Kuran Bilimle Çelişiyor

amca.

Deneyimli
Mesajlar
303
Tepki puanı
213
Düşünce
Tengrici
﴾1﴿ Yemin olsun incire ve zeytine;
﴾2﴿ Sînâ dağına;
﴾3﴿ Ve şu güvenli şehre!
﴾4﴿ Biz insanı en güzel biçimde yaratmışızdır.
Fakat sünnet?
Sünnet çok yararlı bir tedavidir.Penisin ucundaki derinin alınması hastalıklardan korur.
 

amca.

Deneyimli
Mesajlar
303
Tepki puanı
213
Düşünce
Tengrici
O ki, birbiri ile âhenkdâr yedi göğü yaratmıştır. Rahman olan Allah’ın yaratışında hiçbir uygunsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak, bir bozukluk görebiliyor musun?”
“Sonra gözünü, tekrar tekrar çevir bak; göz (aradığı bozukluğu bulmaktan) âciz ve bitkin halde sana (geri) dönecektir.”
 

amca.

Deneyimli
Mesajlar
303
Tepki puanı
213
Düşünce
Tengrici
Alın size kaynak sonunda sünnet yasaklanmalı yapanlara ceza verilmeli yazıyor ama boşverin 10 kişiden 2 sinin hiv olduğu afrikada yapılan testlerde hivden koruduğu kanıtlanmış.
 

Yoh Asakura18

☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,284
Tepki puanı
864
Düşünce
Agnostik
Hacc 65:Görmüyor musun ki, Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir.
 

Yoh Asakura18

☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,284
Tepki puanı
864
Düşünce
Agnostik
Mülk 5:Andolsun biz, en yakın göğü kandillerle donattık. Onları şeytanlara atılan taşlar yaptık ve (ahirette de) onlara alevli ateş azabını hazırladık
 

amca.

Deneyimli
Mesajlar
303
Tepki puanı
213
Düşünce
Tengrici
Hacc 65:Görmüyor musun ki, Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir.
7. yüzyılda motorlu tekneler olmadığı için mhmd rüzgar olmayınca teknelerin gitmeyeceğini sanıp bunu kurana eklemiştir. Ayet
 

Fzpğcüwqkrlub

ll ☆☆☆☆
Ayrıldı
Mesajlar
3,356
Tepki puanı
1,973
Düşünce
Bağımsız
﴾1﴿ Yemin olsun incire ve zeytine;
﴾2﴿ Sînâ dağına;
﴾3﴿ Ve şu güvenli şehre!
﴾4﴿ Biz insanı en güzel biçimde yaratmışızdır.
Fakat sünnet?
Sünnet çok yararlı bir tedavidir.Penisin ucundaki derinin alınması hastalıklardan korur.
Hayır, cinsel arzuyu azaltmak için medeniyetlerin kullandığı bir yöntemdir sünnet.
 

bilgelikyolunda

ll ☆
Yazar
Mesajlar
15,859
Tepki puanı
1,261
Düşünce
Sünni
﴾1﴿ Yemin olsun incire ve zeytine;
﴾2﴿ Sînâ dağına;
﴾3﴿ Ve şu güvenli şehre!
﴾4﴿ Biz insanı en güzel biçimde yaratmışızdır.
Fakat sünnet?
Sünnet çok yararlı bir tedavidir.Penisin ucundaki derinin alınması hastalıklardan korur.
Farklı ayetlerde insanın iki uç potansiyeli vurgulanmıştır. İnsan manevi olarak Ahsen-i Takvim olacak potansiyelde yaratılmıştır. Bu potansiyeli kötüye kullanırsa da esfeli sefiline düşecek potansiyeli vardır. Bu insanlar da çok zalim ve cahildir.

Takvim kıvam ile aynı kökten gelir. Hasen iyi, güzel demektir, ahsen de en iyi en güzel demektir. Bu durumda Ahsen-i takvim en iyi en güzel kıvama ulaşma potansiyelini ifade eder. Ayette açıkça “yarattık” ifadesi var. Demek ki insan için yaratılanlar içerisinde en iyi en güzel kıvama ulaşma potansiyeli söz konusudur. Zaten Yaratıcıdan başka aciz olmayan ve eksiksiz varlık yoktur.
 

bilgelikyolunda

ll ☆
Yazar
Mesajlar
15,859
Tepki puanı
1,261
Düşünce
Sünni
Alın size kaynak sonunda sünnet yasaklanmalı yapanlara ceza verilmeli yazıyor ama boşverin 10 kişiden 2 sinin hiv olduğu afrikada yapılan testlerde hivden koruduğu kanıtlanmış.
Kaynağı okumadan bir yerde gördüğünüz için direk paylaştınız ve gördüğünüz yer sizi kekledi mi? Yoksa siz mi bile bile kaynakta yazanları çarpıttınız?

