Kur'an Nüshaları ve Kopya

Yavuz Selim

Yazar
Mesajlar
107
Tepki puanı
78
Düşünce
Agnostik
Kur'an Nüshalarının Orijinal Dili
Kur'an'ın ilk nüshalarından anlaşılıyor ki, Kur'an -doğal olarak- Klasik Arapçayla yazıldı. Modern Arapça ile değil.
1601971180540.png
Yukarıda gördüğünüz nüshalar, Klasik Arapçayla yazılmıştır. Bu nüshalar, Birmingham Üniversitesi tarafından yapılan karbon testlerine göre, yaklaşık %95,4 ihtimalle MS 568-645 yılları arasında bir yerde yazılmıştır. Görebileceğiniz üzere bu nüshaların içerisinde ne hareke vardır, ne de nokta. Harekeler de, noktalar da kıraat farklarına, ve dolayısıyla da semantik (anlamsal) farklılıklara yol açarlar. Nokta olmadığı için رحيم (rahim) ve رجيم (racim) aynı şekilde yazılır; ilkinin anlamı merhametli iken, öbürünün anlamı (tanrı tarafından) lanetlenmiş olandır. Yani besmele -بسم الله الرحمن الرحيم (bismillahirrahmanirrahim)- aslında lanetlenmiş olandan, şeytandan veya iblisten bahsediyor ola da bilir. Kur'an'ın bu şekilde okunmasına dair karar kılınsaydı şu an Kur'an, satanizmin tarihteki ilk kitabı olabilirdi :D

Klasik Arapçada Kıraat
Modern Arapçada, bildiğiniz üzere 28 harf bulunur. Ancak Klasik Arapçada, harflerin kendi başlarına (harekeler hariç) toplamda 28 okunuşu vardır, 28 harf yoktur. İşte Modern Arapça alfabe ile Klasik Arapça alfabenin karşılaştırılması:
Klasik Arapçada; ب (be), ت (te) ve ث (se), aynı şekilde yazılırlar, nokta bulunmadan. Ancak Modern Arapçada, bunlar farklı şekillerde yazılırlar.
Klasik Arapçada; ح (ha), ج (cim) ve خ (ğha), aynı şekilde yazılırlar, nokta bulunmadan. Ancak Modern Arapçada, bunlar farklı şekillerde yazılırlar.
Klasik Arapçada; و (vav) ve ق (kaf), harfleri aynı şekilde yazılırlar, nokta bulunmadan. Ancak Modern Arapçada, bunlar farklı şekillerde yazılırlar.
Klasik Arapçada; د (dhal) ve ذ (peltek bir z ile zhal), harfleri aynı şekilde yazılırlar, nokta bulunmadan. Ancak Modern Arapçada, bunlar farklı şekillerde yazılırlar.
Klasik Arapçada; ر (ra) ve ز (zei (?)), harfleri aynı şekilde yazılırlar, nokta bulunmadan. Ancak Modern Arapçada, bunlar farklı şekillerde yazılırlar.
Klasik Arapçada; ط (ta) ve ظ (za), harfleri aynı şekilde yazılırlar, nokta bulunmadan. Ancak Modern Arapçada, bunlar farklı şekillerde yazılırlar.
Klasik Arapçada; س (sin) ve ش (şın), harfleri aynı şekilde yazılırlar, nokta bulunmadan. Ancak Modern Arapçada, bunlar farklı şekillerde yazılırlar.
Klasik Arapçada; ع (ayn) ve غ (ğayn), harfleri aynı şekilde yazılırlar, nokta bulunmadan. Ancak Modern Arapçada, bunlar farklı şekillerde yazılırlar.
Klasik Arapçada; ص (sad) ve ض (dat), harfleri aynı şekilde yazılırlar, nokta bulunmadan. Ancak Modern Arapçada, bunlar farklı şekillerde yazılırlar.

Bu harflerin yanlış anlaşılması değil, yanlış anlaşılmaması imkansızdır ki yanlış anlaşılmıştır.

Bir de harekeler vardır, harekeler de büyük ölçüde anlamı değiştirirler. Atıyorum bankayı bnk şeklinde yazsanız ben bunu benek diye de anlayabilirim, bank diye de,... Tabii harekelerle noktalar aynı anda olmayınca çok büyük problemler ortaya çıkıyor. Düşünsenize; bnk, btk, bsk, bbk, nnk, ntk, nsk, nbk, tnk, ttk, tsk, tbk, snk, stk, ssk, sbk, bnf, btf, bsf, bbf, nnf, ntf, nsf, nbf, tnf, ttf, tsf, tbf, snf, stf, ssf, sbf, bnv, btv, bsv, bbv, nnv, ntv, nsv, nbv, tnv, ttv, tsv, tbv, snv, stv, ssv, sbv; bu 3 harfin yan yana dizilimi aynı şekilde yazılıyor. Aynı zamanda araya istediğin sesli harfi de koyabiliyorsun, sona da sesli harf koyabiliyorsun, kimi aralara sesli harf koymaya da biliyorsun... Biliyorum, Türkçeden örnek vermek çok da mantıklı değil. Zaten bu örneği, olayı daha net bir şekilde anlayabilmeniz için o şekilde verdim.

