Kötülük Problemi

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
7,182
Tepki puanı
488
Düşünce
Sünni
bende gösteriyorum.ve fiziksel olarak onların dediklerinin saçma olduğunu ortaya koyuyorum.sorun ne?

ibrahim-48 mesela.

ayrıca; onların gösterdikleri ayet alakasız bir kere.
Ekmek hamurun başka şeye dönüştürülmüş halidir ama hamurla aynı atomlar da içinde vardır. Bu yüzden İbrahim 48 başlı başına delil gibi gözükmüyor.

Onlar tek bir ayet göstermiyor. Gösterdikleri farklı delilleri yazdım. İstediğinize inanmakta serbestsiniz
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
7,182
Tepki puanı
488
Düşünce
Sünni
Şura-32: Denizde dağlar gibi akıp gidenler (gemiler) de O'nun (varlığının) delillerindendir

mesela, burda ki; "dağlar gibi akıp gider" diye ifade edilen şeyin gemi ile alakası yok.mealci islam alimi coğrafya bilmediğinden dağ gibi akıp giden şey'i gemi sanmış.

oysa denizde dağlar gibi akıp giden tek şey vardır.o da buzdağları,yani; aysberglerdir.

geminin neresi dağda,bir buzdağı trilyonca kilo ağırlıktadir.hareket etmesi için denizde rüzgar şarttır,denizin dalgalanması,akıntının oluşması için vs. aksi halde bu aysbergler yerine çakılıp kalır.hiçbişeylede canlatamasın.

onun için islam alimi, ne alimi?boşver.herkes insan.islam alemi diye her dediği hakikat olacak deil.zaten çoğu pozitif ilim bilmez.arapça ezberlemeyle olmuyor bu işler.
Aysberg olabileceği gibi başka şeyler de olabilir. Anlam sadece benim dediğimdir diye kimse iddia edemez. Zaten kendini bilen insanlar mutlaka açık kapı bırakır, işin doğrusunu Allah bilir der. Kuranın açık ifadeleriyle, diğer ayet ve hadislerle çelişmediği sürece dil kaidelerine göre verilen her anlam doğrudur. Zaten ayet ve hadislerde her zamana ve mekana bakan anlam tabakaları vardır.

Pozitif ilim vurgunuza katılıyorum, hatta daha ileri giderek Kuran tefsirini hakkıyla sadece bir kişinin yapamayacağını, psikoloji, sosyoloji dahil tüm ilim dallarından uzman kişilerce oluşturulmuş bir heyetin tefsir çalışması yapması gerektiğini savunuyorum.
 

Minik Kuş

Üye
Mesajlar
714
Tepki puanı
43
Düşünce
Sünni
Ekmek hamurun başka şeye dönüştürülmüş halidir ama hamurla aynı atomlar da içinde vardır. Bu yüzden İbrahim 48 başlı başına delil gibi gözükmüyor.

Onlar tek bir ayet göstermiyor. Gösterdikleri farklı delilleri yazdım. İstediğinize inanmakta serbestsiniz

atom dediğin: proton,notron,elektron'dan oluşuyor.

verdiğin örnek alakasız.orda ekmeğin içinde ki atomlar ısıtılınca kimyasal tepkimeye girer değişik kimyasal bağ yaparlar.olan bağları da bozulur başka bileşikler,moleküller oluştururlar.birbirlerinden elektron alıp verip farklı moleküler bağ yaptıkları için ekmek hamur olmaktan çıkıyor.


oysa parcacık hızlandırıcılarda atomun çekirdeğini oluşturan protonlar çarpıstırılıp,parçalanıyor.proton mroton kalmıyor ortalıkta.milyonlarca proton parcalanıp inceleniyor.
 

Minik Kuş

Üye
Mesajlar
714
Tepki puanı
43
Düşünce
Sünni
Aysberg olabileceği gibi başka şeyler de olabilir. Anlam sadece benim dediğimdir diye kimse iddia edemez. Zaten kendini bilen insanlar mutlaka açık kapı bırakır, işin doğrusunu Allah bilir der. Kuranın açık ifadeleriyle, diğer ayet ve hadislerle çelişmediği sürece dil kaidelerine göre verilen her anlam doğrudur. Zaten ayet ve hadislerde her zamana ve mekana bakan anlam tabakaları vardır.

