hhy_2021

Çaylak
Mesajlar
238
Tepki puanı
29
Düşünce
Kur'ancı
Michel Onfray, Kur’an’da, çelişkisiz olduğu iddiasına rağmen, pek çok çelişki bulunduğunu, bu nedenle fazlasıyla insanî bir kitap olduğunu ileri sürer. Onfray’ın çelişki olarak gördüğü “Dinde zorlama olmaz.” ayeti ile kâfirlerle cihat -kıtal- yapılmasını isteyen ayetlerin bir çelişki olduğunu T. Dursun da ısrarla dile getirir. Onfray da Dursun gibi yanlı bir akıl yürütme ile farklı düzlemlere yönelik bu ayetler arasında çelişki olduğunu zannetmiştir. Mekke döneminde Müslümanlar zayıf durumdayken yapmış oldukları din ve ibadet özgürlüğü talebi ile Medine döneminde güçlü olan Müslümanların diğer din mensupları ile din ve ibadet özgürlüğü uzlaşmasıyla birlikte yaşaması arasında herhangi bir çelişki söz konusu değildir. Mekke döneminde maruz kalınan her türlü şiddete rağmen toplum içi şiddete başvurulmayarak sivil itaatsizlik ve pasif direnişin en sabırlı ve istikrarlı örnekleri verilmişken Medine döneminde -hedeflenmeyen ancak şartlar gereği mecbur kalınan- ayrı bir toplum ve devlet oluşturma sonucu maslahatları yok etmek üzere saldırganlık yapan başka toplum ve devletlere karşı savaş yapılması nasıl çelişkili olabilir?

Onfray, Hz. Peygamber dönemindeki savaşlar ile Maide Suresi’nin 32. ayeti arasında çelişki görür: “Bunun için İsrailoğullarına kitapta şunu bildirmiş idik: ‘Her kim bir kişiyi, bir kişi karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuğu olmaksızın öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir adamın hayatını kurtarırsa, bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur.’ Andolsun ki, peygamberlerimiz onlara apaçık delillerle geldiler de sonra içlerinden birçoğu, bütün bunların arkasından hâlâ yeryüzünde bozgunculuk ve cinayette çizgiyi aşmaktadırlar.”
Onfray öncelikle bahsettiği dönemde sürekli bir saldırganlık içinde olan, din ve ibadet özgürlüğü tanımayan, mala ve cana kasteden müşriklere karşı yapılan meşru savaşlar ile hukuksuz öldürmeyi eleştiren bu ayet arasında bir çelişki olmadığını fark edememiştir. Toplum içi şiddetsizlik konusunda ilk dönem Hristiyanlığı ile benzer bir yönteme sahip olan Mekke dönemi Müslümanlığının, Medine’de saldırgan dış kuvvetler ile savaşması arasında çelişik bir durum yoktur. Bu dönemde Hz. Peygamber tarafından masum sivillere, kadınlara, ibadethanedekilere, hayvanlara ve bitkilere yönelik öldürme ve tahribatın olmaması için her türlü önlem alınmıştır. Bunun günümüzdeki örnekleri Türkiye ve Azerbaycan gibi ülkelerin ordularının yapmış oldukları savaş ve operasyonlardır. Sözüm ona hümanizmin öncüsü pek çok devlet ise insanlık tarihinin en acımasız kitle kıyımlarına ve çevre tahribatlarına yol açmıştır.
Sonuç olarak Bireysel ya da dar grupça yapılan hukuksuz şiddetin eleştirilmesi ile toplumsal maslahatlara saldıran dış güçlere karşı topyekûn savaşa gidilmesinin teşvik edilmesi arasında da herhangi bir çelişki yoktur. Dursun da Onfray da farklılıklar arasındaki benzerlikleri, benzerlikler arasındaki farklılıkları sağlıklı bir şekilde görememişlerdir. İşte yanılgı budur.
 