1601976586670.png
1601976614175.png

Yukarıda bulunan sureler, Fatiha suresidir, ancak ilki Modern, öbürü ise Klasik Arapça ile yazılmıştır. Klasik Arapça ile yazılmış halini okumayı deneyin bi'. Modern Arapça hali ile birebir aynı şekilde okuyamazsanız, bu anlam bozukluklarına yol açar, dolayısıyla bi' nevi Kur'an'ı tahrif etmiş olursunuz. Hatta belki de geçmişte, Klasik Arapça'dan Modern Arapça'ya çevrilmeye çalışılan Kur'an'da, sizin yaptığınız gibi birtakım tahrifler olmuştur. Değil mi?

Bu konu hakkında daha detaylı bilgi için, GİG TV'nin şu videosunu izleyebilirsiniz:


İlk Kur'an Nüshaları
Doğruyu söylemek gerekirse çok önemli bir konu bu, öncelikle ben bunu çok yüzeysel anlatacağım. Daha detaylı ve bazı değinmediğim konuları da öğrenmek isterseniz sırasıyla aşağıdaki videoları izleyin:
1-) Muhammed Doğmadan Önceki Dönemlere Ait Kur'an Nüshaları!
2-) Kur'an Nüshalarının Yarattığı Ağır Travma!
3-) Kur'an Nasıl Değiştirildi? Sana Yazmaları - 1. Bölüm
4-) Topkapı Kur'an Yazması Neden Osman'a Ait Değil?
5-) Vatikan Arşivindeki En Eski Kur'an Yazmaları!
6-) Vatikan'da Çok Konuşulacak 110 Kur'an Yazması!

Ben bu başlıkta yalnızca 1. videonun en can alıcı kısmını gerçekten çok kısaca anlatacağım.
1601980006365.png

Burada 4 tane yazmanın, %95,4 ihtimalle yazıldığı tarih aralığı verilmiş. Bunlardan en az 1 tanesi eğer doğruysa kesin olarak söyleyebiliriz ki Kur'an, kopya bir kitaptır. Dördüncü nüsha; %95,4 oranında MS 535 yılından önce yazılmış, karbon testi gibi güvenilir bir testin, en azından 610 yılından gerçekten çok uzak bir değer vermesi ve bunun %95,4 oranında olması düşündürücü. Hele ki başka 2 nüshanın daha bu şekilde bulunması, ikisi de 610'dan çok uzak olmasa da %95,4'lük bir oran söz konusu, ayrıca gene de biri 4 yıl, biri de 11 yıl öncesinden yazılmış. Ayrıca %95,4 ihtimalle 611 yılından önce yazılmış olan nüshanın oranını biraz indirirsek 611'den öncesine gidebiliriz, zaten arada 2 yıl var.

Buraya kadar anlattıklarımdan yola çıkarak şu söylenebilir: Kur'an, anlamsal olarak değişikliğe mutlaka uğramıştır. Ayrıca, Muhammed'den önce, Kur'an ayetleri vardı. Hatta; Kur'an'ın tanrısı, onu yazarken kopya çekmiştir. Sâbiîlikten, İsevilikten, Musevilikten, Zerdüştlükten, mitlerden,... Mitlere örnek olarak, Nuh tufanını verebilirim (bkz. Gılgamış Destanı).
 
Moderatör tarafından düzenlendi:

Yavuz Selim

Yazar
Mesajlar
107
Tepki puanı
78
Düşünce
Agnostik
7000 karaktere sığdırabilmek için, yazının önemli bir kısmını silmek zorunda kaldım :(
 

gumiho

Yazar
Mesajlar
53
Tepki puanı
38
Düşünce
Panenteist
dinler şekilden şekile girebilecek şekilde tasarlanmıştır diye düşünüyorum ben. böyle daha kullanışlı olur ve sonuçta aynı amaca hizmet eder.
 