Pozitif ilim vurgunuza katılıyorum, hatta daha ileri giderek Kuran tefsirini hakkıyla sadece bir kişinin yapamayacağını, psikoloji, sosyoloji dahil tüm ilim dallarından uzman kişilerce oluşturulmuş bir heyetin tefsir çalışması yapması gerektiğini savunuyorum.
öylede çok başlılık olur gibi.bilmiyorum.gerek yok böyle şeylere kuran zaten açik. anlayan anlar.anlamayan da geliştirsin kendini anlar.ha deyince olmuyor bu işler.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
7,182
Tepki puanı
488
Düşünce
Sünni
atom dediğin: proton,notron,elektron'dan oluşuyor.

verdiğin örnek alakasız.orda ekmeğin içinde ki atomlar ısıtılınca kimyasal tepkimeye girer değişik kimyasal bağ yaparlar.olan bağları da bozulur başka bileşikler,moleküller oluştururlar.birbirlerinden elektron alıp verip farklı moleküler bağ yaptıkları için ekmek hamur olmaktan çıkıyor.


oysa parcacık hızlandırıcılarda atomun çekirdeğini oluşturan protonlar çarpıstırılıp,parçalanıyor.proton mroton kalmıyor ortalıkta.milyonlarca proton parcalanıp inceleniyor.
İster kuarklarına isterse şimdi bilinmeyen daha küçük parçalara ayrılsın. Aynı şeylerden yeniden kainatın kurulması mümkündür. Ayetleri yukarıda yazmıştım.

İbrahim 48de bir dönüşümden bahsetmiş. Pek tabii aynı hammadde başka bir aleme dönüştürülebilir.

Ben delilleriyle birlikte fikri yazdım. Siz istediğinize inanmakta serbestsiniz
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
7,182
Tepki puanı
488
Düşünce
Sünni
öylede çok başlılık olur gibi.bilmiyorum.gerek yok böyle şeylere kuran zaten açik. anlayan anlar.anlamayan da geliştirsin kendini anlar.ha deyince olmuyor bu işler.
Kimse kendi anladığı anlamı başkasına dikte edemeyeceği için çok başlılık olmaz.
Kuranın ilk anlamı açıktır ama derinlerindeki anlam tabakaları herkesin seviyesine göredir. Sizin de dediğiniz gibi ha deyince olmuyor bu işler
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
3,019
Tepki puanı
1,374
Düşünce
Ateist
Balıklar benim de hassas olduğum bir konu.
Özellikle sazan balıkları suyun dışında çok yaşıyorlar. Bugün tutulduysa yarından önce pişirilmemesi gerekiyor. Önce tüketilmesi gerekiyorsa benim aklıma gelen en iyi çare buzluğa koymak. Soğuktan ölmenin acı vermediği biliniyor. Çünkü soğuktan ölmek üzere iken kurtarılanlar tatlı bir uykuya dalmak üzere olduklarını söylüyorlar. Hiç denemedim ama aklıma başka çare gelmiyor.

Bir sefer sazan tutmuştum, ertesi güne kadar ölmediklerini görünce bir daha tutamadım. Ertesi gün de yiyemedim zaten. Uzun süredir de canlı iken gördüğüm hiç bir hayvanı yiyemiyorum kesinlikle.
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
3,019
Tepki puanı
1,374
Düşünce
Ateist
Bazen düşünürüm tamam ben bu doğayı beğenmiyorum ama nasıl olsa beğenecektim? Hayalimdeki doğa nasıldır?

Hayalimdeki gezegenin bir kutbu güneşine bakar. Dolayısıyla diğer kutbu güneş görmez. Güneşe bakan kutupta dev bir kıta vardır ve bu kıta sürekli güneşte kavrulur. Güneş hiç batmaz. Büyük bir kum çölüdür. Arkada kalan kutupta da dev bir kıta vardır ama orası sürekli gece olduğu için bir buz kıtasıdır. Kara çok küçüktür. Kıta bir buz kütlesidir

Gezegenin yaşam bölgesi, ekvatorudur. Ekvator bölgesi gerdanlık gibi çok sayıda irili ufaklı adaların tüm ekvatora dağılması ile oluşur. Hepsi yemyeşil ormandır. Ekvator çizgisinin üzerinde olan adalar ilkbaharı, kuzeye doğru yazı yaşarlar. Güneye doğru sonbaharı ve kışı yaşarlar. Mevsim değiştirmek için adadan adaya gitmek yeterlidir. Fakat mevsimler sabit değildir. Çünkü gezegen yalpalayarak kendi etrafında döner. Yani ekseni uzayda bir koni çizer. Güneş böylece doğup batar ve mevsimler aynı zamanda günlerdir. Yani ekseni etrafında çok yavaş döner.

