Kürtler Nasıl Müslüman Oldu?

Orhan Yolcu

☆☆☆☆
Yönetim Kur. Üyesi
ÖDG Üyesi
Mesajlar
490
Beğeniler
347
Düşünce
Agnostik
#1
Hürmüzgân ruman, atiran kujan
Hoşan sureve gevre gevregan
Zorkeri arep kırdine Xabur
Gehane pale pese sari Zor
Jin u kenikan ve dil beşinan
Merdi azad tilen erui hevinan
Kevişte Zerdeşt maye bey dest
Bizika na kit Hürmüz ve hiç kes.

Hürmüz gahlar virane oldu, ateşler söndü
Büyük büyükler saklandılar
Sitemkâr Araplar her tarafı harap ettiler
Hatta şehri zora yetiştiler
Kadınları kızları esir götürdüler
Azad erkekleri kana boyadılar
Zerdeştin ayini sahipsiz kaldı
Hürmüz kimseye yardım etmedi.

Kimilerine göre Kürtler İslam’a Halife Ömer’in zamanında kılıç zoruyla girmişler. Kimilerine göre kandırılmışlar hatta Zana’ya göre yanlışlıkla müslüman olmuşlar.
Kimi İslamcılara göre ise İslam’ı duyan Kürtler akın akın müslüman olmuş.

Yukarıdaki şiir Kuzey Irak’ta bulunmuş ve günümüz Kürtçesine çevrilmiş. Şiirin Arapların saldırıları ve katliamlarına bir ağıt olarak yazıldığı ifade ediliyor. Şiirde Zerdüşt inancında olan insanların Arapların saldırısına uğradığı, erkeklerin katledildiği, kadınların kızların ise esir yapılıp götürüldüğü belirtiliyor. Bu şiirin Kürtlerin kılıç zoruyla müslümanlaştırıldığının kanıtı olduğunu söyleyen araştırmacılar saldırıların 639 – 644 yılları arasında Ömer’in halifeliği zamanında başladığını öne sürerek şöyle kurguluyorlar:

640’lı yıllarda Arap orduları Anadolu’ya iki koldan girmeye başlarlar.
Kürt bölgesi Bizans ve Sasanilerin arasında bölünmüş ve Kürt Halkı merkezi bir örgütlenmeye sahip olamadığından, işgaller karşısında güçlü direniş gösterememiştir. Bunun yanında Sasani ve Bizans devletlerinin baskıcı ve despotik egemenliklerine tepki duyan, ağır vergiler altında ezilen şehirlerde ve ovalardaki halkın bu tepkisinden yararlanan Araplar, bazı alanlarda işgali geliştirirken kimi bölgelerde direnişle karşılaşmadan uygun politikalarla, işbirlikçiliğini geliştirerek, Bizans ve Sasani karşıtlığı tepkiyi kullanarak halkı yanlarına almayı başarmışlardır.

İslamiyetin Kürt bölgesinde yayılışı, fiziki ve kültürel alandaki katliamla, ihanetin iç içe örülmesi biçiminde geliştirilmiştir. Zayiflayan Bizans ve Sasani egemenlikleri Kürtlerde belli bir uyanış ve canlanmaya neden olurken, İslamiyet ile birlikte bunun önüne geçilmiştir. Dinlerinden vazgeçmek istemeyen ve direnişe geçen Zerdüşt inancına sahip Kürtler kılıçtan geçirilirken, Zerdüşt dininin kitabı ve diğer kutsal metinlerle birlikte kültürel değerlerinde talan ve imhası yaşanmaktaydı.
Kürt bölgesini işgalle görevlendirilen Arap komutan, Halife Ömer’e bu bölge halklarının inançlarına ve kutsal kitaplarına rastladığını ve ne yapması gerektiği konusunda danışmak istediğini yazar. Ömer:
“Eğer bu belgeler Kuran ile uyumlu iseler bunlar gereksizdir. Çünkü Kuran vardır. Eğer bu belgeler Kuran’a aykırı iseler yanlıştır. Halkın yanlışı öğrenmesi gerekmez.”

(Kaynak: Ethem xemgin, Kürdistan’da dini inançlar ve etkileri.)

Dikkat edilirse Ömer’e göre iki ihtimal vardır, fakat iki ihtimalde de gereksiz olduğunu ve bulunan belgelerin yok edilmesini emretmektedir.

Araplar belli direnişlerle karşılaşsalar da egemenlik kurabildikleri şehirlerde ve ovalık alanlarda kendilerine bağımlı işbirlikçi sınıf yaratma yoluna gitmişler. Bu işbirlikçiler eliyle işgali meşru göstermeye çalışmışlardır. Arapları “Kavm-i Necip – Üstün Kavim” olarak gören ve topluma da böyle yansıtan bu kesim, Kürt kültürünün ve dilinin asimile olmasında, bu dönemde Araplaşmanın gelişmesinde birinci dereceden sayılabilecek önemli bir rol oynadılar. Bu politikanın kendileri açısından yararlarını gören Arap sömürgecileri ise, kendilerine hizmet eden aşiret liderlerine seyit, şeyh vb.ünvanlar vererek, politikayı zamanla derinleştirerek, halkın hem mezhepler biçiminde bölünmesinin zeminini yaratmış, hem de halkı kendilerine bağlamanın kurumlarını yaratarak, kendi gerçeklerine yabancılaşmasını sağlamıştır.

Özellikle yabancı egemenliğinin kurulamadığı dağlık alanlara çekilen Kürtler, ayaklanmalarla İslamiyetin sunni biçiminde gelişimine uzun yıllar direnmiştir.
Araplar, Kürt halkının kültürü, dili ve inançları üzerinde tam bir imha savaşı yürütmüşlerdir. Arap çıkarlarına hizmet eden bir sömürge toplumu örgütlenmesine gitmişlerdir. Bunun bir sonucu olarak ilk dönemlerde başlayan ve Arap egemen sınıfının çıkarlarını yansıtan İslam’ın sunni mezhebinin gelişimi, Kürt halkının kendi içerisinde bölünmesini getirmiştir. Kendi halk kimliği ile yaşamak isteyen kesimde ise, dağlarda ve Arap egemenliğinin gelişim göstermediği bölgelerde bazen tek başına, bazen bölge halkları ile ittifaklar halinde, kimi zaman mezhepler biçiminde, kimi zaman da sosyal mücadele yönü daha belirgin siyasal taleplerle 10.yüzyıla kadar süren nafile direnişler gösterdiler. Sonuçta zaman içinde dinsel yönden asimile ola ola diğer zorla müslüman yapılan halklar gibi, en katı İslamcı toplumlardan biri olup çıktılar.
 
Üst Alt