Kral "peygamber" Davud Hitti Uriya'nın karısıyla:

ebuafek

Üye
Mesajlar
93
Tepki puanı
12
Düşünce
Ateist
Konu Sahibi
"İsrailiyyat" tefsirlerde neden var?

Bu ayet nedeniyle F. Râzî şöyle diyor:
"Burada, Davud Peygamberin kıssasına (öyküsüne) işaret (değinme) var. Uriya'nın karısıyla başına gelene ilişkin." (Bkz. F.Râzî, 25/213.)
Başka tefsirlerde biraz daha çok bilgi aktarılır:
"Başka peygamberlerin de (Muhammed'inki gibi) çok karısı ve cariyeleri vardı. Davud'un 100 karısı, 300 cariyesi, Süleyman'ın 300 karısı, 700 cariyesi bulunuyordu." (Kimi tefsirde görmek için bkz. Tefsiru’n-Nesefî, 3/305, Kurtubî, 14/195.)
Asıl öyküyse Tevrat'ta. Ve şöyle: "Ve akşamleyin vaki oldu ki Davud yatağından kalktı ve 'kral evi'nin damı üzerinde ve yıkanmakta olan bir kadını damdan gördü. Kadının bakılışı çok güzeldi. Davud (adam) gönderip kadın hakkında soruşturdu. Biri dedi ki: 'Bu kadın, Hitti Uriya'nın karısı, Eliam’ın kızı Bat-Şeba (Bint Seba) değil mi?' Ve Davud ulaklar gönderip onu getirtti. Kadın onun yanına geldi. Aybaşılı durumundan temizlendiğinden, Davud onunla yattı. Ve kadın gebe kaldı." (Tevrat, II. Samuel, 11:2-5.)
Hitti Uriya, düşmanla savaşan komutanlardan biridir. Cephe komutanı da Yoab adında biri. Davud mektup yazıp, Yoab'dan, Uriya'yı kendisine göndermesini ister. Yoab, Uriya'yı Davud'a gönderir. Davud, Uriya'yı yakından görüp tanımıştır. Ertesi gün de geri göndermeye karar vermiştir. Yoab'a mektup yazar ve Uriya’nın eliyle gönderir. Mektupta da "Uriya'yı savaşta ön saflara koymasını" bildirmiştir. Yoab, Davud'un isteğini yerine getirir. Ve Hitti Uriya savaşırken öldürülür. Karısı Davud'a kalmıştır temelli. Uriya'nın öldüğü, Davud'a bildirilir. (Bkz. II. Samuel, 11:6-25.)
"Ve Uriya'nın karısı, kocası Uriya'nın öldüğünü işitti. Ve kocası için dövündü. Ve yası geçince Davud adam gönderip onu evine aldı. Ve kadın onun karısı oldu. Ve ona bir oğul doğurdu. Fakat Davud'un yaptığı şey, Rabb'in yanında kötü oldu." (II. Samuel, 11:26-27.)
Demek ki, Kur’an'ın "Tanrı"sı, Ahzab Suresinin 38. ayetinde, "Bu, Allah'ın öteden beri gelmiş geçmişlere (peygamberlere) uyguladığı yasasıdır." derken, bu olayı anımsatıyordu. Yani "Zeyd"in karısı Zeyneb'i aldı diye Muhammed kınanmamalıdır. Daha önceki peygamberler de benzerini yapmıştır. Örneğin Davud..." demiş oluyordu. Yalnız şu var: Bu "Tanrı", Tevrat'tayken olayı "kötü" bulurken, Kur'an'da Muhammed’in olayını kötü bulmuyor. Bununla birlikte, Sâd Suresinde Davud olayına biraz daha ayrıntılı olarak değinirken -melekleri aracılığıyla da olsa- Davud'un tutumunu pek iyi bulmuyor gibi. Dahası, Davud'u "99 dişi koyunu (kansı)" varken, bir başkasının "yalnızca bir tane olan dişi koyunu"nu alıp kendisininkilere katmak istediği (bunu gerçekleştirdiği) için "haksız" bulduğunu belli ediyor. Bu ayetlerin anlamını, Diyanet çevirisinde görelim:
"Ey Muhammed! Onların söylediklerine sabret; güçlü kulumuz Davud'u an. O, daima Allah'a yönelirdi. Doğrusu Biz, akşam sabah onunla beraber teşbih eden dağları, kuşları da toplu halde onun buyruğu altına vermiştik. Her biri ona yönelmekteydi. Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiştik. Ona hikmet ve kesin hüküm verme selâhiyeti vermiştik. Ey Muhammedi Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mabedin duvarına tırmanıp Davud'un yanına girmişlerdi de o, onlardan ürkmüştü. Şöyle demişlerdi: 'Korkma! Birbirinin hakkına tecavüz etmiş iki davacı. Aramızda adaletle hükmet, ondan ayrılma. Bizi doğru yola çıkar. Bu kardeşimin doksan dokuz dişi koyunu, benim de bir tek dişi koyunum vardır. 