Yavuz Selim

Yazar
Mesajlar
107
Tepki puanı
78
Düşünce
Agnostik
Neden öbür yazılarım kadar dikkat toplamadı? Bence bu tartışılması gereken en önemli konulardan, gerek Sâbiîlikle İslam'ın müthiş benzerliği, gerek Zerdüştlükle benzerliği, gerek bazı mitlerden kopya çekilmesi, gerek bazı nüshaların Muhammed'den çok önceye ait olması, gerek Kur'an'daki anlamsal bozulmaların olma olasılığı, hatta olması...
 

vld_ackrmn

Yazar
Mesajlar
139
Tepki puanı
116
Düşünce
Agnostik
Bu başlığın açılması iyi oldu. Konu ile ilgili linkleri bırakıyorum:

Parşomenlerin tarihlendirilmesi ve içerikleri:

1) https://books.google.com.tr/books?i...the 4 carbon dating lab reports quran&f=false

2) https://www.academia.edu/37672955/_...in_Late_Antiquity_in_Topoi_21_2017_pp_291_320

3) https://books.google.com.tr/books?i...the origins of the quran julien robin&f=false

4) https://www.academia.edu/26831582/2...s_à_la_lumière_des_inscriptions_préislamiques

5) https://search.proquest.com/openvie...d0dadf94b4e1/1?pq-origsite=gscholar&cbl=28019

6) https://www.academia.edu/26831582/2...s_à_la_lumière_des_inscriptions_préislamiques

7) https://www.researchgate.net/publication/284900377_Radiocarbon_dating_and_calibration

8) https://www.researchgate.net/publication/267846457_Applications_of_Radiocarbon_Dating_Method

9) https://drive.google.com/file/d/1GH7w8o_ZMn0P9gxBaln6YpZrX5O7zNeR/view

10) https://drive.google.com/file/d/1JsvDwPJnG4A4fPUuvLlQDoIz3pdB88ro/view

11) https://www.academia.edu/25775465/V...Gj-SkaU5nBkg18nTG1E1EcyPElLCQqZJuxwE0wC_v6oQk

12) https://docplayer.biz.tr/51022787-I...j7jojzcOZ-Mfs1GBpbtCPZTU2uUJf1sdTZUsx-fzkxJN0

Karbon testlerinin güvenilirliğine dair kaynaklar:

1) https://arkeofili.com/yeni-bulunan-magaralarda-olu-deniz-parsomenleri-araniyor/

2) https://arsiv.ozgurdusuncehareketi.org/yazi/karbon-tarihleme-yontemi-yanlis-sonuc-vermiyor-mu/

3) https://pubs.usgs.gov/gip/geotime/radiometric.html

Vatikandaki 110 farklı Kuran elyazmaları (ayak resmi içeren ve kunut duası olan, ayrıca sure isimleri değişik ve bazı ayetler Mekki yerine Medeni olarak, Medeni olanlarda Mekki olarak kaydedilmiş)

1) https://digi.vatlib.it/mss (Vatikan arşivi)

2) https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/374780
 

Yavuz Selim

Yazar
Mesajlar
107
Tepki puanı
78
Düşünce
Agnostik
Yanlış anlaşıldığına deliliniz nedir?

Tahrifler olduğunu iddia edebilmeniz için önceki metin ile sonraki metin karşılaştırması yapmanız gerekir. Hiçbir delil ortaya koymadan tahrif olduğunu iddia etmek anlamsız.
Ortada karşılaştırılabilecek bir metin yok, hiçbir nüsha bu bakımdan işe yaramaz. Olasılıksal olarak baktığımızda değişmemesi imkansız, zaten dünya üzerinde popüler 5 tane Kur'an var, onlarda da -kelime bazında- ufak da olsa farklılıklar var. Bu da zaten değiştirildiğini göstermiyor mu? Hangisi doğru asla bilemeyeceğiz, belki de hepsi yanlıştır.
C14 Metodu bazı VARSAYIMlara dayandığı için eleştirilmektedir:

1. Birçok canlı sistem, standart C14/C12 oranına sahip değildir. Karbon-14 Metodu, bütün canlı organizmalar öldüğü zaman, onların hepsinin standart C14/C12 oranını ihtiva ettiğini farz eden bir kabulle yola çıkar. Hâlbuki birçok numune bu oranı göstermemiştir. Meselâ bu metotla, yaşayan mollusklar 2300 yaşında tespit edilmiştir. Böyle bir değer, organizma çevresinin, tahmin edilenden daha fazla C14 ihtiva ettiğini, dolayısıyla organizma ile çevre arasında karbon değişimi olduğunu gösterir(Kıeth, M.S. and Anderso, G.M. Radiocarbon Dating: Fictitious Tesults with Mollusc Shells. Science, August, 16. A. 634)

2. Radyokarbon, her organizmada sabit oranda azalmayabilir.

Radyokarbon bozunumları, çevrenin radyoaktivitesinden, özellikle serbest nötronlardan ve kozmik radyasyonlardan etkilenmekte ve dolayısıyla bozunma hızları değişmektedir.(Libby,W.F.Radiocarbon Dating. Universty of Chicago Press.p.7.)

3. Tabii karbon miktarı geçmişte değişik olabilir.

Geçmişte yeryüzünün bitki örtüsü, şimdikinden ya daha fazlaydı ya da daha az. Buna bağlı olarak da C14/C12 oranı ya büyük veya küçük olacaktır. Dolayısıyla bu periyotlara ait materyallerin görünen radyokarbon yaşı da, gerçek yaştan ya büyük veya küçük bulunacaktır. Aynı husus, atmosferdeki karbondioksit miktarı için de geçerlidir. Şayet geçmişte volkanlar dışarıya karbondioksit vermişse, bu durumda o zamanki karbondioksit miktarı, şimdikinden farklı olacaktır.(Lingelfelter, R. E. Production of C-14 by Cosmic & Ray Neutrons. Reviews of Geographics. Vol. 1. p.51.)