Kaynakta etik boyut tartışılırken "Sünnete karşı olan argümanlar" başlığı altında argümanlar sayılmış ve "Sonuç olarak sünnet yasaklanmalıdır ve hatta cezalandırılmalıdır." maddesi ile başlık sonlandırılmış.

Ardından "Sünnete taraf olan argümanlar" başlığı altında ilgili argümanlar madde madde sıralanmış ve en sonunda metnin yazarı olan İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalından İlhan İlkılıç kendi fikirlerini açıklamıştır. İşte bazı cümleleri:

"Müslümanlar tarafından bu denli önemsenen ve kültürel kimliği ve aidiyeti de içine alan bu cerrahi müdahelenin yapılması belli şartlar altında kabul edilebilir. Din ve dini vecibeleri yerine getirmenin hem hukuki hemde etik açıdan çok yüksek bir değer olarak görülmesini bu görüşe güçlü bir argüman teşkil etmektedir. Diğer bir argüman ise sünnet çerçevesinde yapılan cerrahi girişimin herhangi bir organında geri dönüşümsüz bir fonksiyon bozukluğuna yol açmaması ve bu operasyonun birçok hastalığı önleme açısından bir takım faydalarının olmasıdır."

"Dinen uygun görülen zaman içerisinde tıbbi ve psikolojik bilimsel kriterler göz önüne alınarak sünnet için en uygun zaman belirlenmeli ve ülke düzeyinde yapılan bilgilendirme kampanyalarıyla belirlenen zamanda sünnetin yapılması teşvik edilmelidir."

Sonuç olarak ortaya çıktı ki "sünnet yasaklanmalı yapanlara ceza verilmeli" ifadeleri ne kaynağı hazırlayanların ne de ilgili başlıktaki metin yazarının görüşü değil. İlgili kaynak bir bütün olarak incelendiğinde sünnetin faydaları ve belli tıbbi şartlar altında yapılması gerektiği anlatılıyor.
 

bilgelikyolunda

ll ☆
Yazar
Mesajlar
15,859
Tepki puanı
1,261
Düşünce
Sünni
7. yüzyılda motorlu tekneler olmadığı için mhmd rüzgar olmayınca teknelerin gitmeyeceğini sanıp bunu kurana eklemiştir. Ayet
Kur’an’da gemiden söz edilirken, maksat onun Allah’ın bir nimeti olduğunu nazara vermektir. Belirtilen nimetin şekli o günkü mevcut durumuna göre bildirmek belagatin gereğidir.

Aksi takdirde ileride olacak şeklinden söz etmek, insanları şüpheye düşüreceğinden irşadın üslubuna tamamen aykırı olur. Bu ayette belirtilen geminin o dönemde insanların gördüğü ve rüzgar ile hareket eden gemiler olduğu anlaşılmaktadır.

Bununla beraber, Arapça’da genel anlamda “gemi” kelimesinin karşılığı “el- sefinetü”dür. Fakat bu ayette akıp giden anlamına gelen “el-Cariye”nin çoğulu olan “el-cevari” kelimesi kullanılmıştır.

Meallerde bu kelime de gemi olarak çevrilmekle beraber, doğrusu bu kelime cereyan eden, akan gemiler anlamına gelir. Bu akma işi rüzgarla olduğu gibi, motorla da olabilir. Önemli olan su üzerinde akıp gitmesidir.

Dolayısıyla bu kelimenin tercih edilmesi, irşadın gereği olarak o günkü mevcut muhataplara rüzgarlı gemiyi hatırlattığı gibi, bugün de motorlu gemiyi de hatırlatmaktadır.

Aynı ifadeyle, hatta aynı kelimeyle her zamanda bulunan insanların anlayışına uygun ve gerçeğin ta kendisi olarak bir ifadenin seçilmiş olması, Allah’ın sonsuz ilim ve hikmetini yansıtan Kur’an’a mahsus bir mucize parıltısıdır.
 

bilgelikyolunda

ll ☆
Yazar
Mesajlar
15,859
Tepki puanı
1,261
Düşünce
Sünni
Hayır, cinsel arzuyu azaltmak için medeniyetlerin kullandığı bir yöntemdir sünnet.
Bu iddianız bilimsel olarak yanlış.