Tüm canlılar fotosentez yapabildiği için arada yaz yaşanan adalara gidip enerji toplamak ve değişiklik olsun diye başka mevsimleri yaşayan adalara gitmek gereklidir. Tüm canlılar fotosentez yapabildiği için hiç bir canlı diğerini yemez. Karbondioksit sirkülasyonu nasıl sağlanır, bütün canlılar güneş batınca oksijen solur. Ancak kuvvetli güneş ışığında karbondioksit solurlar. Güneş eksen yalpalaması sayesinde doğup battığı için hiç bir zaman zifiri karanlık olmaz.

Zifiri karanlık sadece güney kutup buz kıtasında olabilirdi ama buradaki buzları da ay ışığı parlatır. Ay ekvator çevresinde döndüğü için kutuplarda batmaz. Güney kutbu gezegenin tatlı su deposudur. Sıcak kuzey okyanusundan buharlaşan suyun bir kısmı ekvatordan geçerken yağmur şeklinde iner, kalanı soğuk kutba kar olarak yağar. Ekvator adalarının arasından geçen sürekli okyanus akıntıları sıcak suları güneye, soğuk suları kuzeye taşır. Böylece tüm suyun soğuk kutba yığılıp donması önlenir.

Herhangi bir canlıyı öldürmenin cezası ölümdür. Çünkü bunu yapmanın bir gerekçesi yoktur. Kurumadan bir ağacı kesmenin cezası ölümdür. İnsanlar teknoloji gelişince sıcak kutba güneş panelleri yereştirirler ve sürekli kesintisiz enerji üretirler. Soğuk kutuptan da buz kütleleri getirirler.

Ağaçlardan meyve koparmak yasaktır. Meyveler olgunlaşınca düşer ve yenir. Meyveler her türlü vitamin, mineral, aminoasit, yağ, şeker, nişasta, hatta alkolü çeşidine göre içerirler. Başka gıdaya gerek yoktur. Et yemek yamyamlıktır ve cezası ölümdür.

Hayvanlar zekidir, konuşabilirler. Bazı türlerin dili oldukça gelişkindir ve insanlarla anlaşabilirler. Dilleri öğrenilebilir, onlar da insan dilini öğrenebilirler.

Hayal ettiğim gezegen bu.
 

Eskiköyeyeniadet

☆☆
Üye
Mesajlar
151
Tepki puanı
51
Düşünce
Sünni
Bazen düşünürüm tamam ben bu doğayı beğenmiyorum ama nasıl olsa beğenecektim? Hayalimdeki doğa nasıldır?

Hayalimdeki gezegenin bir kutbu güneşine bakar. Dolayısıyla diğer kutbu güneş görmez. Güneşe bakan kutupta dev bir kıta vardır ve bu kıta sürekli güneşte kavrulur. Güneş hiç batmaz. Büyük bir kum çölüdür. Arkada kalan kutupta da dev bir kıta vardır ama orası sürekli gece olduğu için bir buz kıtasıdır. Kara çok küçüktür. Kıta bir buz kütlesidir

Gezegenin yaşam bölgesi, ekvatorudur. Ekvator bölgesi gerdanlık gibi çok sayıda irili ufaklı adaların tüm ekvatora dağılması ile oluşur. Hepsi yemyeşil ormandır. Ekvator çizgisinin üzerinde olan adalar ilkbaharı, kuzeye doğru yazı yaşarlar. Güneye doğru sonbaharı ve kışı yaşarlar. Mevsim değiştirmek için adadan adaya gitmek yeterlidir. Fakat mevsimler sabit değildir. Çünkü gezegen yalpalayarak kendi etrafında döner. Yani ekseni uzayda bir koni çizer. Güneş böylece doğup batar ve mevsimler aynı zamanda günlerdir. Yani ekseni etrafında çok yavaş döner.

