Kişi kendisine nasıl zulmedebilir?

virac

☆☆
Üye
Mesajlar
594
Tepki puanı
147
Düşünce
Muvahhid
Kişinin kendisine zulmetmesi nedir? Nasıl mümkün olabilir? İnsanın mazereti nedir? Allah'ın reçetesi nedir?

Hûd, 101. Ayet: Onlara biz zulmetmedik; fakat, onlar kendilerine zulmettiler. Rabbinin (azap) emri geldiğinde, Allah'ı bırakıp da taptıkları tanrıları, onlara hiçbir şey sağlamadı, ziyanlarını artırmaktan başka bir şeye yaramadı.

Ne olursa kişi, Allah'tan başka bir tanrı edinmiş olur?
 

bilgelikyolunda

Üye
Mesajlar
1,635
Tepki puanı
142
Düşünce
Sünni
Kişinin kendisine zulmetmesi nedir?
Nefse zulmetmek, Allah’ın yasak ettiği yolda yürümek demektir. Şöyle ki; bir insan ister Allah’a isyan etmiş olsun, ister diğer insanlara zulmetmiş, isterse kendine zulmetmiş olsun, aslında o her defasında kendine zulmetmiş demektir. Çünkü haksızlık yapan, er veya geç o haksızlığın karşılığını görür. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de: “Kim bir günah kazanırsa onu sırf kendi aleyhine kazanmış olur.” buyrulmaktadır. Bu açıdan baktığımızda örneğin şirk, inkâr, âyetleri yalanlama, ahiret gününe inanmama gibi tutumlar da itikadi açıdan nefse karşı işlenen bir zulüm olarak değerlendirilirler.
Konuya ameli açıdan yaklaştığımızda da görüyoruz ki Kur’an-ı Kerim’deki pek çok âyet-i kerime büyük ve küçük günahlar manasında birçok davranışı “nefse zulüm” içerisinde mütalaa etmiştir. Adam öldürmek, Allah’ın çizdiği sınırları aşmak, kadınları boşadıktan sonra yanlarında tutarak onların evlenmelerine mani olmak vs. bunlar hep kişinin nefsine karşı işlemiş olduğu zulümlerdir.
 

bilgelikyolunda

Üye
Mesajlar
1,635
Tepki puanı
142
Düşünce
Sünni
İnsanın mazereti nedir?
Kur’an-ı Kerim’de farklı yerlerde, işlenen günah dolayısıyla nefse yapılan zulüm itiraf edilerek Cenab-ı Hakk’tan mağfiret dileniyor. Bu dualar Cenab-ı Hak tarafından icabet görüp kabule mahzar oluyor. Meallerini vereceğim bu dualarda sanki müminlere örnek bir duanın nasıl yapılacağı öğretiliyor. Önce günahımızı, suçlu olduğumuzu kabul, itiraf ve ikrar edeceğiz, sonra Cenab-ı Hakk’tan mağfiret dileyeceğiz.
Adem (a.s.) ve Havva validemiz yasak meyveyi yedikten sonra pişman olup, Cenab-ı Hakk’tan telakki ettikleri kelimelerle şöyle istiğfar ettiler:

“Dediler ki: Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.”(A'raf, 7/23)
Aynı şeyin Yunus (a.s.)’un duasında da geçtiğini görüyoruz:

“Zünnûn’u da hatırla. Hani öfkelenerek halkından ayrılıp gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Derken karanlıklar içinde 'Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni eksikliklerden uzak tutarım. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum.' diye dua etti.”(Enbiya, 21/87)
Sebe melikesi Belkıs da Allah’tan mağfiret dileyip Müslüman olurken aynı ifadeleri kullanmıştı:

“... Belkıs, Ey Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmetmiştim. Şimdi ise Süleyman ile birlikte alemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum, dedi.”(Neml, 27/44)
 

bilgelikyolunda

Üye
Mesajlar
1,635
Tepki puanı
142
Düşünce
Sünni
Allah'ın reçetesi nedir?
İnsanın nefsine zulmü şâyet Allah’a şirk koşmasından kaynaklanıyor idiyse Allah Teala bunu bağışlamayacağını(tevbe etmeden ölürse) Nisa sûresi’nde bize bildiriyor. Şâyet kişinin nefsine zulmü başkalarının hukukuna tecavüzden kaynaklanıyorsa, bu kişinin hak sahiplerine haklarını verip onlardan helallik almaktan başka tövbesi bulunmadığı için hiçbir amel bu suçun ve bu günahın azabından kişiyi kurtaramaz. Çünkü hadis-i şeriflerde bize bildirilen, yapılan haksızlıkların kimsenin yanına kâr kalmayacağı, ahiretle Allah Teala’nın mazlumun hakkını zalimden alacağı şeklindedir.