4. Radyokarbon oranı kararlı bir duruma erişmemiş olabilir. C14/C12 oranının belirli bir sürede yerkürede kararlı bir duruma geldiği kabul edilir. Yani atmosferde teşekkül eden C14 miktarı, yeryüzünde bozulmaya uğramış C14 miktarına eşittir. Dolayısıyla giren ve çıkan toplam C14 miktarı aynı olmalıdır. Ama durumun böyle olmadığını gösteren hususlar da vardır. Nitekim dünyada bir yılda teşekkül eden radyokarbonun ölçülebilen miktarının, bozulmaya uğrayan radyokarbondan yüzde 25 oranında fazla olduğu belirtilmektedir(Suess, H.E. Secular Vanations in the Cosmic Ray Produced Carbon-14 in the Atmosphere and their Interpretations. Journal of Geophysical Research. Vol.7. p.594.)
Zaten yüzdeler belirtiliyor ya, %95.4 diye. Bunları dahil etmeseler böyle geniş aralıklar verilir miydi, üstüne bir de bunlar için bile olasılık verilir miydi? Bu bilimsel bir araştırma, öyle adamlar kafalarına göre yapmıyor bu hesapları.
Zaten rahim olan yine rahim olarak harekelendirilmiş de olabilir. Mutlaka demeniz için elinizde kanıt olması gerekir. Var mı kanıtınız?
Zaten racim diye harekelendiğini iddia etmiyorum, "öyle bir şey olsaydı" diyorum.
Eğer öyle olsaydı Kuranda insan gücünü aşan mucizevi yönler olmazdı:

Gelecekten NET TARİH VEREREK bildirilen haberlerin TAMAMI doğru çıkan ikinci bir örnek yok.

Bu şekilde binlerce tevafuk olan ikinci bir kitap örneği yok

Kuranın belagatini aşmayı bırakın yetişebilen ikinci bir örnek yok
Oh oh, propaganda oh! Mis gibi belagat, bir sürü mucize, gelecek-melecek,...

Tam cevabı gönderecektim ki bir anda sünni olduğunu hatırladım, o halde normalde Ahzap suresinden en az ~50, en fazla da ~200 ayet eksik olduğunu kabul ediyorsundur değil mi? Ya da işte Ömer'in oğlunun Kur'an'ın çoğunun daha o gün bile olmadığını söylediğini biliyorsundur değil mi? Ya da kimi ayetlerin yok olduğunu, hatta allahın ayetini koyundan koruyamadığını kabul ediyorsundur değil mi? Bunlara ne olacak peki?

Ayrıca İslam'ın sâbiîlik ve zerdüştçülükle benzeriliğine ne demeli?
 
Yazan tarafından düzenlendi:

vld_ackrmn

Yazar
Mesajlar
139
Tepki puanı
116
Düşünce
Agnostik
Ben bu çalışmayı bilmiyordum 2017'de yapılmış teşekkürler.
Araya sokuşturulan ve değiştirilen ayetler.
Rica ederim. Yukarıda Vatikan arşivinin linkinide koymuştum. Dilersen ordan baka bilirsin orjinal nüshalara. Şu an Michael Marx & Andreas Kaplony - "Quran Quotations Preserved On Papyrus: 7th-10th Centuries" kitabının pdf-sini arıyorum ama maalesef Google Books'ta tam versiyonu var ve oradan indirmek olmuyor. Testlerin analizleri, istatistiksel verileri verilmiş. Önemli kitaplardan birisi. Bir de François Deroche'nin "Les Origines Du Corane" kitabı var. Onunda tam versiyonu olan kitabını'da bulamadım ama yukarıda verdiğim:

Bu linkte 53 sayfalık pdf-si var. Dilersen onada baka bilirsin.
 

Yavuz Selim

Yazar
Mesajlar
107
Tepki puanı
78
Düşünce
Agnostik
Ortada karşılaştırılabilecek bir metin yok, hiçbir nüsha bu bakımdan işe yaramaz. Olasılıksal olarak baktığımızda değişmemesi imkansız, zaten dünya üzerinde popüler 5 tane Kur'an var, onlarda da -kelime bazında- ufak da olsa farklılıklar var. Bu da zaten değiştirildiğini göstermiyor mu? Hangisi doğru asla bilemeyeceğiz, belki de hepsi yanlıştır.
Bunun üzerine ek olarak şunu söylemek istiyorum, kelime bazında kasıtlı değişiklikler yapıldığının kanıtı San'a Yazmaları¹nın alt metinleridir. Kıraat farklılıklarından ötürü ihtilafa düşüldüğünün ispatsız olduğunu düşünüyordum, yanılmışım, cehaletime verin.
Kurtubi'nin; Yûnus suresi (10), 16. ayet için yaptığı tefsir²de şu ifadeler yer almaktadır:

"...İbn Kesîr; "Mutlaka onu size bildirirdi" anlamında "lâm" ile "hemze" arasında "elif" olmaksızın okumuştur. Yani: Şayet Allah dilemiş olsaydı, ben onu size okumaksızın dahi O size onu bildirirdi. Bu durumda buradaki "lâm", ef ale (o yaptı) veznindeki "hemze"nin başına gelmiş bir te'kid lâm'ıdır. İbn Abbâs ve el-Hasen ise, "Ben onu size bildirmezdim" anlamında "ya"yi, -Akiloğullarınin ağzına uygun olarak- elife dönüştürmek suretiyle okumuşlardır. Şair der ki:

"Şunu bil ki, Yemameliler Taylılara bir Savaş ilan etti.

Alnında beyazlık bulunan atların perçemleri gibi."

Ebû Hatim der ki: el-Esmaî'yi şöyle derken dinledim: Ben, Ebû Amr b. el-Alâ’ya sordum: el-Hasen'in; şeklindeki kıraatinin açıklanabilir bir tarafı var mıdır? O, hayır dedi.

"Ömrün hakkı için yemin ederim.

Yer yüzünde develeri önüne katıp sürükleyen

Bir Kayslı bulunduğu surece fakirlikten korkmayacağım."

Bir başka şair de şöyle demektedir:

Ebû Ubeyd de der ki: el-Hasen'in bu şekildeki okuyuşunun yanlış olduğunu söylemekten başka açıklanabilir bir tarafı yoktur.

en-Nehhâs der ki: Ebû Ubeyd'in; "açıklanabilir bir tarafı yoktur" sözü, Allah'ın izniyle yanlıştır. Çünkü, "bildim" anlamında; denilir ve; "başkasına bildirdim," anlamında da; denilir. Yine "def ettim, sallallahü aleyhi ve sellemdım" anlamında; denilir. O halde, yanlışlık bu iki farklı fiilin kullanımı hakkında sözkonusudur.

Ebû Hatim der ki: Zannederim el-Hasen bu kıraati ile el-Haris b. Kâ'boğullarının söyleyişine uygun olarak "ye" harfinin yerine "elif" kullanmıştır. Çünkü onlar, kendisinden önceki harf fethalı olduğu takdirde "ye" harfinin yerine "elif" kullanırlar. Yüce Allah'ın:

"Bunlar ancak iki sihirbazdır" (Tâhâ, 20/63) âyeti gibi.

el-Mehdevî der ki: diye okuyanların kıraati şöyle açıklanır: Hemzenin aslı "ye"dır. Buna göre bu kelimenin asli; "Size bildirdim" şeklindedir. Burada "ye" harfi -sakin olmakla birlikte- "elife kalbedilmiştir. Nitekim -ümit kesmiş anlamında ın yerine, in de in yerine kullanılması gibi. Daha sonra; -âlim anlamında- yerine ve -yüzük anlamında- ın yerine diye kullananların şivesine uygun olarak "elif" "hemze"ye çevrilmiştir, en-Nehhâs der ki: Bu bir yanlışlıktır. Çünkü, el-Hasen'den gelen rivâyet "hemze'li olarak; şeklindedir. Ebû Hatim ve başkaları ise, bunun hemzesiz olduğunu söylemişlerdir. Bununla birlikte defettim, sallallahü aleyhi ve sellemdım anlamında fiilinden gelmesi de mümkündür. Yani, ben size (yaptıklarınızı bir kenara) iterek, Kur'ân'ı inkârı terketmentzi de size emretmedim, demek olur."

Peygamber döneminde bile bu tarz kıraat farkları olmuştur, peygamber de bunun üzerine resmen 'yaw problem yok, farklı okuyabilirsiniz' demiştir. Ömer bin Hattab (hani halife olan) anlatıyor:

"Hişam bin Hakim'in; Furkân suresini, peygamberin bana öğrettiğinden farklı bir şekilde okuduğunu fark etmiştim. O ibadet ederken sinirden küplere biniyordum, ancak öfkemi kontrol ettim ve ibadetinin bitmesini bekledim. O ibadetini bitirir bitirmez boynundan (tam olarak değil) tuttum, ardından ona dedim ki: 'Bu sureyi bu şekilde okumayı sen nereden öğrendin?', Hişam dedi ki: 'Allah'ın elçisinden!', ben de dedim ki: 'Yalan söylüyorsun! O bana daha başka bir biçimde öğretmişti!'. Ardından Hişam'ı, Allah'ın elçisine değin sürükledim ve Allah'ın elçisine durumu anlattım. Muhammed: 'Ömer, bırak Hişam'ı!', ardından 'Sureyi oku!' dedi, Hişam bitirdikten sonra 'Bu sure bu şekilde vahyolmuştur.' dedi. Ardından aynı şeyi benim (Ömer) için de istedi, ben de okuduktan sonra 'Bu sure bu şekilde vahyolmuştur.' dedi. Ardından ekledi: 'Kur'an, 7 ayrı lehçe üzerine inmiştir. Size hangisi kolay geliyorsa öyle okuyun!'."³