'Onu da bana ver!’ dedi. Ve tartışmada beni yendi.' Davud: 'And olsun ki, senin dişi koyununu, kendi dişi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakçıların çoğu, birbirinin haklarına tecavüz ederler. İnanıp yararlı iş işleyenler bunun dışındadır ki, sayıları ne kadar azdır.' demişti. Davud, kendisini denediğimizi sanmıştı ('sanmıştı' yerine 'bilmişti, anlamıştı' diye dilimize çevirmek gerekir-T.D.) da, Rabb'inden mağfiret (bağışlanma) dileyerek eğilip secdeye kapanmış, tevbe etmiş, Allah'a yönelmişti. Böylece onu bağışlamıştık. Katımızda onun yüksek bir makamı ve güzel bir geleceği vardır." (Sâd, ayet: 17-25.)
Sorular:
- Ayetlerde sözü edilen "iki davacı" kimlerdi?
- "99 dişi koyun" ve "bir dişi koyun"la anlatılmak istenen nedir?
- Davud'un "suç"u neydi ki, "tevbe" etmişti de, Tanrı da onu bağışlamıştı?
"Tefsir"ler olmasa ve bunların aktarmaları yer almasa, bu ayetlerden hiçbir şey anlaşılmayacak.
"Tefsir"ler, genellikle bu ayetlerle, Davud'un Hitti Uriya'nın karısını nasıl aldığına ilişkin Tevrat’taki, yukarıda anlatılan öyküsüne değinildiğini yazar.
”Tefsir"lerde anlatıldığına göre: "iki davacı", Tanrı’nın, "Davud'a, yaptığı şeyin kötü olduğunu bir sınav biçiminde göstersinler diye özel olarak görevlendirip gönderdiği iki melek"tir. "99 dişi koyun"la "99 karı", "bir dişi koyun"la da "bir kan" amaçlanıyor. Taberi, eski Arap şairlerinin bir şiirini de kanıt göstererek, Araplarda "koyun" dendiğinde, bununla "kadın"ı da anlattıklarını bu ayetler nedeniyle yazar. (Bkz. Taberi, Camiül-Beyân, 23/92.) Taberi, birçok tefsir gibi, bu ayetler nedeniyle, Davud'un yukarıda yer alan Tevrat'taki öyküsüne, uzun uzun yer verir. (Bkz. Taberi, Camiu'l-Beyân, 123/92-97.)
Kısacası: Tefsirlerde anlatıldığına göre: Davud, Uriya'nın karısını çıplak görünce aşık olur. O sırada kendisinin 99 karısı, Uriya'nın yalnızca bir karısı vardır. Öyleyken bu kadını da alıp kendi karıları arasına katmak ister. Sonunda da bu gerçekleşir. Süleyman da bu kadından olur. (Bkz. Tefsirler, örneğin Taberi, aynı yer.)
Davud'un bu öyküsü, İslam'a leke getiriyor düşüncesiyle kimilerince doğru bulunmaz ve yadsınır. Ayetlerin, bu öyküyle olan bağlantısı ilk dönemlerde de bilindiği için, "el mesailü’l-müstetire"den, yani "kapalı kalması gereken konular"dan olması nedeniyle Ali'nin şöyle dediği aktarılır: "Kim bu öyküyü anlatırsa, ona 160 sopa vururum." (Bkz. Muhammed Ali Sâbûnî, Safvetu't-Tefâsir, 3/54, F.Râzî'nin öyküyü peygamberliğe yakıştıramayıp yadsımasını görmek için de bkz. E't-Tefsiru'l-Kebir, 26/192-193.)'
Karşı çıkılsın, çıkılmasın, Tevrat'taki öykü ve tefsirlerin aktarmalan bilinmedikçe, bu ayetlerle ne demek istendiğinin anlaşılamayacağı ortada.
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

ebuafek

Üye
Mesajlar
93
Tepki puanı
12
Düşünce
Ateist
Konu Sahibi
Devamını yarın paylaşmayı düşünüyorum. Hepinize esenlikler.
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
5,064
Tepki puanı
2,347
Düşünce
Ateist
mağfiret (bağışlanma) dileyerek eğilip secdeye kapanmış, tevbe etmiş, Allah'a yönelmişti. Böylece onu bağışlamıştık. Katımızda onun yüksek bir makamı ve güzel bir geleceği vardır." (Sâd, ayet: 17-25.)
Tevrat bir yana, onu İsrailliler düşünsün de...