Ekler

  • hhy_din_bu.jpg
    hhy_din_bu.jpg
    23.2 KB · Görüntüleme: 12
Moderatör tarafından düzenlendi:

Cellius

☆☆☆☆☆
Deneyimli
Mesajlar
1,203
Tepki puanı
1,110
Düşünce
Ateist
Peygamber dönemindeki savaşlar ile Maide Suresi’nin 32. ayeti arasında çelişki görür: “Bunun için İsrailoğullarına kitapta şunu bildirmiş idik: ‘Her kim bir kişiyi, bir kişi karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuğu olmaksızın öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir adamın hayatını kurtarırsa, bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur.’ Andolsun ki, peygamberlerimiz onlara apaçık delillerle geldiler de sonra içlerinden birçoğu, bütün bunların arkasından hâlâ yeryüzünde bozgunculuk ve cinayette çizgiyi aşmaktadırlar.”
Maide 32 İsrailoğullarına yazılmış bir ayetten bahsediyor Kuran'da o ayetin hükmü yok.
 

hhy_2021

Çaylak
Mesajlar
238
Tepki puanı
29
Düşünce
Kur'ancı
"De ki: Gelin, size Allah'ın O’ndan başka bir şeyi O’na ortak koşmayı haram kıldığını ve anne-babaya iyi davranmayı ve rızkınıza ortak çıkar endişesiyle çocuklarınızı öldürmemeniz gerektiğini; zira sizin de onların da rızkını Biz veriyoruz; ve açık ya da gizli, sizi mahcup edecek bir günaha yanaşmamanız gerektiğini ve meşru hak olmaksızın Allah’ın kutsal saydığı insan hayatına kıymamanız gerektiğini okuyayım. Allah size işte bunları tavsiye etti ki, aklınızı kullanabilesiniz." Enam, 6: 151
meşru hak olmaksızın Allah’ın kutsal saydığı insan hayatına kıymak haram oluyor bu ayete göre...
 

hhy_2021

Çaylak
Mesajlar
238
Tepki puanı
29
Düşünce
Kur'ancı
Maide 32 İsrailoğullarına yazılmış bir ayetten bahsediyor Kuran'da o ayetin hükmü yok.
İsrailoğullarına cana kıyılmasının ne denli büyük bir günah olduğunu bildirdiği nakledildiğine göre bu konunun yani canı korumanın ilahi dinlerin ve peygamberlerin önemli ortak hedefi olduğu vurgulanıyor...
 

Sema.

Çaylak
Mesajlar
443
Tepki puanı
101
Düşünce
Bağımsız
Michel Onfray, Kur’an’da, çelişkisiz olduğu iddiasına rağmen, pek çok çelişki bulunduğunu, bu nedenle fazlasıyla insanî bir kitap olduğunu ileri sürer. Onfray’ın çelişki olarak gördüğü “Dinde zorlama olmaz.” ayeti ile kâfirlerle cihat -kıtal- yapılmasını isteyen ayetlerin bir çelişki olduğunu T. Dursun da ısrarla dile getirir. Onfray da Dursun gibi yanlı bir akıl yürütme ile farklı düzlemlere yönelik bu ayetler arasında çelişki olduğunu zannetmiştir. Mekke döneminde Müslümanlar zayıf durumdayken yapmış oldukları din ve ibadet özgürlüğü talebi ile Medine döneminde güçlü olan Müslümanların diğer din mensupları ile din ve ibadet özgürlüğü uzlaşmasıyla birlikte yaşaması arasında herhangi bir çelişki söz konusu değildir. Mekke döneminde maruz kalınan her türlü şiddete rağmen toplum içi şiddete başvurulmayarak sivil itaatsizlik ve pasif direnişin en sabırlı ve istikrarlı örnekleri verilmişken Medine döneminde -hedeflenmeyen ancak şartlar gereği mecbur kalınan- ayrı bir toplum ve devlet oluşturma sonucu maslahatları yok etmek üzere saldırganlık yapan başka toplum ve devletlere karşı savaş yapılması nasıl çelişkili olabilir?