Özetle, Kur'an'ın değiştirilmediğini iddia etmek için deli olmak gerekiyor. 🤪

Kaynaklar:
¹: San'a Yazmaları Wikipedia - Türkçe/İngilizce
²: Kurtubi, Yûnus Suresi (10) Tefsiri
³: Sahih-i Buhari, Kitab Fedailul El-Kur'an (66)/14, hadis no: 4992
 

bilgelikyolunda

lll ☆
Yazar
Mesajlar
14,459
Tepki puanı
1,109
Düşünce
Sünni
Olasılıksal olarak baktığımızda değişmemesi imkansız,
İmkansız olduğunu siz uydurdunuz
popüler 5 tane Kur'an var, onlarda da -kelime bazında- ufak da olsa farklılıklar var. Bu da zaten değiştirildiğini göstermiyor mu?
normalde Ahzap suresinden en az ~50, en fazla da ~200 ayet eksik olduğunu kabul ediyorsundur değil mi?
Ya da işte Ömer'in oğlunun Kur'an'ın çoğunun daha o gün bile olmadığını söylediğini biliyorsundur değil mi? Ya da kimi ayetlerin yok olduğunu, hatta allahın ayetini koyundan koruyamadığını kabul ediyorsundur değil mi? Bunlara ne olacak peki?
Sahih olmadığı bin küsur yıl önce ilan edilmiş böylesi şeylerle karşımıza gelmeyiniz :)
Ayrıca İslam'ın sâbiîlik ve zerdüştçülükle benzeriliğine ne demeli?
Hz Adem’den beri peygamberler özünde aynı dini tebliğ etmişlerdir. Zaman ve mekanın ihtiyaçlarına göre bazı detay hükümlerde küçük değişiklikler vardır. Daha sonra peygamberlerin tebliğ ettikleri tahrif edilince diğer dinler ortaya çıkmıştır. Bu yüzden dinler arasında benzerlik normaldir.
 

bilgelikyolunda

lll ☆
Yazar
Mesajlar
14,459
Tepki puanı
1,109
Düşünce
Sünni
Bunun üzerine ek olarak şunu söylemek istiyorum, kelime bazında kasıtlı değişiklikler yapıldığının kanıtı San'a Yazmaları¹nın alt metinleridir. Kıraat farklılıklarından ötürü ihtilafa düşüldüğünün ispatsız olduğunu düşünüyordum, yanılmışım, cehaletime verin.
Kurtubi'nin; Yûnus suresi (10), 16. ayet için yaptığı tefsir²de şu ifadeler yer almaktadır:

"...İbn Kesîr; "Mutlaka onu size bildirirdi" anlamında "lâm" ile "hemze" arasında "elif" olmaksızın okumuştur. Yani: Şayet Allah dilemiş olsaydı, ben onu size okumaksızın dahi O size onu bildirirdi. Bu durumda buradaki "lâm", ef ale (o yaptı) veznindeki "hemze"nin başına gelmiş bir te'kid lâm'ıdır. İbn Abbâs ve el-Hasen ise, "Ben onu size bildirmezdim" anlamında "ya"yi, -Akiloğullarınin ağzına uygun olarak- elife dönüştürmek suretiyle okumuşlardır. Şair der ki:

"Şunu bil ki, Yemameliler Taylılara bir Savaş ilan etti.

Alnında beyazlık bulunan atların perçemleri gibi."

Ebû Hatim der ki: el-Esmaî'yi şöyle derken dinledim: Ben, Ebû Amr b. el-Alâ’ya sordum: el-Hasen'in; şeklindeki kıraatinin açıklanabilir bir tarafı var mıdır? O, hayır dedi.

"Ömrün hakkı için yemin ederim.

Yer yüzünde develeri önüne katıp sürükleyen

Bir Kayslı bulunduğu surece fakirlikten korkmayacağım."

Bir başka şair de şöyle demektedir:

Ebû Ubeyd de der ki: el-Hasen'in bu şekildeki okuyuşunun yanlış olduğunu söylemekten başka açıklanabilir bir tarafı yoktur.

en-Nehhâs der ki: Ebû Ubeyd'in; "açıklanabilir bir tarafı yoktur" sözü, Allah'ın izniyle yanlıştır. Çünkü, "bildim" anlamında; denilir ve; "başkasına bildirdim," anlamında da; denilir. Yine "def ettim, sallallahü aleyhi ve sellemdım" anlamında; denilir. O halde, yanlışlık bu iki farklı fiilin kullanımı hakkında sözkonusudur.