Şâyet kişinin nefsine zulmü bu iki alanın dışında ise mağfiret talebinde bulunulduğunda Cenab-ı Hak bu kimseler için çok bağışlayıcı ve esirgeyici olduğunu bildiriyor:

“Kim bir kötülük eder veya günah işleyerek nefsine zulmeder de sonra Allah’tan af dilerse, Allah’ı gafûr ve rahîm bulur.”(Nisa, 4/110)
 

Entropyy22

☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
867
Tepki puanı
224
Düşünce
Ateist
Nefse zulmetmek, Allah’ın yasak ettiği yolda yürümek demektir. Şöyle ki; bir insan ister Allah’a isyan etmiş olsun, ister diğer insanlara zulmetmiş, isterse kendine zulmetmiş olsun, aslında o her defasında kendine zulmetmiş demektir. Çünkü haksızlık yapan, er veya geç o haksızlığın karşılığını görür. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de: “Kim bir günah kazanırsa onu sırf kendi aleyhine kazanmış olur.” buyrulmaktadır. Bu açıdan baktığımızda örneğin şirk, inkâr, âyetleri yalanlama, ahiret gününe inanmama gibi tutumlar da itikadi açıdan nefse karşı işlenen bir zulüm olarak değerlendirilirler.
Konuya ameli açıdan yaklaştığımızda da görüyoruz ki Kur’an-ı Kerim’deki pek çok âyet-i kerime büyük ve küçük günahlar manasında birçok davranışı “nefse zulüm” içerisinde mütalaa etmiştir. Adam öldürmek, Allah’ın çizdiği sınırları aşmak, kadınları boşadıktan sonra yanlarında tutarak onların evlenmelerine mani olmak vs. bunlar hep kişinin nefsine karşı işlemiş olduğu zulümlerdir.
Kur’an-ı Kerim’de farklı yerlerde, işlenen günah dolayısıyla nefse yapılan zulüm itiraf edilerek Cenab-ı Hakk’tan mağfiret dileniyor. Bu dualar Cenab-ı Hak tarafından icabet görüp kabule mahzar oluyor. Meallerini vereceğim bu dualarda sanki müminlere örnek bir duanın nasıl yapılacağı öğretiliyor. Önce günahımızı, suçlu olduğumuzu kabul, itiraf ve ikrar edeceğiz, sonra Cenab-ı Hakk’tan mağfiret dileyeceğiz.
Adem (a.s.) ve Havva validemiz yasak meyveyi yedikten sonra pişman olup, Cenab-ı Hakk’tan telakki ettikleri kelimelerle şöyle istiğfar ettiler:


Aynı şeyin Yunus (a.s.)’un duasında da geçtiğini görüyoruz:


Sebe melikesi Belkıs da Allah’tan mağfiret dileyip Müslüman olurken aynı ifadeleri kullanmıştı:
İnsanın nefsine zulmü şâyet Allah’a şirk koşmasından kaynaklanıyor idiyse Allah Teala bunu bağışlamayacağını(tevbe etmeden ölürse) Nisa sûresi’nde bize bildiriyor. Şâyet kişinin nefsine zulmü başkalarının hukukuna tecavüzden kaynaklanıyorsa, bu kişinin hak sahiplerine haklarını verip onlardan helallik almaktan başka tövbesi bulunmadığı için hiçbir amel bu suçun ve bu günahın azabından kişiyi kurtaramaz. Çünkü hadis-i şeriflerde bize bildirilen, yapılan haksızlıkların kimsenin yanına kâr kalmayacağı, ahiretle Allah Teala’nın mazlumun hakkını zalimden alacağı şeklindedir.

Şâyet kişinin nefsine zulmü bu iki alanın dışında ise mağfiret talebinde bulunulduğunda Cenab-ı Hak bu kimseler için çok bağışlayıcı ve esirgeyici olduğunu bildiriyor:
kopyacı.png


kopyacı 3.png




https://sorularlaislamiyet.com/kendi-nefsinize-zulmetmeyin-nefsinizin-de-uzerinizde-hakki-vardir-bu-sozu-aciklar-misiniz
 
Üst