Bizi ilgilendiren ve bizim başımıza tebelleş olmuş bu Kuran'ın ipliği pazara burada bir kez daha çıkıyor. Ne affetmesi yahu? Öldürttüğü Uriya affetmiş mi acaba Davut'u? Allah kim oluyor da affediyor yahu? Uriya'ya sormuş mu sen bu Davut'u affediyor musun diye bu allah?

Rüşvet karşılığı katili affedin diyen allahtan da anca bu beklenir zaten! Bu işlediği cinayet yüzünden onun saltanatını bozduk diyeceği yerde affettik diyor yahu! Rezalet yani, kepazelik!
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
11,303
Tepki puanı
817
Düşünce
Sünni
Bu "Tanrı", Tevrat'tayken olayı "kötü" bulurken, Kur'an'da Muhammed’in olayını kötü bulmuyor.
Bu da iddia ettiğiniz gibi ilgili ayetin tahrif edilmiş Tevratın Hz Davuda attığı iftira ile alakasız olduğunu gösteriyor.
Ayetlerde sözü edilen "iki davacı" kimlerdi?
"Sûr" yüksek duvar; "Mihrab" da köşk, balkon, mânâlarına gelir. Davud'un huzuruna girdikleri zaman ki, birden bire onlardan telaş etti. Çünkü bunca muhafızlara rağmen sûr aşılmış, içeri girilmişti. Fakat girdiler de ne yaptılar? Dediler ki: Korkma, iki hasım, yani biz, birbiriyle davalı, iki alay davacıyız. Bazımız bazımıza tecavüz etti. Onun için sen aramızda hak ile hüküm ver. Ve aşırı gitme. Haktan uzaklaşıp, haksızlık etme de bizi düz yolun ortasına çıkar; adalet yap. Görülüyor ki, davadan önce bulunan bu sözlü arz-ı hâlin kelimeleri çok şüphe vericidir. Hele bu hitabında iğneleyip sataşmadan daha ileri giden bir ihtar vardır. Bunlar, sıradan davacılara benzemiyorlar. Demek ki gelenler melek.
"99 dişi koyun" ve "bir dişi koyun"la anlatılmak istenen nedir?
Olay yine Kur’an’da zikredilen, ekin tarlasına girip zarar veren sürü kıssasıyla da ilgili olabilir. (bk. Enbiyâ, 21/78) Zira iki kıssada da haksızlık, koyunlar ve Hz. Dâvûd (as)’ın hükmünde tam isâbet etmemesi söz konusudur. Sonuç olarak kıssa kesinlikle Hz. Dâvûd (as)’ın günah işlediğini göstermemektedir. (Râzî, Mefâtihu’l-Gayb ilgili ayetlerin tefsiri)
Davud'un "suç"u neydi ki, "tevbe" etmişti de, Tanrı da onu bağışlamıştı?
Enbiya Suresinde bahsedilen olayla ilgili tevbe etmiş olabileceği gibi, Elmalılı Hamdi Yazır, Hz. Davud aleyhisselamın tövbe etmesinin nedenini şöyle açıklıyor: İki kişi mabede girdikleri zaman veya bu bağiy (tecavüz) sözünü söylerken sanmıştı ki, biz kendisini sırf bir fitneye düşürdük. Allah'ın sevki ile mülkünde bir ihtilal oluyor, kendine saldırı ile bir baskın yaptılar zannetti. Yahut sezmişti ki, kendisine sadece bir imtihan yaptık. Böyle olmadığını anlayınca hemen Rabbinden bağışlanma diledi. Mağfiretini niyaz etti. Ve rüku ederek secdeye kapandı, ve tövbe ile Allah'a sığındı.

Demek mülkünün sağlamlığı ve kuvveti, surdan aşılıp, mihraba girilivermesine engel olmadığı gibi, öyle bir fitne manzarası görülünce de "evvab" olan Davud, derhal tevbe ve istiğfar ile Allah'a yönelmede gecikmemiş ve hemen Allah'ın mağfiretine ermiştir.