Ebû Hatim der ki: Zannederim el-Hasen bu kıraati ile el-Haris b. Kâ'boğullarının söyleyişine uygun olarak "ye" harfinin yerine "elif" kullanmıştır. Çünkü onlar, kendisinden önceki harf fethalı olduğu takdirde "ye" harfinin yerine "elif" kullanırlar. Yüce Allah'ın:

"Bunlar ancak iki sihirbazdır" (Tâhâ, 20/63) âyeti gibi.

el-Mehdevî der ki: diye okuyanların kıraati şöyle açıklanır: Hemzenin aslı "ye"dır. Buna göre bu kelimenin asli; "Size bildirdim" şeklindedir. Burada "ye" harfi -sakin olmakla birlikte- "elife kalbedilmiştir. Nitekim -ümit kesmiş anlamında ın yerine, in de in yerine kullanılması gibi. Daha sonra; -âlim anlamında- yerine ve -yüzük anlamında- ın yerine diye kullananların şivesine uygun olarak "elif" "hemze"ye çevrilmiştir, en-Nehhâs der ki: Bu bir yanlışlıktır. Çünkü, el-Hasen'den gelen rivâyet "hemze'li olarak; şeklindedir. Ebû Hatim ve başkaları ise, bunun hemzesiz olduğunu söylemişlerdir. Bununla birlikte defettim, sallallahü aleyhi ve sellemdım anlamında fiilinden gelmesi de mümkündür. Yani, ben size (yaptıklarınızı bir kenara) iterek, Kur'ân'ı inkârı terketmentzi de size emretmedim, demek olur."

Peygamber döneminde bile bu tarz kıraat farkları olmuştur, peygamber de bunun üzerine resmen 'yaw problem yok, farklı okuyabilirsiniz' demiştir. Ömer bin Hattab (hani halife olan) anlatıyor:

"Hişam bin Hakim'in; Furkân suresini, peygamberin bana öğrettiğinden farklı bir şekilde okuduğunu fark etmiştim. O ibadet ederken sinirden küplere biniyordum, ancak öfkemi kontrol ettim ve ibadetinin bitmesini bekledim. O ibadetini bitirir bitirmez boynundan (tam olarak değil) tuttum, ardından ona dedim ki: 'Bu sureyi bu şekilde okumayı sen nereden öğrendin?', Hişam dedi ki: 'Allah'ın elçisinden!', ben de dedim ki: 'Yalan söylüyorsun! O bana daha başka bir biçimde öğretmişti!'. Ardından Hişam'ı, Allah'ın elçisine değin sürükledim ve Allah'ın elçisine durumu anlattım. Muhammed: 'Ömer, bırak Hişam'ı!', ardından 'Sureyi oku!' dedi, Hişam bitirdikten sonra 'Bu sure bu şekilde vahyolmuştur.' dedi. Ardından aynı şeyi benim (Ömer) için de istedi, ben de okuduktan sonra 'Bu sure bu şekilde vahyolmuştur.' dedi. Ardından ekledi: 'Kur'an, 7 ayrı lehçe üzerine inmiştir. Size hangisi kolay geliyorsa öyle okuyun!'."³

Özetle, Kur'an'ın değiştirilmediğini iddia etmek için deli olmak gerekiyor. 🤪

Kaynaklar:
¹: San'a Yazmaları Wikipedia - Türkçe/İngilizce
²: Kurtubi, Yûnus Suresi (10) Tefsiri
³: Sahih-i Buhari, Kitab Fedailul El-Kur'an (66)/14, hadis no: 4992
Son yazdığınız hadis zaten kıraat farklarının Kuranın iniş şekillerinden olduğu ve başından beri öyle olduğu için Kuran’ın değiştirildiğini göstermeyeceğini ispat ediyor
 

Yavuz Selim

Yazar
Mesajlar
107
Tepki puanı
78
Düşünce
Agnostik
İmkansız olduğunu siz uydurdunuz
evt
Araştırmasında o nüshaların neden Osman'ın olamayacağını anlatıyor...
Sahih olmadığı bin küsur yıl önce ilan edilmiş böylesi şeylerle karşımıza gelmeyiniz :)
tm
Hz Adem’den beri peygamberler özünde aynı dini tebliğ etmişlerdir. Zaman ve mekanın ihtiyaçlarına göre bazı detay hükümlerde küçük değişiklikler vardır. Daha sonra peygamberlerin tebliğ ettikleri tahrif edilince diğer dinler ortaya çıkmıştır. Bu yüzden dinler arasında benzerlik normaldir.
tm
Son yazdığınız hadis zaten kıraat farklarının Kuranın iniş şekillerinden olduğu ve başından beri öyle olduğu için Kuran’ın değiştirildiğini göstermeyeceğini ispat ediyor
İlk attığım makaleye de bi cevap beklerim.
 

bilgelikyolunda

lll ☆
Yazar
Mesajlar
14,459
Tepki puanı
1,109
Düşünce
Sünni
Araştırmasında o nüshaların neden Osman'ın olamayacağını anlatıyor...
Dünyanın bu kadar farklı coğrafyasında bu kadar eski Kuranların aynı olması değiştirildiği iddialarının ne kadar temelsiz olduğunu gösteriyor.
İlk attığım makaleye de bi cevap beklerim.
Yazmıştım ama yönetim silmiş.