Ontario Queen's University'den araştırmacılar, sünnetli ile sünnetsiz erkekler arasında hassasiyet konusunda hiçbir fark tespit edemediler. Buna bağlı olarak, ne keratinizasyon ne de duyu kaybı nedeniyle hassasiyet yitiminin sünnetle alakalı olmadığı sonucuna vardılar. Araştırma sonuçları Journal of Urology dergisinde yayınlandı.

 

Fzpğcüwqkrlub

ll ☆☆☆☆
Ayrıldı
Mesajlar
3,356
Tepki puanı
1,973
Düşünce
Bağımsız
Bu iddianız bilimsel olarak yanlış.

Ontario Queen's University'den araştırmacılar, sünnetli ile sünnetsiz erkekler arasında hassasiyet konusunda hiçbir fark tespit edemediler. Buna bağlı olarak, ne keratinizasyon ne de duyu kaybı nedeniyle hassasiyet yitiminin sünnetle alakalı olmadığı sonucuna vardılar. Araştırma sonuçları Journal of Urology dergisinde yayınlandı.

Yavrum, böyle bir sonuca nasıl vardın? Doku gidiyor, o dokuda cinsel zevk verici bir şey var.
Hassasiyetlerini yitirmiyorlar zaten; ne dedim ben "azaltmak için yapıyorlar" dedim.
Doku gidince kişinin zevk alacağı kısımlar azalmış oluyor.
Göz önünde olan şeyi reddediyorsun, göz önünde olmayan şeyi kabul ediyorsun.

Bir de bunun hakkında bilimsel makale bulmuşsun, sanki bilim camiası çok güvenilir bir şey...
Bilim, Din, Siyaset, Medya ve daha fazlası, insanları ayrıştırmak, kandırmak ve bilgilendirmek için var. Bu bilgilendirme kimi zaman sahte bilgi, kimi zaman doğru bilgi, kimi zaman yanlış bilgi, kimi zaman gerçek bilgi oluyor.

Yalanları doğrudan insanlara satamıyorlar; Bunun için doğruların arasına yalan karıştırıp öyle sunuyorlar.
Ve böylelikle insanları güzelce manipüle ediyorlar, yönlendiriyorlar.
 

kavak

V ☆
Denetmen
Mesajlar
8,129
Çözümler
1
Tepki puanı
5,151
Düşünce
Ateist
Bilim ile Kuran çelişmiyor.
Uçmuşsun yine, çünkü bilimin cinlerle minlerlerle şeytanlarla işi olmaz.
Olsa olsa, onlara tekmeyi basar.
Sen anladın ancak anlamamazlığa getireceğini bildiğim için, sen de sana yazacağım yanıtı artık biliyor olmalısın.
 

Elmaskılınç

Çaylak
Mesajlar
93
Tepki puanı
6
Düşünce
Sünni
Bu tür yeminli meminli belagaaaat(!) mucizelerini her gördüğümde gülesim gelir. 😁
Bu kitap, ben insan ürünüyüm diye ădeta haykırıyor.

Efendim; Eliiif, Laaaam ve Miiiim diyerek, şimdilik sıvıştım.
Madem insan ürünü bir benzerini getirin Kur'an-Kerim indirildiği zaman belagat ustaları olan araplara meydan okudu.Onlar belagatle cevap vermeyip zor olan yolu(yani kılıçla savaşmayı) seçtiler.
Hatta, bedevî bir edip,
ayeti okunurken, işittiği vakit secdeye kapanmış.
Ona dediler: "Sen Müslüman mı oldun?"
O dedi: "Yok, ben bu âyetin belâgatına secde ettim."
Hatta müşrikler gece gizli gizli gidip Kur'an dinlerlermiş.Ebû Süfyân Sahr bin Harb, Ebû Cehil Amr bin Hişâm ve Ahnes bin Şerik bu uç lider
bir gece birbirlerine duyurmadan, gidip Peygamberimiz -aleyhisselâm-’ın okuduğu Kur’ân’ı dinlemek için evlerinden süzülüp çıktılar. Oldukça sessiz hareket edip, kimseye görünmeden giderek, her biri bir yere sindi. Peygamberimiz -aleyhisselâm-’ın evinin yakınına sokulan bu üç liderin hiçbiri, arkadaşlarının da orada sindiklerini bilmiyordu!