"el mesailü’l-müstetire"den, yani "kapalı kalması gereken konular"dan olması nedeniyle Ali'nin şöyle dediği aktarılır: "Kim bu öyküyü anlatırsa, ona 160 sopa vururum." (Bkz. Muhammed Ali Sâbûnî, Safvetu't-Tefâsir, 3/54, F.Râzî'nin öyküyü peygamberliğe yakıştıramayıp yadsımasını görmek için de bkz. E't-Tefsiru'l-Kebir, 26/192-193.)'
"el mesailü’l-müstetire" "kapalı kalması GEREKEN konular" değil "kapalı konular" demektir. Ayet detaylı bilgi vermediği için kimse "bu ayetin anlamı sadece şudur" diyemez, bu yüzden kapalıdır. İslamdaki peygamberlik anlayışıyla tahrif edilmiş Tevratta anlatılan olay bağdaşmadığı için İslama göre ayetin bu olayla alakası olmadığına Hz Alinin tavrı da delildir.

Görüldüğü gibi Hz Davuda iftira edilen olayla bağlantı kurmadan da ayeti anlamak mümkündür.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
11,303
Tepki puanı
817
Düşünce
Sünni
Bizi ilgilendiren ve bizim başımıza tebelleş olmuş bu Kuran'ın ipliği pazara burada bir kez daha çıkıyor. Ne affetmesi yahu? Öldürttüğü Uriya affetmiş mi acaba Davut'u? Allah kim oluyor da affediyor yahu? Uriya'ya sormuş mu sen bu Davut'u affediyor musun diye bu allah?
Ayetin Hz Davuda atılan iftira ile alakası olmadığı için yazdıklarınız çöp oluyor :)
 

Tumudurere

Üye
Mesajlar
54
Tepki puanı
29
Düşünce
Ateist

1. samuel 27. ayet : kral saul'un öbür kızı mikal, davut'a gönül vermişti. davut ile adamları gidip 200 filistli öldürdüler. Kral'ın damadı olabilmek için Davut, öldürülen Filistliler'in sünnet derilerini getirip krala sundu. kral saul da buna karşılık kızı mikal'ı eş olarak davut'a verdi.

erkekler yılda 1 kez âşık olurlar genellikle ama çoğu söner bunların. fakat davut, hiçbir âşkının sönmesine müsade etmeyecek kadar yetenekli imiş, hissettiği her âşka mücadele vererek ulaşmış. davut yakışıklı ve güçlü bi asker imiş tabii bunun sağladığı imkan ile katır-kutur filistinli asker kesmiş âşkı mikal 'e kavuşabilmek uğruna. davut peygamber âşık olduğu mikal adlı kadını almak için 200 filistinli öldürüp 200 gulfe (ﻏﻠﻔﻪ) sünnet derisi karşılığında kral saul 'a damat olmuş. yani davut, öldürdüğü 200 filistinli askerlerin sünnet derilerini başlık parası olarak ödemiş mikal 'in babası kral saul 'a, böylece kavuşmuşlar. her âşk hikayesinde diyet ve başlık parası olur genellikle.
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

6lack de Furor

☆☆
Senato Üyesi
Mesajlar
1,435
Tepki puanı
742
Düşünce
Ateist

1. samuel 27. ayet : kral saul'un öbür kızı mikal, davut'a gönül vermişti. davut ile adamları gidip 200 filistli öldürdüler. Kral'ın damadı olabilmek için Davut, öldürülen Filistliler'in sünnet derilerini getirip krala sundu. kral saul da buna karşılık kızı mikal'ı eş olarak davut'a verdi.

erkekler yılda 1 kez âşık olurlar genellikle ama çoğu söner bunların. fakat davut, hiçbir âşkının sönmesine müsade etmeyecek kadar yetenekli imiş, hissettiği her âşka mücadele vererek ulaşmış. davut yakışıklı ve güçlü bi asker imiş tabii bunun sağladığı imkan ile katır-kutur filistinli asker kesmiş âşkı mikal 'e kavuşabilmek uğruna. davut peygamber âşık olduğu mikal adlı kadını almak için 200 filistinli öldürüp 200 gulfe (ﻏﻠﻔﻪ) sünnet derisi karşılığında kral saul 'a damat olmuş. yani davut, öldürdüğü 200 filistinli askerlerin sünnet derilerini başlık parası olarak ödemiş mikal 'in babası kral saul 'a, böylece kavuşmuşlar. her âşk hikayesinde diyet ve başlık parası olur genellikle.
Olan Filistinli askerlere olmuş. :ggsy:
 