Onfray, Hz. Peygamber dönemindeki savaşlar ile Maide Suresi’nin 32. ayeti arasında çelişki görür: “Bunun için İsrailoğullarına kitapta şunu bildirmiş idik: ‘Her kim bir kişiyi, bir kişi karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuğu olmaksızın öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir adamın hayatını kurtarırsa, bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur.’ Andolsun ki, peygamberlerimiz onlara apaçık delillerle geldiler de sonra içlerinden birçoğu, bütün bunların arkasından hâlâ yeryüzünde bozgunculuk ve cinayette çizgiyi aşmaktadırlar.”
Onfray öncelikle bahsettiği dönemde sürekli bir saldırganlık içinde olan, din ve ibadet özgürlüğü tanımayan, mala ve cana kasteden müşriklere karşı yapılan meşru savaşlar ile hukuksuz öldürmeyi eleştiren bu ayet arasında bir çelişki olmadığını fark edememiştir. Toplum içi şiddetsizlik konusunda ilk dönem Hristiyanlığı ile benzer bir yönteme sahip olan Mekke dönemi Müslümanlığının, Medine’de saldırgan dış kuvvetler ile savaşması arasında çelişik bir durum yoktur. Bu dönemde Hz. Peygamber tarafından masum sivillere, kadınlara, ibadethanedekilere, hayvanlara ve bitkilere yönelik öldürme ve tahribatın olmaması için her türlü önlem alınmıştır. Bunun günümüzdeki örnekleri Türkiye ve Azerbaycan gibi ülkelerin ordularının yapmış oldukları savaş ve operasyonlardır. Sözüm ona hümanizmin öncüsü pek çok devlet ise insanlık tarihinin en acımasız kitle kıyımlarına ve çevre tahribatlarına yol açmıştır.
Sonuç olarak Bireysel ya da dar grupça yapılan hukuksuz şiddetin eleştirilmesi ile toplumsal maslahatlara saldıran dış güçlere karşı topyekûn savaşa gidilmesinin teşvik edilmesi arasında da herhangi bir çelişki yoktur. Dursun da Onfray da farklılıklar arasındaki benzerlikleri, benzerlikler arasındaki farklılıkları sağlıklı bir şekilde görememişlerdir. İşte yanılgı budur.
Teşekkür ederim hocam bakacağım.
 

Cellius

☆☆☆☆☆
Deneyimli
Mesajlar
1,203
Tepki puanı
1,110
Düşünce
Ateist
İsrailoğullarına cana kıyılmasının ne denli büyük bir günah olduğunu bildirdiği nakledildiğine göre bu konunun yani canı korumanın ilahi dinlerin ve peygamberlerin önemli ortak hedefi olduğu vurgulanıyor...
Maide 32 Kuran'da yer almasına karşın hükmü Kuran'ı kapsamıyor. Kuran'da yazdığı üzere herkese başka şeriat belirlenmiş. Yani o ayeti kullanmamalısınız. Bunu söylemeye çalışmıştım.
 

hhy_2021

Çaylak
Mesajlar
238
Tepki puanı
29
Düşünce
Kur'ancı
Maide 32 Kuran'da yer almasına karşın hükmü Kuran'ı kapsamıyor. Kuran'da yazdığı üzere herkese başka şeriat belirlenmiş. Yani o ayeti kullanmamalısınız. Bunu söylemeye çalışmıştım.
"Kimse kimsenin günahından sorumlu değildir, işte bu ilk sahifelerde de vardı; İbrahim ve Musanın sahifelerinde..." ayetlerinde olduğu gibi bazı ilkeler evrensel olarak bildirilmiştir. Bu ayetlerde cezanın şahsiliği ve hukuun üstünlüğü vurgulanırken Maide 32 ile Enam 151 uyumu da yaşama hakkının evrenselliğini ifade eder. Ve elbette her ikisi birlikte kullanılabilir. Önceki şeriata mahsus bir durum ya da sonraki şeriat tarafından neshedilen bir durum bu konuda söz konusu değil...
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆
Yazar
Mesajlar
16,859
Tepki puanı
1,410
Düşünce
Sünni
Mekke döneminde Müslümanlar zayıf durumdayken yapmış oldukları din ve ibadet özgürlüğü talebi ile Medine döneminde güçlü olan Müslümanların diğer din mensupları ile din ve ibadet özgürlüğü uzlaşmasıyla birlikte yaşaması arasında herhangi bir çelişki söz konusu değildir.
Zaten "Dinde zorlama yoktur." ayeti Hz Peygamber vefat etmeden sadece 4 yıl önce ve Müslümanların oldukça güçlü oldukları bir dönemde nail olmuştur.