Tüm canlılar fotosentez yapabildiği için arada yaz yaşanan adalara gidip enerji toplamak ve değişiklik olsun diye başka mevsimleri yaşayan adalara gitmek gereklidir. Tüm canlılar fotosentez yapabildiği için hiç bir canlı diğerini yemez. Karbondioksit sirkülasyonu nasıl sağlanır, bütün canlılar güneş batınca oksijen solur. Ancak kuvvetli güneş ışığında karbondioksit solurlar. Güneş eksen yalpalaması sayesinde doğup battığı için hiç bir zaman zifiri karanlık olmaz.

Zifiri karanlık sadece güney kutup buz kıtasında olabilirdi ama buradaki buzları da ay ışığı parlatır. Ay ekvator çevresinde döndüğü için kutuplarda batmaz. Güney kutbu gezegenin tatlı su deposudur. Sıcak kuzey okyanusundan buharlaşan suyun bir kısmı ekvatordan geçerken yağmur şeklinde iner, kalanı soğuk kutba kar olarak yağar. Ekvator adalarının arasından geçen sürekli okyanus akıntıları sıcak suları güneye, soğuk suları kuzeye taşır. Böylece tüm suyun soğuk kutba yığılıp donması önlenir.

Herhangi bir canlıyı öldürmenin cezası ölümdür. Çünkü bunu yapmanın bir gerekçesi yoktur. Kurumadan bir ağacı kesmenin cezası ölümdür. İnsanlar teknoloji gelişince sıcak kutba güneş panelleri yereştirirler ve sürekli kesintisiz enerji üretirler. Soğuk kutuptan da buz kütleleri getirirler.

Ağaçlardan meyve koparmak yasaktır. Meyveler olgunlaşınca düşer ve yenir. Meyveler her türlü vitamin, mineral, aminoasit, yağ, şeker, nişasta, hatta alkolü çeşidine göre içerirler. Başka gıdaya gerek yoktur. Et yemek yamyamlıktır ve cezası ölümdür.

Hayvanlar zekidir, konuşabilirler. Bazı türlerin dili oldukça gelişkindir ve insanlarla anlaşabilirler. Dilleri öğrenilebilir, onlar da insan dilini öğrenebilirler.

Hayal ettiğim gezegen bu.
Zor yaşaması zor bir gezegenmiş.
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
3,019
Tepki puanı
1,374
Düşünce
Ateist
Ölmek çok kolaymış da.
Yooo tersine yaşamak çok kolay. Fotosentez yapıyorsun.

Ölmek çok zor tersine. Ölmeyi hak etmen için bir canlıya zarar vermen gerek, onu da vermek için hiç bir gerekçen yok. Dolayısıyla ölmek için bayağı bir kaşınman, hak etmen gerekiyor. Durduk yerde niye yamyamlığa kalkışacaksın da? Bunun için hiç bir gerekçe yok. İnci gerdanlık gibi zümrüt kolye gibi ekvatoral adalar zinciri, meyve gani... Ye iç yaşa. Canlılara niye garezin olacak da şunu öldürüp tadına bakayım diyeceksin ki?
 

rhynkar

☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
403
Tepki puanı
203
Düşünce
Ateist
Herhangi bir canlıyı öldürmenin cezası ölümdür. Çünkü bunu yapmanın bir gerekçesi yoktur. Kurumadan bir ağacı kesmenin cezası ölümdür. İnsanlar teknoloji gelişince sıcak kutba güneş panelleri yereştirirler ve sürekli kesintisiz enerji üretirler. Soğuk kutuptan da buz kütleleri getirirler.

Ağaçlardan meyve koparmak yasaktır. Meyveler olgunlaşınca düşer ve yenir. Meyveler her türlü vitamin, mineral, aminoasit, yağ, şeker, nişasta, hatta alkolü çeşidine göre içerirler. Başka gıdaya gerek yoktur. Et yemek yamyamlıktır ve cezası ölümdür.

Hayvanlar zekidir, konuşabilirler. Bazı türlerin dili oldukça gelişkindir ve insanlarla anlaşabilirler. Dilleri öğrenilebilir, onlar da insan dilini öğrenebilirler.