Sayın @Mete Turan bu konuda yazdığım ilk cevaplar neden silindi?
 

vld_ackrmn

Yazar
Mesajlar
139
Tepki puanı
116
Düşünce
Agnostik
C14 Metodu bazı VARSAYIMlara dayandığı için eleştirilmektedir:

1. Birçok canlı sistem, standart C14/C12 oranına sahip değildir. Karbon-14 Metodu, bütün canlı organizmalar öldüğü zaman, onların hepsinin standart C14/C12 oranını ihtiva ettiğini farz eden bir kabulle yola çıkar. Hâlbuki birçok numune bu oranı göstermemiştir. Meselâ bu metotla, yaşayan mollusklar 2300 yaşında tespit edilmiştir. Böyle bir değer, organizma çevresinin, tahmin edilenden daha fazla C14 ihtiva ettiğini, dolayısıyla organizma ile çevre arasında karbon değişimi olduğunu gösterir(Kıeth, M.S. and Anderso, G.M. Radiocarbon Dating: Fictitious Tesults with Mollusc Shells. Science, August, 16. A. 634)

2. Radyokarbon, her organizmada sabit oranda azalmayabilir.

Radyokarbon bozunumları, çevrenin radyoaktivitesinden, özellikle serbest nötronlardan ve kozmik radyasyonlardan etkilenmekte ve dolayısıyla bozunma hızları değişmektedir.(Libby,W.F.Radiocarbon Dating. Universty of Chicago Press.p.7.)

3. Tabii karbon miktarı geçmişte değişik olabilir.

Geçmişte yeryüzünün bitki örtüsü, şimdikinden ya daha fazlaydı ya da daha az. Buna bağlı olarak da C14/C12 oranı ya büyük veya küçük olacaktır. Dolayısıyla bu periyotlara ait materyallerin görünen radyokarbon yaşı da, gerçek yaştan ya büyük veya küçük bulunacaktır. Aynı husus, atmosferdeki karbondioksit miktarı için de geçerlidir. Şayet geçmişte volkanlar dışarıya karbondioksit vermişse, bu durumda o zamanki karbondioksit miktarı, şimdikinden farklı olacaktır.(Lingelfelter, R. E. Production of C-14 by Cosmic & Ray Neutrons. Reviews of Geographics. Vol. 1. p.51.)

4. Radyokarbon oranı kararlı bir duruma erişmemiş olabilir. C14/C12 oranının belirli bir sürede yerkürede kararlı bir duruma geldiği kabul edilir. Yani atmosferde teşekkül eden C14 miktarı, yeryüzünde bozulmaya uğramış C14 miktarına eşittir. Dolayısıyla giren ve çıkan toplam C14 miktarı aynı olmalıdır. Ama durumun böyle olmadığını gösteren hususlar da vardır. Nitekim dünyada bir yılda teşekkül eden radyokarbonun ölçülebilen miktarının, bozulmaya uğrayan radyokarbondan yüzde 25 oranında fazla olduğu belirtilmektedir(Suess, H.E. Secular Vanations in the Cosmic Ray Produced Carbon-14 in the Atmosphere and their Interpretations. Journal of Geophysical Research. Vol.7. p.594.)

Kaynak: https://sorularlaislamiyet.com/jeolojik-ve-arkeolojik-yas-tayin-metotlari-guvenli-midir-0

20201025_164422.jpg


20201025_164721.jpg


Siz Sorularla İslamiyeti kaynak olarak görüyorsanız okay. Ayrıca sitenin alıntıladığı ve sizinde alıntıladığınız Kıeth, M.S. ve Anderso, G.M, mollsukalar hakkında yazdıkları yazı 1963
yılına ait:

Link: https://science.sciencemag.org/cont...ented to show,carbon dioxide from humus decay

20201025_165434.jpg

1963 yılından günümüze kadar olan dönemlerde tarihleme yöntemleri gelişti. Yani buna VARSAYIM demek araştırmamaktan kaynaklanıyor. Şimdi Molluskaların ve deniz canlılarının karbon tarihleme testleri konusuna bakalım.
 

Ekler

  • Screenshot_20201024-223756_Chrome.jpg
    Screenshot_20201024-223756_Chrome.jpg
    559.8 KB · Görüntüleme: 12

Son konular

Üst