Turan Dursun gibi tipler ya bunu bile bilmeyecek kadar konu hakkında cahil oldukları halde cahil oldukları konularda yorum yapmaya kalkan ya da bile bile bu bilgileri gizleyerek yalan yanlış yorumlarla insanları yanlış yönlendirmeye çalışan sahtekar tiplerdir.
Bu dönemde Hz. Peygamber tarafından masum sivillere, kadınlara, ibadethanedekilere, hayvanlara ve bitkilere yönelik öldürme ve tahribatın olmaması için her türlü önlem alınmıştır.
Arzu edenler linki inceleyebilir:
 

leonlucas

Çaylak
Mesajlar
177
Tepki puanı
96
Düşünce
Ateist
Turan Dursun gibi tipler ya bunu bile bilmeyecek kadar konu hakkında cahil oldukları halde cahil oldukları konularda yorum yapmaya kalkan ya da bile bile bu bilgileri gizleyerek yalan yanlış yorumlarla insanları yanlış yönlendirmeye çalışan sahtekar tiplerdir.

Turan Dursun sizin gibi sahtekar dincilerin ipliğini pazara çıkaran kişilerden biridir. O yüzden

Hani muhammed hep savunma savaşı yapmıştı. Bu aşağıdakiler müslümanlar saldırıya uğrayınca yapılacak şeyler herhalde??

"Düşmanla karşılaştığında onları şu üç şeyden birine davet et. Hangisini kabul ederlerse, sen de kabul et.
1. Onları Müslüman olmaya çağır.
2. Kabul etmezlerse, cizye teklif et. (Yani, vergilerini verip İslam Devleti bünyesinde yaşamalarını iste.)
3. Onu da kabul etmezlerse, savaş!"(
Müslim, Cihad, 3; Tirmizi, Siyer, 48; İbnu Mace, Cihad, 38.)
 

hhy_2021

Çaylak
Mesajlar
238
Tepki puanı
29
Düşünce
Kur'ancı
Turan Dursun sizin gibi sahtekar dincilerin ipliğini pazara çıkaran kişilerden biridir. O yüzden

Hani muhammed hep savunma savaşı yapmıştı. Bu aşağıdakiler müslümanlar saldırıya uğrayınca yapılacak şeyler herhalde??

"Düşmanla karşılaştığında onları şu üç şeyden birine davet et. Hangisini kabul ederlerse, sen de kabul et.
1. Onları Müslüman olmaya çağır.
2. Kabul etmezlerse, cizye teklif et. (Yani, vergilerini verip İslam Devleti bünyesinde yaşamalarını iste.)
3. Onu da kabul etmezlerse, savaş!"(
Müslim, Cihad, 3; Tirmizi, Siyer, 48; İbnu Mace, Cihad, 38.)
T. Dursun da yanılabilir çünkü o da beşerdir. Savaşmak için saldırıyı beklemek saflıktır. Saldırıya yönelik belirgin hazırlık ve tehdit olması yetmez mi? Günümüzde tehdit oluşturuyor bahanesi ile neler yapılıyor... İslamda ise maslahatların korunması, din ve ibadet özgürlüğünün sağlanması bağlamında devlete savaşma hakkı verilmiştir. Toplum içi şiddet ise bir yöntem olarak kabul edilmemiştir. Naklettiğiniz şartlar bu haklı gerekçelerle savaş başlarken yine de barış imkanı olur diye yapılan tekliflerdir...Esasen belirli bir olay içinde ifade edilen hadisleri siyer bütünlüğünde değerlendirmemek hatadır... Sadece T. Dursun değil M. Onfray da bu bütünlüğü ıskaladığı için yanilmistir...
 