Hayal ettiğim gezegen bu.
Güzel kurgu fakat bir yerden sonra direkt net bir şekilde cezası ölümdür deyince bir ürktüm. :D Ağaçtan meyve koparmak yasaktır demişsiniz cezası nedir? Bir de dediğiniz gibi keşke et yeme gibi bir ihtiyacımız hiç olmasaydı. Hem bu ihtiyacın yanlış olduğunu düşünüyorum hem de et yiyorum maalesef. Vejeteryan olmak doğru diyorum ama olan insanlar nasıl yaşayabiliyorlar anlam veremiyorum üstüne bir de et yemeden de duramıyorum. :D Garip bir durum.
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
3,019
Tepki puanı
1,374
Düşünce
Ateist
et yeme gibi bir ihtiyacımız hiç olmasaydı
Bu iyi fikir değil. Bitkisel proteinler hayvansalın yerini maalesef tutamıyor.

Bu ütopik gezegen kurgusunu kaç gündür kafamda çeviriyor ve bir öyküye çevirmeye çalışıyorum. Fakat ne yandan baksam sonuç: Böyle bir gezegen doğal evrimle olamaz. Bunun tasarlanması lazım.

Yani bu öykünün ana fikrinin, dünya tasarlanarak yaratılmış olsa böyle olurdu formatında olacağı sonucuna vardım. Zaten bu kurguyu ilk geliştirme amacım bu fikirdi de, başka yere de zaten çıkmıyor.

Bu gezegeni tanrı mı yaratmış olacak, ileri bir uygarlık mı. Mesele burda. Epey düşündürdü beni bu kurgu.

Hadi ölüm cezasını hafifleteyim bari! Ürkütücü olmasın! :ggsy: Gerçi bununla idamı filan kastetmedim. Başına kötü şeyler gelerek ölmesini kastettim. Evrim yok ya, tanrı veya ona benzer bir şey var olacak bu gezegende tabii!

Ama kurgunun amacı, tanrı veya ona benzer bir şey olursa ancak böyle bir şey olur, dünya böyle olmadığına göre tanrı yok, evrim var sonucuna gelmek. Belki yayınlarım, bana iyi bir ana fikir gibi geldi.
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
3,019
Tepki puanı
1,374
Düşünce
Ateist
Ağaçtan meyve koparmak yasaktır demişsiniz cezası nedir?
(:D Adem'e konan elma yasağı gibi olmayacak elbet! Bu ceza işlerinin iyi kurgulanması lazım haklısın. Höt bötle olmaz!

Böyle esrarengiz bir güç aniden suçluyu yavaş bir şekilde cezalandırmaya başlayacak filan. İyi bir kurgu lazım. Dediğim gibi ana fikir doğal evrimle böyle bir şeyin olamayacağı.

Şimdi aklıma bir fikir geldi: Acı çeken canlının çektiği acı anında suçlunun beynine yansıtılıp o acıyı yaşaması sağlanacak. Meyve koparmak ağacı öldürmez. Ama bir hayvanı öldürdüyse aynı acıyı yaşayarak ölecek ve geri canlandırılıp bir daha yapmaması sağlanacak. Bir daha yaparsa hayata döndürülmeyecek. Üçüncü şans yok! Yine de biraz acımasızım galiba insanlara karşı! Üçüncü şansı veresim gelmedi! :ggsy:
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

rhynkar

☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
403
Tepki puanı
203
Düşünce
Ateist
Bu gezegeni tanrı mı yaratmış olacak, ileri bir uygarlık mı. Mesele burda. Epey düşündürdü beni bu kurgu.
Tanrı mı? Hiç yakıştıramadım bu gezegene! :D Bence ileri bir uygarlık yaratmış olsun. Hatta o uygarlığın ismini söyleyip nasıl bir uygarlık olduğuna dair pek bir şey söylemeden es geçilsin. Kurgunun sonlarına doğru o uygarlığın insanlık olduğu vurgusu şok etkisi yaratacaktır. O çok gelişmiş ileri uygarlık neden insanlar olmasın? Bunu o gezegende yaşayan insanlar bilmemeli. Bir karakter yaratıp tarihçi veya arkeolog olabilir bu kişinin araştırmaları neticesinde yaratıcılarını bulma şansı verelim.
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
3,019
Tepki puanı
1,374
Düşünce
Ateist
Tanrı mı? Hiç yakıştıramadım bu gezegene! :D
(:D Bu kurguyu sevdim, bunu geliştirmem lazım! Roman mı yazsam ne?