Peygamberimiz -aleyhisselâm-, özellikle gece namazlarında uzunca Kur’ân okurdu. Yine öyle yaptı. Bu gece daha uzunca okuduğu hâlde, bu üç müşrik lider büyük bir zevkle dinlediler. Zaten oraya Peygamberimiz’in geceleyin evinde namaz kılarken okuduğu Kur’ân-ı Kerîm’i dinlemek için gelmişlerdi.

Kur’ân-ı Kerîm’e kendilerine kaptıran üç lider, gece boyu O’nu dinlediler! Kimse görmeden tan yeri ağarırken, yerlerinden yine sessizce ayrılıp çıktılar ki, bir anda karşılaştılar:

–Ne yapıyorsun sen burada?

–Sen ne yapıyorsun peki?

–Ya sen?

Birbirlerine önce böyle çıkıştılar, sonra da yine birbirlerini kınadılar:

–Bir daha buraya gelip dinlemeyelim! Eğer bizi burada birisi görmüş olsa, muhakkak onun kalbine şüphe düşürmüş oluruz! Yok, hayır; bir daha böyle bir şey yapmayalım!

Böyle karar verip, yine kimseye görünmeden oradan ayrıldılar ve evlerine gittiler. Fakat merakları iyice artmıştı. Dün gece dinledikleri şeyler çok hoşlarına gitmişti. Artan bu meraklarını yenemeyerek ikinci gece olunca, onlardan her biri, yine aynı yere, birbirlerinden habersiz olarak tekrar gidip sindiler.

Peygamberimiz -aleyhisselâm-’ın okuduğunu dinleyerek gecelediler. Tâ ki tan yeri ağarıncaya kadar! Sabah olur olmaz ortalık tamamen aydınlanmadan oradan ayrılıp evlerine dönüyorlardı ki, yine karşılaştılar!

Bu hareketlerinin hiç de iyi bir şey olmadığını ileri sürerek, önceki gece birbirlerine söyledikleri sözleri tekrarladıktan sonra oradan ayrıldılar. Fakat ikinci defa dinledikleri Kur’ân, onlara daha çok etki etmişti. Meraklarını da büsbütün artırmıştı. Birbirlerine kesin söz vermiş olmalarına rağmen, üçüncü gece olunca, yine, onlardan her biri evlerinden gizlice çıkıp gelerek Peygamberimiz -aleyhisselâm-’ın okuduğu Kur’ân ile gecelediler. Tan yeri ağarıp ortalık aydınlanmaya başlayınca, yine gizlice evlerine gitmek için sindikleri yerlerinden çıkınca bir anda karşı karşıya geldiler! Gecenin sabaha döndüğü sırada bir anda karşı karşıya gelince birbirlerini tanıyamayıp suçlandılar:

–Yakalandık!

–Kur’ân dinlerken yakalandık!

–O’nu dinlerken yakalandık!

Ardından birbirlerini tanıyınca önce sinsi sinsi gülüştüler, sonra da bu işi burada bitirip kapatmayı düşündüler:

–Bir daha buraya gelip O’nu dinlemeyeceğimize and içmedikçe buradan ayrılmayalım!

–Bizi böyle görenler ya da duyanlar ne derler?

–«Kur’ân dinlerken yakalandılar!» derler herhâlde!

–Öyleyse and içelim!

–Bir daha buraya gelip Kur’ân dinlemeyeceğiz!

Karşılıklı yeminler edip and içtikten sonra, yine kimseye görünmeden evlerinin yolunu tuttular.
Sen belagatten mi bahsediyorsun.Ebu cehil bile Kur'an'ın belagatine hayran kalmış.Bence sizde dinlemeyi denemelisiniz.
 

amca.

Deneyimli
Mesajlar
303
Tepki puanı
213
Düşünce
Tengrici
Uçmuşsun yine, çünkü bilimin cinlerle minlerlerle şeytanlarla işi olmaz.
Olsa olsa, onlara tekmeyi basar.
Sen anladın ancak anlamamazlığa getireceğini bildiğim için, sen de sana yazacağım yanıtı artık biliyor olmalısın.
El-takiyya kelimesi kökü taki den gelmektedir,buda Türkçedeki takke ile aynı köktedir.
2 takkeyi birleştirirsek dünyanın şeklini görebiliriz,buda islamın kanıtıdır.
 

Son konular

Üst