumsal ahlak ilkesine göre hareket eder. Toplumumuzda sıkça duyduğumuz "El alem ne der?" kaygısının yüksek olma sebebi buradan gelir. Toplumumuz baskıcı olduğu için süperegolarımız çok baskındır. Süperegonun en büyük görevi id'yi bastırmaktır.

3.ego
Bu bölümümüz gerçekçi düşünür ve mantıksal değerlendirmeler bu bölümde görülür. Süperegosu ve id'si arasında dengeyi güzel kuran insanların egosu sağlıklıdır. Kişiliğimizin yürütme organı burasıdır. Eğer id ve süperego arasında denge kuramazsa psikolojik rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. İd'in isteklerini karşılamaya çalışır.

Kısaca id küçük, her şeyi isteyen şımarık bir çocuktur. Ego ebeveynidir, istediğini yapmaya çalışır, onun için uğraşır. Süperego öbür ebeveeyndir. İd'yi sürekli terbiye etmeye çalışır.
Konu daha uzuyor ancak daha detaya girmek istemiyorum. :D
 

Plütoncu

Deneyimli
Mesajlar
519
Tepki puanı
595
Düşünce
Ateist
Ya da biraz daha uzatayım konu Freud olunca yerimde duramıyorum. :D

Psikoseksüel Gelişim Kuramı

Bu konu bir insanın kişiliğinin oluşumunu dolaylı yollardan çocukluk ve bebeklik dönemlerimize bağlıyor. Örneğin çok düzenli biriyseniz sebebi şu olabilir: Aileniz tuvalet eğitiminizi verirken fazla baskı yapmış olabilir.
Sigarayı düzenli kullanıyorsanız sebebi şu olabilir: Bebekliğinizde anneniz sizi emziremez ise, gereğinden az emzirdiyse veya gereğinden çok emzirdiyse ağız bağımlılığınız oluşabilir. Az olması durumunda eksiklik hisseder ve sigara, nargile veya içki gibi şeyleri düzenli tüketebilirsiniz. Çok emmeniz durumunda aşırı alışkanlıktan kaynaklanan bir durum oluşur.

1.Oral Dönem(0-1 yaş)
Bebekliğimizin tamamını kapsayan bu dönem(biyolojik olarak 0-6 ay bebekliktir) yukarıda dediğim gibi sigara gibi bağımlılıkların sebebi olabilir. Dış dünyayı tanımaya çalışırız bu dönemde. Haz kaynağımız ağzımızdır. Bu yüzden bebek süt emmek için bütün enerjisini harcar. Ayrıca dış dünyayı ağzımızla tanırız.
2.Anal Dönem(1-3 yaş)
Bu dönemde haz kaynağımız anüsümüzdür. Dışkılamanın verdiği fizyolojik rahatlığı keşfederiz. Tuvalet eğitiminin önemi yukarıda bahsettiğim gibidir. Fazla baskı; aşırı düzenlilik, cimrilik, inatçılık, mükemmelliyetçidir. Gevşek bırakılması sonucunda ise dağınıklık, vurdumduymazlık, savurganlık, kontrolsüzlük vb. meydana gelebilir.
3.Fallik Dönem(3-6 yaş)
Bu dönemde cinsel organlarımız haz kaynağıdır. Çocuklar bu dönemde bu bölgeden zevk alındığını keşfeder. Cinsel dürtülerimizin baskın olduğu bir zamandır. Karşı cins ebeveyne daha çok sevgi gösterisi yaparlar ve onları diğer ebeveynden kıskanırlar. Cinsiyet farklılıklarını bu zamanda keşfederiz. (Başka mesajda sonuçlarını yazacağım.)
4.Gizil Dönem(6-12 yaş)
Bu dönemde çocuk cinsiyetle ilgili konulardan uzaklaşır. Çevreyle tanışır, arkadaşları merkezdedir. Oyun oynar. Cinsiyetine ait bireylerle daha çok vakit geçirir. Çevreyi ve her şeyi merak bu dönemdedir.
5.Genital Dönem(12-18 yaş)
Bu dönem bildiğimiz ergenliktir. Karşı cinse aşırı cinsel istek. Sürekli seks ve mastürbasyon isteği. Toplumumuzda kadınlar baskılandığı için erkekler kadar özgür değillerdir ve bu dönemi daha zor atlatırlar. Sonucunda ise libidoları(Freud'un cinsel ve yaşamsal enerji olarak bahsettiği) düşüyor maalesef. Toplumumuzun ve algılarının kokuşmuşluğu artık yoruyor.
 
  • Beğen
Tepkiler: Efe

Plütoncu

Deneyimli
Mesajlar
519
Tepki puanı
595
Düşünce
Ateist
Fallik dönemin zararlı sonuçları olabilir. Bunlar toplumumuzda sıkça görülen şeylerdir.

Oedipus karmaşası: 3-5 yaşındaki erkek çocuklar annelerine karşı cinsel istek duyarlar. Annelerini babalarından kıskanırlar. 5 yaşında bu karmaşa tabi kii ortadan kalkar.
Elektra karmaşası: Erkek çocuklarının anneye hissettikleri cinsel isteğin aynısını kız çocukları babaya hissederler. Annelerinden kıskanırlar.
Kastrasyon korkusu: Erkek çocukları kızlarda penis bulunmadığını fark eder. Ve anne babasından aldığı "Seni sünnet ederim!" ya da "Bir daha altına işe pipini keserim!" gibi söylemler penisini kaybedeceği korkusunu doğurur. Çok ciddi bir travmadır ancak toplumumuz ve kokuşmuş gelenekleri, adetleri yine bildiğimiz gibidir.
Penis kıskançlığı: Erkekte olduğunu fark ettikleri penisi kendilerinde göremeyen kız çocukları kendinin eksik olduğunu düşünebilir.
Başka mesajda sonuçlarını yazacağım.
 
  • Beğen
Tepkiler: Efe

jeezmortie

☆☆
Ayrıldı
Mesajlar
443
Tepki puanı
410
Düşünce
Satanist
Seks meks diyor bu zat ben anlamadım sevişecek miyiz şimdi?
1610637586543.png
 

Charles Dawkins

☆☆
Deneyimli
Mesajlar
1,088
Çözümler
1
Tepki puanı
571
Düşünce
Ateist
Freud fikirleri şuanlık ciddiye alınacak fikirler değil. Çünkü bilimsel değiller.
 

Son konular

Son mesajlar

Üst