Gelişmiş bir uygarlığın bu gezegeni yaratması enfes olur ama benim bu kurgudan amacım evrim ile tanrı inancının çelişkisini, bağdaşamayacağını vurgulamak. Finali bu vurgu ile bağlamak.

Bu senaryo kafamı epey yoracak gibi. İyi düşünmem lazım. Tanrı değilse bile çok gelişmiş süper bir uygarlık yaratmış da olabilir, aynı kapıya çıkar. Yani irade olması lazım kısaca, ondan aynı kapıya çıkıyor. İyi düşünmem lazım, iyi... Pek büyük düşünmemiştim, öykü olarak düşünmüştüm ama düşündükçe genişliyor.

Evrimle tanrıyı bağdaştırmaya çalışan aklıevvellerin varlığı düşünülürse böyle bir vurgu gerekli. Önümüzdeki geleceğin dinin her alandan kovulduğu bir gelecek olacağına inanıyorum.
 

rhynkar

☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
403
Tepki puanı
203
Düşünce
Ateist
Geliştirdikçe bize de anlatırsan sevinirim. :)
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
3,019
Tepki puanı
1,374
Düşünce
Ateist
Geliştirdikçe bize de anlatırsan sevinirim. :)
Gezegen ahalisi, bizi ne yarattı acaba diye büyük araştırmalara girişebilirler. Doğa kendi halinde olsaydı bütün canlılar birbirini yerdi (aynı dünyamızda olduğu gibi, tabii burada laf tanrıya fena halde giriyor) bunu engelleyen güç nedir acaba diye bütün yakın yıldızları gözlemlerler. Bunu keşfetmeye çok yakın olduklarını düşünenler vardır, fakat diğer bir kesim öyle düşünmemektedir. Onlara göre ise kendilerini yaratan güç, yok olmadan önce kendilerini yaratmıştır. Sistemi de otomatiğe bağlamışlardır. Hatta belki de bir simülasyon içinde yaşamaktadırlar!

Yani bu kurguda her fırsatta tanrı inancına çok kötü laf sokmayı planlıyorum! Muslimler için iğneli fıçı gibi olmalı! Bunu sanırsam yapabilirim. Demokritos'un yolunda gidiyorsam bunu yapabilirim. Bu kurguyu zamanım oldukça geliştireceğim. Uzun sürecek gibi. İyi bir şey olması lazım.

Bu güne kadar yazılmış tüm bilimkurguları okudum sayılır. Tanrıdan hiç bahsetmemeyi yeğliyorlar. Ben farklı olarak tanrıyı şişleye şişleye Voodoo bebeğine çevirmek istiyorum.

41pG0Mr8bLL._SX300_QL70_[1].jpg
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

kavak

☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
747
Tepki puanı
402
Düşünce
Ateist
Kambersiz düğün olmayacağına göre, dindarsız kurgu da pek yavan olur bence.
Bu kurgunun dindarları, inandıkları tanrıya kök söktürmeliler ki peşinden gittiklerine değsin.
Ne bileyim, örneğin bunların tanrısı ayda bir rapor versin.
Fazla mı abarttım ne?
Zannetmiyorum...

Bu dünyada hergün sayısız çocuk yetişkinler tarafından cinsel tacize uğruyor, tecavüz ediliyor, öldürülüyor.
Tüm tanrı adayları, bu olan biteni kayıtsızca dikizlemekle meşgul.
Hal böyle iken, ben bugüne kadar taptığı tanrısının eylemsizliğini kınamaya cesaret edebilen bir dindarı görmedim.
Utanmadan, sıkılmadan ve yüzleri kızarmadan şunları sayıklayanları çok gördüm:
"Büyük mahkeme tahtalı köyde", "Sınav o, sınav"
Yahu azıcık kınasanız, eliniz mi kırılır?
Azıcık kınamaya yeltenseniz, şu taptığınız tanrı kellenize şimşek mi gönderir?
 
Yazarı tarafından düzenlendi:
Üst