hhy_2021

Çaylak
Mesajlar
238
Tepki puanı
29
Düşünce
Kur'ancı
İslam savunma savaşı yapa yapa mı ispanyaya kadar gelmiş boş lakırdı bunlar. :)
Bizans saldırı tehdidi olusturdugu icin tebük Mute ve Suriye Savaslari oldu. Sonra da bu çatışna sürüp gitti.. Elbette toprak ve ganimeti bir kisim ilkelerden üstün tutan yönetimler de oldu. Örneğin Emeviler çoğunlukla böyle... Ancak ilk Müslüman Türk devleti İtil Bulgarları ile Endonezya ve çevresinin İslamlasması ticaret yoluyla gerçeklesti..
 
Mesajlar
8
Tepki puanı
4
Düşünce
Bağımsız
Sanki biz Kur´anı okumadık; yok o savaş için geçerli, yok şurda koru demiş, yok şurda iyi davranın demiş. Kitap baştan sona saldırgan bir havada hala barış dini diyosunuz, valla kuranı okuyana kadar ışidin neden bukadar saldırgan olduğunu anlamamıştım okuduktan sonra çok iyi anladım.kuranın barışı sadece kendi içindekine, gerisine terörden işkenceden başka birşey yok.
 
Moderatör tarafından düzenlendi:

hhy_2021

Çaylak
Mesajlar
238
Tepki puanı
29
Düşünce
Kur'ancı
Sanki biz kuran ı okumadık ; yok o savaş için geçerli ,yok şurda koru demiş ,yok şurda iyi davranın demiş, .kitap baştan sona saldırgan bir havada hala barış dini diyosunuz, valla kuranı okuyana kadar ışidin neden bukadar saldırgan olduğunu anlamamıştım okuduktan sonra çok iyi anladım.kuranın barışı sadece kendi içindekine ,gerisine terörden işkenceden başka birşey yok.
Okumak ile anlamak farkına en tipik örnekler...
Ne bekliyordunuz düşman sizi kuşatmış, Anayasanızda birlikte hareket sözü verenler düşmanla ittifak edip size aynı şehirde arkadan saldırmış iken börtü böcekten mi bahsedilecekti? Ve böyle durumlar bir daha hiç yaşanmayacak mı?
Okumak ile anlamak farklıdır. İşid ya da sizler ayetleri okuyup sivillerin de öldürülebileceği sonucuna ulaşabilirsiniz. Hz. Rasulün bunu yapmadığı, döneminde her iki taraftan toplam ölen sayısının asgari sayıda olduğunu dikkate almazsınız. Kuranda bu kadar savaştan bahsedildiğine göre Kilise ya da sinegog bombalamak meşrudur sonucuna varırsınız ancak gerçekte anlayarak okusaydınız bunun tam tersinin emredildiğini Hac 40-41 gibi ayetlerden anlayabilirdiniz.
Okumak ile anlamak farklıdır. Kuranın bütünlüğünü ve Hz. Rasulün savaş ilkelerini anlayabilseydiniz günümüz savaşlarında buna uygun olarak Türkiye ve Azerbaycanın son zamanlardaki savaş ve operasyonları dışında bir örnek olmadığını görürdünüz. Sadece sivillerin değil doğanın da mahvedildiği bir çağda eleştiri enerjinizi yanlış yerlerde kullanmazdınız.
Okumak ile anlamanın farklı olduğu şuurunda olanlar insanlık suçu işleyenleri yetiştirip, besleyip gaza getirenlerin aslında insanlık adına suç işlemeyi sömürü düzenlerinin devamı için gerekli görenler olduğunu ve İslamiyet adına suç işleyenlerin de bu düzene istemeden de olsa katkıda bulunduğunu fark edecektir.
 