Tumudurere

Üye
Mesajlar
54
Tepki puanı
29
Düşünce
Ateist
hayır 6lack de Furor, öncekilerin masalları - esatirul evvelin anlatılarında aşk acısı, aşk şehveti nden daha kalıcı olduğu betimlenmiş aslında, davut'un ne uğruna yüzlerce kadını şey-ettiği değil asıl konu. öyle olsaydı davut'un öldürdüğü golyat 'ın 3 metrelik boyu dert olurdu dincilere, 3 metrel boyundaki golyat - calut 'u sapan ile davut 'un öldürmesi mümkün değil, hikaye olmalı diye düşünürlerdi. aşk acısı ciyak-ciyak ağlatır en metanetli erkeği bile, asıl konu buydu bence.
 

fameraft

☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,005
Tepki puanı
296
Düşünce
Muvahhid
Bu direk Tevrat'tan alınan bir ayet. İlk dönem müslümanları Kuran'ı da Tevrat gibi "kesin" hükümler içeren bir kitap olarak yorumlamaya çalıştıklarından sürekli Tevrat'a başvurmuştur. Razi de bunlardan biri.

Tevrat da bu kötü bir şey olarak anlatılır. Öyle elçilerin kusursuz vs. olmadığını anlatmak için. Hristiyanlarda ve müslümanlarda inanç değişmiş, peygamberlere günahsızlık sıfatı verilmiş. Bu da çok sıkıntılı inançlara yol açmış. Arada Tevrat okumak da yarar var.
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
5,064
Tepki puanı
2,347
Düşünce
Ateist
Arada Tevrat okumak da yarar var.
Ama işte Tevrat'ta da sıkıntılar var. Lut'un kızlarının babalarıyla yattıkları anlatımı Kuran'da sansürlenmiştir. Buna benzer anlatımlar var. Talmud'a geçersen daha beter.

Ben o kadar çok farklı görüş sahipleri ile tartıştım ki, bir de masonlar var. Bunlarla da konuştum. Bunlar diyor ki Tevrat İncil Kuran. Bunlar üçü de haktır. Tabii böyle icazetli, locadan belgeli masonlar değil, onlar nerde bulunur konuşulur bilmiyorum. Benim konuştuklarım mason fikirlerinin halka yayılmış kısmındaki kişiler. Bunlar içki serbest, zina haram filan değil gibi şeyler söylerler. Namazı orucu kabul etmezler yok öyle bir şey derler. Kafaları bayağı iyidir. (:D Ben bunlara çok söyledim arkadaşım bak Kuran'da içki şeytan pisliğidir yazar, saçmalama, Kuran'ı kabul edip içki helal diyemezsin dedim. Git Hristiyan ol, doya doya şarap iç. Böyle üçü de doğru demekle olmaz dedim. Ayrıca zina suç değil diye de bir şey yok, kocan senin başkasıyla ilişkini kanıtlarsa çat diye bir celsede boşar seni zırnık kuruş da alamazsın dedim. Ayrıca Kuran'da zinaya yaklaşmayın yazar. Bunu da mı başörtünün altına gizliyorsun dedim. Ben lafı söyledim mi çok fena söylerim. Bu da başını örtüp bacağına streç tayt giyenlerdendi. Karşıma geçmiş Tevrat İncil Kuran üçü de hak diyor. Lafı kaçınılmaz olarak yiyecek. Ben buna lafı giydirmezsem gece uyuyamam! Kadın diye amana nazik davranayım filan dinlemem. Doğruyu söyleyince kötü oluyorsun ayrı. Başlıyor ben içki zina haram değil dediysem senle içelim yatalım mı demek istedim! E istemedin evet ama saçmaladın! Saçmalamasan saçmaladın niye diyeyim?

Senin yapacağın, gidip Hristiyan olmak. Saçma sapan işler çıkarmayın dedim. Bunlar akılları sıra üç dini birleştirecekler. İyi de çamaşır suyuyla tuzruhunu karıştıramazsın ki? Karıştırırım dersen mortu çekersin, şakası yoktur! Karışmayacak şeyleri ayrı tutacaksın. Bir iş yapacaksan da mertçe, dürüstçe yapacaksın. Öyle inançtan kılıflar bularak değil! Ben bu insanların mertlikten dürüstlükten anlamayışlarından artık bıktım, gına getirdim. Lan bir mert, dürüst olun da canımı yeyin yahu!
 
Üst