Mesajlar
8
Tepki puanı
4
Düşünce
Bağımsız
Okumak ile anlamak farkına en tipik örnekler...
Ne bekliyordunuz düşman sizi kuşatmış, Anayasanızda birlikte hareket sözü verenler düşmanla ittifak edip size aynı şehirde arkadan saldırmış iken börtü böcekten mi bahsedilecekti? Ve böyle durumlar bir daha hiç yaşanmayacak mı?
Okumak ile anlamak farklıdır. İşid ya da sizler ayetleri okuyup sivillerin de öldürülebileceği sonucuna ulaşabilirsiniz. Hz. Rasulun bunu yapmadığı, döneminde her iki taraftan toplam ölen sayısının asgari sayıda olduğunu dikkate almazsınız. Kuranda bu kadar savaştan bahsedildiğine göre Kilise ya da sinegöğ bombalamak meşrudur sonucuna varırsınız ancak gerçekte anlayarak okusaydınız bunun tam tersinin emredildiğini Hac 40-41 gibi ayetlerden anlayabilirdiniz.
Okumak ile anlamak farklıdır. Kuranın bütünlüğünü ve Hz. Rasulun savaş ilkelerini anlayabilseydiniz günümüz savaşlarında buna uygun olarak Türkiye ve Azerbaycanın son zamanlardaki savaş ve operasyonları dışında bir örnek olmadığını görürdünüz. Sadece sivillerin değil doğanın da mahvedildiği bir çağda eleştiri enerjinizi yanlış yerlerde kullanmazdınız.
Okumak ile anlamanın farklı olduğu şuurunda olanlar insanlık suçu işleyenleri yetiştirip, besleyip gaza getirenlerin aslında insanlık adına suç işlemeyi sömürü düzenlerinin devamı için gerekli görenler olduğunu ve İslamiyet adına suç işleyenlerin de bu düzene istemeden de olsa katkıda bulunduğunu fark
Ben de senin okuduğunu ve anlamadığını düşünüyorum kardeşim, yani Kuran’ın insan elinden çıktığı okadar belirgin ki tam olarak neyden bahsediyorsunuz anlamıyorum.
Bahsettiğim şey savaş ilkeleri kısmı değil, dediğiniz gibi kendini korumak insanın en doğal hakkı. Demek istediğim Kuran´ın saldırganlığı. Sadece savaş ayetlerinden ibaretmiş gibi davranıyorsunuz ama ben diyorum ki kitap bütünüyle inanmayanlar için tehditlerle dolu.

Bazen öylesine sayfa açıp okuyorum ve tehditsiz bir sayfası yok. Sürekli ben sizi şöyle yakarım, ben size bunu yaparım, hepiniz küfüre sapmışsınız gibi ayetler. Küfüre falan sapmadım, kendi halimde elimden geleni yapan bir insanım ve bu din kitabında beni ikna edecek bir şey göremiyorum. Kuran´ı okurken benim gözümde insan elinden çıktığı çok belli.

Alakasız ayetler, inandırmak için yetersiz sebeplerden sonra tehditler havada uçmaya başlıyor. Açık bir şekilde bunun psikolojik şiddet ve korkuyla itaate zorlamak olduğunu düşünüyorum ve kuranın tanrısını acımasız ve insansı buluyorum. Zaten kendimi bir şeye zorla inandıramam. Her okuduğumda dalga geçmemek, sinir olmamak için kendimi zor tutuyorum, yani bence bi açıp okuyun kaç tane tehdit var, kaç tane sebep var.

Bence Kuran´ı iyi göstermek için çok uğraşıyorsunuz ve duygusal davranarak kitaptaki anlamsızlıkları görmezden geliyorsunuz. Kusursuz bir tanrının benim inancıma bu kadar ihtiyacı olduğunu sanmam. Beni kendi isteğim dışında yaratıp, tamamen mantıksız bulduğum bir kitaba inanmadım diye yakacağını hiç sanmam. Kuran tanrıya inanmak için birkaç sebep sunuyor ama kurandaki tanrıya inanmam için sebep sunmuyor. Sadece tehdit sıralıyor beni inandırmak için elinde şiddetten başka bir şey olmayan bir tanrıya inanmıyorum. 😊
 
Moderatör tarafından düzenlendi:

Son konular

Son mesajlar

Üst